Posts Tagged ‘Balık’

HAYVANLAR ALEMİ

Pazar, Temmuz 27th, 2014

 – Deveye sormuşlar, “inişi mi yoksa yokuşu mu seversin?” diye, o da “düzün suyu mu çıktı” demiş.

- Deveye sormuşlar, “boynun niye eğri?” diye, o da “nerem doğru ki?” demiş.

- Deveye diken, insana söven yaraşır.

- Ya bu deveyi güdeceksin ya da bu diyardan gideceksin.

- Deliye laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

*

- Kurda sormuşlar, “boynun niye kalın?” diye, o da “kendi işimi kendim görürüm de ondan!” demiş.

- Gezen kurt, yatan kurttan daha iyidir.

 – Kurt kocayınca, itin maskarası olurmuş!

 – Ağacı kurt, insanı dert yer.

- Kurt ol da gel beni ye!

- Kurt, dumanlı havayı sever.

- Kurt, kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.

- Kurt kuzuyu yemeye karar verince, kuzunun suyu bulandırdığı bahanedir.

*

- Gelin ata binmiş, “ya nasip” demiş!

- At izi, it izine karışmış.

- Ata et, ite ot verilmez.

- Atın ölümü, arpadan olsun.

- Boş torbaya, kısrak gelmez.

- At, sahibine göre kişner.

- Dere geçerken, at değiştirilmez.

- Hızlı giden atın boku, seyrek düşer.

- Yumuşak atın, çiftesi pek olur.

- Atım at oldu, sahibi malabat oldu.

- Beyden gelen atın dişi sayılmaz.

- Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla gitmeyen at, kapında varsa hepsini kaldır at!

- At ölür meydan kalır, yiğit ölür şanı kalır.

- Dört ayağı varken, at bile tökezler. (Abhaz Atasözü)

*

- İte bak, yattığı yere bak!

- İt ite, it de kuyruğuna buyuruyor.

 – Isıracak köpek, dişini göstermez.

- Havlayan köpek ısırmaz.

- İti an, çomağı hazırla!

- İt ürür, kervan yürür.

- İt, iti ısırmaz.

- Aç köpek kudurur.

- Eceli gelen köpek, cami duvarına işermiş!

- İt ile dalaşmaktansa çalıyı dolaşmak yeğdir.

- Köpekle yatan, pireyle kalkar. (İspanyol Atasözü)

*

- Taş var köpek yok,

taş yok köpek var,

taş var köpek var

ama kralın köpek

sıkıysa at taşı!

(Saskritçe bir şiir)

*

- El elin eşşeğini, türkü çağırarak arar!

 – Eşşeğin sevmediği ot, burnunun dibinde bitermiş!

- Eşşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir.

- Eşşeği seven, ossuruğuna katlanır!

- Sıpanın oynaması, eşşeği yoldan çıkarır.

 – Eşek ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır.

- Ölmüş eşek, kurttan korkmaz.

- Mektep cehaleti alır, merkeplik (eşeklik) baki kalır.

- Eşşeğin hatırı yoksa, sahibinin de mi yok?

- Adam namussuz olmaya görsün, sevmeyeceği eşşeğin önüne ot koymaz.

- On tane eşşeğin olacağına, adam gibi bir enişten olsun yeter!

- Allah bir garibi sevindirmek isterse, önce eşşeğini kaybettirir, sonra da buldururmuş!

- Eşşeğe içki içrmişler, çulunu bahşiş bırakmış.

*

Ehli keyfe keyif verir, kahvenin kaynaması,

Eşşeği yoldan çıkarır, sıpanın oynaması.

*

- Ömrünün sonuna kadar eşeğe binmektense, bir yıl ata binmek yeğdir. (Hollanda Atasözü)

- Eşek, eşekle dost olur. (Latin Atasözü)

- Bir insan sana eşek derse umursama ama beş kişi diyorsa, git kendine bir semer al. (Amerikan Atasözü)

*

- Bir boklu dana, bütün sürüyü boklamaya yeter.

 – El danasından, öküz olmaz.

- Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa!

- Öküz öldü, ortaklık bozuldu.

*

- Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış!

- Tavşana kaç, tazıya tut diyorlar.

*

- Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer, kürkçü dükkanıdır.

- Kafasında kırk tilki dolaşır, kırkının da kuyruğu birbirine değmez!

*

- Yılanın başını, küçükken ezeceksin.

- Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın.

- Yılandan korkmam, yalandan korktuğum kadar.

*

- Kasap “et” derdinde, koyun “can” derdinde!

- Her koyun, kendi bacağından asılır!

- Maydanoza gelince kırt kırt, sapına gelince mee!

- Ya sürüden olursun ya da çoban.

- Bir kazanda iki koç kaynamaz. (Moğol Atasözü)

*

- Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır.

- Kedi kendi götünü görmüş, “ne büyük yaram var!” demiş.

- Kedi uzanamadığı ciğere, “murdar” dermiş.

- Aslan yattığı yerden belli olur.

- Önemli olan kedinin ak ya da kara olması değil,  fareyi yakalamasıdır. (Mao)

- Eğer bir fare, kediye gülüyorsa yakınlarda bir delik var demektir.

(Nijerya Atasözü)

- Aslanlar kendi tarihlerini yazmadıkça, onların tarihini avcılar yazmaya devam edecektir.

(Afrika Atasözü)

- Fareye “aslan nedir?” diye sormuşlar, “kediyi” göstermiş.

(Arnavut atasözü)

*

- Bataklığı kurutmadığınız sürece sivrisinekler olacaktır.

- Pire için, yorgan yakılmaz.

- Pire itte, bit yiğitte bulunur.

- Yavşak büyüdü bit oldu, enik büyüdü it oldu.

- Maşallah “danazorlar”, dinozorların yokluğunu aratmıyor!

- Zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü.

*

- Attığın taş, ürküttüğün kurbağaya değsin.

