‘Yaşlılık’ olarak etiketlenmiş yazılar

İBRAHİM ÇİFTÇİ

Cumartesi, 03 Nisan 2010

 

 

- Bazı insanlar bilgiyi yük, beceriyi eziyet olarak görürler.

*  

 - Dönmek, yanlışta ısrar etmemektir.

- Herşeyin ilacı, itidaldir.

- Bu ülkede üç sınıf insan vardır; cinselciler, dinselciler ve Atatürkçüler. Biz üçüncü sınıfız.

*  

- Harcamadığın para, senin değildir.

-Para herkesde durmaz, onu kullanabilecek olan da durur.

*

- Biz alışmışız, az parayla çok para kazanmaya!

*

- Para bok gibi, huzur yok.

*  

- Para gayriciddi işlerde vardır, ciddi işlerle para kazanılmaz.

 

 - Derya senin olsa, içeceğin bir bardak su!

 

 - Bir bardak süt için, inek beslenir mi?

 

 - Denizden bir kova su almışsın nedir ki? Denizin suyu mu biter!

 

 

- İstanbul’u versem bir gözünü verir misin? Dikkat et, iki İstanbul’a sahipsin!

 

- Bizim çilemiz, hem insancıklarla olacaksın hem de kızmayacaksın. Kızmak bizi küçültür.

 * 

- Kendini basit ve sıradan görürsen, tüy kadar hafiflersin. Olduğundan daha fazla görünmeye çalışırsan, o yükün altında ezilirsin.

*

- Ben bilsem ki siz şu kapının arkasındasınız, ben sizi yine de özlerim.

*

- Koskoca generale bir manga asker vermişler, bunlara talim yaptır diyorlar…paşa napsın!

 *

- Dur bakalım yok, hadi bakalım.

 *

- Beklemek, kavuşmaktan iyidir.

 *

- Bir işi yaparken; kırmadan, yarmadan, kestirmeden, küstürmeden yapacağız.

 *

- Tamir et diye verirsin; kırar, yarar, bozar, sonra da koyup kenara geçip gider…

 *

- Her işimiz; “olmamış ya hadi neyse!”. Bir işinizde tam olsun, yok nerde!..

 *

- Çam devirdiklerini çok gördük ama devrimciliklerini hiç görmedik, açlık grevine girerler, kilo alıp çıkarlar!

 *

- İşten kaçıp, meydanda halay çekmenin adını; ‘devrimcilik’ koymuşlar!

*

- Ellerinde sinekli şaraplar, esrar tekkesine çevirdikleri dumanaltı yerlerde, her daim ‘devrim’den konuşunca, sanırsın ki; yapmışlar da konuşuyorlar…

*

- İstemenin sonu yok! Herkes kendine göre devlet de ister, her yorulduğu yere han da! 

*

- Cümbüşün adını ‘ibadet’, içkininkini ‘bade’, cinayetin adını da ‘töre’ koymuşlar.

 *

- Bir iş; konuşulabilir, tartışılabilir, uygulanabilir ve rantabıl olacak, değilse konuşmaya bile gerek yok. 

 * 

- Bazıları büyük doğar, bazıları yaptıkları işlerle büyür, bazılarının da büyüklük üzerinde kalır. Benim üzerimde kaldı!

- Kimseye birşey söylemeye gelmiyor, kimseyi değiştiremiyorsun! Bu yüzden, ben hep kendimi değiştirdim.

*

- İnsan önce taşı sevip okşar, hacetten sonra da en uzağa fırlatır. İnsanlar birbirini severken de, önce canım cicim diye kucaklar, sonra da kucaklaya kucaklaya bokunu çıkarırlar. Daha düne kadar birbirlerinin kucağından inmeyenler, bugün yüzlerini bile görmek istemezler.

*

- Herşeye gelirim ama boynumdan çekilmeye gelmem!

- Herkesi dinle ama kararı kendin ver.

*

- İşimi yaparım ama kimse kendimi feda etmemi beklemesin!

- Bir işe aracı koyarken dikkat et, sana kız istiyorum diye gider, kendine alıp gelir!

- Düşkünle, şaşkınla, pişkinle fazla uğraşmaya gelmez. İyilik mi yapacaksın, yap ama fazla durma!

- Ne kadar kaçarsan o kadar üzerine gelirler. Sana ait sadece bir çekmece kalsa, yine de yer yokmuş gibi ellerine geçeni oraya atarlar!

 - Hadi çocuğum, hadi yavrum… kumda oyna gözüne çöp batmasın!

 - Darpa, gaspa, fuhşa karışma ne yaparsan yap!

- Bir kere olsun cepheden gelmeyip hep arkaya dolanıyorsa, çiz gitsin.

- Bazıları alet kullanmada bazıları da adam kullanmada daha beceriklidir. Alet kullanamıyorsan, adam kullanmayı iyi bileceksin!

*

- Bazıları kendini sürekli hatırlatmaya çalışırken biz unutturmaya çalışıyoruz. Kendini bilmezlerin seni hatırlamasındansa unutması daha iyidir.

*

 Dengelemek istediğinde; önce dört basıp iki çekersin, fazla gelirse de iki basıp dört çekersin!

- İnsan uyanık olmaya görsün, zanneder herkes keriz!

- Eğer insan rahat değilse, onu en çok yoracak olan sosyal uyumdur. Ben hep iki yakamı bir araya getirmeye çalıştım.

 - Zayıf insanlar sırt sırta verir, güçlü insan buna ihtiyaç duymaz.

*

- Kara mizah, zayıfların güçlülere karşı kullandığı bir silahtır.

 

 - Bir meseleyi bütün açılardan değerlendirmiyorsan, söylediklerin sadece seni ilgilendirir.

  - Hayat; üzüntüyle, pişmanlıklarla geçirilecek kadar uzun değildir.

  - Fazla acırsan, acınacak duruma düşersin.

*

 - Sen rakını iç, rahatına bak! ”Memleket elden gidiyor!” diye ne kendini üz ne de bizi. Herşey çalkalana çalkalana mecrasını bulur. Arkası sağlamsa birşey olmaz, değilse de yıkılmaya müstehaktır. Devletlerin tarihinde yirmi yıl, otuz yıl nedir ki?

 *

- Ben oltamı atar rakımı içerim, gerisi balığın bileceği iş.

 *

- Şans kapısını açık bırak, ola ki gelir de “bulamadım” demesin.

 *

- Deha keşfedilmeyi beklemez, o kendi mecrasını bulur gider.

 *

- İnsanın kafası rahat değilse, tatile bile gitse götürdüğü sıkıntıdır.

*

- Cek-cak, sak-suk, meli-malı yok, bir işi üzerine aldıysan yapıp getireceksin.

 *

- Terbiyesi tam ama tahsili noksan olan, tahsilli terbiyesizlerden daha iyidir.

 * 

- İnsan uğraştığı işe benzer. Malla, mülkle fazla uğraşmaya gelmez, sonra ‘mal’ olur gidersin!

 - İnsan gençken, taş yese plastik çıkarır. Bir de yaşlanmaya görsün, şerbet bile içemez hale gelir…

- Adetleri bozmayın, büyüklerinizi üzmeyin!

*

- İnsan düşmeye görsün! Duyan illet gelir, gelen de gitmez.

- İnsanlığa bir faydaları varsa, Allah bizden alsın onlara versin. Yoksa bizden uzak, Allah’a yakın olsunlar.

- İnsanın bir tek borcu vardır, o da Allah’a can borcu!

- Allah zalime uyuz versin, tırnak vermesin!

- Kafam rahat olsun diyorsan, ne verirlerse al ne istiyorlarsa ver!

- Ben size lazım değilsem, siz bana hiç değilsiniz!

- Karı karıda, iş işde bulunur.

* 

- Huzur istiyorsan üç şeyle kavga etme; Allah’la, devletle, karıyla!

