Archive for the ‘ÖZLÜ SÖZLER – DUVAR / 2’ Category

DUVAR YAZILARI – 2

Pazartesi, Temmuz 7th, 2014

DUVAR YAZILARI

               – Kayseri’ye giderken pastırma götürmeye gerek yok!

- Kayseri’ye “b(p)astırmaya” mı yoksa “basmaya” (kumaş almaya) mı gidiyorsun?

- Reşadiye’nin “çam davası”, Erbaa’nın “kan davası”, Niksar’ın “kız davası”  bitmez.

- Kars’ın 4 K’sı meşhurdur; kazı, kızı, karı, kaşarı.

- Karaman‘ın koyunu, sonra çıkar oyunu.

- Afyon’un “kaymağı”, Konya’nın “manyağı” meşhurdur.

- Ev alırsan tuğladan, kız alırsan Muğla‘dan!

- Senin yaptığını Çorumlu yapmaz.

- Geçti Bor‘un pazarı sür eşşeğini Niğde‘ye!

- Kısa kes, Aydın havası olsun!

- Herkes gider Mersin‘e, biz gideriz tersine!

- Kartal – Pendik, gittik geldik.

*

- Adanalıyık, Allahın adamıyık

bici yerik, şalgam içerik

gündüz pamuk toplarık

gece karı hoplatırık.

*

- Urfalıyız, yorgansız yatarız kadınsız(!) yatmayız.

- Soğuk Erzurum‘da dolaşır, Sivas‘ta ikamet eder!

- Erzurum’a girdim dumanlı dağlar, Erzincan’a girdim ne güzel bağlar.

*

- Başımıza bir “kaza, bela” gelmeden, hayırlısıyla bir ölseydik!

- Topraktan geldik toprağa döneceğiz ama arada çamur olanlar da var.

- Hayat, biz onu planlarken, akıp geçen zamandır.

- Kendiyle barışık olan, herkesle barışık olur.

- En iyi kitap, henüz yazılmamış olandır.

- Hiçbir öğreti, ne yüzde yüz doğrudur ne de yüzde yüz yanlıştır.

- Yaşamak; nefes aldığın zamanlar değil, nefesinin kesildiği anlardır.

- Hayat; sevmediğin bir şeyi yaparak yaşayacağın kadar uzun değildir.

- Öyle bir yerdeyim ki; “yaşamak” için geç, “ölmek” içinse erken!

- Fırsatlar trenlere benzer, o trene binmek için de istasyonda olmak gerekir.

- Aklına satmayı koyanlar, ya bizi değiştiriyor ya da ürünü.

*

- Ülkeler barışta zenginlerin, savaşta fakirlerindir!

- Ülkeler kılıçla fethedilir ama adaletle yönetilir.

***

- “Arkasında düşmanı hisseden, önündekiyle savaşamaz.” (CENGİZHAN)

***

- Tek bir kurşun bile atılmadığı için, barışı korumak zordur!

- Bir “fikri” herkes paylaşıyorsa, o fikrin doğruluğundan şüphe ederim!

*

- İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü birden..!

- Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna bile az!

- Bir söyle, bin ah işit!

*

- Kendimi efendi biri zannediyordum ama psikopat çıktım.

(Survivor) FATİH HÜRKAN

*

- Çoğu zaman, evdeki hesap çarşıya uymaz.

- Taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmıyorlar!

- Ayağına değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz.

- Ummadık taş baş yarar.

- Ortalık, kabiliyetsiz muktedirler ile kifayetsiz muhterislerden geçilmiyor.

- Yiğidi öldür, hakkını yeme! İyiler, mutlaka kazanır.

- Artık rekabet; “iyiler” arasında değil, “en iyiler” arasındadır.

- Her çağın en iyileri, iki elin parmaklarını geçmez ve sen onlardan biri olmaya çalışacaksın!

- İnsan; bir on yılda kendini, bir on yılda ülkesini, bir on yılda da dünyayı değiştirebilir!

- Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir adamı, bir adam da bir ülkeyi kurtarır.

- Azimle yapan, taşı bile deler.

“Burjuva” olabilmek için, en az üç nesil üniversite mezunu olmak gerekiyormuş! Eğitim şart…

*

- Sıralamaya giremeyen elenir.

Elenenler; hayatta “asgari ücrete”, savaşta da “en önde gitmeye” tabidir.

Vatan sağolsun!

