Posts Tagged ‘Zengin’

ANONİM – 2

Perşembe, Eylül 4th, 2014

– Dinlemek, sevmektir.

– İyi insanın içinde, kötü şey durmaz.

– Kötü insanlarla arkadaşlık edenler, iyi insanlar hakkında kötü düşünmeye başlar.

– Çileye talibiz, ona bile bırakmıyorlar yaşayalım.

– Ölümü gösteriyorlar, sıtmaya razı ediyorlar.

– Arefeyi yaptırıyorlar, bayramı göstermiyorlar.

– Dünyada en çok acı çekenler, birbirine katlanmak zorunda kalanlardır.

– Dereyi görmeden paçaları sıvama!

– Siyasetçi gelecek seçimleri, devlet adamı ise gelecek nesilleri düşünür.

– En başarılı komutan, savaşmadan zafer kazanandır.

– Gerçekte herkes ölür ama herkes yaşamaz.

– Önemli olan senin inanman değil, Onun sana ne kadar inandığıdır.

– Koşulsuz olarak iyiyi isteyen, başkası için iyi olandan – tanrı için bile olsa – daha muteberdir.

– Sizin yüksekliğiniz, bizim eğilmişliğimizdendir.

– Üzülmek, pişman olmaktan iyidir.

– Hata yapmaktan korkan, doğrusunu öğrenemez.

– Öfke gelince göz kızarır, öfke geçince yüz kızarır.

– Dostunu yüzünden, düşmanını gözünden tanırsın.

– Dost başa, düşman ayağa bakar.

– Hayat, çok kısa olabilir ama bu onun ilginç ve eğlenceli olmayacağı anlamına gelmez.

– Aklına kötü şeyler getirmezsen, kötü şeyler olmaz.

– Bugün dünden iyi, sadece yarından daha kötüdür.

– Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.

– Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

– Aslolan başkasını değil, kendini değiştirmektir.

– Danışan dağ aşar, danismayan düz ovada şaşırır.

– Birinin seni anlayabilmesi için, senin düşündüklerini daha önce, en az bir kere onun da düşünmüş olması gerekir.

Güce tapan, kana susar.

– Kanı kanla değil, suyla yıkarlar.

-Şiddet, şiddeti doğurur.

Her şeyin aşırısı, tersini besler.

– Her zaman alttan alırsan, altta kalırsın.

– Kötülerin kazanması için, iyilerin seyirci kalması gerekir.

– Her şerde bir hayır, her hayırda da bir şer vardır.

– Dut ağacından oklava, darı unundan baklava olmaz.

– Papaza kızıp, dinden çıkılmaz.

– Kaş yapayım derken, göz çıkarılmaz.

– Bundan iyisi, Şam’da kayısı.

– Yanlışta ısrar edilmez, o yanlışı bir yerden çevirmek lazım.

– Affedememek; affedilemeyene bağlılıktır, bir yüktür, ömür boyu taşınmaz.

– Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

– Keskin sirke, küpüne zarar.

– Öfke ile kalkan, zararla oturur.

Dünyada en güzel şey, olmasını en çok istediğin şeydir.

Tarih; insanın bozduklarıdır.

Tarih: kazananların kaybedenler için yazdığı, menkıbelerdir.

İnsanlık tarihi; kurallarını tanrının koyduğu, “medeniyet kurmaca oyunu”dur.

Tarih; eserlerini iki defa oynarmış, önce trajedi sonra da komedi olarak.

– Aptallar konuşur, akıllılar dinler.

– Abdala malum olur.

– Güç, sabrın içindedir.

– Öyle insanlar var ki; konuşur, konuşur, konuşur… tâ ki söyleyecek bir şey buluncaya kadar.

– Sevmek, ihtiyaç duyulduğunda bulunman gereken yerde olmaktır.

Aşk, birinin sahip olmak istediği diğerininse köle olmak istemediği ilişkinin adıdır.

Aşk, patolojik bir durumdur.

Evlilik, cinselliğin meşru halidir.

– Kız evden gider, oğlan elden gider.

– Erken kalkan “yol” alır, erken evlenen “döl” alır.

– Büyük şeylerin, küçük başlangıcı olur.

– Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse!

– Gençler ümitle, yaşlılar hatıralarıyla yaşar.

