‘töz’ olarak etiketlenmiş yazılar

ÖZLÜ SÖZLER -3

Perşembe, 18 Şubat 2010

 

 - İnsanlar, olumludan çok olumsuz uyaranlara karşı daha duyarlıdır…Bizi mutlu edecek birkaç şey varken, kendimizi kötü hissettirecek sayısız etkenlere yöneliriz.

        AMOS TVERSKY

 - Sadakat, insanı hergün doğru karar vermek zahmetinden kurtarır.

       THOMAS WATSON

 - Disiplin, kişinin kendisini cezalandırmasıdır.

       M. FOUCOULT

- Kendimizden bir şey üretememek, ne büyük zavallılıktır.

      PİCO DELLA MİRANDOLA

 - Gerçek bir taş kadar sert, bir gonca kadar yumuşaktır.

GANDİ 

- Hiçbir şey, gerçeğin ötesine geçemez.

GENERAL MacARTUR

 - İnsan, bir eksiklikler varlığıdır.

   HERDER

 - İnsan gündüzleri çalışıp didinir, geceleriyse acı içinde kıvranır.

HESEİDOS

- Bazı değerler ve bazı yaşam biçimleri birbirinden ne daha iyi ne daha kötüdür. Olsa olsa farklı şekillerde her biri yine kendi içinde değerli ve kendi içinde anlamlı yaşam biçimleridir.

 - Farklılık ve çeşitliliklerin hoşgörüldüğü bir toplum olmak yeterli değildir. Aynı zamanda bu çeşitliliklerin onaylandığı ve özendirildiği toplumlarda insanlar dolu dolu yaşayabilsin.

     İSAİAH BERLİN

 - Hayatın temelinde, ‘acı’ vardır.

- İbadetler, nafile tekrarlardan ibarettir. Sadece ‘gerçek’ var.

- Sonsuz olan, sonlu olana indirgenemez.

- İnsanların acıları, maddeye ve fikirlere olan bağlılıklarından kaynaklanır.

- En basiti başarmaktır, en zor olan. 

   BUDHA

 - Komiserin manivelası, devrim. Dava, alt yapıyı değiştirmek, üst yapı kendiliğinden değişir.

- Yogi içinse kurtuluş, içimizde. Aksiyon bir tuzak, komiserle yogi uzlaşamaz.

    ARTUR KOESTLER

  HİLMİ ZİYA ÜLKEN:

  “Kendini başka varlıklara irca ederek açıklamak, insanı mahiyetine aykırı bir tarz da düşünmek demektir..Varolanı kendisinin dışında, totolojiye bağlı bir şarta/töze bağladığımızda, onu bütünüyle bu töze indirgeyebilmek için zorunlu olarak bir kozalite ilişkisi geliştirmek durumunda kalıyoruz..

  Mikro düzeyde ise cisim, parçacıklar bütünü olarak görüldüğünden parça-bütün ilişkisi kurulmaya çalışılmaktadır..

 Yeni diyalektik materyalistlerden bazıları, bu esrarlı ve kör maddeden hür insan kişiliğine kadar yükselmenin güçlüklerini fark ettikleri için, elemanter ilk maddede dahi bir ruh ve bilinç unsurunun bulunduğunu ve bu kuvvenin gelişmesinden yüksek realitelerin doğduğunu kabule mecbur kalmışlardır”.

…/…

  - Doğanın dili, matematiktir.

   PİTAGORAS 

 - Yeterince ileri olan herhangi bir teknoloji, sihirden ayırtedilemez.

C. CLARKE

 - Sonsuzlukta her şey, başlangıçtır.

   ELİAS CANETTİ

 - Büyük patlamadan sonraki yarım saniye kimin umurunda!..Asıl çıldırtıcı olan, patlamadan yarım saniye öncesi…

 FAY WELDON

 ATALET / EYLEMSİZLİK YASALARI ve MERKEZKAÇ:

 Eylemsizlik Yasası:

- Uzayda duran bir cisim, harekete geçirilmediği sürece, devinimsiz olarak durur. Hareket halindeki bir cisim de, durdurulmadığı sürece devinime devam eder.

 - Kütleler merkezkaç kuvveti nedeniyle birbirlerini hem çekerler hem de iterler.

NEWTON

———

 - İnsanlar köprü kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar.

NEWTON

 

 TERMODİNAMİĞİN YASALARI:

 1.”Enerjinin korunumu yasası”; evrende enerji ne artar ne de eksilir. Birşey varken yok, yokken de varolmaz.

2.”Entropi (bozulma) yasası”; bir cisim, sadece bir kez en yüksek durumunda kalır ve akabinde entropiler başlar.

———

 

 - Bir tapınağın olması, kendine tapınmaktan daha iyidir.

 - İmanın yarısı, şüphedir.

- Musiki; aşığın aşkını, fasığın fıskını artırır. 

 GAZZALİ

 - Hayallerini kendi gücüyle gerçekleştireceğine inanan insan;  şevklidir, inançlıdır ve yaşama sevinci vardır.

 - Kişinin gelecekteki umudu, onun şimdiki gücünün kaynağıdır.

- İnsan, her zaman kendisinden daha güçlü bir bütünün parçası olmak ister.

  DOĞAN CÜCELOĞLU

 - Yaşam ne geçmişte ne de gelecektedir, sadece yaşandığı anda gizlidir.

      TEZER ÖZLÜ

 - Kimse kendisine ayırdığı zamandan daha fazlasını, başkasına ayırmaz.

- İnsan, önüne çıkan herkes ve her şeyle iyi geçinmeli.

- Değişik bilinç durumlarını yaşamakta fayda var.

          EBUBEKİR KURBAN

 ZİG ZİGLAR:

- Herkes evliliğe gözleri açık girer ancak gözlerini kısarsa devam eder.

- Önce gözünün nuru olur sonra gözüne batan bir nokta.

- Aşkını gösteremeyen, aşık değildir.

- Kimin haklı olduğu değil, neyin doğru olduğudur önemli olan.

