‘aristokrasi’ olarak etiketlenmiş yazılar

SOSYOLOJİYE GİRİŞ -2

Cumartesi, 26 Eylül 2009

 

 Sosyal tabakalaşma:

 

 Bu kavram genel anlamda, sosyolojinin temelini oluşturur. Sosyal anlamda fertlerin, gelir düzeyi, mesleki durumu, yaşam tarzı etkinliği gibi çeşitli özelliklere göre birbirinden farklı olduğu gerçeği sosyolojinin ilgi alanına girer. Fertlerin dahil oldukları gruplara göre gösterdikleri özellikler ya da benzer özellikler gösteren fertlerin meydana getirdikleri sosyal grupların belirleyici özellikleri, sosyolojide ‘sosyal farklılıklar’ olarak adlandırılır. Sosyal farklılıklara göre kurulan ‘Sosyal tipoloji’, toplum üyelerinin sınıflandırılmasını sağlar.

 Toplum yapısında benzer farklılıklara göre meydana gelen sosyal grupların oluşturduğu hiyerarşik sınıflama sosyolojide, sosyal tabakalaşma kavramıyla açıklanmaktadır.

 Sosyal tabakalaşma; belirli bir nüfusun hiyerarşik olarak yani sosyal anlamda üst üste gelen sınıflar halinde farklılaşmasıdır.

 

 Sosyal tabakalaşmanın özellikleri:

 

 Sosyal tabakalaşmanın evrenselliği; bütün sosyologlar tabakalaşmanın evrensel olduğunda aynı fikirdedirler. Bilinen bütün toplumlar üyelerinin yukarı ve aşağı durumlarda yer aldığı bir sıralanma sistemine sahiptirler.

 Bu tabakalaşma sistemi gerek toplumdan topluma gerekse aynı toplumda zaman içinde farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Bunun nedeni, toplumda fertleri farklı kılan değer yargılarının zaman ve mekan içinde değişmesidir. İlkel toplumlarda fertler, yaş, fiziki güç, öğrenme yetenekleri gibi öğrenme özelliklerine göre sıralanmışlardır.

 Yaşlılığın sosyolojik sıralanmada yüksek derecenin belirleyicisi olduğu birçok toplum vardır. Bu konuda geleneksel Çin toplumu bir örnek teşkil eder.

 Hayatını devam ettirebilmek için tabiata ve diğer insan topluluklarına karşı devamlı bir mücadele halinde yaşayan fertlerden oluşan ilkel toplulukların çoğunda fiziki güç, sıralanmanın temel ölçüsü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu çağdaş toplumlarda da görmekteyiz. Ancak ilkel toplumlarda, fiziki güç ve ve yaş gruplarına nazaran cinsiyet ayrımı toplumun iç yapısını belirleyen bir özellik olarak görmekteyiz.

 Gelişmiş toplumlarda ise yaş, fiziki güç ve cinsiyet gibi özellikler önemini kaybetmektedir.

 Nüfus çoğunluğu artmış, eğitim düzeyi yükselmiş, işbölümü ayrıntılı bir hale gelmiş, teknolojinin yarattığı imkanların artmış olduğu toplumların, ekonomik ve sosyal gelişme sistemi ne olursa olsun karmaşık bir yapıya sahip oldukları görülmektedir. Bu karmaşık yapı içinde, gelişmiş toplumlarda sosyal tabaka, sınıf olgusuyla ortaya çıkmaktadır. Sosyal sınıflar, belli bir farklılaşma seviyesine ulaşmış bir toplumda meydana gelen sosyal bir olgudur.

 

 Sosyal tabakalaşma piramidi:

 

 Hindistan örneği dışında, çağdaş toplumlar sosyal tabakalar halinde üst üste yer almış sosyal sınıflardan oluşur. Toplum yapısını bir piramitle gösterirsek, farklı sınıfların üst, orta ve alt tabakaları oluşturacak şekilde ayrılır. Yani sosyal tabaka, belli ölçütlere göre ayrılan sosyal sınıfları kapsamaktadır.

 Toplumsal yapı genellikle sosyal sınıfların, tabandan yukarı doğru sıralandığı tepesi kesik bir piramide benzer Hangi ülke olursa olsun, nüfusun tabakalaşmasından bahsedilirken, ‘tabakalaşma piramidi’ ifade edilir. Bu ifadenin tabakalaşmayı belirtmek üzere kullanılmsının sebebi, normal olarak nüfusun fakir tabakasının, tıpkı piramidin tabanı gibi yaygın yani kalabalık, orta tabakanın daha tenha, üst tabakanın ise piramidin tepe kısmı ile ifade edilecek kadar az olmasıdır.

 Bütün toplumlarda orta tabakanın varlığı açıkça gözlenmektedir. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, orta tabaka zayıf olabilir. Genellikle de zayıftır. Fakat yine de vardır. Az gelişmiş ülkelerin bu özelliği dolayısıyla onlara ait tabakalaşma, tabanı geniş, orta kısmı dar, bir sürahi şeklini almıştır. Buna rağmen piramit kavramının kullanılması bu kavramın kullanılmaya alışık olunmasından kaynaklanmaktadır.

 Nitekim gelişmiş ülkelerin piramidi de piramit olmaktan çıkmış, alt ve üst ucu sivri ortası şişkin bir topaca benzer. Çünkü bu ülkelerde çok zengin ve çok fakirlerin oranı azdır. Nüfusun hemen hemen tamamı orta derece gelir sahibidir.

 

 Sosyal mesafe; sosyal bakımdan aynı seviyede olan sınıfların, aynı tabakaya mensup oldukları kabul edilir. O halde sosyal tabaka kavramı yorumlu olarak, ‘sosyal sınıf’ ve ‘mesafe’ kavramını da içerir.

 Çünkü alt ve orta tabakalar arasındaki mesafe, coğrafi ve fiziki bir mesafe olmayıp sosyal bir anlam taşımaktadır. Fiziki bakımdan birbirine çok yakın iki kişi örneğin, mağaza sahi bi ile tezgahtarı, sosyal bakımdan birbirine çok uzaktır. Buna karşılık birbirinden çok uzakta, iki şehirde yaşayan iki tüccarın sosyal bakımdan yan yana olduklarını söyleyebiliriz.

 Sosyal mesafe, belirli bir sosyal sınıfa mensup olan herhangi bir ferdin, diğer sınıflarla ve o sınıflara mensup bulunan gruplar ve fertlerle olan hiyerarşik ilişkilerini, bir nüfus içindeki sınıfların birbirlri ile olan ilişkilerini ve belirli nüfusların aralarındaki sosyal farklılık ilişkilerini gösteren bir kavramdır.

 

 Sosyal tabakalaşma sistemleri:

1-Kast sistemi,

2-Feodal tip; kapalı toplumlar sistemi,

3-Sınıf sistemi.

 

 Kast sistemi:

 Hindistan ve Seylan’da, binlerce yıldır devam etmekte olan sonderece katı bir sosyal tabakalaşma sistemidir.

 Kast sistemi, sosyal tabakaları hiç değişmeyen bir üst ve alt sıralamasına göre düzenlenmiş kapalı sosyal zümrelerden ibarettir. Belli bir kast içinde doğan kişi ömrü boyunca orda kalmak zorundadır. Bundan dolayı kasta, değişmez statü zümresi olarak bakılır.

