Posts Tagged ‘Namus bekçisi’

DUVAR – 3

Çarşamba, Eylül 3rd, 2014

- Bazı insanlar vardır; konuşur, konuşur, konuşur, ta ki, söyleyecek bir şey buluncaya kadar!

- Açtırma bayramlık ağzımı, söyletme kötüyü!

Senden gelecek iyilik, Allah’tan gelsin!

Al atını ver tımarımı, senden korkan senin gibi olsun!

- Kiminin ağzından laf alamazsın, kimini de parayla susturamazsın!

*

- Bir yalan söylediğinde, daha fazlasına hazır ol!

- Aşağı indim bir yalan söyledim, yukarı çıktım kendim de inandım!

- Erkeğe maaşı, kadına yaşı sorulmaz!

- Giritlinin biri kalkmış, “bütün Giritliler yalancıdır” demiş!

- Yalandan kim ölmüş!

- Yalancının mumu, mum bitince söner!

- Allahın bildiği kuldan saklanmaz. (İyi, söyle rezil ol.)

- Ateş olmayan yerden, duman çıkmaz!

- Bozacının şahidi şıracı! (Al birini, vur ötekine!)

- Üzümünü ye bağını sorma, bağcıyla da uğraşma…

- Gelene ev önünde, gidene yol önünde…

-

- Yılandan korkmam, yalandan koktuğum kadar!

(Her sene yılandan kaç kişi ölüyor, haberin var mı senin!)

- Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın! (Zaman uzun, dokunur!)

- Yılanın başını küçükken ez, sonra başına bela olmasın!

- Elin ağzı torba değil ki, büzesin!

*

-İdeolojiler, deli gömleğidir.

*

- Değişime ayak uydur ama değişmeyecek olan ilkelerine de sımsıkı sarıl.

- Düşmanı olmayan adam, değersiz adamdır.

- Sahip olduğun en büyük servet, sana en yakın olanlardır.

- Kalbin neredeyse, evin orasıdır.

- Başkasını anlamak, acısını yüklenmektir.

- Eskiden kendimi iyi sanıyordum, şimdi bunları görünce anladım ki, kesinlikle mükemmelim!

*

- Herkese şapur şupur, bize gelince yarabbi şükür!

- Gökten altın yağsa, bizim başımıza taş düşer.

“Düşmedi” diye tam sevinirken, seker gelir yine bulur.

- Gülme komşuna gelir başına!

- Herkes geçer sen takılırsın!

- Av gibi davranırsan, av olursun.

- Denize düşen yılana sarılır.

- Ne kadar çok güldüysen, ağlamaya, kusmaya hazır ol!

- Bir şey olmaz deme, yerin altı onlarla dolu!

- Bir şeyin altını üstüne getirmeye çalışma, üstünün iyi olmadığını kim söylüyor!

- Aklına kötü şeyler getirmezsen, kötü bir şey olmaz! (Zaten, kötüye bir şey olmaz!)

- En çok neyi istersen, o olur!

- Hayatta en güzel şey, olmasını en çok istediğin şeydir.

- Yaşamak seyahate çıkmak, ölmekse eve dönmektir.

- İnsan düşüncedir, ne düşünüyorsa onu yaşar.

- Çocuklar ne kadar karanlıktan korkuyorsa, yetişkinlerin pek çoğu da aydınlıktan korkuyor.

- Gençler maziden, yaşlılar bugünden kaçıyor.

- Hayattaki üç güzel ses; “kadın sesi, su sesi, para sesi”!

- Mutluluk; koşulların değil, tercihlerimizin bir sonucudur. Tercihlerini düşür garanti olsun!

- Yüzüne tükürsen, yağmur zannediyor, bağırınca da gök gürültüsü…

- Sizde yiyip içelim, bizde gülüp oynayalım!

- Bir şeyin oyuncak olmadığını anlamak için, üzerine oturmak mı lazım?

- Bokunu çıkarmak istemiyorsan, fazla kurcalama!

