‘Özdek’ olarak etiketlenmiş yazılar

EINSTEIN

Pazartesi, 31 Mayıs 2010

 

    EINSTEIN:

 - İki şey sonsuzdur birincisi evren, ikincisi aptallık. Birincisinden şüphem var ancak ikincisinden eminim.

             - Önyargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur. 

- Ben atomu insanlığa hizmet için buldum, onlar bomba yapıp birbirlerini yokettiler.

- Üçüncü dünya savaşının hangi silahlarca olacağını bilmiyorum ama dördüncüsünün taş ve sopalarla olacağını biliyorum.

- Gerçek, bitmek bilmeyen bir illüzyondur.

- Eğer arılar yeryüzünden yokolursa, insanın sadece dört yıl ömrü kalır. Arılar olmazsa döllenme, bitki, hayvan, insan olmaz.

- Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık, bütün dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk.

- Gerçeği aramak, ele geçirmekten daha değerlidir.

- Büyük güçlere sahip devletler olduğu sürece, savaş kaçınılmazdır.

- Bir hatayı iki defa tekrar etmeyen, kesinlikle mükemmel insandır.

- En değerli insan, alçakgönüllü olandır.

 -Algılayan insana karşı, bağımsız bir dış dünyanın varlığı bütün bilimlerin temelidir.

- Kütle, yoğunlaşmış enerjiden başka bir şey değildir.

- Devimli bir cismin kütlesi, devimiyle birlikte arttığına ve devinim bir enerji biçimi olduğuna göre, devimli bir cismin kütle artışı o cismin artan enerjisinden gelir. Açıkcası enerjinin kütlesi vardır; e = mc²

- Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman arasındaki fark; sadece bir göz yanılmasından ibarettir.

- Özdek; varolan her şeyin temelidir. O, devim, zaman ve uzaydan ayrılamaz. O, kendiliğinden devingen ve gelişkendir.

- Bize akıl almaz gelen, gerçekte var. Doğanın sırlarının ardında anlaşılmaz, soyut ve açıklanamaz birşey duruyor. Anlayabileceğimiz herşeyin ötesindeki bu güce, saygı göstermek benim dinimdir.

- Tanrı barbut atmaz. Evrende hiçbirşey tesadüfi, şans eseri değildir.

- Geleceğin dini, kozmik bir din olacaktır. Bu din teoloji ve dogmalardan uzak olup, kişisel tanrıya üstün gelecektir.

- Bilimsiz din kör, dinsiz bilimse topaldır.

- Benim özel yeteneğim yok, sadece tutkulu bir meraklıyım.

- Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğim için başarıyorum.

- Güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hakettiği dikkati vermiyor demektir.

- Hayalgücü herşeydir, bilgiden daha değerlidir. Hayalgücünüz geleceğinizi belirler.

- Hiç hata yapmayan insan, yeni birşey denememiş demektir.

- Başarılı olmak istiyorsanız, hatalarınızı üçe katlayın.

- Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.

- Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın. Değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir.

- Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizi değiştirmelisiniz.

- Hergün aynı şeyleri yaparak, hayatının değişeceğini bekleyen kişi hastadır.

DENEMELER -1 (AHMET AĞI)

Perşembe, 25 Mart 2010

 

   DENEMELER – AHMET AĞI

   “Her din, bir tanrı nalayışı her tanrı anlayışı da bir varlık anlayışıdır”.

                                                     İ. KUÇURADİ

 - Kuantum fiziğine göre, “evren; bir enerji okyanusudur“. Buna göre; bu okyanusta  her şey birbiriyle etkileşim halindedir. Herşey hem tek başına hem de herşeyle birlikte var. Yani tek bir vücutmuş gibi. Etkileşimin yoğunluğu ise uzaklık ve yakınlığa göredir. Bilinç maddeye, madde de bilince etki ediyor. Madde dediğimizse, Einstein’ın ifadesiyle ‘yoğunlaşmış enerji‘den başka birşey değildir. Bu enerji okyanusunda her şey hem ezeli hem de ebedidir. Sürekli sonsuz çeşitlilikte, sonsuz biçimlere dönüşmekte, sonsuz ölümü sonsuz dirilişler kovalamakta. Enerji ne artıyor ne de eksiliyor, sürekli değişim ve dönüşüm halinde. Ölüm dediğimizse, bir varolandan diğerine geçiştir.

 En küçük birimler biraraya gelerek bir sistemi, sistemler de biraraya gelerek daha büyük yapıları oluşturmaktadır. Herşey hem kendi içinde bir sistem hem de daha büyük bir sistemin parçası olarak var. Sistem demekse, büyüklüğüyle orantılı bir aklın ortaya koyduğu organizasyondur. Sistem olmasaydı, büyük bir kaos olurdu. Herşey hem tek başına var hem de herşeyle içiçe, bir bütünün parçası olarak var.

 Bir damla, okyanus değildir ama okyanus damlalardan oluşur. Bir atom, dünya değildir ama dünyayı atomlar oluşturur. Aynı şekilde bir hücre de insan değildir ama hücreler biraraya gelip organları, organlar da bir insanı oluşturmaktadır. Hepimiz kocaman bir tohum olan dünyanın bir parçasıyız. Sihirbazın şapkası gibi şapkanın içine giren herşey başka birşey olarak çıkıyor. Her ölüm, dünyanın rahmine düşen bir tohum olarak yeniden hayat bulmaktadır.

 Dünya samanyolunun, samanyolu ise kainatın bir parçası, ya ötesi? Hücreler, düşünen bir birlik olarak bizi oluştururken, bizler hangi birliğin hücrelerini oluşturuyoruz? Tüm insanlık, dünyanın düşünen yanını oluşturuyor olabilir miyiz?  

 Bütün insanlık tarihi, nasıl bir bütünün parçası olduğumuzu anlama çabasıdır. Şu kadarını söyleyebiliriz ki; sonsuzca bir varoluş ve aklın, küçük bir parçası olarak varız.

 İnsan, tanrının taklitçisidir”. Onun gibi davranmayanlar onu anlamamış olanlardır.

  Önemli olan tanrıya inanmak değil, onun gibi davranmaktır. Ona benzeyen, onun gibi davranan insan, ‘birey‘ olmuş demektir. 

