‘Eğitim’ olarak etiketlenmiş yazılar

B. RUSSELL, “DÜNYA GÖRÜŞÜM”

Salı, 23 Kasım 2010

 

 B. RUSSELL, “DÜNYA GÖRÜŞÜM”

 

- Felsefe yapmak, üzerinde henüz belirli bir bilginin olmadığı konularda kurgular yapmaktır.

- Kabaca bilim; bildiğimiz felsefeyse bilmediğimiz şeydir.

- Felsefe, bir yandan bizi hep tetikte tutar diğer taraftan da öğrenebileceğimiz şeyi düşünmemizi önerir bize.

- Filozofun gerçek işlevi, dünyayı değiştirmek değil anlamaktır. Bu ise Marx’ın söylediğinin tam tersidir.

- İncelenen nesnenin derinine varmak için analiz yapmak gerekir ve bu yöntemi, çözümlenmesi olanaksız nesnelere rastladığınız ana dek kullanabilirsiniz ki, bunlar “mantıksal atomlar”dır. Çünkü bunlar maddenin değil de düşüncelerin küçük parçacıklarıdır.

- Felsefe henüz bitmemiş, tamamlanmamış bir bilim gibi görülebilir.

- Hiçbir şey emin olmaya değmez. Çünkü, insan inandığı şeyler içinde her zaman biraz kuşkuya da yer bırakmalıdır ve bu kuşkuya rağmen yine de enerjiyle hareket edebilmelidir.

- Ben bir miktar şaşırma ve bocalamanın zihnin antrenmanı için çok gerekli olduğunu düşünüyorum.

- Bana öyle geliyor ki, bilimin gelişmesi, ilerlemesi felsefenin önemini kaçınılmaz biçimde azaltmaktadır.

- Tanrı kanıtlarının hepsi değerden yoksundur. Bunlardan bir sonuç çıkarıp ona inanmak gereksinmesi olmasaydı, hiç kimse onları hiçbir zaman kabul etmezdi.

- Dinin tarih boyunca ortaya çıkan sonuçları bakımından çoğunun zararlı olduklarına inanıyorum.

 Genellikle dinin birçok kötülükler yaptığına inanıyorum. Tutuculuğu, geçmişin alışkanlıklarına bağlılığı kutsallaştırmıştır. Özellikle de hoşgörmezliği ve hıncı kutsallaştırmıştır. Hele Avrupa’da hoşgörmezlik olarak dine girebilmiş ne varsa hepsi korkunçtur gerçekten.

- Dine duyulan ihtiyaç, herşeyden önce korkudandır. Onu korkutan üç şey var:

 Birincisi; doğanın kendisine yapabileceği şeyler. İkincisi; başka insanların kendisine yapabilecekleri, üçüncüsü de insanoğlunun kendi tutku ve arzularının etkisiyle onu bazı şeyler yapmaya iteleyebilir.

 Din onların bu korkudan daha az etkilenmelerine yardımcı olmaktadır.

- Orta halli Çinliler hiçbir dine sahip değiller ve bundan ötürü daha az mutlu da değillerdir.

- Bu büyük savaşlar, bu büyük baskı rejimleri sürüp giderse ve büyük çoğunluk yine yoksul, mutsuz bir yaşam sürmeye devam ederse din de varolmaya devam edecektir.

 - Toplumsal sorunlar çözüldü mü din de ölecektir. Tersine bu sorunlar ortada kaldıkça, onun öleceğini sanmıyorum.

- Sosyalizmin bana göre arzu edilir bir yanı yok. Çünkü hiçbir özgürlük vermiyor, bir bilginin engelsizce edinilmesine izin vermiyor. Dogmacılığı teşvik ediyor. Bir düşünceyi yaymak için baskı kullanılmasını öneriyor. Ben ki eski bir liberalim, onun yapıp ettikleri çoğu kez pek az hoşuma gidiyor.

 - Orta halli bir Rus, Stalin zamanında Çarlık zamanına göre daha az mutluydu.

 - Lenin, kendisi için değil de bir inancı cisimlendirmek için ortaya çıkmıştı. Fakat inancı çok dar göründü bana. Marxçı yörüngenin dışında hiç mi hiç düşünemeyen bir bağnaz gördüm ben onda.

 - Lenin’in bir proleter sayıldığını gördüm. Fakat dilenciler, yiyecek bir lokması olmayan zavallılar için “burjuvazinin uşakları” deniyordu.

- Cehennemi zalim insanlar yaratmıştır.

- Eğer bir eylemin kimseye bir zararı dokunmuyorsa onu yerin dibine batırmak için bir neden yoktur. Çağdışı bir tabu kötü saydı diye onu yerin dibine batırmamak gerekir. Yapılacak iş, bu eylemin iyi mi, kötü mü olduğunu görmektir. Bütün ahlakların olduğu gibi cinsellik ahlakının temeli de budur.

- Mutluluğun dört boyutu; birincisi sağlık, ikincisi yoksulluk çekmemek için gerekli araçlar, üçüncüsü başkalarıyla iyi ilişkiler sürdürmek, dördüncüsü de insanın işinde başarılı olmasıdır.

- Devlet özellikle yabancıları öldürmek için kurulmuş bir örgüttür.

- Doğu ile Batı arasındaki gerginliği ve savaş tehlikesini bir tarafa bırakırsam milliyetçilik, insanoğlunun şimdiye kadar karşılaştığı en büyük tehlikedir.

- Herhangi bir yönde ilerlemeler yapan insanlar genel olarak halkın tam bir engellemesiyle karşılaşıyorlar.

- Toprağında büyük miktarda petrol var diye küçücük bir ulusun bu petrolden kendi keyfince yararlanması saçma şeydir.

- Dürüst insanlar köpeklere eziyet edilmemesini kınarlar. Fakat köpeklere yapılan eziyet, başka hiçbir eziyete benzemeyen bir zulüm gibi görülürse bu bağnazlıktır.

