Posts Tagged ‘Namus bekçisi’

DUVAR – 3

Çarşamba, Eylül 3rd, 2014

– Bazı insanlar vardır; konuşur, konuşur, konuşur, ta ki, söyleyecek bir şey buluncaya kadar!

– Açtırma bayramlık ağzımı, söyletme kötüyü!

Senden gelecek iyilik, Allah’tan gelsin!

Al atını ver tımarımı, senden korkan senin gibi olsun!

– Kiminin ağzından laf alamazsın, kimini de parayla susturamazsın!

*

– Bir yalan söylediğinde, daha fazlasına hazır ol!

– Aşağı indim bir yalan söyledim, yukarı çıktım kendim de inandım!

– Bir yalanı yüz kere söylersen, gerçek gibi gelir.

– Erkeğe maaşı, kadına yaşı sorulmaz!

– Giritlinin biri kalkmış, “bütün Giritliler yalancıdır” demiş!

– Yalandan kim ölmüş!

– Yalancının mumu, mum bitince söner!

– Allahın bildiği kuldan saklanmaz. (İyi, söyle rezil ol.)

– Ateş olmayan yerden, duman çıkmaz!

– Bozacının şahidi şıracı! (Al birini, vur ötekine!)

– Üzümünü ye bağını sorma, bağcıyla da uğraşma…

– Gelene ev önünde, gidene yol önünde…

– Yılandan korkmam, yalandan koktuğum kadar!

(Her sene yılandan kaç kişi ölüyor, haberin var mı senin!)

– Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın! (Zaman uzun, dokunur!)

– Yılanın başını küçükken ez, sonra başına bela olmasın!

– Elin ağzı torba değil ki, büzesin!

*

İdeolojiler, deli gömleğidir.

*

– Değişime ayak uydur ama değişmeyecek olan ilkelerine de sımsıkı sarıl.

– Düşmanı olmayan adam, değersiz adamdır.

– Sahip olduğun en büyük servet, sana en yakın olanlardır.

– Kalbin neredeyse, evin orasıdır.

– Başkasını anlamak, acısını yüklenmektir.

– Eskiden kendimi iyi sanıyordum, şimdi bunları görünce anladım ki, kesinlikle mükemmelim!

*

– Herkese şapur şupur, bize gelince yarabbi şükür!

– Gökten altın yağsa, bizim başımıza taş düşer.

“Düşmedi” diye tam sevinirken, seker gelir yine bulur.

– Gülme komşuna gelir başına!

– Herkes geçer sen takılırsın!

– Av gibi davranırsan, av olursun.

– Denize düşen yılana sarılır.

– Ne kadar çok güldüysen, ağlamaya, kusmaya hazır ol!

– Kaçırdığın şeylere ağlama,, karşılığında ne aldığına bak.

– Kaybettiklerine üzülmeyi bırak, sahip olduklarına şükretmeyi öğren!

– Bir şey olmaz deme, yerin altı onlarla dolu!

– Bir şeyin altını üstüne getirmeye çalışma, üstünün iyi olmadığını kim söylüyor!

– Aklına kötü şeyler getirmezsen, kötü bir şey olmaz! (Zaten, kötüye bir şey olmaz!)

– En çok neyi istersen, o olur!

– Hayatta en güzel şey, olmasını en çok istediğin şeydir.

– Yaşamak seyahate çıkmak, ölmekse eve dönmektir.

– İnsan düşüncedir, ne düşünüyorsa onu yaşar.

– Çocuklar ne kadar karanlıktan korkuyorsa, yetişkinlerin pek çoğu da aydınlıktan korkuyor.

– Gençler maziden, yaşlılar bugünden kaçıyor.

– Hayattaki üç güzel ses; “kadın sesi, su sesi, para sesi”!

– Mutluluk; koşulların değil, tercihlerimizin bir sonucudur. Tercihlerini düşür garanti olsun!

– Yüzüne tükürsen, yağmur zannediyor, bağırınca da gök gürültüsü…

– Sizde yiyip içelim, bizde gülüp oynayalım!

– Bir şeyin oyuncak olmadığını anlamak için, üzerine oturmak mı lazım?

– Bokunu çıkarmak istemiyorsan, fazla kurcalama!