- Görmemişin oğlu olmuş, çekince çükünü koparmış! (Görgüsüzlüğün de bu kadarına pes…)

- İnsanlar birbirine, “dünyanın en ayıp şeyini” yaptıktan sonra daha ne yapmazlar ki?

- Can çıkar huy çıkmaz, canla beraber gider!

- Tembele iş buyur ki, sana akıl öğretsin.

- Cenabetten keramet beklenmez.

- Meyhane iskemlesinde oturmayan, dünyanın kaç bucak olduğunu göremez.

- İşte kapı işte sapı, ister sarıl ister darıl!

- Dediğim düdük, öttürdüğüm düdük. Hem suçlu hem güçlü…

- Ne kadar sallarsan salla, donuna düşer son damla! (Sallama hepsi düşşün!)

*

- “Komutan her zaman haklıdır.”

(Komutan haksız olduğunda, yukarıdaki madde geçerlidir. Ya seve seve ya söve söve!)

- Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete!

- Kılıcımız kesmiyorsa onu bileriz ama daha fazla bilenmiyorsa, yenisini yaparız. (Vikingler)

- Yenisi, orjinali bile arıza çıkarırken, eskisiyle, taklidiyle uğraşma!

*

- Kendisi namussuzun önde gidenidir, başkasına gelince “namus bekçisi” kesilir.

- Güzel birini öpmek istiyorsan, onlarca çirkine hazır ol!

- Evlilik, cinselliğin en meşru halidir.

- Evlilik; dışarıdakilerin içeri girmeye, içeridekilerin de dışarı çıkmaya çalıştığı bir müessesedir.

- Adama “nerelisin?” diye sormuşlar, “daha evlenmedim” demiş!

- Bekara “karı boşamak” kolaydır.

- Bekarın parasını it yer, yakasını bit.

- Üşengecin çocuğu olmazmış.

- Ömrün uzun olsun, düğünün güzün olsun, iki kız bir oğlun olsun!

- On tane eşşeğin olacağına, adam gibi bir enişten olsun!

- “Fındık” gibi karım olsun, bir trilyon borcum olsun!

- İnsan ayakkabı alırken bile deniyor, kaldı ki evleniyorsun!

- Ayağına oluyorsa, giy gitsin!

- Ne giyersen, osun!

- Diri yersen diri, ölü yersen ölü gibi olursun!

- Yakacakla, seveceğin kötüsü olmaz! (Külliyen yalan)

- En iyi odun(!), çabuk yanıp geç sönendir!

- Orospuyu mezara koymuşlar, “tek mi yatacam?” demiş.

- Hem uzun olsun hem kalın olsun hem de sulu olsun… başka emrin?

- Nazar etme ne olur, çal-ış senin de olur!

- Atın ölümü arpadan olsun muş! (Sen at mısın?)

- Dere geçerken, at değiştirilmez. (Niye yasak mı?)

- Dereyi görmeden paça sıvanmaz! (Olur…)

- Filler tepişir, çimenler ezilir. (Lafa bak, çimenler eziliyormuş!)

- Eceli gelen köpek, cami duvarına işermiş.

- Allah bir garibi sevindirmek isterse, önce eşşeğini kaybeder sonra da buldururmuş!

- Ayı yavrusunu severken, duvardan duvara vururmuş!

- Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!

- Seviyorsan bırak gitsin, dönerse senindir dönmezse,

zaten senin değildi! (Yaa yürü git…)

- Ya sev ya terket! (Ortası yok mu?)

- Ne istiyorlarsa ver, ne veriyorlarsa al, kafan rahat olsun!

- Önce “öl”, sonra “öde!” ( Emrin olur…)

- “Sevmek”; gözünün içine bakmak değil, birlikte aynı noktaya bakabilmektir.

- Ossuruktan teyyare, selam söyle o yare!

- Osurmak, dokuz doktora bedeldir.

- Kadın yok, çocuk yok, para yok, sorun yok!

- Ucuz olan “iyi” değildir. İyi olan da “ucuz” değildir.