– İnsan, ne kadar reddetse de bir şeylere inanma ihtiyacı duyar.

– Yarınlar, rahatlarına kıyabilenlerindir.

– Sarraf olmayan ne bilsin, zanneder her taş incidir.

– Tanrım! Bende düşmanlarımı altedecek cesaret var, sen beni dostlarımdan koru!

– Her daim, mutlu bir azınlığa hizmet eden, mutsuz bir çoğunluk olmuştur.

Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır.

– Göz görmeyince, gönül katlanırmış.

– Gözden ırak olan, gönülden de ırak (uzak) olur.

– Göz olanı, akıl olacak olanı görür.

– Her şey olacağına varır. Sadece, olmuşla ölmüşe çare yok.

– Dünya hayatı; hesaplaşma değil helalleşme, darılma değil dayanma yeridir.

– İki gün yatak, üçüncü gün toprak, misafirlik üç gün…

– Eğitim; kökleri acı, meyvaları tatlı bir ağaçtır.

– Dil dile değmeden, dil öğrenilmez.

– Bataklığı kurutmadığınız sürece, sivrisinekler olacaktır.

– İnsanlarla ilişkin, ateşle olduğu gibi olsun! Çok yaklaşma yanarsın, uzaklaşma donarsın.

– Uluslararası ilişkilerde; haklının gücünden değil, güçlünün haklılığından bahsedilir.

– Her millet, layık olduğu şekilde yönetilir.

– Su uyur, düşman uyumaz.

– Ayıdan post, düşmandan dost olmaz.

– Zirveye çıkarken, yanından geçtiğin insanların yüzüne iyi bak, çünkü dönüşte tekrar karşılaşacaksın!

– Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.

– Boynuz, kulağı geçer.

– Ağlamayan çocuğa, meme verilmez.

– Doğmamış çocuğa, don biçilmez.

– Alışmamış götte, don durmaz.

– Alışmış, kudurmuştan beterdir.

– Aç köpek, kudurur.

– Görmemişin oğlu olmuş, çekince çükünü koparmış!

– Kendini geliştirmek, mukayese etmektir.

– Bir fikri herkes paylaşıyorsa, o fikrin doğruluğundan şüphe ederim.

– Burjuva olmanın önemli kriterlerinden biri, en az üç nesil üniversiteli olmakmış!

– Küçükken ele alırsanız, olanaklar sınırsızdır.

– Ağaç, yaşken eğilir.

– Hiç kimse, vazgeçilmez değildir.

– İyiler, mutlaka kazanır.

– Son gülen, iyi güler!

– Düşenin, dostu olmaz.

– Attığın taş, ürküttüğün kurbağaya değsin.

– Ayağına değmedik taş, başa gelmedik iş kalmaz.

– Yuvarlanan taş, yosun tutmaz.

– Taş ol da baş yar!

– Ummadık taş, baş yarar.

– Taş yerinde ağırdır.

– Meyve veren ağaç, taşlanır.

….

– Mal, canın yongasıdır.

– Cana gelen, mala gelsin.

– Az veren candan, çok veren maldan.

– Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.

– Yemeyenin malını yerler.

– Fazla mal göz çıkarmaz.

– Mal mülkle fazla uğraşmaya gelmez, ya mal olursun ya da zürriyetten!

– Dünya malı, dünyada kalır, kefenin cebi yok!

– Otuzuna kadar çocuk sahibi, kırkına kadar mal sahibi olamayandan hayır gelmez.

– Fakirlik kayıptır, fakirin sahibi olmaz.

….

Mal sahibi mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Mal da yalan mülk de yalan

Var biraz da sen oyalan

YUNUS EMRE

……….

– Minareyi çalan, kılıfını hazırlar.

– Devişin fikri neyse zikri de odur.

– Perşembenin gelişi, çarşambadan belli olur.

Korkulu rüya görmektense, uykusuz kalmak iyidir.

– Tencere dibin kara, seninki benden kara!

– Terzi kendi söküğünü dikemezmiş.

– Dost başa, düşman ayağa bakar.

– Çok muhabbet, tez ayrılık getirir.

– Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!

– Çiğ yemedim ki, karnım ağrısın!

– Namazda gözü olmayanın, ezanda kulağı olmaz.

Abdestimden şüphem yok ki, namazımdan olsun!

– Yarası olan gocunur.