- İnsan hayatta üç şeyden gülermiş; ya karıdan ya paradan ya da çocuktan. Üçünden de güldüysen senden iyisi yok…

- İleri gidenlerden değil, ileri gelenlerden olun.

- İstanbul’un sokaklarında yürümek bile bir eğitimdir.

- Açtım ağzımı yumdum gözümü değil, yumdum ağzımı açtım gözümü.

*

- İnsan sürekli problem çıkarmaya alışırsa, kimseyi bulamadığında da kendi gölgesiyle kavga etmeye başlar.

*

- Gidecek adam arkasına bakmaz. Biz arkamızı toplamaktan, kollamaktan önümüze bakamaz olduk.

*  

- Verdiği zararı karşılayabiliyorsak, biz onu hoşgörürüz. O zarar verecek biz hoşgöreceğiz. Bizim hayatımız her daim sabır testinden geçmek. Sabır, olgunluğun temelidir.

* 

- Ayıpları, kusurları örtmek için Nakşilerin cüppelerinin kolları uzundur. Biz Bektaşiler gibi kimsede kusur, ayıp görmediğimiz için cüppemizin kolları kısadır.

*

- Kendinde akıl yok, başkasına akıl vermeye kalkar.

*

- Zayıf insan için, mevcudu korumak en iyisidir.

*

- Şeyine istikamet veremeyen, iki koyunu güdmekten aciz olan bir de kalkmış şöyle yapacaz, böyle yapacağız diyor. Allahım sen aklıma mukayyed ol!

*

- Kendini idare etmekten acizdir, bir de mercimek kadar aklıyla aleme nizam vermeye kalkar.

*

- Azıcık palazlanan, “ben söyleyim sen yap” diyor. “Ben söyleyim sen yap”. Yok, illa o söyleyecek diğerleri yapacak!

*

- Biz devletde, gidenle değil gelenle ilgileniriz.

*

- Biz eski memuruz, bizde evrak kaybolmaz!

*

- İşinizi ilk gün yapın son güne bırakmayın. Yok! Yumurta şeyin ağzına gelmeden iş yapmazlar sonra da yetişmedi diye dert yanıp taktir beklerler…

*

- İşinizi doğru dürüst yapın, çoluk çocuğu kendinize nasihat eder hale getirmeyin!

*

- Devlet para veriyormuş gibi millet de çalışıyormuş gibi yapıyor. Böyle geçinip gidiyoruz.

*

- Hizmet için geldik derler, herkesi kendilerine hizmet eder hale getirirler.

*

- Bu adam önümüze geçer diye, taktir ederler ama terfi ettirmezler!

*

 - Bir makama terfi etmek istiyorsan; karşılaman, ağırlaman ve uğurlaman iyi olacak. Eğilip, bükülmeyi iyi bileceksin!..

*

- Saha işlerini biz yaparız, siz salon işlerine bakın…

*

- Müdürlük, aylak adam işidir, ne kadar işten kaçan adam varsa hepsi müdürdür; “ben söyleyim sen yap!”

*

- Kendini bilmezlerin önünde durulmaz.

*

- On tane eşşeğin olacağına, bir tane enişten olsun daha iyi!

*

- Esnek sistem, dinamik program; sistem ne kadar esnek olursa, kimse de sistem dışı kalmaz.

*

- İstatistik, yanlış rakamların doğru toplanmasıdır.

*

- Bir insanın ya karıcılığı ya paracılığı ya da rakıcılığı iyidir. Bunlar için güçlü bir bünye lazım, benim hep zayıftı.

- Kaza geliyorum, namus gidiyorum demez!

*

 - Ziyan olacağına ver bir fakir sebeblensin! Yok, ziyan ederler yine de vermezler!

*

- Delikli taş bile yerde durmaz, illa ki biri alır, bir çiviye takar.

 *

- Sen bu namussuz aşınacak diye beklerken, o yıkılır gider haberin olmaz!..

 *

- Mevta kaldırmak, torba ağzı açmaya benzemez!

 *

- İnsan, bazı şeylerin oyuncak olmadığını üzerine oturunca anlar

*

- İnsanlar birbirine dünyanın en ayıp şeyini yaptıktan sonra daha ne yapmazlar ki!..

*

 - Genç geriyorsa, yaşlı sevindir daha iyi!

*

 - Erkek olmak zor zenaat! Ağır tahriğe maruz kalsan da asla taciz yok, edersen namussuzsun, etmezsen ’sen de erkek misin’ derler…

 - Et ile ekmek, eti ete sürtmek, gerisi köpek tüfek!

- Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır!

*

- Bizimkilerin sevmemesi, sevmesinden daha iyidir. Sevdiğinden ya vurası ya da sığdırası gelir! Bir de sevmese kimbilir ne yapar?

*

- Herşey mevsiminde güzel; kuş öterken, diş keserken!..

*

 - Bizde yüzsüzlük yok istemeye, sizde de insanlık yok vermeye, namerde muhtaçlığımız hep bundandır.

*

- Yüze gülücü arkadan gömücülere dikkat et!

*

- Elimde bir kova su, “yanıyorum” diyenin taşaklarına serpiyorum. Bir Allah’ın kulu “sen de yanıyor musun?” demez.

*

- Memur esnek, emekli gevrek olur. Emekliye fazla yüklenmeye gelmez, ‘tak’ diye atar.

*

- Kimse üstün değildir. Herkesin arkasında bir kilo bok, önünde de yarım kilo sidik!

 - Kanı kanla yıkamazlar, suyla yıkarlar…

 *

- Herşeye nasıl bakarsan, öyle görürsün.

 *

- İçkiyi, sigarayı sağlıklı adam içer. Heyhat! Sonra sağlığını da alır gider haberin olmaz.

 *

- Acılarınızla dost olmaya bakın. Acıyorsa hayattasın demektir. Acı sizi olgunlaştırır. Acıyı bilmeyen başkasının halinden anlamaz.

- Bize birşey olmaz deme, yerin altı onlarla dolu.

- Size hak olan, bize müstehaktır!

 - Kazanmak isteyen için, fakirin başucunda durmaktan zenginin ayakucunda olmak daha iyidir!

*

 - Hırsıza kilit dayanmaz.

 *

 - Korku, emniyeti geliştirir.

 *

- Size yarayan, bize bol gelir!

 *

- Ben hadımım diyorum, onlar kaç çocuğun var diyor!

 *

- Bizim söyleyecek sözümüz çok, sizin yapacaklarınız çok.

 *

- Biz artık bundan sonra ekmeğin içinden, gençlerin kıçından geçineceğiz.

*

- Bir şey olmaz deme, herkes geçer sen takılırsın!

 *

- Ne yerler ne içerler, ne miktarda yaparlar bilmem ama başları sıkışınca nerde olsan gelip bulurlar.

 *

- Bizimkisi yaşamak değil, ölüm nöbeti!

 

 

POLİTİKA :

 

- Kuzulaştırma siyaseti;  “dur yavrum, dur çocuğum bir de şu açıdan bak…”

 

- Zeytinyağ siyaseti; ”suçüstü bile yapsalar asla itiraf yok, hepsi iftira, asıl suçlu bunu çıkaranlar!”

 

- Zombi siyaseti; “önce uyut sonra unut!”

 

 - Nuhçu siyaseti; “yanlış olduğunu bilsen bile kesinlikle karardan dönmek yok!”

 

- Paça bağlama siyaseti; “paçalarını iyi bağla, altından kaçırmasın sonra da giydir gitsin!..”

 

- Alçıya alma siyaseti; “dönebileceği yerleri sıkıca doldur, dik dursun sağa sola kaymasın!”

 

- Kıvırma siyaseti; “kıvırma payını her zaman biraz fazla tut, ne olacağı belli olmaz!”

 

 - Yukardan kesme siyaseti; “ne söylüyorsa sen daha fazlasını söyle!”

