‘Sartre’ olarak etiketlenmiş yazılar

ÖZLÜ SÖZLER -3

Perşembe, 18 Şubat 2010

 

- İnsan, simgeleştiren bir hayvandır. Bu sayede düşünür.

    E. CASSIRER

 - İnsan, korku içinde özgürlüğün imkanını keşfeder. Özgürlük imkanı ise karar vermektir.

- Öznellik hakikattir.

- Bireye tek olma imkanı vermeyen, kollektivizm şeytandır.

- Tek insan, tanrı karşısında sorumlu olan insandır.

- Yabancılaşma, kitle içinde kaybolmaktır.

   S. KİERKEGAARD

 - İnsan, makrokozmosda bir mikrokozmosdur.

     M. SCHELER

 - Hayatın anlamı sorulduğunda ve bunda bir anlam görülmediğinde intihar mı etmeliyiz yoksa bu anlamsızlığın bir gün değişebileceğine dair umudumuzu korumaya devam mı edeceğiz?…Anlamsız olan ne dünyadadır ne de akılda, ikisinin arasındadır.

- İlk işimiz umutsuzluğa düşmemektir.

- Pekçok insan, trajik ile umutsuzluğu birbirine karıştırıyor.

- Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir. Ama ölüm soyutlaştı mı, yaşam da soyutlaştı demektir. Bir adamın yaşamını bir ideolojiye kul köle etmek, onu soyutlaştırmak değil de nedir?

 Bu ideolojiler kendilerine, dar kafalarına, budalaca mantıklarına o kadar güveniyorlar ki, dünyanın esenliğini yalnız kendilerinin başa geçmesine ve başkalarının boyun eğmesine bağlı görüyorlar. Oysa bir insana ya da herhangi birşeye boyun eğdirmeyi istemek, onun kısır, sessiz hatta ölü olmasını istemek demektir.

- Karşılıklı konuşma olmayan yerde, yaşam da yoktur…Diyaloğun yerini polemik tutmuştur.

- 17. yüzyıl matematik çağı, 18. yüzyıl fizik çağı, 20. yüzyıl ise korku çağıdır.

- Ya zamanla birlikte yaşar ve ölürsün ya da daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsın.

- Tanrı ve insan anlaşmazlığı karşısında, ben insandan yanayım.

- Bu geçici evren içinde, insanca olanın, yalnız insanca olanın daha ateşli bir anlamı vardır.

- Ütopya, gerçekle çelişme durumunda olan şeydir. Bu bakımdan kimsenin kimseyi öldürmemesini istemek, tam anlamıyla bir ütopyadır. Ama adam öldürmenin haklı görülmemesini istemek, ütopya olarak çok daha hafiftir.

- Düşüncemizi kurtarmak için, bedenimizin işkencelere katlanması gerekti. Ancak ödediğimiz şey tam anlamıyla bizim olur.

- Öyle mutlu bir arenadır ki Avrupa bizim için, orada batılı insanın dünyaya, tanrılara karşı giriştiği savaş bugün en çalkantılı anına varmıştır.

- Yine de bu dünyanın yüce bir anlamı olmadığına inanıyorum ama onda birşey olduğunu biliyorum. O da insandır. Çünkü, bir anlam arayan tek varlık odur. Bu dünyada hiç değilse insanın gerçeği var ve bizim ödevimiz, onun yazgısına karşı koymasına yardım etmektir. Dünyanın insandan başka anlamı yoktur. Yaşam anlayışımızı kurtarmak istiyorsak, onu kurtarmak gerekir.

   A. CAMUS

- İnsan büyüklüğünü bir uca giderek değil, her iki uca dokunarak gösterir.

PASCAL

- İnsan yokolurmuş, olabilir. Ama dayanarak yok olalım. Yazgımız hiçlikse bile, bunu kendimiz haketmiş olmayalım.

OBERMAN

 - Bütün bilgilerimiz tecrübe ile başlar ama tecrübe ile bitmez.

- Tümevarım bir mitostur.

      D.HUME

 - İnsan özgür doğar ama hayatın her anında zincire mahkum edilir.