– Bir ipte iki cambaz oynamaz.

– Su testisi su yolunda kırılır.

– Armut dibine düşer.

***

– Derdini söylemeyen, derman bulamaz.

– İyi olacak hastanın, doktor ayağına gelirmiş.

– Güneş girmeyen yere, doktor girer.

– Ev alma, komşu al.

– Borç yiğidin kamçısıdır.

– Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmektir.

– Kurt ol da gel beni ye!

– Aç tavuk rüyasında, kendini “darı ambarında” görürmüş!

İnsan eti, ağırdır.

– Et girmeyen yere, dert girer.

– Bir dirhem et, bin ayıp örter.

– Ananız dert yesin, yarım yarım dört yesin!

– Pişmiş aşa, su katılmaz.

– Azıcık aşım, kaygısız başım…

– Tok, açın halinden anlamaz.

– Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.

– Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yermiş!

– Her yiğidin, bir yoğurt yiğişi vardır.

– Boğaz, dokuz boğumdur.

– Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.

– Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

*

– Aslan yattığı, yerden belli olur.

– Elin yumruğunu yemeden, kahraman olunmaz.

– Davul bile, dengi dengine vurur.

– Uzaktan davulun sesi, hoş gelir.

– Deliye hergün bayram.

– Kızını dövmeyen dizini döver.

– Kızı başıboş bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya gider.

– Taşıma suyuyla, değirmen dönmez.

– Sel gider, kum kalır.

– Üzüm üzüme baka baka kararır.

– Her şeyin azı karar, çoğu zarar.

– Zorla güzellik olmaz.

– Kadının fendi, erkeği yendi.

– Geline “oyna” demişler, “yerim dar” demiş!

– Bekara, “karı boşamak” kolaydır.

– Ya çekiç olursun ya da örs.

– İşleyen demir ışıldar.

– Takke düştü kel göründü.

– Ser verir, sır vermez.

– Dost acı söyler.

– Ne yardan geçerim ne de serden!

– Birini sevmek, ona benzeme eğilimi göstermektir.

– Birinden nefret etmek, onu öldürmeyi istemektir.

– Sövene dilsiz, dövene elsiz olmalı.

ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE VASİYETİ

Perşembe, Ocak 6th, 2011

ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE VASİYETİ

Ey oğul, artık Bey’sin!

Bundan sonra

öfke bize, uysallık sana.

Güceniklik bize, gönül almak sana.

Suçlamak bize, katlanmak sana.

Acizlik bize, hoşgörmek sana.

Anlaşmazlıklar bize, adalet sana.

Haksızlık bize, bağışlamak sana…

Ey oğul, sabretmesini bil,

vaktinden önce çiçek açmaz.

Şunu da unutma:

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.

Ey oğul, işin ağır,

işin çetin, gücün kula bağlı.

Allah yardımcın olsun…

Güçlüsün, kuvvetlisin,

akıllısın, kelamlısın!

Ama; bunları nerede,

nasıl kullanacağını bilmezsen

sabah rüzgarında savrulur gidersin.

Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.

Daima sabırlı, sebatlı ve

iradene sahip olasın!

Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi

değildir. Bütün bilinmeyenler,

fethedilmeyenler,

görünmeyenler, ancak sen faziletli ve

ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır.

Ey oğul! Ananı, atanı say!

Bereket büyüklerle beraberdir.

İnancını kaybedersen,

yeşilken çöllere dönersin.

Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma!

Gördüğünü görme, bildiğini bilme!

Sevildiğin yere sık gidip gelme!

Ey oğul! Üç kişiye acı:

Cahil arasındaki alime,

zenginken fakir düşene ve

hatırlıyken itibarını kaybedene.

Ey oğul! unutma ki,

yüksekte yer tutanlar,

aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklıysan mücadeleden korkma!…

………..

Cahille dost olma; ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez, ÜZÜLÜRSÜN

Açgözlü ile dost olma; İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez, ÜZÜLÜRSÜN

Saygısızla dost olma; usül bilmez, adab bilmez, sınır bilmez, ÜZÜLÜRSÜN

Kibirli ile dost olma; hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez, ÜZÜLÜRSÜN

Ukalayla dost olma; çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur, ÜZÜLÜRSÜN

Allah ile dost ol, iki dünyada da bahtiyar olursun.