 

 

              İvrindili İBRAHİM ÇİFTÇİ

 

ÖZLÜ SÖZLER -5

Salı, 16 Şubat 2010

 

    EMİL AJER

Kral Solomon’un Bunalımı” adlı eserinden:

 - Faşizm; bir duyarsızlaştırmadır.

- Deha, her kusuru bağışlatır.

- Kendimizi düşünmemek için, bir başkasını düşünürüz.

- O kendine benzemez kötü gösterir…O işleri, asıl düşünmesi gereken bir başkası yerine yapardı.

- Kendi benliği hakkında karar verememiş, çevresiyle problemleri olan, tükenmekte olan şeylerle ilgilenen insanların, tedavisi zordur.

- Her şey, daha iyisi bulunmadığı için vardır.

- İnsan her zaman, kendinden daha küçük birine ihtiyaç duyar.

- İnsan sanıldığından daha yaşlı, düşünüldüğünden ise daha gençtir.

- Adlarını bilmezsen, kişisel olmaz, yük hafifler.

- Her şey aslında, hiçbir şeyle aynı şeydir.

                                      —/—

 - Aşk, imkansızın zaferi olduğunda doruğa ulaşır.

- Aşk, insanı teyakkuzda tutmadığı vakit tavsamaya başlamıştır.

- Aşk, sevgiliyi her gördüğünde yeniden doğmak sevincidir.

- Aşk anarşisttir, özgürlük ister.

       BUKET UZUNER

 - Kendine bir hoşça bak. Alemin özü, varlıkların gözbebeği olan insansın!       

     ŞEYH GALİP

 - Yaşlanmaktan değil, yavaşlamaktan korkmalı.

    NİLÜFER GÖLE

 - Durmadan gideceksin, ne varsa bundandır. Bir yerde uzun süre kalma. Gece ile gündüz birbirini nasıl kovalıyorsa, sen de hayattan soğumamak için düşüncelerini onun üzerinde toplamaktan kaçın. Hayat üzerinde düşünmeye başladın mı bil ki, soğursun ondan.

       MAKSİM GORKİ

 - Hayat, küçük ölçeklerde de mükemmel olabilir.

   L. JOHNSON

 - Seni sürekli diğerlerinden farksız kılmaya çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermektir. Bu savaş bir kez başladı mı hiç bitmez.

  E.H.CUMMING

— 

 MURATHAN MUNGAN:

 - Yaşamın büyük paradokslarından biri; benlik bilincinin kaygıya yol açmasıdır. Aşk ve mutlu bir birleşme, sorgulayan ‘yalnız ben’in kaygısını ortadan kaldırıp ‘biz’ duygusuna dönüştürür. Böylece insan kaygıdan kurtulur ancak kendisini yitirir…

- Her birimiz aslında diğeriyle değil; onun bir hayaliyle ilişki kuruyorduk. Ben ona değil, onun benim için temsil ettiği kişiye aşık oldum.

- Ben sende bütün aşklarımı temize çektim.

- Aşk; birlikte yaşanmamış zamanları da / sevgilinin mazisini de ele geçirmek ister.

- Yılların rüzgar gibi geçmesine öfkelenme, gençliğe yakışan tutkuları teslim et geçmişe. Yapacağın etkinliklerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme.

- Saklanmanın en iyi yolu, ortada gözönünde olmaktır.

 BANA GERİ VER

 zamanın eli değdi bize

çoktan değişti herşey

aynı değiliz ikimiz de

zaaflarına bir gece

hatalarına bir nilüfer

sevgisizliğine bir kalp verdim

artık geri ver, geri veremezsin aldıklarını

artık geri ver, geri verilmez hiçbir yanılgı

yokluğuma emanet et sen de benden kalanları

Herşeyi al bana geri ver

 bir şansım olsun

başka bir yer başka bir zaman

sensiz ömrüm olsun,

herşeyi al bir şansım olsun

başka yer başka zaman

sensiz ömrüm olsun

sensiz ömrüm olsun…

————–

- ‘Seni seviyorum’ demek, bazen bir vaat bazen de bir vedadır.

- İtiraf; daha suçlu olunan bir şeyi itiraf etmemek, gözden kaçırmak için yapılır.

 DORİAN  LEADER

 - Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki; bir bütün olarak içimize sığmaz, sevdiğimiz insana doğru yayılır. Onda kendisini durduran başlangıç noktasına doğru geri dönmeye zorlayan bir yüzey bulur. İşte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geri dönüşüdür. Bizi gidişten daha fazla etkilemesinin, büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını fark etmeyişimizdir.

    MARCEL PROUST

- Yüreğinde hissedersen, mesafe yoktur.

     RICHARD BACH

 - Aslında hiçbir şey, iyi ya da kötü değildir. Her şey düşünce tarzına göre değişir.

- Bir at, bir at verene bir imparatorluk veriyorum. (Otello)

İnsanların çoğu:

Sevmekten korkuyor kaybetmekten korktuğu için,

Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için,

Konuşmaktan korkuyor eleştirilmekten korktuğu için,

Yaşlanmaktan korkuyor gençliğin kıymetini bilmediği için,

Unutulmaktan korkuyor dünyaya iyi birşey vermediği için,

Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

Durma üz kendini üzebildiğin kadar hatalarını düzeltecekse,

Düşünme hiç şu anını düşüncesizlik garantiliyorsa yarını,

Ve kork ölümden ölesiye, korkun seni ölümsüzleştirecekse…

      SHAKESPEARE

 - Herkes insanlığı değiştirmeye çalışıyor ama hiç kimse kendini değiştirmeyi aklından bile geçirmiyor.

      L.TOLSTOY

- Anlam, anlamlı etkinlikler sonucu oluşur.

- Hayatta 4 şey kaçınılmazdır:

  * Her birimiz ve sevdiklerimiz adına ölümün kaçınılmazlığı,

  * Yaşamımızı kendi irademizle biçimlendirme özgürlüğümüz,

  * Nihai yalnızlığımız,

  * Yaşamın belirgin bir anlamdan yoksun oluşu.

       IRVIN YALOM

 - İki ayrı sonsuz olamaz. Bir noktada ikisi de birbiriyle kesişir. 

ZENON

 - Kesin olan bir şey varsa o da ‘varolma’nın olduğu, hiçliğin ise olmadığı.

 PARMENİDES

 -Dualite; ontolojik değil, epistemolojiktir.

 YAŞAR NURİ ÖZTÜRK

 Felsefe, soru sormakla başlar.

NUSRET HIZIR

  IOANNA KUÇURADİ:

- Metafizik, bir varlık anlayışıdır.

- Her din bir tanrı anlayışı her tanrı anlayışı da bir varlık anlayışıdır…

- ‘İyi’ ve ‘kötü’ kavramları, indüksiyon (tümevarım) yoluyla yapılmış birer çıkarımdır.

- Bilim  nesne, felsefe ise bir anlam araştırmasıdır.

- Başlangıç soruları felsefeyi ilgilendirmez. Başlangıç sorularına verilen cevaplar, bilgisel olmadığı için bir teoridir. Ancak bunu teorinin bilgisel olan yanıyla karıştırmamak gerekir. ‘Adem ile Havva’ bir teori değil, bir mitostur. Darwin’in ki ise kaynaklara dayalı bir teoridir.

- Filozoflarla çocuklar birbirine benzer, her ikisi de sorularını direkt olarak “bu nedir?” diye sorarlar.

- Çocuklara sadece kendi çıkarlarını korumayı öğrettiğimizden, büyüdüklerinde de kendi çıkarlarını, “insan hakları” zannediyorlar.

   ——————–

- Yaratan hürdür, yargılayan ise esirdir.

ANATOLE FRANCE

 - Hep aç kalacağımızdan korktuğumuz için, aç kaldık.

Bir İran Filminden

- İstesem de dört öğün yiyemem.

