Payday Loans Online

‘NAZIM HİKMET “Dünyanın En Tuhaf Mahluku”’ kategorisi için Arşiv

NAZIM HİKMET

Pazar, 31 Mayıs 2009

 

 

                               

Sende ben imkansızlığı seviyorum.

*

Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek.

 *

 Bir ağaç gibi tek ve hür

 Bir orman gibi kardeşçesine

*

Herşey ortak, yarin yanağından gayri

*

Sefalette değil, refahta eşitlik istiyoruz.

*

 

DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

 

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.

Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.

Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.

Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
       beş değil,
                yüz milyonlarlasın maalesef.

Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.

Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
                       deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
                              senin sayende.

Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
                  kabahat senin,
                              – demeğe de dilim varmıyor ama -
                  kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

                    1947

                       NAZIM HİKMET 

 

 

NAZIM HİKMET RAN

 Nâzım Hikmet tam adıyla Nâzım Hikmet Ran lakabı güzel yüzlü şairdir. (d. 20 Kasım 1901, Selanik – ö. 3 Haziran 1963, Moskova)  şair ve oyun yazarı. Türkiye’de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncüsüdür. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır. Eserleri birçok yabancı dile çevrilmiştir. Mezarı halen Moskova’da bulunmaktadır. Türkiye Komünist partili olup ayrı ayrı toplam 11 davadan yargılanmıştır.

Eserleri birçok ödül almıştır. Ancak Türkiye’deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiş daha sonra Moskova’ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.

1938’de şairin cezaevine girmesiyle yasaklanıp ortadan kaldırılmış olan Nâzım Hikmet şiiri, Türkiye’de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965’te yeniden ortaya çıkmıştır.

                                         AİLESİ

  Nazım Hikmet, annesi Celile Hanım, babası ise Matbuat Umum Müdürlüğü ve Hamburg Konsolosluğu yapmış olan Hikmet Beydir. Samiye adında bir de kızkardeşi vardır.

 Çok güzel ve alımlı bir kadın olan Celile Hanım, eğitimci olan Enver Paşa’nın (Mustafa Celalettin Paşa’nın oğlu) kızıdır. Evinde piyano çalan, ressam denilebilecek ölçüde iyi resim yapan, Fransızca bilen bir kadındır Annesinin baba tarafından dedesi, Polonya’dan 1848 ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğuna göç eden Polonezlerden Konstantin Borzecki’dir. Bu göçün ardından Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celaleddin Paşa adını almış ve Osmanlı Ordusunda subay olarak görev yapmıştır. Türk tarihinde önemli bir eser olan “Les Turcs anciens et meternes” (Eski ve Yeni Türkler) kitabını yazmıştır. Nazım Hikmet anneannesi tarafından da kuzey Kafkasya Çerkezlerindendir.

Babası Hikmet Bey, Selanik’te, Hariciye’de (Dışişleri) çalışan bir memurdur. Diyarbakır, Halep, Konya, Sivas valilikleri yapmış olan Nazım Paşa’nın oğludur. Mevlevi tarikatından olan Nazım Paşa aynı zamanda bir özgürlükçüdür. Kendisi Selanik’in son valisidir. Hikmet Bey henüz Nazım’ın çocukluğunda memuriyetten ayrılır ve ailece Halep’e, Nazım’ın dedesinin yanına giderler. Orada yeni bir iş, hayat kurmaya çalışırlar. Başarısız olunca İstanbul’a gelirler. Hikmet Bey’in İstanbul’daki iş kurma denemeleri de nihayetinde iflâsla neticelenir ve hiç hoşlanmadığı memuriyet hayatına geri döner. Fransızca bildiği için yeniden Hariciye’ye atanır.

 HAYATI

 Selanik’te doğdu. Aslen 20 Kasım 1901 olan doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirildi.

İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’’ı 1913’te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisinde ortaokula başlar. 1917’de Heybeliada Bahriye Mektebine girer. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadoluya geçer. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada Hamidye Kruvazörü’nde güverte subayıdır.

Bolu’ya öğretmen olarak atanır. Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesinde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921’de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924’te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı “28 Kanunisani” sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye’ye geri döner. Bu kez “Resimli Ay” dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine gitmek zorunda kalır. Bu yüzden DP hükümeti tarafından ülke vatandaşlığından çıkarılır ve Nazım Hikmet, mecburen büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşanın (Konstantin Borzecki) memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçer ve Borzecki soyadını alır. Moskova’da 3 Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden ölür.

 

DAVALARI VE SÜRGÜN

 1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan “Mavi Gözlü Dev” adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği’nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet) ile Moskova’da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa (Paris), Havana, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.

 

BAZI ESERLERİ

 

- Memleketimden İnsan Manzaraları

- Kafatası

- Unutulan Adam

- Taranma Baba’ya Mektuplar

- Ferhat ile Şirin

- Kurtuluş Savaşı Destanı

- Kız Çocuğu

- Tahir ile Zühre

- Şeyh Bedrettin Destanı

- Sevdalı Bulut (Tiyatro oyunu)

 

 ŞİİR KİTAPLARI

 

- 835 Satır, (1929)

- Jokond ile Si-Ya-u, (1929)

- Varan 3, (1930)

- 1 + 1 = 1, (1930)

- Sesini Kaybeden Şehir, (1931)

- Benerci Kendini Niçin Öldürdü, (1931)

- Gece Gelen Telgraf, (1932)

- Taranta Babu’ya Mektuplar, (1935)

- Portreler, (1935)

- Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)

- Saat 21-22 Şiirleri, (1965)

- Kurtuluş Savaşı Destanı, (1965)

- Şu 1941 yılında (Memleketimden İnsan Manzaraları’nın 3. kitabı), (1965)

- Dört Hapishaneden, (1966)

- Rubailer, (1966)

- Memleketimden İnsan Manzaraları (İlk bölüm), (1966)

- Memleketimden İnsan Manzaraları, (1966-1967)

- Kuvayi Milliye, (1968)

 

ROMANLARI

- Kan Konuşmaz, (1965)

- Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965)

- Yaşamak Güzel Bir Şey Be Kardeşim, (1967)