Posts Tagged ‘Yalnızlık’

DUVAR – 3

Çarşamba, Eylül 3rd, 2014

- Bazı insanlar vardır; konuşur, konuşur, konuşur, ta ki, söyleyecek bir şey buluncaya kadar!

- Açtırma bayramlık ağzımı, söyletme kötüyü!

Senden gelecek iyilik, Allah’tan gelsin!

Al atını ver tımarımı, senden korkan senin gibi olsun!

- Kiminin ağzından laf alamazsın, kimini de parayla susturamazsın!

*

- Bir yalan söylediğinde, daha fazlasına hazır ol!

- Aşağı indim bir yalan söyledim, yukarı çıktım kendim de inandım!

- Bir yalanı yüz kere söylersen, gerçek gibi gelir.

- Erkeğe maaşı, kadına yaşı sorulmaz!

- Giritlinin biri kalkmış, “bütün Giritliler yalancıdır” demiş!

- Yalandan kim ölmüş!

- Yalancının mumu, mum bitince söner!

- Allahın bildiği kuldan saklanmaz. (İyi, söyle rezil ol.)

- Ateş olmayan yerden, duman çıkmaz!

- Bozacının şahidi şıracı! (Al birini, vur ötekine!)

- Üzümünü ye bağını sorma, bağcıyla da uğraşma…

- Gelene ev önünde, gidene yol önünde…

-

- Yılandan korkmam, yalandan koktuğum kadar!

(Her sene yılandan kaç kişi ölüyor, haberin var mı senin!)

- Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın! (Zaman uzun, dokunur!)

- Yılanın başını küçükken ez, sonra başına bela olmasın!

- Elin ağzı torba değil ki, büzesin!

*

-İdeolojiler, deli gömleğidir.

*

- Değişime ayak uydur ama değişmeyecek olan ilkelerine de sımsıkı sarıl.

- Düşmanı olmayan adam, değersiz adamdır.

- Sahip olduğun en büyük servet, sana en yakın olanlardır.

- Kalbin neredeyse, evin orasıdır.

- Başkasını anlamak, acısını yüklenmektir.

- Eskiden kendimi iyi sanıyordum, şimdi bunları görünce anladım ki, kesinlikle mükemmelim!

*

- Herkese şapur şupur, bize gelince yarabbi şükür!

- Gökten altın yağsa, bizim başımıza taş düşer.

“Düşmedi” diye tam sevinirken, seker gelir yine bulur.

- Gülme komşuna gelir başına!

- Herkes geçer sen takılırsın!

- Av gibi davranırsan, av olursun.

- Denize düşen yılana sarılır.

- Ne kadar çok güldüysen, ağlamaya, kusmaya hazır ol!

- Bir şey olmaz deme, yerin altı onlarla dolu!

- Bir şeyin altını üstüne getirmeye çalışma, üstünün iyi olmadığını kim söylüyor!

- Aklına kötü şeyler getirmezsen, kötü bir şey olmaz! (Zaten, kötüye bir şey olmaz!)

- En çok neyi istersen, o olur!

- Hayatta en güzel şey, olmasını en çok istediğin şeydir.

- Yaşamak seyahate çıkmak, ölmekse eve dönmektir.

- İnsan düşüncedir, ne düşünüyorsa onu yaşar.

- Çocuklar ne kadar karanlıktan korkuyorsa, yetişkinlerin pek çoğu da aydınlıktan korkuyor.

- Gençler maziden, yaşlılar bugünden kaçıyor.

- Hayattaki üç güzel ses; “kadın sesi, su sesi, para sesi”!

- Mutluluk; koşulların değil, tercihlerimizin bir sonucudur. Tercihlerini düşür garanti olsun!

- Yüzüne tükürsen, yağmur zannediyor, bağırınca da gök gürültüsü…

- Sizde yiyip içelim, bizde gülüp oynayalım!

- Bir şeyin oyuncak olmadığını anlamak için, üzerine oturmak mı lazım?

- Bokunu çıkarmak istemiyorsan, fazla kurcalama!

- Görmemişin oğlu olmuş, çekince çükünü koparmış! (Görgüsüzlüğün de bu kadarına pes…)

- İnsanlar birbirine, “dünyanın en ayıp şeyini” yaptıktan sonra daha ne yapmazlar ki?

- Can çıkar huy çıkmaz, canla beraber gider!

- Tembele iş buyur ki, sana akıl öğretsin.

- Cenabetten keramet beklenmez.

- Meyhane iskemlesinde oturmayan, dünyanın kaç bucak olduğunu göremez.

- İşte kapı işte sapı, ister sarıl ister darıl!

- Dediğim düdük, öttürdüğüm düdük. Hem suçlu hem güçlü…

- Ne kadar sallarsan salla, donuna düşer son damla! (Sallama hepsi düşşün!)

*

- “Komutan her zaman haklıdır.”

(Komutan haksız olduğunda, yukarıdaki madde geçerlidir. Ya seve seve ya söve söve!)

- Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete!

- Kılıcımız kesmiyorsa onu bileriz ama daha fazla bilenmiyorsa, yenisini yaparız. (Vikingler)

- Yenisi, orjinali bile arıza çıkarırken, eskisiyle, taklidiyle uğraşma!

*

- Kendisi namussuzun önde gidenidir, başkasına gelince “namus bekçisi” kesilir.

- Güzel birini öpmek istiyorsan, onlarca çirkine hazır ol!

- Evlilik, cinselliğin en meşru halidir.

- Evlilik; dışarıdakilerin içeri girmeye, içeridekilerin de dışarı çıkmaya çalıştığı bir müessesedir.

- Adama “nerelisin?” diye sormuşlar, “daha evlenmedim” demiş!

- Bekara “karı boşamak” kolaydır.

- Bekarın parasını it yer, yakasını bit.

- Üşengecin çocuğu olmazmış.

- Ömrün uzun olsun, düğünün güzün olsun, iki kız bir oğlun olsun!

- On tane eşşeğin olacağına, adam gibi bir enişten olsun!

- “Fındık” gibi karım olsun, bir trilyon borcum olsun!

- İnsan ayakkabı alırken bile deniyor, kaldı ki evleniyorsun!

- Ayağına oluyorsa, giy gitsin!

- Ne giyersen, osun!

- Diri yersen diri, ölü yersen ölü gibi olursun!