*

 – Kuyudaki kurbağa, gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanır.

(Çin Atasözü)

*

- Balık, baştan kokar.

- İyilik yap denize at, balık bilmezse “halık” bilir.

- Kaçan balık, büyük olur.

- Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, “beyaz adam” paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.

*

- Küçük derede, büyük balık olmaz.

(Kızılderili Atasözü)

*- Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları, kimse bugünkü üstünlüğüne, gücüne güvenmemeli. Çünkü, kimin kimi yiyeceğine, suyun akışı karar verir.

(Afrika Atasözü)

- Dilinde bülbül, kalbinden katil! (Arnavut Atasözü) 

 – Kartal için, bir güvercini mağlup etmek şeref değildir.

(İtalyan Atasözü)

- Kartala ok değmiş, o da kendi yeleğinden.

- Geriye gitsem akbaba, ileri gitsem atmaca!

- Her kuşun eti yenmez!

- Bülbülü altın kafese koymuşlar, yine “vatanım” demiş!

- Bülbülün sustuğu yerde, baykuşlar öter.

- Bıldırcının beyliği, arpa biçimine kadardır.

- Leyleğin ömrü “lak lakla”, dervişin ömrü “beklemekle” geçermiş!

- Kılavuzu karga olanın, burnu boktan kurtulmaz.

- Besle kargayı, oysun gözünü!

- Kargaya yavrusu, kuzgun görünürmüş!

- Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!

- Kaz gelecek yerden, tavuk esirgenmez.

- Aç tavuk kendini, “darı ambarında” görürmüş!

- Civciv yumurtadan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş.

- Vakitsiz öten horozu, keserler.

*

- Aç ayı oynamaz.

- Armudun iyisini, ayılar yer.

- Köprüyü geçinceye kadar, ayıya “dayı” denir!

- Ayıdan post, düşmandan dost olmaz.

- Ayı yavrusunu severken, duvardan duvara vururmuş!

- Bahtsız bedeviyi, çölde kutup ayısı kovalarmış!

*

İBRAHİM ÇİFTÇİ

Cumartesi, Nisan 3rd, 2010

- Bazıları bilgiyi yük, beceriyi eziyet olarak görürler.

*

 - Dönmek; yanlışta ısrar etmemek, kendine bir şans tanımaktır.

*

- Herşeyin ilacı, itidaldir.

*

- Bu ülkede üç sınıf insan vardır; cinselciler, dinselciler ve Atatürkçüler. Biz üçüncü sınıfız.

*

- Harcamadığın para, senin değildir.

*

- Para herkesde durmaz, onu kullanabilecek olan da durur.

*

- Biz alışmışız, az parayla çok para kazanmaya!

*

- Aldığımız üç kuruş ama herkesin eli, benim cebimde!

*

- Para bok gibi, huzur yok.

*

- Para gayriciddi işlerde vardır, ciddi işlerle para kazanılmaz.

*

- Akbabalar, damarlarımdaki kanın kokusunu almış, pike üstüne pike yapıyorlar!

*

 - Derya senin olsa, içeceğin bir bardak su!

*

 - Bir bardak süt için, inek beslenir mi?

*

 - Denizden bir kova su almışsın nedir ki? Denizin suyu mu biter!

*

 - İstanbul’u versem bir gözünü verir misin? Dikkat et, iki İstanbul’a sahipsin!

*

- Bizim çilemiz, hem insancıklarla olacaksın hem de kızmayacaksın, kızmak bizi küçültür. İyiden, doğrudan, güzelden bihaber olan adamın nesine kızacaksın…

 *

- Kendini basit ve sıradan görürsen, tüy kadar hafiflersin. Olduğundan daha fazla görünmeye çalışırsan, o yükün altında ezilirsin.

*

- İnsanın değerli olduğu yerde kimseye bir şey olmadan önlem alınır. Bizde de bir kaç adam başı yenmeden, iş yapılmaz.

*

- Bilsem ki siz şu kapının arkasındasınız, ben yine özlerdim.

*

- Koskoca generale bir manga asker vermişler, “bunlara talim yaptır” diyorlar…

paşa napsın!

 *

- Dur bakalım yok, hadi bakalım.

 *

- Beklemek, kavuşmaktan iyidir.

 *

- Bir işi yaparken; kırmadan, yarmadan, kestirmeden, küstürmeden yapacağız.

 *

- Tamir et diye verirsin; kırar, yarar, bozar, sonra da koyup kenara geçip gider…

 *

- Her işimiz; “olmamış ya hadi neyse!”. Bir işinizde tam olsun, yok nerde!..

 *

- “Çam devirdiklerini” çok gördük ama devrimciliklerini hiç görmedik, açlık grevine girerler, kilo alıp çıkarlar!

 *

- İşten kaçıp, meydanda halay çekmenin adını; “devrimcilik” koymuşlar!

*

- Ellerinde sinekli şaraplar, esrar tekkesine çevirdikleri dumanaltı yerlerde, her daim “devrimden” konuşunca, sanırsın ki; yapmışlar da konuşuyorlar…

*

- İstemenin sonu yok! Herkes kendine göre devlet de ister, her yorulduğu yere han da! 

*

- Cümbüşün adını “ibadet”,

içkinin adını “bade”,

cinayetin adını “töre”

halayın adını da “devrim” koymuşlar.

 *

- Bir iş; konuşulabilir, tartışılabilir, uygulanabilir ve rantabıl olacak, değilse konuşmaya bile gerek yok. 

 * 

- Bazıları “büyük” doğar, bazıları yaptıkları işlerle “büyür”, bazılarının da “büyüklük” üzerinde kalır, benim üzerimde kaldı!

*

- Kimseye birşey söylemeye gelmiyor, kimseyi değiştiremiyorsun! Bu yüzden, ben hep kendimi değiştirdim.

*

- İnsan, önce taşı sevip okşuyor, hacetten sonra da en uzağa fırlatıyor.

