Posts Tagged ‘Giritliler’

DUVAR YAZILARI – 2

Pazartesi, Temmuz 7th, 2014

DUVAR YAZILARI

               – Kayseri’ye giderken pastırma götürmeye gerek yok!

– Kayseri’ye “b(p)astırmaya” mı yoksa “basmaya” (kumaş almaya) mı gidiyorsun?

– Reşadiye’nin “çam davası”, Erbaa’nın “kan davası”, Niksar’ın “kız davası”  bitmez.

– Kars’ın 4 K’sı meşhurdur; kazı, kızı, karı, kaşarı.

Karaman‘ın koyunu, sonra çıkar oyunu.

– Afyon’un “kaymağı”, Konya’nın “manyağı” meşhurdur.

Ev alırsan tuğladan, kız alırsan Muğla‘dan!

– Senin yaptığını Çorumlu yapmaz.

– Geçti Bor‘un pazarı sür eşşeğini Niğde‘ye!

– Kısa kes, Aydın havası olsun!

– Herkes gider Mersin‘e, biz gideriz tersine!

– Kartal – Pendik, gittik geldik.

*

Adanalıyık, Allahın adamıyık

bici yerik, şalgam içerik

gündüz pamuk toplarık

gece karı hoplatırık.

*

Urfalıyız, yorgansız yatarız kadınsız(!) yatmayız.

– Soğuk Erzurum‘da dolaşır, Sivas‘ta ikamet eder!

– Erzurum’a girdim dumanlı dağlar, Erzincan’a girdim ne güzel bağlar.

*

– Başımıza bir “kaza, bela” gelmeden, hayırlısıyla bir ölseydik!

– Topraktan geldik toprağa döneceğiz ama arada çamur olanlar da var.

Hayat, biz onu planlarken, akıp geçen zamandır.

– Kendiyle barışık olan, herkesle barışık olur.

En iyi kitap, henüz yazılmamış olandır.

– Hiçbir öğreti, ne yüzde yüz doğrudur ne de yüzde yüz yanlıştır.

Yaşamak; nefes aldığın zamanlar değil, nefesinin kesildiği anlardır.

– Hayat; sevmediğin bir şeyi yaparak yaşayacağın kadar uzun değildir.

– Öyle bir yerdeyim ki; “yaşamak” için geç, “ölmek” içinse erken!

Fırsatlar trenlere benzer, o trene binmek için de istasyonda olmak gerekir.

– Aklına satmayı koyanlar, ya bizi değiştiriyor ya da ürünü.

*

Ülkeler barışta zenginlerin, savaşta fakirlerindir!

– Ülkeler kılıçla fethedilir ama adaletle yönetilir.

***

– “Arkasında düşmanı hisseden, önündekiyle savaşamaz.” (CENGİZHAN)

***

– Tek bir kurşun bile atılmadığı için, barışı korumak zordur!

– Bir “fikri” herkes paylaşıyorsa, o fikrin doğruluğundan şüphe ederim!

*

– İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü birden..!

– Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna bile az!

– Bir söyle, bin ah işit!

*

– Kendimi efendi biri zannediyordum ama psikopat çıktım.

(Survivor) FATİH HÜRKAN

– Hollywood, öpücüğünüze iki milyon dolar, ruhunuza ise iki dolar veren yerdir.

MARİLYN MONROE

*

– Çoğu zaman, evdeki hesap çarşıya uymaz.

– Taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmıyorlar!

– Ayağına değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz.

– Ummadık taş baş yarar.

– Ortalık, kabiliyetsiz muktedirler ile kifayetsiz muhterislerden geçilmiyor.

– Yiğidi öldür, hakkını yeme! İyiler, mutlaka kazanır.

– Artık rekabet; “iyiler” arasında değil, “en iyiler” arasındadır.

– Her çağın en iyileri, iki elin parmaklarını geçmez ve sen onlardan biri olmaya çalışacaksın!