*

- Mutsuzsan geçmişte,

endişeliysen gelecekte,

huzursuzsan anı yaşarsın.

*

- Az ye, az konuş, çokça sev!

- Ne yardan geçerim ne serden! Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük.

- “Sen haklısın” deyince kavga olmazmış!

- Yenilen pehlivan, güreşe doymazmış!

- Ne kadar yavaş gidersen, o kadar hızlı varırsın!

- Şüphe öldürür.

- Fazla tevazu gösterirsen, gerçek zannederler. (Ezik sanırlar..)

- Aşırı tevazu, başkalarına çalışmayı gerektirir. (T.BUĞRA)

- Unutmak, tükenmektir.

- Beklemek kavuşmaktan iyidir.

- Çok uzun beklersen, işkenceye dönüşür.

- Eğer bir tanrı varsa, ayaklarıma kapanıp benden özür dilemeli. (Gestapo kampında duvar yazısı)

- Dindar ol, “dinidar” olma!

- Peygamberler bile tökezler.

- Başkasına “din-iman”, kendilerine gelince “han-hamam!”. Kendine müslüman olma!

- Mücahidden müteahhit olmaz!

- Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim?

- Eski dost düşman olmazmış. (Allahım sen beni dostlarımdan koru!)

***

- Vuslat ertelendikçe, şehvet artar.

- Kaza geliyorum, namus gidiyorum demez.

- Küçük kafa, büyük kafayı yer!

- Kaderde varsa düzülmek, neye yarar üzülmek!

- Düzülen hep biz olduktan sonra, “düzen” değişse ne olur?

-Tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak!

- Bir yaprak bir mızrak, gerisi teferruat!

- Çadırı kur, tavşanı vur!

- Dünya delikanlı olsaydı, yuvarlak olmazdı!

- Yüze gülücü, arkadan gömücülere dikkat et!

- Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır!

- Gönül bu, ota da konar, boka da!

- Genç geriyorsa, yaşlı sevindir daha iyi!

(Küçükten yar seveni, cennete gönderiyorlar ya belki seni de alırlar!)

- Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse!

- Gençler ümitle, yaşlılar hatıralarıyla yaşar.

- Yaşlanmak, yavaşlamaktır.

- Yaşlandıkça hafıza zayıflar, kavrayış artar.

- Yaşlanmanın en kötü hali, genç kalmaktır.

*

- “Delikli taş” bile yerde durmaz, illâ ki biri alır bir çiviye takar!

- Allah delmiş, koyvermiş!

- Azıcık daha akıllı olsa, aptal olduğunu anlayacak.

- Ayranı yok içmeye, atla gider çeşmeye!

- İlaç için sürüyüm desen, sürmeye “akıl” yok, bir de herkese akıl vermeye kalkar!

- Kendinde “akıl” yok, herkese akıl vermeye kalkar!

- Kendini değiştirmeden, tüm insanlara ayar vermeye kalkıyor!

- Güt diye “üç kaz” versen, ikisini kaybeder gelir!

- Şakülsüz deliği tutturamaz, kendini idare etmekten acizdir, bir de aleme nizam vermeye kalkar!

- Deliye dert anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

- Deliye “dert” anlatıncaya kadar, akıllıya ne verirsen ver!

- Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun daha iyi!

- Elalem deliye hasret, biz akıllıya!

- Millet de aramayla, biz de arabayla!

- Dertleri, “ben söyleyim sen yap!”

- Allahım, sen aklıma mukayyed ol!

- Akıllısı beni bulmaz, delisi peşimi bırakmaz.

- Yüz verdik deliye, sıçtı geldi halıya!

- Akıllı olduğunu söyleyenden daha delisini, deli olduğunu söyleyenden de daha akıllısını görmedim!

- Bir deli, bir kuyuya taş atarsa, çıkarmak için en az kırk akıllı lazım!

- Birine kırk gün “deli” dersen, “deli” olur! (Lütfen dikkat edelim!)

- Deliye her gün bayram!

- Gafile kelam, nafile kelamdır.

- Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin!

