‘savaş’ olarak etiketlenmiş yazılar

EINSTEIN

Pazartesi, 31 Mayıs 2010

 

    EINSTEIN:

 - İki şey sonsuzdur birincisi evren, ikincisi aptallık. Birincisinden şüphem var ancak ikincisinden eminim.

             - Önyargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur. 

- Ben atomu insanlığa hizmet için buldum, onlar bomba yapıp birbirlerini yokettiler.

- Üçüncü dünya savaşının hangi silahlarca olacağını bilmiyorum ama dördüncüsünün taş ve sopalarla olacağını biliyorum.

- Gerçek, bitmek bilmeyen bir illüzyondur.

- Eğer arılar yeryüzünden yokolursa, insanın sadece dört yıl ömrü kalır. Arılar olmazsa döllenme, bitki, hayvan, insan olmaz.

- Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık, bütün dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk.

- Gerçeği aramak, ele geçirmekten daha değerlidir.

- Büyük güçlere sahip devletler olduğu sürece, savaş kaçınılmazdır.

- Bir hatayı iki defa tekrar etmeyen, kesinlikle mükemmel insandır.

- En değerli insan, alçakgönüllü olandır.

 -Algılayan insana karşı, bağımsız bir dış dünyanın varlığı bütün bilimlerin temelidir.

- Kütle, yoğunlaşmış enerjiden başka bir şey değildir.

- Devimli bir cismin kütlesi, devimiyle birlikte arttığına ve devinim bir enerji biçimi olduğuna göre, devimli bir cismin kütle artışı o cismin artan enerjisinden gelir. Açıkcası enerjinin kütlesi vardır: E=mc²

- Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman arasındaki fark, sadece bir göz yanılmasından ibarettir.

- Özdek; varolan her şeyin temelidir. O, devim, zaman ve uzaydan ayrılamaz. O, kendiliğinden devingen ve gelişkendir.

- Bize akıl almaz gelen, gerçekte var. Doğanın sırlarının ardında anlaşılmaz, soyut ve açıklanamaz birşey duruyor. Anlayabileceğimiz herşeyin ötesindeki bu güce, saygı göstermek benim dinimdir.

- Tanrı barbut atmaz. Evrende hiçbirşey tesadüfi, şans eseri değildir.

- Geleceğin dini, kozmik bir din olacaktır. Bu din teoloji ve dogmalardan uzak olup, kişisel tanrıya üstün gelecektir.

- Bilimsiz din kör, dinsiz bilimse topaldır.

- Benim özel yeteneğim yok, sadece tutkulu bir meraklıyım.

- Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğim için başarıyorum.

- Güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hakettiği dikkati vermiyor demektir.

- Hayalgücü herşeydir. Bilgiden daha değerlidir. Hayalgücünüz geleceğinizi belirler.

- Hiç hata yapmayan insan yeni birşey denememiş demektir.

- Başarılı olmak istiyorsanız, hatalarınızı üçe katlayın.

- Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.

- Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın. Değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir.

- Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizi değiştirmelisiniz.

ÖZLÜ SÖZLER -3

Perşembe, 18 Şubat 2010

 

- İnsan, simgeleştiren bir hayvandır. Bu sayede düşünür.

    E. CASSIRER

 - İnsan, korku içinde özgürlüğün imkanını keşfeder. Özgürlük imkanı ise karar vermektir.

- Öznellik hakikattir.

- Bireye tek olma imkanı vermeyen, kollektivizm şeytandır.

- Tek insan, tanrı karşısında sorumlu olan insandır.

- Yabancılaşma, kitle içinde kaybolmaktır.

   S. KİERKEGAARD

 - İnsan, makrokozmosda bir mikrokozmosdur.

     M. SCHELER

 - Hayatın anlamı sorulduğunda ve bunda bir anlam görülmediğinde intihar mı etmeliyiz yoksa bu anlamsızlığın bir gün değişebileceğine dair umudumuzu korumaya devam mı edeceğiz?…Anlamsız olan ne dünyadadır ne de akılda, ikisinin arasındadır.

- İlk işimiz umutsuzluğa düşmemektir.

- Pekçok insan, trajik ile umutsuzluğu birbirine karıştırıyor.

- Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir. Ama ölüm soyutlaştı mı, yaşam da soyutlaştı demektir. Bir adamın yaşamını bir ideolojiye kul köle etmek, onu soyutlaştırmak değil de nedir?

 Bu ideolojiler kendilerine, dar kafalarına, budalaca mantıklarına o kadar güveniyorlar ki, dünyanın esenliğini yalnız kendilerinin başa geçmesine ve başkalarının boyun eğmesine bağlı görüyorlar. Oysa bir insana ya da herhangi birşeye boyun eğdirmeyi istemek, onun kısır, sessiz hatta ölü olmasını istemek demektir.

- Karşılıklı konuşma olmayan yerde, yaşam da yoktur…Diyaloğun yerini polemik tutmuştur.

