- Acı, bilinçle doğru orantılıdır.
- Sübjektivizmin varlığı, objektif bir olgudur.
- İnsanlarla arandaki mesafe, seni sırtından vuramayacakları kadar olsun.
- Bugünü yarının provası olarak yaşayanlar, hiçbir zaman bugünü yaşayamazlar.
- Ayıp, yasak, günah üçgeninde yaşayan insan için aşk yok, düş yok, umut yoktur.
- ‘İyi’ ya da ‘kötü’ dediğimiz şey, aslında ihtiyaçlar nedeniyle kaçınılmaz olandır.
- Ödül ya da ceza beklemeden, sadece ‘iyi’ olduğu için eylemde bulunan insan, en muteber insandır. ‘İyi insan’ın ortaya çıkmasıyla, bu insanı hedefleyen ahlak, hukuk ve teolojiye de gerek kalmaz.
- Başkasını oynamak, kendin olmaktan daha zordur.
- Tanrıyı oynayan, herkesi günahkar görür.
- Hayat, şöyle ya da böyle bir oyundur, mevzu senin nasıl oynadığındır.
- Kendi yanlışlarınızı, başkalarının doğruları haline getirmeye çalışmayın.
- Hatanın küçük olması, yolaçtığı zararın da küçük olacağı anlamına gelmez.
- İnsan, eksiklikler bütünüdür.
- Herşeyin daha kötüsü, duyarlılığını yitirmektir.
- Ne kadar sahipsen, o kadar bekçisin.
- En büyük israf, yetenektir.
- Yaratıcı zeka, zor anlarda ortaya çıkar.
- Doğrular herkesi, yanlışlar ise söyleyeni bağlar.
- Sonradan görmezlerden değil, sonradan görmelerden sakının!
- Akıllı insan eleştirir, cahil ötekileştirir.
- Bilinç, baskıdan doğar.
- Dualite ontolojik değilse, herşey bütününün bir parçasıdır.
- ‘Vahdet-i vücud’, tanrının ‘kuantum’ halidir.
- İnsan, tanrının taklitçisidir.
- Önemli olan seni dünyaya getirmeleri değil, nasıl bir ‘dünya’ verdikleridir.
- Bilgelerin ortak özelliği, aynı gerçeği farklı dile getirmeleridir.
- Aydın insan, kendi literatürünün karşılığını farklı terminolojilerde de kurabilen kişidir.
- Dev hacimli ‘küçük eserler’le, küçük hacimli ‘dev eser’ler arasındaki fark, dilin gücündedir.
- Kitaplar doğrularıyla olduğu kadar, yanlışlarıyla da çok daha öğretici olabilir.
- Kitap okumak herşey değildir ama hiç okumayan da yozlaşır.
- Okumak, sadece iki kapak arasında puntolarla dizilmiş yazıları okumak değil, yazılan herşeyin de kaynağı olan insanı, doğayı, evreni okumaktır.
- Bugün neyi okursanız yarın onu yazarsınız. Neyi ne kadar kadar iyi okursanız, o kadar yeniden yazarsınız.
- Olgularla kuşatıldığımız halde, olguların dışında bir anlam aramak boşunadır. ‘Dil’ de olgusaldır ve ‘olgusal olmayan’ı ifade edemez.
- Ölüm de bir varoluş biçimidir.
- Ölüm bu denli gizemli olmasaydı, hayata bu kadar bağlanmazdık.
- ‘İyi insan’, karşısına çıkan herkes ve herşeyle iyi geçinen insandır; ”bir faydan yoksa, bari zarar verme”.
- İdealleri olmayan bir insan için, hayat alışkanlıklardan ibarettir.
- Kendin olmayı başardığın sürece, başkalarıyla dost olabilirsin.
- Zaman, herşeyin üzerinde bir sarkaçtır.
- Başkasını sevmeyebilirsin ama ne alçaltıcı ne de kötü muamelede bulunamazsın hatta sesini bile yükseltemezsin.
- Hayatımızın büyük bir kısmı alışkanlıklar ve bağımlılıklardan ibarettir. Kendi fikirlerimiz sandığımız pekçok düşünce de böyledir. Ancak ezberimizi bozan durumlarla karşılaştığımızda önce savunmaya geçer sonra da sorgulamaya başlarız.
../..
- Bir kum tanesinin dahi sırrı çözülmemişken, herşey ayan beyan ortadaymış gibi birilerine iman edenler, ‘koyun’ olmanın ötesine geçememiş olanlardır.
- İnsanı dünyaya tanrının bıraktığına inanılıyorsa, bu bile orada kalması için değil kendisine gelmesi içindir.
- ‘Dünya’, insanoğlunun sadece yaşamını idame ettirdiği ya da cezasını çektiği bir ‘cehennem’ değil, ‘yeni dünyalar’ bulması için bir başlangıçtır.
- ‘Karanlık güçler’, önce ‘bela’ çıkarıyor sonra da ”bunu ancak biz çözeriz” diyerek, çaresizliğe karşı bir umut olarak ortaya çıkmaktadır. Aldıkları her vekalet, hep daha fazlasını almalarına meşruiyyet sağlarken, pek çok insan da bunlara gönülden inanıp, şükran duygularıyla herşeylerini verecek kadar teslim olmaktadır.
Zavallı insan! günahı içinde kıvranırken, kurtarıcısına karşı sonsuz minnet ve şükran duygularıyla teslim olmuştur…
Dünyanın ‘cehennem’, tanrının ise ‘cezalandırıcı’ olması, kendi varoluş nedenleri için oluşturdukları bir mittir. Böylece, ‘tanrı için işkence’ dahi mübah hale gelir. Meşruiyyetini ‘ilk günah’tan alan tanrı fikri, insanı ‘kul köle’ etmenin en kolay yoludur.
- Tanrı insani kültürün, insan dünyanın, dünya… gerçeğin bir parçası; söylenebilir olan herşey, gerçeğin bir parçasıdır kendisi değil.
Hiçbir şey gerçeğin ötesine geçemez ve gerçekle kıyaslandığında, ’dünyalı tanrılar’ bile cüce kalır.
- Gerçek; herşeyi kuşatan, sonsuz çeşitlilikte, sonsuz biçimlere dönüşebilen ve söylenen herşeyin de fazlasıyla çok ötesinde olandır.
../..
- İnsan, korkuların en dehşetlisiyle baskılanıyor ve anlamaya çalıştığında, fikrini söylediğinde veya ‘yanlış yaptı’ diye işkencenin her türlüsüne maruz kalıyorsa ne böyle bir ‘din’ ne de böyle bir ‘tanrı inancı’ olamaz.
“İnsana acımayan bir tanrı”, tanrı değil olsa olsa insanın insanı köleleştirmesi için yarattığı bir ‘canavar’dır.
Ortaçağdan kalma ceza ve işkencelerle; insanı yakan, öldüren, patlatan bir tanrı inancı ancak sapkın olanlara hizmet eder. Maalesef pekçok insan da böyle bir inancın tarafındadır. Bireyi yokettiğinizde, ‘otorite’ ne diyorsa doğru odur!
../..
- İki tür alçalmadan daha iyisine şükretmek, sadece çaresizliğin bir ifadesidir.
- Ulaşım ve iletişim arttıkça, küreselleşme de artar.