İnsanlar da birbirini severken, önce “canım cicim” diye kucaklıyor, sonra da kucaklaya kucaklaya bokunu çıkarıyorlar. Daha düne kadar birbirlerinin kucağından inmeyenler, bugün birbirinin suratını, görmek bile istemiyor.

*

- Herşeye gelirim ama boynumdan çekilmeye asla!

*

- Herkesi dinle ama kararı kendin ver.

*

- İşimi yaparım ama kimse daha fazlasını, kendimi feda etmemi beklemesin!

- Bir işe aracı koyarken dikkat et, sana “kız” istiyorum diye gider, kendine alıp gelir!

*

- Acemi zampara işe en yakınından başlarmış!

- Zamparalığa çıkan, kendi şeyinin hesabını da iyi yapmalı!

*

- Düşkünle, şaşkınla, pişkinle fazla uğraşmaya gelmez. İyilik mi yapacaksın, yap ama fazla durma!

*

- Ne kadar kaçarsan, o kadar üzerine gelirler. Sana ait sadece bir çekmece kalsa, yine de yer yokmuş gibi ellerine geçeni oraya atarlar!

*

 - Hadi çocuğum, hadi yavrum… kumda oyna gözüne çöp batmasın!

*

 - Darpa, gaspa, fuhşa karışma ne yaparsan yap!

*

- Bir kere olsun cepheden gelmeyip, hep arkaya dolanıyorsa, çiz gitsin.

*

- Bazıları “alet” kullanmada bazıları da “adam” kullanmada daha beceriklidir. “Alet” kullanamıyorsan, “adam” kullanmayı iyi bileceksin!

*

- Bazıları kendini sürekli hatırlatmaya çalışırken, biz unutturmaya çalışıyoruz. Kendini bilmezlerin seni hatırlamasındansa, unutması daha iyidir.

*

 – Dengelemek istediğinde; önce dört basıp iki çekersin, fazla gelirse de iki basıp dört çekersin!

*

- İnsan uyanık olmaya görsün, zanneder herkes keriz!

*

- Eğer insan rahat değilse, onu en çok yoracak olan sosyal uyumdur. Ben hep iki yakamı bir araya getirmeye çalıştım.

*

 - Zayıf insanlar sırt sırta verir, güçlü insan buna ihtiyaç duymaz.

*

- Kara mizah, zayıfların güçlülere karşı kullandığı bir silahtır.

*

 - Bir meseleyi bütün açılardan değerlendirmiyorsan, söylediklerin sadece seni ilgilendirir.

*

  - Hayat üzüntüyle, pişmanlıklarla geçirilecek kadar uzun değildir.

*

  - Fazla acırsan, acınacak duruma düşersin. Düşkünle, şaşkınla fazla oyalanmaya gelmez.

*

- İyilik olsun diye verirsin, hak iddia etmeye başlarlar. Birde üstüne, “az verdin, hiç vermedin” diye, seni de suçlarlar.

*

 - Sen rakını iç, rahatına bak “memleket elden gidiyor!” diye ne kendini üz ne de bizi. Herşey çalkalana çalkalana mecrasını bulur. Arkası sağlamsa birşey olmaz, değilse de yıkılmaya müstehaktır. Devletlerin tarihinde yirmi yıl, otuz yıl nedir ki?

 *

- Ben oltamı atar rakımı içerim, gerisi balığın bileceği iş.

 *

- Şans kapısını açık bırak, ola ki gelir de “bulamadım” demesin.

 *

- Deha keşfedilmeyi beklemez, o kendi mecrasını bulur gider.

 *

- İnsanın kafası rahat değilse, tatile bile gitse götürdüğü sıkıntıdır.

*

- “Cek-cak, sak-suk, meli-malı” yok, bir işi üzerine aldıysan yapıp getireceksin.

 *

- Terbiyesi tam ama tahsili noksan olan, “tahsilli terbiyesizlerden” daha iyidir.

 *

- İnsan uğraştığı işe benzer. Malla, mülkle fazla uğraşmaya gelmez, sonra “mal” olur gidersin!

*

 - İnsan gençken, taş yese plastik çıkarır. Bir de yaşlanmaya görsün, şerbet bile içemez hale gelir…

*

- Adetleri bozmayın, büyüklerinizi üzmeyin!

*

- İnsan düşmeye görsün, duyan illet gelir, gelen de gitmez!

*

- İnsanlığa bir faydaları varsa, Allah bizden alsın onlara versin. Yoksa bizden uzak, Allah’a yakın olsunlar!

*

- İnanmak, insanın yükünü azaltır.

*

- İnsanın bir tek borcu vardır, o da Allah’a can borcu!

*

- Allah zalime uyuz versin, tırnak vermesin!

*

- Kafam rahat olsun diyorsan, ne verirlerse al ne istiyorlarsa ver!

*

- Ben size lazım değilsem, siz bana hiç değilsiniz!

- Karı karıda, iş işde bulunur!

*

- Kadın ağzını açtı mı, başlar iş çıkarmaya, masraf yazmaya. Ömrüm, karının ağzını kapamakla geçti!

*

- Huzur istiyorsan üç şeyle kavga etme; “Allah’la, devletle, karıyla!”

*

- İnsan hayatta üç şeyden gülermiş; ya “karıdan” ya “paradan” ya da “çocuktan”. Üçünden de güldüysen senden iyisi yok…

*

- İleri gidenlerden değil, ileri gelenlerden olun.

*

- İstanbul’un sokaklarında yürümek bile bir eğitimdir.

*

- “Açtım ağzımı yumdum gözümü” değil, “yumdum ağzımı açtım gözümü!”.

*

- Artık yumruğumu sıktığımda ne başkasına ne de masaya vuruyorum. Sıkıp cebime koyuyorum, mesele kalmıyor.

*

- İnsan sürekli problem çıkarmaya alışırsa, kimseyi bulamadığında da kendi gölgesiyle kavga etmeye başlar.