- 17. yüzyıl matematik çağı, 18. yüzyıl fizik çağı, 20. yüzyıl ise korku çağıdır.

- Ya zamanla birlikte yaşar ve ölürsün ya da daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsın.

- Tanrı ve insan anlaşmazlığı karşısında, ben insandan yanayım.

- Bu geçici evren içinde, insanca olanın, yalnız insanca olanın daha ateşli bir anlamı vardır.

- Ütopya, gerçekle çelişme durumunda olan şeydir. Bu bakımdan kimsenin kimseyi öldürmemesini istemek, tam anlamıyla bir ütopyadır. Ama adam öldürmenin haklı görülmemesini istemek, ütopya olarak çok daha hafiftir.

- Düşüncemizi kurtarmak için, bedenimizin işkencelere katlanması gerekti. Ancak ödediğimiz şey tam anlamıyla bizim olur.

- Öyle mutlu bir arenadır ki Avrupa bizim için, orada batılı insanın dünyaya, tanrılara karşı giriştiği savaş bugün en çalkantılı anına varmıştır.

- Yine de bu dünyanın yüce bir anlamı olmadığına inanıyorum ama onda birşey olduğunu biliyorum. O da insandır. Çünkü, bir anlam arayan tek varlık odur. Bu dünyada hiç değilse insanın gerçeği var ve bizim ödevimiz, onun yazgısına karşı koymasına yardım etmektir. Dünyanın insandan başka anlamı yoktur. Yaşam anlayışımızı kurtarmak istiyorsak, onu kurtarmak gerekir.

   A. CAMUS

- İnsan büyüklüğünü bir uca giderek değil, her iki uca dokunarak gösterir.

PASCAL

- İnsan yokolurmuş, olabilir. Ama dayanarak yok olalım. Yazgımız hiçlikse bile, bunu kendimiz haketmiş olmayalım.

OBERMAN

 - Bütün bilgilerimiz tecrübe ile başlar ama tecrübe ile bitmez.

- Tümevarım bir mitostur.

      D.HUME

 - İnsan özgür doğar ama hayatın her anında zincire mahkum edilir.

 - Bütün kavgaların, felaketlerin, tüm kötülüklerin anası; ‘özel mülkiyet’tir. Özel mülkiyetin olmadığı yerde haksızlık da yoktur.

     J.J.ROUSSEAU

- Bilgi kuvvettir.

- Mutlu olmak için, doğayla uyum içerinde olmak gerekir.

     F.BACON

 - Bir çalışmayı bölen en kötü iki şey, zamansız çalan telofon ve davetsiz gelen misafirdir.

    E. HAMİNGWAY 

- İyi örneklerde, teşvik olsun diye isim veririm ama kötü örneklerde vermem. Ola ki, pişman olur.

- Sofrada ‘tuzluk’ neyse, çalışma masasında ’sözlük’ de odur.

- Karpuz, ‘kabak’ çıkarsa yemezsiniz ya kitap kabak çıkarsa?

BİLGE KARASU

- Gençlik olgunlukla, cehalet bilgelikle, hastalık sağlıkla, sarhoşluk ayılmayla kendine gelir ama aptallık, sonsuza kadar sürer.

    ARİSTOFANES

 SOKRATES:

- Kendini tanı.

- Bilgi hatırlamadır

- Doğru bilgi, doğru eylemi gerektirir.

- Her iki halde de evlenin! Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz, kötü çıkarsa filozof olursunuz.

- Eşek çift attı diye mahkemeye mi vereyim? Eşek, eşekliğini yapıyor.

- Benim sizden farkım, bilmediğimi bilmek.

- Kaçmıyorum çünkü, suçlu değilim…Suçsuz yere ölmek suçlu olarak ölmekten daha iyidir.

- Önemli olan yaşamak değil, doğru yaşamaktır.

                                             MARX :                                                                       

- Tarihi yapan insandır…

- Alt yapı, üst yapıyı belirler…

- İnsanlık tarihi, sınıf çelişkisinden ibarettir.

- Komünizmin önündeki engel, burjuvazinin eksikliğidir.

- Din, toplumun afyonudur.

- İnsan, ne üretirse ona yabancılaşır.

- Kapitalist, kendisinin kapitalist olmasından sorumlu değildir ama ilişkilerin kurulmasına yardımcı olduğu için sorumludur

- Bir memleket iki şekilde talan edilir; düşmanlar ve bizzat o ülkenin kendi maliyesi tarafından.

- Zorun güzelliği, doğallığındadır.

- Mülkiyet hırsızlıktır.

———-

- İhtiyaç, icadın anasıdır.

- Felsefe, mantık ve diyalektikten oluşur.

- Erkek burjuvazidir, karısıysa proleteryayı temsil eder.

- Ne mutlu o yoksullara ki, öteki dünya onlarındır ve er ya da geç bu dünyada onların olacaktır.  