– İnsan; bir on yılda kendini, bir on yılda ülkesini, bir on yılda da dünyayı değiştirebilir!

– Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir adamı, bir adam da bir ülkeyi kurtarır.

– Azimle yapan, taşı bile deler.

– “Burjuva” olabilmek için, en az üç nesil üniversite mezunu olmak gerekiyormuş! Eğitim şart…

*

– Sıralamaya giremeyen elenir.

Elenenler; hayatta “asgari ücrete”, savaşta da “en önde gitmeye” tabidir.

Vatan sağolsun!

“Oksijeni tüketiyorsun!” diye imha da edebilirlerdi, öldürmediklerine şükret!

*

– Ağzı var dili yok, vur eline al lokmasını, adı “mülayim” sert olsa ne yazar!

– Akacak kan, damarda durmaz. Bükemeyeceğin bileği, öp!

*

– Bilmiyorum, duymadım, görmedim

hem körüm hem sağır

gözlerimi kaparım

vazifemi yaparım

kelebek gibi uçar,

arı gibi sokarım.

*

– Hak yiyen “bok” yer. Onun da kötüsü, “bokyedi başı” olmaktır.

– Bir gözü “kalk gidelim” diyor, öbür gözü “bok yeme otur” diyor.

“Cin” olmadan, adam çarpmaya kalkar,

“hakım” diyeceği yerde de “bokum” der çıkar.

– Kaçacağı yerde sıçacağı gelir, diğeri de “sıçtığın yere kadar kovalayacağım” diyor.

– Boka cila çekmişler, takke düşünce kel görünmüş!

– Ağzı olan konuşuyor, bir şeyi de bilmeyin be kardeşim!

– Kimi alçak gönüllüdür kimi de alçak olmaya gönüllüdür.

– Hırsızlığı ben öğrettim, şimdi “ayağın tıkırdıyor” diye beni götürmüyorlar.

-Yedi kuma boğmuş, kapı “cır” demiş korkmuş,

*

– Eğer bir ürün ücretsizse, asıl ürün sizsiniz. (KEREN ELAZARİ)

*

– Hayatımızın çoğu alışkanlıklar ve bağımlılıklardan ibarettir.

– Ne kadar müptelaysan, o kadar müptezelsin. Önce kafa gider, sonra da kasayı kırarsın!

– Diş kaptı, yatak sardı, kayış koptu, kasnak kırıldı. Geldi geçti Genç Osman!

– Başı “meni”, ortası “irin”, sonu “leş”!

– Hedefine ulaşamıyorsan, beklentini düşür.

– Rabbena, hep bana! Ne olursan ol, kendine müslüman olma.

– Dünyada iki tür zenginlik vardır; çok parası olanlar ve çok dostu olanlar. Ancak ikisi bir arada olmaz.

– Hayat, asla vazgeçmeyenleri zamanı geldiğinde ödüllendirir.

– Kocaman bir elmas hediye edersin, bu kez de ağır diye şikayet ederler.

– Bıldır yediğin hurmalar, gelir seni tırmalar!

– Hiçbir şey bilmiyorsan, haddini bil!

– Sen kendine değer vermezsen, başkası hiç vermez.

– Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!

– Eskiden “kazma” diyorlardı, şimdi “karizma” olmuş!

– Biz “kariyer” diyoruz, o “karı yeri” anlıyor!

– Biz “kuşbakışı” diyoruz, o “kuş gözüyle” görmeye çalışıyor!

– Hoppala paşam, Malkara, Keşan!

– Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!

– Madem yüzme bilmiyosun, niye çıktın kavak ağacına?

– Elimde hıyar var diyene, tuzluğu alan koşuyor!

– Gencim, güzelim, gerginim, gericiyim!

– Ya iz bırakırsın ya da is!

– İte bak, yattığı yere bak!

– İt ite, it de kuyruğuna buyuruyor!

– Sevmeyeceği eşşeğin önüne, ot koymaz! (Öyle namussuz!)