- Önemli olan birlikte yaşayabileceğimiz biriyle değil, onsuz yaşayamayacağımız biriyle evlenmektir.

- Seks, tanrının fikridir. Yalnız ve mutsuz Adem için Havva’yı yaratmıştır.

- Seksin amacı, yalnızca haz duymak değildir, eşlerin birbirine bağlanıp tek vücut olmalarıdır.

- Haz peşinde koşanlar, sonunda mutluluklarını yitirirler.

                                  …/…

- Sendeki güzellik on para etmez, bendeki bu aşk olmasa…

AŞIK VEYSEL

- Evde biftek varken, hamburger yemeye dışarı çıkmam.

         PAUL NEWMAN

- Mutlu olmak için değil, birbirimizi mutlu etmek için evleniriz.

          ROY SMİTH

Mutluluk koşulların değil, tercihlerimizin bir sonucudur”.

“Yarından korkma, dünden utanma”.

            DORİS SWANN

 - Marxizm, toplumumuzun gerçeklerine uydurulacak yerde, toplumumuzu kafamızdaki yarım yırtık yani aptallığımızın marxizmine uydurmak istemişizdir…Memleketimizde, 50 yıllık marxizm çabalamalarının içine düşürüldüğü durum, marxizmi tersine çevirdiğimizden ileri gelir…Değişen şartlara göre değişen tedbirler gerekir. Dogmatizm, değişen durumların karşısına eski gerçeklere göre alınmış tedbirlerle çıkmaktır. Dünyada değişmez gerçek yoktur…Batılı toplumlara benzemeyen doğulu toplumlarda durum daha da çapraşık sayılmalı, kesinliklerden, genellemelerden büsbütün kaçınılmalıdır. Bir durumun değiştirilebilmesi için onun genel gerçeklerini bilmek hiçbir işe yaramaz, özelliklerinden yola çıkılmadıkça hiçbir durum işe yaramaz.

- Her ülkenin sosyalistleri, kendi yollarını kendileri bulmak daha açıkçası, kendi sosyalizmlerini kendileri yaratmak zorundadırlar.

  KEMAL TAHİR

- “…Şartlar ne kadar elverişsiz olursa olsun, günün birinde devrimin gerçekleşeceğine inanıyorum da. İş, devrimden sonraki hayatın, insana gereksindiği mutluluğu verip veremeyeceğine geldi mi aklım karışıyor. Neden dersen, toplumun ve doğanın çelişkileri üstüne tutmuş koskoca bir sistem ve felsefe koymuşuz da birey olarak insanın iç çelişkilerini hiç hesaba katmamışız. Senin insan dediğin, kendini doğru ve haklı bir davaya adamış, kalıptan çıkma bir yaratık değil ki! Baştan ayağa karşıtlıklarla dolu bir varlık. Aynı zamanda iğrenç ve saygıdeğer, aşağılık ve yüce, ödlek ve cesur! Bunu demekle zannetme ki, insanı soyut ve değişmez bir kavram olarak alıp, şartlar ne kadar değişirse değişsin, o aynı kalacaktır demek istiyorum. Hayır o da değişiyor, değişiyor ama değişmesi kötüden iyiye, bilgisizden bilgiliye, vahşiden medeniye sürekli yükselen bir eğri çizmiyor. Çizdiği daha çok; iyiyle kötü, günahlarıyla sevap arasında aralıksız bir zikzak. Ayrıca, iyilik ve kötülük kavramları, koşullara göre değişen kavramlar”.

ATİLLA İLHAN “BIÇAĞIN UCU”

 - Türkiye’de sağ soldur, sol da sağdır.

- Kurtuluş savaşı, emperyalizme karşı kazanılmış bir savaş değildir. 

        İDRİS KÜÇÜKÖMER

 - Sol; ilericidir, enternasyonaldir, devrimcidir, hümanisttir. Bizde ise kendisi gibi düşünmeyene, yaşamayana tahammül edemeyen, ‘faşist solcular’ var.

 - Türkiye’nin koskoca bir tarihten, Osmanlıdan koparılarak sadece 80 yıllık bir Cumhuriyet tarihine mahkum edilmesi, herşeyden önce bu ülke insanına haksızlıktır.

- İnsanın istemediği birşeyi yapmaya zorlanmaması, kimseden birşey istiyor durumda olmaması, insana huzur veren dünyadaki en güzel duygu.

  SİNAN ÇETİN

 - İdeoloji, kendine göre bir mantığı ve tutarlılığı olan, belli bir toplum içinde tarihi bir görevi bulunan, bir tasavvurlar (imajlar, mitler, ve fikirler) bütünüdür.

 

 - Ayrıca ideoloji; maddi yaşamı din, ahlak ve bir anlamda da felsefe düşüncesiyle açıklayan tasarımlara ilişkindir. Kısaca ideoloji, bilim öncesi düşüncedir. Bilim düşüncesi ise tarihi ve toplumu, maddi yaşamın temel koşullarına göre açıklamaktır.

ALTHUSSER  (Hilmi Yavuz -Kültür Üzerine”) 

  —————

- Çok uzun anlatmak gerekti ve biz sadece ima ile geçtik

 - Bir göl bir güle düşerse, göl değil de gül bulanır

 Acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik

 Şimdi hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra  

     HİLMİ YAVUZ

- Farkındalık, önce ayrıcalığa sonra acıya dönüşür.

- Dilinde olanın, yaşamında yoktur.

- Neden ne kadar şikayet ediyorsanız, o kadar önemsiyorsunuz demektir.

- Dünyanın başına ne bela geliyorsa, dünya görüşü olanlardan geliyor!

- Asıl trajedi, kimse böyle olsun istemezken böyle olmasıdır.

- Dram, yaşayan hariç herkesi zengin eder.

- Alçağın sesi, yüksek çıkar.

- Ruhun tembelliği, dili çalıştırır.

        MEHTAP TERZİOĞLU

  - Manzaranın güzelliği, onun hüznünde saklıdır

 AHMET RASİM

  - İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır.