- “Şans” diye birşey olmasa, bu gerizekalıların onca akıllıdan daha iyi durumda olmasını açıklayamazdık!

- Bazı insanlar, bazen insanlardır.

- Bazı insanların sadakatleri, ihtiyaçlarındandır.

- Yalnız kalmayı iyi beceren insanlar, mutsuz kalabalıklardan uzak dururlar.

- Okulu bitirinceye kadar ailesine, iş hayatında patronuna, emekli olduğunda da tabiata teslimdir.

- Kontrolsüz güç, güç değildir.

- Kaçacağı yerde, sıçacağı geliyor.

- Aklına ne geliyorsa, ya kaçarken ya sıçarken geliyor!

- Akılsız başın cezasını, ayaklar çeker.

- Kız nişanlı, gelin iki canlı, kocakarının hali belli…

- Hem her gün aynı şeyleri tekrar ediyorlar hem de hayatlarının değişeceğini bekliyorlar…ya sabır!

- Hayat, aynı şeyleri tekrar edecek kadar uzun değildir.

*

- Bahçıvansın biberin yok

Hıyarsın haberin yok

*

- Olmayacak duaya, “amin” denmez.

“Olmuşla ölmüşe” çare yok!

*

- Misafirlik üç gündür:

-İki gün yatak, üçüncü gün toprak!

- Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.

- Çağrılırsan erinme, çağrılmazsan görünme.

- Ayrılamadığın her yer, senin için hapishanedir.

- Misafir; tanrıdır. (Hint Atasözü)

*

- Işığın gölgeyle

geçmişin gelecekle

öfkenin sevgiyle

umudun gerçekle

barıştığı gün

güzel günler göreceğiz.

*

- Kayıt yapmıyorsa, intikal zayıftır.

- Conta yakıyorsa, sigorta atacak demektir.

- Armut piş, ağzıma düş!

- Aç ayı oynamaz.

- Benim kilo problemim yok, sadece boyum kısa…

- Kural, bir lokma eksik, bir adım fazla…

- Gak deyince “et”, guk deyince “süt”. Hayat sana güzel, cennet sana var!

- Yolcudur Abbas, yolda durmaz.

- Yollar yürümekle aşınmaz.

- Herşey olacağına varır, olmuşla ölmüşe çare yok!

- Olacak oğlak, bokundan belli olur.

- Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

- Yedisinde neyse, yetmişinde de odur.

- Kan kusarım, kızılcık şerbeti içtim derim!

- Damar olmayan yerde, kan dolaşmaz.

- Soğanın acısını yiyen değil, doğrayan bilir.

- İktidar gelin gibidir, kendine ortak istemez.

- Şeytan ayrıntıda gizlidir.

- Şeytan azapta gerek.

- Titanik bile battıktan sonra…

- Altı kaval üstü şişhane…

- Ön teker nereye, arka teker oraya…

- Hiçbir şey yapmamak, seçim yapmaktır, tarafsız olmak değil.

- Cinayete sessiz kalmak, ona ortak olmaktır.

- Kalkmasını biliyorsan, düşmekten korkma!

- Geç olsun, güç olmasın.

- Geç geldi desinler, geçmiş olsun demesinler.

- Namazda gözü olmayanın, ezanda kulağı olmaz.

- Yaz var kış var ne acele iş var.

- Ölme eşşeğim ölme, yaz gelsin de yonca biçiyim!

- Eşşeğe rakı içirmişler, çulunu bahşiş vermiş!

- Atın ölümü, itin bayramıdır!

- Kıyıdan uzaklaşma riskini alamayan, okyanus geçemez.

- Darılma dayan, sövene dilsiz dövene elsiz ol.

- Deveye diken, insana söven yaraşır!

- Bir hatır, iki hatır, üçüncüye vur yatır!

- Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?

- Baldız, baldan tatlıdır.

*

- Hadi yavrum, hadi çocuğum, kumda oyna gözüne çöp batmasın, kale male yap!

- Darpa, gaspa, fuhşa karışma ne yaparsan yap!