*

- Herkesi sıçtığı yere kadar kovalamaya kalkarsan, sürekli eksik, gedik ararsan, herşeye ceza vermeye kalkarsan, sonra konuşacak adam bulamazsın. Affetmek, büyüklüğün şanındandır.

*

- Gidecek adam arkasına bakmaz. Biz arkamızı toplamaktan, kollamaktan önümüze bakamaz olduk.

*

- Verdiği zararı karşılayabiliyorsak, biz onu hoşgörürüz. O zarar verecek, biz hoşgöreceğiz. Bizim hayatımız her daim sabır testinden geçmek. Sabır, olgunluğun temelidir.

*

- Ayıpları kusurları örtmek için Nakşilerin, cüppelerinin kolları uzundur. Biz Bektaşiler gibi kimsede kusur, ayıp görmediğimiz için cüppemizin kolları kısadır.

*

- Kendinde akıl yok, başkasına akıl vermeye kalkar!

*

- Zayıf insan için, mevcudu korumak en iyisidir.

*

- Şeyine istikamet veremeyen, iki koyunu güdmekten aciz olan bir de kalkmış şöyle yapacaz, böyle yapacağız diyor. Allahım sen aklıma mukayyed ol!

*

- Kendini idare etmekten acizdir, bir de mercimek kadar aklıyla aleme nizam vermeye kalkar.

*

- Azıcık palazlanan, “ben söyleyim sen yap” diyor. “Ben söyleyim sen yap”. Yok, illa o söyleyecek diğerleri yapacak!

*

- Biz devletde, gidenle değil gelenle ilgileniriz!

*

- Biz eski memuruz, bizde evrak kaybolmaz!

*

- İşinizi ilk gün yapın son güne bırakmayın. Yok! Yirmidokuz gün yatıp son gün iş yapmaya kalkarlar sonra da yetişmedi diye dert yanıp taktir beklerler…

*

- İşinizi doğru dürüst yapın, çoluk çocuğu kendinize nasihat eder hale getirmeyin!

*

- Devlet para veriyormuş gibi millet de çalışıyormuş gibi yapıyor. Böyle geçinip gidiyoruz.

*

- Hizmet için geldik derler, herkesi kendilerine hizmet eder hale getirirler.

*

- Bu adam önümüze geçer diye, “taktir” ederler ama “terfi” ettirmezler!

*

 - Bir makama terfi etmek istiyorsan; karşılaman, ağırlaman ve uğurlaman iyi olacak. Eğilip, bükülmeyi iyi bileceksin!..

*

- Saha işlerini biz yaparız, siz salon işlerine bakın…

*

- Müdürlük, aylak adam işidir, ne kadar işten kaçan adam varsa, hepsi müdür.

“Ben söyleyim sen yap!”

*

- Kendini bilmezlerin, önünde durulmaz.

*

- On tane eşşeğin olacağına, adam gibi bir enişten olsun yeter!

*

- Esnek sistem, dinamik program; sistem ne kadar esnek olursa, kimse de sistem dışında kalmaz.

*

- İstatistik, yanlış rakamların doğru toplanmasıdır.

*

- Bir insanın ya “karıcılığı” ya “paracılığı” ya da “rakıcılığı” iyidir. Bunlar için güçlü bir bünye lazım, benim hep zayıftı.

- Kaza geliyorum, namus gidiyorum demez!

*

 - Ziyan olacağına ver bir fakir sebeblensin! Yok, ziyan ederler yine de vermezler!

*

- Delikli taş bile yerde durmaz, illa ki biri alır, bir çiviye takar.

 *

- Sen bu namussuz aşınacak diye beklerken, o yıkılır gider haberin olmaz!..

 *

- Mevta kaldırmak, torba ağzı açmaya benzemez!

 *

- İnsan, bazı şeylerin oyuncak olmadığını, üzerine oturunca anlar!

*

- İnsanlar birbirine, dünyanın en ayıp şeyini yaptıktan sonra daha ne yapmazlar ki!..

*

 - Genç geriyorsa, yaşlı sevindir daha iyi!

*

- İşin bitince, içine edesin geliyor!

*

 - Erkek olmak zor zenaat! Ağır tahriğe maruz kalsan da asla taciz yok, edersen “namussuzsun”, etmezsen “sen de adam mısın?” derler…

*

 - Et ile ekmek, eti ete sürtmek, gerisi köpek tüfek!

*

- Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır!

*

- Bizimkilerin sevmemesi, sevmesinden daha iyidir. Sevdiğinden ya “vurası” ya da “sığdırası” gelir! Bir de sevmese kimbilir ne yapar?

*

- Herşey mevsiminde güzel; “kuş öterken, diş keserken…!”

*

 - Bizde “yüzsüzlük” yok istemeye, sizde de “insanlık” yok vermeye, namerde muhtaçlığımız hep bundandır.

*

- Yüze gülücü arkadan gömücülere dikkat et!

*

- Elimde bir kova su, “yanıyorum” diyenin taşaklarına serpiyorum. Bir Allah’ın kulu “sen de yanıyor musun?” demez.

*

- Gelen bağrıma yaptı ama ben de hepsini gördüm!

*

- Memur esnek, emekli gevrek olur. Emekliye fazla yüklenmeye gelmez, “tak” diye atar!

*

- Kimse üstün değildir. Herkesin arkasında bir kilo “bok”, önünde de yarım kilo “sidik”!

*

 - Kanı kanla yıkamazlar, suyla yıkarlar…

 *

- Herşeye nasıl bakarsan, öyle görürsün.

 *

- İçkiyi, sigarayı sağlıklı adam içer. Heyhat! Sonra sağlığını da alır gider haberin olmaz.

 *

- Acılarınızla dost olmaya bakın. Acıyorsa hayattasın demektir. Acı sizi olgunlaştırır. Acıyı bilmeyen başkasının halinden anlamaz.

