‘eşitlik’ olarak etiketlenmiş yazılar

DENEMELER -3 (AHMET AĞI)

Çarşamba, 11 Kasım 2009

 

- Uğrunda öldüğümüz ve öldürdüğümüz bizi bölen ne varsa (sınırlar, sınıflar, milliyet, mülkiyet, inanç farkları…), bunlar üzerinden yapılan her türlü siyaset, çoğu kez hepimizin de ‘dünyalı’ ve ‘insan’ olduğumuz gerçeğinin önüne geçmektedir.

 

 Hepimiz aynı familyanın üyesi olarak insanız ve hepimizin ülkesi, dünyadır. İnsana ve dünyaya verilen zarar, herkese verilen zarardır. Tüm insanlığı ve doğayı esas almayan hiçbir anlayışın geçerliliği yoktur.

 

- Demokratik kitle örgütleri ne kadar etkili kullanılırsa, sivil inisiyatif de o kadar güçlü olur.

 

- Aslolan yanlışları düzeltmektir. Yoksa yanlış yapanı yok etmek ya da baskı altına almak değil.

 

- Halklar barıştan, tiranlar / zorbalar savaştan beslenir.

 

- Cephede en arkada olanların, cenazede en önde olmaya hakkı yoktur.

 

- Bir memleketin büyüklüğü, topraklarının genişliğiyle değil, vatandaşlarının hak ve özgürlüklerden ne kadar yararlandığı ile ölçülür. Ulusal gelir, adil bir şekilde paylaşılmıyorsa, orada haksızlık ve hırsızlık var demektir. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz.

 

- Hiçbir kişi ya da zümre; devletin, vatanın sahibi değildir. Orada yaşayan herkesindir. Kimse kimseyi kovamaz ve devletin verdiği yetkiyi kendi adına kullanamaz.

 

- Geçmişe üzülen, gelecekten korkan insanların gelişimleri durmuş demektir.

 

- Onayladıklarınızı yüceltmeyin, aksi halde onların eksik olduğunu, onaylamadıklarınızı küçültürseniz de onlardan korktuğunuzu kabul etmiş olursunuz.

 

- Varlık hakkında kesin bilgilere sahip olmayışımız, tüm kabul ve anlayışların birbirine karşı hoşgörülü yaklaşımını zorunlu kılmaktadır. İster bilimsel teorilere isterse mitlere / efsanelere dayalı anlayış ve kabuller olsun, her ikisinin de birbirinin söz-eylem alanına müdahale etmeden yaşamayı öğrenmeleri gerekmektedir. 

 Bir tercihin meşruiyetinin önceliği, diğerinin söz-eylem özgürlüğüne müdahale etmediği sürecedir. Buradan hareketle, siyasi bir rejimin demokratik ve laik olması aslında bir zorunluluktur. Devletin dini ya da ideolojisi olamaz. Sadece anayasal anlamda, herkese eşit mesafede duran ilkeleri olabilir.

 

- Kimse kendi görüş ya da inancını zorla dikte veya empoze edemez. Hak ve özgürlükler çevçevesinde kendi fikirlerini açıklayabilir, yayabilir.

 

- Bir yönetici de aranacak en önemli vasıf, herkese karşı adil davranmasıdır. Yoksa kim olduğu ya da nasıl düşündüğü değil.

 

- Taraftarının çokluğu, bir görüşün haklı olduğu veya daha imtiyazlı olabileceği anlamına gelmez. Hiçbir görüş ya da inanç diğerleri üstünde egemenlik kuramaz.

 

- Herkes, eşit hak ve özgürlüklere sahiptir.

 

- Üniformist bir yaklaşımla, insanları her konuda eşitlemeye çalışarak tek tip insan yaratma düşüncesi olsa olsa ilkel bir düşüncenin ürünü olabilir.

 

- Doğa, eşitlik üzerine değil farklılıklar üzerine kuruludur. Birbirinin benzeri çok şey vardır ama aynı olan hiçbir şey yoktur. Bu nedenle ‘doğa’, tam bir sanat eseridir.

 Eşitlik, bir matematik terimidir; 2=2 gibi. Sosyal konularda eşitlik ise hak ve özgürlüklerden yararlanmadadır.

 

- Kollektif fikir ve inançlara dayalı yapılanmaların arkasında, birilerinin birilerini yönetme ve menfaat sağlama isteği vardır. İnsanların inanma, güvenme ve daha güçlü bir yapının üyesi olma ihtiyacını değerlendiren bu kişiler, bireyleri sürüleştirip cemaatleştirerek çok daha kolay kontrol edebilmektedirler.

 

- Her türlü inanç ve fikrin kaynağı birey olduğu halde hor görülmesi, birilerinin kendilerini, diğerlerinden daha imtiyazlı görmesi sonucudur.

 Ne türlü olursa olsun, hep aynı kesimlerin birileri için fedakarlıkta bulunmasını istemesi, faşizmden başka bir şey değildir.