- Yahudi aleyhtarlığı, hristiyanlıkla birlikte doğmuştur…Roma iktidarı hristiyanlaşınca Yahudi aleyhtarı oldu. İsa’yı Yahudilerin öldürdükleri söyleniyor, böylece Yahudilere beslenen hınç haklı hale geliyordu. Gerçek nedenler ekonomikti hiç kuşkusuz. Fakat herkes kendini böyle haklı gösteriyordu.

 

B. RUSSEL, Ekleyen; Felsefe Kulübü / OĞUZ TURGUT

 

- Ne kadar az bilirseniz, onu o kadar şiddetle savunursunuz.

- Akıllılar hep kuşku içindeyken aptallar küstahça kendinden emindir.

- Mutluluğun sırrı; dünyanın korkunç, korkunç bir yer olduğu gerçeğiyle yüzleşmektir.

- Kendi refahımızı, herkesin refahının güvence altına alınmasının dışında bir yolla güvence altına alamayız. Kendinizin mutlu olmasını diliyorsanız, başkalarının da mutlu olmasına rıza göstermek zorundasınız.

- Bir kasabın ekmeğe, bir fırıncının da ete ihtiyacı vardır. Bu nedenle kasapla fırıncının birbirini sevmesi için mantıklı bir neden vardır. Her ikisi de birbirine yararlı olur.

- Tek kitaplı adamdan kork!

- Eğitimin amacının zihinsel özgürlük olduğu bir dünya isterdim. Gençlerin aklını, onları bütün hayatları boyunca nesnel kanıtların oklarından koruyacak olan bir zırhın içine sokmamalı. Dünyanın açık kalplere ve aydın insanlara ihtiyacı var ve bunu statik sistemlerle elde edemeyiz.

- Ne yazık ki, çoğu insan daha önce mutlu olduğunu ancak mutsuzluğa düştüğü zaman anlıyor.

- Aşktan korkmak, yaşamdan korkmak demektir ve yaşamdan korkanlar şimdiden üç kez ölmüşlerdir.

- Manevi bir çöküşün en büyük belirtisi, kişinin yaptığı işi çok önemli olduğunu düşünmeye başlamasıdır.

 

 

 

ÖZLÜ SÖZLER - ANONİM

Çarşamba, 31 Mart 2010

ÖZLÜ SÖZLER -ANONİM


 

- Yüreğiyle düşünen olmalısın, hayatı anlamlandırmak zor değil, zor olan; sevmek ve üretmek.

*

- Çok uzun yaşarsan, sevdiklerinin seni birer birer terkettiğini görürsün!

*

 

- Çocukların kalplerindeki tanrı, onların anneleridir.

*

- Mutluluk isteyenlerin değil, hakedenlerindir.

*

- Hayal etmek, bilgiden daha önemlidir. Bugün gerçek olanların hepsi, geçmişte en az bir kere hayal edilmişti.

*

- ‘İnsan beyni’ bizim anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, onu anlayamayacak kadar da ‘aptal’ olmamız gerekirdi.

*

- Mazeret terazisinin, tartamayacağı günah yoktur.

*

- İktidar gelin gibidir, kendine ortak istemez.

*

- Deveye sormuşlar, “boynun niye eğri?” diye, o da “nerem doğru ki?” demiş.

*

- Kurda sormuşlar, “boynun niye kalın?” diye, o da “kendi işimi kendim görürüm de ondan!” demiş.

*

- Gezen kurt, yatan kurttan daha iyidir.

*

- Ağacı kurt, insanı dert yer.

*

- Boş torbaya kısrak gelmez.

*

- İte bak, yattığı yere bak!

*

- İti an, çomağı hazırla!

*

- İyi adam, lafının üzerine gelirmiş!

*

- Eşşeğin sevmediği ot, burnunun dibinde bitermiş!

*

- Bir boklu dana, bütün sürüyü boklamaya yeter.

*

- Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa!

*

- İşini bilmeyen çavuşlar, sıçar bokunu avuçlar.

*

- Yüz verdik Ali’ye, sıçtı geldi halıya!

*

- Elalem deliye hasret, biz akıllıya!

*

- İnsanoğlu çiğ süt emmiş kimse bilmez fendini, her kime iyilik yaptıysan ondan sakın kendini.

*

- Her dağın kendine göre karı vardır.

*

- Benim ağzım sıkıdır, sadece camiyle kahvenin ortasında konuşurum!

*

- Ben herkese inanırım, sadece içindeki şeytana güvenmem!

*

- En yalnız insan, kendisiyle geçinemeyendir.

*

- Bilgi kutsal, yorum hürdür.

*

- Hatırda kalmaz, satırda kalır.

*

- Eden kurtulur, diyen tutulur.

*

- Bir adamı en çok, ya düğünde ya cenazede tanırsın!

* 

- Hayatta en çok neyi istersen, o şey olur.

*

- Herkes, istediği kadarını alır.

*

- Herşeyi çözdüğünü sandığın an, yanılırsın.

*

- Her arayan belki bulamayacak ama bulacak olan, mutlaka arayan olacaktır.

*

- Yaşam öyle bir öğretmendir ki; önce sınav yapar sonra ders verir.

*

- İnsanları olaylar değil, olaylara getirdiği yorumlar incitir.

*

- İnsan, en gelişmiş ilkel yaratıktır.

*

- Zor, oyunu bozar.

*

- En iyi savunma, taarruzdur.

*

- İnsan, kaybedeceği şeylere fazla bağlanmamalı.

*

- Uzak olan kardeşten, yakın olan dost daha iyidir.

*

- Bir insanın ölümünden daha kötü olan, iki insanın ölmesidir.

*

- Fazla merhametten maraz doğar.

*

- Herkesin vicdanı, kendi tanrısıdır.

*

- Ahlak; daha çok orta sınıfın uyduğu, çok zengin ve çok yoksulların ise bazen uydukları kurallardır.

*

- Azgelişmiş, yoksul ve yoksun bırakılmış toplumların da kendine özgü bir faşizmi vardır.