ENGELS

  - Az gelişmiş toplumlarda ordu, kendi halkına karşı kullanılmak için vardır. 

 - Her devrimin temel sorunu, iktidar olmak içindir.

 LENİN

  G.V.PLEKHANOV:

 Formel mantık, realitede geçer değildir. Hareket, ayniyet ve çelişmezlik prensibine tabi değildir.Çünkü; madde hareketsiz, hareketsiz de madde olmaz. Bütün alemin esası bu hareketli maddedir. Hareket halindeki bir cisim, aynı zamanda hem burada hem de başka yerdedir..Hem vardır hem de yoktur. Bizzat bu değişmenin varlığı, gerçekte çelişmezlik mantığı yerine, çelişme mantığı veya diyalektiğin cari olduğunu gösterir.

 Ya formel mantık doğrudur, o zaman realiteyi inkar etmeli ya da realite doğrudur, o zaman da formel mantık ilkelerinin geçerliliği yoktur.

 Eğer mantığımız doğruysa, Zenon gibi hareketi inkar etmemiz gerekir.

———–

 HEISENBERG İLKESİ (Belirsizlik İlkesi):

 Kuantum fiziğinde, bir parçacığın yerini tespit ettiğimizde hızını, hızını tespit ettiğimiz de ise yerini tespit edemiyoruz..

———–

 - Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister.

-Yenile yenile yenmesini de öğreneceğiz.

- Siz istediğim parayı verin, ben her savaşı kazanıyım.

- Devlet adamının kalbi, beynidir.

- Sadece kaba güçle hiçbirşey kurulamaz. İki şey dünyayı egemenliğinde tutar; biri kılıç diğeriyse düşüncedir. Kılıç eninde sonunda düşünceye yenilir.

NAPOLYON

- Minnettarlık, köpeklerin alışkanlığıdır.

- İki şeyden taviz verilmez; 1- Vatan, 2- Ordu.

- En büyük hatalarımdan birisi; imzaladığımız “Güvenlik İşbirliği Antlaşması”na Hitler’in sadık kalacağını düşünmemdir. 

- Bir insanın ölümü trajedi, bir milyonun ölümü ise istatistiktir.

 STALİN

 - Düşmanını tamamen yok edersen, gün gelir kendi ellerinle yeniden yaratmak zorunda kalırsın.

 HİTLER

 - Bir köle olarak yaşamaktansa, bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir.

  YILMAZ GÜNEY

- Burjuva kültürünün demokratlaşmasıyla, niteliği değişmeden çok sayıda insana ulaşıp yaygınlaşmasıyla, ‘mutlu azınlık kültürü’ olmaktan çıkıp, ‘mutlu çoğunluk’ kültürüne dönüşebilir.

    T.S. ELİOT

 - Beşikten mezara niçin gittiğimizi bilseydik, mektepden azad olmuş çocuklar gibi mutlu olurduk.

     METTERLİNCH

 - Ölüm, başkalarının işidir.

- Varlık dediğimiz, hiçin hiçmesidir. Aslında her şeyle hiçbir şey, aynı şeydir.

- Hüzün, en büyük muhalefettir.

- İnsan, zamanın merhametsiz ve karşı durulmaz ırmağına atılmış olduğundan, mahvından başka hiçbir şey bekleyemez. Bu yüzden hayal kırıklığına da uğratılamaz. Aksine insan, varlığının sonluluğunu görerek; üstün, soğuk bir zafer duygusu yaratabilir.

     HEIDEGGER

 - Biz varken ölüm yok, ölüm varken de biz yokuz.

     EPIKUROS

 - Sanat, baskıdan doğar.

     A. GIDE

    - Bilinç, baskıdan doğar.

     A. AĞI

- Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.

    UĞUR MUMCU

 - Çok merhametli olandan lider olmaz.

ERHAN AFYONCU

-  Deha, kendinden başkasına tabi olmayandır. Başvuracağı araçlar üzerinde hüküm vermek yalnızca ona aittir. Çünkü; amacı bilen yanlızca odur. Bu yüzden kanunları yeniden yapmaya aday olan deha, kanunların üzerindedir. Yüzyılına hakim olan deha her şey olabilir, her şeyi tehlikeye koyabilir, her şey onundur.

    H. BALZAC

 - İnsanlar bir kere ergenlik acıları çeker, dehalar ise hep yeniden.

- Açlık, en akıllı balıkları bile oltaya getirir.

- Küçük balıklar olmadan, büyük balıklar olmaz.

- Yaratmak, dinlenmektir.

- Kardeşlerimi tanrı yarattı, dostlarımı ise ben buldum.

     GOETHE

 - İnsan, her şeyin ölçüsüdür.

    PROTOGORAS

  Adil birey=adil toplum=adil devlet.

     PLATON

 - İnsan, insanın kurdudur (Homo homini lupus).

    T.HOBBES

 - Karekterin ne ise kaderin odur.