 - Bütün kavgaların, felaketlerin, tüm kötülüklerin anası; ‘özel mülkiyet’tir. Özel mülkiyetin olmadığı yerde haksızlık da yoktur.

     J.J.ROUSSEAU

- Bilgi kuvvettir.

- Mutlu olmak için, doğayla uyum içerinde olmak gerekir.

     F.BACON

 - Bir çalışmayı bölen en kötü iki şey, zamansız çalan telofon ve davetsiz gelen misafirdir.

    E. HAMİNGWAY 

- İyi örneklerde, teşvik olsun diye isim veririm ama kötü örneklerde vermem. Ola ki, pişman olur.

- Sofrada ‘tuzluk’ neyse, çalışma masasında ’sözlük’ de odur.

- Karpuz, ‘kabak’ çıkarsa yemezsiniz ya kitap kabak çıkarsa?

BİLGE KARASU

- Gençlik olgunlukla, cehalet bilgelikle, hastalık sağlıkla, sarhoşluk ayılmayla kendine gelir ama aptallık, sonsuza kadar sürer.

    ARİSTOFANES

 SOKRATES:

- Kendini tanı.

- Bilgi hatırlamadır

- Doğru bilgi, doğru eylemi gerektirir.

- Her iki halde de evlenin! Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz, kötü çıkarsa filozof olursunuz.

- Eşek çift attı diye mahkemeye mi vereyim? Eşek, eşekliğini yapıyor.

- Benim sizden farkım, bilmediğimi bilmek.

- Kaçmıyorum çünkü, suçlu değilim…Suçsuz yere ölmek suçlu olarak ölmekten daha iyidir.

- Önemli olan yaşamak değil, doğru yaşamaktır.

                                             MARX :                                                                       

- Tarihi yapan insandır…

- Alt yapı, üst yapıyı belirler…

- İnsanlık tarihi, sınıf çelişkisinden ibarettir.

- Komünizmin önündeki engel, burjuvazinin eksikliğidir.

- Din, toplumun afyonudur.

- İnsan, ne üretirse ona yabancılaşır.

- Kapitalist, kendisinin kapitalist olmasından sorumlu değildir ama ilişkilerin kurulmasına yardımcı olduğu için sorumludur

- Bir memleket iki şekilde talan edilir; düşmanlar ve bizzat o ülkenin kendi maliyesi tarafından.

- Zorun güzelliği, doğallığındadır.

- Mülkiyet hırsızlıktır.

———-

- İhtiyaç, icadın anasıdır.

- Felsefe, mantık ve diyalektikten oluşur.

- Erkek burjuvazidir, karısıysa proleteryayı temsil eder.

- Ne mutlu o yoksullara ki, öteki dünya onlarındır ve er ya da geç bu dünyada onların olacaktır.  

ENGELS

  - Az gelişmiş toplumlarda ordu, kendi halkına karşı kullanılmak için vardır. 

 - Her devrimin temel sorunu, iktidar olmak içindir.

 LENİN

  G.V.PLEKHANOV:

 Formel mantık, realitede geçer değildir. Hareket, ayniyet ve çelişmezlik prensibine tabi değildir.Çünkü; madde hareketsiz, hareketsiz de madde olmaz. Bütün alemin esası bu hareketli maddedir. Hareket halindeki bir cisim, aynı zamanda hem burada hem de başka yerdedir..Hem vardır hem de yoktur. Bizzat bu değişmenin varlığı, gerçekte çelişmezlik mantığı yerine, çelişme mantığı veya diyalektiğin cari olduğunu gösterir.

 Ya formel mantık doğrudur, o zaman realiteyi inkar etmeli ya da realite doğrudur, o zaman da formel mantık ilkelerinin geçerliliği yoktur.

 Eğer mantığımız doğruysa, Zenon gibi hareketi inkar etmemiz gerekir.

———–

 HEISENBERG İLKESİ (Belirsizlik İlkesi):

 Kuantum fiziğinde, bir parçacığın yerini tespit ettiğimizde hızını, hızını tespit ettiğimiz de ise yerini tespit edemiyoruz..

———–

 - Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister.

-Yenile yenile yenmesini de öğreneceğiz.

- Siz istediğim parayı verin, ben her savaşı kazanıyım.