*

- Eğer katili kurtarmak istiyorsanız, maktülü şuçlarsınız; “rahmetli ne yaptı da adamcağız bunu yapmak zorunda kaldı?”

*

- Bize birşey olmaz deme, yerin altı onlarla dolu.

*

- Size hak olan, bize müstehaktır!

*

 - Kazanmak isteyen için, fakirin başucunda durmaktan zenginin ayakucunda olmak daha iyidir!

*

 - Hırsıza kilit dayanmaz.

 *

 - Korku, emniyeti geliştirir.

 *

- Size yarayan, bize bol gelir!

 *

- Ben hadımım diyorum, onlar “kaç çocuğun var ?” diyor!

 *

- Bizim söyleyecek sözümüz çok, sizin yapacaklarınız çok.

 *

- Biz artık bundan sonra ekmeğin içinden, gençlerin kıçından geçineceğiz.

*

- Bir şey olmaz deme, herkes geçer sen takılırsın!

 *

- Ne yerler ne içerler, ne miktarda yaparlar bilmem ama başları sıkışınca nerde olsan gelip bulurlar.

- Baktın ki, işin içinden çıkamıyorsun, “bu durumda İbrahim Çiftçi olsa ne yapardı?” diye kendine sor. Böylece, bir çözüm yolu bulmuş olursun.

 *

- Bizimkisi yaşamak değil, ölüm nöbeti!

          

NAZIM HİKMET

Pazar, Mayıs 31st, 2009

                               

Sende ben imkansızlığı seviyorum.

*

Bıraksın peşimizi, kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar

 *

 Yaşamak

Bir ağaç gibi

tek ve hür

ve bir orman gibi

kardeşçesine

bu davet bizim

*

Ben yanmasam

Sen yanmasan

nasıl çıkar karanlıklar

aydınlığa

*

Herşey ortak, yarin yanağından gayri

*

Sefalette değil, refahta eşitlik istiyoruz.

*

 

DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.

Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.

Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.

Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.

Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.

Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.

Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
– demeğe de dilim varmıyor ama –
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

                    1947

                      NAZIM HİKMET 

NAZIM HİKMET RAN

 Nâzım Hikmet tam adıyla Nâzım Hikmet Ran lakabı güzel yüzlü şairdir. (d. 20 Kasım 1901, Selanik – ö. 3 Haziran 1963, Moskova)  şair ve oyun yazarı. Türkiye’de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncüsüdür. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır. Eserleri birçok yabancı dile çevrilmiştir. Mezarı halen Moskova’da bulunmaktadır. Türkiye Komünist Partili (TKP) olup ayrı ayrı toplam 11 davadan yargılanmıştır.

Eserleri birçok ödül almıştır. Ancak Türkiye’deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiş daha sonra Moskova’ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.

1938’de şairin cezaevine girmesiyle yasaklanıp ortadan kaldırılmış olan Nâzım Hikmet şiiri, Türkiye’de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965’te yeniden ortaya çıkmıştır.

                                         AİLESİ

  Nazım Hikmet; annesi Celile Hanım, babası ise Matbuat Umum Müdürlüğü ve Hamburg Konsolosluğu yapmış olan Hikmet Beydir. “Samiye” adında bir de kızkardeşi vardır.

 Çok güzel ve alımlı bir kadın olan Celile Hanım, eğitimci olan Enver Paşa’nın (Mustafa Celalettin Paşa’nın oğlu) kızıdır. Evinde piyano çalan, ressam denilebilecek ölçüde iyi resim yapan, Fransızca bilen bir kadındır Annesinin baba tarafından dedesi, Polonya’dan 1848 ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğuna göç eden Polonezlerden Konstantin Borzecki’dir. Bu göçün ardından Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celaleddin Paşa adını almış ve Osmanlı Ordusunda subay olarak görev yapmıştır. Türk tarihinde önemli bir eser olan “Les Turcs anciens et meternes” (Eski ve Yeni Türkler) kitabını yazmıştır. Nazım Hikmet anneannesi tarafından da kuzey Kafkasya Çerkezlerindendir.

Babası Hikmet Bey, Selanik’te, Hariciye’de çalışan bir memurdur. Diyarbakır, Halep, Konya, Sivas valilikleri yapmış olan Nazım Paşa’nın oğludur. Mevlevi tarikatından olan Nazım Paşa aynı zamanda bir özgürlükçüdür. Kendisi Selanik’in son valisidir. Hikmet Bey henüz Nazım’ın çocukluğunda memuriyetten ayrılır ve ailece Halep’e, Nazım’ın dedesinin yanına giderler. Orada yeni bir iş, hayat kurmaya çalışırlar. Başarısız olunca İstanbul’a gelirler. Hikmet Bey’in İstanbul’daki iş kurma denemeleri de nihayetinde iflasla neticelenir ve hiç hoşlanmadığı memuriyet hayatına geri döner. Fransızca bildiği için yeniden Hariciye’ye atanır.

 HAYATI

 Selanik’te doğdu. Aslen 20 Kasım 1901 olan doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirildi.

İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’’ı 1913’te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi’nde ortaokula başlar. 1917’de Heybeliada Bahriye Mektebine girer. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadoluya geçer. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada “Hamidye Kruvazörü”nde güverte subayıdır.

Bolu’ya öğretmen olarak atanır. Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesinde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921’de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924’te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı “28 Kanunisani” sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye’ye geri döner. Bu kez “Resimli Ay” dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine gitmek zorunda kalır. Bu yüzden DP hükümeti tarafından ülke vatandaşlığından çıkarılır ve Nazım Hikmet, mecburen büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşanın (Konstantin Borzecki) memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçer ve Borzecki soyadını alır. Moskova’da 3 Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden ölür.

 

DAVALARI VE SÜRGÜN

 1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan “Mavi Gözlü Dev” adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde, Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği’nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet) ile Moskova’da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa (Paris), Havana, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.