 

 - Bireyi yadsıyan her fikir doğasına aykırıdır. Birey olmadan fikir olmaz. Aşılamaz hiçbir düşünce yoktur. Fikirler her zaman değişerek gelişim sağlarlar. Sabit fikirli olmak, kişinin kendisini başkalarının kölesi haline getirmesidir. Tüm kollektif düşünceler, üyelerinin bağlılığını artırmak için kendisini diğer inanç ve fikirlerden üstün görür.

 

    - Çoban sayısı arttıkça, sürü sayısı da artar ancak koyun sayısı azalır.

 

    - Meşruiyyet içerisinde tüm farklılıklar, dünyamızın zenginliğidir ve gerçeğin farklı birer kavranış şeklidir.

 

    - Siz onları hurafelerden, onlar da sizi cehennemden kurtarmaya çalışırken dünyayı yaşanmaz hale getiren, böylesi bir iyi niyet oldu.

 

    - Nasıl iman etmişsen, her şeyi de ona uygun görürsün.

 

      - Bilinç, baskıdan doğar.

 

   - Savaş, profösyonellerin işidir. Amatörleri en öne koymak, onları ölüme göndermektir.

 

   - Çoğu kez bir inancın bağlıları, başka bir inancın kışkırtıcıları olmaktadır.

 

   - Sorun, herkesin kendi tercihini diğerlerinden üstün görmesinde değil, kendi tercihini diğerlerine egemen kılmak istemesindedir. Diğerlerini zorla da olsa istediği yönde değişime tabi tutmasıdır. Bunun içindir ki, devletin ne dini ne de ideolojisi olamaz. Tüm inanç ve fikirlere eşit mesafede duran, anayasal kuralları olabilir.

            - Evrenselliğin yolu, yerellikten geçer.

 - Gelişmiş ülkelerle diğerleri arasında, farktan öte uçurumlar varken, küresel politikalarda ilk adımın bu ülkelerden beklenmesi, çok büyük haksızlık olur. Dünyamızın bu hale gelmesinde, en çok kimlerin payı varsa öncelik onlara düşer. Hem sicili bozuk hem de veto yetkisi bulunan gelişmiş ülkelerin, silahsızlanmadan çevre kriterlerine kadar öncelikle kendilerinin adım atması gerekir.

 

  - İnsanlar, yaşadıkları ülkede  layık olduğu değeri görmüyorsa; vatanmış, üniter yapıymış, devletmiş…o insanlar için bir anlam ifade etmez.

 

 - Kan, gözyaşı ve katliamlar üzerine inşa edilen bir yapı er ya da geç tasfiye olur.

 

 - Dış güçler ve yerli işbirlikçileri, her seferinde halkı daha beteriyle korkutup, kendi zulüm ve sömürülerine devam ediyorlar.

 Hep aynı numara! “Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek”.

 

 - Her türlü inkar ve imha politikası, günü geldiğinde tarihle hesaplaşmaktan kaçamayacaktır.

 

 - Nerede insanca muamele görüyorsan, vatanın orasıdır.

 

 - Her zaman üst gelir grupları sermayelerinden, alt gelir grupları ise onurlarından fedakarklıkta bulunuyorsa orada eşitlik, kardeşlik ve adaletten bahsedilemez.

 

 - Haksız bir saldırı yoksa, hiçbir savaş senin savaşın değildir.

 

 - Bütün davranışların anlamını ideolojide aramak, ideolojiyi din haline getirmektir. Her konuya eleştirel yaklaşmalı, ayrıca neleri kabul ettiğinden çok ne yaptığın daha önemlidir.

 

 - İnsanlığa hizmet için varım diyenlerin pek çoğu, kendi egolarını tatmin etmek ve egemen olmak için uğraşırlar. Bu uğurda her şeyi göze almaları bunun bir göstergesidir.

 

- Büyüklerin zulmü, küçüklerin elleriyle gelir. Hainler olmasa zalimler de olmazdı.

 

- Eşitlik adına tüm insanları, tek tip insan haline dönüştürmek, sonra da aldığı nefesi dahi kontrol eden totoliter bir devlete tabi kılmak, insanın emeğine yabancılaşmasından daha beter bir kendine yabancılaşmadır.

 

 - Herşeyi eşitlemeye çalışmak, yeni eşitsizlikler yaratmaktır. Emeğe hakettiği değeri vermemek, adaleti yokeder.

 

- Hayatta en başarılı insanlar, başkalarının doğrularını almaktan imtina etmeyen ve kendi doğrularının yanlışlanması halinde de görüşlerini değiştirmekte hiç tereddüt etmeyenlerdir.

 

- Sorun dogmalarda değil, onların sorgulanmayışındadır. Dogmatizm kaçınılmaz bile olsa sorgulamak en akıllaca tutumdur.

 

- Kesin olarak bilmediğimiz bir şey hakkında, kesin ve sorgulanamaz bir biçimde, “bu böyledir” diye inanmak, dogmatiklerin işidir.

 

- Bilmediklerimiz hakkında varsayımlar ileri sürülebilir ama bu varsayımlardan birine ‘iman etme’ zorunluluğu yoktur.

 

- Bir insan kendi söylediklerine “bunlar tanrı sözüdür” diyebilir. Fakat şaşırtıcı olan, pek çok insanın iman etme mecburiyeti olmadığı halde biat etmesidir.