- Aynı ırmağa iki defa girilmez.

- Savaş, her şeyin babasıdır.

     HERAKLEİTOS

  - Ele geçen hiçbir şey, hayaldeki kadar güzel kalmaz.

    N.R. NASH

 - Eğer bütün insanlar doğuştan özgürse, nasıl oluyor da kadınlar köle doğuyorlar.

     M. ASTELL

  - Metin, tembel bir makinedir. Onu harekete geçirecek olan okurdur.

     UMBERTO ECO

 - Okumak; yaymaktır, anlam üretimidir.

 - Filozof, kendi kendine soru soran kişidir

.NERMİ UYGUR  

 - Aşırı mütevazilik, başkalarına çalışmayı gerektirir.

     TARIK BUĞRA

  - İnsan, acı çekerek öğrenir.

    AESCHYLUS 

 - İnsan; tarihin, toplumun ve doğanın zindanından kurtulabilir ama kendi zindanından asla.

    ALİ ŞERİATİ

- İbret alınsaydı, hiç tarih tekerrür eder miydi?

    M.AKİF ERSOY

 - Varoluş, özden önce gelir.

- Cehennem başkalarıdır.

- İnsan olmak istediği, kendini tasarladığı şeydir.

- Tanrı olsaydı, yaptıklarımızın hiçbirinden sorumlu olmazdık ama tanrı yok ve biz, tüm yaptıklarımızdan sorumluyuz.

    SARTRE

 

 

 

 

                                                                          

DENEMELER -3 (AHMET AĞI)

Çarşamba, 11 Kasım 2009

 

- Uğrunda öldüğümüz ve öldürdüğümüz bizi bölen ne varsa (sınırlar, sınıflar, milliyet, mülkiyet, inanç farkları…), bunlar üzerinden yapılan her türlü siyaset, çoğu kez hepimizin de ‘dünyalı’ ve ‘insan’ olduğumuz gerçeğinin önüne geçmektedir.

 

 Hepimiz aynı familyanın üyesi olarak insanız ve hepimizin ülkesi, dünyadır. İnsana ve dünyaya verilen zarar, herkese verilen zarardır. Tüm insanlığı ve doğayı esas almayan hiçbir anlayışın geçerliliği yoktur.

 

- Demokratik kitle örgütleri ne kadar etkili kullanılırsa, sivil inisiyatif de o kadar güçlü olur.

 

- Aslolan yanlışları düzeltmektir. Yoksa yanlış yapanı yok etmek ya da baskı altına almak değil.

 

- Halklar barıştan, tiranlar / zorbalar savaştan beslenir.

 

- Cephede en arkada olanların, cenazede en önde olmaya hakkı yoktur.

 

- Bir memleketin büyüklüğü, topraklarının genişliğiyle değil, vatandaşlarının hak ve özgürlüklerden ne kadar yararlandığı ile ölçülür. Ulusal gelir, adil bir şekilde paylaşılmıyorsa, orada haksızlık ve hırsızlık var demektir. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz.

 

- Hiçbir kişi ya da zümre; devletin, vatanın sahibi değildir. Orada yaşayan herkesindir. Kimse kimseyi kovamaz ve devletin verdiği yetkiyi kendi adına kullanamaz.

 

- Geçmişe üzülen, gelecekten korkan insanların gelişimleri durmuş demektir.

 

- Onayladıklarınızı yüceltmeyin, aksi halde onların eksik olduğunu, onaylamadıklarınızı küçültürseniz de onlardan korktuğunuzu kabul etmiş olursunuz.

 

- Varlık hakkında kesin bilgilere sahip olmayışımız, tüm kabul ve anlayışların birbirine karşı hoşgörülü yaklaşımını zorunlu kılmaktadır. İster bilimsel teorilere isterse mitlere / efsanelere dayalı anlayış ve kabuller olsun, her ikisinin de birbirinin söz-eylem alanına müdahale etmeden yaşamayı öğrenmeleri gerekmektedir. 

 Bir tercihin meşruiyetinin önceliği, diğerinin söz-eylem özgürlüğüne müdahale etmediği sürecedir. Buradan hareketle, siyasi bir rejimin demokratik ve laik olması aslında bir zorunluluktur. Devletin dini ya da ideolojisi olamaz. Sadece anayasal anlamda, herkese eşit mesafede duran ilkeleri olabilir.

 

- Kimse kendi görüş ya da inancını zorla dikte veya empoze edemez. Hak ve özgürlükler çevçevesinde kendi fikirlerini açıklayabilir, yayabilir.

 

- Bir yönetici de aranacak en önemli vasıf, herkese karşı adil davranmasıdır. Yoksa kim olduğu ya da nasıl düşündüğü değil.

 

- Taraftarının çokluğu, bir görüşün haklı olduğu veya daha imtiyazlı olabileceği anlamına gelmez. Hiçbir görüş ya da inanç diğerleri üstünde egemenlik kuramaz.

