Posts Tagged ‘Para’

DUVAR – 3

Çarşamba, Eylül 3rd, 2014

- Bazı insanlar vardır; konuşur, konuşur, konuşur, ta ki, söyleyecek bir şey buluncaya kadar!

- Açtırma bayramlık ağzımı, söyletme kötüyü!

Senden gelecek iyilik, Allah’tan gelsin!

Al atını ver tımarımı, senden korkan senin gibi olsun!

- Kiminin ağzından laf alamazsın, kimini de parayla susturamazsın!

*

- Bir yalan söylediğinde, daha fazlasına hazır ol!

- Aşağı indim bir yalan söyledim, yukarı çıktım kendim de inandım!

- Erkeğe maaşı, kadına yaşı sorulmaz!

- Giritlinin biri kalkmış, “bütün Giritliler yalancıdır” demiş!

- Yalandan kim ölmüş!

- Yalancının mumu, mum bitince söner!

- Allahın bildiği kuldan saklanmaz. (İyi, söyle rezil ol.)

- Ateş olmayan yerden, duman çıkmaz!

- Bozacının şahidi şıracı! (Al birini, vur ötekine!)

- Üzümünü ye bağını sorma, bağcıyla da uğraşma…

- Gelene ev önünde, gidene yol önünde…

-

- Yılandan korkmam, yalandan koktuğum kadar!

(Her sene yılandan kaç kişi ölüyor, haberin var mı senin!)

- Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın! (Zaman uzun, dokunur!)

- Yılanın başını küçükken ez, sonra başına bela olmasın!

- Elin ağzı torba değil ki, büzesin!

*

-İdeolojiler, deli gömleğidir.

*

- Değişime ayak uydur ama değişmeyecek olan ilkelerine de sımsıkı sarıl.

- Düşmanı olmayan adam, değersiz adamdır.

- Sahip olduğun en büyük servet, sana en yakın olanlardır.

- Kalbin neredeyse, evin orasıdır.

- Başkasını anlamak, acısını yüklenmektir.

- Eskiden kendimi iyi sanıyordum, şimdi bunları görünce anladım ki, kesinlikle mükemmelim!

*

- Herkese şapur şupur, bize gelince yarabbi şükür!

- Gökten altın yağsa, bizim başımıza taş düşer.

“Düşmedi” diye tam sevinirken, seker gelir yine bulur.

- Gülme komşuna gelir başına!

- Herkes geçer sen takılırsın!

- Av gibi davranırsan, av olursun.

- Denize düşen yılana sarılır.

- Ne kadar çok güldüysen, ağlamaya, kusmaya hazır ol!

- Bir şey olmaz deme, yerin altı onlarla dolu!

- Bir şeyin altını üstüne getirmeye çalışma, üstünün iyi olmadığını kim söylüyor!

- Aklına kötü şeyler getirmezsen, kötü bir şey olmaz! (Zaten, kötüye bir şey olmaz!)

- En çok neyi istersen, o olur!

- Hayatta en güzel şey, olmasını en çok istediğin şeydir.

- Yaşamak seyahate çıkmak, ölmekse eve dönmektir.

- İnsan düşüncedir, ne düşünüyorsa onu yaşar.

- Çocuklar ne kadar karanlıktan korkuyorsa, yetişkinlerin pek çoğu da aydınlıktan korkuyor.

- Gençler maziden, yaşlılar bugünden kaçıyor.

- Hayattaki üç güzel ses; “kadın sesi, su sesi, para sesi”!

- Mutluluk; koşulların değil, tercihlerimizin bir sonucudur. Tercihlerini düşür garanti olsun!

- Yüzüne tükürsen, yağmur zannediyor, bağırınca da gök gürültüsü…

- Sizde yiyip içelim, bizde gülüp oynayalım!

- Bir şeyin oyuncak olmadığını anlamak için, üzerine oturmak mı lazım?

- Bokunu çıkarmak istemiyorsan, fazla kurcalama!

- Görmemişin oğlu olmuş, çekince çükünü koparmış! (Görgüsüzlüğün de bu kadarına pes…)

- İnsanlar birbirine, “dünyanın en ayıp şeyini” yaptıktan sonra daha ne yapmazlar ki?

- Can çıkar huy çıkmaz, canla beraber gider!

- Tembele iş buyur ki, sana akıl öğretsin.

- Cenabetten keramet beklenmez.

- Meyhane iskemlesinde oturmayan, dünyanın kaç bucak olduğunu göremez.

- İşte kapı işte sapı, ister sarıl ister darıl!

- Dediğim düdük, öttürdüğüm düdük. Hem suçlu hem güçlü…

- Ne kadar sallarsan salla, donuna düşer son damla! (Sallama hepsi düşşün!)

*

- “Komutan her zaman haklıdır.”

(Komutan haksız olduğunda, yukarıdaki madde geçerlidir. Ya seve seve ya söve söve!)

- Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete!

- Kılıcımız kesmiyorsa onu bileriz ama daha fazla bilenmiyorsa, yenisini yaparız. (Vikingler)

- Yenisi, orjinali bile arıza çıkarırken, eskisiyle, taklidiyle uğraşma!

*

- Kendisi namussuzun önde gidenidir, başkasına gelince “namus bekçisi” kesilir.

- Güzel birini öpmek istiyorsan, onlarca çirkine hazır ol!

- Evlilik, cinselliğin en meşru halidir.

- Evlilik; dışarıdakilerin içeri girmeye, içeridekilerin de dışarı çıkmaya çalıştığı bir müessesedir.

- Adama “nerelisin?” diye sormuşlar, “daha evlenmedim” demiş!

- Bekara “karı boşamak” kolaydır.

- Bekarın parasını it yer, yakasını bit.

- Üşengecin çocuğu olmazmış.

- Ömrün uzun olsun, düğünün güzün olsun, iki kız bir oğlun olsun!

- On tane eşşeğin olacağına, adam gibi bir enişten olsun!

- “Fındık” gibi karım olsun, bir trilyon borcum olsun!

- İnsan ayakkabı alırken bile deniyor, kaldı ki evleniyorsun!

- Ayağına oluyorsa, giy gitsin!

- Ne giyersen, osun!

- Diri yersen diri, ölü yersen ölü gibi olursun!

- Yakacakla, seveceğin kötüsü olmaz! (Külliyen yalan)

- En iyi odun(!), çabuk yanıp geç sönendir!

- Orospuyu mezara koymuşlar, “tek mi yatacam?” demiş.

- Hem uzun olsun hem kalın olsun hem de sulu olsun… başka emrin?

- Nazar etme ne olur, çal-ış senin de olur!

- Atın ölümü arpadan olsun muş! (Sen at mısın?)

- Dere geçerken, at değiştirilmez. (Niye yasak mı?)

- Dereyi görmeden paça sıvanmaz! (Olur…)

- Filler tepişir, çimenler ezilir. (Lafa bak, çimenler eziliyormuş!)

- Eceli gelen köpek, cami duvarına işermiş.

- Allah bir garibi sevindirmek isterse, önce eşşeğini kaybeder sonra da buldururmuş!

- Ayı yavrusunu severken, duvardan duvara vururmuş!

- Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!

- Seviyorsan bırak gitsin, dönerse senindir dönmezse,

zaten senin değildi! (Yaa yürü git…)

- Ya sev ya terket! (Ortası yok mu?)

- Ne istiyorlarsa ver, ne veriyorlarsa al, kafan rahat olsun!

- Önce “öl”, sonra “öde!” ( Emrin olur…)

- “Sevmek”; gözünün içine bakmak değil, birlikte aynı noktaya bakabilmektir.

- Ossuruktan teyyare, selam söyle o yare!

- Osurmak, dokuz doktora bedeldir.

- Kadın yok, çocuk yok, para yok, sorun yok!

- Ucuz olan “iyi” değildir. İyi olan da “ucuz” değildir.

- Az ye, az konuş, çokça sev!

- Ne yardan geçerim ne serden! Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük.

- “Sen haklısın” deyince kavga olmazmış!

- Yenilen pehlivan, güreşe doymazmış!

- Ne kadar yavaş gidersen, o kadar hızlı varırsın!

- Şüphe öldürür.

- Fazla tevazu gösterirsen, gerçek zannederler. (Ezik sanırlar..)

- Aşırı tevazu, başkalarına çalışmayı gerektirir. (T.BUĞRA)

- Unutmak, tükenmektir.

- Beklemek kavuşmaktan iyidir.

- Çok uzun beklersen, işkenceye dönüşür.

- Eğer bir tanrı varsa, ayaklarıma kapanıp benden özür dilemeli. (Gestapo kampında duvar yazısı)

- Dindar ol, “dinidar” olma!

- Peygamberler bile tökezler.

- Başkasına “din-iman”, kendilerine gelince “han-hamam!”. Kendine müslüman olma!

- Mücahidden müteahhit olmaz!

- Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim?

- Eski dost düşman olmazmış. (Allahım sen beni dostlarımdan koru!)

***

- Vuslat ertelendikçe, şehvet artar.

- Kaza geliyorum, namus gidiyorum demez.

- Küçük kafa, büyük kafayı yer!

- Kaderde varsa düzülmek, neye yarar üzülmek!

- Düzülen hep biz olduktan sonra, “düzen” değişse ne olur?

-Tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak!

- Bir yaprak bir mızrak, gerisi teferruat!

- Çadırı kur, tavşanı vur!

- Dünya delikanlı olsaydı, yuvarlak olmazdı!

- Yüze gülücü, arkadan gömücülere dikkat et!

- Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır!

- Gönül bu, ota da konar, boka da!

- Genç geriyorsa, yaşlı sevindir daha iyi!

(Küçükten yar seveni, cennete gönderiyorlar ya belki seni de alırlar!)

- Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse!

- Gençler ümitle, yaşlılar hatıralarıyla yaşar.

- Yaşlanmak, yavaşlamaktır.

- Yaşlandıkça hafıza zayıflar, kavrayış artar.

- Yaşlanmanın en kötü hali, genç kalmaktır.

*

- “Delikli taş” bile yerde durmaz, illâ ki biri alır bir çiviye takar!

- Allah delmiş, koyvermiş!