*

- Herkes, yargı ‘bağımsız’ olsun diyor ama kimse ‘tarafsız’ olmasını istemiyor.

*

- Doktor hata yaparsa bir kişi, hukukçu hata yaparsa herkes zarar görür.

*

- Terzinin hatasını ütü, ahçının hatasını maydonoz, doktorun hatasını ise toprak örter.

*

- Korkaklar hergün, cesurlar bir kere ölür.

*

- Korkularımız, arzularımızdır.

*

- Korkunun ecele faydası yoktur.

*

- Korkak insan; konuşması gereken yerde susan, susması gereken yerde de konuşandır.

*

- İhtiyaç, korkakları cesaretlendirir.

*

- Dilde bir ejderha gizlidir, kan dökmeden öldürür.

*

- Zihnimin kapıları açıldıkça, yalnızlığım artıyor.

*

- İki kişinin bildiği, ’sır’ değildir.

*

- Nasıl yaşarsan, öyle de ölürsün!

*

- Hayat, kurallarını tanrının koyduğu bir oyundur!

*

- Tanrı akıllıları kendine dost, aptalları ise kul olarak yaratmıştır!

*

- Olaylar insanların dışında gelişir, insanlar sadece olaylar karşısında verdiği tepkilerden sorumludur.

*

- Tanrı düşüncesi, ilkel toplumlarda bilgeliği temsil eder.

*

- Şeyh uçmaz, mürid uçurur.

*

- ‘Ama’dan önceki herşey yalandır.

*

- Bir memleketin sonunu hazırlayan, kabiliyetsiz muktedirler ile kifayetsiz muhterislerdir.

*

- Aptallar söylediklerine, akıllılar söylemediklerine pişman olur.

*

- Zekasını farkeden için en büyük zaaf, şımarmasıdır.

*

- Biz kuşbakışı diyoruz, o kuş gözüyle görmeye çalışıyor!

*

- İyimserler her felaketi bir fırsat, kötümserlerse her fırsatı bir felaket olarak görürler.

*

- Ne kadar geriye bakabilirseniz, o kadar ileriyi görebilirsiniz.

*

- Ekonomi, iktisatçılara bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir.

*

- Onlar paralarını, ben anılarımı biriktirdim.

*

- Tecrübe, yediğin kazıkların toplamıdır!

*

- Aklına satmayı koyanlar, alıncaya kadar ya ürünü değiştiriyor ya bizi.

*

- Sabır acıdır, meyvası tatlıdır.

*

- Beklemek, kavuşmaktan iyidir.

*

- Vuslat ertelendikçe, şehvet artar.

*

- Umut ertelendikçe, yerini işkenceye bırakır.

*

- Nostaljinin fazlası, gelecekten kopmadır.

*

- Karakter olduğun, itibar sandığın şeydir.

*

- Dahilik ile delilik komşudur.

*

- Elinde çekiç olan, her şeyi çivi zannediyor.

*

- Gecenin en karanlık olduğu an, sabaha en yakın olduğu zamandır.

*

- İyi insanın içinde, kötü şey durmaz.

*

- Çileye talibiz, ona bile bırakmıyorlar yaşayalım.

*

- Siyasetçi gelecek seçimleri, devlet adamı ise gelecek nesilleri düşünür.

*

- En başarılı komutan, savaşmadan zafer kazanandır.

*

- Gerçekte herkes ölür ama herkes yaşamaz.

*

- Önemli olan senin Ona (tanrı) inanman değil, Onun sana ne kadar inandığıdır.

*

- Kendisi için iyi olan (koşulsuz iyiyi isteme), başkası için iyi olandan - tanrı için bile olsa- daha değerlidir.

*

- Sizin yüksekliğiniz, bizim eğilmişliğimizdendir.

*

- Üzülmek, pişman olmaktan iyidir.

*

- Hata yapmaktan korkan, doğrusunu öğrenemez.

*

- Hayat çok kısa olabilir ama bu onun çok ilginç ve eğlenceli olmayacağı anlamına gelmez.

*

- Aklına kötü şeyler getirmezsen, kötü şeyler olmaz.

*

- Bugün dünden iyi sadece yarından daha kötüdür.

*

- Söylesem tesir etmiyor, sussam gönlüm razı gelmiyor.

*

- Aslolan, başkasını değil kendini değiştirmektir.

*

- Güce tapan, kana susar.

*

- Kanı kanla değil, suyla yıkarlar.

*

- Şiddet, şiddeti doğurur.

*

- Her şeyin aşırısı, tersini besler.

*

- Her zaman alttan alırsan, altta kalırsın.

*

- Kötülerin kazanması için, iyilerin seyirci kalması gerekir.

*

- Dünyada en güzel şey, olmasını en çok istediğin şeydir.

*

- Tarih, insanın bozduklarıdır.

*

- Tarih, kazananların kaybedenleri yazdığı menkıbelerdir.

*

- Aptallar konuşur, akıllılar dinler.

*

- Öyle insanlar var ki; konuşur, konuşur, konuşur… tâki söyleyecek bir şey buluncaya kadar.

*

- Sevmek, ihtiyaç duyulduğunda bulunman gereken yerde olmaktır.

*

- Aşk, birinin sahip olmak istediği diğerininse köle olmak istemediği ilişkinin adıdır.

*

- Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse!

*

- İnsan, ne kadar reddetse de bir şeylere inanma ihtiyacı duyar.

*

- İnsanlık tarihi, kurallarını tanrının koyduğu medeniyet kurmaca oyunudur.

*

- Tarih, eserlerini iki defa oynarmış; önce trajedi sonra da komedi olarak.

*

- Yarınlar, rahatlarına kıyabilenlerindir.

*

- Sarraf olmayan ne bilsin, zanneder her taş incidir.

*

- Tanrım! Bende düşmanlarımı altedecek cesaret var, sen beni dostlarımdan koru.

*

- Her daim mutlu bir azınlığa hizmet eden, mutsuz bir çoğunluk olmuştur.

*

- Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır.

*

- Etme bulursun, inleme ölürsün!