 Çocuk sosyal statüsünü, burada doğuştan kazanır. Hak ve görevlerini ebeveylerinden öğrenir. Ne yaparsa yapsın şahsi özellikleriyle, başarılarıyla basamağını değiştiremez. Ferdi sosyal hareketlilik bulunmadığı için, yükselemez ya da düşemez. Endogami sistemi geçerli olduğu için evlenme yoluyla da kast değiştirmek mümkün değildir.

 Bu sistemde tabakalar arasındaki fark, iyice sistemleştirilmiş ve kurumsallaştırılmıştır. Bir ferdin kastı onun hayattaki rolünü hangi zümreden evleneceğini, yapacağı işi ve günlük yaşamının ayrıntısını belirler. Saf kast sistemi dini düzen içinde kökleşmiştir. Klasik Hindu sistemi bu tipe yatkındır. Hinduizme bağlı sistem 3000 yıldan beri vardır ve hala da devam etmektedir.

 

 Feodal tip, kapalı tabakalar sistemi (feodalizm):

 Romalılar zamanından Fransız ihtilaline kadar Batıda görülen sosyal ve ekonomik yapıya ‘feodalizm’ denir.

 Feodal toplum, sosyal teşkilat toprağın kullanılmasıyla ilgili çeşitli şekiller çerçevesinde meydana gelir.

 Toprak, askeri hizmet karşılığı elde tutulur ve bir insanın konumu onun toprakla olan ilişkisine bağlıdır.

 Feodal tabakalşama sistemi, kanunlar, örf ve adetlerle kurulmuş olup, birbirinden büyük mesafelerle ayrılmış hiyerarşik tabakalardan ibarettir.

 Tabakaların en yukarısında, toprakların sahibi olan bir kral ailesi bulunur. Bundan sonra askeri aristokrasi, ruhban sınıfı, tüccarlar ve zanaatkarlar geliyor. Daha geniş olan hür kitleler ve hür olmayan serfler yer alıyor.

 Her tabakanın açıkça belirtilmiş olan hak ve görevleri kalıtımsal olarak babadan oğula geçer.

 Çok seyrek olarak, belli şartlar altında kişiler, hukuken tabaka değiştirebilirler.

 Örneğin kral, halktan birine asalet ünvanı verebilir. Bir varlıklı tüccarın kızı, evlenme yoluyla aristokrasiye geçebilir.

 Tabakalar arası evlenmeler çok sınırlıdır. Buna rağmen kast sistemi olduğu gibi mutlak şekilde yasaklanması efendisinin izniyle serf, hür olabilir. Kabiliyetli bir köylü çocuğu kilise veya orduda yükselebilir. Onun için bu sistem kasta oranla dah yumuşaktır. Fakat ekonomisi tarıma dayandığından statiktir. Sosyal hareketlilik, hukuksal sınırlar içindedir. Burada sosyal hareketliliğe sınırlar koyan, bir takım engeller var.

 

 Sosyal sınıf sistemi:

 Sosyolojinin konusunu oluşturan sosyal olgular, tabii bilimlerin konusunu oluşturan sosyal olgulardan daha farklı olup daha karmaşık bir özelliğe sahiptir. Bu karmaşıklık ve çok yönlülük, sosyologların kendi sistemlerine göre gerçeğin farklı özelliklerini vurgulamasına yol açmıştır. Bu yüzden sosyal sınıfların belirlenmesinde farklı ölçütler kullanılmıştır. Hatta bunların içinde ikametgahı, giyimi ve ahlaki şeklini dikkate alanlar da vardır.

 Sosyal sınıfların belirlemesinde, hemen bütün sosyologlarca birim olarak aile alınmakta ve birey mensup olduğu aile içinde düşünülmekte, sınıf üyeliğinin temel birimi, birey değil ailedir. Her ferdin dünyaya geldiğinde ailesinin mensup olduğu sınıfa kabul edilmesi bu düşüncenin basit bir şekilde ispatı sayılır. Fakat bu durum, sınıf sisteminde fertlerin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Genelde, ailenin sınıf piramidi içinde yükselmesi ve düşmesi hallerinde, ferdi faaliyetlerde etkili olmaktadır. Bu süreç iki yönlüdür. Servetini kaybeden birisi yukarı sınıflardan alt basamaklara düşebileceği gibi kendisine miras kalan birisi de alt basamaklardan yukarı basamaklara çıkabilir.

 Şunu da belirtmek gerekir, ferdin sınıf değiştirmesi sadece kendi başarısına bağlı değildir. Örneğin, yeni zengin olan kişi sosyal çevresine tam olarak kabul edilmez. Ve pozisyonunu kaybeden birey de yeni çevresi tarafından tamamen benimsenmez. Her iki durumuna da birey zamanla uyum sağlamaktadır.

 Modern toplumun karmaşık sosyal yapısı, bireyleri birbirinden ayırt eden özelliklerin sayısını artırmıştır. Sosyal sınıf kavramının ayırt edici özellikleri tümünü kapsamaktadır.

  Sosyal sınıfın, kendini oluşturan kriterleri şöyle tanımlanabilir:

 Aynı geliri elde eden, aynı hayat üslubuna sahip, benzer tahsili ve terbiyeyi almış ve bütün bu hususlarda birbirine yakın olma bilincini taşıyan kişilerin oluşturduğu bir bütündür.

 1-Gelir düzeyi        }

 2-Hayat şekli          }  Objektif  kriter

 3-Eğitim – öğretim }

 4-Sınıf bilinci         }  Subjektif  kriter

 

 Sosyal hareketlilik:

 Toplumun kendi içindeki dinamizmi ifade eden bir kavramdır. Sosyal hareketlilik, bireysel hareketlerle kendiliğinden veya devletin güttüğü politika ile gerçekleşebilir.

 Tek tek bireylerin sosyal hareketliliği ile sosyal grubun veya sınıfın hareketliliği birbirinden farklıdır.

 Genelde sosyal yapı içinde iki tür sosyal hareketlilikten sözedilir:

 1-Yatay hareketlilik

 2-Dikey hareketlilik

 

 Yatay hareketlilik; bireylerin aynı sosyal tabaka ya da sosyal sınıf içinde, bir mesleki zümreden diğerine ya da sosyal statüden diğerine geçme durmudur.

 Dikey hareketlilik; fertlerin tabakalar arasında veya sınıflar arasında iniş çıkışları ya da tabaka veya sınıf değiştirme durumlarıdır.

 

 Sosyal hareketliliği etkileyen faktörler:

 1-Eğitim; kariyer ve meslek sağlaması nedeniyle sosyal hareketliliği etkiler.

 2-Ekonomi; servet ve gelir düzeyi sosyal hareketliliği etkiler.

 3-Teknolojik gelişme; servet hareketlerini hızlandırarak, parasal faktörlerin önemini pekiştiriyor. Bir de işbölümüyle yol açtığı değişiklik, sosyal hareketliliği sağlıyor.

 4-Aile; yapısının özelliğine, servet ve gelirin aileden kaynaklanması ile sosyal hareketliliğe yol açar. Yine ailenin sosyalleşmekteki rolü nedeniyle birey beklentilerini, yeteneklerini, sosyal hareketlilikteki konumunu belirlemekte büyük önem taşır.

 Aile alışkanlıkları, gelenekleri pekiştirerek hareketliliği önleyebilir.

 5-Nüfus hareketleri ve göç; köyden kente göç, yeni bir sosyal sınıfa girmeyi kolaylaştırabilir. Kentsel meslek yapısı, dikey hareketliliğe elverişlidir.