- Azıcık daha akıllı olsa, aptal olduğunu anlayacak.

- Ayranı yok içmeye, atla gider çeşmeye!

- İlaç için sürüyüm desen, sürmeye “akıl” yok, bir de herkese akıl vermeye kalkar!

- Kendinde “akıl” yok, herkese akıl vermeye kalkar!

- Kendini değiştirmeden, tüm insanlara ayar vermeye kalkıyor!

- Güt diye “üç kaz” versen, ikisini kaybeder gelir!

- Şakülsüz deliği tutturamaz, kendini idare etmekten acizdir, bir de aleme nizam vermeye kalkar!

- Deliye dert anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

- Deliye “dert” anlatıncaya kadar, akıllıya ne verirsen ver!

- Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun daha iyi!

- Elalem deliye hasret, biz akıllıya!

- Millet de aramayla, biz de arabayla!

- Dertleri, “ben söyleyim sen yap!”

- Allahım, sen aklıma mukayyed ol!

- Akıllısı beni bulmaz, delisi peşimi bırakmaz.

- Yüz verdik deliye, sıçtı geldi halıya!

- Akıllı olduğunu söyleyenden daha delisini, deli olduğunu söyleyenden de daha akıllısını görmedim!

- Bir deli, bir kuyuya taş atarsa, çıkarmak için en az kırk akıllı lazım!

- Birine kırk gün “deli” dersen, “deli” olur! (Lütfen dikkat edelim!)

- Deliye her gün bayram!

- Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin!

- “Şans” diye birşey olmasa, bu gerizekalıların onca akıllıdan daha iyi durumda olmasını açıklayamazdık!

- Bazı insanlar, bazen insanlardır.

- Bazı insanların sadakatleri, ihtiyaçlarındandır.

- Yalnız kalmayı iyi beceren insanlar, mutsuz kalabalıklardan uzak dururlar.

- Okulu bitirinceye kadar ailesine, iş hayatında patronuna, emekli olduğunda da tabiata teslimdir.

- Kontrolsüz güç, güç değildir.

- Kaçacağı yerde, sıçacağı geliyor.

- Aklına ne geliyorsa, ya kaçarken ya sıçarken geliyor!

- Akılsız başın cezasını, ayaklar çeker.

- Kız nişanlı, gelin iki canlı, kocakarının hali belli…

- Hem her gün aynı şeyleri tekrar ediyorlar hem de hayatlarının değişeceğini bekliyorlar…ya sabır!

- Hayat, aynı şeyleri tekrar edecek kadar uzun değildir.

*

- Bahçıvansın biberin yok

Hıyarsın haberin yok

*

- Olmayacak duaya, “amin” denmez.

“Olmuşla ölmüşe” çare yok!

*

- Misafirlik üç gündür:

-İki gün yatak, üçüncü gün toprak!

- Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.

- Çağrılırsan erinme, çağrılmazsan görünme.

- Ayrılamadığın her yer, senin için hapishanedir.

- Misafir; tanrıdır. (Hint Atasözü)

*

- Işığın gölgeyle

geçmişin gelecekle

öfkenin sevgiyle

umudun gerçekle

barıştığı gün

güzel günler göreceğiz.

*

- Kayıt yapmıyorsa, intikal zayıftır.

- Conta yakıyorsa, sigorta atacak demektir.

- Armut piş, ağzıma düş!

- Aç ayı oynamaz.

- Benim kilo problemim yok, sadece boyum kısa…

- Gak deyince “et”, guk deyince “süt”. Hayat sana güzel, cennet sana var!

- Yolcudur Abbas, yolda durmaz.

- Yollar yürümekle aşınmaz.

- Herşey olacağına varır, olmuşla ölmüşe çare yok!

- Olacak oğlak, bokundan belli olur.

- Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

- Yedisinde neyse, yetmişinde de odur.

- Kan kusarım, kızılcık şerbeti içtim derim!

- Damar olmayan yerde, kan dolaşmaz.

- Soğanın acısını yiyen değil, doğrayan bilir.

- İktidar gelin gibidir, kendine ortak istemez.

- Şeytan ayrıntıda gizlidir.

- Şeytan azapta gerek.

- Titanik bile battıktan sonra…

- Altı kaval üstü şişhane…

- Ön teker nereye, arka teker oraya…

- Hiçbir şey yapmamak, seçim yapmaktır, tarafsız olmak değil.

- Cinayete sessiz kalmak, ona ortak olmaktır.

- Kalkmasını biliyorsan, düşmekten korkma!

- Geç olsun, güç olmasın.

- Geç geldi desinler, geçmiş olsun demesinler.

- Namazda gözü olmayanın, ezanda kulağı olmaz.

- Yaz var kış var ne acele iş var.

- Ölme eşşeğim ölme, yaz gelsin de yonca biçiyim!

- Eşşeğe rakı içirmişler, çulunu bahşiş vermiş!

- Atın ölümü, itin bayramıdır!

- Kıyıdan uzaklaşma riskini alamayan, okyanus geçemez.

- Darılma dayan, sövene dilsiz dövene elsiz ol.

- Deveye diken, insana söven yaraşır!

- Bir hatır, iki hatır, üçüncüye vur yatır!

- Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?

- Baldız, baldan tatlıdır.

*

- Hadi yavrum, hadi çocuğum, kumda oyna gözüne çöp batmasın, kale male yap!

- Darpa, gaspa, fuhşa karışma ne yaparsan yap!

*

- “Hasan” almaz, “basan” alır.

- Kadın serçe gibidir; çok sıkarsan ölür, gevşek bırakırsan uçar!

- Çiçeklere her gün aynı miktarda su ver! Çok verirsen soldurursun, az verirsen öldürürsün…

- Ziyan olacağına, ver bir fakir sebeblensin!

- Bizde yüz yok istemeye, sizde de insanlık yok vermeye, namerde muhtaçlığımız hep bundandır!

- Onca kadın bir adamı namerde muhtaç ediyorsa, bu ayıp onlara yeter!

***

- Amerikan tarihini öğrenmek istiyorsan, bir kitap al. Rus tarihini öğrenmek istiyorsan, bir kürek al!

***

“Hepimiz kızgın tavaya düşmeye, can atan damlalarız.”

CHİCAGO MÜZİKALİNDEN

***

- Odun alırsan meşeden,

dükkan alırsan köşeden,

kız alırsan Ayşe’den

gir oyna, çık oyna, çal oyna…

*

- Ananız koca yüzü mü gördü

Recep, Şaban, Ramazan

Rahmetlik baban

Üç de ondan eveli

*

- Az para dövüştürür, çok para seviştirir!

- Zengin parasıyla, fakir karısıyla oynarmış!

- Para isteme benden, buz gibi soğurum senden!

- Parayı ayağının altına alırsan seni yükseltir, başının üstüne alırsan alçaltır.

- Paradan başka kaybedecek birşeyi olmayan insan, fakirdir.

- Para dediğin nedir ki, itin önüne atsan yemiyor!

- Onuru olan biri asla yoksul değildir.

- Burası borsa, kim kime korsa!

***

- “Cinsellik” olmasa, “dinsellik” de olmazdı.

- Erkek yapacak “yer”, kadınsa yapacak “bahane” arar!

- Evliler balayına, bekârlar alayına gider!

- Edebsizlikten değil, ihtiyaçtan bu hale geldik!

- Biz artık bundan sonra ekmeğin içinden, gençlerin kıçından geçineceğiz!

- Bize bundan sonra yolun inişi, her şeyin genişi lazım!

- Et ile ekmek, eti ete sürtmek, gerisi köpek tüfek!

- Erkeğin kıllısı “Ali”den, kadının kıllısı “ayı”dan!

- Kadın bulmuş, kıllısını arıyor!

- Ha “kel Ali”  ha “Ali kel!”

***

- İlişkinin 5 aşaması:

“Göz göze, el ele, et ete, göt göte, git öte!”

***

- Masajın 5 aşaması:

“Ovalama, sıvazlama, itme, çekme, dürtme!”

KARIŞIK

Pazar, Ağustos 31st, 2014

- Başarısızlığa tahammül edebilirim ama denememeye asla.

MİCHAEL JORDAN

- Hayatını başkalarıyla paylaşmayı seçen hiç kimse, yalnız yürümez.

H. SARNOFF SCHİFF

- İnançlı bir kişi, kendi çıkarını düşünen yüz kişiden daha etkilidir.

J. STUART MİLL

 – Birlik; akıl, aşk, ilim ve sezgi birliği halinde belirebilir.

SCHİMMEL

 – Hayat abartıldığı kadar zor, yaşanıldığı kadar basit değildir.

- Çok düşünürsen, çok düşünürsün!

MEHMET EMİN AVANAŞ

 – Bazen yürekli kayıplar, korkak zaferlerden daha önemlidir.

FATİH TERİM

 – Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığın zamana çok şey sığdırmaktır.

DENİZ GEZMİŞ

 – Çocuklar hiçbir şeyde herşeyi bulurlar, yetişkinler herşeyde hiçbir şey bulamazlar.

GİOCOMO LEOPARDİ

- Ölümden korkmuyorum, sadece o varken ben orada olmak istemiyorum.

WOODY ALLEN

- Bilinç, baskıdan doğar.

- Her son, başka bir sonla sonsuzluğa açılır.

- Her özgürlüğü belirleyen, bir “kader” vardır.

AHMET AĞI

- Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.

UĞUR MUMCU

- Çok merhametli olandan, “lider” olmaz.

ERHAN AFYONCU

- Ele geçen hiçbir şey, hayaldeki kadar güzel kalmaz.

N.R. NASH

- Eğer bütün insanlar doğuştan özgürse, nasıl oluyor da “kadınlar” köle doğuyorlar.

M. ASTELL

- İnsan, acı çekerek öğrenir.

AESCHYLUS

- Başkaları hakkında kötü sözler söylemek, kendimizi övmenin onursuz bir yoludur.

WİLL DURANT

- İnsan; tarihin, toplumun ve doğanın zindanından kurtulabilir ama kendi zindanından asla.

ALİ ŞERİATİ

- İbret alınsaydı, tarih tekerrür eder miydi hiç?