*

- “Hasan” almaz, “basan” alır.

- Kadın serçe gibidir; çok sıkarsan ölür, gevşek bırakırsan uçar!

- Çiçeklere her gün aynı miktarda su ver! Çok verirsen soldurursun, az verirsen öldürürsün…

- Ziyan olacağına, ver bir fakir sebeblensin!

- Bizde yüz yok istemeye, sizde de insanlık yok vermeye, namerde muhtaçlığımız hep bundandır!

- Onca kadın bir adamı namerde muhtaç ediyorsa, bu ayıp onlara yeter!

***

- Amerikan tarihini öğrenmek istiyorsan, bir kitap al. Rus tarihini öğrenmek istiyorsan, bir kürek al!

***

“Hepimiz kızgın tavaya düşmeye, can atan damlalarız.”

CHİCAGO MÜZİKALİNDEN

***

- Odun alırsan meşeden,

dükkan alırsan köşeden,

kız alırsan Ayşe’den

gir oyna, çık oyna, çal oyna…

*

- Ananız koca yüzü mü gördü

Recep, Şaban, Ramazan

Rahmetlik baban

Üç de ondan eveli

*

- Az para dövüştürür, çok para seviştirir!

- Zengin parasıyla, fakir karısıyla oynarmış!

- Para isteme benden, buz gibi soğurum senden!

- Parayı ayağının altına alırsan seni yükseltir, başının üstüne alırsan alçaltır.

- Paradan başka kaybedecek birşeyi olmayan insan, fakirdir.

- Para dediğin nedir ki, itin önüne atsan yemiyor!

- Onuru olan biri asla yoksul değildir.

- Burası borsa, kim kime korsa!

***

- “Cinsellik” olmasa, “dinsellik” de olmazdı.

- Erkek yapacak “yer”, kadınsa yapacak “bahane” arar!

- Evliler balayına, bekârlar alayına gider!

- Edebsizlikten değil, ihtiyaçtan bu hale geldik!

- Biz artık bundan sonra ekmeğin içinden, gençlerin kıçından geçineceğiz!

- Bize bundan sonra yolun inişi, her şeyin genişi lazım!

- Et ile ekmek, eti ete sürtmek, gerisi köpek tüfek!

- Erkeğin kıllısı “Ali”den, kadının kıllısı “ayı”dan!

- Kadın bulmuş, kıllısını arıyor!

- Ha “kel Ali”  ha “Ali kel!”

***

- İlişkinin 5 aşaması:

“Göz göze, el ele, et ete, göt göte, git öte!”

***

- Masajın 5 aşaması:

“Ovalama, sıvazlama, itme, çekme, dürtme!”

DUVAR YAZILARI – 2

Pazartesi, Temmuz 7th, 2014

DUVAR YAZILARI

               – Kayseri’ye giderken pastırma götürmeye gerek yok!

- Kayseri’ye “b(p)astırmaya” mı yoksa “basmaya” (kumaş almaya) mı gidiyorsun?

- Reşadiye’nin “çam davası”, Erbaa’nın “kan davası”, Niksar’ın “kız davası”  bitmez.

- Kars’ın 4 K’sı meşhurdur; kazı, kızı, karı, kaşarı.

- Karaman‘ın koyunu, sonra çıkar oyunu.

- Afyon’un “kaymağı”, Konya’nın “manyağı” meşhurdur.

- Ev alırsan tuğladan, kız alırsan Muğla‘dan!

- Senin yaptığını Çorumlu yapmaz.

- Geçti Bor‘un pazarı sür eşşeğini Niğde‘ye!

- Kısa kes, Aydın havası olsun!

- Herkes gider Mersin‘e, biz gideriz tersine!

- Kartal – Pendik, gittik geldik.

*

- Adanalıyık, Allahın adamıyık

bici yerik, şalgam içerik

gündüz pamuk toplarık

gece karı hoplatırık.

*

- Urfalıyız, yorgansız yatarız kadınsız(!) yatmayız.

- Soğuk Erzurum‘da dolaşır, Sivas‘ta ikamet eder!