- Devlet adamının kalbi, beynidir.

- Sadece kaba güçle hiçbirşey kurulamaz. İki şey dünyayı egemenliğinde tutar; biri kılıç diğeriyse düşüncedir. Kılıç eninde sonunda düşünceye yenilir.

NAPOLYON

- Minnettarlık, köpeklerin alışkanlığıdır.

- İki şeyden taviz verilmez; 1- Vatan, 2- Ordu.

- En büyük hatalarımdan birisi; imzaladığımız “Güvenlik İşbirliği Antlaşması”na Hitler’in sadık kalacağını düşünmemdir. 

- Bir insanın ölümü trajedi, bir milyonun ölümü ise istatistiktir.

 STALİN

 - Düşmanını tamamen yok edersen, gün gelir kendi ellerinle yeniden yaratmak zorunda kalırsın.

 HİTLER

 - Bir köle olarak yaşamaktansa, bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir.

  YILMAZ GÜNEY

- Burjuva kültürünün demokratlaşmasıyla, niteliği değişmeden çok sayıda insana ulaşıp yaygınlaşmasıyla, ‘mutlu azınlık kültürü’ olmaktan çıkıp, ‘mutlu çoğunluk’ kültürüne dönüşebilir.

    T.S. ELİOT

 - Beşikten mezara niçin gittiğimizi bilseydik, mektepden azad olmuş çocuklar gibi mutlu olurduk.

     METTERLİNCH

 - Ölüm, başkalarının işidir.

- Varlık dediğimiz, hiçin hiçmesidir. Aslında her şeyle hiçbir şey, aynı şeydir.

- Hüzün, en büyük muhalefettir.

- İnsan, zamanın merhametsiz ve karşı durulmaz ırmağına atılmış olduğundan, mahvından başka hiçbir şey bekleyemez. Bu yüzden hayal kırıklığına da uğratılamaz. Aksine insan, varlığının sonluluğunu görerek; üstün, soğuk bir zafer duygusu yaratabilir.

     HEIDEGGER

 - Biz varken ölüm yok, ölüm varken de biz yokuz.

     EPIKUROS

 - Sanat, baskıdan doğar.

     A. GIDE

    - Bilinç, baskıdan doğar.

     A. AĞI

- Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.

    UĞUR MUMCU

 - Çok merhametli olandan lider olmaz.

ERHAN AFYONCU

-  Deha, kendinden başkasına tabi olmayandır. Başvuracağı araçlar üzerinde hüküm vermek yalnızca ona aittir. Çünkü; amacı bilen yanlızca odur. Bu yüzden kanunları yeniden yapmaya aday olan deha, kanunların üzerindedir. Yüzyılına hakim olan deha her şey olabilir, her şeyi tehlikeye koyabilir, her şey onundur.

    H. BALZAC

 - İnsanlar bir kere ergenlik acıları çeker, dehalar ise hep yeniden.

- Açlık, en akıllı balıkları bile oltaya getirir.

- Küçük balıklar olmadan, büyük balıklar olmaz.

- Yaratmak, dinlenmektir.

- Kardeşlerimi tanrı yarattı, dostlarımı ise ben buldum.

     GOETHE

 - İnsan, her şeyin ölçüsüdür.

    PROTOGORAS

  Adil birey=adil toplum=adil devlet.

     PLATON

 - İnsan, insanın kurdudur (Homo homini lupus).

    T.HOBBES

 - Karekterin ne ise kaderin odur.

- Aynı ırmağa iki defa girilmez.

- Savaş, her şeyin babasıdır.

     HERAKLEİTOS

  - Ele geçen hiçbir şey, hayaldeki kadar güzel kalmaz.

    N.R. NASH

 - Eğer bütün insanlar doğuştan özgürse, nasıl oluyor da kadınlar köle doğuyorlar.

     M. ASTELL

  - Metin, tembel bir makinedir. Onu harekete geçirecek olan okurdur.

     UMBERTO ECO

 - Okumak; yaymaktır, anlam üretimidir.

 - Filozof, kendi kendine soru soran kişidir

.NERMİ UYGUR  

 - Aşırı mütevazilik, başkalarına çalışmayı gerektirir.

