‘Çin’ olarak etiketlenmiş yazılar

KONFÜCYUS

Çarşamba, 10 Şubat 2010

KONFÜCYUS

(GÖNDEREN; KEMAL AĞI – 10 ŞUBAT 2010)

Kurduğu felsefe ekolü ile bugün bile Çin toplumuna yön veren Konfüçyüs, 2 bin 560 yaşında. Filozofun sözleri bugün de milyonların yolunu aydınlatıyor.


M.Ö 551–479 yılları arasında yaşayan Konfüçyüs, yaşadığı dönemde büyük bir karmaşanın hüküm sürdüğü coğrafyada öğretisini, topluma bir düzen getirmek ve insanları kişisel yaşamlarında mutluluğa ulaştırmak amacıyla  geliştirmiştir.

Ana teması insancıl düzen olan öğretisine göre iyi insan; dünyayla uyum içinde yaşayan insandır.
Bugün, Konfüçyüs’ün doğum günü olarak kabul ediliyor ve Çin’de çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. İzleyicileri tarafından bugüne taşınan ve milyonlarca insanın hayatında rehber olan Konfüçyüs’ün sözlerinden bazıları :

-Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir.

-Derin olan kuyu değil, kısa olan iptir.

-Aradığını bilmeyen bulduğunda anlayamaz.

-Kendine yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma.

-Dal rüzgârı affetmiştir ama kırılmıştır bir kere.

-İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser.

-Konuşmaya layık olanlarla konuşmazsanız, insan kaybedersiniz. Konuşmaya layık olmayanlarla konuşursanız, söz kaybedersiniz. Bilge olan kişi, insan kaybetmez, söz de kaybetmez.

-Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınız.

-Karanlığa söveceğine, kalk bir mum yak.

-Susmak, insanı ele vermeyen sadık bir arkadaştır.

-Üstün insan, konuşmadan önce eyleme geçer ve sonra eylemine göre konuşur.

-Bilgi özgüveni, özgüven ise gücü yaratır.

-Çizik bir elmas, çizik olmayan bir çakıl taşından daha iyidir

-Bilgi insanı şüpheden, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak korkudan kurtarır.

-Alkışı en sessiz şekilde karşılayan, alkışı hak etmiş demektir.

-Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun müziğini çürütün.

-Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olmaz ise; insan da acı çekmeden olgunlaşmaz.

-Faydalı insan odur ki boş durmayı sevmez, kişiliğini faydalı işlerle geliştirir.

-Güçlü olan, sayıca kalabalık kitleler değil, eğitimli kitlelerdir.

-İyi insanlar, olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olur.

-Fedakârlıklar, senden başkası bilmiyorsa değer taşır.

-Kitleler cezalarla düzene sokulursa yozlaşmış olur, karizma ve nezaketle yönetilirse bilinçli ve dürüst olur.

-Bir şeyi bildiğin zaman, onu bildiğini göstermeye çalış. Bir şeyi bilmiyorsan, onu bilmediğini kabul et. İşte bu bilgidir.

-Eğitimli insanın hedefi daima yüksek olur. Küçük işlerle küçük insanlar uğraşır.

-Kendisini eleştirebilen insanlar doğruyu ve güzeli bulma konusunda daha şanslıdırlar.

-İrade öyle değerli bir özelliktir ki bir ordu komutansız kalsa da kişi iradesinden yoksun kalamaz. İradeli insan davranışları tutarlı insandır.

-İyi yönetici olmanın sırrı dört yanlıştan kaçınmak, beş doğruyu uygulamaktan geçer. Dört yanlış şunlardır: nasihat etmeden infaz etmek (gaddarlık); öğretmeden başarıyı ölçmek (kabalık), yönetimde gevşek olup sınırlar koymak (art niyet), özlük haklarının dağıtımında cimri davranmak (bürokrat olmak). Beş doğru ise şunlardır: müsrif olmadan eliaçık olmak; gocunmadan çalışmak; haris olmadan istek duymak; mağrur olmadan rahat davranmak; ürkütücü olmadan saygın olmak.