                               LORD ACTON                                        

  - Küçük işlerle uğraşanlar, çoğu zaman büyük işleri göremeyecek hale gelirler.

  B.FRANKLİN

 - İnsanın hayatta yaptığı üç önemli şey vardır:

Doğmak, yaşamak ve ölmek. Doğumundan habersizdir, ölmeyi ızdırap haline getirir, yaşamayı ise unutur.

   JEAN DE LA BRUYERE

  - Futbol, basit bir oyundur. Zor olan, basit oynamaktır.

   JOHAN CRUYFF

 - Çanların, kimin için çalıyor olduğunu öğrenmeye çalışma hiç. Onlar senin için çalıyor!

    JOHN DONNE

 - İlham nasıl olsa gelir, asıl mesele onu sepetleyebilmekte.

    BAUDALAİRE

  - Bu kadar cehalet, ancak tahsille mümkün olur.

- Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir.

- Türkiye’de aydın geçinenler, doğuya doğru seyreden bir geminin güvertesinde, batı yönünde koşturarak batılılaştıklarını sanırlar. 

       CELAL YALINIZ (SAKALLI CELAL)

 - Yolda kal, yoldaşsız kalma.

- Arayanlar bulamaz, bulanlar da aramaya devam eder.

- Her iş, öncesinde düştür.

CUMA GÜMRÜK

 

  

 

 

 

                              

 

 

SPİNOZA

Çarşamba, 03 Haziran 2009

 

   SPİNOZA (1632-1677):

 

 Spinoza felsefesine, panteist felsefe de denir. Her yerde her şeyde tanrı var. Her şey tanrıda olmasından tanrıdan geliyor. Felsefenin temel amacı, tanrının bilgisine ulaşmaktır.

 Descartes, tanrının varlığını kanıtlamaya çalışıyordu. Spinoza’da ise tanrı vardır ve şüphe edilemez. Ona göre tanrıyı bilirsek her şeyi biliriz. Çünkü; her şey ondadır.

 Varolan her şey onun özünden zorunlulukla türemiştir. Varolanlarının tümünün ideaları, kökleri tanrıdadır. Tanrıyı bilince, ‘tanrı’ kavramı içine ne giriyorsa bağlantıları ile bilebiliriz.

 Tanrıda bulunan ideaları onu bilmemizle, ondan zorunlu olarak çıkan gerçek dünyayı da biliriz.

 Spinoza felsefesinde, idea ile gerçeklik tam bir uygunluk içindedir. Bunlar birbirine paraleldir. Düşünce dünyasının düzeni ile gerçekliğin/dünyanın düzeni arasında tam bir paralellik vardır. Bir şeyin ideasını, ideasının içindeki bağlantıları bilirsek, gerçekliğini de biliriz. Biz tanrıyı bilirsek, ideal dünyayı da ve buna paralel gerçek dünyayı da biliriz. Çünkü; idealar tanrının içinde.

 Spinoza, Descartes’in matematiksel yöntemini aynen alıyor ve sistemini buna göre kuruyor.

Descartes’den ayrıldığı nokta, hareket noktasıdır. Descartes kendi varlığından hareket ediyor, her şeyi kendisiyle temellendiriyordu. Oysa Spinoza’da hareket noktası, tanrıdır. Varlığının kanıtlanması gerekmez. Çünkü; O zaten vardır.

 Bir başka fark; Descartes matematiksel yöntemi, aritmetikten çıkarıyor. Spinoza ise geometriyi kullanıyor. Öğretisini, 8 tanım 7 aksiyomla kuruyor. Euklides geometrisini örnek alıyor.

 Descartes’de iki töz vardır, Spinoza’da ise bir töz vardır, o da tanrıdır. Diğer iki töz, tanrının nitelikleri ve görünüşüdür.

Tek töz anlayışı, Spinoza felsefesinin en temel noktasıdır. Sistemi tek töz üzerine kuruludur.

 Töz nedir?

 Töz, kendi kendine varolan, kendi kendisiyle kavranan, kavramı bir başka şeyin kavramına bağlı olmayan. Meydana gelmemiştir, yokolmaz, bölünmez ve ebedidir.

 Tanrının sıfatları sonsuzdur onun sıfatlarını saymak onu sınırlamak demektir. Onun sıfatlarını sayamayız. Çünkü:

‘Her belirleme bir yadsımadır.’

 Neden (tanrı) ve etki (idealar/gerçeklikler), bir ve aynı şey olduğuna göre Spinoza’nın panteist görüşü hakkında ne söyleyebiliriz? Buradan panteizme nasıl gidilir?

 Doğa, tanrının özünden çıkar, tanrıyla aynı şeydir. Bu nedenle, neden-etki birbirinden ayrılan değil, eşittir.

 Bütün varolanlar tanrının nitelikleri(attributum) ve görünüşleridir (modus).

Tanrı, immanent (içkin) bir nedendir. Kendi kendisinin zorunlu sonucudur.

Attributum; tözün ancak kendisini birlikte koyduğu şeydir. Biz bu niteliklerden sadece ikisini biliyoruz. Bunlar da madde ve ruhtur. Bunlar Descartes’de tözdür, Spinoza’da ise tözün nitelikleridir. Bunların birinden hareket ederek diğerini açıklayamayız. Ruhsal dünyayı, sadece düşünceyle, maddi dünyayı da zaman ve mekanla açıklayabiliriz.

 Bu iki attributum/ nitelik, kendisini iki biçimde ortaya koyar. Biri düşünce diğeri mekandır. İşte bunlar tözün modusudurlar.

 Modus; kendi kendine değil, başka bir şeyde olan, başka bir şey yardımıyla tanınan.

 Modusu attributumla, attributumu da tözle kavrayabiliriz.

 Başka şeyler aracılığıyla kavranabilen bu moduslar; tek tek görünüşler, nesnelerdir. Misal, kalem bir modustur ve madde attributumuna girer. Algılama, hissetme, ve psişik durum modusları; ruh attributumuna girer. Biz tanrının görünüşünden başka bir şey değiliz.