     TARIK BUĞRA

  - İnsan, acı çekerek öğrenir.

    AESCHYLUS 

 - İnsan; tarihin, toplumun ve doğanın zindanından kurtulabilir ama kendi zindanından asla.

    ALİ ŞERİATİ

- İbret alınsaydı, hiç tarih tekerrür eder miydi?

    M.AKİF ERSOY

 - Varoluş, özden önce gelir.

- Cehennem başkalarıdır.

- İnsan olmak istediği, kendini tasarladığı şeydir.

- Tanrı olsaydı, yaptıklarımızın hiçbirinden sorumlu olmazdık ama tanrı yok ve biz, tüm yaptıklarımızdan sorumluyuz.

    SARTRE

 

 

 

 

                                                                          

FENOMENOLOJİ - EDMUND HUSSERL

Pazar, 07 Haziran 2009

  

Bu terim ilk kez 1764’te Lambert’in  ‘Yeni Organon’ adlı eserinde geçiyor.

1786 yılında da Kant, ‘Doğa biliminin metafizik başlangıç temelleri’ adlı eserinde kullanıyor.

Daha sonra Hegel, Hamilton, Edward Hartmann kullanıyorlar.

 

                                   EDMUND HUSSERL

 

Fenomenolojinin babası.

İkinci dünya savaşından önce ölmüş bir Yahudi.

Heidegger’le çok sıkı ilişkileri var. Heidegger, Husserl’in fenomenolojisinden çok fazla yararlanıyor.

Husserl’in etkilediği fenomenologlar:

Heidegger, Scheler, Ingarden, Pfönder, Geıger, Eugen Fink, Sartre, Marleu Ponty, A.Koyre.

Bu felsefe disiplini bugün bilim olma yolunda.

Husserl, hiçbir zaman sistematik olarak fenomenoloji şudur demiyor.

Fenomenolojinin en temel özelliği; indirgeme (reduction).

Husserl, iki tip indirgemeden sözediyor:

1-Eidetik(eidos) indirgeme.

2-Fenomenolojik indirgeme; daha çok içerik analizleriyle ilgili bir yöntem olma yolunda.

Fenomenolojinin temel özellikleri:

Fenomenoloji karşımıza özel bir bilgi edinme yolu olarak çıkıyor. Daha çok sezgi denilen etkinlikte yatıyor.

Sezginin ilişki kurduğu; ‘verilen, verilen nesne’.

Fenomenolojinin temel parolası; ‘nesnelerin kendisine doğru’.

Fenomen, verilen nasıl görünüyorsa, nasıl veriliyorsa onu görebilmek.

Verilenin kendisini görebilmek için fenomenolog indirgeme yapmak zorunda yani üçlü bir paranteze almak zorunda buna ‘epoche’ deniliyor.

1-Her türlü öznel olan her öge paranteze alınır. Amaç, nesneye bakan kendisini tamamen nesneye bıraksın. İşte bu tam nesnel tavır.

2-Nesnenin kendisini görebilmek için her türlü teorik olan (ispat, hipotez…) paranteze alınır. Bunda amaç, nesne kendi kendini ifade edebilmeli.

3-Her gelenek paranteze alınır. Amaç, başkaları tarafından o nesne hakkında söylenilenlerin hepsini safdışı bırakmak, nesne nasılsa bize kendini öylece göstersin.

 

Fenomenolojide fenomene ikili bir bakış sözkonusu:

 

1-Nesnede bakılan ne, nesnenin neliği.

2-Nesnenin özüne ait olmayan her şeyi safdışı bırakmak.

Bu paranteze alınanlar tamamen reddedilmiyor. Bunlar daha sonra materyal olarak kullanılıyor.

Fenomenolojik yöntem neden gerekli:

 

1-İnsan kendi yapısı gereği; ilk bakışta nesneyi göremez. Sübjektif ögeler nesneyi görmemizi engeller. Başka zamanda sahip olunan bilgiler, nesnenin açıklığını engeller. Önemli olan sadece verileni görmek.

2-Hiçbir nesne yalın/sade değil, kompleks. Birçok ögeden oluşuyor. İnsan bunların hepsini aynı anda göremez.