– Görmemişin oğlu olmuş, çekince çükünü koparmış! (Görgüsüzlüğün de bu kadarına pes…)

– İnsanlar birbirine, “dünyanın en ayıp şeyini” yaptıktan sonra daha ne yapmazlar ki?

– Can çıkar huy çıkmaz, canla beraber gider!

– Tembele iş buyur ki, sana akıl öğretsin.

– Cenabetten keramet beklenmez.

– Meyhane iskemlesinde oturmayan, dünyanın kaç bucak olduğunu göremez.

– İşte kapı işte sapı, ister sarıl ister darıl!

– Dediğim düdük, öttürdüğüm düdük. Hem suçlu hem güçlü…

– Ne kadar sallarsan salla, donuna düşer son damla! (Sallama hepsi düşşün!)

*

“Komutan her zaman haklıdır.”

(Komutan haksız olduğunda, yukarıdaki madde geçerlidir. Ya seve seve ya söve söve!)

– Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete!

– Kılıcımız kesmiyorsa onu bileriz ama daha fazla bilenmiyorsa, yenisini yaparız. (Vikingler)

– Yenisi, orjinali bile arıza çıkarırken, eskisiyle, taklidiyle uğraşma!

*

– Kendisi namussuzun önde gidenidir, başkasına gelince “namus bekçisi” kesilir.

– Güzel birini öpmek istiyorsan, onlarca çirkine hazır ol!

Evlilik, cinselliğin meşru halidir.

Evlilik; dışarıdakilerin içeri girmeye, içeridekilerin de dışarı çıkmaya çalıştığı bir müessesedir.

– Adama “nerelisin?” diye sormuşlar, “daha evlenmedim” demiş!

– Bekara, karı boşamak kolaydır.

– Bekarın parasını it yer, yakasını bit.

– Üşengecin çocuğu olmazmış.

– Ömrün uzun olsun, düğünün güzün olsun, iki kız bir oğlun olsun!

– On tane eşşeğin olacağına, adam gibi bir enişten olsun!

“Fındık” gibi karım olsun, bir trilyon borcum olsun!

– İnsan ayakkabı alırken bile deniyor, kaldı ki evleniyorsun!

– Ayağına oluyorsa, giy gitsin!

– Ne giyersen, osun!

– Diri yersen diri, ölü yersen ölü gibi olursun!

Yakacakla, seveceğin kötüsü olmaz! (Külliyen yalan)

– En iyi odun(!), çabuk yanıp geç sönendir!

– Orospuyu mezara koymuşlar, “tek mi yatacam?” demiş.

– Hem uzun olsun hem kalın olsun hem de sulu olsun… başka emrin?

– Nazar etme ne olur, çal-ış senin de olur!

– Atın ölümü arpadan olsun muş! (Sen at mısın?)

– Dere geçerken, at değiştirilmez. (Niye yasak mı?)

– Dereyi görmeden paça sıvanmaz! (Olur…)

– Filler tepişir, çimenler ezilir. (Lafa bak, çimenler eziliyormuş!)

– Eceli gelen köpek, cami duvarına işermiş.

– Allah bir garibi sevindirmek isterse, önce eşşeğini kaybeder sonra da buldururmuş!

– Ayı yavrusunu severken, duvardan duvara vururmuş!

– Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!

– Seviyorsan bırak gitsin, dönerse senindir dönmezse,

zaten senin değildi! (Yaa yürü git…)

– Ya sev ya terket! (Ortası yok mu?)

– Ne istiyorlarsa ver, ne veriyorlarsa al, kafan rahat olsun!

– Önce “öl”, sonra “öde!” ( Emrin olur…)

– “Sevmek”; gözünün içine bakmak değil, birlikte aynı noktaya bakabilmektir.

– Ossuruktan teyyare, selam söyle o yare!

– Osurmak, dokuz doktora bedeldir.

– Kadın yok, çocuk yok, para yok, sorun yok!

– Ucuz olan “iyi” değildir. İyi olan da “ucuz” değildir.

*

“Mutsuzsan geçmişte,

endişeliysen gelecekte,

huzurluysan anı yaşarsın”.

LAO TZO

*

– Az ye, az konuş, çokça sev!

