Author Archive

ÖZLÜ SÖZLER – KISSADAN / 5

Salı, Mayıs 22nd, 2018

      DEHA İLE DELİLİK ARASINDA 13 ÜNLÜ FİLOZOF

  1. “Emile” isimli kült kitabında, kendi “ideal birey yetiştirme” sistemini tanıtan ve mükemmel insan yetiştirmeye dair pedagoji dersleri için yöntemler sunan Rousseau, beş çocuğunun beşini de yetimhaneye vermiştir.
  2. Sinirli olmasıyla bilinen Ludwig Josef Johann Wittgenstein’ın, Keynes’i dövdüğü ve Karl Popper’ı da kızgın maşa ile tehdit ettiği rivayet edilir. Öğretmenlik yaptığı yıllarda ise bir kız öğrencisini dövmüştür.

En bilinen eseri Tractatus’u,  I. Dünya Savaşı’nda cephede yazdı, II. Dünya Savaşı’na gönüllü olarak katıldı, dünyanın en büyük miraslarından birini reddederek İngiltere’ye taşındı. Basit bir işçi olmak için başvurduğu Sovyetler Birliği’ne kabul edilmedi. Sekiz kardeşinden üçü intihar eden Wittegenstein, kanser tedavisini geri çevirerek, 62 yaşında hayatını kaybetmiştir.

  1. Pesimistliğiyle bilinen Arthur Schopenhauer, boğazının kesileceğinden korktuğu için, hiçbir zaman berberde tıraş olmamıştır.

Evinde tabanca bulunduran ve insanlardan değil de yaşamdan nefret ettiğini üstüne basa basa söyleyen filozofun, annesiyle de sorunları vardı. Savurganlığı nedeniyle, parasını yediğini düşündüğü annesinden nefret ederdi ve bu sebeple kadınlardan çekinirdi.

  1. Fenomenolojiyi varlık sorunu bağlamında yeniden yorumlayan Martin Heidegger, 1933’te Nazi Partisi’ne katılmıştır.

Yahudi soykırımının yanlış olduğunu düşünmeyen filozof, eşinin kendisini aldattığını öğrendikten sonra Yahudi bir kadınla birlikte oldu.

  1. Hassas bir bünyeye sahip olan Immanuel Kant, doğup büyüdüğü Königsberg kentinden hiç çıkmamıştır.

Günlük rutinlerine uyan ve her gün aynı saatte yürüyüşe çıkıp disipliniyle nam salan filozofun obsesif olduğu biliniyordu. Öyle ki, bir milim bile eğik olsa tabloları düzeltirmiş.

  1. Medeniyeti reddedip medeniyet içinde, medeniyetten uzak bir yaşam süren Diyojen, topluma açık yerlerde mastürbasyon yapmıştır.

Sinop’ta doğan, darphane işleten babasının paralarının değerini azalttığı için sürülen ve Atina’ya yerleşen Diyojen, insanların doğal hayatta yaptıkları bazı davranışlardan neden utandığına kafayı takmıştır. Ahlak anlayışının mesnetsiz olduğunu vurgulamak için kamuya açık alanda mastürbasyon yapan Diyojen, ayrıca tuvalet ihtiyacını da ortalık yerde gidermiştir.

  1. Pragmatizmin kurucularından Jeremy Bentham, yol kenarlarının mumyalanmış cesetlerle süslenmesini istemiştir.

Evcil hayvan olarak domuz besleyen ve mumyalanmış cesetleri çiçeklerden daha estetik bulan filozof, kendisini mumyalatmıştır.

  1. Hiçbir matematik sisteminin tam olamayacağını söyleyen Kurt Gödel, öldürüleceği korkusuyla hiçbir şey yememiş ve açlıktan ölmüştür.

Şüpheci, içe dönük ve titiz olan filozofun hayatının son dönemlerinde mikrop kapmamak amacıyla kar maskesiyle gezdiği biliniyordu. Paranoyanın kendisini ele geçirdiğini söylesek yanlış olmaz.

  1. Varoluşçuluk akımının ana figürü olan Jean-Paul Sartre, annesine karşı ensest duygular beslediğini söylemiştir.

Bebekken babasını kaybeden ve yeniden evlenene kadar annesiyle çok yakın ilişkide olan filozof, ölüm döşeğinde Simone de Beauvoir’a verdiği röportajda, annesine karşı ensest duygular beslediğini söylemiştir. Kendisi gibi biseksüel olan Simone de Beauvoir ile açık bir ilişki yaşamıştır.