- Yakacakla, seveceğin kötüsü olmaz! (Külliyen yalan)

- En iyi odun(!), çabuk yanıp geç sönendir!

- Orospuyu mezara koymuşlar, “tek mi yatacam?” demiş.

- Hem uzun olsun hem kalın olsun hem de sulu olsun… başka emrin?

- Nazar etme ne olur, çal-ış senin de olur!

- Atın ölümü arpadan olsun muş! (Sen at mısın?)

- Dere geçerken, at değiştirilmez. (Niye yasak mı?)

- Dereyi görmeden paça sıvanmaz! (Olur…)

- Filler tepişir, çimenler ezilir. (Lafa bak, çimenler eziliyormuş!)

- Eceli gelen köpek, cami duvarına işermiş.

- Allah bir garibi sevindirmek isterse, önce eşşeğini kaybeder sonra da buldururmuş!

- Ayı yavrusunu severken, duvardan duvara vururmuş!

- Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!

- Seviyorsan bırak gitsin, dönerse senindir dönmezse,

zaten senin değildi! (Yaa yürü git…)

- Ya sev ya terket! (Ortası yok mu?)

- Ne istiyorlarsa ver, ne veriyorlarsa al, kafan rahat olsun!

- Önce “öl”, sonra “öde!” ( Emrin olur…)

- “Sevmek”; gözünün içine bakmak değil, birlikte aynı noktaya bakabilmektir.

- Ossuruktan teyyare, selam söyle o yare!

- Osurmak, dokuz doktora bedeldir.

- Kadın yok, çocuk yok, para yok, sorun yok!

- Ucuz olan “iyi” değildir. İyi olan da “ucuz” değildir.

*

- Mutsuzsan geçmişte,

endişeliysen gelecekte,

huzursuzsan anı yaşarsın.

*

- Az ye, az konuş, çokça sev!

- Ne yardan geçerim ne serden! Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük.

- “Sen haklısın” deyince kavga olmazmış!

- Yenilen pehlivan, güreşe doymazmış!

- Ne kadar yavaş gidersen, o kadar hızlı varırsın!

- Şüphe öldürür.

- Fazla tevazu gösterirsen, gerçek zannederler. (Ezik sanırlar..)

- Aşırı tevazu, başkalarına çalışmayı gerektirir. (T.BUĞRA)

- Unutmak, tükenmektir.

- Beklemek kavuşmaktan iyidir.

- Çok uzun beklersen, işkenceye dönüşür.

- Eğer bir tanrı varsa, ayaklarıma kapanıp benden özür dilemeli. (Gestapo kampında duvar yazısı)

- Dindar ol, “dinidar” olma!

- Allah, insanı kendi ruhundan üfleyip halife olarak yaratmış, cahiller, şarlatanlara mürid olmak, onlara  üfletmek için sıraya giriyorlar.

- İnsani evrenseli bile yakalayamamış, zamana karşı fikirlerle restore edilen inançların, ilahi olmasından sözedilemez.

- Peygamberler bile tökezler.

- Başkasına “din-iman”, kendilerine gelince “han-hamam!”. Kendine müslüman olma!

- Mücahidden müteahhit olmaz!

- Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim?

- Eski dost düşman olmazmış. (Allahım sen beni dostlarımdan koru!)

***

- Vuslat ertelendikçe, şehvet artar.

- Kaza geliyorum, namus gidiyorum demez.

- Küçük kafa, büyük kafayı yer!

- Kaderde varsa düzülmek, neye yarar üzülmek!

- Düzülen hep biz olduktan sonra, “düzen” değişse ne olur?

-Tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak!

- Bir yaprak bir mızrak, gerisi teferruat!

- Çadırı kur, tavşanı vur!

- Dünya delikanlı olsaydı, yuvarlak olmazdı!

- Yüze gülücü, arkadan gömücülere dikkat et!

- Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır!

- Gönül bu, ota da konar, boka da!

- Genç geriyorsa, yaşlı sevindir daha iyi!

(Küçükten yar seveni, cennete gönderiyorlar ya belki seni de alırlar!)

- Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse!

- Gençler ümitle, yaşlılar hatıralarıyla yaşar.

- Yaşlanmak, yavaşlamaktır.

- Yaşlandıkça hafıza zayıflar, kavrayış artar.

- Yaşlanmanın en kötü hali, genç kalmaktır.

*

- “Delikli taş” bile yerde durmaz, illâ ki biri alır bir çiviye takar!

- Allah delmiş, koyvermiş!

- Azıcık daha akıllı olsa, aptal olduğunu anlayacak.

- Ayranı yok içmeye, atla gider çeşmeye!

- İlaç için sürüyüm desen, sürmeye “akıl” yok, bir de herkese akıl vermeye kalkar!

- Kendinde “akıl” yok, herkese akıl vermeye kalkar!

- Kendini değiştirmeden, tüm insanlara ayar vermeye kalkıyor!

- Güt diye “üç kaz” versen, ikisini kaybeder gelir!

- Şakülsüz deliği tutturamaz, kendini idare etmekten acizdir, bir de aleme nizam vermeye kalkar!

- Deliye dert anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

- Deliye “dert” anlatıncaya kadar, akıllıya ne verirsen ver!

- Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun daha iyi!

- Elalem deliye hasret, biz akıllıya!

- Millet de aramayla, biz de arabayla!

- Dertleri, “ben söyleyim sen yap!”

- Allahım, sen aklıma mukayyed ol!

- Akıllısı beni bulmaz, delisi peşimi bırakmaz.

- Yüz verdik deliye, sıçtı geldi halıya!

- Akıllı olduğunu söyleyenden daha delisini, deli olduğunu söyleyenden de daha akıllısını görmedim!

- Bir deli, bir kuyuya taş atarsa, çıkarmak için en az kırk akıllı lazım!

- Birine kırk gün “deli” dersen, “deli” olur! (Lütfen dikkat edelim!)

- Deliye her gün bayram!

- Gafile kelam, nafile kelamdır.

- Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin!

- “Şans” diye birşey olmasa, bu gerizekalıların onca akıllıdan daha iyi durumda olmasını açıklayamazdık!

- Bazı insanlar, bazen insanlardır.

- Bazı insanların sadakatleri, ihtiyaçlarındandır.

- Yalnız kalmayı iyi beceren insanlar, mutsuz kalabalıklardan uzak dururlar.