 

- Ulaşım ve iletişim arttıkça, küreselleşme artar.

 

- Başarıyı küçümseyenler, kendi komplekslerine yenilmiş olanlardır.

 

- Bir inanç ya da bir fikre yaslanarak siyaset yapan veya tutum ve davranışlarını belirleyenler, hiçbir zaman birey olamazlar. Kendileriyle başbaşa kalmaya dahi tahammül edemezler.

 Her türlü inanç ve fikri sorgulayan insan, tek başına gerçeği arayan insandır. O her şeyi bilmek, anlamak ve açıklamak adına, bir yere ait olmayı reddedendir.

 

- Dünya ekonomilerinin büyümesi, daha çok enerji tüketimi ve daha çok küresel ısınma demektir. Kaynakların sorumsuzca tüketilmesi, belki servet artışı sağlayacak ama böyle giderse bunu harcayacak bir dünya bulamayacağız.

 

- İnsanlar, kendi hayatlarının sorumluluğunu almamak adına, başka biri ya da birilerine biat ederler. Böylece, bir yanlış ya da suçlu varsa bu kendileri olmayacaktır.

 Kendi iradesini devretmesinin ödülü; efendisinin gücü ve himayesidir. Efendi ne kadar güçlüyse, onun sesi de o kadar güçlü olur. (Efendi; kişi, grup, cemaat, parti vs.) Belli ölçüde mutludur da, kendisi karar vermediği için içsel bir çelişki de yaşamaz.

 Doğru bildiklerini ne zaman ki sorgulamaya başlar; işte o andan sonra, teslimiyet azalırken çelişkiler artar.

 

- Sosyalizm, kapitalizmde olduğu gibi ‘artı değer’ kaynaklı zenginlik üretemediği için sistem giderek fakirleşmeye başlar. Öyle ki, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçları dahi karşılayamaz hale gelir.

 İnsanın yeryüzündeki serüveninin amacı, sadece fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Bundan daha önemlisi, dünyaya mahkum olan yazgısını değiştirmektir.

 

İ.KUÇURADİ, ‘TÜRK KAMU HAYATINDA FELSEFE’

Cuma, 21 Ağustos 2009

 

 Bu dersin amacı, felsefenin toplumsal hayattaki işlevini gösterebilmek.

 Kamu ≠ toplum ≠ devlet

 Toplum ≠ topluluk ≠ grup

 İnsan ≠ kişi ≠ birey

 Temel hak ≠ temel özgürlükler

 

            Kamu

           å      æ

Devletààà Toplum

 

Kişi; bir insanın eşsizliğinde tek olan.

Birey; toplumsallığında tek olan.

Kamu; bir devletteki herkesin ve her birinin olan her şey.

Toplum; bireyler arası ilişkiler ve bunların oluşturduğu ilişki bütünleri arasındaki ilişkiler.

Topluluk; aralarında ortak bir özellik bulunan (örneğin aynı türden olmaları) teklerin oluşturduğu bir bütün. Bu tekler gerçek teklerdir. Örneğin bir ağaçtır, bir insandır. Aralarındaki ilişki geçicidir.

 Toplum da ise sadece ilişkiler vardır, tekler yoktur. Olan ilişkinin kendisidir.

Bir ilişkiler bütünü olması nedeniyle bunun içine o toplumdaki kamusal ilişkiler de girer.

 Devlet; toplumsal ilişkilerin hukuksal biçim almasıyla kamuyu temsil etme ve işleyişini sağlama amacıyla kurulmuş organlar bütünüdür.

 Bu hukuksallık nedeniyle, kamuyu temsil etme ve işleyişini sağlama devletin görevidir.

 Bu organlar bütünü devlet, hem toplumsal hem de kamusal ilişkileri düzenler. Devlet, herkesin ve her birinin olan her şeyin nasıl işleyeceğini belirler, düzenler dolayısıyla kamuyu temsil eder.

 Örneğin, bir kamu kurumu olan Türk Hava Kurumu’nun işleyişinin devlet tarafından düzenlenmemesi halinde bu kurum ya güçlü birinin özel mülkiyetine girecek ya da paylaşamamaktan dolayı çıkan kargaşa ve çatışmalar sonucu ortadan kalkacak. Dolayısıyla her iki halde de bir kamu kurumu olma özelliğini yitirecektir.

 Bu nedenle, işleyişi yasalar tarafından düzenlenmeyen bir kamu kurumu ya da kuruluşu sözkonusu olamaz. Esasen kamu ile devleti değil, kavramları ayırıyoruz.

 Temel hakların belli bir ülkede korunması, o devlet tarafından tanınan haklar aracılığıyla olmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşları ise, bir ülkede belirli gerçeklik koşullarında, o devlet tarafından tanınan haklarla korunan; temel haklardan yararlanmaya ilişkin olan temel özgürlüklerin, sürekli gerçekleşmesini sağlarlar ya da sağlayacak olanlardır. Sağlamıyorsa, amacına aykırı hareket ediyor demektir.

 Örneğin; ‘Basın Özgürlüğü’, bir kamu özgürlüğüdür. İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının, bu özgürlükten yararlanmasının sürekliliğini sağlamaktır.