İşte bu iki nedenden dolayı fenomenolojik yöntem gerekli.

Nesnenin kendisine doğru parolası; nesneye sade ve tinsel bir bakışın ifadesi.

‘Bilginin tek haklı kaynağı bilinçtir’ der Husserl.

Bu bilinç, her zaman nesneye yönelen şeyin bilinci.

Husserl; duygu, yaşantı, his…gibi şeyler hoş ama bunlarla bilgi edinilemez der.

Bilginin tek haklı kaynağının bilinç olması, fenomenolojiyi ‘bilinç felsefesi’ haline getirir.

Bakmak, sadece verilene bakmak. Önümüzde açık-seçik duran nesneye bakmak. Sadece verilene baktığımızda, nesne kendini dile getirir. ‘Görünenin dile gelmesi’.

Sezgi, doğrudan doğruya nesneyi örtenleri açmak ve nesneyi görmek. Araştırmada araştırıcı sadece nesneye yönelir. Öznel olan her şeyi paranteze alıp, nesneye saf bir bakışla kendini vermek. Bu insan kendini unutan, sadece bilme etkinliğinde bulunan insandır.

Yine bu araştırıcı, her türlü pratik olanı dışta bırakır. Yapmakta olduğu işin, pratik faydasını düşünmez; sadece nesnenin  bilgisini elde etmeye çalışır.

Bu düşünür tipi, varoluş felsefesindeki sübjektif düşünür tipine karşı olan bir düşünür tipidir.

Merkezde olan araştırıcı değil, nesne. Sübjektif düşünmede ise düşünen merkezde.

Görev bilinci, fenomen hakkındaki bütün sübjektif olanları parantez içine alıp, sadece bu fenomeni kendinde bulunan özellikleriyle betimlemek.

Örneğin, din fenomenini Descartes gibi en küçük parçalarına ayırma ve sonra bütünü yeniden kurmak.

J.PAUL SARTRE

Pazar, 07 Haziran 2009

 

Sartre’ın amacı; ‘fenomenolojik ontoloji’yi yaratmak.

Yararlandığı iki isim var; E. Husserl ve M. Heidegger.

Sartre, varoluşçu olduğunu söyleyen tek isim.

Varoluşçuluk felsefesi ile varoluşçuluk genellikle ayrılıyor.

Varoluşçuluk felsefesi içine girenler:

Tanrı tanıyanlar; Jaspers, Marcel. Ateistler; Heidegger ve Sartre.

Satre, Jaspers ile Heidegger’i de varoluşçu okullara sokuyor.

 

Satre’ın hareket noktaları:

1-Varoluş özden önce gelir.

2-Öznellikten hareket etmek gerekir.

 

Varoluşun özden önce gelmesi ne demek?

Bir şey yaparken, bu yapmakta olduğum işin bir planı ya da tasarısını kafamda oluşturuyorum. O işi o plana göre yapıyorum. Bu yapmakta olduğun işn özü kafamdaki planıdır. Yani burada yapmakta olduğum şeyin özü, varoluşundan önce gelmektedir.

Peki ama insanı vareden ne? Tanrı ama Satre’ın kabulüne göre tanrı yok. O halde, varoluşu özden önce gelen bir varlık vardır o da; insandır.

İnsan önce varolur, dünyaya gelir. Sonra kendi özünü belirleyip ortaya koyacak olan yine insanın kendisidir. İnsan, başlangıçta hiçbir şey değil.

İnsan, her nasılsa dünyaya fırlatılmıştır.  Sartre bu fikri, Heidegger’den almıştır.

İnsan özünde ne olduğunu kendi tasarlayıp, belirleyecek.

İnsanı tanrı tasarlayıp yaratmadığı için yapayalnızdır. İnsan kendini nasıl yaparsa öyledir. Sartre’ın öznellikten anladığı budur. İnsan gelecek içinde kendiyle ilgili tasarıyı yine kendisi gerçekleştirecektir. İnsan kendini nasıl yapmak isterse öyle yapar.

O halde insan yaptığı her şeyden sorumlu. Hatta  başkalarından da sorumlu. Çünkü, insan kendisini seçerken, kendiyle ilgili kararı verirken, aslında insanı seçer.