 

              TÖZ

   í                         î

í  ATTRİBUTUM    î

 

         MADDE  çè  çè   RUH 

                 MODUS   

 

            ê                    ê

         MADDİ                      RUHSAL

      BELİRLENİMLER    BELİRLENİMLER

 

 Birşeyin varoluşunun nedeni başka bir şeydedir ve bu zincir töze kadar gider. Bir modusu kavramak demek, tanrıyı kavramak demektir. Tek tek nesneler, düşünceler hepsi birbirine bağlı gözükürler aslında hepsi tözün belirlemesidir. Herşeyin temelinde tanrı var.

  ‘’Varolmadığını düşünemediğimiz, özü varlığı kuşatan şeye kendi kendisinin nedeni diyorum. Kendi kendisinin nedeni olan bir şeyden daha büyük bir şey tasarlayamam. O kendisiyle tasarlanır ve başka hiçbir fikrin yardımı olmaksızın kavranabilir. O sonsuz olup, sıfatları da sonsuzdur.

 Her şey zorunlu bir nedensellikle oluşur. Tanrının dışında hiçbir kendi tabiatının zorunluluğuyla kendi kendisinin nedeni olarak olmuyor. Bu nedenle tanrının dışında hiçbir şey özgür değil.’’

 Tanrı ilk neden, onun dışındakiler nedenler zinciri olarak var.Varolmaları kendilerine bağlı değil bu nedenle de özgür değiller.

 Tanrı hem neden hem de sonuç. Ondaki bu nedenselliği ‘P’ önce ‘q’ sonra şeklinde değildir. O nedeni ve sonucu ile aynı anda olmuştur.  

 

 Her şey ancak 2 şekilde olabilir:

1-Ya kendi özünden türer,

2-Ya da ilinektir; varolması için başka bir şeye ihtiyacı olan.

Spinoza’ya göre nedensiz hiç bir şey olmaz.

Dünyayı kavramak istiyorsak, tanrıyı kavramamız gerekir.

‘’Ben tanrıyı varolmayan olarak düşünemem, çünkü; kendi kendisinin nedeni olup özü varlığı kuşatmıştır. Oysa bir modusu düşünebilirim. Çünkü; kendi kendisinin nedeni değil. Aynı sıfatları paylaşan iki ya da daha fazla töz olamaz. Töz/tanrı bir tanedir O ancak kendi kendisinin yardımıyla tasarlanır. Bu cevher başka bir cevher tarafından meydana getirilemez. Her cevher sonsuzdur. Tanrıdan başka cevher yoktur ve tasarlanamaz.’’

 

  Neden ve etkinin zaman dışı bir boyutta ele alınması gerekir. Bunları kavrarken zamanı/süreyi karıştırmamak gerekir. Etki, nedenin kendisini göstermesinden başka bir şey değildir.

 Zaman boyutunu işe karıştırdığımızda, bugün doğru olan yarın yanlış olabilir.

 

         Spinoza’ya göre Moduslar ikiye ayrılır:

1-Sonsuz modus; tanrının özünden dolaysız olarak çıkan. Varolmak için başka bir modusa ihtiyaç duymuyor sadece tanrıya ihtiyacı var.

2-Sonlu modus; varolmak için başkaca modusların varlığına ihtiyaç duyuyorlar.

Tek tek yer kaplayan cisimler, tek tek maddi olaylar… bunların hepsi sonlu moduslardır.

 

   İki Attributum (nitelik) vardır:

Cisimsel dünyayı oluşturan attributum ki; bu kendini ‘mekan’ olarak gösteriyor. Düşüncenin kendisi ise sonsuz modustur.

Tek tek nesneler hep başka bir nesneyi gerektirirler. Nesneler arasında kesintisiz bir bağlantı var. Bu kesintisiz bağlantı nedeniyle ‘rastlantı’ diye bir şey yoktur. Bir nesnenin nedeni, diğer bir nesne. Bu ilişkiler kesintisiz, boşluksuz ve zorunlu.

 Aynı zincir ruhsal dünyada da var. Kendinden önce belirlenmeyen hiçbir olay yoktur. İşte bu durum ruhsal dünyada ‘İSTENÇ/İRADE ÖZGÜRLÜĞÜ’nü ortadan kaldırıyor.

 Spinoza’ya göre özgürlük bir kuruntudan başka bir şey değildir. Rastlantı olmadığı halde insanlar olayların gerçek nedenini bilmedikleri için rastlantıdan sözediyorlar. Olayların gerçek nedenini bilmemek bu da kuruntuya yol açıyor.

 Bir attributumu başka bir attributumla açıklayamayız, kavrayamayız çünkü; her bir attributumun kendine has bir düzeni vardır. Ruhsal dünyadaki bir olayın nedeni ancak ruhsal bir olay olabilir.

 Özgürlük ve rastlantıdan bahsetmemiz asıl nedenleri bilmememizden kaynaklanmaktadır.

 

   RUH VE BEDEN İLİŞKİSİ:

 

Attributumların her biri kendi içinde kapalı bir dizge. Bu attributumlar tanrının özünden zorunlulukla çıkmışlardır.Birbirlerini etkileyemezler ama bir attributumdaki modus diğer bir  attributumdaki modusun karşılığıdır.

 Oysa occasionalistler bu iki dünyanın birbiriyle olan ilişkisini açıklamak için araya tanrıyı koyuyorlardı. Spinoza’da ise bu durum çok daha kolay açıklanmıştır. Birindeki bir olaya diğerinde başka bir olay tekabül eder. Olup biten şey bir ve tekdir. Bu iki dünya nedenler zinciri olarak birbirine paraleldir. Aslında bütün olup bitenler tözde/tanrıda olup bitmektedir. Çünkü; bu iki dünya tanrının iki attributumudur.