 Kamu kurum ve kuruluşları, hakların getirdiği talepleri gerçekleştirenlerdir ya da gerçekleştirecek olanlardır.

 Bir kamu kurum ya da kuruluşunun, bir temel hakkı ya da grup hakkını korumak için kurulduğunu göremiyoruz.

 Kamu kurum ve kuruluşlarının amacını, belirli gerçeklik koşullarında gerçekleştirmeleri için onların dayandığı bazı temel fikirler (örneğin, özerklik) ve ilkeler sözkonusudur. Bu ilkeler zaman içinde yerlerini başka ilkelere verebilirler.

 Bu ilkeler; düzenleme ilkeleri yani işleyiş ilkeleridir. Aslında bu ilkeler, gereklilik düşünceleridir. Bu gereklilik düşünceleri ya indüktif çıkarımlar ya da insanın değerinin bilgisiyle yapılmış olan çıkarımlardır.

 Bu çıkarımların kaynaklandıkları yerin farklı olması, çıkarımların da farklı olmasına dolayısıyla gereklilik düşüncelerinin farklı olmasına yol açmaktadır.

 

 ÖZERKLİK:

 

Özerklik (otonomi), kamu kurum ve kuruluşlarının belirli gerçeklik koşullarında amaçlarını gerçekleştirmesine yardımcı olmak amacıyla getirilen bir taleptir. Ancak özerklik, kamu kurum ve kuruluşlarının amacını gerçekleştirmesine yardımcı olmak şöyle dursun; o amaca aykırı bir şekilde kullanılabiliyor.

 Özerklik; bir kamu kurumunun kendi kuruluş amacını gerçekleştirirken; -bu amaç herkes için ayırt etmeden iş yapması- kendi dışında olan(siyasal iktidarlar, moraller, ideolojiler, ‘hava’) başka bir şey tarafından belirlenmemesini/müdahale edilmemesini talep eden bir durumdur.

 Özerklik, indüktif bir çıkarım değil, diğer ilkelerin bir emplikasyonudur. Mevcut çağın toplumsal, siyasal, ekonomik durumu içinde bir emplikasyon olarak ortaya çıkmaktadır. Eğer kamu kurum ve kuruluşlarının amaçlarına uygun davranmaları isteniyorsa ‘özerk’ olmalıdır, deniliyor.

 Özerklik genellikle kendi başına bir amaç olarak görülüyor. Siyasal iktidarlardan korunmak olduğu sanılıyor. Hatta devlet tarafından denetlenmeme olarak anlaşılıyor. Yani denetimsizlik, başıboşluk, istediğini yapma olarak görülüyor.

 Oysa bir kamu kurumunun işleyişinin içinde bulunduğu siyasal iktidarlar, moraller, ideolojiler ve hava tarafından etkilenmemesi sözkonusu değildir.

 Hava; kamu kurum ve kuruluşlarının yaygın anlayışlara göre iş yapması. Belirli bir havada yaptığının farkına varmadan zaman içinde tam tersi hareket etmesi. Yaygın değer biçmelere göre amacına aykırı hareket etmesidir.

 Tarafsızlık; kamu kurum ve kuruluşları tarafsız olmalı deniliyor. Bu sözkonusu değildir. Çünkü tarafsızlık demek, aynı konuda anlaşmazlığa düşen iki taraf olması ve yargıcın bu iki taraf arasında adalete uygun karar vermesidir. Yani tarafsızlıkta anlaşmazlığa düşen iki taraf ve bu anlaşmazlığı giderecek olan bir üçüncü kişi olması gerekir.

 

 BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ:

 

 Basın özgürlüğü, bir kanun özgürlüğü olup, basının özerk olması anlamına gelir. Yani basının kendi amacını gerçekleştirirken, kendi amacı dışında olan (siyasal iktidarlar, moraller, ideolojiler ve hava) başka bir şey tarafından belirlenmemesi ya da müdahale edilmemesidir.

 Genellikle basın özgürlüğü derken, basını siyasal iktidarlardan korunması hatta devlet tarafından denetlenmemesi ve basını istediğini yapması olarak anlaşılıyor. Bu yaygın yanlış anlayışı, ‘Basın ahlak yasası’nda da görüyoruz.

 Örneğin bu yasanın birinci maddesi; “Basın serbesttir” demekte, bu şu demektir; “bası istediğini yapar ve onu hiçbir merci denetleyemez”.

 

 “Herkes doğru bilgiyle, kendi kanaatini geliştirebilmeli ve bu kanaatine uygun davranabilmelidir”.

 Bu talep, kitle iletişim araçlarının doğru bilgi vererek koruması gereken taleplerden yalnızca biridir.

 

 KAMU – TOPLUM – DEVLET İLİŞKİSİ:

 

 Toplumsal bir grupta herkesin ve her birinin olan ne varsa işte kamu budur. Devlet ise, toplumsal ilişkilerin, hukuksal biçim alması nedeniyle herkesin ve her birinin olanı düzenleyen, yöneten, temsil edendir. Kamu ile devleti değil, kavramalrı birbirinden ayırıyoruz.