İBRAHİM ÇİFTÇİ

Cumartesi, Nisan 3rd, 2010

– Bazıları bilgiyi yük, beceriyi eziyet olarak görürler.

*

 – Dönmek; yanlışta ısrar etmemek, kendine bir şans tanımaktır.

*

– Herşeyin ilacı, itidaldir.

*

– Bu ülkede üç sınıf insan vardır; cinselciler, dinselciler ve Atatürkçüler. Biz üçüncü sınıfız.

*

– Harcamadığın para, senin değildir.

*

– Para herkesde durmaz, onu kullanabilecek olan da durur.

*

– Biz alışmışız, az parayla çok para kazanmaya!

*

– Aldığımız üç kuruş ama herkesin eli, benim cebimde!

*

– Para bok gibi, huzur yok.

*

– Para gayriciddi işlerde vardır, ciddi işlerle para kazanılmaz.

*

– Akbabalar, damarlarımdaki kanın kokusunu almış, pike üstüne pike yapıyorlar!

*

 – Derya senin olsa, içeceğin bir bardak su!

*

 – Bir bardak süt için, inek beslenir mi?

*

 – Denizden bir kova su almışsın nedir ki? Denizin suyu mu biter!

*

 – İstanbul’u versem bir gözünü verir misin? Dikkat et, iki İstanbul’a sahipsin!

*

– Bizim çilemiz, hem insancıklarla olacaksın hem de kızmayacaksın, kızmak bizi küçültür. İyiden, doğrudan, güzelden bihaber olan adamın nesine kızacaksın…

 *

– Kendini basit ve sıradan görürsen, tüy kadar hafiflersin. Olduğundan daha fazla görünmeye çalışırsan, o yükün altında ezilirsin.

*

– İnsanın değerli olduğu yerde kimseye bir şey olmadan önlem alınır. Bizde de bir kaç adam başı yenmeden, iş yapılmaz.

*

– Bilsem ki siz şu kapının arkasındasınız, ben yine özlerdim.

*

– Koskoca generale bir manga asker vermişler, “bunlara talim yaptır” diyorlar…

paşa napsın!

 *

– Dur bakalım yok, hadi bakalım.

 *

– Beklemek, kavuşmaktan iyidir.

 *

– Bir işi yaparken; kırmadan, yarmadan, kestirmeden, küstürmeden yapacağız.

 *

– Tamir et diye verirsin; kırar, yarar, bozar, sonra da koyup kenara geçip gider…

 *

– Her işimiz; “olmamış ya hadi neyse!”. Bir işinizde tam olsun, yok nerde!..

 *

– “Çam devirdiklerini” çok gördük ama devrimciliklerini hiç görmedik, açlık grevine girerler, kilo alıp çıkarlar!

 *

– İşten kaçıp, meydanda halay çekmenin adını; “devrimcilik” koymuşlar!

*

– Ellerinde sinekli şaraplar, esrar tekkesine çevirdikleri dumanaltı yerlerde, her daim “devrimden” konuşunca, sanırsın ki; yapmışlar da konuşuyorlar…

*

– İstemenin sonu yok! Herkes kendine göre devlet de ister, her yorulduğu yere han da! 

*

– Cümbüşün adını “ibadet”,

içkinin adını “bade”,

cinayetin adını “töre”

halayın adını da “devrim” koymuşlar.

 *

– Bir iş; konuşulabilir, tartışılabilir, uygulanabilir ve rantabıl olacak, değilse konuşmaya bile gerek yok. 

 * 

– Bazıları “büyük” doğar, bazıları yaptıkları işlerle “büyür”, bazılarının da “büyüklük” üzerinde kalır, benim üzerimde kaldı!

*

– Kimseye birşey söylemeye gelmiyor, kimseyi değiştiremiyorsun! Bu yüzden, ben hep kendimi değiştirdim.

*

– İnsan, önce taşı sevip okşuyor, hacetten sonra da en uzağa fırlatıyor.

İnsanlar da birbirini severken, önce “canım cicim” diye kucaklıyor, sonra da kucaklaya kucaklaya bokunu çıkarıyorlar. Daha düne kadar birbirlerinin kucağından inmeyenler, bugün birbirinin suratını, görmek bile istemiyor.

*

– Herşeye gelirim ama boynumdan çekilmeye asla!