- Erzurum’a girdim dumanlı dağlar, Erzincan’a girdim ne güzel bağlar.

*

- Başımıza bir “kaza, bela” gelmeden, hayırlısıyla bir ölseydik!

- Topraktan geldik toprağa döneceğiz ama arada çamur olanlar da var.

- Hayat, biz onu planlarken, akıp geçen zamandır.

- Kendiyle barışık olan, herkesle barışık olur.

- En iyi kitap, henüz yazılmamış olandır.

- Hiçbir öğreti, ne yüzde yüz doğrudur ne de yüzde yüz yanlıştır.

- Yaşamak; nefes aldığın zamanlar değil, nefesinin kesildiği anlardır.

- Hayat; sevmediğin bir şeyi yaparak yaşayacağın kadar uzun değildir.

- Öyle bir yerdeyim ki; “yaşamak” için geç, “ölmek” içinse erken!

- Fırsatlar trenlere benzer, o trene binmek için de istasyonda olmak gerekir.

- Aklına satmayı koyanlar, ya bizi değiştiriyor ya da ürünü.

*

- Ülkeler barışta zenginlerin, savaşta fakirlerindir!

- Ülkeler kılıçla fethedilir ama adaletle yönetilir.

***

- “Arkasında düşmanı hisseden, önündekiyle savaşamaz.” (CENGİZHAN)

***

- Tek bir kurşun bile atılmadığı için, barışı korumak zordur!

- Bir “fikri” herkes paylaşıyorsa, o fikrin doğruluğundan şüphe ederim!

*

- İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü birden..!

- Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna bile az!

- Bir söyle, bin ah işit!

*

- Kendimi efendi biri zannediyordum ama psikopat çıktım.

(Survivor) FATİH HÜRKAN

- Hollywood, öpücüğünüze iki milyon dolar, ruhunuza ise iki dolar veren yerdir.

MARİLYN MONROE

*

- Çoğu zaman, evdeki hesap çarşıya uymaz.

- Taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmıyorlar!

- Ayağına değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz.

- Ummadık taş baş yarar.

- Ortalık, kabiliyetsiz muktedirler ile kifayetsiz muhterislerden geçilmiyor.

- Yiğidi öldür, hakkını yeme! İyiler, mutlaka kazanır.

- Artık rekabet; “iyiler” arasında değil, “en iyiler” arasındadır.

- Her çağın en iyileri, iki elin parmaklarını geçmez ve sen onlardan biri olmaya çalışacaksın!

- İnsan; bir on yılda kendini, bir on yılda ülkesini, bir on yılda da dünyayı değiştirebilir!

- Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir adamı, bir adam da bir ülkeyi kurtarır.

- Azimle yapan, taşı bile deler.

“Burjuva” olabilmek için, en az üç nesil üniversite mezunu olmak gerekiyormuş! Eğitim şart…

*

- Sıralamaya giremeyen elenir.

Elenenler; hayatta “asgari ücrete”, savaşta da “en önde gitmeye” tabidir.

Vatan sağolsun!

“Oksijeni tüketiyorsun!” diye imha da edebilirlerdi, öldürmediklerine şükret!

*

- Ağzı var dili yok, vur eline al lokmasını, adı “mülayim” sert olsa ne yazar!

- Akacak kan, damarda durmaz. Bükemeyeceğin bileği, öp!

*

- Bilmiyorum, duymadım, görmedim

hem körüm hem sağır

gözlerimi kaparım

vazifemi yaparım

kelebek gibi uçar,

arı gibi sokarım.

*

- Hak yiyen “bok” yer. Onun da kötüsü, “bokyedi başı” olmaktır.

- Bir gözü “kalk gidelim” diyor, öbür gözü “bok yeme otur” diyor.

- “Cin” olmadan, adam çarpmaya kalkar,

“hakım” diyeceği yerde de “bokum” der çıkar.

- Kaçacağı yerde sıçacağı gelir, diğeri de “sıçtığın yere kadar kovalayacağım” diyor.