– Eşşeği seven, ossuruğuna katlanır!

– Eşşeğin aklına, karpuz kabuğu düşürülmez!

“Pardon” çıkalı, eşşekler çoğaldı!

– Geriye gitsem akbaba, ileri gitsem atmaca!

– Her kuşun eti yenmez! Kargadan başka kuş tanımam!

– Kılavuzu karga olanın, burnu boktan çıkmaz!

– Kurt kocayınca, itin maskarası olurmuş!

– Sürüden ayrılanı, kurt kapar. (Kurdun yaptığına bak!)

– Tavşan dağa küsmüş, dağ duymamış bile!

– Tavşana kaç, tazıya tut!

– Kaz gelecek yerden, “tavuk” esirgenmez.

– Köprüyü geçinceye kadar ayıya, “dayı” demek adettendir!

– Ayı aç da olsa, armutun iyisinden vazgeçmez!

– Ya bu develeri götürün ya bu diyardan gidin!

– Deliye laf anlatıncaya kadar, deve bütün hendekleri atladı!

– Öküz öldü, ortaklık bozuldu!

–  Bir pire için yorgan yakılmaz. (Kaç pire olması lazım?)

– Civciv yumurtadan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş. (Zevk sahibiymiş!)

– Kedi kendi götünü görmüş, “amanın ne büyük yaram varmış”, demiş.

– Saçlarımı tek tek yolarsam, ne zamandan sonra kel sayılırım.

– Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır. (Bir de konuşmasalar!)

– Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur. (Kavuşursa görürsün, ebenin…)

– Davul benim boynumda, tokmak başkasının elinde. (Sen yanmışsın!)

– Bir elin nesi var iki elin sesi var. (Bu iyi)

– Dimyat’a pirince giderken, kendine mukayyed ol!

– Dibini görmediğin kuyunun, suyunu içme! (Ben söyleyim de…)

“Zor”, oyunu bozar, oyun bozanlık etme!

“Vur” dediysek, “öldür mü” dedik!

– Benim ağzım sıkıdır, sadece camiyle kahvenin” ortasında konuşurum!

– Onlar paralarını, ben anılarımı biriktirdim. (Bozdur bozdur harca!)

“Tecrübe”; her defasında yenisini yediğin kazıklardır!

– Ne kadar emek, o kadar yemek!

– Yemek buldu mu otur, sopa gördün mü kaç!

– Yiyen dikilir, yemeyen yıkılır!

– Karnı aç olanın, kulakları duymaz.

– Dünyadaki açlık, aç olan yoksulları doyuramadığımızdan değil, zenginleri doyuramadığımız içindir.

– Bu nasıl mide, insan yediği çanağa sıçar mı?

– İşimizi yaptığımız yetmiyor, bir de kendimizi feda mı edeceğiz!

– Düşene sevinme, zamanın sana ne sakladığını bilemezsin.

– Arsız güçlü olunca, haklı suçlu olur.

– Kendinden canavar yaratmayı başaran kişi, insan olmanın acısından kurtulur.

– İnsanı ayakta tutan; kas ve iskelet sistemi değil, prensipleridir.

*

İd (alt benlik); ben istediğim şeyi, istediğim yerde, istediğim zaman, istediğim gibi yaparım!

Süper ego (üst benlik); sen istediğin şeyi, istediğin yerde, istediğin zaman, istediğin gibi yapamazsın!

Ego (benlik); ben gereken şeyi, gerektiği yerde, gerektiği zaman, gerektiği gibi yaparım!

*

– Kaybedecek hiçbir şeyin yoksa

devrimcisin.

Kaybedeceğin ne kadar çoksa

o kadar muhafazakârsın.

Çam devirdiklerini çok gördük ama devrimciliklerini hiç görmedik.

Açlık grevine girerler, kilo alıp çıkarlar.

*

Çileye talibiz, ona bile bırakmıyorlar yaşayalım.

Cesaretin bittiği yerde, “esaret”  başlar.