 

- Herkes, eşit hak ve özgürlüklere sahiptir.

 

- Üniformist bir yaklaşımla, insanları her konuda eşitlemeye çalışarak tek tip insan yaratma düşüncesi olsa olsa ilkel bir düşüncenin ürünü olabilir.

 

- Doğa, eşitlik üzerine değil farklılıklar üzerine kuruludur. Birbirinin benzeri çok şey vardır ama aynı olan hiçbir şey yoktur. Bu nedenle ‘doğa’, tam bir sanat eseridir.

 Eşitlik, bir matematik terimidir; 2=2 gibi. Sosyal konularda eşitlik ise hak ve özgürlüklerden yararlanmadadır.

 

- Kollektif fikir ve inançlara dayalı yapılanmaların arkasında, birilerinin birilerini yönetme ve menfaat sağlama isteği vardır. İnsanların inanma, güvenme ve daha güçlü bir yapının üyesi olma ihtiyacını değerlendiren bu kişiler, bireyleri sürüleştirip cemaatleştirerek çok daha kolay kontrol edebilmektedirler.

 

- Her türlü inanç ve fikrin kaynağı birey olduğu halde hor görülmesi, birilerinin kendilerini, diğerlerinden daha imtiyazlı görmesi sonucudur.

 Ne türlü olursa olsun, hep aynı kesimlerin birileri için fedakarlıkta bulunmasını istemesi, faşizmden başka bir şey değildir.

 

 - Bireyi yadsıyan her fikir doğasına aykırıdır. Birey olmadan fikir olmaz. Aşılamaz hiçbir düşünce yoktur. Fikirler her zaman değişerek gelişim sağlarlar. Sabit fikirli olmak, kişinin kendisini başkalarının kölesi haline getirmesidir. Tüm kollektif düşünceler, üyelerinin bağlılığını artırmak için kendisini diğer inanç ve fikirlerden üstün görür.

 

    - Çoban sayısı arttıkça, sürü sayısı da artar ancak koyun sayısı azalır.

 

    - Meşruiyyet içerisinde tüm farklılıklar, dünyamızın zenginliğidir ve gerçeğin farklı birer kavranış şeklidir.

 

    - Siz onları hurafelerden, onlar da sizi cehennemden kurtarmaya çalışırken dünyayı yaşanmaz hale getiren, böylesi bir iyi niyet oldu.

 

    - Nasıl iman etmişsen, her şeyi de ona uygun görürsün.

 

      - Bilinç, baskıdan doğar.

 

   - Savaş, profösyonellerin işidir. Amatörleri en öne koymak, onları ölüme göndermektir.

 

   - Çoğu kez bir inancın bağlıları, başka bir inancın kışkırtıcıları olmaktadır.

 

   - Sorun, herkesin kendi tercihini diğerlerinden üstün görmesinde değil, kendi tercihini diğerlerine egemen kılmak istemesindedir. Diğerlerini zorla da olsa istediği yönde değişime tabi tutmasıdır. Bunun içindir ki, devletin ne dini ne de ideolojisi olamaz. Tüm inanç ve fikirlere eşit mesafede duran, anayasal kuralları olabilir.

            - Evrenselliğin yolu, yerellikten geçer.

 - Gelişmiş ülkelerle diğerleri arasında, farktan öte uçurumlar varken, küresel politikalarda ilk adımın bu ülkelerden beklenmesi, çok büyük haksızlık olur. Dünyamızın bu hale gelmesinde, en çok kimlerin payı varsa öncelik onlara düşer. Hem sicili bozuk hem de veto yetkisi bulunan gelişmiş ülkelerin, silahsızlanmadan çevre kriterlerine kadar öncelikle kendilerinin adım atması gerekir.

 

  - İnsanlar, yaşadıkları ülkede  layık olduğu değeri görmüyorsa; vatanmış, üniter yapıymış, devletmiş…o insanlar için bir anlam ifade etmez.

 

 - Kan, gözyaşı ve katliamlar üzerine inşa edilen bir yapı er ya da geç tasfiye olur.

 

 - Dış güçler ve yerli işbirlikçileri, her seferinde halkı daha beteriyle korkutup, kendi zulüm ve sömürülerine devam ediyorlar.

 Hep aynı numara! “Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek”.

 

 - Her türlü inkar ve imha politikası, günü geldiğinde tarihle hesaplaşmaktan kaçamayacaktır.

 

 - Nerede insanca muamele görüyorsan, vatanın orasıdır.

 

 - Her zaman üst gelir grupları sermayelerinden, alt gelir grupları ise onurlarından fedakarklıkta bulunuyorsa orada eşitlik, kardeşlik ve adaletten bahsedilemez.

 

 - Haksız bir saldırı yoksa, hiçbir savaş senin savaşın değildir.