 - Birey olmadan, tanrı anlaşılmaz. Birey olmadan sorumluluk da olmaz. Cemaatler, sorumluluk almamak için tanrıyı değil, onu anladığını söyleyen kişiye bağlanıp tümüyle biat ederler.

 - Tanrıya daha yakın olacağınıza inanıyorsanız; onun hoşuna gideceği için değil, doğru olduğu için yapın. Ve onu daha iyi anlamak için de kendinizi onun yerine koymalısınız. 

 -Eğer tanrı, insanı ‘kendi suretinde’  yaratmışsa (kendi ruhundan üflemişse), insanın  ona inanmasından çok, onun gibi özgürce davranmasının zorunluluğundan bahsedilebilir.

   İşin hülasası; insanın tanrıya inanması değil, ‘tanrılaşması’ önemlidir. Peki “tanrı varmı dır?” diye sorarsak; gerçek, bizim tanrı kavramımızdan çok daha fazlasıdır. Herşey hem tek başına hem de herşeyle birlikte, içiçe ve zıtlarıyla beraber var. Dışardan içe etki eden, içerden de dışa yayılan, sonsuz çeşitlilikte sonsuz biçimlere dönüşen, sürekli bir devinim. İnsan dünyada, dünya galakside, galaksiler evrende…nasıl başlıyor ve nerede bitiyor, belki başlangıç ve son da yok! Bütün bu olup bitenin ‘işletim sistemi’ninse ‘kuantum’ olduğu görünüyor. 

 Her şeyin bir nedeni vardır“, ifadesi aslında varolanı açıklamaya yönelik temel bir paradoksdur.

 Şöyle ki; bir ilk nedende durmazsak, her şeyin bir nedeni olmaz. Durduğumuz da ise nedensiz olan bir şeyi kabul etmiş oluruz.

 Tam da bu noktada tanrıya yer açılmakta, ilk nedenden soyut bir varlığa geçiş yapıp, sonsuz; ‘öncesiz’ ve ‘sonrasız’ gibi hafsalamızın almayacağı metafizik kavramları kabul etmiş oluyoruz.

 Kozalite (neden–sonuç) ilişkisi, bilimselliğin aksine bizi dogmatik bir ilişkiye götürmekte.

 Thomas Kuhn’un ifadesiyle; “bilimin temelinde us dışı bir şey var”.

 Bu mantıkla, bu bilim anlayışıyla; varolmanın ne demek olduğunu anlamamız olası görünmüyor.

 Umuyorum ki, Cern’deki muhteşem deneyden elde edilecek bulgular, bizi bu konuda bir paradigma değişikliğine götürecektir.

  - Metafizik olanı açıklama gayreti, sonuçta hep metafizik önermelere dayanmaktadır.

  Bir takım kabullere dayalı ispat çabalarıyla, birşey ne varolur ne de yok olur.

 - İlk olanı ezeli kabul ettiğinizde, sonrakilerin hepsini de ezeli ve de ebedi kabul etmiş olursunuz.

 - Epistemolojik olarak varlık alanını; ‘bilgi’ ve ‘inanç‘ alanı diye ikiye ayırmak da bizi, ‘ontolojik dualizm’e götürür.

 - Tanrı tanımı gereği, zaman ve mekanla sınırlanmamak adına hiçbir soyutlama kabul etmez.(Oysa her şeyden soyutlayarak kabul ederiz onu) Bu da bizi, her şeyin tanrısal olduğu sonucuna götürür. Ancak bu sonuç; ‘tanrı, mutlak iyiliktir’  ifadesiyle çelişir.

 Panteist, vahdet-i vücutcu tanrı anlayışları, ontolojik olarak ne kadar tutarlı görünse de; bu anlayış bizi, kötülükleri de içinde barındıran, Max Scheler’deki gibi “kötülükleri altederek gelişen, oluşum halinde bir tanrı” anlayışına götürmektedir. “Başlangıçta mükemmel olmayan giderek mükemmelleşen bir tanrı”(!)

  Dualite ontolojik değilse, hepimiz tanrı, hepimiz kul ve hepimiz de günahkarız demektir. Öyleyse  yargılayan ve yargılanacak olan kim?

 Farklı ontolojik alanlar var dersek, bu kez de tanrıyı sınırlamış oluruz.

 Görüldüğü gibi bu mantıksal yaklaşımlar ne bilimi ne de tanrıyı kurtarmakta. Kesin olan şu ki; yeni bir paradigmaya ihtiyacımızın olduğudur.

 ’Ontolojik dualizm’ (iki ayrı varlık alanı), tek bir sonsuz olduğu fikrini yadsır. Oysa Zenon‘un da dediği gibi “iki sonsuz olmaz, bir yerde gelip kesişeceklerdir“.

 - Tanrı düşüncesi, ‘sonsuz’ kavramı açısından da paradokstur. Şöyle ki; tanrı sonsuzsa ‘kendilik bilinci’ olmaz, sonluysa da ‘kuşatılmış’ demektir.

 - Dualite ontolojik değilse, tek bir sonsuz varsa ve hem doğadan hem de tanrıdan bahsediyorsak, her ikisinin de aynı olduğunu kabul etmemiz gerekir.

 Nihayetinde bu yaklaşımların hepsi, spekülatif düşünceden ibarettir.

 -Tanrı; doğanın nedeni ise doğa da tanrının nedeni olmalıdır. Eğer bir birlikten sözediyorsak.

 “Doğanın nedeni; tanrıdır, tanrı ise kendi kendisinin nedenidir”, dediğimizde tanrıyı açıklayamadığımıza göre aslında hiçbir şey açıklamış olmuyoruz.

 Doğayı tanrıyla açıklarken, tanrıyı açıklamak istemeyişimiz niye? Bu duruş, bilme arzumuza gem vurabilir mi? Bana kalırsa gem vurmak bir yana araştırma isteğini daha fazla motive etmektedir.

“Tanrı, hem doğadır hem de daha fazlasıdır” demek, belki ‘vahdet-i vücutçu’, ‘panteist’ felsefeleri açıklar ama doğa ile özdeşliği, özgürlük ve etik açısından çelişki yaratır.

 - Sonsuzlukta her varoluş, yeni bir başlangıçtır ve onunla kıyaslandığında hiçbir şey büyük değildir. 