- Okulu bitirinceye kadar ailesine, iş hayatında patronuna, emekli olduğunda da tabiata teslimdir.

- Kontrolsüz güç, güç değildir.

- Kaçacağı yerde, sıçacağı geliyor.

- Aklına ne geliyorsa, ya kaçarken ya sıçarken geliyor!

- Akılsız başın cezasını, ayaklar çeker.

- Kız nişanlı, gelin iki canlı, kocakarının hali belli…

- Hem her gün aynı şeyleri tekrar ediyorlar hem de hayatlarının değişeceğini bekliyorlar…ya sabır!

- Hayat, aynı şeyleri tekrar edecek kadar uzun değildir.

*

- Bahçıvansın biberin yok

Hıyarsın haberin yok

*

- Olmayacak duaya, “amin” denmez.

“Olmuşla ölmüşe” çare yok!

*

- Misafirlik üç gündür:

-İki gün yatak, üçüncü gün toprak!

- Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.

- Çağrılırsan erinme, çağrılmazsan görünme.

- Ayrılamadığın her yer, senin için hapishanedir.

- Misafir; tanrıdır. (Hint Atasözü)

*

- Işığın gölgeyle

geçmişin gelecekle

öfkenin sevgiyle

umudun gerçekle

barıştığı gün

güzel günler göreceğiz.

*

- İzahı olmayanın, mizahı olur.

- Kayıt yapmıyorsa, intikal zayıftır.

- Conta yakıyorsa, sigorta atacak demektir.

- Armut piş, ağzıma düş!

- Aç ayı oynamaz.

- Benim kilo problemim yok, sadece boyum kısa…

- Kural, bir lokma eksik, bir adım fazla…

- Gak deyince “et”, guk deyince “süt”. Hayat sana güzel, cennet sana var!

- Yolcudur Abbas, yolda durmaz.

- Yollar yürümekle aşınmaz.

- Herşey olacağına varır, olmuşla ölmüşe çare yok!

- Olacak oğlak, bokundan belli olur.

- Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

- Yedisinde neyse, yetmişinde de odur.

- Kan kusarım, kızılcık şerbeti içtim derim!

- Damar olmayan yerde, kan dolaşmaz.

- Soğanın acısını yiyen değil, doğrayan bilir.

- İktidar gelin gibidir, kendine ortak istemez.

- Şeytan ayrıntıda gizlidir.

- Şeytan azapta gerek.

- Titanik bile battıktan sonra…

- Altı kaval üstü şişhane…

- Ön teker nereye, arka teker oraya…

- Hiçbir şey yapmamak, seçim yapmaktır, tarafsız olmak değil.

- Cinayete sessiz kalmak, ona ortak olmaktır.

- Kalkmasını biliyorsan, düşmekten korkma!

- Geç olsun, güç olmasın.

- Geç geldi desinler, geçmiş olsun demesinler.

- Namazda gözü olmayanın, ezanda kulağı olmaz.

- Yaz var kış var ne acele iş var.

- Ölme eşşeğim ölme, yaz gelsin de yonca biçiyim!

- Eşşeğe rakı içirmişler, çulunu bahşiş vermiş!

- Atın ölümü, itin bayramıdır!

- Kıyıdan uzaklaşma riskini alamayan, okyanus geçemez.

- Darılma dayan, sövene dilsiz dövene elsiz ol.

- Deveye diken, insana söven yaraşır!

- Bir hatır, iki hatır, üçüncüye vur yatır!

- Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?

- Baldız, baldan tatlıdır.

*

- Hadi yavrum, hadi çocuğum, kumda oyna gözüne çöp batmasın, kale male yap!

- Darpa, gaspa, fuhşa karışma ne yaparsan yap!

*

- “Hasan” almaz, “basan” alır.

- Kadın serçe gibidir; çok sıkarsan ölür, gevşek bırakırsan uçar!

- Çiçeklere her gün aynı miktarda su ver! Çok verirsen soldurursun, az verirsen öldürürsün…

- Ziyan olacağına, ver bir fakir sebeblensin!

- Bizde yüz yok istemeye, sizde de insanlık yok vermeye, namerde muhtaçlığımız hep bundandır!

- Onca kadın bir adamı namerde muhtaç ediyorsa, bu ayıp onlara yeter!

***

- Amerikan tarihini öğrenmek istiyorsan, bir kitap al. Rus tarihini öğrenmek istiyorsan, bir kürek al!

***

“Hepimiz kızgın tavaya düşmeye, can atan damlalarız.”

CHİCAGO MÜZİKALİNDEN

***

- Odun alırsan meşeden,

dükkan alırsan köşeden,

kız alırsan Ayşe’den

gir oyna, çık oyna, çal oyna…

*

- Ananız koca yüzü mü gördü

Recep, Şaban, Ramazan

Rahmetlik baban

Üç de ondan eveli

*

- Az para dövüştürür, çok para seviştirir!

- Zengin parasıyla, fakir karısıyla oynarmış!

- Para isteme benden, buz gibi soğurum senden!

- Parayı ayağının altına alırsan seni yükseltir, başının üstüne alırsan alçaltır.

- Paradan başka kaybedecek birşeyi olmayan insan, fakirdir.

- Para dediğin nedir ki, itin önüne atsan yemiyor!

- Onuru olan biri asla yoksul değildir.

- Burası borsa, kim kime korsa!

***

- “Cinsellik” olmasa, “dinsellik” de olmazdı.

- Erkek yapacak “yer”, kadınsa yapacak “bahane” arar!

- Evliler balayına, bekârlar alayına gider!

- Edebsizlikten değil, ihtiyaçtan bu hale geldik!

- Biz artık bundan sonra ekmeğin içinden, gençlerin kıçından geçineceğiz!

- Bize bundan sonra yolun inişi, her şeyin genişi lazım!

- Et ile ekmek, eti ete sürtmek, gerisi köpek tüfek!

- Erkeğin kıllısı “Ali”den, kadının kıllısı “ayı”dan!

- Kadın bulmuş, kıllısını arıyor!

- Ha “kel Ali”  ha “Ali kel!”

***

- İlişkinin 5 aşaması:

“Göz göze, el ele, et ete, göt göte, git öte!”

***

- Masajın 5 aşaması:

“Ovalama, sıvazlama, itme, çekme, dürtme!”