Ben seçtiğimi, karar verdiğimi, bütün insanlar için de isteyebilmeliyim. İnsan tasarladığını başkaları için de isteyebilmeli.

Sorumluluk bilinci, insana bunaltı verir. İşte bu bunaltı da insanı, sorumluluğunu omuzlamaya götürür.

İnsan özgür olmaya mahkumdur’. Çünkü; tanrı yok insan yaratılmamıştır. İnsan kendi kendini yaratmak zorunda. İşte bu özgürlük, kişiyi tüm yaptıklarından özgür kılıyor. İnsanı belirleyecek bir tanrı olmadığına göre, insan kendi kendini belirleyecek. Böylece insanın tüm kaderi kendi elindedir.

‘Ben neysem o değil; ben ne olmak istiyorsam oyum’.

Sartre, buna dayanarak ‘benim varoluşçuluğum, hümanisttir’ der.

TANRI, DİN VE TASAVVUF

Pazar, 31 Mayıs 2009

 

 TANRI, DİN ve TASAVVUF  ÜZERİNE:

 

 

ATEİST PARADOKS:

 

- Tanrı, kaldıramayacağı bir kaya yaratabilir mi?

 Yaratamazsa tanrı olamaz, yaratırsa da kaldıramayacağı bir kaya var demektir.

                    …                   

- Antikçağın çoktanrıcılığı, siyasal yetkenin bir sınıfta (aristokrasi) toplanmasına yol açarken, Asya tek tanrıcılığında, siyasal otorite de bir monarkta toplanmıştır.

ROBERTSON SMİTH

 

- İnsan yediği şeydir ve insan insanın tanrısıdır. Tanrı, insanın idealleştirilmiş olarak dışavurumudur.

L. FEURBACH

 

- Eğer tanrınız yoksa, saygılarınızı Hitler veya Stalin’e sunmak zorunda kalırsınız.

T.S.ELİOT

 

 - Herkes kendi tanrısına, diğerinin yenilmesi için dua ediyor.

AMİN MAALOUF (Tanios Kayası’dan)

 

- Her din bir tanrı anlayışı, her tanrı ise bir varlık anlayışıdır.

İ. KUÇURADİ

 

- Din, halkın afyonudur.

MARX

 

- Din, halkın afyonu değil, zayıfların vitaminidir.

REGİS DEBRAY

 

- Dualite; ontolojik değil, epitemolojiktir.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK

 

- Dualite, ontolojik değilse :

“Yaratan da yaratılan da aynıdır”.

A. AĞI

 

- Tanrı yoksa, her şey mübahtır.

      DOSTOYEVSKİ

 

- Tanrı olsaydı, yaptıklarımızın hiçbirinden sorumlu olmazdık ancak tanrı yok ve biz tüm yaptıklarımızdan sorumluyuz.

J.P.SARTRE

 

- İspatlanabilen bir tanrı, tanrı değildir.

          KARL JASPERS

 

- Bilineni de kuşatmayan bir tanrı, eksik bir tanrıdır.

A. AĞI

 

- Şeytan, tanrının taklitçisidir.

       RENE GUENON

 

- İnsan, tanrının taklitçisidir.

A. AĞI

 

- Yükselen her şey, birbirine yaklaşır.

      Peder TEILHARD DE CHARDİN  

 

 - Her çağda, tek bir gerçek vardır.

- Amaç, bilinene ulaşmaktır.

      ŞEMS-İ  TEBRİZİ

 

- Tanrı var mı?

BUDHA:

Sadece gerçek var.

 

  ———-

 

 - Vahdet-i vücutta tabiat, tanrıda olduğu halde, panteizm  de (vahdet-i mevcut) tanrı tabiattadır. İki yaklaşım arasındaki temel fark, ilkinin tanrıyı tabiatla açıklayan bir sistem olmasına karşılık, ikincisi tabiatı tanrıyla, tanrının görünmez güçlerine ve akıl erdirilmez sırlarına göre açıklayan ‘gaybi’ bir felsefedir. 