‘BABA’ Filminden

- Bir konuda her şeyi, her konu da ise bir şeyler öğrenin.

        Prof. Van DYKE

 - İhtiyaçlar sınırlı, kaynaklar ise sınırsızdır. İhtiraslar, ihtiyaç değildir.

  HAYDAR BAŞ (YTP BAŞKANI)

 -İnsanın öğretmeninin doğa, kitabının insanlık, okulunun yaşam olduğu birgün gelecek mi?

HALİL CİBRAN

- Savaş, büyük bir rant oluşturduğundan, barışı korumak da o denli zor olmakta.

 TAYFUN TALİPOĞLU

————-

 - Mutlu olmak için; ya elindekini kullanacaksın, ya da elindekileri çoğaltacaksın.

Tanrı hepimizi de afededip cennetine alacak

Kötülüğe kötülükle karşılık verirse

Bizden ne farkı kalır?

 Kim senin yasanı çiğnemedi ki, söyle?

Günahsız bir ömrün tadı ne ki, söyle?

Yaptığım kötülüğü, kötülükle ödetirsen Sen,

Sen ile ben arasında ne fark kalır ki, söyle?

                         …

Şarap testimi kırdın tanrım

Zevk yolumu tıkadın tanrım

Nar rengi şarabımı yere çaldın tanrım

Tövbeler olsun, yoksa sarhoş musun tanrım?

                        …

Beni sana getiren yoksulluk muydu

İstekleri basitse kimse yoksul değil.

Dürüstü ve özgürü onurlandırabiliyorsan

Beklediğim onur vermen, başka birşey değil. 

                       …

Cennette cehennem de senin içinde

                       …

Denizde boğulan su damlacığı,

Toprakta eriyen toz zerreciği,

Bu dünyadan geçişimiz nedir ki?

Değersiz bir böcek! Bir göründü bir yokoldu.

                      …

Oyunu oynayan tanrı, bizlerse dama taşı!

İşin doğrusu bu, gerisi laf-ı güzaf

Onun için dünya dama tahtası, bizler birer oyuncak

Bıkar sonunda, salıverir hiçliğin kuyusuna

      ÖMER HAYYAM

 - Sevgi ve bilgi, paylaşılarak büyür.

  EMİNE ŞEN

- Gerçek göçebeler, bir yerden başka bir yere gidenler değil, aksine oldukları yerden kıpırdayamayanlardır. Belli kodlardan kaçarak aynı yerde kalmak için göçebeleşenlerdir.

 GİLLES DELEUZE

 - Hiç bir kitap, ruhumuzu ‘Upanişadlar’ kadar yüceltemez. Hayatımın acılarını onlarla avuttum, ölürken de onlar beni teselli edecek.

- Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiçbir şeyi olmayandır. 

   ARTUR SCHOPENHAUER

 

 - Huzur, vahdet sırrına erenindir.

  UPANİŞADLAR

 

-Görmek istemeyen kadar, kimse kör değildir.

     İBN-İ SİNA 

 

 -Aydın ile sokak adamının inançları bir olabilir mi? Vedaların dışında, öteki dinlerin büyük hatası, bu gerçeği anlamamış olmalarıdır.

  MAX MÜLLER

 

 - Düşünmeden okumak körletir, okumadan düşünmek yanıltır.

  CLAİRVANY

 

-Yaşamak, gecenin tüm karanlığına rağmen buğulu bir cama güneşi çizebilmektir.

  ÜLKÜ AKVARUP

 

- Görmeden görebilirim ama düşünmeden düşünemem.

  P. VALERY

 

-Tam bağımsızlık, tam barbarlıktır. Çünkü; güçler dengesi gözetilmez.

-Bireysel özgürlük yoksa tam bağımsızlık da yoktur.

-Hem milliyetçi olacaksınız hem de antiemperyalist bu mümkün değil.

- Batı dışı dünya hakkında Marx ve Engels’in düşünceleri bütünüyle emperyalisttir…ABD’nin, Meksika’nın epeyce toprağını ilhak etmesiyle sonuçlanan savaşı Marx kendi cümleleriyle, “tembel ve çaresiz Meksikalılara karşı uygarlaşmanın lehine bir netice” olarak nitelemiş ve desteklemiştir.

Fransa’nın Cezayir’i işgali de “ilerleme ve uygarlık için önemli ve talihli bir olay”dı. Çünkü, “Bedeviler bir haydutlar ulusu” idi.

Marx, İngilizlerin Hindistan’ı işgalini de aynı mantıkla desteklemiştir. Çünkü Hint toplumsal hayatı, Marx’ın tabiriyle “değersiz, durağan ve bitkisel” idi.

 

 RASİM OZAN KÜTAHYALI

  

- Tarihsel ve entellektüel atıklar, sanayi atıklarından daha büyük ve ciddi bir sorun yaratır. Yüzyıllar sürmüş olan saçmalıkların çökeltisinden bizi kim kurtaracak?

JEAN BAUDRİLLARD

*

- Hayat, umutsuzlukdan umut yaratmaktır.

YAŞAR KEMAL

 

 *

 

- Avrupa’da insanlar tesadüfen ölür, biz de ise tesadüfen yaşarlar.

HASAN PULUR

*

 

- Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.

PEYAMİ SAFA

 

-Batı, monobilok bir yapı değildir. Birçok katmanlardan oluşmaktadır.

Uluslarüstü olarak, Batıdan daha iyi bir model yok. Her şeye rağmen demokratik, özgür ve örgütlü yapıların en çok geliştiği yapılar, Batıda bulunmaktadır.

 AYŞE HÜR

 

-Kiminle savaşıyorsanız, onunla barışırsınız

 ALEV ER

  

-İnsanların çoğunluğu, kendi yeteneklerini abartarak böbürlenirler…Her insan, kazanma şansını olduğundan büyük, kaybetme şansını ise olduğundan küçük görür.

 ADAM SMİTH

 

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ

Salı, 01 Aralık 2009

 

 Gelişim psikolojisi; insanın döllenmeden ölüme kadar süren sürecini inceleyen, bir bilgi dalıdır.

 Yaşamın en hızlı değişikliklerinin olduğu dönem; 0-2 yaş arası daha sonra 2-6 yaş arası ve son olarak da gençlik dönemidir.

 25 yaşından sonra hücresel değişiklikler başlamaktadır. Bu değişiklikler önce yavaş yavaş daha sonra giderek hızlanmaktadır. 25 yaşına kadar gelişimde bir ilerleme; ‘progness’, 25 yaşından sonra ise bir gerileme; ‘regness’vardır.

 

 Çocuğun dil gelişimiyle ilgili kuramlar:

 

 Taklit kuramı:

 Bu kurama göre çocuklar, işittikleri sözleri taklit ederek öğrenirler. Buna tepkiler; çocuk daha önce işitmediği sözleri, nasıl öğrenip kullanıyor? Gramer, nasıl taklit edilir? Neler taklit ediliyor?

 Bu kurama eleştirel yaklaşanlar; “dil öğrenimi sadece taklitle kalsaydı sınırlı ve ileriye gidemezdi. Oysa çocuk, dili çok kompleks bir şekilde öğrenmektedir”, demektedirler.

 Taklit kuramı, çevresel koşullara (aile, arkadaş grubu, okul vs.) ağırlık veren bir öğrenme kuramıdır. Bu öğrenme kuramı, pekiştirmeyi de içine alıyor. Ayrıca ‘bağsal öğrenme’ye de ağırlık veren bu kuram; ‘klasik koşullanma’, ‘ayırt etme’, ‘genelleme’ gibi temel kavramlarla öğrenmeyi açıklamaya çalışır.

 Skinner’a göre çocuğun çıkardığı sesler, sözler edimlerdir. Bu edimlerin pekiştirilmesiyle öğrenilmeleri artar. Ona göre pekiştirme, önce kelimelerle sonra cümlelerle olmaktadır.