*

– Cümbüş “ibadet”,

içki “bade”,

cinayet “töre”,

halay çekmek de “devrim” olmuş!

*

– Dil dile değmeden, “dil” öğrenilmez!

– Ben herkese inanırım, sadece içindeki “şeytana” güvenmem.

*

– Söylesem tesir etmiyor,

sussam, gönlüm razı gelmiyor.

*

– Doğruyu söylesem sizden,

yanlış söylesem Allah’tan korkuyorum,

suskunluğum bundandır.

*

– Suskunluğun asaletimdendir,

bir lafa bakarım “laf” mı diye,

bir de adama bakarım, “adam” mı diye! (Mevlana)

*

– Doğrular karşısında susan, “dilsiz şeytan”dır. (Hz.Muhammed)

– Susma, sustukça sıra sana gelecek!

– “Söz” gümüşse, “sükut” altındır.

*

– Ne hikmetse, size “hak” olan bize gelince “müstehak” oluyor.

– Herkes kendini hatırlatmak istiyor, biz de unutturmak, dost biriktirmemişiz ki..!

“Dönmek” değil, “fırıldak”olmak kötüdür. Dönmek, yanlışta ısrar etmemektir.

– Aldatan olmaktansa, aldatılan olmayı tercih ederim.

*

– Dut ağacı dut verir,

yemesi zevk verir,

sayısını şaşırırsan,

hesabını popon verir.

– Akılsız başın hesabını ayaklar öder.

*

– Ben çayıra çağırıyorum, o bayıra gidiyor!

– Saldım çayıra, Mevlam kayıra!

– Herkes “masum”, burdaki tek suçlu benim!

Düşene vururlar, bu yüzden dostu olmaz!

– Ölüm var, ayrılık olmasa iyiydi!

– Hiç kimse, vazgeçilmez değildir!

– Bundan iyisi, Şam’da kayısı!

*

DUVAR YAZILARI – 1

Pazar, Mayıs 31st, 2009

DUVAR YAZILARI :

 

– Birini öldürürsen katil,

binlercesini öldürürsen kahraman,

hepsini öldürürsen tanrı olursun!

*

– İnsan ağlar, tanrı güler. (M.Kundera)

– Tanrı birini cezalandırmak isterse, onun duasını kabul edermiş.

– İki kafadar biraz kafayı bulunca, biri kalkıp ben “peygamberim” demiş. Diğeri de altta kalmayacak ya, “otur yerine ben hiç kimseyi göndermedim!” demiş.

– İlginç olan, “tanrı vardır” diyenlerin çoğunun, “yokmuş gibi” davranması.

– Hayat, kurallarını tanrının koyduğu bir oyundur.

Kainatın canı; tanrıdır, gelin canlar bir olalım.

– Oyunu oynayan “tanrı”, bizlerse “dama taşı! (Hayyam)

– Tanrı, akıllıları kendine “dost”, aptalları ise “kul” olarak yaratmıştır.

– İnsanlığa bir faydaları varsa Allah bizden alsın onlara versin. Yoksa, bizden uzak Allaha yakın olsunlar.

– Yağmur için dua edersen, çamurla da uğraşırsın.

– Allah zalime “uyuz” versin, “tırnak” vermesin!

– İnsanın bir tek borcu vardır, o da Allaha “can borcu”!

– Huzur istiyorsan üç şeyle kavga etme; “Allahla, devletle, karıyla!”

– Upanişad “tanrısın”, Freud ise “itsin” diyor, kim haklı? (C.Meriç)

– Tanrı yoksa, herşey mübahtır. (Dostoyevski)

– Tanrı olsaydı hiçbirşeyden sorumlu olmazdık. (Sartre)

Şeytan, tanrının taklitçisidir. (R.Guenon)

İnsan, tanrının taklitçisidir. (A.Ağı)

– İnsan, insanın tanrısıdır. (Feurbach)

Madem Allahtan başka kimse yok, bu gürültü de neyin nesi?