 

 - Bütün davranışların anlamını ideolojide aramak, ideolojiyi din haline getirmektir. Her konuya eleştirel yaklaşmalı, ayrıca neleri kabul ettiğinden çok ne yaptığın daha önemlidir.

 

 - İnsanlığa hizmet için varım diyenlerin pek çoğu, kendi egolarını tatmin etmek ve egemen olmak için uğraşırlar. Bu uğurda her şeyi göze almaları bunun bir göstergesidir.

 

- Büyüklerin zulmü, küçüklerin elleriyle gelir. Hainler olmasa zalimler de olmazdı.

 

- Eşitlik adına tüm insanları, tek tip insan haline dönüştürmek, sonra da aldığı nefesi dahi kontrol eden totoliter bir devlete tabi kılmak, insanın emeğine yabancılaşmasından daha beter bir kendine yabancılaşmadır.

 

 - Herşeyi eşitlemeye çalışmak, yeni eşitsizlikler yaratmaktır. Emeğe hakettiği değeri vermemek, adaleti yokeder.

 

- Hayatta en başarılı insanlar, başkalarının doğrularını almaktan imtina etmeyen ve kendi doğrularının yanlışlanması halinde de görüşlerini değiştirmekte hiç tereddüt etmeyenlerdir.

 

- Sorun dogmalarda değil, onların sorgulanmayışındadır. Dogmatizm kaçınılmaz bile olsa sorgulamak en akıllaca tutumdur.

 

- Kesin olarak bilmediğimiz bir şey hakkında, kesin ve sorgulanamaz bir biçimde, “bu böyledir” diye inanmak, dogmatiklerin işidir.

 

- Bilmediklerimiz hakkında varsayımlar ileri sürülebilir ama bu varsayımlardan birine ‘iman etme’ zorunluluğu yoktur.

 

- Bir insan kendi söylediklerine “bunlar tanrı sözüdür” diyebilir. Fakat şaşırtıcı olan, pek çok insanın iman etme mecburiyeti olmadığı halde biat etmesidir.

 

- Ulaşım ve iletişim arttıkça, küreselleşme artar.

 

- Başarıyı küçümseyenler, kendi komplekslerine yenilmiş olanlardır.

 

- Bir inanç ya da bir fikre yaslanarak siyaset yapan veya tutum ve davranışlarını belirleyenler, hiçbir zaman birey olamazlar. Kendileriyle başbaşa kalmaya dahi tahammül edemezler.

 Her türlü inanç ve fikri sorgulayan insan, tek başına gerçeği arayan insandır. O her şeyi bilmek, anlamak ve açıklamak adına, bir yere ait olmayı reddedendir.

 

- Dünya ekonomilerinin büyümesi, daha çok enerji tüketimi ve daha çok küresel ısınma demektir. Kaynakların sorumsuzca tüketilmesi, belki servet artışı sağlayacak ama böyle giderse bunu harcayacak bir dünya bulamayacağız.

 

- İnsanlar, kendi hayatlarının sorumluluğunu almamak adına, başka biri ya da birilerine biat ederler. Böylece, bir yanlış ya da suçlu varsa bu kendileri olmayacaktır.

 Kendi iradesini devretmesinin ödülü; efendisinin gücü ve himayesidir. Efendi ne kadar güçlüyse, onun sesi de o kadar güçlü olur. (Efendi; kişi, grup, cemaat, parti vs.) Belli ölçüde mutludur da, kendisi karar vermediği için içsel bir çelişki de yaşamaz.

 Doğru bildiklerini ne zaman ki sorgulamaya başlar; işte o andan sonra, teslimiyet azalırken çelişkiler artar.

 

- Sosyalizm, kapitalizmde olduğu gibi ‘artı değer’ kaynaklı zenginlik üretemediği için sistem giderek fakirleşmeye başlar. Öyle ki, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçları dahi karşılayamaz hale gelir.

 İnsanın yeryüzündeki serüveninin amacı, sadece fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Bundan daha önemlisi, dünyaya mahkum olan yazgısını değiştirmektir.

 

J.JACK ROUSSEAU

Çarşamba, 03 Haziran 2009

 J. JACK ROUSSEAU (1712-1778) :

 

İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı

                ‘Bu eserimde, insan türünün hayatını anlatacağım’

 

 ‘‘Toprak aralarında bölünmedikçe, doğa durumu ortadan kaldırılmadıkça, insan toprağı nasıl işler?

  Uygar toplum, özel mülkiyetin ‘bu bana aittir’ döneminin başladığı toplumdur. Böylece doğa hali son bulur. Baba gücü uygar toplumdan türemiştir. Locke’un sandığı gibi tanrıdan Adem’e şeklinde değil.

  Bütün kavgaların, felaketlerin sebebi özel mülkiyettir. Özel mülkiyet, bütün kötülüklerin anasıdır. Mülkiyetin olmadığı yerde, haksızlık da yoktur.