ANONİM / 1

Çarşamba, Mart 31st, 2010

ÖZLÜ SÖZLER – ANONİM

 

- Yüreğiyle düşünen olmalısın, hayatı anlamlandırmak zor değil, zor olan; “sevmek ve üretmek”.

*

- Çok uzun yaşarsan, sevdiklerinin seni birer birer terkettiğini görürsün!

*

 - Çocukların kalplerindeki “tanrı”, onların anneleridir.

*

- Çocuklarla filozoflar, birbirine benzer. Her ikisi de başkalarının ne dediğine bakmadan, direkt “nedir?” diye sorar.

*

- Mutluluk isteyenlerin değil, hakedenlerindir.

*

- Hayal etmek, bilgiden daha önemlidir. Bugün gerçek olanların hepsi, geçmişte en az bir kere hayal edilmişti.

*

- Edebiyat, hayat eleştirisidir.

*

- “İnsan beyni” bizim anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, onu anlayamayacak kadar da “aptal” olmamız gerekirdi.

*

- Küçük beyinler “kişileri”, orta beyinler “olayları”, büyük beyinler de “fikirleri” tartışır.

*

- Kimi adamların “fikirleri” vardır, kimi fikirlerin de “adamları” vardır.

- Mazeret terazisinin, tartamayacağı günah yoktur.

*

- “İktidar” “gelin” gibidir, kendine ortak istemez.

*

- Deveye sormuşlar, “inişi mi yoksa yokuşu mu seversin?” diye, o da “düzün suyu mu çıktı” demiş.

*

- Deveye sormuşlar, “boynun niye eğri?” diye, o da “nerem doğru ki?” demiş.

*

- Kurda sormuşlar, “boynun niye kalın?” diye, o da “kendi işimi kendim görürüm de ondan!” demiş.

*

- Gezen kurt, yatan kurttan daha iyidir.

- Kurt kocayınca, itin maskarası olurmuş!

- Ağacı kurt, insanı dert yer.

*

- Kartala, ok değmiş o da kendi teleğinden.

*

- At izi, it izine karışmış.

- Ata et, ite ot verilmez.

- Atın ölümü, arpadan olsun.

- Boş torbaya, kısrak gelmez.

- Dere geçerken, at değiştirilmez.

- Hızlı giden atın boku, seyrek düşer.

- Yumuşak atın, çiftesi pek olur.

*

- İte bak, yattığı yere bak!

- İt ite, it de kuyruğuna buyuruyor.

- Isıracak köpek, dişini göstermez.

*

- İti an, çomağı hazırla!

- İyi adam, lafının üzerine gelirmiş!

*

- Nerde birlik, orda dirlik.

- Nerde çokluk, orda bokluk.

*

- İki çıplak, bir hamama yakışırmış.

- İki gönül bir olunca, samanlık seyran olurmuş.

*

- El elin eşşeğini, türkü çağırarak arar!

 - Eşşeğin sevmediği ot, burnunun dibinde bitermiş!

- Eşşeği seven, ossruğuna katlanır!

 - Eşek ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır.

- Mektep cehaleti alır, merkeplik baki kalır.

- Eşşeğin hatırı yoksa, sahibinin de mi yok?

*

- Bir boklu dana, bütün sürüyü boklamaya yeter.

- El danasından, öküz olmaz.

- Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa!

*

- Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış!

*

- Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer, kürkçü dükkanıdır.

*

- Yılanın başını, küçükken ezeceksin.

- Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın.

*

- Ya bu deveyi güdecen ya da bu diyardan gidecen,

- Deliye laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

- Elalem deliye hasret, biz akıllıya!

*

- Kasap “et” derdinde, koyun “can” derdinde!

- Her koyun, kendi bacağından asılır!

*

- Cin olmadan, adam çarpmaya kalkar,

hakım” diyeceği yerde de “bokum” der çıkar.

*

- İşini bilmeyen çavuşlar, sıçar bokunu avuçlar.

*

- Naz ile yetişenin, “mihneti” olmaz.

Mihnetin olmadığı yerde, “aşk” olmaz.

*

- Az verme “hırsız” edersin, çok söyleme “arsız edersin.

*

- Balık, baştan kokar.

- İmam “salarsa“, cemaat orta yere yapar.

*

- Kimi insanları tanıdıkça, büyüdüğünü görürsün,

kiminin de tanıdıkça, küçüldüğünü!

*

- Yüz verdik deliye, sıçtı geldi halıya!

- Birine kırk gün deli dersen, deli olurmuş!

*

- Acele giden, ecele gider.

- Acele işe, şeytan karışır.

*

- Kötü örnek, emsal olmaz.

- Teşbihte hata, olmaz.

*

- Sağır duymaz, uydurur.

- Kelin ilacı olsa, önce kendi kafasına sürermiş!

- Kel başa, şimşir tarak.

- “Kel” ölünce “sırma saçlı”, “kör” ölünce “badem gözlü” olur.

- Körle yatan, şaşı kalkar.

- Körler sağırlar, birbirini ağırlar.

 *

- İnsanoğlu çiğ süt emmiş kimse bilmez fendini, her kime iyilik yaptıysan ondan sakın kendini.

*

- Söylesem tesir etmiyor, sussam gönlüm razı gelmiyor…

- Doğruyu söylesem sizden, yalan söylesem Allah’tan korkuyorum, suskunluğum bundandır.

- Kem söz, sahibine aittir.

*

- Akacak kan, damarda durmaz.

- Bükemediğin bileği, öp.

*

- Her dağın, kendine göre “kar”ı vardır.

*

- Dayanma gücü, galip gelme gücüdür.

*

- Bir hayali olmayanın, “ideali” de olmaz.

*

- Benim ağzım sıkıdır, sadece “camiyle kahve”nin ortasında konuşurum!

*

- Ben herkese inanırım, sadece içindeki şeytana güvenmem!

*

- Şerim şerim, üstüne işerim!

*

- Öğrenci hazır olduğunda, hocası ortaya çıkar.

*

- Taşlanacaksam, ilk taşı “günahsız” biri atsın!

*

- Zulme karşı sessiz kalmak, zulümdür.

*

- Ne verirsen elinle, o da gelir seninle.

- Dünya hayatı; “darılma” değil, “dayanma” yeridir.

- Zaman; “hesaplaşma” değil, “helalleşme” zamanıdır.

*

- Dünya malı dünyada kalır, kefenin cebi yok.

*

- Ahlâksızlığın en kötüsü, “ahlâk” haline gelmesidir.