- Ben dersimin bir yönünü anlattığımda o diğer iki yönünü kendisi çıkaramıyorsa, dersimi bir daha tekrar etmem.

- Kendi kusurlarını affetmeyen adamın, bütün kusurları affedilebilir.

- Müzik, ruhun gıdasıdır.

- Kayıksız nehir geçmeye çalışanla, kılıçsız aslana saldıranla yola çıkılmaz.

- Bir yerin nasıl yönetildiğini anlamak için, o yerin anayasası olan müziğine bakın.

- Niye o meyvayı taşlıyorsun, günü geldiğinde zaten kendiliğinden düşecek. Bırak o adamı, öldürmeye çalışma günü geldiğinde zaten ölecek.

-Kaybetmemek için zaaflarınızı, kazanmak içinse gücünüzü bilin.

TANRI, DİN VE TASAVVUF

Pazar, 31 Mayıs 2009

 

 TANRI, DİN ve TASAVVUF  ÜZERİNE:

 

 

ATEİST PARADOKS:

 

- Tanrı, kaldıramayacağı bir kaya yaratabilir mi?

 Yaratamazsa tanrı olamaz, yaratırsa da kaldıramayacağı bir kaya var demektir.

                    …                   

- Antikçağın çoktanrıcılığı, siyasal yetkenin bir sınıfta (aristokrasi) toplanmasına yol açarken, Asya tek tanrıcılığında, siyasal otorite de bir monarkta toplanmıştır.

ROBERTSON SMİTH

 

- İnsan yediği şeydir ve insan insanın tanrısıdır. Tanrı, insanın idealleştirilmiş olarak dışavurumudur.

L. FEURBACH

 

- Eğer tanrınız yoksa, saygılarınızı Hitler veya Stalin’e sunmak zorunda kalırsınız.

T.S.ELİOT

 

 - Herkes kendi tanrısına, diğerinin yenilmesi için dua ediyor.

AMİN MAALOUF (Tanios Kayası’dan)

 

- Her din bir tanrı anlayışı, her tanrı ise bir varlık anlayışıdır.

İ. KUÇURADİ

 

- Din, halkın afyonudur.

MARX

 

- Din, halkın afyonu değil, zayıfların vitaminidir.

REGİS DEBRAY

 

- Dualite; ontolojik değil, epitemolojiktir.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK

 

- Dualite, ontolojik değilse :

“Yaratan da yaratılan da aynıdır”.

A. AĞI

 

- Tanrı yoksa, her şey mübahtır.

      DOSTOYEVSKİ

 

- Tanrı olsaydı, yaptıklarımızın hiçbirinden sorumlu olmazdık ancak tanrı yok ve biz tüm yaptıklarımızdan sorumluyuz.

J.P.SARTRE

 

- İspatlanabilen bir tanrı, tanrı değildir.

          KARL JASPERS

 

- Bilineni de kuşatmayan bir tanrı, eksik bir tanrıdır.

A. AĞI

 

- Şeytan, tanrının taklitçisidir.

       RENE GUENON

 

- İnsan, tanrının taklitçisidir.

A. AĞI

 

- Yükselen her şey, birbirine yaklaşır.

      Peder TEILHARD DE CHARDİN  

 

 - Her çağda, tek bir gerçek vardır.

- Amaç, bilinene ulaşmaktır.

      ŞEMS-İ  TEBRİZİ

 

- Tanrı var mı?

BUDHA:

Sadece gerçek var.

 

  ———-

 

 - Vahdet-i vücutta tabiat, tanrıda olduğu halde, panteizm  de (vahdet-i mevcut) tanrı tabiattadır. İki yaklaşım arasındaki temel fark, ilkinin tanrıyı tabiatla açıklayan bir sistem olmasına karşılık, ikincisi tabiatı tanrıyla, tanrının görünmez güçlerine ve akıl erdirilmez sırlarına göre açıklayan ‘gaybi’ bir felsefedir. 

               İSMAİL HAKKI İZMİRLİ                   

 

  - Kendisini duyu organlarıyla fark edilemez şekilde isimlendirdiğinde HAK, duyu organlarıyla farkedilecek haliyle isimlendirdiğinde ise HALK, adını almıştır.