*

- Göz görmeyince gönül katlanırmış.

*

- Sadece olmuşla ölmüşe çare yoktur.

*

- Eğitim; kökleri acı, meyvaları tatlı bir ağaçtır.

*

- Bataklığı kurutmadığınız sürece sivrisinekler olacaktır.

*

- İnsanlarla ilişkin ateşle olduğu gibi olsun! Çok yaklaşma yanarsın, uzaklaşma donarsın.

*

- Uluslararası ilişkilerde haklının gücünden değil, güçlünün haklılığından bahsedilir.

*

- Her millet, layık olduğu şekilde yönetilir.

*

- Zirveye çıkarken yanından geçtiğin insanların yüzüne iyi bak, çünkü dönüşte tekrar karşılaşacaksın!

 

 

EĞİTİME GİRİŞ

Pazartesi, 21 Aralık 2009

 

 Eğitim nedir?

 Eğitim; Bireyin kendi yaşantısı yoluyla kalıcı istendik davranış değişikliği geliştirme sürecidir.

 Eğitimde davranış; organizmanın içinde ve dışında olup biten her türlü fonksiyonel değişmelerdir.

 Eğitimde amaç ise bireyin istenmeyen davranışlarını, istendik davranışlarla değiştirmektir. Çağdaş eğitimin amacı; bireysel ayrılıkları dikkate alarak her bireyi kendi yetenekleri ölçüsünde en üst düzeye ulaştırmaktır.

 Bu amaçları genel ve özel amaçlar şeklinde ele almak mümkündür.

 Genel amaçlar; milli eğitim sisteminin amaçlarıdır. Başka bir değişle bireye,  toplumun ve devletin kendi yapısına uygun olarak kazandırılmak istenen davranışlardır.

 Özel amaçlar; bütün bireylerin birbirinden farklı yeteneklere sahip olması nedeniyle, bir bireye kendi yetenekleri ölçüsünde kazandırılmak istenen davranışlardır.

 Bu amaçların belirlenmesindeki kriterler:

 1-Bireyin içinde yaşadığı toplumun incelenmesidir. Toplumun, eğitimde izlenen yolun belirleyicilerinden olması nedeniyle incelenmesidir. Toplumu incelemedeki amaç; toplum bireyde ne tür davranışları görmek istityor.

 2-Konu alanlarının incelenmesidir. Bu incelemedeki amaçlardan bir tanesi ve en önemlisi bireyi tanımaktır. Örneğin; hangi yaşlarda bireylerin nelere ihtiyacı vardır.  Bireye hangi yaşta, neleri öğreteceğiz. Bu konuda diğer bilgi dallarından, özellikle eğitim psikolojisinden fazlasıyla yararlanır.

 3-Bireylerin incelenmesi; incelenen, verilen eğitimin bireyin ihtiyacını karşılayıp karşılamadığıdır.

 4-Ekonominin incelenmesi; verilecek eğitim ekonomik olmalıdır. Ekonomik durumu etüt etmeden, eğitim durumunu uygulamaya koymak, belirlenen hedeflere ulaşılmasını engeller.

 5- Doğrudan doğruya eğitim politikasının ve felsefesinin incelenmesidir. Her devletin bir eğitim politikası vardır. Verilecek eğitim, bu politika doğrultusunda ve onunla çatışmaması için, eğitim politikasının incelenmesi gerekir.

 

 Bireye neyi, nasıl öğreteceğiz?

 1-Öğretilecek olanlar önceden saptanan amaçlara uygun olmalıdır.

 2-Öğrencinin ilgisine, yeteneklerine uygun olmalıdır.

 3-Öğretilecek olan ekonomik olmalıdır.

 4-Öğretim araçları kullanılarak, bireylerin öğrenim çevresi düzenlenmiş olmalıdır.

 Öğrenim çevresi; öğrenimde bireyin davranışlarını etkileyen her şeydir (masa, kalem, defter vs.).

 5-Öğretmen derse hazırlanmış olmalıdır.

 6-Öğretilenlerin değerlendirme boyutu olmalıdır.

 7-İstenmedik yan etkileri olmamalıdır.

 

 Eğitim programı:

 Dar anlamda; bir eğitimdeki ders listesidir. Geniş anlamda ise bir okulun düzenlediği, yazılı ya da yazısız tüm etkinliklerdir. Neyin, niçin, ne zaman, nasıl öğretileceği, bunun değerlendirilmesi, eğitim programını oluşturmaktadır.

 Eğitim programlarının amacı; eğitimin düzenli ve sistemli gelişmesini sağlamaktır.

 

 Bütün davranışları üç grupta ele almak mümkündür:

 1-Bilişsel davranışlar; öğrenmeyle gerçekleşen zihinsel faaliyetler, bilinçli davranışlardır.

 Bu davranışların da 6 basamağı vardır:

 a)Bilgi basamağı; “bazı kuğular beyazdır”, “İstanbul, 1453’te alınmıştır” gibi yalın, basit bilgileri içerir.

 b)Kavrama; bilgiye dayanır ve onun bir üst aşamasıdır. Örneğin; “İstanbul’un alınmasının Türk ve dünya tarihi bakımından önemi nedir?” bu önemin anlaşılması vs.

 c)Uygulama; kuramsal bilginin pratik hayata geçirilmesidir.

 Örneğin; “çevre kirliliği, insan sağlığını tehdit etmektedir”, bilgisinden hareketle, bireyin çevresini kirletmemek için özen göstermesidir.

 d)Analiz; bütün içindeki unsurları görebilmek ya da onu parçalarına ayırabilmek ve bu unsurlar arasındaki ilişkiyi kurabilmek ya da parçalardan bütünü tekrar kurabilmektir.

 e)Sentez; mevcut olanları kullanarak yeni bir ürün ortaya koyabilmektir. Örneğin; araştırmacının pek çok kaynaktan yararlanarak yeni bir yazı hazırlaması vs.

 f)Değerlendirme; bir konunun değerlendirilmesini, eleştirisini yapacak düzeyde olmaktır. Örneğin; belli bir konuda yazılmış olan metnin ne dediğini ya da demediğini anlamak ve bir sonuca varmaktır.