– Ne yardan geçerim ne serden! Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük.

“Sen haklısın” deyince kavga olmazmış!

– Yenilen pehlivan, güreşe doymazmış!

– Ne kadar yavaş gidersen, o kadar hızlı varırsın!

– Şüphe öldürür.

– Fazla tevazu gösterirsen, gerçek zannederler. (Ezik sanırlar..)

– Aşırı tevazu, başkalarına çalışmayı gerektirir. (T.BUĞRA)

– Unutmak, tükenmektir.

Beklemek kavuşmaktan iyidir.

– Çok uzun beklersen, işkenceye dönüşür.

– Eğer bir tanrı varsa, ayaklarıma kapanıp benden özür dilemeli. (Gestapo kampında duvar yazısı)

– Dindar ol, “dinidar” olma!

– Allah, insanı kendi ruhundan üfleyip halife olarak yaratmış, cahiller, şarlatanlara mürid olmak, onlara  üfletmek için sıraya giriyorlar.

İnsani evrenseli bile yakalayamamış, zamana karşı fikirlerle restore edilen inançların, ilahi olmasından sözedilemez.

Peygamberler bile tökezler.

– Başkasına “din-iman”, kendilerine gelince “han-hamam!”. Kendine müslüman olma!

– Mücahidden “müteahhit” olmaz!

– Tarikatlar “holding”, şeyhler “ceo” olmuş!

– Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim?

– Eski dost düşman olmazmış. (Allahım sen beni dostlarımdan koru!)

***

– İlkini unutturmak için, ikincisini daha kötü yapıyorlar.

Vuslat ertelendikçe, şehvet artar.

Kaza geliyorum, namus gidiyorum demez.

– Küçük kafa, büyük kafayı yer!

Kaderde varsa düzülmek, neye yarar üzülmek!

– Düzülen hep biz olduktan sonra, “düzen” değişse ne olur?

Tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak!

– Bir yaprak bir mızrak, gerisi teferruat!

– Çadırı kur, tavşanı vur!

– Dünya delikanlı olsaydı, yuvarlak olmazdı!

– Yüze gülücü, arkadan gömücülere dikkat et!

– Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır!

– Gönül bu, ota da konar, boka da!

Genç geriyorsa, yaşlı sevindir daha iyi!

(Küçükten yar seveni, cennete gönderiyorlar ya belki seni de alırlar!)

Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse!

– Gençler ümitle, yaşlılar hatıralarıyla yaşar.

– Yaşlanmak, yavaşlamaktır.

– Yaşlandıkça hafıza zayıflar, kavrayış artar.

– Yaşlanmanın en kötü hali, genç kalmaktır.

*

“Delikli taş” bile yerde durmaz, illâ ki biri alır bir çiviye takar!

– Allah delmiş, koyvermiş!

– Azıcık daha akıllı olsa, aptal olduğunu anlayacak.

– Ayranı yok içmeye, atla gider çeşmeye!

– İlaç için sürüyüm desen, sürmeye “akıl” yok, bir de herkese akıl vermeye kalkar!

– Kendinde “akıl” yok, herkese akıl vermeye kalkar!

– Kendini değiştirmeden, tüm insanlara ayar vermeye kalkıyor!

– Güt diye “üç kaz” versen, ikisini kaybeder gelir!

– Şakülsüz deliği tutturamaz, kendini idare etmekten acizdir, bir de aleme nizam vermeye kalkar!

– Deliye dert anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

– Deliye “dert” anlatıncaya kadar, akıllıya ne verirsen ver!

– Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun daha iyi!

– Elalem deliye hasret, biz akıllıya!

– Millet de aramayla, biz de arabayla!

– Dertleri, “ben söyleyim sen yap!”

– Allahım, sen aklıma mukayyed ol!

– Akıllısı beni bulmaz, delisi peşimi bırakmaz.

– Yüz verdik deliye, sıçtı geldi halıya!

– Akıllı olduğunu söyleyenden daha delisini, deli olduğunu söyleyenden de daha akıllısını görmedim!

– Bir deli, bir kuyuya taş atarsa, çıkarmak için en az kırk akıllı lazım!

– Birine kırk gün “deli” dersen, “deli” olur! (Lütfen dikkat edelim!)