         En-NURİ (öl. 907)

 

- Tevhid; ölümsüz ve değişmez bir ilke olarak, bütün değişme ve farklılıkların temelini oluşturur.

- Siyasetçinin derdi; maneviyat değil, iktidardır.

  MUHAMMED İKBAL

 

 

Hz.ALİ:

- Perde kalksaydı yine yakinim (kesin bilgim) artmazdı.

- Hakikat, hakkın celal nurunun işaretsiz olarak keşfidir.

- Hakkal yakin, ezel sabahından doğan bir nurdur. Bunun eserleri tevhid ehlinin üzerlerinde görünür.

- Her şeyi birbirinden ayrı görmek ve toplamamak; şirk,

 Her şeyi toplayıp aralarındaki ayrılıkları görmemek; zındıklık,

 Her şeyi, hem birbirinden ayrı hem de aynı görmekse; tevhiddir (birlemektir).

- Alimin uykusu, cahilin ibadetinden iyidir.

—————-           

 

- Tanrı; mutlak zaman, mutlak mekan, mutlak hareket, mutlak beden ve mutlak ruhtur.

         EBUBEKR  er-RAZİ

 

 

MUHYİDDİN İBN-İ ARABİ:

 

 Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, eşyada en parlak şekilde görünür. Ve O, O’nun görünüşüdür.

 Şüphesiz yaratıkların sonradan olma varlığı, yaratıcının varlığının görünüşüdür.

 Hakkı tanıyan kişi, gerçekten tanıdığı zaman; itikat sahibinin itikadıyla bağlanmaz.

 Kul rabdır, Rab da kul. Ya teklifle mükellef kimdir? Rab dersen o teklif edicidir, kul dersen o da ölüdür.

 Furkan benim ve 7 çift Fatiha suresi de benim. Ruhun ruhuyum, kalıpların ruhu değil.

 ———— 

         .           

 

- İhlasın en aşağı derecesi, şeriat tevhididir ki; ‘Allah’tan başka ibadet edilecek kimse yoktur’ onun ifadesidir. En yüksek mertebesi de, hakikat tevhididir ki;  ’Allah’tan başka kimse yoktur’ onun ifadesidir.

            M.ALİ AYNİ

 

 

FAZLUR RAHMAN:

 ‘Uyanış’ ve ‘yenilik’, mantıki olarak ancak bir gelenek oluşturulduktan sonra olabilir.

Bütün geleneklere devamlı yeniden hayatiyet kazandırmalı ve taze yorumlarla yenilenmelidir.

 İlk müslüman nesiller nasıl ki; Kuran ve sünneti, kendi dönemlerinde kendi şartlarına uygun biçimde serbestçe yorumlamışlarsa, biz de aynen kendi gayretimizle, kendi çağdaş tarihimizde aynı şeyi yapmak zorundayız.

    ————-

 

- Vahdet-i vücutçu tasavvuf felsefesi aslında, tanrının ‘kuantum’ halidir. Damlalar ‘mahlukat’ı, okyanus ise ‘tanrı’yı sembolize eder. Herşey hem birbirinin aynıdır hem de gayrıdır. Herşey hem tek başına vardır hem de tek vücut olarak vardır.

                  A. AĞI                       

 

- Kendini arayan tanrıyı bulur, tanrıyı arayan da kendini.

- Herşey dağıttıkça çoğalır, biriktirdikçe de azalır.

- Yukardaki aşağıdakine, aşağıdaki yukardakine benzer.               

- Oldum demek, öldüm demektir.

- Olgun insan, kendinden başka hiç kimseye kızmayandır.

- İyilik de ibadette gizlidir. (Melamilik)

TASAVVUFA DAİR

 

- Evren; büyük kainat (makrokosmoz), insan ise; küçük kainattır (mikrokosmoz).

- İnsan, görünen alem ile görünmeyen alem arasında bir geçittir.

    SADRETTİN KONEVİ

 

- İnsan, makrokosmozda bir mikrokosmozdur.