- Batı kalbi, Doğu aklı öldürmüştür.

- Bugün İslama yapabileceğimiz en büyük iyilik,  bizim onu temsil etmediğimizi söylemektir.

- Mısır’da onbir yıl kaldım. Fakat onbir saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane bir fikrimi söyleyeyim mi: İnsanlık da Türkiye’de, milliyetçilik de Türkiye’de, Müslümanlık da Türkiye’de, hürriyetçilik de Türkiye’de. Allah benim ömrümden alıp o’na (Mustafa Kemal’e) versin.

M.AKİF ERSOY

- İnsanlar, olumludan çok olumsuz uyaranlara karşı daha duyarlıdır…Bizi mutlu edecek birkaç şey varken, kendimizi kötü hissettirecek sayısız etkenlere yöneliriz.

AMOS TVERSKY

- Sadakat, insanı hergün doğru karar vermek zahmetinden kurtarır.

THOMAS WATSON

- Disiplin, kişinin kendisini cezalandırmasıdır.

M. FOUCOULT

- Kendimizden bir şey üretememek, ne büyük zavallılıktır.

PİCO DELLA MİRANDOLA

- Kimse kendisine ayırdığı zamandan daha fazlasını, başkasına ayırmaz.

- İnsan, önüne çıkan herkes ve her şeyle iyi geçinmeli.

- Değişik bilinç durumlarını yaşamakta fayda var.

- İslâm, insanların tarihinden ibaret değildir.

EBUBEKİR KURBAN

ZİG ZİGLAR:

- Herkes evliliğegözleri açık girer ancak gözlerini kısarsa devam eder.

- Önce gözünün nuru olur sonra gözüne batan bir nokta.

- Aşkını gösteremeyen, aşık değildir.

- Kimin haklı olduğu değil, neyin doğru olduğudur önemli olan.

- Önemli olan birlikte yaşayabileceğimiz biriyle değil, onsuz yaşayamayacağımız biriyle evlenmektir.

- Seks, tanrının fikridir. Yalnız ve mutsuz Adem için, Havva’yı yaratmıştır.

- Seksin amacı, yalnızca haz duymak değildir, eşlerin birbirine bağlanıp tek vücut olmalarıdır.

- Haz peşinde koşanlar, sonunda mutluluklarını yitirirler.

…/…

- Şöhret, para, pul, han, hamam, apartman geçici. Keşke bir adam olsaydı hayatımda da onunla birlikte yaşlanabilseydim.

MÜZEYYEN SENAR

- Vasiyetimdir; hayvan mezarlığına gömün beni. Bu ülkeye ve bu hayata dair hiçbir şeyin, hiçbir zaman benim dilediğim gibi olmayacağını biliyor, artık bundan acı duymuyorum. İyi, güzel ve doğru da olsa benim istediğim birşey size rağmen olacağına bana rağmen olmasın daha iyi.

ZEKİ DEMİRKUBUZ

- Evde biftek varken, hamburger yemeye dışarı çıkmam.

PAUL NEWMAN

- Mutlu olmak için değil, birbirimizi mutlu etmek için evleniriz.

ROY SMİTH

- Mutluluk koşulların değil, tercihlerimizin bir sonucudur.

- Yarından korkma, dünden utanma.

DORİS SWANN

- Farkındalık, önce ayrıcalığa sonra acıya dönüşür.

- Dilinde olanın, yaşamında yoktur.

- Neden ne kadar şikayet ediyorsanız, o kadar önemsiyorsunuz demektir.

- Dünyanın başına ne bela geliyorsa, dünya görüşü olanlardan geliyor!

- Asıl trajedi, kimse böyle olsun istemezken, böyle olmasıdır.

- Dram, yaşayan hariç herkesi zengin eder.

- Alçağın sesi, yüksek çıkar.

- Ruhun tembelliği, dili çalıştırır.

- Alçakgönüllü olacağız diye, alçakların içinde kaldık.

MEHTAP TERZİOĞLU

- Manzaranın güzelliği, onun hüznünde saklıdır

AHMET RASİM

- İnsanın hayatta yaptığı üç önemli şey vardır; doğmak, yaşamak ve ölmek. Doğumundan habersizdir, ölmeyi ızdırap haline getirir, yaşamayı ise unutur.

JEAN DE LA BRUYERE

- Futbol, basit bir oyundur. Zor olan, basit oynamaktır.

JOHAN CRUYFF

- Çanların, kimin için çalıyor olduğunu öğrenmeye çalışma hiç. Onlar senin için çalıyor!

JOHN DONNE

- Yolda kal, yoldaşsız kalma.

- Arayanlar bulamaz, bulanlar da aramaya devam eder.

- Her iş, öncesinde düştür.

CUMA GÜMRÜK

- Verileri yorumlamak; bilgi. Bilginin; moral, ahlak, vicdan gibi sunulması ise bilgeliktir.

- Çocuk yapmak kolay, baba olmak zordur.

ALİ SAYDAM

- Her hatıra, aynı zamanda şiir ve hakikattir.

ERNST MACH

- Paranı yediriyorsan enayisin, yedirmiyorsan şerefsizsin, paran yok adam değilsin.

MEHMET İŞCEN

- Bazı insanlar tanıdıkça büyür, bazıları da tanıdıkça küçülür.

- Yalnız iyilik yapmak yetmez, iyiliği zerafetle yapmak da önemlidir.

DİDEROT

- Belki de bu dünya, başka bir gezegenin cehennemidir.

ALDOUS HUXLEY

- Ya “intihar” etmekten vazgeçmeli ya da yaşamaktan.

- Yapacak hiçbir şeyin kalmamışsa, ne yaparsan yap.

KING PURPLE

- Kalmak katlanmaktır, kabuslar ortasında gülümsemek ve iyiyim demek.

- Önemli olan hayatı uzatmak değil, derinleştirmektir.

HAKAN ALBAYRAK

- Suçluyu affeden hakim, kendini mahkum etmiş olur.

PUBLİUS SYRUS

- Tatmin edilemeyen tek şehvet, “bilgi şehveti”dir.

FATİH ALTAYLI

- İnsanlar, sınırlardan önemlidir.

V. HAVEL

- Varlıklı olmak, varolmak değildir.

ÇETİN ALTAN

- Her hatıra, aynı zamanda şiir ve hakikattir.

ERNST MACH

- Hiçbir şey, gerçeğin kendisinden daha şaşırtıcı değildir.

ERWİN KİRC

- Aşk, imkansızın zaferi olduğunda doruğa ulaşır.

- Aşk, insanı teyakkuzda tutmadığı vakit tavsamaya başlamıştır.

- Aşk, sevgiliyi her gördüğünde yeniden doğmak sevincidir.

- Aşk anarşisttir, özgürlük ister.

BUKET UZUNER

- Kendine bir hoşça bak. Alemin özü, varlıkların gözbebeği olan insansın!

ŞEYH GALİP

- Yaşlanmaktan değil, yavaşlamaktan korkmalı.

NİLÜFER GÖLE

- Durmadan gideceksin, ne varsa bundandır. Bir yerde uzun süre kalma. Gece ile gündüz birbirini nasıl kovalıyorsa, sen de hayattan soğumamak için düşüncelerini onun üzerinde toplamaktan kaçın. Hayat üzerinde düşünmeye başladın mı bil ki, soğursun ondan.

MAKSİM GORKİ

- Hayat, küçük ölçeklerde de mükemmel olabilir.

L. JOHNSON

- Seni sürekli diğerlerinden farksız kılmaya çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermektir. Bu savaş bir kez başladı mı hiç bitmez.

E.H.CUMMING

- “Seni seviyorum” demek, bazen bir vaat bazen de bir vedadır.

- İtiraf; daha suçlu olunan bir şeyi itiraf etmemek, gözden kaçırmak için yapılır.

DORİAN LEADER

- Dualite; ontolojik değil, epistemolojiktir.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK

- Hep aç kalacağımızdan korktuğumuz için, aç kaldık.

Bir İran Filminden

- Kimse, hayat kadar sert vuramaz.

ROCKY BALBAO (“Rocky” filminden)

- İstesem de dört öğün yiyemem.

“BABA” Filminden

- Sahip olamayacakları şeyleri, yalnızca aptallar hayal eder.

KRAL ARTHUR (bir filmden)

- Bir konuda her şeyi, her konu da ise bir şeyler öğrenin.

Prof. Van DYKE

- İnsanlar ne kadar zeki olurlarsa olsun, sevdiği birinin sözüne aldanacak kadar, aptaldır aslında.

J. CHRİSTOPHE

- İnsanın öğretmeninin doğa, kitabının insanlık, okulunun yaşam olduğu birgün gelecek mi?

HALİL CİBRAN

- Savaş, büyük bir rant oluşturduğundan, barışı korumak da o denli zor olmaktadır.

TAYFUN TALİPOĞLU

- Sevgi ve bilgi, paylaşılarak büyür.

EMİNE ŞEN

- Huzur, vahdet sırrına erenindir.

UPANİŞADLAR

-Aydın ile sokak adamının inançları bir olabilir mi? Vedaların dışında, öteki dinlerin büyük hatası, bu gerçeği anlamamış olmalarıdır.

MAX MÜLLER

- Düşünmeden okumak körletir, okumadan düşünmekyanıltır.

CLAİRVANY

-Yaşamak, gecenin tüm karanlığına rağmen buğulu bir cama güneşi çizebilmektir.

ÜLKÜ AKVARUP

- Avrupa’da insanlar tesadüfen ölür, biz de ise tesadüfen yaşarlar.

HASAN PULUR

- Hayal gücü olmayan insanın, kanatları yoktur.

- Siyah tenli olduğum için kendi ülkemde bu kadar aşağılanırken, bana hiçbir kötülüğü dokunmamış insanları (Wietnamlıları) neden öldüreyim ki!

MUHAMMED ALİ

- Ömür dediğin şey, yaştan ibaret değil, yaşadıklarından ibarettir.

İSHAK ALATON

- En büyük banka hesabın, yaptığın iyiliklerdir.

-İyilik bankası, insanın okyanusa attığı iyilikler toplamıdır.