- “Herşey zıddıyla var“. Hayat ve ölüm, varolmak ve olmamak…hepsi aynı oluşun iki yönüdür. Tarih, formun / biçimin tarihidir; sonsuz çeşitlilikte sonsuz biçimlere dönüşen ‘özdek‘in ‘formel tarih‘idir. Varoluşun negatif hali, yeni bir forma geçiş durumudur.

 Şimdi olan ezelden ebede bir döngü içinde, bir varoluştan diğerine durmaksızın dönüşmekte. 

 Her varoluş biçiminin bir başlangıcı ve sonu varken, varolma enerjisi sayısız varoluş biçimlerine dönüşmektedir.

 Buna göre, “varolmak, sonsuzluktur“.

 Sonsuzluk; başlangıcı ve sonu olmayan!

 Peki, başı sonu olmayan, oluşu nasıl başlatıyor?

 Varolmanın, tek bir boyutuna yönelik bir mantıkla bunu anlamak, olası görünmüyor.

 Öyle görünüyor ki varolmak; ne ilk nedenlerini bilebileceğimiz ne de son prensiplerini kestirebileceğimiz bir süreç. Bu nedenle, varlık hakkında ‘kesin yargılar’ yerine ‘olanaklı bilgiler’den yana tavır almak daha mantıklıdır.

 - Odağında insan olan, insanın dilinden ve elinden çıkan her şey, kültürün bir parçasıdır.

 Din, bilim, felsefe, sanat… gerçeği farklı yöntemlerle birer kavrama çabasıdır. Bu bilme etkinliklerince elde edilen sonuçların, tüm gerçekliğin kendisi veya tam bir ifadesi olduğunu söylemekse, boş bir iddaadan öte bir anlam taşımamaktadır. Her bilme etkinliği, kuramının yanlışlanması halinde daha kuşatıcı yeni bir kuramla kendisini geliştirmektedir.

 Kültürel gerçeklik, insani gerçekliğin bir ürünüyken, insani olanın da daha büyük bir gerçekliğin sonucu ve bir parçası olduğu ortadadır.

 Kültürel olan, ussal olandır. Bu sonuç aynı zamanda, insansal olanı başlatan nedenin de ussal nitelikler ve daha fazlasına sahip olduğunun bir göstergesidir.

 Kültürel gerçeklik; çevrelenmiş olduğu dış gerçekliğin kendisi değil. Onu anlamaya, kavramaya yönelik insansal başarılardır. Ve onu anlamaya yönelik, atmış olduğu adımların tutarlılığı oranında da yeryüzündeki medeniyetini daha fazla hakim kılmaktadır. 

- Evrensel yasa, ifadesini evrensel düşüncede bulur.

- Düşünmenin yasaları, doğanın yasalarıyla çelişen değil onunla örtüşen yasalardır.

 - Her türlü yabancılaşmadan kurtulup kendinize döndüğünüzde, varlığın sizinle konuştuğunu duyarsınız.

 - Her türlü öze dönüş meditasyonu, bir ibadettir.

 - Baskıcı bir din anlayışı; insanın tanrıya karşı kendisine yabancılaşmasıdır.

 - Bir inancın tutucusu ile bir fikrin tutucusu arasında hiçbir fark yoktur. Her ikisi de dogmatik ve fanatiktir.

 - Varlık anlayışınız nasılsa, mantığınızda ona göre kurulur.

 - Gerçekte olan ‘çelişmezlik mantığı’ değil, ‘çelişki mantığı’dır. Herşey zıddıyla beraber var.

 - İnsani aklı, tüm alemde evrimin son aşaması ve tek akıl olarak görmek de olsa olsa akılsızlığın bir ifadesidir. Evrende bir akıl varsa ki var, bu başka türden akılların da olduğunu ve olabileceğini gösterir. Evrensel mekanizm, yasalı oluş aklın bir göstergesidir.

 - Sonuç öncüllerden çıkar. İlk söylediklerinizle, son söyledikleriniz tutarlı değilse, uyduruyorsunuz demektir.

 - Her varlık felsefesi, bir metafiziktir.

 - İnsanlar sadece bildiklerinden değil, anlayabileceklerinden de sorumludur.

 - Bir insanda felsefe, varoluşunun anlamını aramakla başlar.

 

DENEMELER -2 (AHMET AĞI)

Pazar, 31 Mayıs 2009

 

- Tabular, önyargılardan beslenir.

 

- Sorgulanmayan fikirler, dogmatizmin ötesine geçemez.

 

- Bilgi, kesinliği herkes açısından genel geçer olduğundan müdahaleyi, dogma ise inananları bağladığından müdahalesizliği meşru kılar.

 Ancak bu teoride böyle, gerçekte ise dogmatizm, şovenizme dönüşür ve kendisi gibi olmayana hayat hakkı tanımaz. Bilgi toplumunda ise eylemleri şiddet içermediği sürece, karşıtlarına dahi eşit hak ve özgürlükler talep eder.

 

- Bütün ihtiraslar, güç isteminden doğar.

 

- Kendisi için iyi olan (koşulsuz), başkası için iyi olandan (koşullu) daha muteberdir.

 

- Varlık; sonsuz çeşitlilikte, sonsuz biçimlere dönüşebilen, sürekli bir oluştur.

 

- Tanrı düşüncesi insanlığın gelişim sürecinde, hem en büyük engel hem de ulaşmak istediği en büyük hedef olmuştur.

 

- Bireyin en temel durumu, yalnızlık ve korkudur. Yapıp etmelerinin tümü bu durumu aşmaya yöneliktir.

 

- Başkasını yücelttikçe kendimizi küçültürüz, kendimizi yücelttikçe de komplekslerimiz belirginleşir.

 

- Etik; özgürlüğün bir paylaşımıdır.

- Etiği belirleyen özgürlük bilinci, özgürlüğü belirleyense, varlık bilincidir.

- Erdem dediğimiz şeyse tarafların birbirine eşit/adil davranmasıdır.

- Etik ve özgürlüğün sınırlarını belirleyen; ‘ben’in karşısında ‘sen’in varlığıdır.

 Benin ‘söz - eylem’ özgürlüğünü, senin ‘söz- eylem’ özgürlüğü sınırlayarak belirler.

- Etiğin ve özgürlüğün en temel ilkesi; (hiçbir şeye zarar vermeden) herkese ve herşeye karşı adaletli olmaktır.

 

- Her türlü varlığı indirgeyerek açıklama girişimi, metafiziksel bir yaklaşımdır.