 Toplumsal bir gruptaki ilişkiler, kamu kurum ve kuruluşlardaki ilişkiler, devletin dayandığı hukuksl ilişkiler hep değişkendir.

 Kamu kurum ve kuruluşlarının amacı, herkesin temel kişi haklarını yaşayabilmesini sağlamaktır.

 

 Eşitlik; olan bir şey değil, bir muamele talebidir. Bu muamele talebi genellikle, doğrudan doğruya ya da dolaylı korunan temel haklarda sözkonusu oluyor.

 Eşitlik özellikler bakımından aynılıkta sözkonusudur. Yani talep edilen aynı özellikleri olanın aynı muameleyi görmesidir. Örneğin, mevcut diyaliz makinelerinden hastaların hepsinin eşitçe yararlanmasıdır. Vatandaş olmaları nedeniyle, eşit muamele görmeleri talep ediliyor.

 İnsanlar eşit değildir. Çünkü bütün insanların yetenekleri birbirinden farklıdır. İnsanların eşit olup olmamaları bazı haklar açısından sözkonusudur.

 

 EĞİTİM HAKKI: (Dolaylı korunan bir hak)

 

 Eğitim, belirli davranışların gerçekleşmesi için yapılan etkinliklerdir. Eğitim, yine o işin kendisinden çıkılarak yapılmalıdır. Örneğin, uçak kullanacaklara uçak eğitimi verilmesi.

 Eğitimde amaç, eğitimin kendisi değil, eğitilen insanlar olmalıdır. Eğitim, benim kafamı yıkamak için değil, benim olanaklarımı geliştirmek, benim kendi olanaklarımla ayakta durmamı sağlamak içindir.

 Eğitimde amacın ‘iyi yurttaş’ yetiştirmek olması halinde, insanlar eğitim için birer araç olmaktadır. Eğitimin kendisi amaç haline gelmektedir.

 ‘İyi bir yurttaş’ değil, ‘insan yurttaşı’ yetiştirmek. İnsan yurttaşı önce insan olduğunun bilincinde olan yurttaştır.

 Eğitimde amaç, insanların ‘insan olma’ olanaklarını geliştirici olmalıdır.

 Temel eğitim yasası, Türkiye’de insansal bir hak olan eğitim etkinliğini düzenlemek için amacıyla yapılmıştır. Bu yasada eğitimden amaç, iyi bir yurttaş yetiştirmek anlaşılıyor. Dolayısıyla eğitimin kendisi amaç olarak görülüyor.

 Bu yasada eğitim hakkı, bir temel hak olarak görülmeyip, temel ilkeler arasında görülmektedir.

 

 Kamulaştırma; özel olan şeylerin; kuruluşların, işletmelerin herkesin yararına sunulması. Kamulaştırılan artık, kamunun malı oluyor.

 Devletleştirme ise, devletleştirilenin örneğin bir işletmenin bir devlet organı tarafından denetimi veya işletilmesidir. Gelirinin de devlet bütçesine eklenmesi sözkonusudur.

J.JACK ROUSSEAU

Çarşamba, 03 Haziran 2009

 J. JACK ROUSSEAU (1712-1778) :

 

İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı

                ‘Bu eserimde, insan türünün hayatını anlatacağım’

 

 ‘‘Toprak aralarında bölünmedikçe, doğa durumu ortadan kaldırılmadıkça, insan toprağı nasıl işler?

  Uygar toplum, özel mülkiyetin ‘bu bana aittir’ döneminin başladığı toplumdur. Böylece doğa hali son bulur. Baba gücü uygar toplumdan türemiştir. Locke’un sandığı gibi tanrıdan Adem’e şeklinde değil.

  Bütün kavgaların, felaketlerin sebebi özel mülkiyettir. Özel mülkiyet, bütün kötülüklerin anasıdır. Mülkiyetin olmadığı yerde, haksızlık da yoktur.

  Locke da aynı şeyi söylüyor fakat onun mülkiyet anlayışı, Rousseau’dan çok faklı. Locke, mülkiyet kavramı içine, insan hayatı ve özgürlüğü de sokuyor. Ona göre, mülkiyet rastlantı olamaz. Rousseau’ya göre ise, insanın ‘bana aittir’ (özel mülkiyet) tamamen rastlantıdır. Aslında bu fark, mülkiyet kavramını farklı tanımlamalarından kaynaklanıyor.

 ‘’Mülkiyetin ortaya çıkmasıyla insanlar son dönemlerine girmişlerdir…Zenginler sahiplendikten sonra mallarının ve hatta canlarının elden gideceğini anlayınca, ‘gelin barış içinde yaşayalım’ diyerek ‘Toplum Sözleşmesi’ni önermişlerdir. Güçsüzlere bağlar veren, zenginlere güçler veren, doğal özgürlüğü geri dönmemek üzere yok eden bu toplum (uygar toplum) böyle olsa gerektir.’’

  Eşitsizliğin kaynağını, insan aklının ilerlemesiyle özel mülkiyetin ortaya çıkması ve yasallaşmasında bulur.’Bana aittir’ döneminin başlamasıyla kimileri daha çok sahiplenip zengin olmuş kimileri de daha az sahiplenerek fakir olmuş. Sonunda zengin ve fakir karşı karşıya gelmiş, fakirlerin mallarını ve canlarını tehdit etmesi sonucunda da zenginler, toplum sözleşmesini önermişlerdir.