 

 2-Duyuşsal davranışlar; bilinçli davranışların aksine duygusal, sezgisel davranışlardır.

 3-Psikomotor davranışlar; bilinç dışı fiziksel-motor davranışlardır.

 

 Program modelleri:

 Bu programları 3 alt başlıkta toplamak mümkün:

 1-Konu alanından hız alan programlar ki, bunlar:

  a)Ayrı konular programı.

  b)Paralel dersler programı.

 2-Öğrenciden hız alan programlar ki, bunlar da:

  a)Karmaşık / kompleks programlar.

  b)Yaşantı programı.

 3-Hem öğrenciden hem de konudan hız alan programlar:

  Bu iki programı, tek başlarına uygulamak yüzde yüz mümkün değil. Ne öğrenciyi dikkate almadan sadece bilimsel konulara göre eğitim programı düzenlemek ne de sadece öğrenci esaslı programlar, tek başlarına başarıya götürmüyorlar. İki programın, uyumlu bir şekilde işbirliği yapması neticesinde başarılı sonuçlara ulaşılıyor.

 

 Konudan hız alan programlar:

 

 1-Ayrı konular programı; her konunun birbirinden ayrı dersler halinde okutulmasıdır.

 Uygun bir anlayış değildir. Çünkü; bütün konular, bilgi alanları birbirleriyle ilişki içindedir. Ayrıca sadece bilgi esaslı bu programda, öğrencinin değeri dikkate alınmaz ve bilgi transferi de yoktur. Programın düzenlenmesi ve uygulanması kolaydır. Bu da programın avantajlarıdır.

 2-Paralel dersler programı; ders konuları biraz daha birbirine paralel olarak işlenmektedir. Örneğin; psikoloji ile sosyoloji, coğrafya ile tarih birbirine paralel yani ilişkileri kurularak anlatılmaktadır. Ancak yine de yaratıcı düşünmeye, problem çözmeye, bilgi transferine fazlaca bir katkısı yoktur. Dersler arası paralellik kurmak giderek öğrenci için zorlaşmaktadır.

 

 Öğrenciden hız alan programlar:

 

 1-Karmaşık dersler programı; öğrenciyi esas alan bir programdır. Bu programda konu ve ders kalkıyor. Bunun yerine günlük yaşamla ilgili problemler inceleniyor.

 Öğretmen öğrenciyi çok iyi tanıyor ve daha iyi bir öğretim çevresi sağlıyor. Ancak çok zor bir programdır. Burada öğretmenin güçlü bir lider olması lazımdır. Yine bol araç gereç gereklidir. Ayrıca organizasyonu çok zor ve pahalıdır.

 Ortak problemlerin incelenmesi ve neyin ne kadar öğretileceği gibi bir planın ve programın hazırlanması hayli güçtür.

 

 2-Yaşantı programı; önceden belirlenmiş ne bir problem ne de konu var. Bütün problemler öğrencinin ilgisine, ihtiyacına göre derste tespit ediliyor ve üzerinde durulur. Ne sınıf var ne de zil, ilk ay dışında öğrenciyi tamamen serbest bırakan bir programdır. Ancak konu sürekliliğini sağlamak zordur. Üzerinde durulan problemlerin ne kadar zaman alacağı belli değil. Değerlendirme yapmak da çok zor. Öğrenci güvensiz, hiçbir şey yapmamak da mümkündür.

 

 Hem öğrenciden hem de konudan hız alan program:

 Toplu dersler programı; hem öğrenci hem de konu ağırlıklıdır. Birbirleri ile ilgli alanları tek bir ad altında tek bir konu gibi işlemektir. Amaç; bilimleri toplu olarak alıp, doğal olarak vermektir. Konular ilginç ve hayatidir.

 Konuları birleştirmek daha çok bütünlük ve bilgi transferi sağlıyor. Ancak öğretmenin iyi yetişmiş olması lazımdır. Çeşitli araç gereçlere ihtiyaç var. Pahalı ve zahmetli bir programdır. Buna rağmen yine de en ideal program, bu programdır.

SOSYOLOJİYE GİRİŞ -2

Cumartesi, 26 Eylül 2009

 

 Sosyal tabakalaşma:

 

 Bu kavram genel anlamda, sosyolojinin temelini oluşturur. Sosyal anlamda fertlerin, gelir düzeyi, mesleki durumu, yaşam tarzı etkinliği gibi çeşitli özelliklere göre birbirinden farklı olduğu gerçeği sosyolojinin ilgi alanına girer. Fertlerin dahil oldukları gruplara göre gösterdikleri özellikler ya da benzer özellikler gösteren fertlerin meydana getirdikleri sosyal grupların belirleyici özellikleri, sosyolojide ‘sosyal farklılıklar’ olarak adlandırılır. Sosyal farklılıklara göre kurulan ‘Sosyal tipoloji’, toplum üyelerinin sınıflandırılmasını sağlar.

 Toplum yapısında benzer farklılıklara göre meydana gelen sosyal grupların oluşturduğu hiyerarşik sınıflama sosyolojide, sosyal tabakalaşma kavramıyla açıklanmaktadır.

 Sosyal tabakalaşma; belirli bir nüfusun hiyerarşik olarak yani sosyal anlamda üst üste gelen sınıflar halinde farklılaşmasıdır.

 

 Sosyal tabakalaşmanın özellikleri:

 

 Sosyal tabakalaşmanın evrenselliği; bütün sosyologlar tabakalaşmanın evrensel olduğunda aynı fikirdedirler. Bilinen bütün toplumlar üyelerinin yukarı ve aşağı durumlarda yer aldığı bir sıralanma sistemine sahiptirler.