 

- Bilinç ile özdek arasında, mahiyet farkı olsa da birlikteliği olgusal bir gerçekliktir.

 

- Bilgili olmak, ‘bilinçli olmak’ değildir ama bilinçli olan bilgilidir de.

 Önemli olan bilgiye sahip olmak değil, onu uygulayabilmek, değerlendirebilmek ve sentezleyebilmektir.

 

- Her türlü fanatizm, sonunda despotizme dönüşür.

 

- Kutsal bildiklerinizi, ne kadar sorgulayabiliyorsanız o kadar özgürlükçüsünüz demektir.

 Sorgulamayan itaatkar faşizm, özgürlüğü de tehdit eder.

 

- İnsanlar sahip oldukları mülkiyet oranında muhafazakar, sahip olmadıkları oranda da devrimci fikirlere sahiptirler.

  

- Ölüm de bir varoluş biçimidir.

 

- Felsefe, insanın içinde bulunduğu evreni tanıyabildiği kadar kendisidir.

 

- İnsanlık tarihi bir eylem olarak; kendini bilme, tanıma ve geliştirme sürecidir.

 

- İnsanlık tarihi dünya tarihinin, dünya tarihi ise evrensel tarihin bir sonucudur.

 

- Bir doğa varlığı olan insanın bilincinden bahsediyorsak, doğanın da bir tür bilince sahip olduğunu kabul etmemiz gerekir.

 Herşey birer ‘akıllı tasarım’ ürünü olarak, iyi bir usta işi görünmekte. Bu usta kimdir veya nasıl bir şeydir? 

 Tüm dünya, bizden daha gelişmiş bir medeniyette yaşayan bir çocuğun, bilgisayarında oynadığı bir ‘medeniyet kurmaca’ oyunu olabilir mi?

 Pek çok şey mümkün…Kesin olan bu konuda olanaklı bilgilerden sözedebileceğimiz ama ‘şöyledir’ ya da ‘böyledir’ diyemeyeceğimiz.

 

- Bizim samanyolumuz ve dünyamız güneşin bir parçasıysa, güneşin de başka bir ’bing-bang’in sonucu olması muhtemeldir.

 

- İnsan zekası, evrensel oluşu kavramaya yönelik somutlaşmış bir bilinç halidir. İnsanlık tarihi ise insanın kendini ve içinde bulunduğu evreni keşfederek tanıma ve bilme sürecidir. Varolanı kavramsal olarak yeniden kurma, tümüyle kendini bilme ve yeniden üretmektir. 

 

  - Bilmek; değiştirmektir, değiştirmek; özgürlüktür.

 

 - Çelişkiler bizim bilgi kuramlarımızda, gerçekte değil.

 

 - Doğanın yasalı oluşu, bilincin bir göstergesidir.

 

 - Dünya tarihi; üçüncü çağa doğru hızla ilerlemekte.

 Birinci çağ; İnorganik çağ (tez), canlı yaşamının henüz başlamadığı devir. Evrimsel süreçte ulaştığı en üst aşama; kimyasal oluşum (hücrenin yapı taşlarını oluşturan aminoasitler).

 İkinci çağ; organik çağ (antitez). Evrimsel süreçte, kendini en üst aşamada ‘insan’ olarak gerçekleştirmiştir.

 Üçüncü çağ; evrensel çağ (sentez). İnsanın kendisini, ‘ tekno-insanla aşarak, evren varlığına dönüşeceği çağ. Tabi bu aşamaya kadar dünya bir felaketle karşılaşmazsa.

 Her çağ evrimsel olarak, ulaştığı en üst aşamada, kendisini üreterek yeni bir çağı başlatmaktadır. İnsan da ulaşacağı en üst aşamada, kendini yeniden üretecektir.

 

- İnsan eyleminin amacı; mutlak bilgi, mutlak güçtür.

 

- Dünyanın mahvına bile olsa, insanoğlu bilme arzusundan; kendini, dünyayı, evreni… bilmek ve işleyişine müdahale etmekten vazgeçmeyecektir. En azından şimdiye kadar bu böyle oldu. Moral değerler insan egosunu ne kadar dizginlemeye çalışsa da o bir yolunu bulup kendi gelişimine devam etmekte.

 Ayn Rand’ın dediği gibi ‘ego büsbütün kötü olsaydı, iyi olanları izah edemezdik’.

 

 - Yıldızları sadece bir esin kaynağı olarak görmek isteyenlerin yanında, onlara ulaşmak isteyenler de her zaman varolacaktır. 

 

 - İnsanoğlunun yaptıklarıyla dünyayı bir felakete götürdüğü söylenebilir ama unutmamalı ki, insan etkisi olmadan da dünya her an bir felaketle karşılaşıp yok olabilir.

 İnsanlığın bu felaketi beklemek yerine, yazgısını değiştirmeye çalışması çok daha akıllıcadır. Sadece temaşa halinde şükrederek beklemek, miskinlerin işidir.  İnsan ne yapabileceğinin ve ne olabileceğinin sonuna kadar gitmeli. Her şeyin mahvına bile olsa, yazgısını değiştirebilecekse buna değer.

 Madem ki var, başına gelen ve gelebilecek olanların, bir yazgı olup olmadığını anlamak ve değiştirmek adına tüm olanaklarını sonuna kadar zorlayıp, içinde bulunduğu alemi anlamaya ve bilmeye çalışmalıdır.

 

- İnsan neyi bilirse, o kadar müdahil olur.

 

- Kötü olan liberalizm değil, toplumun bilinçsizliği ve bireylerin örgütsüz oluşudur. Liberalizm aslında tam bir sivilizasyon sürecidir. Bireylerin özgürce örgütlenmelerinin önünü açar. Devletin çekildiği alanları, Sivil Toplum Örgütleri almakta, devlet toplumun bütününe yayılmakta, devletin yaptığı işleri STK’lar yapmaktadır. Sosyal denge, tamamiyle ihtiyaç ve taleplere göre STK’lar aracılığı ile sağlanmaktadır. (Siyasi liberalizmin nihai amacı ise, toplumun devlet olduğu aşamadır.)

 Unutmamalı ki, iyi yönetilmeyen devlet de faşizm, sömürü, etnik kimlik gibi konularda her türlü terörden çok daha tehlikeli olabilmektedir.