*

– Herkesi dinle ama kararı kendin ver.

*

– İşimi yaparım ama kimse daha fazlasını, kendimi feda etmemi beklemesin!

– Bir işe aracı koyarken dikkat et, sana “kız” istiyorum diye gider, kendine alıp gelir!

*

– Acemi zampara işe en yakınından başlarmış!

– Zamparalığa çıkan, kendi şeyinin hesabını da iyi yapmalı!

*

Düşkünle, şaşkınla, pişkinle fazla uğraşmaya gelmez. İyilik mi yapacaksın, yap ama fazla durma!

*

– Ne kadar kaçarsan, o kadar üzerine gelirler. Sana ait sadece bir çekmece kalsa, yine de yer yokmuş gibi ellerine geçeni oraya atarlar!

*

 – Hadi çocuğum, hadi yavrum… kumda oyna gözüne çöp batmasın!

*

 Darpa, gaspa, fuhşa karışma ne yaparsan yap!

*

– Bir kere olsun cepheden gelmeyip, hep arkaya dolanıyorsa, çiz gitsin.

*

– Bazıları “alet” kullanmada bazıları da “adam” kullanmada daha beceriklidir. “Alet” kullanamıyorsan, “adam” kullanmayı iyi bileceksin!

*

– Bazıları kendini sürekli hatırlatmaya çalışırken, biz unutturmaya çalışıyoruz. Kendini bilmezlerin seni hatırlamasındansa, unutması daha iyidir.

*

 – Dengelemek istediğinde; önce dört basıp iki çekersin, fazla gelirse de iki basıp dört çekersin!

*

– İnsan uyanık olmaya görsün, zanneder herkes keriz!

*

– Eğer insan rahat değilse, onu en çok yoracak olan sosyal uyumdur. Ben hep iki yakamı bir araya getirmeye çalıştım.

*

 – Zayıf insanlar sırt sırta verir, güçlü insan buna ihtiyaç duymaz.

*

– Kara mizah, zayıfların güçlülere karşı kullandığı bir silahtır.

*

 – Bir meseleyi bütün açılardan değerlendirmiyorsan, söylediklerin sadece seni ilgilendirir.

*

  – Hayat üzüntüyle, pişmanlıklarla geçirilecek kadar uzun değildir.

*

  – Fazla acırsan, acınacak duruma düşersin. Düşkünle, şaşkınla fazla oyalanmaya gelmez.

*

– İyilik olsun diye verirsin, hak iddia etmeye başlarlar. Birde üstüne, “az verdin, hiç vermedin” diye, seni de suçlarlar.

*

 – Sen rakını iç, rahatına bak “memleket elden gidiyor!” diye ne kendini üz ne de bizi. Herşey çalkalana çalkalana mecrasını bulur. Arkası sağlamsa birşey olmaz, değilse de yıkılmaya müstehaktır. Devletlerin tarihinde yirmi yıl, otuz yıl nedir ki?

 *

– Ben oltamı atar rakımı içerim, gerisi balığın bileceği iş.

 *

– Şans kapısını açık bırak, ola ki gelir de “bulamadım” demesin.

 *

– Deha keşfedilmeyi beklemez, o kendi mecrasını bulur gider.

 *

– İnsanın kafası rahat değilse, tatile bile gitse götürdüğü sıkıntıdır.

*

“Cek-cak, sak-suk, meli-malı” yok, bir işi üzerine aldıysan yapıp getireceksin.

 *

– Terbiyesi tam ama tahsili noksan olan, “tahsilli terbiyesizlerden” daha iyidir.

 *

– İnsan uğraştığı işe benzer. Malla, mülkle fazla uğraşmaya gelmez, sonra “mal” olur gidersin!

*

 – İnsan gençken, taş yese plastik çıkarır. Bir de yaşlanmaya görsün, şerbet bile içemez hale gelir…

*

– Adetleri bozmayın, büyüklerinizi üzmeyin!

*

– İnsan düşmeye görsün, duyan illet gelir, gelen de gitmez!

*

– İnsanlığa bir faydaları varsa, Allah bizden alsın onlara versin. Yoksa bizden uzak, Allah’a yakın olsunlar!

*

– İnanmak, insanın yükünü azaltır.

*

– İnsanın bir tek borcu vardır, o da Allah’a can borcu!