*

- İktidar olma hırsı, maneviyatı öldürür.

*

- Cinayeti işletemiyorlarsa, “şahit” yapıyorlar.

*

- Ne yaparsan yap, haddini bilerek yap ve sen haketmiş olma.

*

- Şeytan, ayrıntıda gizlidir.

- Şeytan da kariyerine melek olarak başlamıştı ama şimdi sadece bir iblis.

- En yalnız insan, kendisiyle geçinemeyendir.

*

- Bilgelik, emekleyerek gelişir.

*

- Afaki meselelerde “sahil” yoktur.

*

- En tehlikeli yalan, içinde bir parça doğru olandır.

-Yalancının mumu, yatsıya kadar yanar.

- Bozacının şahidi, şıracı.

- Ateş olmayan yerden, duman çıkmaz.

- Bilgi kutsal, “yorum” hürdür.

- Güneş, balçıkla sıvanmaz.

*

- Hatırda kalmaz, satırda kalır.

*

- Eden kurtulur, diyen tutulur.

*

- Etme bulursun, inleme ölürsün!

*

- Ne ekersen, onu biçersin.

*

- Hamama giren, terler.

*

- Bir adamı en çok, ya düğünde ya cenazede tanırsın!

* 

- Hayatta en çok neyi istersen, o şey olur.

*

- Olmayacak duaya, “amin” denmez.

*

- Herkes, istediği kadarını alır.

*

- Ehem, mühime tercih edilir.

*

- Herşeyi çözdüğünü sandığın an, yanılırsın.

*

- Sen önünü kış tut, bahar gelirse bahtına.

*

- Olağan olan kazalardır, facialar değil.

*

- Her arayan belki bulamayacak ama bulacak olan, mutlaka arayan olacaktır.

*

- Arayan belasını da bulur, mevlasını da!

*

- Yaşam öyle bir öğretmendir ki; önce sınav yapar sonra ders verir.

*

- İnsanları olaylar değil, olaylara getirdiği yorumlar incitir.

*

- İnsan, en gelişmiş ilkel yaratıktır.

*

- Zor oyunu bozar.

İş bilenin, kılıç kuşananın.

*

- En iyi savunma, taarruzdur.

*

- İnsan, kaybedeceği şeylere, fazla bağlanmamalı.

*

- Acı bir son yaşamak, “sonsuz bir acı son” yaşamaktan iyidir.

*

- Uzak olan kardeşten, yakın olan “dost” daha iyidir.

*

- Bir insanın ölümünden daha kötü olan, “iki insanın” ölmesidir.

*

- Fazla merhametten, maraz doğar.

*

İnancın, vicdanın kadardır.

*

- İnsanları, vicdanları ile cüzdanları arasına sıkıştırmak zulümdür.

*

- Herkes Hz.Ömer‘in adaletini istiyor ama kimse onun gibi yaşamak istemiyor.

*

- Barışmasını bilmeyen, kavga etmesin.

*

- Gülü seven, dikenine katlanır.

*

- Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz.

*

- Ahlâk; daha çok orta sınıfın uyduğu, çok zengin ve çok yoksulların ise bazen uydukları kurallardır.

*

- Azgelişmiş, yoksul ve yoksun bırakılmış toplumların da kendine özgü bir faşizmi vardır.

*

- Herkes, yargı bağımsız” olsun diyor ama kimse “tarafsız” olmasını istemiyor.

*

- Eğer bir “cezaevi” varsa, içinde kim olduğunun bir önemi yoktur.

*

- Masumiyet yargılanamaz.

*

- Doktor hata yaparsa bir kişi, hukukçu hata yaparsa herkes zarar görür.

*

- Terzinin hatasını ütü, ahçının hatasını maydonoz, doktorun hatasını ise toprak örter.

*

- Korkaklar hergün, cesurlar bir kere ölür.

*

- Korkularımız, arzularımızdır.

*

- Korkunun ecele faydası yok.

*

- Korkak insan; konuşması gereken yerde susan, susması gereken yerde de konuşandır.

*

- İhtiyaç, korkakları cesaretlendirir.

*

- Dilde bir ejderha gizlidir, kan dökmeden öldürür.

*

- Zihnimin kapıları açıldıkça, yalnızlığım artıyor.

*

- Söyleme sırrını dostuna, o da gider söyler dostuna.

*

- Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!

*

- Nasıl yaşarsan, öyle de ölürsün!

*

- Hayat, kurallarını tanrının koyduğu bir oyundur!

*

- Tanrı akıllıları kendine dost, aptalları ise kul olarak yaratmıştır!

*

- Olaylar insanların dışında gelişir, insanlar sadece olaylar karşısında verdiği tepkilerden sorumludur.

*

- Tanrı düşüncesi, ilkel toplumlarda bilgeliği temsil eder.

*

- Şeyh uçmaz, mürid uçurur.

*

- “Ama”dan önceki herşey ya önemsizdir ya da yalandır.

*

- Bir memleketin sonunu hazırlayan, kabiliyetsiz muktedirler ile kifayetsiz muhterislerdir.

*

- Diktatörlerden en büyük zararı; onu sevenler, ona ençok destek verenler görür.

*

- Aptallar söylediklerine, akıllılar söylemediklerine pişman olur.

*

- Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun daha iyi!

*

- Davacının akılsızı, mübaşire anlatır derdini.

*

- Zekâsını farkeden için en büyük zaaf, şımarmasıdır.

*

- Biz kuşbakışı diyoruz, o kuş gözüyle görmeye çalışıyor!

*

- İyimserler her felaketi bir “fırsat”, kötümserlerse her fırsatı bir “felaket” olarak görürler.

*

- Ne kadar geriye bakabilirseniz, o kadar ileriyi görebilirsiniz.

*

- Ekonomi, iktisatçılara bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir.

*

- Onlar paralarını, ben anılarımı biriktirdim.

*

- Az para dövüştürür, çok para seviştirir.

*

- Tecrübe, yediğin kazıkların toplamıdır!

*

- Aklına satmayı koyanlar, alıncaya kadar ya ürünü değiştiriyor ya bizi.

*

- Sabır acıdır, meyvası tatlıdır.

*

- Beklemek, kavuşmaktan iyidir.

*

- Vuslat ertelendikçe, şehvet artar.

*

- Umut ertelendikçe, yerini işkenceye bırakır.