 

- Kapalı toplumlarda kollektif örgütlenmeler, açık toplumlar da ise bireylerin özgürce girip çıktığı liberal örgütlenmeler vardır. Kapalı toplumlarda millet, devlet içindir ve ordu sadece dışarıya karşı değil, kendi halkına karşı kullanılmak için de vardır.

 Açık toplumlar, kişi hak ve özgürlüklerinin yasal güvence altına alındığı toplumlardır. Yargı bağımsızdır ve herkese açıktır.

 Dinsel cemaatçilik ile ideolojik (kollektivist) cemaatçilik arasında, ritüellerinin dışında hiçbir fark yoktur. Aynı yapısal örgütlenme biçimine sahiptirler.

 Sınıf egemenliği, toplumun diğer sınıfları üzerinde baskı kuran, diktacı bir rejimdir (proleteryanın diktatörlüğü gibi). Sınıfsız toplum ise ütopik bir yaklaşımdır.

 Mülkiyeti kontrol altında tutarak; adil, sömürmeyen, erdemli bir devlet kuralım derken, kendi ellerimizle özgürlüğümüze son veren devasa bir diktatörlük kurmaksa tercih edilecek bir durum değildir.

 Yapılacak olan; sosyal hakların yasal güvence altına alınarak, insan onurunu düşürmeden, sınıflar arasındaki makası makul ölçülerde tutmaktır.

 

- Devlet vatandaşlarının hizmetinde değilse, onlardan aldıklarını adil bir şekilde dağıtmıyorsa, kimin yönettiğinin ne önemi var?

 Aynı sömürüye tabi tutuluyorsan, sömürgeci yerli olsa ne olur, olmasa ne olur…

 

- Vatandaşlarına adil davranmayan bir devletin, herkesten vatandaşlık görevlerini yerine getirmelerini (gerekirse ölmelerini) bekleme hakkı yoktur.

  Aslolan hayattır, insanların huzur ve refahıdır.

 

 - Bir ülkede, yasalarca korunan imtiyazlı sınıf ve kesimler olduğu sürece, orada tam demokrasiden bahsedilemez.

 

- Vatandaşının hak ve hukukunu gözetmeyen, kötü muamele görmesine göz yuman bir devletin, kendisini haklı gösterecek hiçbir sebebi olamaz.

 

- İnsanları ne kadar dışlarsanız, o kadar terörize edersiniz. Aslolan, herkesin sistem içine alınarak, gelişimine yardımcı olmaktır.

 

- Hak ve özgürlüklerimize ilişkin taleplerimiz kadar, onları isteme yöntemimiz de bir o kadar önemlidir.

 Terör örgütleri de  çok masum ve haklı taleplerle yola çıkabilir. Ancak  meşruiyyetlerini yitirmelerine yolaçan, taleplerini elde etme yolunda uyguladıkları yöntemlerdir.

 

- Evrensel, herkes için genel geçer doğrular vardır ancak öncelikler de vardır. Her durum ve koşulda aynı doğruları savunamazsınız.

/

 - Bir ‘ulus devlet’te, halklar arasındaki eşitsizlikleri, ‘insan hakları’ bakımından eşitlemeye çalışırken, bu hakların siyasi açıdan da değerlendirilmesi bir o kadar önemlidir. Aksi halde ‘ulusal özgürlük’, ‘ulusal birlik’ ve ‘entegrasyon’ süreci zarar görebilir.

 

 ’İnsan hakları’ bakımından her alanda talep edilen ’eşitlik’, siyasal olarak değerlendirilmediğinde ayrışma ve bölünmeye yolaçabilir.

 

 - Ulus devletin varlığını sürdürebilmesi için, bütün halkların eşit haklar bakımından olduğu kadar, birlik açısından da katkı vermeleri gerekir. Entegrasyon sürecinin durması, birliği parçalar.

 

 - Ulus devletin de kendine özgü birtakım kuralları vardır:

 Herkesin ‘anadili’ni konuşması, bir temel haktır. Bu dilin yasaklanması ise faşizmdir. Bir ulus devletde herkes anadilini öğrenebilir, konuşabilir, yayın yapabilir. Resmi dilin tek olması hem entegrasyon süreci hem de pragmatik açılardan zorunludur. Resmi dilin öğretilmesiyle beraber “anadilde eğitim” bir haktır. Egemen bir devlette halkların, kendi ana dillerine göre eğitim yapması kuşkusuz ayrışmayı belirgin bir hale getirecektir ancak, insanların bu haktan men edilmesi durumunda da illegal yollardan ayrılıkçı davranışlara zorlanması, yasakçı politikalar nedeniyle olacaktır. 

 

 - Ulus devletin parçalanması, diğer devletlerin varlığını tehdit eder riskler taşıyorsa, bölünmeme yönünde herkes aynı hassasiyeti göstermelidir.  

 Her egemen devletin, kendi güvenliğini tehlikeye sürükleyecek hiçbir oluşuma geçit vermek istememesi onun pek tabii hakkıdır.

 

 - Tek bir ‘etnik kimlik’e dayalı devletlerde ‘ulus devlet’ modeli ideal görülebilir fakat çok kimlikli ülkelerde bu model, halkların siyasal eşitlik talep etmesi halinde, merkezi yönetim buna izin vermeyeceği için sonuçta büyük çatışmalar ve acılar yaşanmasına da neden olabilmektedir.

 

 - ‘Eyalet’ sistemine dayalı ‘federatif’ yapılar ise halklar açısından daha özgürlükçü olmakla birlikte bölünmeye daha açıktır.

 

 - Daha çok sayıda halkın eğemenliği açısından, devlet sayısının çokluğu mantıklı gelebilir ancak bu daha çok küçük devlet demektir. Küçük devletlerin, büyüklerin uydusu olması ya da egemenlik hakkını kötüye kullanmaları halinde, denetimleri de çok büyük sorunları beraberinde getirmektedir.

 

 - Devletler ortaya çıkan durum ve ihtiyaçlara göre, çıkarları doğrultusunda resmi ideolojilerini de yönetim biçimlerini de değiştirebilirler.

 

 - Bazı ülkelerin sadece kendi vatandaşlarına karşı değil, bölgesindeki diğer ülke ve isanlara karşı da tarihten gelen görev ve sorumlulukları vardır. Bu nedenle çeşitli zamanlarda, ülkesinin güvenlik ve refahını da tehlikeye atabilirler. Bu, ‘lider ülke’ olmanın bedelidir.