 Lipset ve Bendix, büyük kentlerin, küçük kentlerden daha fazla uzmanlaşmaya sahip olduğunu, fikir işlevinin beden işlevine oranla daha yüksek bulunduğunu yeni ve üst düzey statülerini yaratan büyüme hızının kentte çok daha hızlı geliştiğini savunmuşlardır.

 6-Sosyal olaylar.

 7-Savaşlar, demokratik düşünceler vs.

SPİNOZA

Çarşamba, 03 Haziran 2009

 

   SPİNOZA (1632-1677):

 

 Spinoza felsefesine, panteist felsefe de denir. Her yerde her şeyde tanrı var. Her şey tanrıda olmasından tanrıdan geliyor. Felsefenin temel amacı, tanrının bilgisine ulaşmaktır.

 Descartes, tanrının varlığını kanıtlamaya çalışıyordu. Spinoza’da ise tanrı vardır ve şüphe edilemez. Ona göre tanrıyı bilirsek her şeyi biliriz. Çünkü; her şey ondadır.

 Varolan her şey onun özünden zorunlulukla türemiştir. Varolanlarının tümünün ideaları, kökleri tanrıdadır. Tanrıyı bilince, ‘tanrı’ kavramı içine ne giriyorsa bağlantıları ile bilebiliriz.

 Tanrıda bulunan ideaları onu bilmemizle, ondan zorunlu olarak çıkan gerçek dünyayı da biliriz.

 Spinoza felsefesinde, idea ile gerçeklik tam bir uygunluk içindedir. Bunlar birbirine paraleldir. Düşünce dünyasının düzeni ile gerçekliğin/dünyanın düzeni arasında tam bir paralellik vardır. Bir şeyin ideasını, ideasının içindeki bağlantıları bilirsek, gerçekliğini de biliriz. Biz tanrıyı bilirsek, ideal dünyayı da ve buna paralel gerçek dünyayı da biliriz. Çünkü; idealar tanrının içinde.

 Spinoza, Descartes’in matematiksel yöntemini aynen alıyor ve sistemini buna göre kuruyor.

Descartes’den ayrıldığı nokta, hareket noktasıdır. Descartes kendi varlığından hareket ediyor, her şeyi kendisiyle temellendiriyordu. Oysa Spinoza’da hareket noktası, tanrıdır. Varlığının kanıtlanması gerekmez. Çünkü; O zaten vardır.

 Bir başka fark; Descartes matematiksel yöntemi, aritmetikten çıkarıyor. Spinoza ise geometriyi kullanıyor. Öğretisini, 8 tanım 7 aksiyomla kuruyor. Euklides geometrisini örnek alıyor.

 Descartes’de iki töz vardır, Spinoza’da ise bir töz vardır, o da tanrıdır. Diğer iki töz, tanrının nitelikleri ve görünüşüdür.

Tek töz anlayışı, Spinoza felsefesinin en temel noktasıdır. Sistemi tek töz üzerine kuruludur.

 Töz nedir?

 Töz, kendi kendine varolan, kendi kendisiyle kavranan, kavramı bir başka şeyin kavramına bağlı olmayan. Meydana gelmemiştir, yokolmaz, bölünmez ve ebedidir.

 Tanrının sıfatları sonsuzdur onun sıfatlarını saymak onu sınırlamak demektir. Onun sıfatlarını sayamayız. Çünkü:

‘Her belirleme bir yadsımadır.’

 Neden (tanrı) ve etki (idealar/gerçeklikler), bir ve aynı şey olduğuna göre Spinoza’nın panteist görüşü hakkında ne söyleyebiliriz? Buradan panteizme nasıl gidilir?

 Doğa, tanrının özünden çıkar, tanrıyla aynı şeydir. Bu nedenle, neden-etki birbirinden ayrılan değil, eşittir.

 Bütün varolanlar tanrının nitelikleri(attributum) ve görünüşleridir (modus).

Tanrı, immanent (içkin) bir nedendir. Kendi kendisinin zorunlu sonucudur.

Attributum; tözün ancak kendisini birlikte koyduğu şeydir. Biz bu niteliklerden sadece ikisini biliyoruz. Bunlar da madde ve ruhtur. Bunlar Descartes’de tözdür, Spinoza’da ise tözün nitelikleridir. Bunların birinden hareket ederek diğerini açıklayamayız. Ruhsal dünyayı, sadece düşünceyle, maddi dünyayı da zaman ve mekanla açıklayabiliriz.

 Bu iki attributum/ nitelik, kendisini iki biçimde ortaya koyar. Biri düşünce diğeri mekandır. İşte bunlar tözün modusudurlar.

 Modus; kendi kendine değil, başka bir şeyde olan, başka bir şey yardımıyla tanınan.

 Modusu attributumla, attributumu da tözle kavrayabiliriz.

 Başka şeyler aracılığıyla kavranabilen bu moduslar; tek tek görünüşler, nesnelerdir. Misal, kalem bir modustur ve madde attributumuna girer. Algılama, hissetme, ve psişik durum modusları; ruh attributumuna girer. Biz tanrının görünüşünden başka bir şey değiliz.

 

              TÖZ

   í                         î

í  ATTRİBUTUM    î

 

         MADDE  çè  çè   RUH 

                 MODUS   

 

            ê                    ê

         MADDİ                      RUHSAL

      BELİRLENİMLER    BELİRLENİMLER

 

 Birşeyin varoluşunun nedeni başka bir şeydedir ve bu zincir töze kadar gider. Bir modusu kavramak demek, tanrıyı kavramak demektir. Tek tek nesneler, düşünceler hepsi birbirine bağlı gözükürler aslında hepsi tözün belirlemesidir. Herşeyin temelinde tanrı var.

  ‘’Varolmadığını düşünemediğimiz, özü varlığı kuşatan şeye kendi kendisinin nedeni diyorum. Kendi kendisinin nedeni olan bir şeyden daha büyük bir şey tasarlayamam. O kendisiyle tasarlanır ve başka hiçbir fikrin yardımı olmaksızın kavranabilir. O sonsuz olup, sıfatları da sonsuzdur.

 Her şey zorunlu bir nedensellikle oluşur. Tanrının dışında hiçbir kendi tabiatının zorunluluğuyla kendi kendisinin nedeni olarak olmuyor. Bu nedenle tanrının dışında hiçbir şey özgür değil.’’

 Tanrı ilk neden, onun dışındakiler nedenler zinciri olarak var.Varolmaları kendilerine bağlı değil bu nedenle de özgür değiller.

 Tanrı hem neden hem de sonuç. Ondaki bu nedenselliği ‘P’ önce ‘q’ sonra şeklinde değildir. O nedeni ve sonucu ile aynı anda olmuştur.  

 

 Her şey ancak 2 şekilde olabilir:

1-Ya kendi özünden türer,

2-Ya da ilinektir; varolması için başka bir şeye ihtiyacı olan.

Spinoza’ya göre nedensiz hiç bir şey olmaz.

Dünyayı kavramak istiyorsak, tanrıyı kavramamız gerekir.

‘’Ben tanrıyı varolmayan olarak düşünemem, çünkü; kendi kendisinin nedeni olup özü varlığı kuşatmıştır. Oysa bir modusu düşünebilirim. Çünkü; kendi kendisinin nedeni değil. Aynı sıfatları paylaşan iki ya da daha fazla töz olamaz. Töz/tanrı bir tanedir O ancak kendi kendisinin yardımıyla tasarlanır. Bu cevher başka bir cevher tarafından meydana getirilemez. Her cevher sonsuzdur. Tanrıdan başka cevher yoktur ve tasarlanamaz.’’