– Deliye her gün bayram!

– Gafile kelam, nafile kelamdır.

– Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin!

“Şans” diye birşey olmasa, bu gerizekalıların onca akıllıdan daha iyi durumda olmasını açıklayamazdık!

– Bazı insanlar, bazen insanlardır.

– Bazı insanların sadakatleri, ihtiyaçlarındandır.

– Yalnız kalmayı iyi beceren insanlar, mutsuz kalabalıklardan uzak dururlar.

– Okulu bitirinceye kadar ailesine, iş hayatında patronuna, emekli olduğunda da tabiata teslimdir.

– Kontrolsüz güç, güç değildir.

– Kaçacağı yerde, sıçacağı geliyor.

– İki yüzlülüğün daha kötüsü yüzsüzlüktür.

– Aklına ne geliyorsa, ya kaçarken ya sıçarken geliyor!

– Akılsız başın cezasını, ayaklar çeker.

– Kız nişanlı, gelin iki canlı, kocakarının hali belli…

– Hem her gün aynı şeyleri tekrar ediyorlar hem de hayatlarının değişeceğini bekliyorlar…ya sabır!

– Hayat, aynı şeyleri tekrar edecek kadar uzun değildir.

– Bizimki yaşamak değil, ölüm nöbeti. (Bitmiş, okeye dönüyor)

– Aşk yok, düş yok, umut yok. (Ölmüşsün haberin yok)

*

– Bahçıvansın biberin yok

Hıyarsın haberin yok

*

– Olmayacak duaya, “amin” denmez.

“Olmuşla ölmüşe” çare yok!

*

– Misafirlik üç gündür:

-İki gün yatak, üçüncü gün toprak!

– Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.

– Çağrılırsan erinme, çağrılmazsan görünme.

– Ayrılamadığın her yer, senin için hapishanedir.

*

– Misafir tanrıdır. (Hint Atasözü)

*

– Işığın gölgeyle

geçmişin gelecekle

öfkenin sevgiyle

umudun gerçekle

barıştığı gün

güzel günler göreceğiz.

*

– İzahı olmayanın, mizahı olur.

– Kayıt yapmıyorsa, intikal zayıftır.

– Conta yakıyorsa, sigorta atacak demektir.

– Armut piş, ağzıma düş!

– Aç ayı oynamaz.

– Benim kilo problemim yok, sadece boyum kısa…

– Kural, bir lokma eksik, bir adım fazla…

– Gak deyince “et”, guk deyince “süt”. Hayat sana güzel, cennet sana var!

– Yolcudur Abbas, yolda durmaz.

– Yollar yürümekle aşınmaz.

– Herşey olacağına varır, sadece olmuşla ölmüşe çare yok!

– Olacak oğlak, bokundan belli olur.

– Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

– Yedisinde neyse, yetmişinde de odur.

– Kan kusarım, kızılcık şerbeti içtim derim!

– Damar olmayan yerde, kan dolaşmaz.

– Soğanın acısını yiyen değil, doğrayan bilir.

– İktidar gelin gibidir, kendine ortak istemez.

– Şeytan taşlamaktan, tavaf etmeye fırsat bulamıyoruz.

Şeytanla uzun süre dans edersen, eninde sonunda ayağına basar.

– Şeytan ayrıntıda gizlidir.

– Şeytan azapta gerek.

– Biz “melek gibi ol” diyoruz, o “Azrailden başka melek tanımam” diyor!

– “Titanik” bile battıktan sonra…

– Altı kaval üstü şişhane…

– Ön teker nereye, arka teker oraya…

– Hiçbir şey yapmamak, seçim yapmaktır, tarafsız olmak değil.

– Cinayete sessiz kalmak, ona ortak olmaktır.

– Kalkmasını biliyorsan, düşmekten korkma!

– Geç olsun, güç olmasın.

– Geç geldi desinler, geçmiş olsun demesinler.

– Namazda gözü olmayanın, ezanda kulağı olmaz.

– Yaz var kış var ne acele iş var.

– Ölme eşşeğim ölme, yaz gelsin de yonca biçiyim!

– Eşşeğe rakı içirmişler, çulunu bahşiş vermiş!

– Atın ölümü, itin bayramıdır!