 

 - Sürekli güvenlik tehdidi altında yaşayan ülkelerde, güvenliğe ayrılan payın çok fazla olması halkın refahını kısıtlayan bir unsurdur.

 

 - Bazı ülkeler birden fazla medeniyetin üyesi olabilir. Bu olağanüstü bir ayrıcalık ve zenginliktir. Bir ulusun hangi medeniyete ait olduğunu sadece dil ve din değil, tarihsel süreçleri de belirler. İki medeniyetlilik, hem o ülke hemde diğer ülkeler bakımından uzlaştırıcı yanıyla bir şanstır.

 

- Bazı ülkelerin jeopolitik konumu, iki medeniyetlilik gibi kendine özgü farklı özellikleri nedeniyle tek eksen yerine, ‘çok eksen’li olmaları  yadırganacak bir durum değildir.

 …

- Yeni oluşan oligarşiye karşı çıkarken, eskisine sarılıp savunmak da yanlışta ısrar etmektir.

 Her oligarşi, diğerlerinin egemenliğine karşı çıkarken, kendisine ise her koşulda teslimiyet ister.

ÖZLÜ SÖZLER -4

Pazar, 31 Mayıs 2009

 

- Verileri yorumlamak; bilgi. Bilginin; moral, ahlak, vicdan gibi sunulması ise bilgeliktir.

- Çocuk yapmak kolay, baba olmak zordur.

ALİ SAYDAM

- Demokrasilerde halk, bütün yanlışları denedikten sonra doğruyu bulur.

- Dün ile bugün arasında bir kavga çıkarsa, yarını kaybederiz.

W.CHURCİLL

- Bütün insanlar üç sınıfa ayrılmıştır; hareket ettirilemeyenler, hareket ettirilebilenler ve hareket edenler.

B. FRANKLIN

- Savaşın galibi yoktur, meydanı en son kim terk ederse o galiptir…

- Küçükler “emir aldık” der, büyükler “disiplin kalmadı” der.

- Devlet meseleleri, “rakı masası”nda konuşulmaz.

- Eğer bir memlekette namuslular, namussuzlar kadar cesaret sahibi değiller ise o memleketin kurtulma ümidi yokturur.

- Biri kızınca diğeri susuyorsa, o evlilik devam eder.

- Ben sizi belki aç bıraktım ama babasız bırakmadım.

İSMET İNÖNÜ

- Bir ülkeye diktayı yapanlar değil, boyun eğenler getirir.

BÜLENT ECEVİT

- Önemli olan kedinin ak ya da kara olması değil, fareyi yakalamasıdır.

MAO

- Hiçbir şey, gerçeğin kendisinden daha şaşırtıcı değildir.

ERWİN KİRC

- Tarih, ebedi döngüsel harekettir..

- Bugünkü insan, hayvanla ‘üstinsan’ arasında gerilmiş bir konumdadır.

- Yaşadığın güçlükler seni öldürmüyorsa daha güçlü kılar.

- Kendi başına ‘iyi’ ve ‘kötü’ yoktur. Hayatın temeli ‘güç istemi’dir.

- Ben, eserim için yaşıyorum.

NİETZSCHE

- Algılayan insana karşı, bağımsız bir dış dünyanın varlığı, bütün bilimlerin temelidir.

- Kütle, yoğunlaşmış enerjiden başka birşey değildir.

- Hareketli bir cismin kütlesi, hareketiyle birlikte arttığına ve hareket bir enerji biçimi olduğuna göre, hareketli bir cismin kütle artışı, o cismin artan enerjisinden gelir. Açıkçası enerjinin kütlesi vardır: “E= mc²”

- Özdek; hareket, zaman ve mekandan ayrılamaz, o kendiliğinden devingen ve gelişkendir. 

 A. EINSTEIN

- Varolmak, algılanmış olmaktır. Varolan her şey bir tanrı düşüncesidir, madde diye bir şey yoktur. Bizim şeyler hakkındaki bilgilerimiz de sadece birer duyum ve algıdan ibarettir.

GEORGE BERKELEY

- Paranı yediriyorsan enayisin, yedirmiyorsan şerefsizsin, paran yok adam değilsin.

MEHMET İŞCEN

- İyiliği sadece iyiler, kötülüğü herkes anlar.

C.ŞAHABETTİN

- Yetişkinlik, ergenliğin bir fantezisidir.

- İnsan, doğuştan antisosyaldir. Toplum, fizyolojik ihtiyaçlarını karşıladığı oranda sosyalleşir.

FREUD

CEZMİ ERSÖZ:

- İnsan bir an geçmişe yenik düşmeye görsün, kırılgansa en dibe kadar gider ve kimse korumaz, tutmaz onu, o düştüğü yerde…

- Birini derinden koklamak, eski bir sevgiliye teslim olmaktır…

- Susarsan, en büyük hedefsindir…

- ‘Kendin olmak’, başkalarına ait zamanlarda, sürüklenmemek için odandan dışarıya çıkmaman gerekir. Çıktığın andan itibaren sen yoksundur artık.

- Bütün felsefe kitapları, ‘kendin olma’yı telkin eder. Ancak aydının trajedisi tam da bu noktada, her an biraz daha yabancılaştığının farkına varmaktır.

——————-

- Bir insan hiçbir şeydir, ancak hiçbir şey de bir insan değildir.

C.DICKENS

- Daha iyi, iyinin düşmanıdır.

- Seninle aynı fikirde değilim ancak, senin de fikirlerini söyleyebilmen için gerekirse kellemi bile veririm.

- Özgürlük, adaletten başka bir şey değildir.

- İnsanların pek çoğu yanlış düşünür, bir kısmı hiç düşünmez, geri kalanları da düşünenleri kötülemekle uğraşırlar.

VOLTAİRE

- ‘İyi olmak’ kolaydır, zor olan ‘adil’ olmaktır.

- Yumuşak olma ezilirsin, sert olma kırılırsın.

- Paris’i kurtarmak, Fransa’yı kurtarmaktan daha büyüktür ve dünyayı kurtarmak demektir. İnsanlığın merkezi olan kutsal bir kenttir Paris. Paris’e saldıran, bütün insanlığa saldırmış demektir. Paris, uygarlığın merkezidir…Paris, devrim ülkesidir…Atina ve Roma gibi evrensel bir düşünce merkezidir.