- Boka cila çekmişler, takke düşünce kel görünmüş!

- Ağzı olan konuşuyor, bir şeyi de bilmeyin be kardeşim!

- Hırsızlığı ben öğrettim, şimdi “ayağın tıkırdıyor” diye beni götürmüyorlar.

-Yedi kuma boğmuş, kapı “cır” demiş korkmuş,

*

- Eğer bir ürün ücretsizse, asıl ürün sizsiniz. (KEREN ELAZARİ)

*

- Hayatımızın çoğu alışkanlıklar ve bağımlılıklardan ibarettir.

- Ne kadar müptelaysan, o kadar müptezelsin. Önce kafa gider, sonra da kasayı kırarsın!

- Diş kaptı, yatak sardı, kayış koptu, kasnak kırıldı. Geldi geçti Genç Osman!

- Başı “meni”, ortası “irin”, sonu “leş”!

- Hedefine ulaşamıyorsan, beklentini düşür.

- Rabbena, hep bana! Ne olursan ol, kendine müslüman olma.

- Dünyada iki tür zenginlik vardır; çok parası olanlar ve çok dostu olanlar. Ancak ikisi bir arada olmaz.

- Bıldır yediğin hurmalar, gelir seni tırmalar!

- Hiçbir şey bilmiyorsan, haddini bil!

- Sen kendine değer vermezsen, başkası hiç vermez.

- Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!

- Eskiden “kazma” diyorlardı, şimdi “karizma” olmuş!

- Biz “kariyer” diyoruz, o “karı yeri” anlıyor!

- Biz “kuşbakışı” diyoruz, o “kuş gözüyle” görmeye çalışıyor!

- Hoppala paşam, Malkara, Keşan!

- Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!

- Madem yüzme bilmiyosun, niye çıktın kavak ağacına?

- Elimde hıyar var diyene, tuzluğu alan koşuyor!

- Gencim, güzelim, gerginim, gericiyim!

- Ya iz bırakırsın ya da is!

- İte bak, yattığı yere bak!

- İt ite, it de kuyruğuna buyuruyor!

- Sevmeyeceği eşşeğin önüne, ot koymaz! (Öyle namussuz!)

- Eşşeği seven, ossuruğuna katlanır!

- Eşşeğin aklına, karpuz kabuğu düşürülmez!

- “Pardon” çıkalı, eşşekler çoğaldı!

- Geriye gitsem akbaba, ileri gitsem atmaca!

- Her kuşun eti yenmez! Kargadan başka kuş tanımam!

- Kılavuzu karga olanın, burnu boktan çıkmaz!

- Kurt kocayınca, itin maskarası olurmuş!

- Sürüden ayrılanı, kurt kapar. (Kurdun yaptığına bak!)

- Tavşan dağa küsmüş, dağ duymamış bile!

- Tavşana kaç, tazıya tut!

- Kaz gelecek yerden, “tavuk” esirgenmez.

- Köprüyü geçinceye kadar ayıya, “dayı” demek adettendir!

- Ayı aç da olsa, armutun iyisinden vazgeçmez!

- Ya bu develeri götürün ya bu diyardan gidin!

- Deliye laf anlatıncaya kadar, deve bütün hendekleri atladı!

- Öküz öldü, ortaklık bozuldu!

-  Bir pire için yorgan yakılmaz. (Kaç pire olması lazım?)

- Civciv yumurtadan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş. (Zevk sahibiymiş!)

- Kedi kendi götünü görmüş, “amanın ne büyük yaram varmış”, demiş.

- Saçlarımı tek tek yolarsam, ne zamandan sonra kel sayılırım.

- Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır. (Bir de konuşmasalar!)

- Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur. (Kavuşursa görürsün, ebenin…)

- Davul benim boynumda, tokmak başkasının elinde. (Sen yanmışsın!)

- Bir elin nesi var iki elin sesi var. (Bu iyi)

- Dimyat’a pirince giderken, kendine mukayyed ol!