 Taklit kuramına çok sert karşı çıkan Chomsky’e göre çocuk, seslerden heceleri, hecelerden kelimeleri, kelimelerden kalıpları, kalıplardan cümleleri oluşturmaktadır. Bütün bunlar için de bir takım kurallar kullanır. Çocuk bu kurallarla, sonsuz sayıda cümle kurabilir. Chomsky, bu kurallara; ‘dönüşüm kuralları’ demektedir. Çocuk bu sayede düşündüklerini yazıya, söze geçirebilmektedir.

 Ona göre dönüşüm kuralları; derin yapıyı (semantik / anlamsal) yüzeysel yapıya (sentaks / kelimelerin diziliş sırası / gramer) dönüştürmek içindir. Bunun öğrenilmesi dilin kazanılmasında en temel şeydir. Çocuk okula başlamadan dönüşüm kurallarını öğrenir.

 Chomsky’ye göre, derin yapı pekiştirilemez ve asla taklit edilemez. Dilin kazanılması, sinir sisteminde doğuştan varolan yeteniğin olgunlaşması ile olur

 Chomsky, ’üretme’ sözcüğünü örnek veriyor. Çocuk daha önce duymadığı, dağarcığında olmayan bu kelimeyi, pekiştirilmeden yaratıcı bir şekilde dağarcığında kendisi üretiyor. Ona göre insan beyninde, bir türetme yapısı vardır. İnsanlar yeni şeyleri türetme kapasitesine sahiptirler, diyor.

 Böylece Chomsky, Skinner’ın kuramını yıkmıştır.

 

 Chomsky’nin görüşlerine katılan Lenneber’ e göre de dilin kazanılması, doğuştan bir yetenekle olmaktadır.

 Piaget’ye göreyse, çocukta düşünce ile dil birbirine paralel olarak gelişmektedir. Hatta düşünce biraz daha öncedir.  Dilin anlamını önemli kılan düşüncedir. Bir, iki yaşındaki çocukların kullandığı kelimelerin üçte ikisi isimlerle, pek azıysa hareketlerle ilgilidir.

 Ona göre işlem öncesi dönemde, çocuklar genellikle iletişim amacı taşımayan şekilde, yüksek sesle konuşurlar. Başkalarını duymazlar. Bu tür konuşmaya ‘egosantrik konuşma’ denir. Bu konuşma çocuğun kendisi üzerine yoğunlaşmasıdır.

 Piaget’ye göre, 4-7 yaş arası çocuklarda üç tür egosantrik konuşma vardır:

 1-Tekrar, 2-Monolog, 3-Kollektif monolog

 

 Kollektif monolog; birkaç çocuk bir arada ama yine de birbirlerini duymayıp, yüksek sesle konuşurlar.

 Kısaca Piaget’ye göre, dil gelişimi ile bilişsel gelişim birlikte olmaktadır. Annelerin dil gelişimine yardımcı olmaları, dil gelişimini hızlanmaktadır. Ancak ilk gelişimde etkili olmaktadır daha sonraki bilişsel gelişimde çocuğun kendisi bunu başarmaktadır.

 

Erikson’a göre kritik dönem:

Ona göre, insan gelişimlerinin en kritik dönemleri; 0-2 yaş ve ergenlik dönemidir. Yaşamın ilk yıllarında hayata uyum ya öğrenilir ya da güvensizlik duygusu ortaya çıkar. Bu güven duygusu, ilk iki yaşta gelişmezse çocuk ilerde hep güvensizlik duyar.

 Gençlik Şizofreniyası’; kişinin gençlik döneminde kişiliğini bulamamasıdır.

 Freud’a göre, çocuğun ilk beş yaşındaki durumu ilerde ne olacağını gösterir. Erikson ise buna ‘hayır’ der.

 

 Eğiklik etkisi:

 

İlk kez 1933 yılında Hoffmann, işlem öncesi döneme ait çocuklarda, çatı üzerine bacanın 90 dereceye yakın bir açıyla çizildiğini tespit etmiştir. (Paiaget de Hoffmann’ın bu çalışmalarını desteklemiştir.) Bu durum, bu yaşlardaki çocuklarda dikey olana eğik çizmenin gelişmediğini göstermektedir. Bu yetenek, 7 yaşlarında kazanılmaya başlanıp, 9 yaşlarında iyice pekişmektedir.

 Bazı hayvan türlerinde de eğik çizgilerin, dikey çizgilere oranla daha zor algılandığı tespit edilmiştir. İşte bu duruma ‘eğiklik etkisi’ denilmektedir.

 Bu dönem çocukları kareyi, kare içine kolayca çizdikleri halde üçgen ya da daire içine kareyi öyle kolayca çizememişlerdir.

 Bir görüşe göre bunun nedeni; çocuk hep her şeyi dikey gördüğünden, sinirlenip eğik olanı da dik çizmektedir.

 Çocuk, üçgeni üçgenin içine çizerken dış üçgenden yararlanıyor. Ancak üçgenin içine kare çizerken yararlanabileceği bir şey yok. Bu nedenle zorlanıyor.

 Piaget’ye göre ise çocuk belli bir nokta üzerine odaklandığından, kağıdın düz kenarlarını görememekte, bu nedenle de bacayı eğik çizmektedir.

 Piaget’nin bu cevabı yeterli değil. Çünkü; çocuğa anlamsız materyal verildiğinde de aynı hataları yapıyor.

 Daire 3, kare 4, üçgen 5 yaşında kazanılmaktadır.

 

 Ergenlikte fiziksel gelişim:

 

 Kızlarda ergenliğe giriş yaşı genellikle 7 yaş, erkekler de ise 9 buçuk yaştır. Bu dönemin en geç başlama yaşı kızlarda 13buçuk, ekekler de ise 14 yaştır.

 Bu dönem, dinamikliği yönünden diğer dönemlerden ayrılır. Kas ve iskelet yapısı gelişir, boy uzar, cinsel bölgelerin gelişimi hızlanır, kıllanmalar başlar, ses tonunda değişmeler görülür.

 Erkeklerde testis ve spektüslerin gelişmesiyle erkeklik hormonu gelişir. Buna bağlı olarak da cinsel bölgelerin gelişimi hızlanır.

 Kızlar da ise göğüsler büyümektedir. Cinsel gelişimi, çeşitli yerlerin kıllanması izler.

 Erkeklerin bazılarında göğüs kafesi ve göğüsler genişlemektedir. Bu olaya ‘jinokomastik’ denilmektedir.

 Kız ve erkeklerin aynı yaşta olmalarına rağmen biyolojik yaşları farklı olduğundan farklı gelişim gösterirler.

 Kızlarda boy uzaması; 10 buçuk-14 cm, erkeklerde; 12-14 cm arasıdır. (Bir yıl içindeki boy uzaması)

 Kızlarda ses değişimi; 18 yaşında başlar ve erkeklere oranla pek belli değildir. Bu ses değişimi 1-2 yıl sürebilmektedir.

 

 İskelet yapısı:

1-Uzun kemikler; kollar ve bacaklar.

2-Yuvarlak ve şekilsiz kemikler; el ve ayak bilekleri ile omurgada yer alan kemikler.

3-Düz kemikler; pelviste ve kafatasında yer alan kemikler.

 

 Uzun kemikler, ergenlikte en hızlı gelişen kemiklerdir. Bu kemiklern şekillerinin aynı kalmasına karşılık boyları ve kalınlıkları gelişiyor.

 Bu dönemde, vücut kompozisyonu bütün iskelet yapısı birbirinden haberli olarak uyumlu bir şekilde gelişiyor.

 Erkeklerde iskelet gelişimi daha hızlı ve büyük, kızlarda ise daha yavaş olmaktadır. Kızlar bu döneme daha önce girip daha hızlı basamaklardan geçerek, çok çabuk bitirmektedirler.