M.SCHELER

 

- Hallacı Mansur, M. Arabi, Mevlana, Yunus, S.Konevi ve Nesimi başta olmak üzere hepsi de ‘vahdet-i vücut’ yani varlıkta birlik felsefesini benimsemişlerdir. Bu felsefeye göre her şey, gerçekte tanrının çeşitli biçimlerde görünmesinden başka bir şey değildir.  Varlık ve tanrı aynı özdendir. İnsan da ezelden beri tanrı katındaydı. Her şey hem ezeli hem de ebedidir. Çünkü; Ondan başka varlık yoktur. Her şey Ondan gelir Ona döner.

       İBRAHİM AGAH ÇUBUKÇU

 

YUNUS EMRE

 

İlim, ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsen

Ya nice okumaktır

..

Beni bende demen bende değilem

Bir ben vardır

Beni bende bir işarettir

Bir ben vardır

Beni benden içeri

        

Yedi yer, yedi göğü, dağları denizleri

Cennet ile cehennemi cümle vücutta bulduk

Gece ile gündüzü, gökte yedi yıldızı

Levhde yazılı sözü, cümle vücutta bulduk

 

Tevrat ile İncili, Furkan ile Zeburu

Bunlardaki beyanı, cümle vücutta bulduk

 

Onsekiz bin alem halkı cümlesi bir içinde

Kimse yok birden ayrı söyleyen dil içinde

 

Bu tılsımı bağlayan, cümle dilde söyleyen

Yere göğe sığmayan girmiş bu can içine

 

Tanrı kadim, kul kadim, ayrılmadım bir adım

Gör kul kim Tanrı kimdir, anla ey sahip kabul

 

Adem yaratılmadan

Can kalıba girmeden

Şeytan lanet olmadan

Arş idi seyran bana

./.

 

Hz. MUHAMMED : 

 

“Ben gizli bir hazineydim. Bilinmeyi, tanınmayı sevdim. Bu yüzden insanları ve cinleri yarattım.”

 

“Zamana küfretmeyin, O Allahın ta kendisidir.”

                                              

“Şeriat; benim sözlerim, tarikat; işlerim, hakikat; hallerimdir.”

                                                       

“İnsanlara anlayabileceği kadarını söyleyiniz.”

                                              

“Azasının bir uzvu eksik olanın, bir hissi de eksik olur.”

                                              

“Dünyaya tamahtan vazgeç ki, Allah seni sevsin. Herkesin elinde olana tamah etme ki, halk seni sevsin.”

 

“Alimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından daha ağırdır.”

 

“Gerçek zenginlik, gönül zenginliğidir.”

 

“İnanmış bir kimse, kendi nefsi için sevdiğini, başkası için de sevmedikçe,

 

 gerçekten inanmış olmaz.”

 

“Allah, mütevazı olanı yüceltir, kibirli olanı da alçaltır.”

 

“Her şeyin temeli; inandım de sonrada dosdoğru ol.”

 

“İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır.”

 

“İki günü eşit olan ziyandadır.”

 

“Utanmadıktan sonra, dilediğini yap.”

 

“Kıskançlık, ateşin odunu yaktığı gibi iyilikleri de yok eder.”

 

“Allah, insanlara acımayanlara merhamet etmez.”

 

“Güzel sözler sadaka yerine geçer.”

 

—–

“Kim bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir canı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur”.

MAİDE -32

——— 

 

- Rab, sevdiğini azarlar ve kabul ettiği her oğulu döver. (İbraniler 12/5)

- Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz ödülünüz ne olabilir ki? Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz fazladan ne yapmış olursunuz ki?

   İNCİL

 - Küçük güzeldir.

- İkiyi bir yapınca insan olursunuz.

- Söylediklerimi yaparsanız, tanrı sözü olduğunu anlarsınız.

    Hz. İSA

 

- İnsanın gelişimi, tanrının yerine kendisini koyabilme çizgisindedir.

- Tanrı, sıradan insan entellektüelizminin göğe yansımasıdır.

- Tanrı, insan yaratılarının en kutsal olanıdır.

         YALÇIN KÜÇÜK