*

- Nostaljinin fazlası, gelecekten kopmadır.

*

- Karakter olduğun, itibar sandığın şeydir.

*

- Dahilik ile delilik komşudur.

*

- Elinde çekiç olan, her şeyi çivi zannediyor.

*

- Gecenin en karanlık olduğu an, sabaha en yakın olduğu zamandır.

*

İBRAHİM KİRAS, “POET İS PRIEST”

Çarşamba, Eylül 30th, 2009

  

  POET İS PRİEST ( ŞAİR BİR RAHİPTİR)

 

  İnsan annesini sever ve tanrıya inanır

  bir orta noktası yoktur dünyanın

  garip şekiller çizilebilir

  değişim bir yerde mutlaka gereklidir

  su beyaz ama yalnız beyaz değil

  yanında ötekiler var

  yeryüzü dar dünya küçük mü neymiş

  herkes sefer tasını alsın

  bozuk paralar hazır olsun diyorlar

  sen mi konuşuyorsun kim konuşuyor

  benim bildiklerimi de sen bilmiyorsun

  ben boşlukları dolduruyorum

  …………….

  bazı boşluklar dolmuyor

  üstünü çizdiğim yerler doğruymuş

  mesela Türkiye’yi kimse sevmiyor

  çünkü Ginsberg yalancının tekidir

  (ama o kadar yalanı boşa mı söyledi?)

  sevgilini dağa kaldırmış haydut bile gelsin

  ona da güleryüz göstereceksin

  felsefesinden hareket ediliyor

  ölü kırlangıçlar bulunuyor yolda

  insan gülerken gömecek sevdiğini çukura

  nasılsa her şey bir gök altında

  bir gökyüzünde güleryüz gösterir

  ışık kırılır…toprak ağırdır…su beyaz

  başkası nereye kadar gitmişti

  oraya kadar gösterdin bana

  herkesin kendi elinde tuttuğu kağıtları

  yanındakine göstermeden okuması

  zor biliyorsun ama ben bilmiyordum

  nasıl duruyor yerli yerinde

  diye bir soru sormuştuk bir kubbenin altında

  belki kendime doğru bir konuşsam

  bir yerde sakallarıyla Fidel

  bir yerde sakallarıyla imam

  ve Kaddafi rengi gözlerin senin

  nereye doğru bakacaklar?

  diye de sorulabilirdi

  şimdi yalnız soruları kaldırsam

  kendimi görebilirim yalnız

  çığlıklar atarak geçen gençliğimi

  bile bir yere kaldırıyor sorular

  orada o var sen varsın

  burada kendini ayıklayan ben

  yine de kaçmıyorum

  sığınacak bir yer de aramıyorum

  bir hain var aramızda ona yer açıyorum

  ne de olsa sonsuza kadar ihanete açığız

  artık soru da sormuyorum

  artık iyice anladım

  insan yalnız annesini sever

  ve tanrıya inanır yalnız

                                        

                                  İBRAHİM KİRAS

DENEMELER -2 (AHMET AĞI)

Pazar, Mayıs 31st, 2009

 

- Tabular, önyargılardan beslenir.

 

- Sorgulanmayan fikirler, dogmatizmin ötesine geçemez.

 

- Bilgi, kesinliği herkes açısından genel geçer olduğundan müdahaleyi, dogma ise inananları bağladığından müdahalesizliği meşru kılar.

 Ancak bu teoride böyle, gerçekte ise dogmatizm, şovenizme dönüşür ve kendisi gibi olmayana hayat hakkı tanımaz. Bilgi toplumunda ise eylemleri şiddet içermediği sürece, karşıtlarına dahi eşit hak ve özgürlükler talep eder.

 

- Bütün ihtiraslar, güç isteminden doğar.

 

- Kendisi için iyi olan (koşulsuz), başkası için iyi olandan (koşullu) daha muteberdir.

 

- Varlık; sonsuz çeşitlilikte, sonsuz biçimlere dönüşebilen, sürekli bir oluştur.

 

- Tanrı düşüncesi insanlığın gelişim sürecinde, hem en büyük engel hem de ulaşmak istediği en büyük hedef olmuştur.

 

- Bireyin en temel durumu, yalnızlık ve korkudur. Yapıp etmelerinin tümü bu durumu aşmaya yöneliktir.

 

- Başkasını yücelttikçe kendimizi küçültürüz, kendimizi yücelttikçe de komplekslerimiz belirginleşir.

 

- Etik; özgürlüğün bir paylaşımıdır.

- Etiği belirleyen özgürlük bilinci, özgürlüğü belirleyense, varlık bilincidir.

- Erdem dediğimiz şeyse tarafların birbirine eşit/adil davranmasıdır.

- Etik ve özgürlüğün sınırlarını belirleyen; ‘ben’in karşısında ‘sen’in varlığıdır.

 Benin ‘söz – eylem’ özgürlüğünü, senin ‘söz- eylem’ özgürlüğü sınırlayarak belirler.

- Etiğin ve özgürlüğün en temel ilkesi; (hiçbir şeye zarar vermeden) herkese ve herşeye karşı adaletli olmaktır.

 

- Her türlü varlığı indirgeyerek açıklama girişimi, metafiziksel bir yaklaşımdır.

 

- Bilinç ile özdek arasında, mahiyet farkı olsa da birlikteliği olgusal bir gerçekliktir.

 

- Bilgili olmak, ‘bilinçli olmak’ değildir ama bilinçli olan bilgilidir de.

 Önemli olan bilgiye sahip olmak değil, onu uygulayabilmek, değerlendirebilmek ve sentezleyebilmektir.

 

- Her türlü fanatizm, sonunda despotizme dönüşür.

 

- Kutsal bildiklerinizi, ne kadar sorgulayabiliyorsanız o kadar özgürlükçüsünüz demektir.

 Sorgulamayan itaatkar faşizm, özgürlüğü de tehdit eder.

 

- İnsanlar sahip oldukları mülkiyet oranında muhafazakar, sahip olmadıkları oranda da devrimci fikirlere sahiptirler.

  

- Ölüm de bir varoluş biçimidir.

 

- Felsefe, insanın içinde bulunduğu evreni tanıyabildiği kadar kendisidir.

 

- İnsanlık tarihi bir eylem olarak; kendini bilme, tanıma ve geliştirme sürecidir.