 

BAZI ESERLERİ

 

- Memleketimden İnsan Manzaraları

- Kafatası

- Unutulan Adam

- Taranma Baba’ya Mektuplar

- Ferhat ile Şirin

- Kurtuluş Savaşı Destanı

- Kız Çocuğu

- Tahir ile Zühre

- Şeyh Bedrettin Destanı

- Sevdalı Bulut (Tiyatro oyunu)

 

 ŞİİR KİTAPLARI

 

- 835 Satır, (1929)

- Jokond ile Si-Ya-u, (1929)

- Varan 3, (1930)

- 1 + 1 = 1, (1930)

- Sesini Kaybeden Şehir, (1931)

- Benerci Kendini Niçin Öldürdü, (1931)

- Gece Gelen Telgraf, (1932)

- Taranta Babu’ya Mektuplar, (1935)

- Portreler, (1935)

- Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)

- Saat 21-22 Şiirleri, (1965)

- Kurtuluş Savaşı Destanı, (1965)

- Şu 1941 yılında (Memleketimden İnsan Manzaraları’nın 3. kitabı), (1965)

- Dört Hapishaneden, (1966)

- Rubailer, (1966)

- Memleketimden İnsan Manzaraları (İlk bölüm), (1966)

- Memleketimden İnsan Manzaraları, (1966-1967)

- Kuvayi Milliye, (1968)

 

ROMANLARI

- Kan Konuşmaz, (1965)

- Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965)

- Yaşamak Güzel Bir Şey Be Kardeşim, (1967)

ÖZLÜ SÖZLER -DÜNYADAN

Perşembe, Mayıs 28th, 2009

ÖZLÜ SÖZLER

———————————–

-

- Düşman, en iyi öğretmendir.

- Bir sorunu çözemiyorsan, üzülmenin de bir faydası yoktur.

 TİBET ATASÖZÜ

-

 - Eylem kolay, bilgi zordur.

*

- Sonsuz olan, sonlu olana indirgenemez.

*

- Her acının, mükâfatı vardır.

*

- İmparatorluğu at üstünde kazanırsınız ama at üstünden yönetemezsiniz.

*

- Gülmesini bilmeyen dükkan açmasın.

 

-Gülerken göbeği oynamayan adama güvenme.

*

- Para, her ayıbı örter.

*

- Dünyada iki kusursuz insan vardır; biri ölmüştür diğeri de henüz doğmamıştır.

*

 - Kadına inanan kendini aldatır, inanmayan da kadını aldatır.

*

 - Evlilik bir kale gibidir; dışardakiler oraya girmek için, içerdekiler de çıkmak için uğraşır.

*

 - Zenginlik gübre gibidir, yalnızca saçıldığı zaman faydalı olur.

*

- Sevinçliyken vaad de bulunma, öfkeliyken de cevap verme!

*

- Bir yerde küçük insanların gölgesi uzuyorsa, orada güneş batmış demektir.

- Kuyudaki kurbağa, gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanır.

- İnsan, ne yerse odur.

- Dilerim, ilginç günlerde yaşarsın.

- İntikam isteyen, önce iki mezar kazsın.

.

 ÇİN ATASÖZLERİ

-

 - İnsanlık birdir ve insana özgü hiçbir şey, bize yabancı sayılmamalıdır.

*

- Her geçen dakika yaralar, sonuncusu öldürür.

*

- Bekçilere, kim bekçilik edecek?

*

- Yargıçları, kim yargılayacak?

*

- Düzen (kozmos), kaostan doğar.

*

- Hayat, bir “an”dır.

*

- Ne olacaksa, o olacak.

*

- Başkası birşey kaybetmeden, sizin kazanmanız mümkün değildir.

*

- Tarih öğretir.

- Eşek, eşekle dost olur.

*

- Bir el diğerini temizler.

*

- Eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan!

*

- Kuşkunun olduğu yerde, özgürlük vardır.

*

- Sanat, sanat içindir.

*

- Hayat kısa, sanat uzundur.

*

- Sen görevini yap, gerisini tanrıya bırak.

*

- Yapılan bir lütfu kabul etmek, özgürlüğünü satmaktır.

*

- Sakalı ve hırkayı görüyorum ama bilgeyi göremiyorum.

*

- Zevkler ve renkler tartışılmaz.

*

- Zarlar atıldı.

*

- Zorladılar ama ben de istedim!

*

- Güneşin altında yeni birşey yok!

  

LATİN ATASÖZLERİ

-

- En uzun yollar da ilk adımla başlar.

- Pirincin içindeki siyah taşlardan değil, beyaz taşlardan kork!

- Okuduğun herşeye inanacaksan, hiç okuma daha iyi.

- Sanatçıyım diyebilmek için, ustanı geçeceksin ve seni geçecek bir öğrenci yetiştireceksin.

JAPON ATASÖZÜ

-

- Ömrünün sonuna kadar eşeğe binmektense, bir yıl ata binmek yeğdir.

- Bir kere evlenmek ödev, iki kere evlenmek eğlence, üç kere evlenmek çılgınlıktır.

 HOLLANDA ATASÖZLERİ

-

- Kavgada vurma gücü olmayan, kaldıramayacağı taşa sarılır.

AZERİ ATASÖZÜ

-

- Saçları ağarana dek yaşadı ama dünyaya gelmedi.

DAĞISTAN ATASÖZÜ

-

- Çabuk gelen kötü şans, geç gelen iyi şanstan evladır.

 - Fareye “aslan nedir?” diye sormuşlar, kediyi göstermiş.

- Dilinde bülbül, kalbinden katil!

 ARNAVUT ATASÖZLERİ

-

 - Erkeğin gözyaşı, kanından daha değerlidir.

*

- Candan önce “onur” gelir.

*

- Yüze karşı yapılan övgü, arkadan yapılan yergi gibidir.

*

- Dört ayağı varken, at bile tökezler.

*

- Çıkarılan kama, yerine konmaz.