– Kıyıdan uzaklaşma riskini alamayan, okyanus geçemez.

– Darılma dayan, sövene dilsiz dövene elsiz ol.

– Deveye diken, insana söven yaraşır!

– Bir hatır, iki hatır, üçüncüye vur yatır!

– Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?

– Baldız, baldan tatlıdır!

*

– Hadi yavrum, hadi çocuğum, kumda oyna gözüne çöp batmasın!

– Darpa, gaspa, fuhşa karışma ne yaparsan yap!

*

“Hasan” almaz, “basan” alır.

– Kadın serçe gibidir; çok sıkarsan ölür, gevşek bırakırsan uçar!

– Çiçeklere her gün aynı miktarda su ver! Çok verirsen soldurursun, az verirsen öldürürsün…

– Ziyan olacağına, ver bir fakir sebeplensin!

– Bizde yüz yok istemeye, sizde de insanlık yok vermeye, namerde muhtaçlığımız hep bundandır!

– Onca kadın bir adamı namerde muhtaç ediyorsa, bu ayıp onlara yeter!

***

– Amerikan tarihini öğrenmek istiyorsan, bir kitap al. Rus tarihini öğrenmek istiyorsan, bir kürek al!

***

“Hepimiz kızgın tavaya düşmeye, can atan damlalarız.”

CHİCAGO MÜZİKALİNDEN

***

– Odun alırsan meşeden,

dükkan alırsan köşeden,

kız alırsan Ayşe’den

gir oyna, çık oyna, çal oyna…

*

– Ananız koca yüzü mü gördü

Recep, Şaban, Ramazan

Rahmetlik baban

Üç de ondan evveli

*

Az para dövüştürür, çok para seviştirir!

– Zengin parasıyla, fakir karısıyla oynarmış!

– Para isteme benden, buz gibi soğurum senden!

– Parayı ayağının altına alırsan seni yükseltir, başının üstüne alırsan alçaltır.

– Paradan başka kaybedecek birşeyi olmayan insan, fakirdir.

– Para dediğin nedir ki, itin önüne atsan yemiyor!

– Onuru olan biri asla yoksul değildir.

– Burası borsa, kim kime korsa!

***

“Cinsellik” olmasa, “dinsellik” de olmazdı.

– Erkek yapacak “yer”, kadınsa yapacak “bahane” arar!

– Evliler balayına, bekârlar alayına gider!

Edebsizlikten değil, ihtiyaçtan bu hale geldik!

– Biz artık bundan sonra ekmeğin içinden, gençlerin kıçından geçineceğiz!

– Bize bundan sonra yolun inişi, her şeyin genişi lazım!

– Et ile ekmek, eti ete sürtmek, gerisi köpek tüfek!

– Erkeğin kıllısı “Ali”den, kadının kıllısı “ayı”dan!

– Kadın bulmuş, kıllısını arıyor!

– Siyasetin işine, kadının işvesine güven olmaz!

– Ha “kel Ali”  ha “Ali kel!”

***

– İlişkinin 5 aşaması:

“Göz göze, el ele, et ete, göt göte, git öte!”

***

– Masajın 5 aşaması:

“Ovalama, sıvazlama, itme, çekme, dürtme!”

DUVAR YAZILARI – 2

Pazartesi, Temmuz 7th, 2014

DUVAR YAZILARI

               – Kayseri’ye giderken pastırma götürmeye gerek yok!

– Kayseri’ye “b(p)astırmaya” mı yoksa “basmaya” (kumaş almaya) mı gidiyorsun?

– Reşadiye’nin “çam davası”, Erbaa’nın “kan davası”, Niksar’ın “kız davası”  bitmez.

– Kars’ın 4 K’sı meşhurdur; kazı, kızı, karı, kaşarı.

Karaman‘ın koyunu, sonra çıkar oyunu.

– Afyon’un “kaymağı”, Konya’nın “manyağı” meşhurdur.

Ev alırsan tuğladan, kız alırsan Muğla‘dan!

– Senin yaptığını Çorumlu yapmaz.

– Geçti Bor‘un pazarı sür eşşeğini Niğde‘ye!

– Kısa kes, Aydın havası olsun!

– Herkes gider Mersin‘e, biz gideriz tersine!