- Oğlum sana bırakacağım en büyük miras, tavsiyelerimdir.

- Para, alkol gibidir, kazandıkça insanı şımartabilir, sarhoş edebilir.Aynı zamanda büyük para kaybı, insanı depresyona sokabilir. Bir işten para kazanınca hemen başka bir işe yatırma, parayı dinlendirmek gerekir.

- Kazandığın paranın gereken miktarını, yoksullara ver, yoksa sistem seni beslemez.

- Dürüstsen, projen doğruysa para gelir seni bulur. Çünkü, para da park edecek, güvenli bir yer arar.

- En büyük güç, para değildir. En güçlü olan, en çok dostu olandır.

- Senin gücün, seni seven dostlarının, enerjisinin toplamı kadardır.

UZEYİR GARİH

- Kuşkusuz en büyük önyargı, etrafımızdaki herkesi insan sanmamızdır.

CHARLES BUKOWSKİ

NAPOLYON

Perşembe, Ağustos 14th, 2014

 - Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister.

-Yenile yenile yenmesini de öğreneceğiz.

- Siz istediğim parayı verin, ben her savaşı kazanayım.

- Her ordu, dolu mideyle yol alır.

- Savaşarak ölmek kahramanların, intahar etmekse korkakların imtiyazıdır.

- Zafer; savaşta kovalayan, aşk da ise kaçan erkeğindir.

- Zafer geçici, belirsizlik ise ebedidir.

- Bana Türklerden kurulu bir ordu verin, size dünyayı esir alayım.

- “Türkler öldürülebilir” fakat mağlup edilemezler.

- Eğer dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti İstanbul olurdu.

- Kadınlar savaş için, bize gerekli olandan daha fazlasını üretebilirler.

- Bana iyi analar verin, size iyi vatandaşlar vereyim.

- Bir toplumun gelişmişliğini görmek için, o toplumdaki kadınlara bakınız.

- Güzel kadın göze, iyi kadın kalbe hoş görünür. Birincisi pırlanta, ikincisi hazinedir.

- Budalalar geçmişten, akıllılar şimdiki zamandan, deliler de gelecekten bahseder.

- Büyük felaketler, büyük insanların yetiştiği okuldur.

- Diplomat, iyi giyinmiş polis kuvvetidir.

- Dünyada taklit edilemeyen tek şey, cesarettir.

- En büyük suç, umutsuzluktur.

- En iyi lider, en iyi umut taciridir.

- En kısa yol, bilinen yoldur.

- Fırsat çıkmadıkça, kabiliyetler çok az işe yarar.

- Devlet, yalnız mahmuzlar ve çizmelerle yönetilir.

- Güç ortaya çıkınca, kanunlar zayıflar.

- Günah çıkarmanın en kestirme yolu, intahar etmektir. Zaten intahar da itirafın ta kendisidir.

- Hafızasız baş, bekçisiz kaleye benzer.

- Herşeyi konuşabilen insanlar, herşeyin üstesinden gelebilir.

- Herkesi dinlerim ama kendi doğru bildiğimi yaparım.

- İnsanı yaralayan tek şey, gerçektir.

- İnsanı yücelten iki şey vardır; korku ve merak.

- İnsanın dostu yoktur, saadetin dostu vardır.

- Üstün insan, kimsenin yolu üstünde değildir.

- Sizin asaletiniz, sizinle birlikte toprak olacak ancak benim asaletim, benimle birlikte başlıyor.

- En tahammül edilemez zorbalık, küçük adamlarınkidir.

- Devlet adamının kalbi, beynidir.

- Bu kadar şey yaptım ama geriye kala kala, bir medeni kanun kaldı. Bu kadar zaferlerimi, bir Waterloo mahvetti ama geriye kala kala, elimde şeref duyduğum bir “Fransız Medeni Kanunu” kalmıştır.

- Sadece kaba güçle hiçbirşey kurulamaz. İki şey dünyayı egemenliğinde tutar; biri kılıç diğeriyse düşüncedir. Kılıç eninde sonunda düşünceye yenilir.

- Şans, detaylara özel dikkat etmekten geçer.

- Tarih, herkesin üzerinde anlaştığı yalanlar bütünüdür.

- Aşk kadın için, para sizin için, şeref benim için.

 

ROGER GARAUDY “20.YÜZYIL BİYOGRAFİSİ”

Cumartesi, Ekim 16th, 2010

 

 

“Kendi inancının kendine özgülüğünü daha derinden kavramak, başka inançları daha derinden tanıyarak olabilir”.

“Marks’ın söylediklerini harfi harfine değişmez kanunlar gibi ele alan ve kuramları her yanlışlandığında da ek kuramlarla (ad-hock) yama yapan bugünkü marksizm, sadece bir doğa ve tarih felsefesinden ibarettir…Özgürlük adına milyonlarca insanı katleden, Stalin’in Sovyet marksizminin güç isteği ve büyüme modeli ise Batı ile tamamen aynıdır”.

“Hiçbir kilise bugün topluma bir ruh verme yeteneğine sahip değildir. Çünkü bugünkü hristiyanlık 17 yüzyıldır hastadır. Son iki yüzyılda Kierkegaard ve Blondel’le modern sorgulamasını bulmuşsa da onlar da hastayı iyileştirememişlerdir. Daha 3. asırda İznik konsiliyle, İsa’nın hakkı Sezar‘a verilerek politik ve ideolojik Konstantinciliğin afyonu haline getirilmiştir. Bu nedenle bugünkü hristiyanlık, İbrahimi gelenekten kopmuş ‘Filistinli hristiyanlık’ değildir”.

Batı, Heraklitos’tan sonra aşkınlık postülatını reddederek, sofistlerle birlikte ‘yeterlilik’ postülasını seçmiştir. Böylece Batılı insan tanrıyı reddederek ya da onu akla indirgeyerek ‘tanrı merkezli’den ‘insan merkezli’ tasarıya geçip kendini putlaştırmıştır. Artık herşeyin ölçüsü, insandır. Böylece Batılı paradigmada dinsel yobazlığın yerini bilimsel yobazlık alır. Tanrıyı kabul etmek ya da reddetmek, sözkonusu iki hayat biçimi veya iki toplum modeli arasında bir seçim yapmaktır. Böylece bilim bilimciliğe, teknik teknokrasiye, politika Makyavelizme, amaç yoksunluğu umutsuzluğa varan pozitivizme ve sonu herkesin herkesle savaştığı korku dengelerine varan bireyselciliğe dönüşür.

Batılı dünyamız yalnızca ateist değildir, çok tanrıcıdır da. Her birey ve her grup parayı, gücü, tekniği, cinselliği, ulusu, ideolojiyi, büyümeyi, kendi içinde bir amaç ve mutlak bir değermiş gibi görerek kendi arzusundan bir tanrı ediniyor. Kendisine hizmet edeni bağnazlaştıran ve parçalayarak yiyen, yayılmasına karşı gelen diğer bütün değerleri ve başka tüm insani varlıkları tepeleyen sahte, etobur bir tanrı.

   “Aşkın bir gerçeklik bulmak sözkonusudur. Fakat bu tanrı değil dünyadır” diyen Sartre‘la beraber Heidegger ve Husserl, katıksız içkin (immanent) olandan bir aşkınlık (trancendent) elde etmeye çalıştılarsa da bunu başaramamışlardır. Çünkü bu, insanın gölgesinin üzerinden atlamaya çalışmaktır.

“1968’e kadar herşey normaldir. Sistem iyi gitmektedir. İşsiz yok enflasyon azdır. Buna rağmen iki ay boyunca tarihimizin en büyük patlaması gerçekleşir ve milyonlarca çalışan grevdedir ve bütün üniversiteler kaynamaktadır. Karışıklık içinde yeni bir bilinç doğuyordu. İnsanın ezilişi ve yabancılaşması konusunda sistemin başarıları ve başarısızlarından çok, sistem daha tehlikelidir. Bu kökten değişimi, parti (Fransız komünist partis) inkar ederek orada anarşist olaylardan başka birşey görmez”.

“Tüm Batılı diyaloglardan uygarlıklar arası diyaloğa geçmek gerekir”.

“İslami yeniden doğuş, Batıyı ve geçmişi taklitten kaçınmakla mümkündür…İslamın geleceği, Batının geçmişi değildir…Batıyı taklit konusunda en kötü şey, Türkiye’de Ziya Gökalp‘in yaptığı gibi, modernleşme ile Batılılaşmayı birbirine karıştırmaktır”.

 

       (Bu yazı; çevirisini A.Zeki Ünal’ın yaptığı, benim de 1990 yılında tanıtım için yazdığım ve zamanın Girişim dergisinde yayınlanan yazıdan alınmıştır. A.Ağı)

İBRAHİM ÇİFTÇİ

Cumartesi, Nisan 3rd, 2010

- Bazıları bilgiyi yük, beceriyi eziyet olarak görürler.

*

 - Dönmek; yanlışta ısrar etmemek, kendine bir şans tanımaktır.

*

- Herşeyin ilacı, itidaldir.

*

- Bu ülkede üç sınıf insan vardır; cinselciler, dinselciler ve Atatürkçüler. Biz üçüncü sınıfız.

*

- Harcamadığın para, senin değildir.

*

- Para herkesde durmaz, onu kullanabilecek olan da durur.

*

- Biz alışmışız, az parayla çok para kazanmaya!

*

- Aldığımız üç kuruş ama herkesin eli, benim cebimde!

*

- Para bok gibi, huzur yok.

*

- Para gayriciddi işlerde vardır, ciddi işlerle para kazanılmaz.

*

- Akbabalar, damarlarımdaki kanın kokusunu almış, pike üstüne pike yapıyorlar!

*

 - Derya senin olsa, içeceğin bir bardak su!

*

 - Bir bardak süt için, inek beslenir mi?

*

 - Denizden bir kova su almışsın nedir ki? Denizin suyu mu biter!

*

 - İstanbul’u versem bir gözünü verir misin? Dikkat et, iki İstanbul’a sahipsin!