 

         LOCKE VE ROUSSEAU KARŞILAŞTIRMASI

 

 Toplum düzeni doğadan gelme değil, sözleşmelere dayanmaktadır.

 Rousseau’ya göre savaş durumu sadece mülkiyet ilişkilerindeki anlaşmazlıklardan çıkar. Locke da ise savaş durumuna kişisel neden oluyordu. Oysa Rousseau’ya göre, mülkiyet olmadan önce kişi ile kişi arasında savaş durumu yoktur.

 Locke’a göre uygar toplum, savaş durumuna son vermek amacıyla ortaya çıkmıştır. Rousseau’ya göre ise, özel mülkiyeti korumak için

ortaya çıkmıştır.

 Rousseau’ya göre savaş durumu, uygar toplumdan sonra ortaya çıkmıştır. Rousseau, mülkiyet var da savaş başladı diyor.

 Oysa Locke da uygar toplumdan önce doğa durumunda savaş sözkonusu. Doğa durumunda otak yargıç olmadığından, herkes kendi yargıcı olduğundan savaş durumu ortaya çıkıyor. Savaş durumunu ortadan kaldırmak için ortak yargıç seçildi ve uygar topluma geçildi. Rousseau’da ise tam tersi.

 Aslında görünüşteki bu farklılıklar, mülkiyet kavramını farklı tanımlamalarından kaynaklanıyor.

 Rousseau’ya göre kendi koyduğumuz yasaya uymak özgürlüktür.

 Locke’da, toplum düzeni doğadan gelmesine karşılık, Rousseau, toplum düzenini sözleşmelerle oluşmuş bir hak olarak görüyor. Toplum sözleşmesinde bu doğal hakların insanlara geri verilmesi var. İnsanlar toplum düzenine bu amaçla uyarlar. Burada Locke ile birleşiyor.

 Her ikisine göre de insanların bir takım doğal hakları vardır. Her ikisinde   de yapma hakların toplumsal haklardaki kaynağı doğal haklardır.

 Her ikisinde de doğal hakları, toplumsal yasalar korumalı. Her ikisinde de toplum düzeni doğal hakların korunması için istenirse sürebilir.

 Locke’dan farklı olarak Rousseau, toplum düzeninin de bir hak olduğunu ve doğal olmayan sözleşmelerle gelen bu hak, özgürlüğünü korumak isteyen insanın hakkıdır.

 Bu nedenle toplum sözleşmesinin de doğal haklar gibi korunması gerekiyor.

 Rousseau’da toplum düzeni bir araç olması gerekirken bir amaç oluyor. Locke ise önceliği, insanların haklarının korunmasında tutar.

 Yani Rousseau’da en temelde korunması gereken; toplum düzenidir. Locke da ise kişi haklarıdır.

 Locke’da ortak yargıcın olmadığı yerde doğa durumundan savaş durumuna dönüş sözkonusu iken Rousseau’da uygar toplumdan geri dönüş sözkonusu değil.

 Topluma her ikisinde de ihtiyaçtan geçiliyor, fark korumak istediklerinde.

 Locke’un bütün amacı; özel mülkiyeti, doğal hukuka dayandırmak. Çünkü ona göre, özel mülkiyet kutsal. Rousseau da ise özel mülkiyet bir felaket.

 Locke’un özel mülkiyeti kutsal sayması; mülkiyetin, can ve özgürlüğü de kapsamasından. Rousseau da ise mülkiyet, sadece mallar.

 Locke’da mülkiyet, insanla birlikte var ve geri alınamaz. Oysa Rousseau’da mülkiyet edinme –özel mülkiyet- tarihsel bir olaydır. Özel mülkiyet tarihin belli bir zamanında ortaya çıkmıştır. İnsanların doğa durumunda iken henüz özel mülkiyet ortaya çıkmamıştı. Mülkiyet olumsaldır yani hiç ortaya çıkmayabilirdi de.

 

DUVAR YAZILARI

Pazar, 31 Mayıs 2009

DUVAR YAZILARI :

- Birini öldürürsen katil, birilerini öldürürsen kahraman,

hepsini öldürürsen tanrı olursun!

- Bir lira çalarsan hırsız, bir trilyon çalarsan beyefendisin!

- Hepimiz eşitiz ama ben biraz daha eşitim!

- Küçük beyinler kişileri, orta beyinler olayları, büyük beyinler fikirleri tartışır.

- Kazanmak insanın gardrobunu, kaybetmekse kişiliğini geliştirir.

- Hiçbir başarı, cezasız kalmaz. 

- Kadın olmak zor şey, erkek gibi düşüneceksin, genç

kız gibi davranacaksın, eşşek gibi çalışacaksın!

Hem zeki hem çalışkan, taktir et.

Zeki ama tembel, ikaz et.

Çalışkan ama aptal, dikkat et.

Hem aptal hem de tembel, imha et.

- Gelme, gelme Mevlana değilim, beni germe!