– Yalnızlık Allaha mahsustur. O da boş durmuyor.

– Tanrı bile insanlarla yazıyla, kitapla konuşuyor.

– Uçağa binerken ateist, düşerken dindar!

– Cenneti, peşin mi alırsınız yoksa veresiye mi?

– “Tanrı”yı sen oynarsan, “günahkar” başkaları olur.

– Marifet; binlerce “sahte tanrı” arasından, doğru olan, o tek tanrıyı bulmaktır.

– Seni mutluluğa götürüyorsa “doğru tanrı”dır, onu bulduysan da “akıllı adamsın.”

– Korkmaya gerek yok! “Aşk” da “seks” de tanrının fikri, sevişen kazanır!

– Tanrı, “barbut” atmaz. (Einstein)

– Eğer öküzler “insan” olsaydı, tanrıları da “öküz biçimi”nde olurdu. (Ksenofanes)

 – Eğer tanrınız yoksa, saygılarınızı Hitler ya da Stalin’e sunmak zorunda kalırsınız. (T.S.Eliot)

Bir tapınağın olması, “kendine tapınmaktan” iyidir. (Gazzali)

– Allahım ya bana bu aklı vermeseydin ya da bunları böyle yaratmasaydın!

*

– Bir lira çalarsan hırsız,

bir trilyon çalarsan beyefendisin!

–  Para varsa, o iş mantıklıdır.

*

– Hepimiz eşitiz ama ben, biraz daha eşitim!

– En iyisini iste, en kötüsüne hazır ol!

*

– Küçük beyinler kişileri,

 orta beyinler olayları,

büyük beyinler fikirleri tartışır.

*

– İnsan beyni çok basit olsaydı, bizim de onu anlamayacak kadar aptal olmamız gerekirdi.

*

– Kazanmak insanın gardrobunu, kaybetmekse kişiliğini geliştirir.

– Hiçbir “başarı”, cezasız kalmaz.

– Kadın olmak zor şey!

 Erkek gibi düşüneceksin,

genç kız gibi davranacaksın,

eşşek gibi çalışacaksın.

– Kadın mutfakta iyi bir ahçı,

Sokakta tam bir hanımefendi,

Yatakta bir fahişe gibi olmalı.

– Bir kadın “hayır” diyorsa “belki”dir,

“belki” diyorsa “evet” demektir.

**

– Bir kadına bulaştıysan, “sen haklısın” de!

Olmadı, “sus”

O da olmadı, gidinceye kadar “ölü taklidi” yap,

Sonrası bize karanlık, Allah’a ayan

Dört  tip kadın vardır:

– Ne aş yapar ne yaş! (arızalı)

– Aş yapar yaş yapmaz! (ahçı)

– Yaş yapar aş yapmaz! (keyifçi)

– Hem aş yapar hem de yaş! (makbul)

                                                                                                                     …

 – Karın iyi ise eğlencede işin ne?

“Düğün” kendi evinde,

gir oyna, çık oyna!

– Karın kötü ise cenazede işin ne?

 “Ölü” kendi evinde,

gir ağla, çık ağla!

– Göz uydur, vurmaz tüfek yoktur

Söz uydur, sevmez kadın yoktur.

– Kadın bilmeyene “nefis”, bilene “nefestir”.

– Bir kadının en güzel çağı, 39 ile 40 arasındaki yirmi yıldır.

– Kadının, araya kattı mı yakışanı, duvara attı mı yapışanı makbuldür!

Hem zeki hem çalışkan, taktir et.

Zeki ama tembel, ikaz et.

Çalışkan ama aptal, dikkat et.

Hem aptal hem de tembel, imha et.

 Aciz insan, şikayet eder.

Cahil insan, kavga eder.

Basit insan, iftira eder.

Akıllı insan, idare eder.

Mutluyken söz verme.

Üzgünken karar verme.

Öfkeliyken cevap verme

– Duyduğunun hiçbirine,

gördüğünün yarısına,

yaptığının tamamına inan!