 Bu tabakalaşma sistemi gerek toplumdan topluma gerekse aynı toplumda zaman içinde farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Bunun nedeni, toplumda fertleri farklı kılan değer yargılarının zaman ve mekan içinde değişmesidir. İlkel toplumlarda fertler, yaş, fiziki güç, öğrenme yetenekleri gibi öğrenme özelliklerine göre sıralanmışlardır.

 Yaşlılığın sosyolojik sıralanmada yüksek derecenin belirleyicisi olduğu birçok toplum vardır. Bu konuda geleneksel Çin toplumu bir örnek teşkil eder.

 Hayatını devam ettirebilmek için tabiata ve diğer insan topluluklarına karşı devamlı bir mücadele halinde yaşayan fertlerden oluşan ilkel toplulukların çoğunda fiziki güç, sıralanmanın temel ölçüsü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu çağdaş toplumlarda da görmekteyiz. Ancak ilkel toplumlarda, fiziki güç ve ve yaş gruplarına nazaran cinsiyet ayrımı toplumun iç yapısını belirleyen bir özellik olarak görmekteyiz.

 Gelişmiş toplumlarda ise yaş, fiziki güç ve cinsiyet gibi özellikler önemini kaybetmektedir.

 Nüfus çoğunluğu artmış, eğitim düzeyi yükselmiş, işbölümü ayrıntılı bir hale gelmiş, teknolojinin yarattığı imkanların artmış olduğu toplumların, ekonomik ve sosyal gelişme sistemi ne olursa olsun karmaşık bir yapıya sahip oldukları görülmektedir. Bu karmaşık yapı içinde, gelişmiş toplumlarda sosyal tabaka, sınıf olgusuyla ortaya çıkmaktadır. Sosyal sınıflar, belli bir farklılaşma seviyesine ulaşmış bir toplumda meydana gelen sosyal bir olgudur.

 

 Sosyal tabakalaşma piramidi:

 

 Hindistan örneği dışında, çağdaş toplumlar sosyal tabakalar halinde üst üste yer almış sosyal sınıflardan oluşur. Toplum yapısını bir piramitle gösterirsek, farklı sınıfların üst, orta ve alt tabakaları oluşturacak şekilde ayrılır. Yani sosyal tabaka, belli ölçütlere göre ayrılan sosyal sınıfları kapsamaktadır.

 Toplumsal yapı genellikle sosyal sınıfların, tabandan yukarı doğru sıralandığı tepesi kesik bir piramide benzer Hangi ülke olursa olsun, nüfusun tabakalaşmasından bahsedilirken, ‘tabakalaşma piramidi’ ifade edilir. Bu ifadenin tabakalaşmayı belirtmek üzere kullanılmsının sebebi, normal olarak nüfusun fakir tabakasının, tıpkı piramidin tabanı gibi yaygın yani kalabalık, orta tabakanın daha tenha, üst tabakanın ise piramidin tepe kısmı ile ifade edilecek kadar az olmasıdır.

 Bütün toplumlarda orta tabakanın varlığı açıkça gözlenmektedir. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, orta tabaka zayıf olabilir. Genellikle de zayıftır. Fakat yine de vardır. Az gelişmiş ülkelerin bu özelliği dolayısıyla onlara ait tabakalaşma, tabanı geniş, orta kısmı dar, bir sürahi şeklini almıştır. Buna rağmen piramit kavramının kullanılması bu kavramın kullanılmaya alışık olunmasından kaynaklanmaktadır.

 Nitekim gelişmiş ülkelerin piramidi de piramit olmaktan çıkmış, alt ve üst ucu sivri ortası şişkin bir topaca benzer. Çünkü bu ülkelerde çok zengin ve çok fakirlerin oranı azdır. Nüfusun hemen hemen tamamı orta derece gelir sahibidir.

 

 Sosyal mesafe; sosyal bakımdan aynı seviyede olan sınıfların, aynı tabakaya mensup oldukları kabul edilir. O halde sosyal tabaka kavramı yorumlu olarak, ‘sosyal sınıf’ ve ‘mesafe’ kavramını da içerir.

 Çünkü alt ve orta tabakalar arasındaki mesafe, coğrafi ve fiziki bir mesafe olmayıp sosyal bir anlam taşımaktadır. Fiziki bakımdan birbirine çok yakın iki kişi örneğin, mağaza sahi bi ile tezgahtarı, sosyal bakımdan birbirine çok uzaktır. Buna karşılık birbirinden çok uzakta, iki şehirde yaşayan iki tüccarın sosyal bakımdan yan yana olduklarını söyleyebiliriz.

 Sosyal mesafe, belirli bir sosyal sınıfa mensup olan herhangi bir ferdin, diğer sınıflarla ve o sınıflara mensup bulunan gruplar ve fertlerle olan hiyerarşik ilişkilerini, bir nüfus içindeki sınıfların birbirlri ile olan ilişkilerini ve belirli nüfusların aralarındaki sosyal farklılık ilişkilerini gösteren bir kavramdır.

 

 Sosyal tabakalaşma sistemleri:

1-Kast sistemi,

2-Feodal tip; kapalı toplumlar sistemi,

3-Sınıf sistemi.

 

 Kast sistemi:

 Hindistan ve Seylan’da, binlerce yıldır devam etmekte olan sonderece katı bir sosyal tabakalaşma sistemidir.

 Kast sistemi, sosyal tabakaları hiç değişmeyen bir üst ve alt sıralamasına göre düzenlenmiş kapalı sosyal zümrelerden ibarettir. Belli bir kast içinde doğan kişi ömrü boyunca orda kalmak zorundadır. Bundan dolayı kasta, değişmez statü zümresi olarak bakılır.

 Çocuk sosyal statüsünü, burada doğuştan kazanır. Hak ve görevlerini ebeveylerinden öğrenir. Ne yaparsa yapsın şahsi özellikleriyle, başarılarıyla basamağını değiştiremez. Ferdi sosyal hareketlilik bulunmadığı için, yükselemez ya da düşemez. Endogami sistemi geçerli olduğu için evlenme yoluyla da kast değiştirmek mümkün değildir.