– Kartal – Pendik, gittik geldik.

*

Adanalıyık, Allahın adamıyık

bici yerik, şalgam içerik

gündüz pamuk toplarık

gece karı hoplatırık.

*

Urfalıyız, yorgansız yatarız kadınsız(!) yatmayız.

– Soğuk Erzurum‘da dolaşır, Sivas‘ta ikamet eder!

– Erzurum’a girdim dumanlı dağlar, Erzincan’a girdim ne güzel bağlar.

*

– Başımıza bir “kaza, bela” gelmeden, hayırlısıyla bir ölseydik!

– Topraktan geldik toprağa döneceğiz ama arada çamur olanlar da var.

Hayat, biz onu planlarken, akıp geçen zamandır.

– Kendiyle barışık olan, herkesle barışık olur.

En iyi kitap, henüz yazılmamış olandır.

– Hiçbir öğreti, ne yüzde yüz doğrudur ne de yüzde yüz yanlıştır.

Yaşamak; nefes aldığın zamanlar değil, nefesinin kesildiği anlardır.

– Hayat; sevmediğin bir şeyi yaparak yaşayacağın kadar uzun değildir.

– Öyle bir yerdeyim ki; “yaşamak” için geç, “ölmek” içinse erken!

Fırsatlar trenlere benzer, o trene binmek için de istasyonda olmak gerekir.

– Aklına satmayı koyanlar, ya bizi değiştiriyor ya da ürünü.

*

Ülkeler barışta zenginlerin, savaşta fakirlerindir!

– Ülkeler kılıçla fethedilir ama adaletle yönetilir.

***

– “Arkasında düşmanı hisseden, önündekiyle savaşamaz.” (CENGİZHAN)

***

– Tek bir kurşun bile atılmadığı için, barışı korumak zordur!

– Bir “fikri” herkes paylaşıyorsa, o fikrin doğruluğundan şüphe ederim!

*

– İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü birden..!

– Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna bile az!

– Bir söyle, bin ah işit!

*

– Kendimi efendi biri zannediyordum ama psikopat çıktım.

(Survivor) FATİH HÜRKAN

– Hollywood, öpücüğünüze iki milyon dolar, ruhunuza ise iki dolar veren yerdir.

MARİLYN MONROE

*

– Çoğu zaman, evdeki hesap çarşıya uymaz.

– Taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmıyorlar!

– Ayağına değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz.

– Ummadık taş baş yarar.

– Ortalık, kabiliyetsiz muktedirler ile kifayetsiz muhterislerden geçilmiyor.

– Yiğidi öldür, hakkını yeme! İyiler, mutlaka kazanır.

– Artık rekabet; “iyiler” arasında değil, “en iyiler” arasındadır.

– Her çağın en iyileri, iki elin parmaklarını geçmez ve sen onlardan biri olmaya çalışacaksın!

– İnsan; bir on yılda kendini, bir on yılda ülkesini, bir on yılda da dünyayı değiştirebilir!

– Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir adamı, bir adam da bir ülkeyi kurtarır.

– Azimle yapan, taşı bile deler.

– “Burjuva” olabilmek için, en az üç nesil üniversite mezunu olmak gerekiyormuş! Eğitim şart…

*

– Sıralamaya giremeyen elenir.

Elenenler; hayatta “asgari ücrete”, savaşta da “en önde gitmeye” tabidir.

Vatan sağolsun!

“Oksijeni tüketiyorsun!” diye imha da edebilirlerdi, öldürmediklerine şükret!

*

– Ağzı var dili yok, vur eline al lokmasını, adı “mülayim” sert olsa ne yazar!

– Akacak kan, damarda durmaz. Bükemeyeceğin bileği, öp!

*

– Bilmiyorum, duymadım, görmedim

hem körüm hem sağır

gözlerimi kaparım

vazifemi yaparım

kelebek gibi uçar,

arı gibi sokarım.

*

– Hak yiyen “bok” yer. Onun da kötüsü, “bokyedi başı” olmaktır.

– Bir gözü “kalk gidelim” diyor, öbür gözü “bok yeme otur” diyor.

“Cin” olmadan, adam çarpmaya kalkar,

“hakım” diyeceği yerde de “bokum” der çıkar.