 ABHAZ ATASÖZLERİ

-

- Eğer her şey üstüne üstüne geliyorsa, belki de sen ters gidiyorsundur!

- Gerçek, çoğu zaman tasarımı aşar.

- Uçlar, birbirine dokunur.

FRANSIZ ATASÖZÜ

-

  - Kadın gölge gibidir; kendisini takip edenden kaçar, önünden gidenin arkasından koşar.

- Beni anla da istersen öldür.

-Yiğit harpde, dost dertde, olgun adam hiddetde belli olur.

ARAP ATASÖZÜ

-

 - Altın ateşle, kadın altınla, erkek kadınla imtihan edilir.

- Bir insan sana eşek derse umursama ama beş kişi sana eşek derse, git kendine bir semer al.

 AMERİKAN ATASÖZÜ

-

  - Oğlunu istediğin zaman, kızını istediği zaman evlendir.

- Köpekle yatan pireyle kalkar.

-

İSPANYOL ATASÖZÜ

-

 - Henüz ölmemiş birinin, hala bir şansı vardır.

-

LÜBNAN ATASÖZÜ

*

————-

- Marifet, iltifata tabidir.

*

- Taç giyen baş, uslanır.

*

- Biliyorsan söyle feyz alsınlar, bilmiyorsan sus molla sansınlar.

*

- Alimin ölümü, alemin ölümüdür.

*

- Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı.

*

- Vermeyince mabud, neylesin Sultan Mahmud.

*

- Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste…

*

- Zulüm ile abad olunmaz.

*

- Barika-i hakikat, müsademe-i efkardan doğar. (Hakikat ışığı, fikirlerin çarpışmasından doğar)

*

- Efradını cami, ağyarına mani olmalı.(İlgili olanların hepsini içinde toplama, ilgisiz olanları da dışarda bırakma)

*

- Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer.

*

- Üslubu beyan, ayniyle insandır.

*

- İyilik yap denize at, balık bilmezse halık (yaratıcı) bilir.

*

- Sen doğru ol, eğrisi bulur belasını.

*

- Tedbir senden, takdir Allah’tandır.

*

- Çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz.

- Minareyi çalan kılıfını hazırlar.

*

- Yavuz hırsız, ev sahibini bastırırmış!

- Kötü komşu, insanı ev sahibi yaparmış!

*

- Fazla naz, aşık usandırır.

*

 - Bir musibet, bin nasihatten iyidir.

*

- Ehem, mühime tercih edilir.

*

- Bir dirhem et, bin ayıp örter.

- Herkes nasibini yer.

- Neye nasip, neye kısmet!

- Gelin ata binmiş, “ya nasip” demiş!

*

- Ahrette iman, dünyada mekan.

*

- Tebdil-i mekanda, ferahlık vardır.

- Nerde hareket, orda bereket.

*

- Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.

*

- Sora sora, “Bağdat” bulunur.

- Geçti Bor’un pazarı, sür eşşeğini Niğde’ye!

*

- İnsanoğlu çiğ süt emmiş kimse bilmez fendini, her kime iyilik yaptıysan ondan sakın kendini!

*

- İnsan kaybedeceği şeye fazla bağlanmamalı!

*

- Mağrurlanma padişahım, senden büyük Allah var.

*

- Kumaş Hindistan’da, akıl Frengistanda, ihtişam Osmanlıdadır.

*

- Her millet, layık olduğu şekilde yönetilir.

- Mahkeme, kadıya mülk değildir.

*

- Hafızayı beşer, nisyan (unutmak) ile malüldür.

- Mazisi olmayanın âtisi de olmaz.

- Galatı meşhur, lügatı fasihten evladır.

*

- Bazı olayların şuyu (dedikodusu), vukuundan beterdir.

*

- Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa!

*

- Korkulu rüya görmektense, uyanık kalmak yeğdir.

*

- Doğmamış çocuğa don biçilmez.

- Alışmamış götte don durmaz.

- Alışmış kudurmuştan beterdir.

*

- Besle kargayı oysun gözünü.

- Aç koyma hırsız olur,

çok söyleme yüzsüz olur,

çok değme arsız olur.

*

- Dinsizin hakkından, imansız gelir!

- Dinime küfreden bari müslüman olsa!

*

- Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.

- Göz görmeyince, gönül katlanır.

*

- Körle yatan, şaşı kalkar!

*

- Dervişin zikri neyse fikri de odur.

- Şeyh uçmaz, mürid uçurur.

*

- Eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı!

*

- Adım Hıdır, elimden gelen budur.

- Kul sıkışmayınca, Hızır yetişmez.

*

- Haydan (Allahdan) gelen, Huya (Allaha) gider.

- Ne verirsen elinle, o da gider seninle.

- Kervan, yolda düzelir.

*

- İt ürür, kervan yürür.

İt, iti ısırmaz.

- İt ite, it de kuyruğuna buyuruyor.

- Isıracak köpek, dişini göstermez.

- Kurt kocayınca, itin maskarası olurmuş!

*

-Ele verir talkını, kendi yutar salkımı!

*

- Derdini söylemeyen, derman bulamaz.

*

- Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla gitmeyen at, kapında varsa hepsini kaldır at!

*

- Ağaca dayanma kurur, insana yaslanma ölür.

*

- Yarım hakim maldan, yarım hekim candan, yarım hoca imandan eder.

*

- Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.

*

- Öfke ile kalkan, zararla oturur.

- Keskin sirke, küpüne zarardır.

*

- Borçlu güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir.

- Borç, yiğidin kamçısıdır.

 - Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmektir.

- Borç yiyen, kesesinden yer.

*

 - Büyük dağa kar yağmadıkça, küçük dağa sıra gelmez.

*

- Bu dünya iki kapılı bir handır, gelen bilmez giden bilmez.

*

- Çok alçalma basarlar, çok uçalma asarlar.

*

- Herşey incelikten, insan kabalıktan kırılır.