 Bu sistemde tabakalar arasındaki fark, iyice sistemleştirilmiş ve kurumsallaştırılmıştır. Bir ferdin kastı onun hayattaki rolünü hangi zümreden evleneceğini, yapacağı işi ve günlük yaşamının ayrıntısını belirler. Saf kast sistemi dini düzen içinde kökleşmiştir. Klasik Hindu sistemi bu tipe yatkındır. Hinduizme bağlı sistem 3000 yıldan beri vardır ve hala da devam etmektedir.

 

 Feodal tip, kapalı tabakalar sistemi (feodalizm):

 Romalılar zamanından Fransız ihtilaline kadar Batıda görülen sosyal ve ekonomik yapıya ‘feodalizm’ denir.

 Feodal toplum, sosyal teşkilat toprağın kullanılmasıyla ilgili çeşitli şekiller çerçevesinde meydana gelir.

 Toprak, askeri hizmet karşılığı elde tutulur ve bir insanın konumu onun toprakla olan ilişkisine bağlıdır.

 Feodal tabakalşama sistemi, kanunlar, örf ve adetlerle kurulmuş olup, birbirinden büyük mesafelerle ayrılmış hiyerarşik tabakalardan ibarettir.

 Tabakaların en yukarısında, toprakların sahibi olan bir kral ailesi bulunur. Bundan sonra askeri aristokrasi, ruhban sınıfı, tüccarlar ve zanaatkarlar geliyor. Daha geniş olan hür kitleler ve hür olmayan serfler yer alıyor.

 Her tabakanın açıkça belirtilmiş olan hak ve görevleri kalıtımsal olarak babadan oğula geçer.

 Çok seyrek olarak, belli şartlar altında kişiler, hukuken tabaka değiştirebilirler.

 Örneğin kral, halktan birine asalet ünvanı verebilir. Bir varlıklı tüccarın kızı, evlenme yoluyla aristokrasiye geçebilir.

 Tabakalar arası evlenmeler çok sınırlıdır. Buna rağmen kast sistemi olduğu gibi mutlak şekilde yasaklanması efendisinin izniyle serf, hür olabilir. Kabiliyetli bir köylü çocuğu kilise veya orduda yükselebilir. Onun için bu sistem kasta oranla dah yumuşaktır. Fakat ekonomisi tarıma dayandığından statiktir. Sosyal hareketlilik, hukuksal sınırlar içindedir. Burada sosyal hareketliliğe sınırlar koyan, bir takım engeller var.

 

 Sosyal sınıf sistemi:

 Sosyolojinin konusunu oluşturan sosyal olgular, tabii bilimlerin konusunu oluşturan sosyal olgulardan daha farklı olup daha karmaşık bir özelliğe sahiptir. Bu karmaşıklık ve çok yönlülük, sosyologların kendi sistemlerine göre gerçeğin farklı özelliklerini vurgulamasına yol açmıştır. Bu yüzden sosyal sınıfların belirlenmesinde farklı ölçütler kullanılmıştır. Hatta bunların içinde ikametgahı, giyimi ve ahlaki şeklini dikkate alanlar da vardır.

 Sosyal sınıfların belirlemesinde, hemen bütün sosyologlarca birim olarak aile alınmakta ve birey mensup olduğu aile içinde düşünülmekte, sınıf üyeliğinin temel birimi, birey değil ailedir. Her ferdin dünyaya geldiğinde ailesinin mensup olduğu sınıfa kabul edilmesi bu düşüncenin basit bir şekilde ispatı sayılır. Fakat bu durum, sınıf sisteminde fertlerin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Genelde, ailenin sınıf piramidi içinde yükselmesi ve düşmesi hallerinde, ferdi faaliyetlerde etkili olmaktadır. Bu süreç iki yönlüdür. Servetini kaybeden birisi yukarı sınıflardan alt basamaklara düşebileceği gibi kendisine miras kalan birisi de alt basamaklardan yukarı basamaklara çıkabilir.

 Şunu da belirtmek gerekir, ferdin sınıf değiştirmesi sadece kendi başarısına bağlı değildir. Örneğin, yeni zengin olan kişi sosyal çevresine tam olarak kabul edilmez. Ve pozisyonunu kaybeden birey de yeni çevresi tarafından tamamen benimsenmez. Her iki durumuna da birey zamanla uyum sağlamaktadır.

 Modern toplumun karmaşık sosyal yapısı, bireyleri birbirinden ayırt eden özelliklerin sayısını artırmıştır. Sosyal sınıf kavramının ayırt edici özellikleri tümünü kapsamaktadır.

  Sosyal sınıfın, kendini oluşturan kriterleri şöyle tanımlanabilir:

 Aynı geliri elde eden, aynı hayat üslubuna sahip, benzer tahsili ve terbiyeyi almış ve bütün bu hususlarda birbirine yakın olma bilincini taşıyan kişilerin oluşturduğu bir bütündür.

 1-Gelir düzeyi        }

 2-Hayat şekli          }  Objektif  kriter

 3-Eğitim – öğretim }

 4-Sınıf bilinci         }  Subjektif  kriter

 

 Sosyal hareketlilik:

 Toplumun kendi içindeki dinamizmi ifade eden bir kavramdır. Sosyal hareketlilik, bireysel hareketlerle kendiliğinden veya devletin güttüğü politika ile gerçekleşebilir.

 Tek tek bireylerin sosyal hareketliliği ile sosyal grubun veya sınıfın hareketliliği birbirinden farklıdır.

 Genelde sosyal yapı içinde iki tür sosyal hareketlilikten sözedilir:

 1-Yatay hareketlilik

 2-Dikey hareketlilik

 

 Yatay hareketlilik; bireylerin aynı sosyal tabaka ya da sosyal sınıf içinde, bir mesleki zümreden diğerine ya da sosyal statüden diğerine geçme durmudur.

 Dikey hareketlilik; fertlerin tabakalar arasında veya sınıflar arasında iniş çıkışları ya da tabaka veya sınıf değiştirme durumlarıdır.