  1. Adını verdiği teoremiyle meşhur Pisagor, müritlerine fasulyeye dokunmayı ve onu yemeyi yasaklamıştır.

Bir düşmanı tarafından evi basılan ve yakılan filozof kaçmaya çalışırken fasulye tarlasına denk gelmiş ve yasağı ihlal etmediği için de yakalanmıştır.

  1. Modern felsefenin babası Descartes, soğuktan korunmak için eski usul bir fırın odasına sığınmış ve burada analitik geometriyi formüle etmiştir.

Temel bir doğru bulmanın ve mantıkla ilerlemenin tüm bilimlerin yolunu açacağını düşünen filozof, Almanya Neuburg’dayken soğuktan korunmak adına eski usul bir fırın odasına sığınmıştır. Kutsal ruhun kendisine yeni bir felsefe konusunda ilham gönderdiğine dair üç imge görmüştür ve matematiksel metodu felsefeye uyarlama fikrini bulmuştur.

  1. Hazcı olarak bilinmesine rağmen zevk ve sefa alemlerinden uzak duran Epikuros, sadece arpa ekmeği, peynir ve meyve ile beslenmiştir.

Müritlerinin yalnızca yılda bir kez şarap içmelerine izin veren filozof, onlara cinsellikten uzak kalmalarını öğütlemiştir.

  1. “Atina sineği” lakabı takılan Sokrates, yaşadığı dönemde tıpkı sineklerin atları rahatsız ettiği gibi sokaklarda gezerek insanları rahatsız emiş ve tüm kuralları sorgulamıştır. Bu durum sonunda da tutuklanarak, ölüme mahkum edilmiştir.

  GLENN CUNNİNGHAM

  Kansas’ta soğuk bir kış gününün sabahı, Cunnigham kardeşler, sınıfın sobasını temizleyip odunla doldurdular. Bir şişe gazı odunların üstüne döktükten sonra ateşe verdiler. O anda öyle bir patlama oldu ki, eski bina sallandı.

 Patlama sırasında büyük kardeş ölür, diğerinin de bacakları feci şekilde yanar. Daha sonra anlaşılır ki, şişeye gaz yerine yanlışlıkla benzin doldurulmuştur.

  Doktor, yaralı kurtulan Glenn’in ise bacaklarının kesilmesi gerektiğini söyler. Bir oğullarını kaybeden acılı anne ve baba, kesme işinin ertelenmesini ister ve bu ertelemeyi iki ay uzatırlar. İki ay sonra sargılar açıldığında, sağ bacağının diğerinden 6 cm daha kısa olduğu, sol ayağındaki parmakların da neredeyse koptuğu görülür. En azından bacakları kesilmekten kurtulmuştur.

 Fakat genç adam kararlıdır, acılar içinde kıvranmasına rağmen, her gün egzersiz yaparak sonunda bir iki adım atmayı başarır. Kısa olan ayağı da düzelmeye başlamıştır. Yılmayıp koşmaya başlar öyle koşar ki iyi bir “atlet” olur. Kesilmek üzere olan ayaklarıyla bir dünya rekoru kırar.

 Bu genç adam; Glenn Cunningham’dır. “Dünyanın En Hızlı İnsanı” olarak,  Madison Square Garden’da yüzyılın sporcusu ünvanını alır.

 ASLAN İLE FİL

 Aslan, keyiflenince yanından geçen hayvanlara soruyormuş; “ormanların kralı kim?” Bütün hayvanlar da “sensin” deyip geçiyormuş. Fille karşılaşınca ona da sormuş. Fil de onu hortumuyla tuttuğu gibi fırlatmış.

  Aslan güya bozuntuya vermemek için düştüğü yerden; “ne kızıyorsun ya, bilmiyorsan bilmiyorum de” diye seslenmiş.

 YAŞLILIK

  Adamın biri yaşlılıktan bahsederken, “insanın yaşlandığını gösteren üç husus vardır” demiş. “Birincisi; unutkanlık, ikincisi” dedikten sonra düşünmüş düşünmüş, “ikincisi ve üçüncüsünü unuttum” demiş.

 LEİBNİZ’İN EVLİLİK TEKLİFİ

 Leibniz ilk defa 50 yaşındayken bir kadına evlilik teklif eder. Kadın da  teklifini düşünmek için zaman ister.

 Bunun üzerine Leibniz, ” iyi ki zaman istedi, ben de düşündüm ve teklifimi geri çektim” der.