V. HUGO

- Herşey değişebilir, herşey tartışmaya açıktır. Ancak dinler, Marksistler, Stalin, Hitler bunu kabul etmiyor. Bir tek bilim herşeyi tartışmaya açar. Üstelik onda da amaç, tartışmanın sonucunda doğruyu bulmak değil, ona yaklaşmaktır. Bunu da yanlışları eleyerek yapar.

- Porno sitelerinin ve filmlerinin ilk ve en önemli faydası, cinsellik konusunda bu eğitimi bireye görsel olarak vermesidir. Bu eğitimi almayanların, ne haltlar ettiklerini hergün gazetelerde okuyoruz; ırza geçme, namus cinayetleri, çocuklarla cinsel ilişkiye girme gibi sapıklıklar, adam gibi cinsel eğitim almamış ve bu nedenle tabiatın kendisine verdiği çiftleşme dürtüsünü kontrolden aciz erkeklerin yarattığı vahşet örnekleridir.

 CELAL ŞENGÖR

- Çağdaş toplum, tek erkek ve tek kadın diye bir düzen icat etmiş. Monogami de insan icadıdır. Günlük yaşamda, tarih boyunca monogami olmamıştır. Monogaminin Grekçe kökeni, yaşam boyunca bir kez evlenmek anlamına geliyor. Kadın ve erkeğin evlilik dışında seksüel davranışlarına ilişkin birşey içermiyor…

Ne tarihte ne doğada, ne erkek ne de kadın için tekeşlilik yok…Aslında gerçek tek eşliliğin aşkla, sevgiyle, toplumsal ahlak kurallarıyla ilgisi olabilececeğini fakat doğada olmadığını gösteriyor, gerisi söz.

 DOĞAN KUBAN

- Bazı insanlar tanıdıkça büyür, bazıları da tanıdıkça küçülür.

DİDEROT

- Belki de bu dünya, başka bir gezegenin cehennemidir.

ALDOUS HUXLEY

- ‘İnsanlık tarihi’, bir kavram tarihidir. Öznenin, nesnel gerçekliği kavrama dönüştürme sürecidir.

- İnsanı yapan, ‘tarih’tir.

HEGEL

- Düşünmek için, durmak gerekir.

- Her insan, anlattığı şey içinde ölümsüzdür.

ALAİN

- İnsan ağlar, tanrı güler.

- İnsan, koşarken düşünemez.

MİLAN KUNDERA

- Şark, oturup beklemenin yeridir.

A.H.TANPINAR

TERRY EAGLETON

“Azizler ve Alimler” adlı eserinden:

- ‘Doğru’ ya da ‘yanlış’ yoktur, sadece ‘kaçınılmaz’ olan vardır.

- İnsanları isyan ettiren şey; özgürleşecek torunları hakkındaki düşler değil, köleleştirilmiş ataları hakkındaki anılarıdır…

- ‘Eşitlik’ yok, yalnızca ‘farklılık’ vardır…

- Yalnızca geçmişi unutursak, ‘özgür’ olabiliriz

————-

- Ya intihar etmekten vazgeçmeli ya da yaşamaktan.

- Yapacak hiçbir şeyin kalmamışsa, ne yaparsan yap.

KING PURPLE

- Kalmak katlanmaktır, kabuslar ortasında gülümsemek ve iyiyim demek.

- Önemli olan hayatı uzatmak değil, derinleştirmektir.

HAKAN ALBAYRAK

- Her şey, bir insanı sevmekle başlar.

- Aşk yok, düş yok, umut yok. (‘Sinarit Baba’ya dair tema)

SAİT FAİK

S.EXUPERY

“Küçük Prens” adlı esrinden:

- Milyonlarca yıldızın sadece birinde bir çiçek var. Bu çiçeği de bir kuzu yerse, bu mudur önemsiz olan?

- Bir insanı sevebilmen için, bütün insanları sevmen gerekir.

- İnsan çevresine yüreğiyle bakmalı, onunla özdeşleşirsen onu anlayabilirsin.

- Kendini yargılamak, başkalarını yargılamaktan güçtür.

———–

- ‘Barika-i hakikat’, müsademe-i efkardan doğar. (Hakikat ışığı, fikirlerin çarpışmasından doğar.)

NAMIK KEMAL

- Suçluyu affeden hakim, kendini mahkum etmiş olur.

PUBLİUS SYRUS

- İnsanı mutluluğa götüren tanrı, ‘doğru tanrı’dır. Bu tanrıyı bulan da ‘akıllı insan’dır.

MARCEL AYME (’İğreti Surat’tan)

————

- Neyi yapamıyorsan, onun esirisindir.

- Eleştiremediğin şeyi övme!

- ‘Siyasetçi’, övünmek ve övülmek istiyor, eleştiriye tahammülü yok. Oysa eleştiri ona karşı olan düşmanca bir tutum değil, ona dünyanın gelişmişliği açısından geldiği yeri göstermek, oraya taşımaktır.

- ‘Vicdan’; yerel değil küreseldir, empaty yapmaktır. Vicdanın, kendine başka ötekine başka çifte standardı olmaz. Dindarım diyen insan, herkese karşı vicdanlı olacağı için saygıyı hakeder, aksi halde o da etmez.

- ‘Din’ sadece başkasına ‘ayar verme’ değil, çok önemli manevi bir tarafı vardır; bir iç yolculuktur, derinliktir, hakikati aramak, varlığına bir mana katmaktır.

- Bilimadamıyla, entellektüellerle, siyasetçi arasında çıkar çatışması vardır. Bilimadamı, olana bakarak olacak olanı okur ve geleceğe bakar. Siyasetçi ise seçildiği süreyle sınırlı olarak, olandan nasıl nemalanacağına bakar.

- Biz padişahlık kültüründen geldiğimiz için, hep “padişah kim olacak” diye bakıyoruz. Dünyanın gelişmişlik açısından gelmiş olduğu insani parametrelerle hiç ilgilenmiyoruz. Oysa önemli olan; işsizlikte, gelir dağılımında, insan haklarında, kadın-erkek eşitliğinde… dünyada nerede olduğumuzdur.

- Siyasetçiler iktidarı kaybetmekten korktukları için, kendilerini dünyanın gelişmiş insani parametreleriyle değil, iç siyasetteki başarılarla mukayese ederler.