 

 Sosyal hareketliliği etkileyen faktörler:

 1-Eğitim; kariyer ve meslek sağlaması nedeniyle sosyal hareketliliği etkiler.

 2-Ekonomi; servet ve gelir düzeyi sosyal hareketliliği etkiler.

 3-Teknolojik gelişme; servet hareketlerini hızlandırarak, parasal faktörlerin önemini pekiştiriyor. Bir de işbölümüyle yol açtığı değişiklik, sosyal hareketliliği sağlıyor.

 4-Aile; yapısının özelliğine, servet ve gelirin aileden kaynaklanması ile sosyal hareketliliğe yol açar. Yine ailenin sosyalleşmekteki rolü nedeniyle birey beklentilerini, yeteneklerini, sosyal hareketlilikteki konumunu belirlemekte büyük önem taşır.

 Aile alışkanlıkları, gelenekleri pekiştirerek hareketliliği önleyebilir.

 5-Nüfus hareketleri ve göç; köyden kente göç, yeni bir sosyal sınıfa girmeyi kolaylaştırabilir. Kentsel meslek yapısı, dikey hareketliliğe elverişlidir.

 Lipset ve Bendix, büyük kentlerin, küçük kentlerden daha fazla uzmanlaşmaya sahip olduğunu, fikir işlevinin beden işlevine oranla daha yüksek bulunduğunu yeni ve üst düzey statülerini yaratan büyüme hızının kentte çok daha hızlı geliştiğini savunmuşlardır.

 6-Sosyal olaylar.

 7-Savaşlar, demokratik düşünceler vs.


  • watt
  • liverpool
  • freida pinto zac posen
  • c span yesterdayc span zelaya
  • connecticut department of labor
  • search in vi
  • potter
  • hp support helpline
  • new england patriots 1996 roster
  • new england patriots wiki
  • search tumblr
  • cessna
  • mongoose
  • connecticut limo
  • search engines and flash
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • vince young jay cutler
  • new england patriots 4
  • fastest
  • cspan hosts
  • mtv music awards
  • battleship ipad
  • bengals 80's
  • la ink price list
  • gypsy
  • vince young uncle rico
  • chad ochocinco yesterday
  • bcbg
  • hp support 6310hp support 7200
  • franchise
  • advise
  • freida pinto dev
  • c span youtube obama
  • dis tester
  • melanie
  • connecticut 104.1
  • bangles eternal flame mp3bengals forum
  • hp support 6930p
  • johanson
  • cspan question timecspan radio
  • chicago bears 96
  • bengals 09
  • hp support englandhp support forum
  • bengals forum
  • search engines of the world
  • la ink ink
  • tea party zombies download
  • bea binene
  • new england patriots kim kardashian
  • cricut
  • mtv true life
  • connecticut renaissance faire
  • battleship aurora
  • disconnect
  • bea input output
  • sensei
  • miata
  • battleship aurora
  • chicago bears tattoos
  • search 78search 800 numbers
  • la ink 03x05
  • search 3 bodybuilding other index
  • randy moss wallpaper
  • growing
  • cellphones
  • bea goldfishberg
  • chad ochocinco quotes video
  • closed
  • okidata
  • zara phillips royal wedding picture
  • hp support 2133
  • tea party obama
  • greg olsen puzzles
  • connecticut quarter error
  • bengals kids jersey
  • la ink upcoming episodes
  • greg olsen vikingsgreg olsen wife
  • hp support center
  • violins
  • stardust
  • chicago bears posters
  • chad ochocinco sisterchad ochocinco twitter
  • battleship 3d game
  • randy moss college
  • bengals undraftedbengals vs steelers
  • caffeine
  • olde
  • new england patriots 84
  • connecticut secretary of state
  • cola
  • mtv oddities
  • seaview
  • accessaries
  • bengals football
  • chicago bears training camp
  • chicago bears donation request
  • search 2.0
  • hp support chat
  • handles
  • amtrak
  • bea spells a lot
  • chicago bears 08 record
  • dist 91
  • bea exhibitors
  • chad ochocinco traded
  • bengals cheerleaders tryouts 2011
  • shoulder
  • hearings
  • connecticut post
  • connecticut 7 day weather forecast
  • la ink 3rd season
  • bea 2011 map
  • connecticut law tribune
  • tea party young people
  • vascular
  • tea party medicare
  • c span ii
  • chicago bears 4th phase
  • function
  • bea verdi
  • randy moss bio
  • la ink games online
  • battleship lexington
  • dis n dat band
  • bea oracle
  • tea party birthday
  • vince young football camp
  • chad ochocinco celebrationschad ochocinco dating
  • lightning
  • vince young wiki
  • vince young redskins
  • vince young rumors
  • zara phillips kids
  • mtv 30 years
  • search dog foundation
  • chad ochocinco 15
  • hp support 6500a plus
  • programmer
  • randy moss yahoo stats
  • bengals hard knocks episode 1
  • new england patriots needs
  • lily
  • randy moss football cards
  • search engines visibility
  • c span kozol
  • vince young to eagles
  • la ink corey
  • corrupt
  • virtue
  • trophies
  • operated
  • la ink youtube pixie
  • greg olsen mormon
  • every
  • hp support error 1005
  • vince young 2008
  • pure
  • search with image
  • mtv website
  • chicago bears number 17
  • bea 460 bosch
  • chad ochocinco to detroit
  • wonderful
  • bea test
  • search vim
  • rama
  • search comcast net
  • bengals 09 record
  • new england patriots rumors
  • damascus
  • search engines for jobs
  • hp support quick test pro
  • clasp
  • bea rims
  • new england patriots 65
  • new england patriots 3 4
  • chad ochocinco stats
  • partners
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • freida pinto jeansfreida pinto kissing
  • programing
  • hiker
  • search engines non tracking
  • search 990 filings
  • hp support assistant review
  • cspan streaming
  • bengals xxiii
  • chad ochocinco xpchad ochocinco youtube
  • vince young z
  • chad ochocinco and cheryl burke