*

– Taş var köpek yok,

taş yok köpek var,

taş var köpek var

ama kralın köpek

sıkıysa at taşı!

(Saskritçe bir şiir)

*

– Ehli keyfe keyif verir, kahvenin kaynaması,

Eşşeği yoldan çıkarır, sıpanın oynaması.

*

– Gönül ne kahve ister ne kahvehane,

Gönül eğlence ister, kahve bahane.

Durum elverişsiz fakat ciddi değil.

Durum ciddi fakat vahim değil.

Durum vahim fakat umutsuz değil.

Durum umutsuz, teslim oluyoruz.

Gıdaya sahip olanlar, insanları

Paraya sahip olanlar, ülkeleri

Enerjiye sahip olanlar ise dünyayı yönetir.

– Gelme, gelme Mevlana değilim, beni germe!

– Ya olduğun gibi görün ya da gözüme görünme!

– En akıllımız Mevlana’ydı, o da “döne döne” gitti!

Geç geldi desinler, “geçmiş olsun” demesinler!

– Gel bağrıma bostan ek, sen de ye ben de yiyim!

– Kimi yürekten çağırırsan, o gelir!

– Hisserdersen, mesafe yoktur.

“Kalp” bir kez kırıldı mı, bir daha eskisi gibi olmaz!

-İtibarını bir kez kaybedince, bir daha “ağzınla kuş tutsan” yaranamazsın!

Canlar kırılacağına, “camlar” kırılsın”!

– Neye nasip, neye kısmet!

– Gelin ata binmiş, “ya nasip” demiş!

– Arayan belasını da bulur, mevlasını da.

– Sen “doğru ol”, “eğri” bulur belasını.

– Zaman; hesaplaşma değil, helalleşme zamanıdır.

– Dünya hayatı “darılma” değil, “dayanma” yeridir.

“Doğrucu Davut” gibi, her doğru her yerde söylenmez.

– Doğru söyleyeni, dokuz köyden kovarlar.

– Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük.

– Adın çıkacağına, canın çıksın daha iyi!

– Adım çıkmış dokuza, inmez sekize!

– Vakitsiz öten horozu keserler.

Dik dur, “dikleşme”!

Bitaraf olan, “bertaraf” olur.

“Ayaklar” “baş”, “başlar” “ayak” olmuş.

Aslanı kediye boğduruyorlar!

“Baht” yıkmadan “taht” sahibi olunmaz.

– Bal tutan parmağını yalar.

– İş bilenin, kılıç kuşananın.

– İmam “salarsa“, cemaat “orta yere” yapar!

– Ben “hadımım” diyorum, sen “kaç çocuğun var?” diyorsun!

– Ben diyorum “Çanakkale Boğazı”, sen diyorsun yandı “İstanbul Boğazı“!

– Ben diyorum “Gümüşhane” sen diyorsun “memişhane”!

– Deliye dert anlatıncaya kadar, akıllıya “ne verirsen ver!”

– Cahille etme sohbet sonra çekersin zahmet!

– Külliyen cahilin cesur!

– Uyandırma kerizi, bulandırır denizi!

– Senin derdin ne kardeşim? Üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?

– İşi gücü; “o ne dedi”, “bu ne dedi”, “gramofonun teki!”

– Hükümetten aylık, Allahtan sağlık, daha belanı mı istiyorsun?

– Ne yapıyorsun? Hiç, bir şey oluncaya kadar bekliyorum!

Leyleğin ömrü “lak lakla”, dervişin ömrü “beklemekle” geçermiş!

– Düğünde zurnada, hamamda kurnada!

– Bizim kız bizden kaçar, başını kapar götünü açar!

– Elin işte, gözü oynaşta olsun!

– İpimle kuşağım…azıcık aşım, ağrısız başım!

– Taksim’den aşşağı Kasımpaşa!

– Bahtsız bedeviyi, çölde kutup ayısı kovalarmış!