– Kaçacağı yerde sıçacağı gelir, diğeri de “sıçtığın yere kadar kovalayacağım” diyor.

– Boka cila çekmişler, takke düşünce kel görünmüş!

– Ağzı olan konuşuyor, bir şeyi de bilmeyin be kardeşim!

– Kimi alçak gönüllüdür kimi de alçak olmaya gönüllüdür.

– Hırsızlığı ben öğrettim, şimdi “ayağın tıkırdıyor” diye beni götürmüyorlar.

-Yedi kuma boğmuş, kapı “cır” demiş korkmuş,

*

– Eğer bir ürün ücretsizse, asıl ürün sizsiniz. (KEREN ELAZARİ)

*

– Hayatımızın çoğu alışkanlıklar ve bağımlılıklardan ibarettir.

– Ne kadar müptelaysan, o kadar müptezelsin. Önce kafa gider, sonra da kasayı kırarsın!

– Diş kaptı, yatak sardı, kayış koptu, kasnak kırıldı. Geldi geçti Genç Osman!

– Başı “meni”, ortası “irin”, sonu “leş”!

– Hedefine ulaşamıyorsan, beklentini düşür.

– Rabbena, hep bana! Ne olursan ol, kendine müslüman olma.

– Dünyada iki tür zenginlik vardır; çok parası olanlar ve çok dostu olanlar. Ancak ikisi bir arada olmaz.

– Hayat, asla vazgeçmeyenleri zamanı geldiğinde ödüllendirir.

– Kocaman bir elmas hediye edersin, bu kez de ağır diye şikayet ederler.

– Bıldır yediğin hurmalar, gelir seni tırmalar!

– Hiçbir şey bilmiyorsan, haddini bil!

– Sen kendine değer vermezsen, başkası hiç vermez.

– Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!

– Eskiden “kazma” diyorlardı, şimdi “karizma” olmuş!

– Biz “kariyer” diyoruz, o “karı yeri” anlıyor!

– Biz “kuşbakışı” diyoruz, o “kuş gözüyle” görmeye çalışıyor!

– Hoppala paşam, Malkara, Keşan!

– Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!

– Madem yüzme bilmiyosun, niye çıktın kavak ağacına?

– Elimde hıyar var diyene, tuzluğu alan koşuyor!

– Gencim, güzelim, gerginim, gericiyim!

– Ya iz bırakırsın ya da is!

– İte bak, yattığı yere bak!

– İt ite, it de kuyruğuna buyuruyor!

– Sevmeyeceği eşşeğin önüne, ot koymaz! (Öyle namussuz!)

– Eşşeği seven, ossuruğuna katlanır!

– Eşşeğin aklına, karpuz kabuğu düşürülmez!

“Pardon” çıkalı, eşşekler çoğaldı!

– Geriye gitsem akbaba, ileri gitsem atmaca!

– Her kuşun eti yenmez! Kargadan başka kuş tanımam!

– Kılavuzu karga olanın, burnu boktan çıkmaz!

– Kurt kocayınca, itin maskarası olurmuş!

– Sürüden ayrılanı, kurt kapar. (Kurdun yaptığına bak!)

– Tavşan dağa küsmüş, dağ duymamış bile!

– Tavşana kaç, tazıya tut!

– Kaz gelecek yerden, “tavuk” esirgenmez.

– Köprüyü geçinceye kadar ayıya, “dayı” demek adettendir!

– Ayı aç da olsa, armutun iyisinden vazgeçmez!

– Ya bu develeri götürün ya bu diyardan gidin!

– Deliye laf anlatıncaya kadar, deve bütün hendekleri atladı!

– Öküz öldü, ortaklık bozuldu!

–  Bir pire için yorgan yakılmaz. (Kaç pire olması lazım?)

– Civciv yumurtadan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş. (Zevk sahibiymiş!)

– Kedi kendi götünü görmüş, “amanın ne büyük yaram varmış”, demiş.

– Saçlarımı tek tek yolarsam, ne zamandan sonra kel sayılırım.

– Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır. (Bir de konuşmasalar!)

– Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur. (Kavuşursa görürsün, ebenin…)

– Davul benim boynumda, tokmak başkasının elinde. (Sen yanmışsın!)