  Locke da aynı şeyi söylüyor fakat onun mülkiyet anlayışı, Rousseau’dan çok faklı. Locke, mülkiyet kavramı içine, insan hayatı ve özgürlüğü de sokuyor. Ona göre, mülkiyet rastlantı olamaz. Rousseau’ya göre ise, insanın ‘bana aittir’ (özel mülkiyet) tamamen rastlantıdır. Aslında bu fark, mülkiyet kavramını farklı tanımlamalarından kaynaklanıyor.

 ‘’Mülkiyetin ortaya çıkmasıyla insanlar son dönemlerine girmişlerdir…Zenginler sahiplendikten sonra mallarının ve hatta canlarının elden gideceğini anlayınca, ‘gelin barış içinde yaşayalım’ diyerek ‘Toplum Sözleşmesi’ni önermişlerdir. Güçsüzlere bağlar veren, zenginlere güçler veren, doğal özgürlüğü geri dönmemek üzere yok eden bu toplum (uygar toplum) böyle olsa gerektir.’’

  Eşitsizliğin kaynağını, insan aklının ilerlemesiyle özel mülkiyetin ortaya çıkması ve yasallaşmasında bulur.’Bana aittir’ döneminin başlamasıyla kimileri daha çok sahiplenip zengin olmuş kimileri de daha az sahiplenerek fakir olmuş. Sonunda zengin ve fakir karşı karşıya gelmiş, fakirlerin mallarını ve canlarını tehdit etmesi sonucunda da zenginler, toplum sözleşmesini önermişlerdir.

 

         LOCKE VE ROUSSEAU KARŞILAŞTIRMASI

 

 Toplum düzeni doğadan gelme değil, sözleşmelere dayanmaktadır.

 Rousseau’ya göre savaş durumu sadece mülkiyet ilişkilerindeki anlaşmazlıklardan çıkar. Locke da ise savaş durumuna kişisel neden oluyordu. Oysa Rousseau’ya göre, mülkiyet olmadan önce kişi ile kişi arasında savaş durumu yoktur.

 Locke’a göre uygar toplum, savaş durumuna son vermek amacıyla ortaya çıkmıştır. Rousseau’ya göre ise, özel mülkiyeti korumak için

ortaya çıkmıştır.

 Rousseau’ya göre savaş durumu, uygar toplumdan sonra ortaya çıkmıştır. Rousseau, mülkiyet var da savaş başladı diyor.

 Oysa Locke da uygar toplumdan önce doğa durumunda savaş sözkonusu. Doğa durumunda otak yargıç olmadığından, herkes kendi yargıcı olduğundan savaş durumu ortaya çıkıyor. Savaş durumunu ortadan kaldırmak için ortak yargıç seçildi ve uygar topluma geçildi. Rousseau’da ise tam tersi.

 Aslında görünüşteki bu farklılıklar, mülkiyet kavramını farklı tanımlamalarından kaynaklanıyor.

 Rousseau’ya göre kendi koyduğumuz yasaya uymak özgürlüktür.

 Locke’da, toplum düzeni doğadan gelmesine karşılık, Rousseau, toplum düzenini sözleşmelerle oluşmuş bir hak olarak görüyor. Toplum sözleşmesinde bu doğal hakların insanlara geri verilmesi var. İnsanlar toplum düzenine bu amaçla uyarlar. Burada Locke ile birleşiyor.

 Her ikisine göre de insanların bir takım doğal hakları vardır. Her ikisinde   de yapma hakların toplumsal haklardaki kaynağı doğal haklardır.

 Her ikisinde de doğal hakları, toplumsal yasalar korumalı. Her ikisinde de toplum düzeni doğal hakların korunması için istenirse sürebilir.

 Locke’dan farklı olarak Rousseau, toplum düzeninin de bir hak olduğunu ve doğal olmayan sözleşmelerle gelen bu hak, özgürlüğünü korumak isteyen insanın hakkıdır.

 Bu nedenle toplum sözleşmesinin de doğal haklar gibi korunması gerekiyor.

 Rousseau’da toplum düzeni bir araç olması gerekirken bir amaç oluyor. Locke ise önceliği, insanların haklarının korunmasında tutar.

 Yani Rousseau’da en temelde korunması gereken; toplum düzenidir. Locke da ise kişi haklarıdır.

 Locke’da ortak yargıcın olmadığı yerde doğa durumundan savaş durumuna dönüş sözkonusu iken Rousseau’da uygar toplumdan geri dönüş sözkonusu değil.

 Topluma her ikisinde de ihtiyaçtan geçiliyor, fark korumak istediklerinde.

 Locke’un bütün amacı; özel mülkiyeti, doğal hukuka dayandırmak. Çünkü ona göre, özel mülkiyet kutsal. Rousseau da ise özel mülkiyet bir felaket.

 Locke’un özel mülkiyeti kutsal sayması; mülkiyetin, can ve özgürlüğü de kapsamasından. Rousseau da ise mülkiyet, sadece mallar.