 Maddi dünyada nedenleri bilmeyişimiz ‘rastlantı’ adını alıyor, ruhsal dünyada bilmeyişimizde  ise rastlantının yerini; ‘irade özgürlüğü’ alıyor. Ne rastlantı ne de irade özgürlüğü yoktur. Bütün bunlar birer kuruntudan ibarettir.

 Maddi dünyada ne varsa ruhsal dünyada da bunun karşılığı mutlaka vardır. Ruhtaki bir isteme, bedende de istemeyle ilgili bir eyleme tekabül eder.

 

   AHLAK VE DEVLET GÖRÜŞÜ:

 

İnsan arlığını sürdürmek isteğindedir. Bu istek bilinçsizdir. İnsanın ruhsal dünyasındaki bu irade, istenç adını alır. ‘İyi’ ve ‘kötü’ kavramı buradan çıkar. İnsan bir şeyi istiyorsa buna ‘iyi’ diyor, istemiyorsa ‘kötü’ diyor. Bu kavramlar istence göre, göreli kavramlardır.

 Onun devlet görüşü de bu anlayışa dayanır. İnsanın varlığını sürdürmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle olunca, bu hakkın ve varlıkların korunması için bir güvenlik kurulması gerekir ki; bu ‘devlet’tir. Devlet bu amaçla kurulmuştur.

 Spinoza, devlet şekli bakımından Hobbes’tan ayrılır. Spinoza, demokrasiden yanadır. Tek kişinin egemenliğinin bireylerin haklarını kaldıracağını düşünür. Daha sonra bu düşüncesini değiştirerek Aristokrasiyi benimser.

 

 Tözün nedeni immanenttir yani kendi içindedir. Tözden zorunlulukla çıkan şeylerin nedeni ise trancendenttir yani nedenleri kendi dışındadır.

 Tanrı sonsuz olup sıfatları da sonsuzdur. Başka bir tanrı/ töz daha olsaydı; o da sonsuz sıfatlara sahip tanrının, başka bir sıfatıyla tanımlanacaktı. Çünkü; sonsuz sıfatlara sahip olan tan tanrı, bütün sıfatlara sahiptir. Aynı sıfatlara sahip iki tanrı olamaz. Sonsuz sıfatlara sahip tek bir tanrı vardır.

 Tanrının bütün sıfatları ezelidir, o her şeyin içkin nedenidir.

 Tanrı tarafından yapması gerektirilmiş olan kendi gerektirilirliğini bozamaz. Yaratıcı tabiatla, yaratılmış tabiat bir ve aynı şeydir(panteizm). Tabiatta zorunsuz hiçbir şey yoktur. Olduğunu düşünmek akıl için çelişki yaratır. Tabiatta olumsallık diye hiçbir şey yoktur. Böyle olması gerekiyordu böyle oldu.

  İrade özgürlüğü olmadığı gibi tanrı bile kendi kendisinin zorunlu nedeni olduğundan özgür değildir. Şu düzenden başka bir düzen olsaydı tanrının iradesi de başka türlü olacaktı. Bu ise imkansızdır.

 

OCCASİONALİZM

Çarşamba, 03 Haziran 2009

 

OCCASİONALİZM (ARA NEDENCİLİK) :

 

 Descartes, ruh düşünür, yer kaplamaz, cisim de yer kaplar fakat düşünmez diyordu. Bunların birbiriyle bağdaşamayacağını, birbirine indirgenemeyeceğini de söylüyordu. Ancak ortada bir insan fenomeni var bunlar insanda bir araya geliyor.

 İşte ara nedenciler bu dualizmi, Descartes’ın birbirine indirgenemez dediği şeylerin, nasıl birbirine indirgenebileceğini kendilerine problem edinmişlerdir.

    

          GUELİNCX :

 

         Ona göre bilincin durumu temel olarak ikiye ayrılır:

 

1-İstemek,  yargılamak gibi hep insanın kendi yarattığı bilinç durumları.

2-Duyumlar; bunlar insanın kendi yaratığı değil, bunlar insana verilmiştir.

 

Ruhumdaki, bilincimdeki bir isteme bedenimin hareketinin doğrudan bir nedeni değildir. Bilincimdeki isteme de, dış uyarıcının doğrudan bir nedeni değildir. Asıl neden tanrının kendisidir.

Bilincimdeki kolumu kaldırma tasarımını tanrı bilip, hemen işe karışarak kolumu kaldırmamı sağlıyor. Tanrı her vesileyle bizim işimize karışıyor.

Gulincx, daha sonra da şöyle söyler:

 Tanrı, her vesileyle bizim işimize karışmaz. O her şeyi baştan ayarlamıştır, tıpkı saat gibi. Ona göre, kendimizi bilmemiz tanrıyı bilmektir. Tanrıyı bilmek de, en yüksek iyiyi bilmektir.

 

             MALEBRANCHE (1638-1715):

         

   Malebranche, Descartes’ın töz görüşünden hareket ederek ruh ile cisim      birbirini etkileyemezler, der. Bu olsa olsa tanrının işidir der. Çünkü bunlar; cisim ve ruh, sonlu, etkin olmayan tözlerdir. Etkinliğin tek nedeni, sonsuz töz olan tanrıdır.

 Cisimsel güç, tanrısal gücün bir parçasıdır. Bu nedenle cisimler, birbirlerini de etkileyemezler. Onlar sonlu, etkin olmayanlardır. Oysa Descartes’da, cisimler birbirini etkileyebiliyordu.

 Ruh da, cisim gibi sonlu töz olmasıyla, tam tamına tanrıya bağlı bu nedenle de özgür değildir. Sadece sonsuz töz özgürdür. Oysa Descartes’da sonlu tözler de özgürdür.

 İnsanın cisim hakkındaki bilgisi onun ruhunu, ruhuna yerleştirmiş olduğudur, cisimden aldığı değil.

 Biz tanrısal gücün bir parçasıyız, bu nedenle Onunla bir ve aynıyız.