“Oksijeni tüketiyorsun!” diye imha da edebilirlerdi, öldürmediklerine şükret!

*

- Ağzı var dili yok, vur eline al lokmasını, adı “mülayim” sert olsa ne yazar!

- Akacak kan, damarda durmaz. Bükemeyeceğin bileği, öp!

*

- Bilmiyorum, duymadım, görmedim

hem körüm hem sağır

gözlerimi kaparım

vazifemi yaparım

kelebek gibi uçar,

arı gibi sokarım.

*

- Hak yiyen “bok” yer. Onun da kötüsü, “bokyedi başı” olmaktır.

- Bir gözü “kalk gidelim” diyor, öbür gözü “bok yeme otur” diyor.

- “Cin” olmadan, adam çarpmaya kalkar,

“hakım” diyeceği yerde de “bokum” der çıkar.

- Kaçacağı yerde sıçacağı gelir, diğeri de “sıçtığın yere kadar kovalayacağım” diyor.

- Boka cila çekmişler, takke düşünce kel görünmüş!

- Ağzı olan konuşuyor, bir şeyi de bilmeyin be kardeşim!

- Hırsızlığı ben öğrettim, şimdi “ayağın tıkırdıyor” diye beni götürmüyorlar.

-Yedi kuma boğmuş, kapı “cır” demiş korkmuş,

*

- Hayatımızın çoğu alışkanlıklar ve bağımlılıklardan ibarettir.

- Ne kadar müptelaysan, o kadar müptezelsin. Önce kafa gider, sonra da kasayı kırarsın!

- Diş kaptı, yatak sardı, kayış koptu, kasnak kırıldı. Geldi geçti Genç Osman!

- Başı “meni”, ortası “irin”, sonu “leş”!

- Hedefine ulaşamıyorsan, beklentini düşür.

- Rabbena, hep bana! Ne olursan ol, kendine müslüman olma.

- Dünyada iki tür zenginlik vardır; çok parası olanlar ve çok dostu olanlar. Ancak ikisi bir arada olmaz.

- Bıldır yediğin hurmalar, gelir seni tırmalar!

- Hiçbir şey bilmiyorsan, haddini bil!

- Sen kendine değer vermezsen, başkası hiç vermez.

- Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!

- Eskiden “kazma” diyorlardı, şimdi “karizma” olmuş!

- Biz “kariyer” diyoruz, o “karı yeri” anlıyor!

- Biz “kuşbakışı” diyoruz, o “kuş gözüyle” görmeye çalışıyor!

- Hoppala paşam, Malkara, Keşan!

- Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!

- Madem yüzme bilmiyosun, niye çıktın kavak ağacına?

- Elimde hıyar var diyene, tuzluğu alan koşuyor!

- Gencim, güzelim, gerginim, gericiyim!

- Ya iz bırakırsın ya da is!

- İte bak, yattığı yere bak!

- İt ite, it de kuyruğuna buyuruyor!

- Sevmeyeceği eşşeğin önüne, ot koymaz! (Öyle namussuz!)

- Eşşeği seven, ossuruğuna katlanır!

- Eşşeğin aklına, karpuz kabuğu düşürülmez!

- “Pardon” çıkalı, eşşekler çoğaldı!

- Geriye gitsem akbaba, ileri gitsem atmaca!

- Her kuşun eti yenmez! Kargadan başka kuş tanımam!

- Kılavuzu karga olanın, burnu boktan çıkmaz!

- Kurt kocayınca, itin maskarası olurmuş!

- Sürüden ayrılanı, kurt kapar. (Kurdun yaptığına bak!)

- Tavşan dağa küsmüş, dağ duymamış bile!

- Tavşana kaç, tazıya tut!

- Kaz gelecek yerden, “tavuk” esirgenmez.

- Köprüyü geçinceye kadar ayıya, “dayı” demek adettendir!

- Ayı aç da olsa, armutun iyisinden vazgeçmez!

- Ya bu develeri götürün ya bu diyardan gidin!

- Deliye laf anlatıncaya kadar, deve bütün hendekleri atladı!

- Öküz öldü, ortaklık bozuldu!

-  Bir pire için yorgan yakılmaz. (Kaç pire olması lazım?)

- Civciv yumurtadan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş. (Zevk sahibiymiş!)

- Kedi kendi götünü görmüş, “amanın ne büyük yaram varmış”, demiş.