 

- İnsanlık tarihi dünya tarihinin, dünya tarihi ise evrensel tarihin bir sonucudur.

 

- Bir doğa varlığı olan insanın bilincinden bahsediyorsak, doğanın da bir tür bilince sahip olduğunu kabul etmemiz gerekir.

 Herşey birer ‘akıllı tasarım’ ürünü olarak, iyi bir usta işi görünmekte. Bu usta kimdir veya nasıl bir şeydir? 

 Tüm dünya, bizden daha gelişmiş bir medeniyette yaşayan bir çocuğun, bilgisayarında oynadığı bir ‘medeniyet kurmaca’ oyunu olabilir mi?

 Pek çok şey mümkün…Kesin olan bu konuda olanaklı bilgilerden sözedebileceğimiz ama ‘şöyledir’ ya da ‘böyledir’ diyemeyeceğimiz.

 

- Bizim samanyolumuz ve dünyamız güneşin bir parçasıysa, güneşin de başka bir ‘bing-bang’in sonucu olması muhtemeldir.

 

- İnsan zekası, evrensel oluşu kavramaya yönelik somutlaşmış bir bilinç halidir. İnsanlık tarihi ise insanın kendini ve içinde bulunduğu evreni keşfederek tanıma ve bilme sürecidir. Varolanı kavramsal olarak yeniden kurma, tümüyle kendini bilme ve yeniden üretmektir. 

 

  – Bilmek; değiştirmektir, değiştirmek; özgürlüktür.

 

 – Çelişkiler bizim bilgi kuramlarımızda, gerçekte değil.

 

 – Doğanın yasalı oluşu, bilincin bir göstergesidir.

 

 – Dünya tarihi; üçüncü çağa doğru hızla ilerlemekte.

 Birinci çağ; İnorganik çağ (tez), canlı yaşamının henüz başlamadığı devir. Evrimsel süreçte ulaştığı en üst aşama; kimyasal oluşum (hücrenin yapı taşlarını oluşturan aminoasitler).

 İkinci çağ; organik çağ (antitez). Evrimsel süreçte, kendini en üst aşamada ‘insan’ olarak gerçekleştirmiştir.

 Üçüncü çağ; evrensel çağ (sentez). İnsanın kendisini, ‘ tekno-insanla aşarak, evren varlığına dönüşeceği çağ. Tabi bu aşamaya kadar dünya bir felaketle karşılaşmazsa.

 Her çağ evrimsel olarak, ulaştığı en üst aşamada, kendisini üreterek yeni bir çağı başlatmaktadır. İnsan da ulaşacağı en üst aşamada, kendini yeniden üretecektir.

 

- İnsan eyleminin amacı; mutlak bilgi, mutlak güçtür.

 

- Dünyanın mahvına bile olsa, insanoğlu bilme arzusundan; kendini, dünyayı, evreni… bilmek ve işleyişine müdahale etmekten vazgeçmeyecektir. En azından şimdiye kadar bu böyle oldu. Moral değerler insan egosunu ne kadar dizginlemeye çalışsa da o bir yolunu bulup kendi gelişimine devam etmekte.

 Ayn Rand’ın dediği gibi ‘ego büsbütün kötü olsaydı, iyi olanları izah edemezdik’.

 

 - Yıldızları sadece bir esin kaynağı olarak görmek isteyenlerin yanında, onlara ulaşmak isteyenler de her zaman varolacaktır. 

 

 - İnsanoğlunun yaptıklarıyla dünyayı bir felakete götürdüğü söylenebilir ama unutmamalı ki, insan etkisi olmadan da dünya her an bir felaketle karşılaşıp yok olabilir.

 İnsanlığın bu felaketi beklemek yerine, yazgısını değiştirmeye çalışması çok daha akıllıcadır. Sadece temaşa halinde şükrederek beklemek, miskinlerin işidir.  İnsan ne yapabileceğinin ve ne olabileceğinin sonuna kadar gitmeli. Her şeyin mahvına bile olsa, yazgısını değiştirebilecekse buna değer.

 Madem ki var, başına gelen ve gelebilecek olanların, bir yazgı olup olmadığını anlamak ve değiştirmek adına tüm olanaklarını sonuna kadar zorlayıp, içinde bulunduğu alemi anlamaya ve bilmeye çalışmalıdır.

 

- İnsan neyi bilirse, o kadar müdahil olur.

 

- Kötü olan liberalizm değil, toplumun bilinçsizliği ve bireylerin örgütsüz oluşudur. Liberalizm aslında tam bir sivilizasyon sürecidir. Bireylerin özgürce örgütlenmelerinin önünü açar. Devletin çekildiği alanları, Sivil Toplum Örgütleri almakta, devlet toplumun bütününe yayılmakta, devletin yaptığı işleri STK’lar yapmaktadır. Sosyal denge, tamamiyle ihtiyaç ve taleplere göre STK’lar aracılığı ile sağlanmaktadır. (Siyasi liberalizmin nihai amacı ise, toplumun devlet olduğu aşamadır.)

 Unutmamalı ki, iyi yönetilmeyen devlet de faşizm, sömürü, etnik kimlik gibi konularda her türlü terörden çok daha tehlikeli olabilmektedir.

 

- Kapalı toplumlarda kollektif örgütlenmeler, açık toplumlar da ise bireylerin özgürce girip çıktığı liberal örgütlenmeler vardır. Kapalı toplumlarda millet, devlet içindir ve ordu sadece dışarıya karşı değil, kendi halkına karşı kullanılmak için de vardır.

 Açık toplumlar, kişi hak ve özgürlüklerinin yasal güvence altına alındığı toplumlardır. Yargı bağımsızdır ve herkese açıktır.

 Dinsel cemaatçilik ile ideolojik (kollektivist) cemaatçilik arasında, ritüellerinin dışında hiçbir fark yoktur. Aynı yapısal örgütlenme biçimine sahiptirler.

 Sınıf egemenliği, toplumun diğer sınıfları üzerinde baskı kuran, diktacı bir rejimdir (proleteryanın diktatörlüğü gibi). Sınıfsız toplum ise ütopik bir yaklaşımdır.

 Mülkiyeti kontrol altında tutarak; adil, sömürmeyen, erdemli bir devlet kuralım derken, kendi ellerimizle özgürlüğümüze son veren devasa bir diktatörlük kurmaksa tercih edilecek bir durum değildir.