 Kızlar sürat ve aktivite gerektiren performanslarda, 14 yaşında zirveye ulaşırlar. Kızlar, ince motor faaliyetleri bu yaşlarda gerçekleştirmelerine rağmen erkeklerde bu daha geç olmaktadır.

 Bu dönemde bir de yağ miktarı, cinsel gelişime göre değişmektedir. Yağ birikimi kızlarda daha fazla olmaktadır.

 Bir diğer önemli husus da ergenliğin gelişimini sağlayan; ‘endokrin’ salgı bezlerinin gelişimidir. Gelişmeyi sağlayan iki hormon daha var; ‘büyüme’ ve ‘somatomedin’ hormonudur. Bu hormonlar kızlarda ve erkeklerde farklı şekillerde salgılanıyor. Bir de ‘austragen’ hormonu var ki, bu sadece cinsiyet gelişimini değil, büyüme ve olgunlaşmayı da etkiliyor.

 Daha önceleri ergenlik çağına girme daha gençken, bugün daha erken olmaktadır. Örneğin; kızlarda adet görme daha önceleri 15-17 yaşken, bugün 12-14 yaş civarıdır. Bunun sebebi ise iyi beslenme gibi etkenlerdir.

 

 Ergenlerde zihinsel gelişim:

 Ergenler, akıl yürütmeyi yavaş yavaş başarmaktadırlar. Akıl yürütmenin ve problem çözmenin en hızlı dönem; 11-15 yaştır. Bu dönemde soyut problemlerle uğraşılıyor bazen başarılıyor da.

 Piaget’de 11 yaş civarında başlayan formel işlemsel dönem, kişinin artık bilişsel gelişime ulaştığını göstermektedir. Ona göre bu dönemin en önemli özelliği; sınıfsal, mantıksal düşünmenin gelişmesidir. Ayrıca olası ilişkiler de gelişir. Ergen bu ilişkileri görüp işine yarayanı seçebilmektedir. Piaget buna, ‘basit bilimsel yöntem’ olarak bakmaktadır. Yine bu dönemde birleştirici – bütünleştirici düşünme esnekliğiyle birlikte, ‘hacim korunumu ilkesi’ kazanılmaktadır.

 

 Adölasan dönem:

 Bu dönem ergenlikten gençliğe geçiş dönemidir. Bu dönemde, kızlarda ‘austragen’ erkekler de ise ‘androgen’ hormonları salgılanır.

 İklim, genetik koşullar, beslenme gibi durumlar buluğ dönemini etkilemektedir. Erken buluğa girmenin bir zararı yok ancak çoğunlukla bu durumdaki kişilerde güvensizlik duygusu gelişmektedir. Arkadaşları tarafından alay konusu olmaktadırlar. Genellikle bu durumdaki birey, birkaç alanda başarılı olarak bundan kurtulabilmektedir.

 Bu dönemde çocukların gençliğe geçişleri bir sorundur:

 *Gerek fiziksel gerekse hormonal gelişim öylesine hızlıdır ki, birey bu duruma uyum sağlamakta güçlük çeker.

 *Bu dönem akademik olarak da önemlidir. Birey yavaş yavaş mesleğe uygun düşünmeye başlamaktadır.

 *Seks dürtüleri ortaya çıkar ancak bu dürtüler, toplumsal tabularca frenlenir.

 *Yine ilk kez bu dönemde ‘ben kimim?’ sorusuna cevap aranmaktadır. Birey kimliğini kendi başına bulamıyorsa gruplarda arar.

 

 Yaşlılık ve yaşlılıktaki biyolojik ve psikolojik gelişim:

 

 Yaşlılık; yaşanılan yılların sayısal toplamıdır. Belli bir yaş sınırının üzerinde olanlardır.

 Birren’e göre yaşlanma; bireyin psikolojik, biyolojik ve sosyal yönlerinden yaş almasıyla ortaya çıkan düzenli değişikliklerdir. Ancak bu değişiklikler azalma, zayıflama yönünde olan değişikliklerdir.

 Çeşitli gelişmelerle insan ömrünün artması, yaşlı insan sayısını da artırmıştır. Bu da yaşlılık biliminin, ‘gerentoloji’nin kurulmasına yol açmıştır.

 

 Yaşlanmalar:

 1-Biyolojik yaşlanma.

 2-Psikolojik yaşlanma.

 3-Sosyolojik yaşlanma.

 

 Biyolojik yaşlanma:

 İnsan organizmasının yapısında ve fonksiyonlarında zamanla ortaya çıkan değişikliklerdir. Bu dönemde en önemli fiziksel değişiklikler; saçların beyazlaşması, derinin buruşması, omurga, dirsek ve belde disklerin gelişmesinin durması sonucu vücudun bükülmesidir.

 Duyusal bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Özellikle 40 yaşından sonra görme duyusu, işitme ve tat duyuları zayıflar.

 Fiziksel değişmelerin yanında bir de fizyolojik değişmeler vardır. Örneğin; oksijen alımı % 60 azalır. Bunun sonucu kişi çabuk yorulur, iş görme gücü azalır.

 Kalbe gelen kanın ancak % 65’i pompolanmaktadır. Kaslarla ilgili sinir hücrelerinde bozulma o kadar fazla değildir. Refleksler yavaşlasa da bunları üreten sinir hücrelerindeki bozulma o kadar değildir.

 

 Biyolojik yaşlanma teorileri:

 1-Bireyin hücrelerinin azalması ve bu ölen hücrelerin yerine yenisinin üretilmemesinden dolayı yaşlılık ortaya çıkmaktadır.

 2-DNA ve RNA’daki değişmelerin metobolizmadaki değişimlere yol açması, hücre kaybı ve %10’da kromozom kaybı olması nedeniyle yaşlılık ortaya çıkmaktadır.

 Yaşlanma olgusunu açıklayan en tutarlı görüşler; ‘bilişsel (zihinsel) açıklamacı’ görüşlerdir. Bunlar, yetişkinlikteki zihinsel yeteneklerle, yaşlılıktaki zihinsel yeteneklerin bütün bütüne değil de kısmi değişiklikler olduğunu söylüyor.

 Bilişselcilere göre, sözel yetenek değişiklikleri 60-65 yaşları arası düşmektedir.

 

 Schoei, zihni; ‘kristalize zekâ’ ve ‘görsel depolama’ diye ikiye ayırmaktadır. Görsel depolamada yaşla ilgili önemli bir değişiklik olmamasına rağmen görsel faaliyetlerde önemli ölçülerde azalma görülmüştür.

 Cattel da zekâyı; ‘kristalize’ ve ‘akıcı zekâ’ diye ikiye ayırmıştır. Akıcı zekâ; nörofizyolojik durumla ilgili öğrenme ve yenilikleri kabul etme, çabuk anlama, çabuk kavrama süreçleri ile çok yakından ilgilidir.

 Kristalize zekâysa, statik bir yapıdır.

 Akıcı zekâ doruğa, ergenlikte ulaşıyor. Bundan sonra gerilediği görülmektedir. Kristalize zekâysa ölümden biraz önceye kadar hep sabit kalıyor. Akıcı zekâ olmadan, kristalize zekâ olmaz.

 

 Psikolojik yaşlanma:

 Psikolojik gelişmeler, bellek gelişiminin yaş ilerledikçe geriye doğru gittiği görüşünü yıkmıştır.

 Ayrıca gençlerle yaşlılar arasındaki fark; yaşlılar ölüme daha yakın olduklarından psikolojik değişimleri farklı farklı olmaktadır.

 Yeni öğrenilenlerin hatırlanmasında güçlük çekilmektedir. Eski öğrenilenlerin unutulmaması ise yaşlılar uzun süre yaşadıklarından ve bu nedenle de iyi öğrenmiş olduklarından kolay kolay unutmuyorlar.

 Algılamada, akıl yürütmede, problem çözmede ve buna bağlı olarak bilişsel gelişmelerde azalmalar görülmektedir.