– Bir elin nesi var iki elin sesi var. (Bu iyi)

– Dimyat’a pirince giderken, kendine mukayyed ol!

– Dibini görmediğin kuyunun, suyunu içme! (Ben söyleyim de…)

“Zor”, oyunu bozar, oyun bozanlık etme!

“Vur” dediysek, “öldür mü” dedik!

– Benim ağzım sıkıdır, sadece camiyle kahvenin” ortasında konuşurum!

– Onlar paralarını, ben anılarımı biriktirdim. (Bozdur bozdur harca!)

“Tecrübe”; her defasında yenisini yediğin kazıklardır!

– Ne kadar emek, o kadar yemek!

– Yemek buldu mu otur, sopa gördün mü kaç!

– Yiyen dikilir, yemeyen yıkılır!

– Karnı aç olanın, kulakları duymaz.

– Dünyadaki açlık, aç olan yoksulları doyuramadığımızdan değil, zenginleri doyuramadığımız içindir.

– Bu nasıl mide, insan yediği çanağa sıçar mı?

– İşimizi yaptığımız yetmiyor, bir de kendimizi feda mı edeceğiz!

– Düşene sevinme, zamanın sana ne sakladığını bilemezsin.

– Arsız güçlü olunca, haklı suçlu olur.

– Kendinden canavar yaratmayı başaran kişi, insan olmanın acısından kurtulur.

– İnsanı ayakta tutan; kas ve iskelet sistemi değil, prensipleridir.

*

İd (alt benlik); ben istediğim şeyi, istediğim yerde, istediğim zaman, istediğim gibi yaparım!

Süper ego (üst benlik); sen istediğin şeyi, istediğin yerde, istediğin zaman, istediğin gibi yapamazsın!

Ego (benlik); ben gereken şeyi, gerektiği yerde, gerektiği zaman, gerektiği gibi yaparım!

*

– Kaybedecek hiçbir şeyin yoksa

devrimcisin.

Kaybedeceğin ne kadar çoksa

o kadar muhafazakârsın.

Çam devirdiklerini çok gördük ama devrimciliklerini hiç görmedik.

Açlık grevine girerler, kilo alıp çıkarlar.

*

Çileye talibiz, ona bile bırakmıyorlar yaşayalım.

Cesaretin bittiği yerde, “esaret”  başlar.

*

– Cümbüş “ibadet”,

içki “bade”,

cinayet “töre”,

halay çekmek de “devrim” olmuş!

*

– Dil dile değmeden, “dil” öğrenilmez!

– Ben herkese inanırım, sadece içindeki “şeytana” güvenmem.

*

– Söylesem tesir etmiyor,

sussam, gönlüm razı gelmiyor.

*

– Doğruyu söylesem sizden,

yanlış söylesem Allah’tan korkuyorum,

suskunluğum bundandır.

*

– Suskunluğun asaletimdendir,

bir lafa bakarım “laf” mı diye,

bir de adama bakarım, “adam” mı diye! (Mevlana)

*

– Doğrular karşısında susan, “dilsiz şeytan”dır. (Hz.Muhammed)

– Susma, sustukça sıra sana gelecek!

– “Söz” gümüşse, “sükut” altındır.

*

– Ne hikmetse, size “hak” olan bize gelince “müstehak” oluyor.

– Herkes kendini hatırlatmak istiyor, biz de unutturmak, dost biriktirmemişiz ki..!

“Dönmek” değil, “fırıldak”olmak kötüdür. Dönmek, yanlışta ısrar etmemektir.

– Aldatan olmaktansa, aldatılan olmayı tercih ederim.

*

– Dut ağacı dut verir,

yemesi zevk verir,

sayısını şaşırırsan,

hesabını popon verir.

– Akılsız başın hesabını ayaklar öder.

*

– Ben çayıra çağırıyorum, o bayıra gidiyor!

– Saldım çayıra, Mevlam kayıra!

– Herkes “masum”, burdaki tek suçlu benim!

Düşene vururlar, bu yüzden dostu olmaz!

– Ölüm var, ayrılık olmasa iyiydi!

– Hiç kimse, vazgeçilmez değildir!

– Bundan iyisi, Şam’da kayısı!

*