- Geç geldi desinler, geçmiş olsun demesinler!

- Allahım ya bana bu aklı vermeseydin ya da bunları böyle yaratmasaydın!

- Bazı insanların altı, bazılarının da üstü çizilir!

- Sizin bildiğiniz kadar, benim unuttuğum vardır!

- Bizim yaptıklarımıza sizin hayaliniz yetmez!

- İnsan hımbıllaşmaya görsün; oturma imkanı varsa ayakta durmaz, yatma imkanı varsa da oturmaz!

- Minumum gayret, maksimum fayda!

- Kötü olan kör olmak değil, nankör olmaktır.

- Birşey kısmetten çıkmaya görsün, uçkur bile doksandokuz yerinden kopar, bağlamaya yetişemezsin!

- Dövüşmesinler de sevişsinler!…

- Maşallah danazorlar, dinozorların yokluğunu aratmıyor!

- Demirden korksaydık trene binmezdik!

- İnsana benziyor diye sanma ki, herkes insan!

- Birşeyin doğrusunu mu istiyorsun, kendin yap!

- Hayatım lazım olursa, ben buradayım gel ve al!

- Kayseri’ye giderken pastırma götürmeye gerek yok!

- Başımıza bir kaza bela gelmeden, hayırlısıyla bir ölseydik!

- Hayat biz onu planlarken, akıp geçen zamandır.

- Fırsatlar, trenlere benzer. O trene binmek için de istasyonda olmak gerekir.

- Ülkeler barışta zenginlerin, savaşta fakirlerindir.

- Hiçbir şey bilmiyorsan, haddini bil!

- Akıllısı beni bulmaz, delisi peşimi bırakmaz.

- İte bak, yattığı yere bak!

- Zor, oyunu bozar.

- Benim ağzım sıkıdır, sadece camiyle kahvenin ortasında konuşurum!

- Onlar paralarını, ben anılarımı biriktirdim.

- Tecrübe, yediğin kazıkların toplamıdır.

- Çileye talibiz, ona bile bırakmıyorlar yaşayalım.

- Söylesem tesir etmiyor, sussam gönlüm razı gelmiyor.

- Ne hikmetse, size hak olan bize gelince müstehak oluyor.

- Cümbüş ‘ibadet’, içki ‘bade’, cinayet ‘töre, halay çekmek de ‘devrim’ olmuş!

- Dönmek değil, fırıldak olmak kötüdür.

- Hadi yavrum, hadi çocuğum, kumda oyna gözüne çöp batmasın!

- On tane eşşeğin olacağına, adam gibi bir enişten olsun yeter!

- Seviyorsan bırak gitsin, dönerse senindir, dönmezse

zaten senin değildi!

- Göz uydur vurmaz tüfek yoktur, söz uydur sevmez kadın yoktur.

- Karın iyiyse eğlencede işin ne, düğün kendi evinde. Karın kötüyse cenazede işin ne, ölü kendi evinde!

- Kaza geliyorum, namus gidiyorum demez.

- Küçük kafa, büyük kafayı yer.

- Kaderde varsa düzülmek, neye yarar üzülmek!

- Düzülen hep biz olduktan sonra, düzen değişse ne olur?

- Bir yaprak bir mızrak, gerisi teferruat!

- Dünya delikanlı olsaydı, yuvarlak olmazdı!

- Yüze gülücü, arkadan gömücülere dikkat et!

- Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır!

- Genç geriyorsa, yaşlı sevindir daha iyi!

- Gençler bilebilse yaşlılar yapabilse!

- Delikli taş bile yerde durmaz.

- Hasan almaz, basan alır.

- Ziyan olacağına, ver bir fakir sebeblensin!

- Zengin parasıyla, fakir karısıyla oynarmış!

- Erkek yapacak yer, kadınsa yapacak bahane arar!

- Edebsizlikten değil, ihtiyaçtan bu hale geldik!

- Et ile ekmek, eti ete sürtmek, gerisi köpek tüfek!

- Erkeğin kıllısı Ali’den, kadının kıllısı ayıdan!

- İlişkinin 5 aşaması:

“Göz göze, el ele, et ete, göt göte, git öte!”

- Masajın 5 aşaması:

“Ovalama, sıvazlama, itme, çekme, dürtme!”

“Tanrı öldü!”

NİETZSCHE

Yaşasın, Nietzsche öldü!”

TANRI

Tanrı bile yanlış yapsa, itiraz et!”

İBLİS

“Herşeye yer var, tanrıya yok!”

ATEİST

Kızın gözüne gircem diye, tanrının gözünden

düştüm. Üzgünüm, hepsi benim suçum!”

ADEM

- Bağırsak namımız gidiyor, sussak kendimiz!..”

BİR KADIN

 FELSEFE TÜRLERİ

 KLASİK TEPKİ: “Sıraya geç kardeşim!”

NEOKLASİK TEPKİ: “Şeker kardeşim sıraya geçiver…”

REALİST TEPKİ: “Sıra var!”

SURREALİST TEPKİ: “Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay’da, bak bir daha yapıyorlar mı?”