 

  Neden ve etkinin zaman dışı bir boyutta ele alınması gerekir. Bunları kavrarken zamanı/süreyi karıştırmamak gerekir. Etki, nedenin kendisini göstermesinden başka bir şey değildir.

 Zaman boyutunu işe karıştırdığımızda, bugün doğru olan yarın yanlış olabilir.

 

         Spinoza’ya göre Moduslar ikiye ayrılır:

1-Sonsuz modus; tanrının özünden dolaysız olarak çıkan. Varolmak için başka bir modusa ihtiyaç duymuyor sadece tanrıya ihtiyacı var.

2-Sonlu modus; varolmak için başkaca modusların varlığına ihtiyaç duyuyorlar.

Tek tek yer kaplayan cisimler, tek tek maddi olaylar… bunların hepsi sonlu moduslardır.

 

   İki Attributum (nitelik) vardır:

Cisimsel dünyayı oluşturan attributum ki; bu kendini ‘mekan’ olarak gösteriyor. Düşüncenin kendisi ise sonsuz modustur.

Tek tek nesneler hep başka bir nesneyi gerektirirler. Nesneler arasında kesintisiz bir bağlantı var. Bu kesintisiz bağlantı nedeniyle ‘rastlantı’ diye bir şey yoktur. Bir nesnenin nedeni, diğer bir nesne. Bu ilişkiler kesintisiz, boşluksuz ve zorunlu.

 Aynı zincir ruhsal dünyada da var. Kendinden önce belirlenmeyen hiçbir olay yoktur. İşte bu durum ruhsal dünyada ‘İSTENÇ/İRADE ÖZGÜRLÜĞÜ’nü ortadan kaldırıyor.

 Spinoza’ya göre özgürlük bir kuruntudan başka bir şey değildir. Rastlantı olmadığı halde insanlar olayların gerçek nedenini bilmedikleri için rastlantıdan sözediyorlar. Olayların gerçek nedenini bilmemek bu da kuruntuya yol açıyor.

 Bir attributumu başka bir attributumla açıklayamayız, kavrayamayız çünkü; her bir attributumun kendine has bir düzeni vardır. Ruhsal dünyadaki bir olayın nedeni ancak ruhsal bir olay olabilir.

 Özgürlük ve rastlantıdan bahsetmemiz asıl nedenleri bilmememizden kaynaklanmaktadır.

 

   RUH VE BEDEN İLİŞKİSİ:

 

Attributumların her biri kendi içinde kapalı bir dizge. Bu attributumlar tanrının özünden zorunlulukla çıkmışlardır.Birbirlerini etkileyemezler ama bir attributumdaki modus diğer bir  attributumdaki modusun karşılığıdır.

 Oysa occasionalistler bu iki dünyanın birbiriyle olan ilişkisini açıklamak için araya tanrıyı koyuyorlardı. Spinoza’da ise bu durum çok daha kolay açıklanmıştır. Birindeki bir olaya diğerinde başka bir olay tekabül eder. Olup biten şey bir ve tekdir. Bu iki dünya nedenler zinciri olarak birbirine paraleldir. Aslında bütün olup bitenler tözde/tanrıda olup bitmektedir. Çünkü; bu iki dünya tanrının iki attributumudur.

 Maddi dünyada nedenleri bilmeyişimiz ‘rastlantı’ adını alıyor, ruhsal dünyada bilmeyişimizde  ise rastlantının yerini; ‘irade özgürlüğü’ alıyor. Ne rastlantı ne de irade özgürlüğü yoktur. Bütün bunlar birer kuruntudan ibarettir.

 Maddi dünyada ne varsa ruhsal dünyada da bunun karşılığı mutlaka vardır. Ruhtaki bir isteme, bedende de istemeyle ilgili bir eyleme tekabül eder.

 

   AHLAK VE DEVLET GÖRÜŞÜ:

 

İnsan arlığını sürdürmek isteğindedir. Bu istek bilinçsizdir. İnsanın ruhsal dünyasındaki bu irade, istenç adını alır. ‘İyi’ ve ‘kötü’ kavramı buradan çıkar. İnsan bir şeyi istiyorsa buna ‘iyi’ diyor, istemiyorsa ‘kötü’ diyor. Bu kavramlar istence göre, göreli kavramlardır.

 Onun devlet görüşü de bu anlayışa dayanır. İnsanın varlığını sürdürmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle olunca, bu hakkın ve varlıkların korunması için bir güvenlik kurulması gerekir ki; bu ‘devlet’tir. Devlet bu amaçla kurulmuştur.

 Spinoza, devlet şekli bakımından Hobbes’tan ayrılır. Spinoza, demokrasiden yanadır. Tek kişinin egemenliğinin bireylerin haklarını kaldıracağını düşünür. Daha sonra bu düşüncesini değiştirerek Aristokrasiyi benimser.

 

 Tözün nedeni immanenttir yani kendi içindedir. Tözden zorunlulukla çıkan şeylerin nedeni ise trancendenttir yani nedenleri kendi dışındadır.

 Tanrı sonsuz olup sıfatları da sonsuzdur. Başka bir tanrı/ töz daha olsaydı; o da sonsuz sıfatlara sahip tanrının, başka bir sıfatıyla tanımlanacaktı. Çünkü; sonsuz sıfatlara sahip olan tan tanrı, bütün sıfatlara sahiptir. Aynı sıfatlara sahip iki tanrı olamaz. Sonsuz sıfatlara sahip tek bir tanrı vardır.

 Tanrının bütün sıfatları ezelidir, o her şeyin içkin nedenidir.

 Tanrı tarafından yapması gerektirilmiş olan kendi gerektirilirliğini bozamaz. Yaratıcı tabiatla, yaratılmış tabiat bir ve aynı şeydir(panteizm). Tabiatta zorunsuz hiçbir şey yoktur. Olduğunu düşünmek akıl için çelişki yaratır. Tabiatta olumsallık diye hiçbir şey yoktur. Böyle olması gerekiyordu böyle oldu.

  İrade özgürlüğü olmadığı gibi tanrı bile kendi kendisinin zorunlu nedeni olduğundan özgür değildir. Şu düzenden başka bir düzen olsaydı tanrının iradesi de başka türlü olacaktı. Bu ise imkansızdır.

 

ANTİKÇAĞ /ANTROPOLOJİK DEVİR

Salı, 02 Haziran 2009

 

ANTROPOLOJİK DEVİR-İNSAN FELSEFESİ

 

 

SOKRATES ( İ.Ö. 469 – 399 ) :

 

Kendisinin yazmış olduğu tek satır bir şey yoktur. Görüşlerini öğrencilerinin yazdıklarından çıkarıyoruz.

 

-      Benim diğerlerinden üstünlüğüm, ‘bilmediğimi bilmektir’.

-      Kendini tanı/bil.

-      Ben kötüysem, neden gençler etrafımda toplanıyor? Bunu bilmeyerek yapıyorsam o da suç değildir.

-      Tanrısı, kendi içinde keşfettiği bir tanrıdır.

-      Ölümden değil, karanlıktan/cehaletten sakınmak gerekir.

-      Her türlü iyilik erdemden gelir.