 

 Sosyal yaşlanma:

 Vurguladığı dönem, emeklilik dönemidir. Ekonomik, sosyal, kültürel düzeyine göre yaşlılık rolleri değişmektedir. Sosyal yaşlanmayı belirleyen bunlardır

 

 Sosyal değişme kuramları:

 

 1-Disengagenent kuramı; sosyal-psikolojik yaş ilerledikçe birey kendini geriye çekmeye başlar. Fiziksel dünyadan, kendi iç dünyasına çekilir. Sosyal açıdan da kişiler arası ilişki düzeyini kaybediyor. Birey daha az kişilerle etkileşime giriyor. Bir yerde toplum onu buna zorlamaktadır.

 2-Aktivite kuramı; biyolojik yapıda ve sağlıktaki değişmelerin dışında yaşlı insan, orta yaşlılarla psikolojik ve sosyolojik olarak aynı düzeydedir. Yaşlılarda geri çekilme olayı, yaşlının istemesi yanında toplumun da onu zorlamasına bağlıdır.

 Yaşlılıkta her türlü aktivite yavaşlar. Bunun da işine ve kişilik yapısına bağlı olduğunu savunuyorlar.

 Bunlara göre başarılı bir yaşlılık; kişinin kendisine yetecek düzeyde fiziksel, sosyal ve zihinsel aktivitesini korumuş olmasına bağlıdır.

 3-Rol çıkışı kuramı; bireyin emekli olması, dul olması, iş gibi önemli sosyal durumlarından kişiyi ayırmıştır.

 4-Sosyal gelişme kuramı; insanlar güven duygusu, sevgi, sosyal tabu, hayranlık gibi vb. türden sosyal olaylarla ödüllendirilmektedir. Bu ödülleri elde etmek de çaba, sıkıntı ve yorgunluk getirmektedir.

 Ödüller için harcanan toplam çabadan (sıkıntı, yorgunluk) çıkarılan kâr kişinin yaşlılık durumunu belirliyor.

 

    

 BİREYSEL AYRILIKLAR:

 

 Bireyler arası farklı davranışları çözümlemek için belirli yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bunlar:

 1-İnsanların her bakımdan eşit oldukları varsayımına dayanan yaklaşım; bu yaklaşıma göre, insanlar nerede doğmuş ve yaşamış olursa olsun eşittirler. Yani aynı potansiyele sahiptirler. Her insan aynı yaşam koşulları, sosyal, zihinsel gelişme bakımından aynı şartlar sağlanırsa, bütün insanlar aynı düzeye gelirler. Herkes sonsuz gelişme potansiyeline sahiptir.

 Bu görüşe göre insanlar arasındaki farklılıklar, aynı yaşam olanaklarının sağlanmamasından kaynaklanmaktadır.

 Eşit eğitim, beslenme, sağlık vs. olanakları sağlanırsa herkesin de eşit olacağını savunmaktadırlar.

2.Yaklaşım, yukardaki yaklaşımın tam tersidir:

  İnsanlar eşit doğmazlar, doğuştan insanlar birbirinden farklıdır. Kalıtsal olarak getirdiğimiz özelliklerle birbirimizden farklıyızdır. Yıllar sonra bu farklılıklar daha da belirginleşecektir.

 Bireyler sonsuz potansiyellerle değil, biyolojik yapılarının elverdiği ölçüde bir potansiyelle doğarlar. Herkes kendine göre büyüme, öğrenme, gelişme gösterir. Ne kadar aynı olanaklar sağlanırsa sağlansın, bireyler aynı düzeye gelemezler.

Örneğin; geri zekâlı çocuklara ne kadar çok üstün çevre olanakları sağlarsak sağlayalım normal çocukların seviyesine ulaşamazlar.

 Peki bireyler arası farklılıklar nasıl incelenecek?

 Bu konuda birçok kuram ortaya atılmıştır. Örneğin; tip kuramcılarının ortaya attığı; ‘tipoloji kuramları’.

 Bir diğer kuram; ‘trait kuramı’ kuramı. Bu kurama göre, bireylerin davranışlarında, tutumlarında göze çarpan, devamlılık gösteren, tutarlılıklar gösteren özellikler ele alınmıştır. Ancak tüm bireyler arasında, karşılaştırma yapabilmek için daha çok birbirine benzeyen traitlerin (benzeş davranışsal özellikler) saptanmasına çalışılmıştır. Yani bu görüşe göre, bireyler aynı traitler, benzer davranışlar bakımından karşılaştırılabilirler. Örneğin; zekâ testleri saptanmış traitlerden oluşmaktadır. Bu testten alınan sayısal değer, bireyin kim olduğunu, diğerleriyle karşılaştırmayı sağlayan bir ölçüt sağlıyor.

 Trait yaklaşımı, bireyler arasında niceliksel bir karşılaştırma olanağı sağlıyor. Bu sayede bu yaklaşımla daha katkılı teknikler geliştirilmiştir. Bu tekniklerden en fazla kullanılanı; ‘faktör analizi’dir.

 Ancak bu yaklaşımda önemli bir problem var:

 Tüm insanların karşılaştırılabilecekleri traitlerin ne olduğunun saptanması oldukça zor.

 Tipoloji kuramları ise bireyleri belirli özellikler bakımından tiplere ayırmışlardır:

 Örneğin tipolojinin babası Spranger, 6 tip saptamıştır:

 1-Estetik tip, 2-Sosyal tip, 3-Politik tip,

 4-Dinsel tip, 5-Ekonomik tip, 6-Teorik tip.

 Kredchmer de iki tip saptmıştır; aynı fiziksel özellikleri olanları topladığı ‘fiziksel tip’ ve aynı mizaca sahipleri topladığı; ‘mizaç tip’. Aslında ikisi bir tiptir. Kredchmer, bu iki tipin karşılaştırılabileceğini söylemiştir.

 Jung da insanları, ‘içe dönük tip’ (çekingen, az sosyal, utangaç) ve ‘dışa dönük tip’ (atılgan ve daha sosyal) diye ikiye ayırmıştır. Ve insanların hangi tipden olduğunu anlamak için testler geliştirmiştir ancak sonuçta her iki tipten de olmayan bireyler ortaya çıkmıştır.

OSCAR WİLDE - “DORİAN GRAY’İN PORTRESİ”

Pazar, 31 Mayıs 2009

 

OSCAR WILDE:

 

“Ben dehamı hayatıma, eserime ise yalnızca hünerimi koydum”.

 

 

                ‘‘DORİAN GRAY’İN PORTRESİ’’nden:                                       

 

- Liberaller, her şeyin fiyatını bilir ama hiçbir şeyin değerini bilmez…

*

 - Tecrübe, herkesin hatalarına verdiği isimdir.

*

- Mutluluk; ulaşılacak bir istasyon değil, yolculuğun ta kendisidir.

*

 - Ciddiyet, sığlığın tek sığınağıdır.

*

 - Ziyan olmuş hayat yoktur, sadece gelişimi durmuş hayatlar vardır.

*

 - Gelişimi engellenmiş hayattan daha kötüsü yoktur.

*

 - Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlarsa sonuncusu olmak isterler.

*

 - Evliliğin en çekici yanlarından biri, yalan söylemeyi eşler için gerekli kılmasıdır.

*

 - Erkekler yorgunluktan, kadınlar meraktan evlenirler. Sonunda ikisi de hayal kırıklığına uğrar.

*

 - Evlenmenin gerçek kusuru, insanı bencillikten alıkoymasıdır. Oysa bencil olmayanlar renksiz kişilerdir.

*

 - Kadınlar bizde şaheser yaratmak istemini uyandırırlar fakat onları gerçekleştirmemizin durmadan önüne geçerler.

*

 - Güzel kadınların kocaları, adam öldürenlerle birdir.