 

RENE DESCARTES

Çarşamba, 03 Haziran 2009

RENE DESCARTES (1596 – 1650 ) :

                                                                                                                             

17.yüzyılın özelliği rasyonalist olması. Yöntem olarak,; matematik ve fizik seçilmiştir. Matematik, çünkü; karmaşık değil, açık seçik. Dolayısıyla matematik, ideal bir bilim haline geliyor.

 Yeniçağda ilk defa felsefe, sistemli bir hale Descartes’ın eserleriyle ortaya çıkıyor. 17. yy da felsefe hep onun ardından geliyor. Bu nedenle 17. yy felsefesinin Descartesçı olduğu söylenir.

 

   Descartes, yeniçağ felsefesinin kurucusu olduğu gibi, analitik felsefenin de kurucusudur. Ona göre matematik, açık seçikliğe ulaşmalıdır. Aritmetiğin ortaya koyduğu hep açık seçik, öyleyse hayal gücüne dayanan geometri de böyle sonuçlara ulaşabilir.

 Descartes’a göre doğruyu bilmek, açık seçikliği bilmektir. Doğrudan kavranan şeyler, açık seçiktir. İşte analitik geometri bunu sağlayan bir yöntem. Doğruluğun yöntemi; açık seçik olmak. Aritmetikde işler böyle yapılıyor. Descartes, bunu felsefede de yapamayız mı? Diye soruyor.

 Dorudan araçsız kavranılacak, kendisinden sağlam bilgiler türetilecek, sağlam bir nokta bulabilir miyiz? Diye soruyor.

 ‘Herkes birbirinin tersini söylüyor. Felsefede güvenilecek bir bilgi yok, hep çelişki. Ben bunların hiçbirine güvenmeyeceğim, yeniden başlayacağım’.

Bu dönemde Descartes her şeyden şüphe ediyor. Örnek olan matematik ve bulgularından bile. Bu şüphe, skeptik bir şüphe; amaçsız, sırf şüphe etmek için şüphe etmek değil. Metodik bir şüphe yani amaçlı bir şüphe.

 Descartes, şüphe ederek şüphe etmeyeceği bir şeye varmak ve tüm bilgileri ondan türetmek için şüphe ediyor.

 İkinci olarak Descartes, dış dünyadan şüphe ediyor. Dış dünyaya güvenemem. Çünkü; duyularım beni bazen hatta çoğu kez yanıltıyor. Düş görüyorum gerçek sanıyorum, belki de hayatın tamamı bir düştür.

 ‘Bu dünyayı tanrı yaratmışsa ben bu dünyaya güvenebilirim’ diye ortaçağdan gelen bir düşünce var. Oysa Descartes, tanrının beni aldatmadığını, sadece onun iyi niteliklere sahip olduğunu nerden bileceğim, İnanamadığıma güvenemem.

 İlk kez Descartes, kendisinden şüphe edilmeyecek bir şey arıyor ve bu amaçla şüphe ediyor. Tanrının varlığına körü körüne inanmama Descartes’le başlıyor.

 

Descartes’in şüphe ettiği şeyleri özetlemek gerekirse:

        

1-Matematiğin bilgilerinden şüphe ediyor.

2-Dış dünyanın varlığından şüphe ediyor.

3-Tanrının ille de iyi niteliklere sahip olacağında şüphe ediyor.

        

Tüm bilgileri ondan türeteceği sağlam bir nokta ararken Descartes, şüphe ettiğinden şüphe edemeyeceğini görüyor. Şüphe ederken bilincinde bir şeyler olduğunu fark ediyor. Ve şu sonuca varıyor:

 ‘‘Şüphe ederken düşünüyoruz. Bu durumda ‘Düşünüyorum o halde varım’ (Cogito ergo sum)’’. Şöyle de dense yine doğru; ‘düşünmüyorum o halde varım’ yine doğrudur. Çünkü, bu söz kendisiyle çelişiktir, dilsel olarak söylenemez. Düşünmüyorum diyorsam yine düşünüyorum ve varım.

 Düşündüğünü bilmesi, varolduğundan emin olmasını sağlıyor yoksa varolmasını sağlamıyor. Bilincimde, bir bilinç içeriği, bir yaşantı duyuyorsam bundan şüphe edemem. Ancak bedenimin hareketinden, her türlü cisimsel hareketten şüphe ederim. Çünkü; duyularım beni yanıltabilir. Bu nedenle ‘geziyorum öyleyse varım’ önermesi zaman zaman doğrudur, zaman zaman da yanlıştır. Oysa ‘Düşünüyorum öyleyse varım’ her zaman doğrudur çünkü; bilinç içeriği var.

 Descartes’e göre,  a)bir nesneyi açık olarak kavramak demek; nesnenin kendisini bize araçsız olarak vermesi demektir.

b) Seçik bilgi ise, nesnenin ögeleri birbirine karışmış olmayan bilgiye denir.

 Descartes, ‘Düşünüyorum o halde varım’ derken, sadece kendisini temellendiriyor. ‘Ben düşünüyorum o halde varım’ ‘ben’ diyorsam ‘ben’ diye bir şeyin olması gerek.

 

 Matematiksel Yöntemin İlkeleri:

 

1-Doğruluğunu apaçık görmeden, bilmeden hiç bir şeyi doğru olarak kabul etmeyeceğim. Bunları bir tarafa bırakıp, açık-seçik olanı arayacağım.

Görüldüğü gibi şüphe onun yöntemi değil, sadece yönteminin ilk adımı. Sözkonusu olan, metodik bir şüphe, Yani şüphe; yöntemi değil, yöntem şüphesi. Yönteminden dolayı şüphe ediyor, bu şüpheyle de ‘cogito’ya ulaşıyor.

2-İceleyeceğim şeyleri daha iyi anlayabilmek için karşıma çıkan güçlükleri mümkün olduğunca küçük parçalara ayıracağım.

3-Anlaşılması en basit ve kolay olan şeyden başlayacağım.

4-Düşüncelerimi bir sıraya/ düzene koyarak basamak basmak çıkacağım ve hiçbir şeyi atlamadığımdan emin olmak için sürekli tekrarlar yapacağım.