-      Eylemde bulunurken, haksızlık etmemeyi en başa koymak gerekir.

    

 KRİTON DİYALOGLARI :

     

        Öğrencisi Kriton’un Sokrates’i kaçırmak istemesinin sebebi, herkesin onun öğreticiliğine olan ihtiyacıdır.

         Sokrates’ in Kaçmamasının Sebepleri :

1.     Kanunlara uymayı sevdiğinden; yasaları çiğnememeliyiz, sonra herkes ve toplumsal düzen bozulur. Hem Atina dışındaki kanunların daha iyi olup olmadığını da bilmiyorum.

2.     Bu toplumda bulunuyorsam, bu kanunları kabul etmem lazım.

3.     Hiçbir şekilde bile  bile eğrilik etmemek lazım.

 

Değerli eylem; yöneldiği şey doğru mu-yanlış mı, iyi mi – kötü mü, haklı mı- haksız mı olduğu bilerek yapılan eylemdir.

 

 Sokrates, felsefesinde temel problem olarak; insanı ele alır. İnsanı her şeyin ölçüsü kabul eden  sofistlerden, genel bir doğrunun bilinebileceğine dair yaklaşımıyla  ayrılır. Ayrıca sofistleri para ile ders vermelerinden dolayı şiddetli bir şekilde tenkit eder.

 

SOKRATESÇİ OKULLAR :

 

1.     KYNİKLER :

 

Kurucusu, Antishenes’tir. Meşhur sözü, ‘haz peşinde koşmaktansa çılgınca yaşamayı yeğlerim’. Bunlara göre mutlu yaşamak, insanın arzu ve isteklerini bastırarak yaşamasıdır. Toplum kurallarına uymadan, inzivaya çekilip, arzu ve isteklerini bastırarak yaşıyorlar. Mutluluğun bu dünyada olmadığına inanıyorlar.

   

2.     KYRENE OKULU :

 

Kurucusu Arstippos’tur. Ona göre insan haz alarak yaşamalıdır. İnsan toplum kurallarına uyarak, toplumdaki yerini koruyarak, mümkün olduğunca da haz alarak yaşamalıdır.

 Ancak, ‘ mutluluk nedir’ sorusuna cevap vermiyorlar.

 

 

 

   SİSTEMATİK DÖNEM / BÜYÜK SİSTEMLER DEVRİ

 

    PLATON ( İ.Ö. 427 -347 ) :        

   

    Platon’un tüm görüşlerini 3 başlık altında toplamak mümkün:

1.     Varlık görüşü

2.     Bilgi görüşü

3.     İnsan görüşü; etik, sanat, devlet görüşü de onun insan görüşü içinde yer alır.

 

  VARLIK GÖRÜŞÜ :

 

  Ona göre 2 dünya vardır :

 

GÖRÜNENLER  DÜNYASI                                    

 

Gölgeler/yansılar/imgeler        - Canlılar               

                 â                         -Nesneler          

         Sanı bilgisi                          â                      

                 â                        İnanç bilgisi     

 

 Bunların bilgisini, Gnosis yani direk                     

duyularımızla, algılarımızla elde ediyoruz.          

 

KAVRANANLAR DÜNYASI 

 

Hipotezler/varsayımlar         İdealar

               I                               I

Diskursif düşünme               Düşünce gücüyle görme

 

Bunların bilgisini ise düşünerek, akılla kavrayarak ediniyoruz.

 

Her şey ideasına yaklaşır ama hiçbir zaman ideasıyla özdeş olamaz. İdealar kendinden varolmuştur. Bütün her şeyin varolması ‘iyi’ ideasından pay almasıyla mümkündür. Güneş gibi fakat güneş de ona bağlıdır. Gölgelerin varlığı nasıl ait olduğu şeye bağlıysa, her şeyin varlığı da idealara bağlıdır. Gölgelerden, kavranan şeylere doğru bir diyalektik yürüyüş var. Görünenler dünyası için güneş ne ise kavrananlar dünyası için de, iyi ideası odur. Asıl varolanlar idealardır. Güzel olan, güzellik ideasından pay alırsa güzeldir. Yoksa kendinden güzel değildir.

 İdealar kalıcı ve değişmezdir. Değişen tek tek varolanlardır.

 İnsan da bütün idealar vardır. Ben masaya, bende masa ideası olduğu için masa diyorum.

 

  Platon’a göre bilgi hatırlamadır. Yani insan doğuştan bilgilere sahiptir. Bu bilgiler mautike (bilgi doğurtma) ile ortaya çıkar. Ancak bazı bilgiler buna sokulamaz.

 İnsan, bilginin kendisine değil, bilme yetisi ve imkanına sahiptir. İnsanın asıl bilgilere /ideaların bilgisine, ulaşma imkanı vardır. İnsan bunları öğrenmez, hatırlar.

 Körler bir şey görmez ama bazı bilgilere sahiptir. Onlar bu bilgileri öğrenmez hatırlayarak ulaşırlar.

 

  DEVLET GÖRÜŞÜ:

  

DEVLET:

1.     Yöneticiler; erdemi, bilgelik.                           

2.     Besleyiciler; erdemi, çalışkanlık.                             

3.     Koruyucular; erdemi, cesaret/yiğitlik

 Devlet de bu 3 sınıfda zorunlu.

 

- Yöneticiler; filozof olmalıdır. Çünkü; filozofun erdemi bilgeliktir.

 - Koruyucular; cesur/yiğit olmalılar. Hem müzik hem de jimnastikle yetiştirilmelidir. Böylece, iyi ile kötü birbirinden ayırdedilebilir. Aynı zamanda koruyucu, bilge de olmalıdır. Sadece jimnastikle eğitilip bedenleri güçlü olanlar her şeye karşı vurucu, kırıcı olurlar. Sadece müzikle yetiştirilen ise nazik, ince ruhlu olur. İşlerini yapmak için güçlü olacaklar ama ölçülü, nazik de olacaklar.

 - Besleyiciler; çalışkan olacaklar, üretimi aksatmayacaklar.

  

  Adil bir devlet; herkesin kendi işini yapması, başkasının işine karışmaması ile mümkündür.

 

   İNSAN GÖRÜŞÜ:

 

İnsan; 1. beden, 2. ruhtur.

Ruh da; a) Bilen yanı,

            b) İrade, isteme yanı,

            c)Arzulayan yanı; mutlu ve adil insan, arzularını bastıran ve dengede tutan insandır. Sadece haz peşinde koşan, kendini düşünen insan adil değildir. İnsanın bu iki yanını dengeleyen; irade/isteme yanıdır.

 

    ETİK GÖRÜŞÜ :

 

 Platon etiğine ‘mutlulukçu etik’ de denir. Mutlu olmak için erdemli olmak gerekir.

 Devletin yönetim şekli, ne olursa olsun,  eğer iyi yönetilirse o devletde yaşayanlar mutlu olabilir.

 Platon’a göre 4 temel erdem vardır; bilgelik, yiğitlik, ölçülülük ve bütün erdemlerin temeli olan adalet.

 Yiğitlik; korkulacak ve korkulmayacak şeyler üzerine aklın bir yargısıdır. Neden korkulacağını neden kokulmayacağını bilmek, bu da bilgelikle olur. Ölçülülük; kendine hakim olmakla olur. Adaletse; herkesin kendine düşen görevi yapmasıdır. Bu baş erdemdir.