*

- Bizim çilemiz, hem insancıklarla olacaksın hem de kızmayacaksın, kızmak bizi küçültür. İyiden, doğrudan, güzelden bihaber olan adamın nesine kızacaksın…

 *

- Kendini basit ve sıradan görürsen, tüy kadar hafiflersin. Olduğundan daha fazla görünmeye çalışırsan, o yükün altında ezilirsin.

*

- İnsanın değerli olduğu yerde kimseye bir şey olmadan önlem alınır. Bizde de bir kaç adam başı yenmeden, iş yapılmaz.

*

- Bilsem ki siz şu kapının arkasındasınız, ben yine özlerdim.

*

- Koskoca generale bir manga asker vermişler, “bunlara talim yaptır” diyorlar…

paşa napsın!

 *

- Dur bakalım yok, hadi bakalım.

 *

- Beklemek, kavuşmaktan iyidir.

 *

- Bir işi yaparken; kırmadan, yarmadan, kestirmeden, küstürmeden yapacağız.

 *

- Tamir et diye verirsin; kırar, yarar, bozar, sonra da koyup kenara geçip gider…

 *

- Her işimiz; “olmamış ya hadi neyse!”. Bir işinizde tam olsun, yok nerde!..

 *

- “Çam devirdiklerini” çok gördük ama devrimciliklerini hiç görmedik, açlık grevine girerler, kilo alıp çıkarlar!

 *

- İşten kaçıp, meydanda halay çekmenin adını; “devrimcilik” koymuşlar!

*

- Ellerinde sinekli şaraplar, esrar tekkesine çevirdikleri dumanaltı yerlerde, her daim “devrimden” konuşunca, sanırsın ki; yapmışlar da konuşuyorlar…

*

- İstemenin sonu yok! Herkes kendine göre devlet de ister, her yorulduğu yere han da! 

*

- Cümbüşün adını “ibadet”,

içkinin adını “bade”,

cinayetin adını “töre”

halayın adını da “devrim” koymuşlar.

 *

- Bir iş; konuşulabilir, tartışılabilir, uygulanabilir ve rantabıl olacak, değilse konuşmaya bile gerek yok. 

 * 

- Bazıları “büyük” doğar, bazıları yaptıkları işlerle “büyür”, bazılarının da “büyüklük” üzerinde kalır, benim üzerimde kaldı!

*

- Kimseye birşey söylemeye gelmiyor, kimseyi değiştiremiyorsun! Bu yüzden, ben hep kendimi değiştirdim.

*

- İnsan, önce taşı sevip okşuyor, hacetten sonra da en uzağa fırlatıyor.

İnsanlar da birbirini severken, önce “canım cicim” diye kucaklıyor, sonra da kucaklaya kucaklaya bokunu çıkarıyorlar. Daha düne kadar birbirlerinin kucağından inmeyenler, bugün birbirinin suratını, görmek bile istemiyor.

*

- Herşeye gelirim ama boynumdan çekilmeye asla!

*

- Herkesi dinle ama kararı kendin ver.

*

- İşimi yaparım ama kimse daha fazlasını, kendimi feda etmemi beklemesin!

- Bir işe aracı koyarken dikkat et, sana “kız” istiyorum diye gider, kendine alıp gelir!

*

- Acemi zampara işe en yakınından başlarmış!

- Zamparalığa çıkan, kendi şeyinin hesabını da iyi yapmalı!

*

- Düşkünle, şaşkınla, pişkinle fazla uğraşmaya gelmez. İyilik mi yapacaksın, yap ama fazla durma!

*

- Ne kadar kaçarsan, o kadar üzerine gelirler. Sana ait sadece bir çekmece kalsa, yine de yer yokmuş gibi ellerine geçeni oraya atarlar!

*

 - Hadi çocuğum, hadi yavrum… kumda oyna gözüne çöp batmasın!

*

 - Darpa, gaspa, fuhşa karışma ne yaparsan yap!

*

- Bir kere olsun cepheden gelmeyip, hep arkaya dolanıyorsa, çiz gitsin.

*

- Bazıları “alet” kullanmada bazıları da “adam” kullanmada daha beceriklidir. “Alet” kullanamıyorsan, “adam” kullanmayı iyi bileceksin!

*

- Bazıları kendini sürekli hatırlatmaya çalışırken, biz unutturmaya çalışıyoruz. Kendini bilmezlerin seni hatırlamasındansa, unutması daha iyidir.

*

 – Dengelemek istediğinde; önce dört basıp iki çekersin, fazla gelirse de iki basıp dört çekersin!

*

- İnsan uyanık olmaya görsün, zanneder herkes keriz!

*

- Eğer insan rahat değilse, onu en çok yoracak olan sosyal uyumdur. Ben hep iki yakamı bir araya getirmeye çalıştım.

*

 - Zayıf insanlar sırt sırta verir, güçlü insan buna ihtiyaç duymaz.

*

- Kara mizah, zayıfların güçlülere karşı kullandığı bir silahtır.

*

 - Bir meseleyi bütün açılardan değerlendirmiyorsan, söylediklerin sadece seni ilgilendirir.

*

  - Hayat üzüntüyle, pişmanlıklarla geçirilecek kadar uzun değildir.

*

  - Fazla acırsan, acınacak duruma düşersin. Düşkünle, şaşkınla fazla oyalanmaya gelmez.

*

- İyilik olsun diye verirsin, hak iddia etmeye başlarlar. Birde üstüne, “az verdin, hiç vermedin” diye, seni de suçlarlar.

*

 - Sen rakını iç, rahatına bak “memleket elden gidiyor!” diye ne kendini üz ne de bizi. Herşey çalkalana çalkalana mecrasını bulur. Arkası sağlamsa birşey olmaz, değilse de yıkılmaya müstehaktır. Devletlerin tarihinde yirmi yıl, otuz yıl nedir ki?

 *

- Ben oltamı atar rakımı içerim, gerisi balığın bileceği iş.

 *

- Şans kapısını açık bırak, ola ki gelir de “bulamadım” demesin.

 *

- Deha keşfedilmeyi beklemez, o kendi mecrasını bulur gider.

 *

- İnsanın kafası rahat değilse, tatile bile gitse götürdüğü sıkıntıdır.

*

- “Cek-cak, sak-suk, meli-malı” yok, bir işi üzerine aldıysan yapıp getireceksin.

 *

- Terbiyesi tam ama tahsili noksan olan, “tahsilli terbiyesizlerden” daha iyidir.

 *

- İnsan uğraştığı işe benzer. Malla, mülkle fazla uğraşmaya gelmez, sonra “mal” olur gidersin!

*

 - İnsan gençken, taş yese plastik çıkarır. Bir de yaşlanmaya görsün, şerbet bile içemez hale gelir…

*

- Adetleri bozmayın, büyüklerinizi üzmeyin!

*

- İnsan düşmeye görsün, duyan illet gelir, gelen de gitmez!

*

- İnsanlığa bir faydaları varsa, Allah bizden alsın onlara versin. Yoksa bizden uzak, Allah’a yakın olsunlar!

*

- İnanmak, insanın yükünü azaltır.

*

- İnsanın bir tek borcu vardır, o da Allah’a can borcu!

*

- Allah zalime uyuz versin, tırnak vermesin!

*

- Kafam rahat olsun diyorsan, ne verirlerse al ne istiyorlarsa ver!

*

- Ben size lazım değilsem, siz bana hiç değilsiniz!

- Karı karıda, iş işde bulunur!

*

- Kadın ağzını açtı mı, başlar iş çıkarmaya, masraf yazmaya. Ömrüm, karının ağzını kapamakla geçti!

*

- Huzur istiyorsan üç şeyle kavga etme; “Allah’la, devletle, karıyla!”

*

- İnsan hayatta üç şeyden gülermiş; ya “karıdan” ya “paradan” ya da “çocuktan”. Üçünden de güldüysen senden iyisi yok…

*

- İleri gidenlerden değil, ileri gelenlerden olun.

*

- İstanbul’un sokaklarında yürümek bile bir eğitimdir.

*

- “Açtım ağzımı yumdum gözümü” değil, “yumdum ağzımı açtım gözümü!”.

*

- Artık yumruğumu sıktığımda ne başkasına ne de masaya vuruyorum. Sıkıp cebime koyuyorum, mesele kalmıyor.

*

- İnsan sürekli problem çıkarmaya alışırsa, kimseyi bulamadığında da kendi gölgesiyle kavga etmeye başlar.

*

- Herkesi sıçtığı yere kadar kovalamaya kalkarsan, sürekli eksik, gedik ararsan, herşeye ceza vermeye kalkarsan, sonra konuşacak adam bulamazsın. Affetmek, büyüklüğün şanındandır.

*

- Gidecek adam arkasına bakmaz. Biz arkamızı toplamaktan, kollamaktan önümüze bakamaz olduk.

*

- Verdiği zararı karşılayabiliyorsak, biz onu hoşgörürüz. O zarar verecek, biz hoşgöreceğiz. Bizim hayatımız her daim sabır testinden geçmek. Sabır, olgunluğun temelidir.

*

- Ayıpları kusurları örtmek için Nakşilerin, cüppelerinin kolları uzundur. Biz Bektaşiler gibi kimsede kusur, ayıp görmediğimiz için cüppemizin kolları kısadır.

*

- Kendinde akıl yok, başkasına akıl vermeye kalkar!

*

- Zayıf insan için, mevcudu korumak en iyisidir.

*

- Şeyine istikamet veremeyen, iki koyunu güdmekten aciz olan bir de kalkmış şöyle yapacaz, böyle yapacağız diyor. Allahım sen aklıma mukayyed ol!

*

- Kendini idare etmekten acizdir, bir de mercimek kadar aklıyla aleme nizam vermeye kalkar.

*

- Azıcık palazlanan, “ben söyleyim sen yap” diyor. “Ben söyleyim sen yap”. Yok, illa o söyleyecek diğerleri yapacak!

*

- Biz devletde, gidenle değil gelenle ilgileniriz!

*

- Biz eski memuruz, bizde evrak kaybolmaz!

*

- İşinizi ilk gün yapın son güne bırakmayın. Yok! Yirmidokuz gün yatıp son gün iş yapmaya kalkarlar sonra da yetişmedi diye dert yanıp taktir beklerler…

*

- İşinizi doğru dürüst yapın, çoluk çocuğu kendinize nasihat eder hale getirmeyin!