- Dibini görmediğin kuyunun, suyunu içme! (Ben söyleyim de…)

- “Zor”, oyunu bozar, oyun bozanlık etme!

- “Vur” dediysek, “öldür mü” dedik!

- Benim ağzım sıkıdır, sadece camiyle kahvenin” ortasında konuşurum!

- Onlar paralarını, ben anılarımı biriktirdim. (Bozdur bozdur harca!)

- “Tecrübe”; her defasında yenisini yediğin kazıklardır!

- Ne kadar emek, o kadar yemek!

- Yemek buldu mu otur, sopa gördün mü kaç!

- Yiyen dikilir, yemeyen yıkılır!

- Karnı aç olanın, kulakları duymaz.

- Dünyadaki açlık, aç olan yoksulları doyuramadığımızdan değil, zenginleri doyuramadığımız içindir.

- Bu nasıl mide, insan yediği çanağa sıçar mı?

- İşimizi yaptığımız yetmiyor, bir de kendimizi feda mı edeceğiz!

- Düşene sevinme, zamanın sana ne sakladığını bilemezsin.

- Arsız güçlü olunca, haklı suçlu olur.

- Kendinden canavar yaratmayı başaran kişi, insan olmanın acısından kurtulur.

- İnsanı ayakta tutan; kas ve iskelet sistemi değil, prensipleridir.

*

- İd (alt benlik); ben istediğim şeyi, istediğim yerde, istediğim zaman, istediğim gibi yaparım!

- Süper ego (üst benlik); sen istediğin şeyi, istediğin yerde, istediğin zaman, istediğin gibi yapamazsın!

- Ego (benlik); ben gereken şeyi, gerektiği yerde, gerektiği zaman, gerektiği gibi yaparım!

*

- Kaybedecek hiçbir şeyin yoksa

devrimcisin.

Kaybedeceğin ne kadar çoksa

o kadar muhafazakârsın.

- Çam devirdiklerini çok gördük ama devrimciliklerini hiç görmedik.

Açlık grevine girerler, kilo alıp çıkarlar.

*

- Çileye talibiz, ona bile bırakmıyorlar yaşayalım.

- Cesaretin bittiği yerde, “esaret”  başlar.

*

- Cümbüş “ibadet”,

içki “bade”,

cinayet “töre”,

halay çekmek de “devrim” olmuş!

*

- Dil dile değmeden, “dil” öğrenilmez!

- Ben herkese inanırım, sadece içindeki “şeytana” güvenmem.

*

- Söylesem tesir etmiyor,

sussam, gönlüm razı gelmiyor.

*

- Doğruyu söylesem sizden,

yanlış söylesem Allah’tan korkuyorum,

suskunluğum bundandır.

*

- Suskunluğun asaletimdendir,

bir lafa bakarım “laf” mı diye,

bir de adama bakarım, “adam” mı diye! (Mevlana)

*

- Doğrular karşısında susan, “dilsiz şeytan”dır. (Hz.Muhammed)

- Susma, sustukça sıra sana gelecek!

- “Söz” gümüşse, “sükut” altındır.

*

- Ne hikmetse, size “hak” olan bize gelince “müstehak” oluyor.

- Herkes kendini hatırlatmak istiyor, biz de unutturmak, dost biriktirmemişiz ki..!

- “Dönmek” değil, “fırıldak”olmak kötüdür. Dönmek, yanlışta ısrar etmemektir.

- Aldatan olmaktansa, aldatılan olmayı tercih ederim.

*

- Dut ağacı dut verir,

yemesi zevk verir,

sayısını şaşırırsan,

hesabını popon verir.

- Akılsız başın hesabını ayaklar öder.

*

- Ben çayıra çağırıyorum, o bayıra gidiyor!

- Saldım çayıra, Mevlam kayıra!

- Herkes “masum”, burdaki tek suçlu benim!

Düşene vururlar, bu yüzden dostu olmaz!

- Ölüm var, ayrılık olmasa iyiydi!

- Hiç kimse, vazgeçilmez değildir!

- Bundan iyisi, Şam’da kayısı!

*