               İSMAİL HAKKI İZMİRLİ                   

 

  - Kendisini duyu organlarıyla fark edilemez şekilde isimlendirdiğinde HAK, duyu organlarıyla farkedilecek haliyle isimlendirdiğinde ise HALK, adını almıştır.

         En-NURİ (öl. 907)

 

- Tevhid; ölümsüz ve değişmez bir ilke olarak, bütün değişme ve farklılıkların temelini oluşturur.

- Siyasetçinin derdi; maneviyat değil, iktidardır.

  MUHAMMED İKBAL

 

 

Hz.ALİ:

- Perde kalksaydı yine yakinim (kesin bilgim) artmazdı.

- Hakikat, hakkın celal nurunun işaretsiz olarak keşfidir.

- Hakkal yakin, ezel sabahından doğan bir nurdur. Bunun eserleri tevhid ehlinin üzerlerinde görünür.

- Her şeyi birbirinden ayrı görmek ve toplamamak; şirk,

 Her şeyi toplayıp aralarındaki ayrılıkları görmemek; zındıklık,

 Her şeyi, hem birbirinden ayrı hem de aynı görmekse; tevhiddir (birlemektir).

- Alimin uykusu, cahilin ibadetinden iyidir.

—————-           

 

- Tanrı; mutlak zaman, mutlak mekan, mutlak hareket, mutlak beden ve mutlak ruhtur.

         EBUBEKR  er-RAZİ

 

 

MUHYİDDİN İBN-İ ARABİ:

 

 Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, eşyada en parlak şekilde görünür. Ve O, O’nun görünüşüdür.

 Şüphesiz yaratıkların sonradan olma varlığı, yaratıcının varlığının görünüşüdür.

 Hakkı tanıyan kişi, gerçekten tanıdığı zaman; itikat sahibinin itikadıyla bağlanmaz.

 Kul rabdır, Rab da kul. Ya teklifle mükellef kimdir? Rab dersen o teklif edicidir, kul dersen o da ölüdür.

 Furkan benim ve 7 çift Fatiha suresi de benim. Ruhun ruhuyum, kalıpların ruhu değil.

 ———— 

         .           

 

- İhlasın en aşağı derecesi, şeriat tevhididir ki; ‘Allah’tan başka ibadet edilecek kimse yoktur’ onun ifadesidir. En yüksek mertebesi de, hakikat tevhididir ki;  ’Allah’tan başka kimse yoktur’ onun ifadesidir.

            M.ALİ AYNİ

 

 

FAZLUR RAHMAN:

 ‘Uyanış’ ve ‘yenilik’, mantıki olarak ancak bir gelenek oluşturulduktan sonra olabilir.

Bütün geleneklere devamlı yeniden hayatiyet kazandırmalı ve taze yorumlarla yenilenmelidir.

 İlk müslüman nesiller nasıl ki; Kuran ve sünneti, kendi dönemlerinde kendi şartlarına uygun biçimde serbestçe yorumlamışlarsa, biz de aynen kendi gayretimizle, kendi çağdaş tarihimizde aynı şeyi yapmak zorundayız.

    ————-

 

- Vahdet-i vücutçu tasavvuf felsefesi aslında, tanrının ‘kuantum’ halidir. Damlalar ‘mahlukat’ı, okyanus ise ‘tanrı’yı sembolize eder. Herşey hem birbirinin aynıdır hem de gayrıdır. Herşey hem tek başına vardır hem de tek vücut olarak vardır.

                  A. AĞI                       

 

- Kendini arayan tanrıyı bulur, tanrıyı arayan da kendini.

- Herşey dağıttıkça çoğalır, biriktirdikçe de azalır.

- Yukardaki aşağıdakine, aşağıdaki yukardakine benzer.               

- Oldum demek, öldüm demektir.

- Olgun insan, kendinden başka hiç kimseye kızmayandır.

- İyilik de ibadette gizlidir. (Melamilik)

TASAVVUFA DAİR

 

- Evren; büyük kainat (makrokosmoz), insan ise; küçük kainattır (mikrokosmoz).

- İnsan, görünen alem ile görünmeyen alem arasında bir geçittir.

    SADRETTİN KONEVİ

 

- İnsan, makrokosmozda bir mikrokosmozdur.