 Adil insan, kendindeki 3 yanı, akılla, bilgiyle dengeleyen insandır. Ona göre, erdem öğretilemez. Çünkü; bilgi değildir. Erdemli insan iyiyi gerçekleştiren insandır. İyinin bilgisi insanda gizil olarak vardır. Bu gizil mautike (fikir doğurtma)  ile açığa çıkarılırsa, insan erdemli olur. Dolayısıyla, erdem doğuştandır.

 Platon’un devletinin yönetim biçimi; Aristokrasidir. Bir seçkinler grubunun yönetimidir. Bir kişinin, monarkın yönetimi de olabilir. Ancak, istenilen özelliklere-bilge olması- sahip olmak şartıyla.

  İnsanın bilen yanı ağır basarsa; ‘bilgisever’ insan, arzu yanı ağır basarsa; ‘parasever’ insan, irade yanı ağır basarsa ‘ünsever’ insan tipleri ortaya çıkar.

 

 BOZUK DEVLET ŞEKİLLERİ :

 

1.Timokrasi; irade yanı ağır basan devlet, ünsever insan tipi sözkonusu.

2.Oligarşi; arzu yanı ağır basan devlet, parasever insan tipi sözkonusu.

3.Demokrasi; egemen olan tutkulardır. Zenginlik peşinde koşarlar. Erdemli olmayanı seçebilirler.

4.Tiranlık; adil olmayıp, ilkelerden sapılırsa zorba devlet olur.

 

 Felsefe bu döneme kadar, ilk döneminde tabiat (arkhe/oluş), ikinci döneminde, insan/ahlak olmak üzere hemen hemen evreni bütün cepheleriyle ele almaya ve bir problem olarak ortaya koymaya çalışmıştır.

 Bundan sonraki üçüncü evrede ise iki dönemin sentezi ve sistemleştirilmesi gerçekleştirilecek, önceden parçalar halinde ele alınan alemi bir bütün içinde kavrama teşebbüsüne girişilecektir.

 

TANRI, DİN VE TASAVVUF

Pazar, 31 Mayıs 2009

 

 TANRI, DİN ve TASAVVUF  ÜZERİNE:

 

 

- Tanrı, kaldıramayacağı bir kaya yaratabilir mi?

 Yaratamazsa tanrı olamaz, yaratırsa da kaldıramayacağı bir ‘kaya’ var demektir.

ATEİST PARADOKS

                    …                   

- Antikçağın çoktanrıcılığı, siyasal yetkenin bir sınıfta (aristokrasi) toplanmasına yol açarken, Asya tek tanrıcılığında, siyasal otorite de bir monarkta toplanmıştır.

ROBERTSON SMİTH

*

- Tanrı, barbut atmaz.

- Geleceğin dini, kozmik bir din olacak. Bu din, teoloji ve dogmalardan uzak olup, kişisel tanrıya üstün gelecek.

EINSTEIN

*

- Eğer öküzler ‘insan’ olsaydı, onların tanrısı da ‘öküz biçiminde’ olurdu.

KSENOFANES

- ‘İnsan’, yediği şeydir ve “insan insanın tanrısıdır”. Tanrı, insanın idealleştirilmiş olarak dışavurumudur.

L. FEURBACH

 

- Eğer tanrınız yoksa, saygılarınızı Hitler veya Stalin’e sunmak zorunda kalırsınız.

T.S.ELİOT

 

 - Herkes tanrıya, sadece kendi duasının kabul edilmesi için yalvarıyor.

AMİN MAALOUF (Tanios Kayası’dan)

 

- Tanrı, beşerin en büyük keşfidir.

- Upanişad ‘tanrısın’Freud ’itsin’ diyor, hangisi haklı?

CEMİL MERİÇ

 

- Her meyvede tohum, her canlıda tanrı…Sevgin bütün varlıkları kucaklamalı yani tanrıyı. Kurtuluş, kesretten vahdete (çokluktan birliğe) dönüş. Tanrının içinde kaybolmalısın. Ummana dökülen ırmaklar gibi benliğinden sıyrılmalısın. Ne kalıbın ne de adın kalmalı. “Tanrı nedir” diye soruyorsun, ‘tanrı sensin’.

UPANİŞADLAR

 

 - Her din bir tanrı anlayışı, her tanrı ise bir varlık anlayışıdır.

İOANNA KUÇURADİ

 

- Din, halkın afyonudur.

MARX

 

- Din, halkın afyonu değil, zayıfların vitaminidir.

REGİS DEBRAY

 

- Dualite; ontolojik değil, epitemolojiktir.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK

 

- Dualite, ontolojik değilse :

“Yaratan da yaratılan da aynıdır”.

AHMET AĞI

 

- Tanrı yoksa, her şey mübahtır.

      DOSTOYEVSKİ

 

- Tanrı olsaydı, yaptıklarımızın hiçbirinden sorumlu olmazdık ancak tanrı yok ve biz tüm yaptıklarımızdan sorumluyuz.

J.P. SARTRE

 

 - “İspatlanabilen bir tanrı”, tanrı değildir.

          KARL JASPERS

 

- Bilineni de kuşatmayan bir tanrı, eksik bir tanrıdır.

A. AĞI

 

- Şeytan, tanrının taklitçisidir.

       RENE GUENON

 

- İnsan, tanrının taklitçisidir.

A. AĞI

 

- Yükselen her şey, birbirine yaklaşır.

      Peder TEILHARD DE CHARDİN  

 

 - Her çağda, tek bir gerçek vardır.

- Amaç, bilinene ulaşmaktır.

      ŞEMS-İ  TEBRİZİ

 

- Tanrı var mı?

BUDHA:

“Sadece gerçek var”.

 

  ———-

 

 - Vahdet-i vücutta tabiat, tanrıda olduğu halde, panteizm  de (vahdet-i mevcut) tanrı tabiattadır. İki yaklaşım arasındaki temel fark, ilkinin tanrıyı tabiatla açıklayan bir sistem olmasına karşılık, ikincisi tabiatı tanrıyla, tanrının görünmez güçlerine ve akıl erdirilmez sırlarına göre açıklayan ‘gaybi’ bir felsefedir. 

               İSMAİL HAKKI İZMİRLİ                   

 

  - Kendisini duyu organlarıyla fark edilemez şekilde isimlendirdiğinde HAK, duyu organlarıyla farkedilecek haliyle isimlendirdiğinde ise HALK, adını almıştır.

         En-NURİ (öl. 907)

 

- Tevhid; ölümsüz ve değişmez bir ilke olarak, bütün değişme ve farklılıkların temelini oluşturur.

- Siyasetçinin derdi; maneviyat değil, iktidardır.

  MUHAMMED İKBAL

 

 

Hz.ALİ:

 

 

- Perde kalksaydı yine yakinim (kesin bilgim) artmazdı.

*

 

- Hakikat, hakkın celal nurunun işaretsiz olarak keşfidir.

*

 

- Hakkal yakin, ezel sabahından doğan bir nurdur. Bunun eserleri tevhid ehlinin üzerlerinde görünür.

*

 

- Her şeyi birbirinden ayrı görmek ve toplamamak; şirk,

 Her şeyi toplayıp aralarındaki ayrılıkları görmemek; zındıklık,

 Her şeyi, hem birbirinden ayrı hem de aynı görmekse; tevhiddir (birlemektir).

*

 

- Alimin uykusu, cahilin ibadetinden iyidir.

—————-           

 

- ‘Tanrı’; mutlak zaman, mutlak mekan, mutlak hareket, mutlak beden ve mutlak ruhtur.