 

Yöntemini Gerçekleştirmede Etik İlkeleri:

 

1-Yöntemimi belirlerken, beni rahatsız etmemeleri için kimseyle çatışmamam gerekiyor. Onların kurallarına uyarak çalışacağım.

2-Bir kere karar verdimi bir daha şüphe etmeyeceğim. Elimden geldiğince davranışlarımda kararlı ve sebatlı olacağım.

3-Her zaman talihimden çok kendimi yenmeye, dünyanın düzeninden çok kendimi değiştirmeye ve kendimi tamamıyla gücümüz dahilinde olan tek şeyin düşüncemiz olduğu fikrine inandırmak.

Kendimi aşırı isteklerden, duygulardan arındırmalıyım. Bu 3 ilke kendini eğitmek amacına yönelik.

 

Ahlak ilkesi:

 Akılllıca hareket etmek, erdemli olmayı, tüm iyi şeyleri elde etmeyi de beraberinde getirir.

 ‘‘Ben skeptikler gibi,  şüphe etmek için şüphe etmiyorum. Ben, dayanacağım sağlam bir nokta bulabileceğime inanıyorum, onlar inanmıyor.

 Şüpheli bulduğum her şeyi reddeceğim.

 Ben tüm özü ve doğası düşünmek olan ve varolması bir yere ve maddi bir şeye bağlı olmayan bir tözüm. Öyleki bu ‘ben’ yani kendisi ne ise o olduğum ‘ruh’ benden tamamıyla farklı bir şeydir.

 ‘Düşünüyorum o halde varım’ önermesine açık-seçik olduğu için inanıyorum (açık-seçikliği doğruluğun ölçütü kabul ediyor).’’

 Tanrı kanıtı:

‘Tanrı en yetkin varlıktır. Dış dünyada böyle bir tanım var mı? Yok, öyleyse bu tanımı nerden ediniyorum? Olsa olsa bu tanımı tanrı, benim bilincime koyar ve ben bu bilgiyi doğuştan getiririm.’

 Ontolojik tanrı kanıtı:

 ‘Tanrı en yetkin varlıktır. Biz tanrının varolmadığını düşünürsek, tanrının niteliğinden bir şey eksik oluyor. Onun varolmadığını söylemek onun niteliklerinden birinin eksik olduğunu söylemiş oluruz ki; bu da onun tanımıyla çelişir. Tanrı en yetkin değildir, olur. Bu ise imkansızdır. O halde tanrı vardır.

 Tanrının kendisine nitelik olarak baktığından ontolojik kanıt diyor.

 Dış dünyanın varlığını nasıl bilebilirim?

 Tanrı varsa dış dünya da vardır. Tanrı en yetkin varlıktır. Duyularım beni aldatsa da tanrı beni aldatmaz. Neden aldatsın ki..diyor. O halde dış dünyanın varlığı gerçektir.

 Descartes’a Göre İdeler İki Çeşittir:

1-Dışardan gelen ideler; bunlar duyularla elde edilmeleri nedeniyle açık-seçik olmayan bulanık ve şüphe edilebilir idelerdir. Her türlü cisimsel olan şeylerin kavramı, dışarıdan gelen idelerdir.

2-Doğuştan gelen ideler; bu ideler sonradan kazanılmayan doğuştan getirilen ve açık-seçik olan şüphe edilemeyen hakiki idelerdir. Tanrı idesi ve matematiğin ideleri, doğuştan getirilen idelerdir.

 

 

Descartes’a göre 3 töz vardır:

 

Töz; bir şeyi bütün niteliklerinden soyutladığımızda geriye kalan şeydir.

 Varolmak için kendinden başka, hiçbir şeyin varlığına ihtiyaç duymayan (substans), kendi başına varolan.

a)Sonsuz töz; 1. Töz, Tanrı (kendi başına varolan, en yetkin)

b)Sonlu töz;   2. Töz, Ruh (Ruhsal dünya)

                     3.  Töz, Cisim (cisimsel dünya)

 

 Ruhsal dünyanın en önemli özelliği; düşünme, bilinç. Cisimsel dünyanın ki ise yer kaplamak. Ruh; yer kaplamaz, cisimde düşünmez. Cismin hareket etmesi, kapladığı yeri değiştirmesidir.

 Descartes’a göre ruhsal dünya ile cisimsel dünya tamamen birbirinden ayrıdır. (Oysa insan gerçekliği var;  bilincim istiyor ve kolumu kaldırıyorum)

 Descartes’a göre ruhsal dünya ile cisimsel dünya arasındaki köprü; benim kozalak bezim Plans Pneolis ikisinin ilişki kurduğu yerdir, diyor. (Bu çözüm değil, çünkü; kozalak bezi de yer kaplıyor)

 

 DESCARTES’İN DOĞA ANLAYIŞI:

 

 Doğa anlayışında Galile ve Kopernik’in evren düşüncelerinden etkilenmiştir.  O göre her şeyin bir nedeni  olduğu düşüncesi, doğuştan bir idedir.

 İtici güç (dünyanın dönmesi) olsa olsa tanrıdandır ama bir amacı yoktur, yani doğada erek yoktur.

 

 ‘FELSEFENİN  İLKELERİ’ ADLI ESERİNDEN:

      Bugüne kadar filozof gözüyle bakınca hiçbir şey yapmamışlar. Yaptıkları boş ve yararsız şeyler. Ben de bu yüzden yöntem arıyorum. Yapamayışları; yöntemsizlikten,  yöntemleri farklı olduğundan. Felsefe, bize gevezeliği, cahilleri kolay kandırmayı sağlar hale gelmiş. Her şey tartışmaya açık olmadığı gibi şüphelide, felsefe de bunun içinde. Felsefe sağlam değil ki; ilkelerini felsefeden türeten bilimler sağlam olsun.

  Ben sistemimi bütünüyle kendim kuracağım. Kendi arayıp bulduklarımızla, kafamıza sokulanlar arasında büyük fark vardır. Çoğunluk doğruluğu benimsemez.