M.SCHELER

 

- Hallacı Mansur, M. Arabi, Mevlana, Yunus, S.Konevi ve Nesimi başta olmak üzere hepsi de ‘vahdet-i vücut’ yani varlıkta birlik felsefesini benimsemişlerdir. Bu felsefeye göre her şey, gerçekte tanrının çeşitli biçimlerde görünmesinden başka bir şey değildir.  Varlık ve tanrı aynı özdendir. İnsan da ezelden beri tanrı katındaydı. Her şey hem ezeli hem de ebedidir. Çünkü; Ondan başka varlık yoktur. Her şey Ondan gelir Ona döner.

       İBRAHİM AGAH ÇUBUKÇU

 

YUNUS EMRE

 

İlim, ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsen

Ya nice okumaktır

..

Beni bende demen bende değilem

Bir ben vardır

Beni bende bir işarettir

Bir ben vardır

Beni benden içeri

        

Yedi yer, yedi göğü, dağları denizleri

Cennet ile cehennemi cümle vücutta bulduk

Gece ile gündüzü, gökte yedi yıldızı

Levhde yazılı sözü, cümle vücutta bulduk

 

Tevrat ile İncili, Furkan ile Zeburu

Bunlardaki beyanı, cümle vücutta bulduk

 

Onsekiz bin alem halkı cümlesi bir içinde

Kimse yok birden ayrı söyleyen dil içinde

 

Bu tılsımı bağlayan, cümle dilde söyleyen

Yere göğe sığmayan girmiş bu can içine

 

Tanrı kadim, kul kadim, ayrılmadım bir adım

Gör kul kim Tanrı kimdir, anla ey sahip kabul

 

Adem yaratılmadan

Can kalıba girmeden

Şeytan lanet olmadan

Arş idi seyran bana

./.

 

Hz. MUHAMMED : 

 

“Ben gizli bir hazineydim. Bilinmeyi, tanınmayı sevdim. Bu yüzden insanları ve cinleri yarattım.”

 

“Zamana küfretmeyin, O Allahın ta kendisidir.”

                                              

“Şeriat; benim sözlerim, tarikat; işlerim, hakikat; hallerimdir.”

                                                       

“İnsanlara anlayabileceği kadarını söyleyiniz.”

                                              

“Azasının bir uzvu eksik olanın, bir hissi de eksik olur.”

                                              

“Dünyaya tamahtan vazgeç ki, Allah seni sevsin. Herkesin elinde olana tamah etme ki, halk seni sevsin.”

 

“Alimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından daha ağırdır.”

 

“Gerçek zenginlik, gönül zenginliğidir.”

 

“İnanmış bir kimse, kendi nefsi için sevdiğini, başkası için de sevmedikçe,

 

 gerçekten inanmış olmaz.”

 

“Allah, mütevazı olanı yüceltir, kibirli olanı da alçaltır.”

 

“Her şeyin temeli; inandım de sonrada dosdoğru ol.”

 

“İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır.”

 

“İki günü eşit olan ziyandadır.”

 

“Utanmadıktan sonra, dilediğini yap.”

 

“Kıskançlık, ateşin odunu yaktığı gibi iyilikleri de yok eder.”

 

“Allah, insanlara acımayanlara merhamet etmez.”

 

“Güzel sözler sadaka yerine geçer.”

 

—–

“Kim bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir canı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur”.

MAİDE -32

——— 

 

- Rab, sevdiğini azarlar ve kabul ettiği her oğulu döver. (İbraniler 12/5)

- Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz ödülünüz ne olabilir ki? Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz fazladan ne yapmış olursunuz ki?

   İNCİL

 - Küçük güzeldir.

- İkiyi bir yapınca insan olursunuz.

- Söylediklerimi yaparsanız, tanrı sözü olduğunu anlarsınız.

    Hz. İSA

 

- İnsanın gelişimi, tanrının yerine kendisini koyabilme çizgisindedir.

- Tanrı, sıradan insan entellektüelizminin göğe yansımasıdır.

- Tanrı, insan yaratılarının en kutsal olanıdır.

         YALÇIN KÜÇÜK