*

 - Kadınlar, eksiklerimizden dolayı severler bizi. Yeteri kadar kusurluysak her şeyi bağışlarlar bize, zekamızı bile…

*

 - Ilımlılık kötü bir şeydir, yeter dediğimiz yavan bir yemek, aşırı dediğimizse bir şölendir.

*

 - Bağışlatmak elde değilse, unutmak elimizdedir.

*

 - İnsan hayatı, başkalarının yanılgılarını yüklenecek kadar uzun değildir.

*

 - Tanımlamak, sınırlamaktır.

*

 - Her gösterişli hareketiyle insan, bir düşman kazanır. Sevilmek için bayağı olmalı.

 

- Her yolun sonu birdir; hayal kırıklığı.

*

 - Suç, aşağı sınıfların malıdır.

*

 - İnsanın sık sık yaptığı her şey, bir zevk haline gelir.

*

 - Hayatı sanat açısından ele alan adamın kalbi; beynidir.

*

 - Yaşlılığın acı yanı; insanın yaşlanması değil, genç kalmasıdır.

*

 - Kendimi ele verdim mi içimden bir şeyler eksilmiş gibi. İnsan hayranlığını sözlerle anlatmaya kalkışmamalı.

*

 - Tatsız, tuzsuzdur kır hayatı! Yapacak işleri çok olduğu için erken kalkıyorlar, düşünecek işleri olmadığı için de erkenden yatıyorlar.

*

 - Başkaları hakkında iyi düşünmemiz, kendimizden korkmamızdan ötürüdür. İyimserliğin temeli yılgınlıktır.

*

 - İnsan aşık oldumu, işe kendini aldatmakla başlar, başkalarını aldatarak da bitirir.

*

 - İnsanlar en çok kendilerine lazım olan şeyi, başkalarına vermeye pek düşkündür.

*

 - Kitapların ahlakından değil olsa olsa, iyi ya da kötü yazılmış olduğundan bahsedilebilir.

*

 - İnsanların ahlaka aykırı dediği kitaplar, utançlarını yüzlerine vuran kitaplardır.

*

 - Saklarsan, en bayağı şey bile çekici bir nesne haline gelir.

*

 - Bilinçle, korkaklık aynı şeydir.

*

 - Herkesi seviyorsan, hiç kimseyi sevmiyorsun demektir.

*

 - Eksikliklerimizi, kendilerinde gördüğümüz kişilere tahammül edemeyiz.

*

 - Güzellik, dehanın başka bir çeşididir.

*

 - Evrenin gerçek sırrı görünmeyende değil, görünendedir.

*

 - Başkalarının toplayacağından korkmasak, atacağımız bir yığın şey vardır.

*

  - Bütün sanat eserleri, bir yüzey ve sembolden ibarettir. Yüzeyin ötesine geçmeye kalkanlar kendilerini büyük tehlikeye atarlar.

*

—————

                                                     

 

- İki dünya vardır; biri kendinden sözedelim ya da etmeyelim ‘gerçek dünya’, öbürü de sözedilmezse varolamayan ’sanat dünyası’.

*

 - Sanat eseri ile tabiat eseri arasındaki fark; sanat eseri daima tektir, tabiat ise yarattıkları kaybolmasın diye aynı şeyi tekrarlayıp durur.

*

 - Tanrı insanı, insan da sanat eserini yaratır.

*

- Vatanseverlik, gaddar insanların erdemidir.

*

 - Ruh, bedende ihtiyar olarak doğar. Beden, ruhu gençleştirmek için ihtiyarlar. Platon, Sokrates’in gençliğidir…

 


  • watt
  • liverpool
  • freida pinto zac posen
  • c span yesterdayc span zelaya
  • connecticut department of labor
  • search in vi
  • potter
  • hp support helpline
  • new england patriots 1996 roster
  • new england patriots wiki
  • search tumblr
  • cessna
  • mongoose
  • connecticut limo
  • search engines and flash
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • vince young jay cutler
  • new england patriots 4
  • fastest
  • cspan hosts
  • mtv music awards
  • battleship ipad
  • bengals 80's
  • la ink price list
  • gypsy
  • vince young uncle rico
  • chad ochocinco yesterday
  • bcbg
  • hp support 6310hp support 7200
  • franchise
  • advise
  • freida pinto dev
  • c span youtube obama
  • dis tester
  • melanie
  • connecticut 104.1
  • bangles eternal flame mp3bengals forum
  • hp support 6930p
  • johanson
  • cspan question timecspan radio
  • chicago bears 96
  • bengals 09
  • hp support englandhp support forum
  • bengals forum
  • search engines of the world
  • la ink ink
  • tea party zombies download
  • bea binene
  • new england patriots kim kardashian
  • cricut
  • mtv true life
  • connecticut renaissance faire
  • battleship aurora
  • disconnect
  • bea input output
  • sensei
  • miata
  • battleship aurora
  • chicago bears tattoos
  • search 78search 800 numbers
  • la ink 03x05
  • search 3 bodybuilding other index
  • randy moss wallpaper
  • growing
  • cellphones
  • bea goldfishberg
  • chad ochocinco quotes video
  • closed
  • okidata
  • zara phillips royal wedding picture
  • hp support 2133
  • tea party obama
  • greg olsen puzzles
  • connecticut quarter error
  • bengals kids jersey
  • la ink upcoming episodes
  • greg olsen vikingsgreg olsen wife
  • hp support center
  • violins
  • stardust
  • chicago bears posters
  • chad ochocinco sisterchad ochocinco twitter
  • battleship 3d game
  • randy moss college
  • bengals undraftedbengals vs steelers
  • caffeine
  • olde
  • new england patriots 84
  • connecticut secretary of state
  • cola
  • mtv oddities
  • seaview
  • accessaries
  • bengals football
  • chicago bears training camp
  • chicago bears donation request
  • search 2.0
  • hp support chat
  • handles
  • amtrak
  • bea spells a lot
  • chicago bears 08 record
  • dist 91
  • bea exhibitors
  • chad ochocinco traded
  • bengals cheerleaders tryouts 2011
  • shoulder
  • hearings
  • connecticut post
  • connecticut 7 day weather forecast
  • la ink 3rd season
  • bea 2011 map
  • connecticut law tribune
  • tea party young people
  • vascular
  • tea party medicare
  • c span ii
  • chicago bears 4th phase
  • function
  • bea verdi
  • randy moss bio
  • la ink games online
  • battleship lexington
  • dis n dat band
  • bea oracle
  • tea party birthday
  • vince young football camp
  • chad ochocinco celebrationschad ochocinco dating
  • lightning
  • vince young wiki
  • vince young redskins
  • vince young rumors
  • zara phillips kids
  • mtv 30 years
  • search dog foundation
  • chad ochocinco 15
  • hp support 6500a plus
  • programmer
  • randy moss yahoo stats
  • bengals hard knocks episode 1
  • new england patriots needs
  • lily
  • randy moss football cards
  • search engines visibility
  • c span kozol
  • vince young to eagles
  • la ink corey
  • corrupt
  • virtue
  • trophies
  • operated
  • la ink youtube pixie
  • greg olsen mormon
  • every
  • hp support error 1005
  • vince young 2008
  • pure
  • search with image
  • mtv website
  • chicago bears number 17
  • bea 460 bosch
  • chad ochocinco to detroit
  • wonderful
  • bea test
  • search vim
  • rama
  • search comcast net
  • bengals 09 record
  • new england patriots rumors
  • damascus
  • search engines for jobs
  • hp support quick test pro
  • clasp
  • bea rims
  • new england patriots 65
  • new england patriots 3 4
  • chad ochocinco stats
  • partners
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • freida pinto jeansfreida pinto kissing
  • programing
  • hiker
  • search engines non tracking
  • search 990 filings
  • hp support assistant review
  • cspan streaming
  • bengals xxiii
  • chad ochocinco xpchad ochocinco youtube
  • vince young z
  • chad ochocinco and cheryl burke