*

– Allah zalime uyuz versin, tırnak vermesin!

*

– Kafam rahat olsun diyorsan, ne verirlerse al ne istiyorlarsa ver!

*

– Ben size lazım değilsem, siz bana hiç değilsiniz!

– Karı karıda, iş işde bulunur!

*

– Kadın ağzını açtı mı, başlar iş çıkarmaya, masraf yazmaya. Ömrüm, karının ağzını kapamakla geçti!

*

– Huzur istiyorsan üç şeyle kavga etme; “Allah’la, devletle, karıyla!”

*

– İnsan hayatta üç şeyden gülermiş; ya “karıdan” ya “paradan” ya da “çocuktan”. Üçünden de güldüysen senden iyisi yok…

*

– İleri gidenlerden değil, ileri gelenlerden olun.

*

– İstanbul’un sokaklarında yürümek bile bir eğitimdir.

*

“Açtım ağzımı yumdum gözümü” değil, “yumdum ağzımı açtım gözümü!”.

*

– Artık yumruğumu sıktığımda ne başkasına ne de masaya vuruyorum. Sıkıp cebime koyuyorum, mesele kalmıyor.

*

– İnsan sürekli problem çıkarmaya alışırsa, kimseyi bulamadığında da kendi gölgesiyle kavga etmeye başlar.

*

– Herkesi sıçtığı yere kadar kovalamaya kalkarsan, sürekli eksik, gedik ararsan, herşeye ceza vermeye kalkarsan, sonra konuşacak adam bulamazsın. Affetmek, büyüklüğün şanındandır.

*

– Gidecek adam arkasına bakmaz. Biz arkamızı toplamaktan, kollamaktan önümüze bakamaz olduk.

*

– Verdiği zararı karşılayabiliyorsak, biz onu hoşgörürüz. O zarar verecek, biz hoşgöreceğiz. Bizim hayatımız her daim sabır testinden geçmek. Sabır, olgunluğun temelidir.

*

– Ayıpları kusurları örtmek için Nakşilerin, cüppelerinin kolları uzundur. Biz Bektaşiler gibi kimsede kusur, ayıp görmediğimiz için cüppemizin kolları kısadır.

*

– Kendinde akıl yok, başkasına akıl vermeye kalkar!

*

– Zayıf insan için, mevcudu korumak en iyisidir.

*

– Şeyine istikamet veremeyen, iki koyunu güdmekten aciz olan bir de kalkmış şöyle yapacaz, böyle yapacağız diyor. Allahım sen aklıma mukayyed ol!

*

– Kendini idare etmekten acizdir, bir de mercimek kadar aklıyla aleme nizam vermeye kalkar.

*

– Azıcık palazlanan, “ben söyleyim sen yap” diyor. “Ben söyleyim sen yap”. Yok, illa o söyleyecek diğerleri yapacak!

*

– Biz devletde, gidenle değil gelenle ilgileniriz!

*

– Biz eski memuruz, bizde evrak kaybolmaz!

*

– İşinizi ilk gün yapın son güne bırakmayın. Yok! Yirmidokuz gün yatıp son gün iş yapmaya kalkarlar sonra da yetişmedi diye dert yanıp taktir beklerler…

*

– İşinizi doğru dürüst yapın, çoluk çocuğu kendinize nasihat eder hale getirmeyin!

*

– Devlet para veriyormuş gibi millet de çalışıyormuş gibi yapıyor. Böyle geçinip gidiyoruz.

*

– Hizmet için geldik derler, herkesi kendilerine hizmet eder hale getirirler.

*

– Bu adam önümüze geçer diye, “taktir” ederler ama “terfi” ettirmezler!

*

 – Bir makama terfi etmek istiyorsan; karşılaman, ağırlaman ve uğurlaman iyi olacak. Eğilip, bükülmeyi iyi bileceksin!..

*

– Saha işlerini biz yaparız, siz salon işlerine bakın…

*

Müdürlük, aylak adam işidir, ne kadar işten kaçan adam varsa, hepsi müdür.

“Ben söyleyim sen yap!”

*

– Kendini bilmezlerin, önünde durulmaz.

*

– On tane eşşeğin olacağına, adam gibi bir enişten olsun yeter!

*

– Esnek sistem, dinamik program; sistem ne kadar esnek olursa, kimse de sistem dışında kalmaz.