ROMANTİK TEPKİ: “Beyefendi galiba sırayı görmediniz…”

NATURALİST TEPKİ: “Sırana geç!”

MODERN TEPKİ: “Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa’da…”

POST-MODERN: “Sırana geç lan ayı!”

UZLAŞIMCI: “Acelesi olmasa öne geçmezdi, üzmeyin garibi…”

DEVRİMCİ: “Alt yapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek!”

KADERCİ: “İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür…”

FELSEFECİ (septik/kuşkucu): “Ön ve arka kavramları görecelidir.O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir!”

İDEALİST: “Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa, adam yok olur!”

KÖTÜMSER VAROLUŞCU: “Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Birgün o adamda ölecek!”

İYİMSER VAROLUŞCU: “Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor!”


 


  • watt
  • liverpool
  • freida pinto zac posen
  • c span yesterdayc span zelaya
  • connecticut department of labor
  • search in vi
  • potter
  • hp support helpline
  • new england patriots 1996 roster
  • new england patriots wiki
  • search tumblr
  • cessna
  • mongoose
  • connecticut limo
  • search engines and flash
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • vince young jay cutler
  • new england patriots 4
  • fastest
  • cspan hosts
  • mtv music awards
  • battleship ipad
  • bengals 80's
  • la ink price list
  • gypsy
  • vince young uncle rico
  • chad ochocinco yesterday
  • bcbg
  • hp support 6310hp support 7200
  • franchise
  • advise
  • freida pinto dev
  • c span youtube obama
  • dis tester
  • melanie
  • connecticut 104.1
  • bangles eternal flame mp3bengals forum
  • hp support 6930p
  • johanson
  • cspan question timecspan radio
  • chicago bears 96
  • bengals 09
  • hp support englandhp support forum
  • bengals forum
  • search engines of the world
  • la ink ink
  • tea party zombies download
  • bea binene
  • new england patriots kim kardashian
  • cricut
  • mtv true life
  • connecticut renaissance faire
  • battleship aurora
  • disconnect
  • bea input output
  • sensei
  • miata
  • battleship aurora
  • chicago bears tattoos
  • search 78search 800 numbers
  • la ink 03x05
  • search 3 bodybuilding other index
  • randy moss wallpaper
  • growing
  • cellphones
  • bea goldfishberg
  • chad ochocinco quotes video
  • closed
  • okidata
  • zara phillips royal wedding picture
  • hp support 2133
  • tea party obama
  • greg olsen puzzles
  • connecticut quarter error
  • bengals kids jersey
  • la ink upcoming episodes
  • greg olsen vikingsgreg olsen wife
  • hp support center
  • violins
  • stardust
  • chicago bears posters
  • chad ochocinco sisterchad ochocinco twitter
  • battleship 3d game
  • randy moss college
  • bengals undraftedbengals vs steelers
  • caffeine
  • olde
  • new england patriots 84
  • connecticut secretary of state
  • cola
  • mtv oddities
  • seaview
  • accessaries
  • bengals football
  • chicago bears training camp
  • chicago bears donation request
  • search 2.0
  • hp support chat
  • handles
  • amtrak
  • bea spells a lot
  • chicago bears 08 record
  • dist 91
  • bea exhibitors
  • chad ochocinco traded
  • bengals cheerleaders tryouts 2011
  • shoulder
  • hearings
  • connecticut post
  • connecticut 7 day weather forecast
  • la ink 3rd season
  • bea 2011 map
  • connecticut law tribune
  • tea party young people
  • vascular
  • tea party medicare
  • c span ii
  • chicago bears 4th phase
  • function
  • bea verdi
  • randy moss bio
  • la ink games online
  • battleship lexington
  • dis n dat band
  • bea oracle
  • tea party birthday
  • vince young football camp
  • chad ochocinco celebrationschad ochocinco dating
  • lightning
  • vince young wiki
  • vince young redskins
  • vince young rumors
  • zara phillips kids
  • mtv 30 years
  • search dog foundation
  • chad ochocinco 15
  • hp support 6500a plus
  • programmer
  • randy moss yahoo stats
  • bengals hard knocks episode 1
  • new england patriots needs
  • lily
  • randy moss football cards
  • search engines visibility
  • c span kozol
  • vince young to eagles
  • la ink corey
  • corrupt
  • virtue
  • trophies
  • operated
  • la ink youtube pixie
  • greg olsen mormon
  • every
  • hp support error 1005
  • vince young 2008
  • pure
  • search with image
  • mtv website
  • chicago bears number 17
  • bea 460 bosch
  • chad ochocinco to detroit
  • wonderful
  • bea test
  • search vim
  • rama
  • search comcast net
  • bengals 09 record
  • new england patriots rumors
  • damascus
  • search engines for jobs
  • hp support quick test pro
  • clasp
  • bea rims
  • new england patriots 65
  • new england patriots 3 4
  • chad ochocinco stats
  • partners
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • freida pinto jeansfreida pinto kissing
  • programing
  • hiker
  • search engines non tracking
  • search 990 filings
  • hp support assistant review
  • cspan streaming
  • bengals xxiii
  • chad ochocinco xpchad ochocinco youtube
  • vince young z
  • chad ochocinco and cheryl burke