– Canım cennette, elim Cevriye’de! Hayat sana güzel, cennet sana var hacı abi.

Sana hak, bize müstehak, Allah günah yazmasın!

– Bura bura ayar versen, osura osura geri atıyorlar!

– Acıma düşküne, döner vurur keline!

– Milyonlarca sperm arasından gel sen birinci ol, ama şu yaşadığımız hayata bak!

– Akıl veren çok olur da para veren olmaz.

– Akıl fukara olunca, fikir ukala olur.

– Kafasında kırk tilki dolaşır, kırkının da kuyruğu birbirine değmez!

– Sakınan göze çöp batar, sakındıkça da duyan gelir, gelen de gitmez!

Kırmadan yarmadan, kestirmeden küstürmeden, geldi geçti Genç Osman!

– Boşa koysam dolmuyor, doluya koysam almıyor!

– Hayat kısaysa, hiçbir şeyi uzatmanın manası yok!

– Bazı insanların altı, bazılarının da üstü çizilir!

– İçindeki çocuğu öldürmeyen yaşlanmaz.

*

– Sizin bildiğiniz kadar, benim unuttuğum vardır!

– Bizim yaptıklarımıza sizin hayaliniz yetmez!

– Yürüdüğünüz yolların asfaltını biz döktük.

– Siz giderken biz geliyorduk.

*

– Doğmamış çocuğa don biçilmez.

– Alışmamış götte, don durmaz.

– Alışmış kudurmuştan beterdir.

*

– Maydonoza gelince kırt kırt,

sapına gelince meee!

*

– İnsan hımbıllaşmaya görsün;

oturma imkanı varsa ayakta durmaz,

yatma imkanı varsa da oturmaz!

– Minumum gayret, maksimum fayda!

İstatistik, yanlış rakamların doğru hesaplanmasıdır.

İstatistikler yalan söylemez,

– İstatistikçiler doğruyu söylemez.

– İstatistik, cehaletin matematiksel teorisidir. (Moris Kline)

– Küçük işlerin “büyük adamı” değil,

büyük işlerin “küçük adamı” ol!

*

– Kötü olan; kör olmak değil, “nankör” olmaktır.

– Sağır duymaz, uydurur!

– Şeytan da kariyerine bir melek” olarak başlamıştı ama şimdi sadece bir  “iblis”.

– Birşey kısmetten çıkmaya görsün, “uçkur” bile doksandokuz yerinden kopar, bağlamaya yetişemezsin!

– Dövüşmesinler de sevişsinler!…

– Horozumu saldım çayıra, tavuğu olan düşünsün!

– Maşallah “danazorlar”, dinozorların yokluğunu aratmıyor!

Demirden korksaydık, trene binmezdik!

– İnsana benziyor diye sanma ki, herkes “insan”!

– Hayatta “duruşuyla” etkili olamayanlar, vuruşuyla” olmaya çalışır.

– Bir şeyin doğrusunu mu istiyorsun, kendin yap!

– Herkesin yaptığını yaparsan herkes gibi olursun, başkasının yapmadığını başarırsan, herkesten büyük olursun.

– Aptal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.

– İşini doğru yap, çoluk çocuğu kendine nasihat eder hale getirme!

– Sözün tamamı, deliye anlatılır.

*

– Hayatım lazım olursa, ben buradayım, “gel ve al.”

– Herkes niye geldi bilmem, ben neler olduğunu anlamaya geldim!

– Emanetin canı, tez olur.

– Emanete, ihanet olmaz. En çok da diyenden kork!

– Çıkmadık candan, ümit kesilmez.

– Can çıkar, huy çıkmaz. Ufacık boyu var, türlü türlü huyu var!

– Olmadan koparırsan, sormazlar mı, “olmamış şeyi niye getirdin?” diye.

*

– Salla başını al maaşını,

– İşi bilicen işe gitmeyecen,

– Böyle saça, böyle tarak,

– Ne kadar köfte, o kadar iş!

*