*

- Devlet para veriyormuş gibi millet de çalışıyormuş gibi yapıyor. Böyle geçinip gidiyoruz.

*

- Hizmet için geldik derler, herkesi kendilerine hizmet eder hale getirirler.

*

- Bu adam önümüze geçer diye, “taktir” ederler ama “terfi” ettirmezler!

*

 - Bir makama terfi etmek istiyorsan; karşılaman, ağırlaman ve uğurlaman iyi olacak. Eğilip, bükülmeyi iyi bileceksin!..

*

- Saha işlerini biz yaparız, siz salon işlerine bakın…

*

- Müdürlük, aylak adam işidir, ne kadar işten kaçan adam varsa, hepsi müdür.

“Ben söyleyim sen yap!”

*

- Kendini bilmezlerin, önünde durulmaz.

*

- On tane eşşeğin olacağına, adam gibi bir enişten olsun yeter!

*

- Esnek sistem, dinamik program; sistem ne kadar esnek olursa, kimse de sistem dışında kalmaz.

*

- İstatistik, yanlış rakamların doğru toplanmasıdır.

*

- Bir insanın ya “karıcılığı” ya “paracılığı” ya da “rakıcılığı” iyidir. Bunlar için güçlü bir bünye lazım, benim hep zayıftı.

- Kaza geliyorum, namus gidiyorum demez!

*

 - Ziyan olacağına ver bir fakir sebeblensin! Yok, ziyan ederler yine de vermezler!

*

- Delikli taş bile yerde durmaz, illa ki biri alır, bir çiviye takar.

 *

- Sen bu namussuz aşınacak diye beklerken, o yıkılır gider haberin olmaz!..

 *

- Mevta kaldırmak, torba ağzı açmaya benzemez!

 *

- İnsan, bazı şeylerin oyuncak olmadığını, üzerine oturunca anlar!

*

- İnsanlar birbirine, dünyanın en ayıp şeyini yaptıktan sonra daha ne yapmazlar ki!..

*

 - Genç geriyorsa, yaşlı sevindir daha iyi!

*

- İşin bitince, içine edesin geliyor!

*

 - Erkek olmak zor zenaat! Ağır tahriğe maruz kalsan da asla taciz yok, edersen “namussuzsun”, etmezsen “sen de adam mısın?” derler…

*

 - Et ile ekmek, eti ete sürtmek, gerisi köpek tüfek!

*

- Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır!

*

- Bizimkilerin sevmemesi, sevmesinden daha iyidir. Sevdiğinden ya “vurası” ya da “sığdırası” gelir! Bir de sevmese kimbilir ne yapar?

*

- Herşey mevsiminde güzel; “kuş öterken, diş keserken…!”

*

 - Bizde “yüzsüzlük” yok istemeye, sizde de “insanlık” yok vermeye, namerde muhtaçlığımız hep bundandır.

*

- Yüze gülücü arkadan gömücülere dikkat et!

*

- Elimde bir kova su, “yanıyorum” diyenin taşaklarına serpiyorum. Bir Allah’ın kulu “sen de yanıyor musun?” demez.

*

- Gelen bağrıma yaptı ama ben de hepsini gördüm!

*

- Memur esnek, emekli gevrek olur. Emekliye fazla yüklenmeye gelmez, “tak” diye atar!

*

- Kimse üstün değildir. Herkesin arkasında bir kilo “bok”, önünde de yarım kilo “sidik”!

*

 - Kanı kanla yıkamazlar, suyla yıkarlar…

 *

- Herşeye nasıl bakarsan, öyle görürsün.

 *

- İçkiyi, sigarayı sağlıklı adam içer. Heyhat! Sonra sağlığını da alır gider haberin olmaz.

 *

- Acılarınızla dost olmaya bakın. Acıyorsa hayattasın demektir. Acı sizi olgunlaştırır. Acıyı bilmeyen başkasının halinden anlamaz.

*

- Eğer katili kurtarmak istiyorsanız, maktülü şuçlarsınız; “rahmetli ne yaptı da adamcağız bunu yapmak zorunda kaldı?”

*

- Bize birşey olmaz deme, yerin altı onlarla dolu.

*

- Size hak olan, bize müstehaktır!

*

 - Kazanmak isteyen için, fakirin başucunda durmaktan zenginin ayakucunda olmak daha iyidir!

*

 - Hırsıza kilit dayanmaz.

 *

 - Korku, emniyeti geliştirir.

 *

- Size yarayan, bize bol gelir!

 *

- Ben hadımım diyorum, onlar “kaç çocuğun var ?” diyor!

 *

- Bizim söyleyecek sözümüz çok, sizin yapacaklarınız çok.

 *

- Biz artık bundan sonra ekmeğin içinden, gençlerin kıçından geçineceğiz.

*

- Bir şey olmaz deme, herkes geçer sen takılırsın!

 *

- Ne yerler ne içerler, ne miktarda yaparlar bilmem ama başları sıkışınca nerde olsan gelip bulurlar.

- Baktın ki, işin içinden çıkamıyorsun, “bu durumda İbrahim Çiftçi olsa ne yapardı?” diye kendine sor. Böylece, bir çözüm yolu bulmuş olursun.

 *

- Bizimkisi yaşamak değil, ölüm nöbeti!

          

ANONİM / 1

Çarşamba, Mart 31st, 2010

ÖZLÜ SÖZLER – ANONİM

 

- Yüreğiyle düşünen olmalısın, hayatı anlamlandırmak zor değil, zor olan; “sevmek ve üretmek”.

*

- Çok uzun yaşarsan, sevdiklerinin seni birer birer terkettiğini görürsün!

*

 - Çocukların kalplerindeki “tanrı”, onların anneleridir.

*

- Çocuklarla filozoflar, birbirine benzer. Her ikisi de başkalarının ne dediğine bakmadan, direkt “nedir?” diye sorar.

*

- Mutluluk isteyenlerin değil, hakedenlerindir.

*

- Hayal etmek, bilgiden daha önemlidir. Bugün gerçek olanların hepsi, geçmişte en az bir kere hayal edilmişti.

*

- Edebiyat, hayat eleştirisidir.

*

- “İnsan beyni” bizim anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, onu anlayamayacak kadar da “aptal” olmamız gerekirdi.

*

- Küçük beyinler “kişileri”, orta beyinler “olayları”, büyük beyinler de “fikirleri” tartışır.

*

- Kimi adamların “fikirleri” vardır, kimi fikirlerin de “adamları” vardır.

- Mazeret terazisinin, tartamayacağı günah yoktur.

*

- “İktidar” “gelin” gibidir, kendine ortak istemez.

*

- Deveye sormuşlar, “inişi mi yoksa yokuşu mu seversin?” diye, o da “düzün suyu mu çıktı” demiş.

*

- Deveye sormuşlar, “boynun niye eğri?” diye, o da “nerem doğru ki?” demiş.

*

- Kurda sormuşlar, “boynun niye kalın?” diye, o da “kendi işimi kendim görürüm de ondan!” demiş.

*

- Gezen kurt, yatan kurttan daha iyidir.

- Kurt kocayınca, itin maskarası olurmuş!

- Ağacı kurt, insanı dert yer.

*

- Kartala, ok değmiş o da kendi teleğinden.

*

- At izi, it izine karışmış.

- Ata et, ite ot verilmez.

- Atın ölümü, arpadan olsun.

- Boş torbaya, kısrak gelmez.

- Dere geçerken, at değiştirilmez.

- Hızlı giden atın boku, seyrek düşer.

- Yumuşak atın, çiftesi pek olur.

*

- İte bak, yattığı yere bak!

- İt ite, it de kuyruğuna buyuruyor.

- Isıracak köpek, dişini göstermez.

*

- İti an, çomağı hazırla!

- İyi adam, lafının üzerine gelirmiş!

*

- Nerde birlik, orda dirlik.

- Nerde çokluk, orda bokluk.

*

- İki çıplak, bir hamama yakışırmış.

- İki gönül bir olunca, samanlık seyran olurmuş.

*

- El elin eşşeğini, türkü çağırarak arar!

 - Eşşeğin sevmediği ot, burnunun dibinde bitermiş!

- Eşşeği seven, ossruğuna katlanır!

 - Eşek ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır.

- Mektep cehaleti alır, merkeplik baki kalır.

- Eşşeğin hatırı yoksa, sahibinin de mi yok?

*

- Bir boklu dana, bütün sürüyü boklamaya yeter.

- El danasından, öküz olmaz.

- Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa!

*

- Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış!

*

- Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer, kürkçü dükkanıdır.

*

- Yılanın başını, küçükken ezeceksin.

- Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın.

*

- Ya bu deveyi güdecen ya da bu diyardan gidecen,

- Deliye laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

- Elalem deliye hasret, biz akıllıya!

*

- Kasap “et” derdinde, koyun “can” derdinde!

- Her koyun, kendi bacağından asılır!

*

- Cin olmadan, adam çarpmaya kalkar,

hakım” diyeceği yerde de “bokum” der çıkar.

*

- İşini bilmeyen çavuşlar, sıçar bokunu avuçlar.

*

- Naz ile yetişenin, “mihneti” olmaz.

Mihnetin olmadığı yerde, “aşk” olmaz.

*

- Az verme “hırsız” edersin, çok söyleme “arsız edersin.

*

- Balık, baştan kokar.

- İmam “salarsa“, cemaat orta yere yapar.

*

- Kimi insanları tanıdıkça, büyüdüğünü görürsün,

kiminin de tanıdıkça, küçüldüğünü!

*

- Yüz verdik deliye, sıçtı geldi halıya!

- Birine kırk gün deli dersen, deli olurmuş!

*

- Acele giden, ecele gider.

- Acele işe, şeytan karışır.

*

- Kötü örnek, emsal olmaz.

- Teşbihte hata, olmaz.

*

- Sağır duymaz, uydurur.

- Kelin ilacı olsa, önce kendi kafasına sürermiş!

- Kel başa, şimşir tarak.

- “Kel” ölünce “sırma saçlı”, “kör” ölünce “badem gözlü” olur.