*

- Arayan belasını da bulur mevlasını da!

- İyi adam, lafının üzerine gelirmiş.

- İti an, çomağı hazırla!

*

- Nerde birlik, orda dirlik. 

- Nerde çokluk, orda bokluk!

*

 - İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur.

- İki çıplak, bir hamama yakışır.

*

- Bedava sirke, baldan tatlıdır!

- Ucuz etin yahnisi, yavan olur!

*

- Bülbülü altın kafese koymuşlar, yine “vatanım” demiş!

*

 - El elin eşeğini, türkü çağırarak arar.

- Eşek ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır.

- Mektep cehaleti alır, merkeplik baki kalır.

- Eşşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir.

- Eşşeğin hatırı yoksa, sahibinin de mi yok?

*

 - Sadece “olmuş”la “ölmüş”e çare yoktur.

- Ölüm gelmiş cihane başağrısı bahane.

.

OSMANLI – TÜRK ATASÖZLERİ

-

 - Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne, gücüne güvenmemeli. Çünkü; kimin kimi yiyeceğine, suyun akışı karar verir.

- Borç verirken ya paranı ya dostunu kaybedersin.

- Aslanlar kendi tarihlerini yazmadıkça, onların tarihini avcılar yazmaya devam edecektir.

AFRİKA ATASÖZÜ

*

 KIZILDERİLİ ATASÖZLERİ:

-

- Bize bu dünya atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.

*

- Beyaz adam geldiğinde onun sadece İncili, bizimse topraklarımız vardı. Sonra, İncil bizim oldu, topraklarımızsa onun.

*

- Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; “beyaz adam” paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.

*

- Kalbimizi biraz daha açarsak, birbirimizi daha iyi anlar, kan dökülmesini biraz daha önleriz.

*

- Her şey halkadır. Her birimiz kendi hareketlerimizden sorumluyuz. Hepsi döner dolaşır, bize geri gelir.

*

- Arkamda yürüme ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimizde eşit olabiliriz.

*

- Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım.

*

- Ölüler, tecrübe ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder.

*

- Senin tanrın bana yapılan bu büyük zulmü hoş görüyorsa, o inandığın tanrı değil.

*

- Beyaz adam, “bir”i üç yapan adamdır.

*

- Bana söylersen unutabilirim, gösterirsen anımsayabilirim ama beni de katarsan anlayabilirim.

*

- Küçük derede, büyük balık olmaz.

*

- Fakir olmak, şerefşiz olmanın yanında küçük bir meseledir.

*

- Hepimizin farklı bir rüya gördüğünü hatırlamakta fayda var.

*

- İnsanın gözleri öyle şeyler anlatır ki, dil onları telaffuz edemez.

*

- İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.

*

- İlkbaharda usul usul yürü, çünkü toprak ona hamiledir.

*

- Yağmur iyilerin de üzerine yağar, kötülerin de!

*

- Yanlışı görüp elini uzatmayan yapan kadar suçludur.

*

- Yapmanız gereken herşeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece düzen yeniden kurulur.

—/—

-

- İnsanlar yaşadığı için değil, yaşamadıkları için yaşlanırlar. 

PORTEKİZ ATASÖZÜ

-

- Yalanın bacağı kısadır.

SLOVAK ATASÖZÜ

-

 - Eğer bir fare, kediye gülüyorsa yakınlarda bir delik var demektir.

NİJERYA ATASÖZÜ

 -

- Duymak istemeyen kadar sağır yoktur.

*

- Büyük acılar sessizdir.

*

- Bin tane ihtimal bir doğru etmez.

*

- Dinlemekten akıl, söylemekten pişmanlık doğar.

*

- Kimin sabrı varsa, dünya onundur.

*

- Kartal için, bir güvercini mağlup etmek şeref değildir.

*

- Rüzgara tüküren, kendi yüzüne tükürür.

*

- Parasız sağlık, yarı yarıya hastalık demektir.

*

- Okumuş cahil kadar, cahil yoktur.

*

- Kadın, kitap, at, ödünç verilmez.

*

- Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur.

.

İTALYAN ATASÖZLERİ

- Bizler doğanın bir üyesi olarak, onunla uyum içinde yaşayan gerçek insanlarız. Bize göre varolan her şey, bir başkasının ihtiyacını karşılamak için vardır. Beyaz adam ise mutasyona uğramış tehlikeli bir varlık, kendisini doğadan daha üstün görüp ona hükmetmek istiyor.

ABORJİNLER

-

- Bilgeyi övsen de bir yersen de, fırtına kayaları sarsar mı?

- Dünya, rüya içinde rüyadır.

- Eğer birileri, oturduğu koltuktan kalkmakta sıkıntı yaşıyorsa, kesin altına pislemiştir.

HİNT ATASÖZÜ

-

- Güneş, evliyaları da eşkiyaları da aydınlatır.

HİNTLİ ŞARVAKASLARIN SÖZÜ

-

- Ucuz mal alacak kadar, zengin değilim.

- Kurt kuzu gibi giyinir.

*

- Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir.

*

- Din şehitlerinin kanı, kilisenin tohumudur.

*

- Gerçek büyük şeydir, eninde sonunda üstün gelir.

İNGİLİZ ATASÖZÜ

-

- Çirkin kadın yoktur, az votka vardır.

- Evinin duvarında cam olan, komşusunun duvarını taşlamasın.

- Yalanlar seni ileriye götürür ama asla geri dönemezsin.

RUS ATASÖZÜ

-

- İki dost arasına bir kez güvensizlik girerse, birine ya sürgün ya da ölüm düşer.

- İnsan dışı ile karşılanır, içi ile uğurlanır.

- Bir kazanda iki koç kaynamaz.

- Her Moğolun bir yolu vardır.

MOĞOL ATASÖZÜ

-

- Daha azını alabilmek için, daha fazlasını istemek gerekir.

KIZIL TUGAYLAR