Descartes’e göre sağduyu, dünyada en eşit dağıtılmış şeydir. Tanrı bunu herkese eşit paylaştırmıştır. Herkes kendini akıllı sanır ve herkes kendinden memnundur. Sağduyunun en eşit dağıtılmış şey olmasına rağmen herkes her konuda tersi görüşler öne sürüyor. Birinin ‘a’ dediğine diğeri ‘b’ diyor. Felsefeye baktığımızda hep gevezelik ve boş laflarla dolmuş.

 Descartes’e göre tüm bunlar, sağduyunun eşit dağıtılmadığından değil; yöntemsizlikten, hepsinin yönteminin farklı olmasından.

 Descartes’in önerdiği metod, matematiksel düşünme metodu. Sadece bu metot kullanılırsa tüm çelişkiler ortadan kalkar.

        (Sağduyu; iyi hüküm vermek, doğruyu yanlıştan ayırdetme gücü.)

 

   Descartes’ın Özelliği ve Etkileri (Rasyonalizm, yöntem, töz) :

 

1-‘Cogito ergo sum’; Descartes’in akılcılığı rasyonalist felsefenin temelinde bir bilinç tasarımı olan ‘cogito’yu kullanılışından kaynaklanır.

2-Maematiksel yöntemi; 17.yy felsefesini etkileyen bir yöntemdir.

3-Dualizm (ruh ile cisim arasındaki ikicilik); anlayışı kendinden sonrakilere problem olacaktır.

 


  • watt
  • liverpool
  • freida pinto zac posen
  • c span yesterdayc span zelaya
  • connecticut department of labor
  • search in vi
  • potter
  • hp support helpline
  • new england patriots 1996 roster
  • new england patriots wiki
  • search tumblr
  • cessna
  • mongoose
  • connecticut limo
  • search engines and flash
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • vince young jay cutler
  • new england patriots 4
  • fastest
  • cspan hosts
  • mtv music awards
  • battleship ipad
  • bengals 80's
  • la ink price list
  • gypsy
  • vince young uncle rico
  • chad ochocinco yesterday
  • bcbg
  • hp support 6310hp support 7200
  • franchise
  • advise
  • freida pinto dev
  • c span youtube obama
  • dis tester
  • melanie
  • connecticut 104.1
  • bangles eternal flame mp3bengals forum
  • hp support 6930p
  • johanson
  • cspan question timecspan radio
  • chicago bears 96
  • bengals 09
  • hp support englandhp support forum
  • bengals forum
  • search engines of the world
  • la ink ink
  • tea party zombies download
  • bea binene
  • new england patriots kim kardashian
  • cricut
  • mtv true life
  • connecticut renaissance faire
  • battleship aurora
  • disconnect
  • bea input output
  • sensei
  • miata
  • battleship aurora
  • chicago bears tattoos
  • search 78search 800 numbers
  • la ink 03x05
  • search 3 bodybuilding other index
  • randy moss wallpaper
  • growing
  • cellphones
  • bea goldfishberg
  • chad ochocinco quotes video
  • closed
  • okidata
  • zara phillips royal wedding picture
  • hp support 2133
  • tea party obama
  • greg olsen puzzles
  • connecticut quarter error
  • bengals kids jersey
  • la ink upcoming episodes
  • greg olsen vikingsgreg olsen wife
  • hp support center
  • violins
  • stardust
  • chicago bears posters
  • chad ochocinco sisterchad ochocinco twitter
  • battleship 3d game
  • randy moss college
  • bengals undraftedbengals vs steelers
  • caffeine
  • olde
  • new england patriots 84
  • connecticut secretary of state
  • cola
  • mtv oddities
  • seaview
  • accessaries
  • bengals football
  • chicago bears training camp
  • chicago bears donation request
  • search 2.0
  • hp support chat
  • handles
  • amtrak
  • bea spells a lot
  • chicago bears 08 record
  • dist 91
  • bea exhibitors
  • chad ochocinco traded
  • bengals cheerleaders tryouts 2011
  • shoulder
  • hearings
  • connecticut post
  • connecticut 7 day weather forecast
  • la ink 3rd season
  • bea 2011 map
  • connecticut law tribune
  • tea party young people
  • vascular
  • tea party medicare
  • c span ii
  • chicago bears 4th phase
  • function
  • bea verdi
  • randy moss bio
  • la ink games online
  • battleship lexington
  • dis n dat band
  • bea oracle
  • tea party birthday
  • vince young football camp
  • chad ochocinco celebrationschad ochocinco dating
  • lightning
  • vince young wiki
  • vince young redskins
  • vince young rumors
  • zara phillips kids
  • mtv 30 years
  • search dog foundation
  • chad ochocinco 15
  • hp support 6500a plus
  • programmer
  • randy moss yahoo stats
  • bengals hard knocks episode 1
  • new england patriots needs
  • lily
  • randy moss football cards
  • search engines visibility
  • c span kozol
  • vince young to eagles
  • la ink corey
  • corrupt
  • virtue
  • trophies
  • operated
  • la ink youtube pixie
  • greg olsen mormon
  • every
  • hp support error 1005
  • vince young 2008
  • pure
  • search with image
  • mtv website
  • chicago bears number 17
  • bea 460 bosch
  • chad ochocinco to detroit
  • wonderful
  • bea test
  • search vim
  • rama
  • search comcast net
  • bengals 09 record
  • new england patriots rumors
  • damascus
  • search engines for jobs
  • hp support quick test pro
  • clasp
  • bea rims
  • new england patriots 65
  • new england patriots 3 4
  • chad ochocinco stats
  • partners
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • freida pinto jeansfreida pinto kissing
  • programing
  • hiker
  • search engines non tracking
  • search 990 filings
  • hp support assistant review
  • cspan streaming
  • bengals xxiii
  • chad ochocinco xpchad ochocinco youtube
  • vince young z
  • chad ochocinco and cheryl burke