- Körle yatan, şaşı kalkar.

- Körler sağırlar, birbirini ağırlar.

 *

- İnsanoğlu çiğ süt emmiş kimse bilmez fendini, her kime iyilik yaptıysan ondan sakın kendini.

*

- Söylesem tesir etmiyor, sussam gönlüm razı gelmiyor…

- Doğruyu söylesem sizden, yalan söylesem Allah’tan korkuyorum, suskunluğum bundandır.

- Kem söz, sahibine aittir.

*

- Akacak kan, damarda durmaz.

- Bükemediğin bileği, öp.

*

- Her dağın, kendine göre “kar”ı vardır.

*

- Dayanma gücü, galip gelme gücüdür.

*

- Bir hayali olmayanın, “ideali” de olmaz.

*

- Benim ağzım sıkıdır, sadece “camiyle kahve”nin ortasında konuşurum!

*

- Ben herkese inanırım, sadece içindeki şeytana güvenmem!

*

- Şerim şerim, üstüne işerim!

*

- Öğrenci hazır olduğunda, hocası ortaya çıkar.

*

- Taşlanacaksam, ilk taşı “günahsız” biri atsın!

*

- Zulme karşı sessiz kalmak, zulümdür.

*

- Ne verirsen elinle, o da gelir seninle.

- Dünya hayatı; “darılma” değil, “dayanma” yeridir.

- Zaman; “hesaplaşma” değil, “helalleşme” zamanıdır.

*

- Dünya malı dünyada kalır, kefenin cebi yok.

*

- Ahlâksızlığın en kötüsü, “ahlâk” haline gelmesidir.

*

- İktidar olma hırsı, maneviyatı öldürür.

*

- Cinayeti işletemiyorlarsa, “şahit” yapıyorlar.

*

- Ne yaparsan yap, haddini bilerek yap ve sen haketmiş olma.

*

- Şeytan, ayrıntıda gizlidir.

- Şeytan da kariyerine melek olarak başlamıştı ama şimdi sadece bir iblis.

- En yalnız insan, kendisiyle geçinemeyendir.

*

- Bilgelik, emekleyerek gelişir.

*

- Afaki meselelerde “sahil” yoktur.

*

- En tehlikeli yalan, içinde bir parça doğru olandır.

-Yalancının mumu, yatsıya kadar yanar.

- Bozacının şahidi, şıracı.

- Ateş olmayan yerden, duman çıkmaz.

- Bilgi kutsal, “yorum” hürdür.

- Güneş, balçıkla sıvanmaz.

*

- Hatırda kalmaz, satırda kalır.

*

- Eden kurtulur, diyen tutulur.

*

- Etme bulursun, inleme ölürsün!

*

- Ne ekersen, onu biçersin.

*

- Hamama giren, terler.

*

- Bir adamı en çok, ya düğünde ya cenazede tanırsın!

* 

- Hayatta en çok neyi istersen, o şey olur.

*

- Olmayacak duaya, “amin” denmez.

*

- Herkes, istediği kadarını alır.

*

- Ehem, mühime tercih edilir.

*

- Herşeyi çözdüğünü sandığın an, yanılırsın.

*

- Sen önünü kış tut, bahar gelirse bahtına.

*

- Olağan olan kazalardır, facialar değil.

*

- Her arayan belki bulamayacak ama bulacak olan, mutlaka arayan olacaktır.

*

- Arayan belasını da bulur, mevlasını da!

*

- Yaşam öyle bir öğretmendir ki; önce sınav yapar sonra ders verir.

*

- İnsanları olaylar değil, olaylara getirdiği yorumlar incitir.

*

- İnsan, en gelişmiş ilkel yaratıktır.

*

- Zor oyunu bozar.

İş bilenin, kılıç kuşananın.

*

- En iyi savunma, taarruzdur.

*

- İnsan, kaybedeceği şeylere, fazla bağlanmamalı.

*

- Acı bir son yaşamak, “sonsuz bir acı son” yaşamaktan iyidir.

*

- Uzak olan kardeşten, yakın olan “dost” daha iyidir.

*

- Bir insanın ölümünden daha kötü olan, “iki insanın” ölmesidir.

*

- Fazla merhametten, maraz doğar.

*

İnancın, vicdanın kadardır.

*

- İnsanları, vicdanları ile cüzdanları arasına sıkıştırmak zulümdür.

*

- Herkes Hz.Ömer‘in adaletini istiyor ama kimse onun gibi yaşamak istemiyor.

*

- Barışmasını bilmeyen, kavga etmesin.

*

- Gülü seven, dikenine katlanır.

*

- Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz.

*

- Ahlâk; daha çok orta sınıfın uyduğu, çok zengin ve çok yoksulların ise bazen uydukları kurallardır.

*

- Azgelişmiş, yoksul ve yoksun bırakılmış toplumların da kendine özgü bir faşizmi vardır.

*

- Herkes, yargı bağımsız” olsun diyor ama kimse “tarafsız” olmasını istemiyor.

*

- Eğer bir “cezaevi” varsa, içinde kim olduğunun bir önemi yoktur.

*

- Masumiyet yargılanamaz.

*

- Doktor hata yaparsa bir kişi, hukukçu hata yaparsa herkes zarar görür.

*

- Terzinin hatasını ütü, ahçının hatasını maydonoz, doktorun hatasını ise toprak örter.

*

- Korkaklar hergün, cesurlar bir kere ölür.

*

- Korkularımız, arzularımızdır.

*

- Korkunun ecele faydası yok.

*

- Korkak insan; konuşması gereken yerde susan, susması gereken yerde de konuşandır.

*

- İhtiyaç, korkakları cesaretlendirir.

*

- Dilde bir ejderha gizlidir, kan dökmeden öldürür.

*

- Zihnimin kapıları açıldıkça, yalnızlığım artıyor.

*

- Söyleme sırrını dostuna, o da gider söyler dostuna.

*

- Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!

*

- Nasıl yaşarsan, öyle de ölürsün!

*

- Hayat, kurallarını tanrının koyduğu bir oyundur!

*

- Tanrı akıllıları kendine dost, aptalları ise kul olarak yaratmıştır!

*

- Olaylar insanların dışında gelişir, insanlar sadece olaylar karşısında verdiği tepkilerden sorumludur.

*

- Tanrı düşüncesi, ilkel toplumlarda bilgeliği temsil eder.

*

- Şeyh uçmaz, mürid uçurur.

*

- “Ama”dan önceki herşey ya önemsizdir ya da yalandır.

*

- Bir memleketin sonunu hazırlayan, kabiliyetsiz muktedirler ile kifayetsiz muhterislerdir.

*

- Diktatörlerden en büyük zararı; onu sevenler, ona ençok destek verenler görür.

*

- Aptallar söylediklerine, akıllılar söylemediklerine pişman olur.

*

- Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun daha iyi!

*

- Davacının akılsızı, mübaşire anlatır derdini.

*

- Zekâsını farkeden için en büyük zaaf, şımarmasıdır.

*

- Biz kuşbakışı diyoruz, o kuş gözüyle görmeye çalışıyor!

*

- İyimserler her felaketi bir “fırsat”, kötümserlerse her fırsatı bir “felaket” olarak görürler.

*

- Ne kadar geriye bakabilirseniz, o kadar ileriyi görebilirsiniz.

*

- Ekonomi, iktisatçılara bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir.

*

- Onlar paralarını, ben anılarımı biriktirdim.

*

- Az para dövüştürür, çok para seviştirir.

*

- Tecrübe, yediğin kazıkların toplamıdır!

*

- Aklına satmayı koyanlar, alıncaya kadar ya ürünü değiştiriyor ya bizi.

*

- Sabır acıdır, meyvası tatlıdır.

*

- Beklemek, kavuşmaktan iyidir.

*

- Vuslat ertelendikçe, şehvet artar.

*

- Umut ertelendikçe, yerini işkenceye bırakır.

*

- Nostaljinin fazlası, gelecekten kopmadır.

*

- Karakter olduğun, itibar sandığın şeydir.

*

- Dahilik ile delilik komşudur.

*

- Elinde çekiç olan, her şeyi çivi zannediyor.

*

- Gecenin en karanlık olduğu an, sabaha en yakın olduğu zamandır.

*

DENEMELER -3 (AHMET AĞI)

Çarşamba, Kasım 11th, 2009

 

- Uğrunda öldüğümüz ve öldürdüğümüz bizi bölen ne varsa (sınırlar, sınıflar, milliyet, mülkiyet, inanç farkları…), bunlar üzerinden yapılan her türlü siyaset, çoğu kez hepimizin de ‘dünyalı’ ve ‘insan’ olduğumuz gerçeğinin önüne geçmektedir.

 

 Hepimiz aynı familyanın üyesi olarak insanız ve hepimizin ülkesi, dünyadır. İnsana ve dünyaya verilen zarar, herkese verilen zarardır. Tüm insanlığı ve doğayı esas almayan hiçbir anlayışın geçerliliği yoktur.

 

- Demokratik kitle örgütleri ne kadar etkili kullanılırsa, sivil inisiyatif de o kadar güçlü olur.

 

- Aslolan yanlışları düzeltmektir. Yoksa yanlış yapanı yok etmek ya da baskı altına almak değil.

 

- Halklar barıştan, tiranlar / zorbalar savaştan beslenir.

 

- Cephede en arkada olanların, cenazede en önde olmaya hakkı yoktur.

 

- Bir memleketin büyüklüğü, topraklarının genişliğiyle değil, vatandaşlarının hak ve özgürlüklerden ne kadar yararlandığı ile ölçülür. Ulusal gelir, adil bir şekilde paylaşılmıyorsa, orada haksızlık ve hırsızlık var demektir. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz.

 

- Hiçbir kişi ya da zümre; devletin, vatanın sahibi değildir. Orada yaşayan herkesindir. Kimse kimseyi kovamaz ve devletin verdiği yetkiyi kendi adına kullanamaz.

 

- Geçmişe üzülen, gelecekten korkan insanların gelişimleri durmuş demektir.

 

- Onayladıklarınızı yüceltmeyin, aksi halde onların eksik olduğunu, onaylamadıklarınızı küçültürseniz de onlardan korktuğunuzu kabul etmiş olursunuz.