- Saçlarımı tek tek yolarsam, ne zamandan sonra kel sayılırım.

- Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır. (Bir de konuşmasalar!)

- Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur. (Kavuşursa görürsün, ebenin…)

- Davul benim boynumda, tokmak başkasının elinde. (Sen yanmışsın!)

- Bir elin nesi var iki elin sesi var. (Bu iyi)

- Dimyat’a pirince giderken, kendine mukayyed ol!

- Dibini görmediğin kuyunun, suyunu içme! (Ben söyleyim de…)

- “Zor”, oyunu bozar, oyun bozanlık etme!

- “Vur” dediysek, “öldür mü” dedik!

- Benim ağzım sıkıdır, sadece camiyle kahvenin” ortasında konuşurum!

- Onlar paralarını, ben anılarımı biriktirdim. (Bozdur bozdur harca!)

- “Tecrübe”; her defasında yenisini yediğin kazıklardır!

- Ne kadar emek, o kadar yemek!

- Yemek buldu mu otur, sopa gördün mü kaç!

- Yiyen dikilir, yemeyen yıkılır!

- Karnı aç olanın, kulakları duymaz.

- Dünyadaki açlık, aç olan yoksulları doyuramadığımızdan değil, zenginleri doyuramadığımız içindir.

- Bu nasıl mide, insan yediği çanağa sıçar mı?

- İşimizi yaptığımız yetmiyor, bir de kendimizi feda mı edeceğiz!

- Düşene sevinme, zamanın sana ne sakladığını bilemezsin.

- Arsız güçlü olunca, haklı suçlu olur.

- İnsanı ayakta tutan; kas ve iskelet sistemi değil, prensipleridir.

*

- İd (alt benlik); ben istediğim şeyi, istediğim yerde, istediğim zaman, istediğim gibi yaparım!

- Süper ego (üst benlik); sen istediğin şeyi, istediğin yerde, istediğin zaman, istediğin gibi yapamazsın!

- Ego (benlik); ben gereken şeyi, gerektiği yerde, gerektiği zaman, gerektiği gibi yaparım!

*

- Kaybedecek hiçbir şeyin yoksa

devrimcisin.

Kaybedeceğin ne kadar çoksa

o kadar muhafazakârsın.

- Çam devirdiklerini çok gördük ama devrimciliklerini hiç görmedik.

Açlık grevine girerler, kilo alıp çıkarlar.

*

- Çileye talibiz, ona bile bırakmıyorlar yaşayalım.

- Cesaretin bittiği yerde, “esaret”  başlar.

*

- Cümbüş “ibadet”,

içki “bade”,

cinayet “töre”,

halay çekmek de “devrim” olmuş!

*

- Dil dile değmeden, “dil” öğrenilmez!

- Ben herkese inanırım, sadece içindeki “şeytana” güvenmem.

*

- Söylesem tesir etmiyor,

sussam, gönlüm razı gelmiyor.

*

- Doğruyu söylesem sizden,

yanlış söylesem Allah’tan korkuyorum,

suskunluğum bundandır.

*

- Suskunluğun asaletimdendir,

bir lafa bakarım “laf” mı diye,

bir de adama bakarım, “adam” mı diye! (Mevlana)

*

- Doğrular karşısında susan, “dilsiz şeytan”dır. (Hz.Muhammed)

- Susma, sustukça sıra sana gelecek!

- “Söz” gümüşse, “sükut” altındır.

*

- Ne hikmetse, size “hak” olan bize gelince “müstehak” oluyor.

- Herkes kendini hatırlatmak istiyor, biz de unutturmak, dost biriktirmemişiz ki..!

- “Dönmek” değil, “fırıldak”olmak kötüdür. Dönmek, yanlışta ısrar etmemektir.

- Aldatan olmaktansa, aldatılan olmayı tercih ederim.

*

- Dut ağacı dut verir,

yemesi zevk verir,

sayısını şaşırırsan,

hesabını popon verir.

- Akılsız başın hesabını ayaklar öder.

*

- Ben çayıra çağırıyorum, o bayıra gidiyor!

- Saldım çayıra, Mevlam kayıra!

- Herkes “masum”, burdaki tek suçlu benim!

Düşene vururlar, bu yüzden dostu olmaz!

- Ölüm var, ayrılık olmasa iyiydi!

- Hiç kimse, vazgeçilmez değildir!

- Bundan iyisi, Şam’da kayısı!

*