         EBUBEKR  er-RAZİ

 

 

MUHYİDDİN İBN-İ ARABİ:

 

 Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, eşyada en parlak şekilde görünür. Ve O, O’nun görünüşüdür.

 Şüphesiz yaratıkların sonradan olma varlığı, yaratıcının varlığının görünüşüdür.

 Hakkı tanıyan kişi, gerçekten tanıdığı zaman; itikat sahibinin itikadıyla bağlanmaz.

 Kul rabdır, Rab da kul. Ya teklifle mükellef kimdir? Rab dersen o teklif edicidir, kul dersen o da ölüdür.

 Furkan benim ve 7 çift Fatiha suresi de benim. Ruhun ruhuyum, kalıpların ruhu değil.

 

 ———— 

                   

 - İhlasın en aşağı derecesi, ‘şeriat tevhidi’dir ki; Allah’tan başka ibadet edilecek kimse yoktur, onun ifadesidir. En yüksek mertebesi de, ‘hakikat tevhidi’dir ki;  ’Allah’tan başka kimse yoktur’ onun ifadesidir.

            M.ALİ AYNİ

 

 

FAZLUR RAHMAN:

 ‘Uyanış’ ve ‘yenilik’, mantıki olarak ancak bir gelenek oluşturulduktan sonra olabilir.

Bütün geleneklere devamlı yeniden hayatiyet kazandırmalı ve taze yorumlarla yenilenmelidir.

 İlk müslüman nesiller nasıl ki; Kuran ve sünneti, kendi dönemlerinde kendi şartlarına uygun biçimde serbestçe yorumlamışlarsa, biz de aynen kendi gayretimizle, kendi çağdaş tarihimizde aynı şeyi yapmak zorundayız.

    ————-

 

- Vahdet-i vücutçu tasavvuf felsefesi aslında, tanrının ‘kuantum’ halidir. Damlalar ‘mahlukat’ı, okyanus ise ‘tanrı’yı sembolize eder. Herşey hem birbirinin aynıdır hem de gayrıdır. Herşey hem tek başına vardır hem de tek vücut olarak vardır.

                  A. AĞI                       

 

- Kendini arayan tanrıyı bulur, tanrıyı arayan da kendini.

- Herşey dağıttıkça çoğalır, biriktirdikçe de azalır.

- Yukardaki aşağıdakine, aşağıdaki yukardakine benzer.               

- Oldum demek, öldüm demektir.

- İnsan hayattayken, ölmeden önce ölmeli!

- Olgun (kamil) insan olanın  dört aşaması; şeriat, tarikat, marifet ve hakikattir.

- Olgun insan, kendinden başka hiç kimseye kızmayandır.

- İyilik de ibadette gizlidir. (Melamilik)

TASAVVUFA DAİR

 

- Evren; büyük kainat (makrokosmoz), insan ise; küçük kainattır (mikrokosmoz).

- İnsan, görünen alem ile görünmeyen alem arasında bir geçittir.

    SADRETTİN KONEVİ

 

- İnsan, makrokosmozda bir mikrokosmozdur.

M.SCHELER

 

- Hallacı Mansur, M. Arabi, Mevlana, Yunus, S.Konevi ve Nesimi başta olmak üzere hepsi de ‘vahdet-i vücut’ yani varlıkta birlik felsefesini benimsemişlerdir. Bu felsefeye göre her şey, gerçekte tanrının çeşitli biçimlerde görünmesinden başka bir şey değildir.  Varlık ve tanrı aynı özdendir. İnsan da ezelden beri tanrı katındaydı. Her şey hem ezeli hem de ebedidir. Çünkü; Ondan başka varlık yoktur. Her şey Ondan gelir Ona döner.

 

       İBRAHİM AGAH ÇUBUKÇU

 

YUNUS EMRE

 

İlim, ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsen

Ya nice okumaktır

..

Beni bende demen bende değilem

Bir ben vardır

Beni bende bir işarettir

Bir ben vardır

Beni benden içeri

        

Mal sahibi mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Mal da yalan mülk de yalan

Var biraz da sen oyalan

Cennet cennet dedikleri

Birkaç huri birkaç melek

Bana seni gerek seni

Yerden göğe küp dizseler

Altından birini çekseler

Seyreyle o zaman gümbürtüyü

 

Yedi yer, yedi göğü, dağları denizleri

Cennet ile cehennemi cümle vücutta bulduk

Gece ile gündüzü, gökte yedi yıldızı

Levhde yazılı sözü, cümle vücutta bulduk

 

Tevrat ile İncili, Furkan ile Zeburu

Bunlardaki beyanı, cümle vücutta bulduk

 

Onsekiz bin alem halkı cümlesi bir içinde

Kimse yok birden ayrı söyleyen dil içinde

 

Bu tılsımı bağlayan, cümle dilde söyleyen

Yere göğe sığmayan girmiş bu can içine

 

Tanrı kadim, kul kadim, ayrılmadım bir adım

Gör kul kim Tanrı kimdir, anla ey sahip kabul

 

Adem yaratılmadan

Can kalıba girmeden

Şeytan lanet olmadan

Arş idi seyran bana

./.

 

Hz. MUHAMMED : 

 

“Ben gizli bir hazineydim; bilinmeyi, tanınmayı sevdim. Bu yüzden insanları ve cinleri yarattım.”

 

Zamana küfretmeyin, O Allah’ın ta kendisidir.”

                                              

Şeriat; benim sözlerim, tarikat; işlerim, hakikat; hallerimdir.”

                                                       

“İnsanlara anlayabileceği kadarını söyleyiniz.”

                                              

“Azasının bir uzvu eksik olanın, bir hissi de eksik olur.”

                                              

“Dünyaya tamahtan vazgeç ki, Allah seni sevsin. Herkesin elinde olana tamah etme ki, halk seni sevsin.”

 

“Alimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından daha ağırdır.”

 

Gerçek zenginlik, gönül zenginliğidir.”

 

“İnanmış bir kimse, kendi nefsi için sevdiğini başkası için de sevmedikçe,

 

 gerçekten inanmış olmaz.”

 

“Allah mütevazı olanı yüceltir, kibirli olanı da alçaltır.”

 

Her şeyin temeli; inandım de sonrada dosdoğru ol.”

 

İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır.”

 

“İki günü eşit olan ziyandadır.”

 

“Utanmadıktan sonra, dilediğini yap.”

 

Kıskançlık, ateşin odunu yaktığı gibi iyilikleri de yok eder.”

 

“Allah, insanlara acımayanlara merhamet etmez.”

 

“Güzel sözler, sadaka yerine geçer.”

 

“Hastalıktan önce sağlığın, ihtiyarlıktan önce gençliğin, fakirlikten önce zenginliğin kıymetini bilin”.

*

- Savaşların en büyüğü, kendi nefsimizle olandır.

*

- Ölmeden önce, ölünüz.

*

 İlim, müslümanın yitiğidir nerde bulursa alır”.

*

 “Siz onların ilahlarına küfretmeyin ki, onlar da sizinkine küfretmesin”.

 

“Kişi niyetiyle kazandığını, ameliyle kazanamaz”.