 

- Varlık hakkında kesin bilgilere sahip olmayışımız, tüm kabul ve anlayışların birbirine karşı hoşgörülü yaklaşımını zorunlu kılmaktadır. İster bilimsel teorilere isterse mitlere / efsanelere dayalı anlayış ve kabuller olsun, her ikisinin de birbirinin söz-eylem alanına müdahale etmeden yaşamayı öğrenmeleri gerekmektedir. 

 Bir tercihin meşruiyetinin önceliği, diğerinin söz-eylem özgürlüğüne müdahale etmediği sürecedir. Buradan hareketle, siyasi bir rejimin demokratik ve laik olması aslında bir zorunluluktur. Devletin dini ya da ideolojisi olamaz. Sadece anayasal anlamda, herkese eşit mesafede duran ilkeleri olabilir.

 

- Kimse kendi görüş ya da inancını zorla dikte veya empoze edemez. Hak ve özgürlükler çevçevesinde kendi fikirlerini açıklayabilir, yayabilir.

 

- Bir yönetici de aranacak en önemli vasıf, herkese karşı adil davranmasıdır. Yoksa kim olduğu ya da nasıl düşündüğü değil.

 

- Taraftarının çokluğu, bir görüşün haklı olduğu veya daha imtiyazlı olabileceği anlamına gelmez. Hiçbir görüş ya da inanç diğerleri üstünde egemenlik kuramaz.

 

- Herkes, eşit hak ve özgürlüklere sahiptir.

 

- Üniformist bir yaklaşımla, insanları her konuda eşitlemeye çalışarak tek tip insan yaratma düşüncesi olsa olsa ilkel bir düşüncenin ürünü olabilir.

 

- Doğa, eşitlik üzerine değil farklılıklar üzerine kuruludur. Birbirinin benzeri çok şey vardır ama aynı olan hiçbir şey yoktur. Bu nedenle ‘doğa’, tam bir sanat eseridir.

 Eşitlik, bir matematik terimidir; 2=2 gibi. Sosyal konularda eşitlik ise hak ve özgürlüklerden yararlanmadadır.

 

- Kollektif fikir ve inançlara dayalı yapılanmaların arkasında, birilerinin birilerini yönetme ve menfaat sağlama isteği vardır. İnsanların inanma, güvenme ve daha güçlü bir yapının üyesi olma ihtiyacını değerlendiren bu kişiler, bireyleri sürüleştirip cemaatleştirerek çok daha kolay kontrol edebilmektedirler.

 

- Her türlü inanç ve fikrin kaynağı birey olduğu halde hor görülmesi, birilerinin kendilerini, diğerlerinden daha imtiyazlı görmesi sonucudur.

 Ne türlü olursa olsun, hep aynı kesimlerin birileri için fedakarlıkta bulunmasını istemesi, faşizmden başka bir şey değildir.

 

 - Bireyi yadsıyan her fikir doğasına aykırıdır. Birey olmadan fikir olmaz. Aşılamaz hiçbir düşünce yoktur. Fikirler her zaman değişerek gelişim sağlarlar. Sabit fikirli olmak, kişinin kendisini başkalarının kölesi haline getirmesidir. Tüm kollektif düşünceler, üyelerinin bağlılığını artırmak için kendisini diğer inanç ve fikirlerden üstün görür.

 

    – Çoban sayısı arttıkça, sürü sayısı da artar ancak koyun sayısı azalır.

 

    – Meşruiyyet içerisinde tüm farklılıklar, dünyamızın zenginliğidir ve gerçeğin farklı birer kavranış şeklidir.

 

    – Siz onları hurafelerden, onlar da sizi cehennemden kurtarmaya çalışırken dünyayı yaşanmaz hale getiren, böylesi bir iyi niyet oldu.

 

    – Nasıl iman etmişsen, her şeyi de ona uygun görürsün.

 

      - Bilinç, baskıdan doğar.

 

   – Savaş, profösyonellerin işidir. Amatörleri en öne koymak, onları ölüme göndermektir.

 

   – Çoğu kez bir inancın bağlıları, başka bir inancın kışkırtıcıları olmaktadır.

 

   - Sorun, herkesin kendi tercihini diğerlerinden üstün görmesinde değil, kendi tercihini diğerlerine egemen kılmak istemesindedir. Diğerlerini zorla da olsa istediği yönde değişime tabi tutmasıdır. Bunun içindir ki, devletin ne dini ne de ideolojisi olamaz. Tüm inanç ve fikirlere eşit mesafede duran, anayasal kuralları olabilir.

            - Evrenselliğin yolu, yerellikten geçer.

 - Gelişmiş ülkelerle diğerleri arasında, farktan öte uçurumlar varken, küresel politikalarda ilk adımın bu ülkelerden beklenmesi, çok büyük haksızlık olur. Dünyamızın bu hale gelmesinde, en çok kimlerin payı varsa öncelik onlara düşer. Hem sicili bozuk hem de veto yetkisi bulunan gelişmiş ülkelerin, silahsızlanmadan çevre kriterlerine kadar öncelikle kendilerinin adım atması gerekir.

 

  - İnsanlar, yaşadıkları ülkede  layık olduğu değeri görmüyorsa; vatanmış, üniter yapıymış, devletmiş…o insanlar için bir anlam ifade etmez.

 

 – Kan, gözyaşı ve katliamlar üzerine inşa edilen bir yapı er ya da geç tasfiye olur.

 

 – Dış güçler ve yerli işbirlikçileri, her seferinde halkı daha beteriyle korkutup, kendi zulüm ve sömürülerine devam ediyorlar.

 Hep aynı numara! “Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek”.

 

 – Her türlü inkar ve imha politikası, günü geldiğinde tarihle hesaplaşmaktan kaçamayacaktır.

 

 – Nerede insanca muamele görüyorsan, vatanın orasıdır.

 

 – Her zaman üst gelir grupları sermayelerinden, alt gelir grupları ise onurlarından fedakarklıkta bulunuyorsa orada eşitlik, kardeşlik ve adaletten bahsedilemez.

 

 – Haksız bir saldırı yoksa, hiçbir savaş senin savaşın değildir.

 

 - Bütün davranışların anlamını ideolojide aramak, ideolojiyi din haline getirmektir. Her konuya eleştirel yaklaşmalı, ayrıca neleri kabul ettiğinden çok ne yaptığın daha önemlidir.

 

 – İnsanlığa hizmet için varım diyenlerin pek çoğu, kendi egolarını tatmin etmek ve egemen olmak için uğraşırlar. Bu uğurda her şeyi göze almaları bunun bir göstergesidir.

 

- Büyüklerin zulmü, küçüklerin elleriyle gelir. Hainler olmasa zalimler de olmazdı.

 

- Eşitlik adına tüm insanları, tek tip insan haline dönüştürmek, sonra da aldığı nefesi dahi kontrol eden totoliter bir devlete tabi kılmak, insanın emeğine yabancılaşmasından daha beter bir kendine yabancılaşmadır.

 

 - Herşeyi eşitlemeye çalışmak, yeni eşitsizlikler yaratmaktır. Emeğe hakettiği değeri vermemek, adaleti yokeder.

 

- Hayatta en başarılı insanlar, başkalarının doğrularını almaktan imtina etmeyen ve kendi doğrularının yanlışlanması halinde de görüşlerini değiştirmekte hiç tereddüt etmeyenlerdir.

 

- Sorun dogmalarda değil, onların sorgulanmayışındadır. Dogmatizm kaçınılmaz bile olsa sorgulamak en akıllaca tutumdur.

 

- Kesin olarak bilmediğimiz bir şey hakkında, kesin ve sorgulanamaz bir biçimde, “bu böyledir” diye inanmak, dogmatiklerin işidir.

 

- Bilmediklerimiz hakkında varsayımlar ileri sürülebilir ama bu varsayımlardan birine ‘iman etme’ zorunluluğu yoktur.

 

- Bir insan kendi söylediklerine “bunlar tanrı sözüdür” diyebilir. Fakat şaşırtıcı olan, pek çok insanın iman etme mecburiyeti olmadığı halde biat etmesidir.

 

- Ulaşım ve iletişim arttıkça, küreselleşme artar.

 

- Başarıyı küçümseyenler, kendi komplekslerine yenilmiş olanlardır.

 

- Bir inanç ya da bir fikre yaslanarak siyaset yapan veya tutum ve davranışlarını belirleyenler, hiçbir zaman birey olamazlar. Kendileriyle başbaşa kalmaya dahi tahammül edemezler.

 Her türlü inanç ve fikri sorgulayan insan, tek başına gerçeği arayan insandır. O her şeyi bilmek, anlamak ve açıklamak adına, bir yere ait olmayı reddedendir.

 

- Dünya ekonomilerinin büyümesi, daha çok enerji tüketimi ve daha çok küresel ısınma demektir. Kaynakların sorumsuzca tüketilmesi, belki servet artışı sağlayacak ama böyle giderse bunu harcayacak bir dünya bulamayacağız.

 

- İnsanlar, kendi hayatlarının sorumluluğunu almamak adına, başka biri ya da birilerine biat ederler. Böylece, bir yanlış ya da suçlu varsa bu kendileri olmayacaktır.

 Kendi iradesini devretmesinin ödülü; efendisinin gücü ve himayesidir. Efendi ne kadar güçlüyse, onun sesi de o kadar güçlü olur. (Efendi; kişi, grup, cemaat, parti vs.) Belli ölçüde mutludur da, kendisi karar vermediği için içsel bir çelişki de yaşamaz.

 Doğru bildiklerini ne zaman ki sorgulamaya başlar; işte o andan sonra, teslimiyet azalırken çelişkiler artar.

 

- Sosyalizm, kapitalizmde olduğu gibi ‘artı değer’ kaynaklı zenginlik üretemediği için sistem giderek fakirleşmeye başlar. Öyle ki, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçları dahi karşılayamaz hale gelir.

 İnsanın yeryüzündeki serüveninin amacı, sadece fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Bundan daha önemlisi, dünyaya mahkum olan yazgısını değiştirmektir.