 Locke’da mülkiyet, insanla birlikte var ve geri alınamaz. Oysa Rousseau’da mülkiyet edinme –özel mülkiyet- tarihsel bir olaydır. Özel mülkiyet tarihin belli bir zamanında ortaya çıkmıştır. İnsanların doğa durumunda iken henüz özel mülkiyet ortaya çıkmamıştı. Mülkiyet olumsaldır yani hiç ortaya çıkmayabilirdi de.

 

ÖZLÜ SÖZLER -2

Cumartesi, 30 Mayıs 2009

 

- İyiyi ve doğruyu düşünmek; insanlığın mutluluğu, barışı, özgürlüğü, mutlak ve değişmez gerçeklik değilse, kurtuluşa götüren yol değilse düşünceleriyle başka bir sonuca varmış olanlarla savaşmanın hiçbir anlamı yoktur.

- İtaatsizlik için bir insanın yalnızlığa, yanılgıya ve suça yönelik cesaretinin olması gerekir.

- Çocuksu aşk sevildiğim için seviyorum, olgun aşksa sevdiğim için seviliyorum.

                                                                    

E.FROMM

 

- Birini affedememek, intikama bile dönüşse ona bağımlı olduğunu gösterir.

  HANRY GİBSEN

 

- Hayatını başkalarıyla paylaşmayı seçen hiçkimse yalnız yürümez.

H.SARNOFF SCHİFF

 

- Sahiplenmeden üretmek, kendini empoze etmeden hareket etmek, egemen olmadan gelişmek esastır.

- Bilim felsefenin başarılarından, felsefeyse bilimin başarısızlıklarından örülmüştür.

 B.RUSSELL

 

- Az bilmek için çok okumak gerekir.

    C.MONTESQUİEU

 

- Birlik; akıl, aşk, ilim ve sezgi birliği halinde belirebilir.

       SCHİMMEL

 

- Her güne kendi acısı yeter.

 A. MAURUİS

 

 

- Geleceğe güven, geçmişten kopmayı gerektirir.

YALÇIN KÜÇÜK

         

 - İnsanın öyle sırları vardır ki; kimseye söyleyemez, öyle sırları da vardır ki; kendisi dahi hatırlamak istemez.

DOSTOYEVSKİ

 

- Ne, neyi, neyle örterse örtsün, herşeyin bir göstereni vardır.

 

- Yalnızlık biraz da her şeyi bilmenin ta kendisidir.

YALNIZLIKLAR (OYUN)

 

 - Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığın zamana çok şey sığdırmaktır.

            DENİZ GEZMİŞ

 

 - Gerçek ancak yalnızlıkta bulunur.

          G.ORTEGA

 

  KANT:

 

 - İlerleme, bir fikirdir.

- Disiplinli hayvan, insana benzer.(Disiplinsiz insan da hayvana..)

- Kant’ın, hem amprizmi hem de rasyonalizmi eleştiren ünlü sözü:

 Görüsüz(deneysel olmayan) kavramlar(akıl) boş, kavramsız görüler kördür”.

 - Bilgi, deneysel duyu verilerinin aklın formlarında işlenmesiyle oluşur.

  - Özgürlük; ahlak yasasının varlık nedeni, ahlak yasası ise özgürlüğün bilinme nedenidir.

 - Pozitif özgürlük; istemenin, saf aklın bir yasası (ahlak yasası) tarafından belirlenmesi.

 - Negatif özgürlük; hiç bir şey tarafından belirlenmeme, bir şeyi gerçekleştirirken engellenmemeyi talep ediyor.

.

—– / —–

 

- Çok fazla uğraşma en iyi şeyler hiç ummadığın zamanlarda olur.

 

- Hiç kimse senin gözyaşlarını haketmez. Onu hakeden, seni asla ağlatmayacak olandır.

 

-Birinin seni, senin istediğin gibi sevmemesi, onun seni tüm varlığıyla sevmediği anlamına gelmez.

 

- Gerçek dost, elini tuttuğunda kalbine de dokunandır.

 

- Birini özlemenin en kötü hali, yanyana oturduğun halde hiçbir zaman elde edemeyeceğini bilmendir.

 

- Bu dünyada bir insan olabilirsin ama birisi için de bir dünya olabilirsin.

 

- Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse.

 

G. GARCIA MARQUEZ

 

                                     

(Susma! Sustukça sıra sana gelecek)

 

Almanya’da Naziler

komünistleri içeri attı

sesimi çıkarmadım

çünkü; komünist değildim.

 

Sonra yahudileri içeri tıktılar

gene  sesimi çıkarmadım

çünkü; yahudi de değildim

 

Derken sıra sendikacılara geldi

gene aldırmadım

çünkü; sendikacı da değildim

 

Sonunda beni de götürdüler

kimse sesini çıkarmadı.

                      

 Rahip MARTİN NİEMÜLLER