 Yapılacak olan; sosyal hakların yasal güvence altına alınarak, insan onurunu düşürmeden, sınıflar arasındaki makası makul ölçülerde tutmaktır.

 

- Devlet vatandaşlarının hizmetinde değilse, onlardan aldıklarını adil bir şekilde dağıtmıyorsa, kimin yönettiğinin ne önemi var?

 Aynı sömürüye tabi tutuluyorsan, sömürgeci yerli olsa ne olur, olmasa ne olur…

 

- Vatandaşlarına adil davranmayan bir devletin, herkesten vatandaşlık görevlerini yerine getirmelerini (gerekirse ölmelerini) bekleme hakkı yoktur.

  Aslolan hayattır, insanların huzur ve refahıdır.

 

 - Bir ülkede, yasalarca korunan imtiyazlı sınıf ve kesimler olduğu sürece, orada tam demokrasiden bahsedilemez.

 

- Vatandaşının hak ve hukukunu gözetmeyen, kötü muamele görmesine göz yuman bir devletin, kendisini haklı gösterecek hiçbir sebebi olamaz.

 

- İnsanları ne kadar dışlarsanız, o kadar terörize edersiniz. Aslolan, herkesin sistem içine alınarak, gelişimine yardımcı olmaktır.

 

- Hak ve özgürlüklerimize ilişkin taleplerimiz kadar, onları isteme yöntemimiz de bir o kadar önemlidir.

 Terör örgütleri de  çok masum ve haklı taleplerle yola çıkabilir. Ancak  meşruiyyetlerini yitirmelerine yolaçan, taleplerini elde etme yolunda uyguladıkları yöntemlerdir.

 

- Evrensel, herkes için genel geçer doğrular vardır ancak öncelikler de vardır. Her durum ve koşulda aynı doğruları savunamazsınız.

/

 - Bir ‘ulus devlet’te, halklar arasındaki eşitsizlikleri, ‘insan hakları’ bakımından eşitlemeye çalışırken, bu hakların siyasi açıdan da değerlendirilmesi bir o kadar önemlidir. Aksi halde ‘ulusal özgürlük’, ‘ulusal birlik’ ve ‘entegrasyon’ süreci zarar görebilir.

 

 ‘İnsan hakları’ bakımından her alanda talep edilen ‘eşitlik’, siyasal olarak değerlendirilmediğinde ayrışma ve bölünmeye yolaçabilir.

 

 – Ulus devletin varlığını sürdürebilmesi için, bütün halkların eşit haklar bakımından olduğu kadar, birlik açısından da katkı vermeleri gerekir. Entegrasyon sürecinin durması, birliği parçalar.

 

 - Ulus devletin de kendine özgü birtakım kuralları vardır:

 Herkesin ‘anadili’ni konuşması, bir temel haktır. Bu dilin yasaklanması ise faşizmdir. Bir ulus devletde herkes anadilini öğrenebilir, konuşabilir, yayın yapabilir. Resmi dilin tek olması hem entegrasyon süreci hem de pragmatik açılardan zorunludur. Resmi dilin öğretilmesiyle beraber “anadilde eğitim” bir haktır. Egemen bir devlette halkların, kendi ana dillerine göre eğitim yapması kuşkusuz ayrışmayı belirgin bir hale getirecektir ancak, insanların bu haktan men edilmesi durumunda da illegal yollardan ayrılıkçı davranışlara zorlanması, yasakçı politikalar nedeniyle olacaktır. 

 

 – Ulus devletin parçalanması, diğer devletlerin varlığını tehdit eder riskler taşıyorsa, bölünmeme yönünde herkes aynı hassasiyeti göstermelidir.  

 Her egemen devletin, kendi güvenliğini tehlikeye sürükleyecek hiçbir oluşuma geçit vermek istememesi onun pek tabii hakkıdır.

 

 - Tek bir ‘etnik kimlik’e dayalı devletlerde ‘ulus devlet’ modeli ideal görülebilir fakat çok kimlikli ülkelerde bu model, halkların siyasal eşitlik talep etmesi halinde, merkezi yönetim buna izin vermeyeceği için sonuçta büyük çatışmalar ve acılar yaşanmasına da neden olabilmektedir.

 

 - ‘Eyalet’ sistemine dayalı ‘federatif’ yapılar ise halklar açısından daha özgürlükçü olmakla birlikte bölünmeye daha açıktır.

 

 - Daha çok sayıda halkın eğemenliği açısından, devlet sayısının çokluğu mantıklı gelebilir ancak bu daha çok küçük devlet demektir. Küçük devletlerin, büyüklerin uydusu olması ya da egemenlik hakkını kötüye kullanmaları halinde, denetimleri de çok büyük sorunları beraberinde getirmektedir.

 

 - Devletler ortaya çıkan durum ve ihtiyaçlara göre, çıkarları doğrultusunda resmi ideolojilerini de yönetim biçimlerini de değiştirebilirler.

 

 - Bazı ülkelerin sadece kendi vatandaşlarına karşı değil, bölgesindeki diğer ülke ve isanlara karşı da tarihten gelen görev ve sorumlulukları vardır. Bu nedenle çeşitli zamanlarda, ülkesinin güvenlik ve refahını da tehlikeye atabilirler. Bu, ‘lider ülke’ olmanın bedelidir.

 

 – Sürekli güvenlik tehdidi altında yaşayan ülkelerde, güvenliğe ayrılan payın çok fazla olması halkın refahını kısıtlayan bir unsurdur.

 

 - Bazı ülkeler birden fazla medeniyetin üyesi olabilir. Bu olağanüstü bir ayrıcalık ve zenginliktir. Bir ulusun hangi medeniyete ait olduğunu sadece dil ve din değil, tarihsel süreçleri de belirler. İki medeniyetlilik, hem o ülke hemde diğer ülkeler bakımından uzlaştırıcı yanıyla bir şanstır.

 

- Bazı ülkelerin jeopolitik konumu, iki medeniyetlilik gibi kendine özgü farklı özellikleri nedeniyle tek eksen yerine, ‘çok eksen’li olmaları  yadırganacak bir durum değildir.

 …

- Yeni oluşan oligarşiye karşı çıkarken, eskisine sarılıp savunmak da yanlışta ısrar etmektir.

 Her oligarşi, diğerlerinin egemenliğine karşı çıkarken, kendisine ise her koşulda teslimiyet ister.