*

– İstatistik, yanlış rakamların doğru toplanmasıdır.

*

– Bir insanın ya “karıcılığı” ya “paracılığı” ya da “rakıcılığı” iyidir. Bunlar için güçlü bir bünye lazım, benim hep zayıftı.

– Kaza geliyorum, namus gidiyorum demez!

*

 – Ziyan olacağına ver bir fakir sebeblensin! Yok, ziyan ederler yine de vermezler!

*

– Delikli taş bile yerde durmaz, illa ki biri alır, bir çiviye takar.

 *

– Sen bu namussuz aşınacak diye beklerken, o yıkılır gider haberin olmaz!..

 *

Mevta kaldırmak, torba ağzı açmaya benzemez!

 *

– İnsan, bazı şeylerin oyuncak olmadığını, üzerine oturunca anlar!

*

– İnsanlar birbirine, dünyanın en ayıp şeyini yaptıktan sonra daha ne yapmazlar ki!..

*

 – Genç geriyorsa, yaşlı sevindir daha iyi!

*

– İşin bitince, içine edesin geliyor!

*

 – Erkek olmak zor zenaat! Ağır tahriğe maruz kalsan da asla taciz yok, edersen “namussuzsun”, etmezsen “sen de adam mısın?” derler…

*

 – Et ile ekmek, eti ete sürtmek, gerisi köpek tüfek!

*

– Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır!

*

– Bizimkilerin sevmemesi, sevmesinden daha iyidir. Sevdiğinden ya “vurası” ya da “sığdırası” gelir! Bir de sevmese kimbilir ne yapar?

*

– Herşey mevsiminde güzel; “kuş öterken, diş keserken…!”

*

 – Bizde “yüzsüzlük” yok istemeye, sizde de “insanlık” yok vermeye, namerde muhtaçlığımız hep bundandır.

*

– Yüze gülücü arkadan gömücülere dikkat et!

*

– Elimde bir kova su, “yanıyorum” diyenin taşaklarına serpiyorum. Bir Allah’ın kulu “sen de yanıyor musun?” demez.

*

– Gelen bağrıma yaptı ama ben de hepsini gördüm!

*

– Memur esnek, emekli gevrek olur. Emekliye fazla yüklenmeye gelmez, “tak” diye atar!

*

– Kimse üstün değildir. Herkesin arkasında bir kilo “bok”, önünde de yarım kilo “sidik”!

*

 – Kanı kanla yıkamazlar, suyla yıkarlar…

 *

– Herşeye nasıl bakarsan, öyle görürsün.

 *

– İçkiyi, sigarayı sağlıklı adam içer. Heyhat! Sonra sağlığını da alır gider haberin olmaz.

 *

– Acılarınızla dost olmaya bakın. Acıyorsa hayattasın demektir. Acı sizi olgunlaştırır. Acıyı bilmeyen başkasının halinden anlamaz.

*

– Eğer katili kurtarmak istiyorsanız, maktülü şuçlarsınız; “rahmetli ne yaptı da adamcağız bunu yapmak zorunda kaldı?”

*

 Bize birşey olmaz deme, yerin altı onlarla dolu.

*

– Size hak olan, bize müstehaktır!

*

 – Kazanmak isteyen için, fakirin başucunda durmaktan zenginin ayakucunda olmak daha iyidir!

*

 – Hırsıza kilit dayanmaz.

 *

 – Korku, emniyeti geliştirir.

 *

– Size yarayan, bize bol gelir!

 *

– Ben hadımım diyorum, onlar “kaç çocuğun var ?” diyor!

 *

– Bizim söyleyecek sözümüz çok, sizin yapacaklarınız çok.

 *

– Biz artık bundan sonra ekmeğin içinden, gençlerin kıçından geçineceğiz.

*

– Bir şey olmaz deme, herkes geçer sen takılırsın!

 *

– Ne yerler ne içerler, ne miktarda yaparlar bilmem ama başları sıkışınca nerde olsan gelip bulurlar.

– Baktın ki, işin içinden çıkamıyorsun, “bu durumda İbrahim Çiftçi olsa ne yapardı?” diye kendine sor. Böylece, bir çözüm yolu bulmuş olursun.

 *

– Bizimkisi yaşamak değil, ölüm nöbeti!