- Mukayese olmadan, toplumların gelişmişliği anlaşılamaz. Toplumlar, devletler kendilerini kendisiyle değil, dış dinamiklerle yani gelişmişlik açısından dünya nerelere gelmiş onunla kıyaslarsa gelişir. Ülkenin gelişmişliğini görmek için, yedi milyonun yetmiş milyon içindeki yerine değil, yetmiş milyonun yedi milyar içindeki yerine bakmak gerekir.

- Farklı olana karşı olmak, onu yoketmeye çalışmak, kişinin değişen dünya koşullarına uyum sağlayamayıp, rekabet edememesinden kaynaklanır.

- Kişiler, işini koruyabilmek adına, “tükenmekte olan milliyetçi” söylemlere sığınırlar.

- İnsanlar; bilmediğine, anlamadığına karşı her zaman hamasi bir siyasetle karşı durup savunmaya geçerler.

- Ordu; milletin değil, diğer kurumlar gibi devletin bir parçasıdır. “Milletin bir parçasıdır” dediğinizde, milletin her yapılanı meşru kabul edip, sahip çıkmasını sağlarsınız. “Devletin bir parçasıdır” dediğiniz de ise ‘vatan haini’ olmadan her yapılanın hesabını sorabilir, herşeyiyle eleştirebilirsiniz.

MEHMET ALTAN

- Tatmin edilemeyen tek şehvet, ‘bilgi şehveti’dir.

FATİH ALTAYLI

- Varlıklı olmak, varolmak değildir.

ÇETİN ALTAN

- Dışarıdan bakıldığında bir kosmoz, içeriden bakıldığında ise bir kaos gördüm.

- Aza sahip olan değil, çok isteyen fakirdir.

- Hayatı komedi sayanlar, son espiriyi iyi düşünsünler.

- Konuşmayı çok erken öğrendim, susmayı öğrenmem içinse yaşlanmam gerekti.

- Her dahi, bir parça delidir.

SENECA

 

 

 


  • watt
  • liverpool
  • freida pinto zac posen
  • c span yesterdayc span zelaya
  • connecticut department of labor
  • search in vi
  • potter
  • hp support helpline
  • new england patriots 1996 roster
  • new england patriots wiki
  • search tumblr
  • cessna
  • mongoose
  • connecticut limo
  • search engines and flash
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • vince young jay cutler
  • new england patriots 4
  • fastest
  • cspan hosts
  • mtv music awards
  • battleship ipad
  • bengals 80's
  • la ink price list
  • gypsy
  • vince young uncle rico
  • chad ochocinco yesterday
  • bcbg
  • hp support 6310hp support 7200
  • franchise
  • advise
  • freida pinto dev
  • c span youtube obama
  • dis tester
  • melanie
  • connecticut 104.1
  • bangles eternal flame mp3bengals forum
  • hp support 6930p
  • johanson
  • cspan question timecspan radio
  • chicago bears 96
  • bengals 09
  • hp support englandhp support forum
  • bengals forum
  • search engines of the world
  • la ink ink
  • tea party zombies download
  • bea binene
  • new england patriots kim kardashian
  • cricut
  • mtv true life
  • connecticut renaissance faire
  • battleship aurora
  • disconnect
  • bea input output
  • sensei
  • miata
  • battleship aurora
  • chicago bears tattoos
  • search 78search 800 numbers
  • la ink 03x05
  • search 3 bodybuilding other index
  • randy moss wallpaper
  • growing
  • cellphones
  • bea goldfishberg
  • chad ochocinco quotes video
  • closed
  • okidata
  • zara phillips royal wedding picture
  • hp support 2133
  • tea party obama
  • greg olsen puzzles
  • connecticut quarter error
  • bengals kids jersey
  • la ink upcoming episodes
  • greg olsen vikingsgreg olsen wife
  • hp support center
  • violins
  • stardust
  • chicago bears posters
  • chad ochocinco sisterchad ochocinco twitter
  • battleship 3d game
  • randy moss college
  • bengals undraftedbengals vs steelers
  • caffeine
  • olde
  • new england patriots 84
  • connecticut secretary of state
  • cola
  • mtv oddities
  • seaview
  • accessaries
  • bengals football
  • chicago bears training camp
  • chicago bears donation request
  • search 2.0
  • hp support chat
  • handles
  • amtrak
  • bea spells a lot
  • chicago bears 08 record
  • dist 91
  • bea exhibitors
  • chad ochocinco traded
  • bengals cheerleaders tryouts 2011
  • shoulder
  • hearings
  • connecticut post
  • connecticut 7 day weather forecast
  • la ink 3rd season
  • bea 2011 map
  • connecticut law tribune
  • tea party young people
  • vascular
  • tea party medicare
  • c span ii
  • chicago bears 4th phase
  • function
  • bea verdi
  • randy moss bio
  • la ink games online
  • battleship lexington
  • dis n dat band
  • bea oracle
  • tea party birthday
  • vince young football camp
  • chad ochocinco celebrationschad ochocinco dating
  • lightning
  • vince young wiki
  • vince young redskins
  • vince young rumors
  • zara phillips kids
  • mtv 30 years
  • search dog foundation
  • chad ochocinco 15
  • hp support 6500a plus
  • programmer
  • randy moss yahoo stats
  • bengals hard knocks episode 1
  • new england patriots needs
  • lily
  • randy moss football cards
  • search engines visibility
  • c span kozol
  • vince young to eagles
  • la ink corey
  • corrupt
  • virtue
  • trophies
  • operated
  • la ink youtube pixie
  • greg olsen mormon
  • every
  • hp support error 1005
  • vince young 2008
  • pure
  • search with image
  • mtv website
  • chicago bears number 17
  • bea 460 bosch
  • chad ochocinco to detroit
  • wonderful
  • bea test
  • search vim
  • rama
  • search comcast net
  • bengals 09 record
  • new england patriots rumors
  • damascus
  • search engines for jobs
  • hp support quick test pro
  • clasp
  • bea rims
  • new england patriots 65
  • new england patriots 3 4
  • chad ochocinco stats
  • partners
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • freida pinto jeansfreida pinto kissing
  • programing
  • hiker
  • search engines non tracking
  • search 990 filings
  • hp support assistant review
  • cspan streaming
  • bengals xxiii
  • chad ochocinco xpchad ochocinco youtube
  • vince young z
  • chad ochocinco and cheryl burke