 

—–

 

 

KURAN’DAN AYETLER:

 

“Kim bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir canı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur”. Maide -32

 

“O (Allah) evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır”. Hadid -3

 

“Gökte de yerde de ilah olan ancak odur”. Zuhruf -84

 

“İyi bilki o her şeyi kendi varlığıyla kuşatmıştır”Fussilet-54

 

“Nereye dönersen dön, Allahın vechi oradadır”Bakara-115

 

“Onun varlığından başka her şey yokoldu”. Kasas -88

 

“Her şey Allah tarafındandır”. Nisa -78

 

“Her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bilen vardır. Yusuf -76

 

“Eğer yerde ve gökte iki ilah olsaydı, ikisi de helak olup giderdi”. Enbiya -22

 

./.

 

 - Rab, sevdiğini azarlar ve kabul ettiği her oğulu döver. (İbraniler 12/5)

 - Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz ödülünüz ne olabilir ki? Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz ki? (MATTA 5:46,47)

İNCİL

- ‘Küçük’ güzeldir.

- İkiyi bir yapınca, ‘insan’ olursunuz.

- Söylediklerimi yaparsanız, ‘tanrı sözü’ olduğunu anlarsınız.

- Bilinmeyen, ışığa çıkmayan hiçbir ’sır’ kalmayacak.

- Baba, beni neden terkettin? (İsa, çarmıhtayken)

- Sen onları affet, onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar. (İsa, çarmıhtayken)

  Hz. İSA

              Hz. MUSA’YA İNDİRİLEN TEVRATIN, “10 EMRİ”:

 1- Seni Mısır’da esaretten kurtaran, Tanrın ‘Yahve’ benim.

*

2- Benden başka hiçbir şeyi, ilah edinmeyeceksin.

*

3- Tanrın, Rabbinin adını boş yere ağzına almayacaksın; çünkü Rab, kendi ismini boş yere ağzına alanı cezasız bırakmayacaktır.

*

4- Şabbat (cumartesi) gününü takdis etmek için onu hatırında tut. Altı gün çalışıp bütün işini yapacaksın. Fakat yedinci gün Tanrın Rabbe Şabbat’tır. Sen, oğlun, kızın, kölen ve cariyen, hayvanların ve kapılarında olan garibin, hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü Rab gökleri, yeri ve denizi ve onlarda olan bütün şeyleri altı günde yarattı ve yedinci günde istirahat etti. Bunun için Rab, Şabbat gününü mübarek kıldı ve onu takdis etti.

*

5- Babana ve anana hürmet et ki, Tanrın Rabbin sana vermekte olduğu toprakta ömrün uzun olsun.

*

6- Öldürmeyeceksin.

*

7- Zina etmeyeceksin.

*

8- Çalmayacaksın.

*

9- Komşuna karşı yalan yere şahitlik etmeyeceksin.

*

10- Komşunun evine tamah etmeyeceksin; karısına, kölesine, eşeğine, malına tamah etmeyeceksin.

 ./.

 

 - İnsanın gelişimi, tanrının yerine kendisini koyabilme çizgisindedir.

- Tanrı, sıradan insan entellektüelizminin göğe yansımasıdır.

- Tanrı, insan yaratılarının en kutsal olanıdır.

         YALÇIN KÜÇÜK

 

 


  • watt
  • liverpool
  • freida pinto zac posen
  • c span yesterdayc span zelaya
  • connecticut department of labor
  • search in vi
  • potter
  • hp support helpline
  • new england patriots 1996 roster
  • new england patriots wiki
  • search tumblr
  • cessna
  • mongoose
  • connecticut limo
  • search engines and flash
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • vince young jay cutler
  • new england patriots 4
  • fastest
  • cspan hosts
  • mtv music awards
  • battleship ipad
  • bengals 80's
  • la ink price list
  • gypsy
  • vince young uncle rico
  • chad ochocinco yesterday
  • bcbg
  • hp support 6310hp support 7200
  • franchise
  • advise
  • freida pinto dev
  • c span youtube obama
  • dis tester
  • melanie
  • connecticut 104.1
  • bangles eternal flame mp3bengals forum
  • hp support 6930p
  • johanson
  • cspan question timecspan radio
  • chicago bears 96
  • bengals 09
  • hp support englandhp support forum
  • bengals forum
  • search engines of the world
  • la ink ink
  • tea party zombies download
  • bea binene
  • new england patriots kim kardashian
  • cricut
  • mtv true life
  • connecticut renaissance faire
  • battleship aurora
  • disconnect
  • bea input output
  • sensei
  • miata
  • battleship aurora
  • chicago bears tattoos
  • search 78search 800 numbers
  • la ink 03x05
  • search 3 bodybuilding other index
  • randy moss wallpaper
  • growing
  • cellphones
  • bea goldfishberg
  • chad ochocinco quotes video
  • closed
  • okidata
  • zara phillips royal wedding picture
  • hp support 2133
  • tea party obama
  • greg olsen puzzles
  • connecticut quarter error
  • bengals kids jersey
  • la ink upcoming episodes
  • greg olsen vikingsgreg olsen wife
  • hp support center
  • violins
  • stardust
  • chicago bears posters
  • chad ochocinco sisterchad ochocinco twitter
  • battleship 3d game
  • randy moss college
  • bengals undraftedbengals vs steelers
  • caffeine
  • olde
  • new england patriots 84
  • connecticut secretary of state
  • cola
  • mtv oddities
  • seaview
  • accessaries
  • bengals football
  • chicago bears training camp
  • chicago bears donation request
  • search 2.0
  • hp support chat
  • handles
  • amtrak
  • bea spells a lot
  • chicago bears 08 record
  • dist 91
  • bea exhibitors
  • chad ochocinco traded
  • bengals cheerleaders tryouts 2011
  • shoulder
  • hearings
  • connecticut post
  • connecticut 7 day weather forecast
  • la ink 3rd season
  • bea 2011 map
  • connecticut law tribune
  • tea party young people
  • vascular
  • tea party medicare
  • c span ii
  • chicago bears 4th phase
  • function
  • bea verdi
  • randy moss bio
  • la ink games online
  • battleship lexington
  • dis n dat band
  • bea oracle
  • tea party birthday
  • vince young football camp
  • chad ochocinco celebrationschad ochocinco dating
  • lightning
  • vince young wiki
  • vince young redskins
  • vince young rumors
  • zara phillips kids
  • mtv 30 years
  • search dog foundation
  • chad ochocinco 15
  • hp support 6500a plus
  • programmer
  • randy moss yahoo stats
  • bengals hard knocks episode 1
  • new england patriots needs
  • lily
  • randy moss football cards
  • search engines visibility
  • c span kozol
  • vince young to eagles
  • la ink corey
  • corrupt
  • virtue
  • trophies
  • operated
  • la ink youtube pixie
  • greg olsen mormon
  • every
  • hp support error 1005
  • vince young 2008
  • pure
  • search with image
  • mtv website
  • chicago bears number 17
  • bea 460 bosch
  • chad ochocinco to detroit
  • wonderful
  • bea test
  • search vim
  • rama
  • search comcast net
  • bengals 09 record
  • new england patriots rumors
  • damascus
  • search engines for jobs
  • hp support quick test pro
  • clasp
  • bea rims
  • new england patriots 65
  • new england patriots 3 4
  • chad ochocinco stats
  • partners
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • freida pinto jeansfreida pinto kissing
  • programing
  • hiker
  • search engines non tracking
  • search 990 filings
  • hp support assistant review
  • cspan streaming
  • bengals xxiii
  • chad ochocinco xpchad ochocinco youtube
  • vince young z
  • chad ochocinco and cheryl burke