DÖRT SURE

Temel, Dursun’a “kaç sure biliyorsun” diye sormuş. O da “dört” demiş. Temel bu kez, “hangileri” demiş.

O da “üç kulhü bir elham” demiş.

 AZİZ NESİN

Annesini, küçük yaşta hastalıktan kaybeder. Çok fakirdirler. Bir ara, İstanbul Topkapı surlarının dibinde, sebze yetiştirip satarak geçinirler. Babası çok mütedeyyin birisidir, kendisinin de din eğitimi alarak, dindar bir insan olmasını ister. Bu amaçla onu Kasımpaşa’da din eğitimi alacağı bir cami kursuna yerleştirir ve orada “hafız” olacak aşamaya kadar gelir.

 Sonrasında durumlarına acıyan bir kişi, annesi ölmüş olduğu halde babası ölmüş gibi göstererek, Darüşşafaka’ya kayıt olmasını sağlar. Buraya iki yıl kadar devam eder fakat bu sahtekarlığa daha fazla katlanamayıp okulu bırakır. Ancak, “Darüşşafaka” armalı ceketini vapur ve otobüslere ücretsiz binmesini sağladığı için, bir müddet çantasında taşıyarak kullanır.

 Kuleli askeri lisesini kazanır. Subay olur, ancak bir soruşturma neticesinde üsteğmenken askerlik görevinden uzaklaştırılır.

 Kendisinin çok cimri olduğu söylenir ancak o, kimsesiz ve bakıma muhtaç çocukların yetiştirilmesi için “Nesin Vakfı”nı kurar ve kitaplarının tüm gelirini de buraya bağışlar.

 Hafız olarak başladığı hayat serüvenine, sonrasında ateist olarak devam eder ve bunu açıkça söylemekten de kaçınmaz.

 “Şeytan Ayetleri” kitabı yayınlandığında, Ayetullah Humeyni, “bu kitap İslama karşı hakaretler içeriyor” diye yazarı Selman Ruşdi için ölüm emri vermişti. Aziz Nesin de “ kimse inanç ve fikirlerinden dolayı ölmemeli” diyerek taraf oldu ve sözkonusu kitabı kendi yayınevinde basacağını söyledi. Sonrasında kendisi hakkında da linç kampanyaları başladı.

 1993 yılında Sivas’ta Madımak Otelinde düzenlenen “Pir Sultan” etkinliğinde diğer aydınlarla beraber yakılarak öldürülmek istendi. 37 kişinin hayatını kaybettiği bu elim olayda, şans eseri hayatta kaldı ancak iki yıl sonra kalp krizi geçirerek aramızdan ayrıldı.

KAYSERİLİ VE İSLAMIN ŞARTI

Kayserililerin ticarete düşkünlüğü herkesçe malumdur. Bir gün Kayserilinin birine sormuşlar; “İslamın şartı kaç?” diye. O da hemen “sekiz” demiş. “İslamın şartı beştir” diye itirazlar yükselince, o da  “bize gelişi beş” demiş.

KANUNİ’DEN, I.FRANSUVA’YA MEKTUP

Alman İmparatoru Şarlken ile 1525’de yaptığı Pavye Savaşı‘nda yenilerek esir düşen, Fransa Kralı I.Fransuva’nın annesi Düşes Dangolen’in, yardım talebine cevaben Kanuni’nin yazdığı mektup:

“Ben ki, sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç giydiren, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ve atalarımın fethettiği Akdeniz’in, Karadeniz’in, Rumeli’nin, Anadolu’nun, Karaman’ın, Rum’un , Dulkadiroğluları Vilayeti’nin, Diyarbakır’ın, Kürdistan’ın, Azerbaycan’ın, Acem’in, Şam’ın, Haleb’in, Mısır’ın, Mekke’nin, Medine’nin, Kudüs’ün, bütün Arap memleketlerinin, Yemen’in ve daha nice ülkelerin ki, büyük atalarımın Allah kabirlerini nurlu etsin karşı konulmaz kuvvetleriyle fethettikleri ve benim muhteşemliğimle de ateş saçan mızrağımın ve zafer getiren kılıcımın gücüyle fethettiğim nice memleketlerin sultanı ve padişahı olan Sultan Bayezid Han oğlu, Sultan Selim Han oğlu, Sultan Süleyman Han’ım.

Sen ki, Fransa vilayetinin kralı olan Françesko’sun…”

BİR DİRENİŞ ÖYKÜSÜ “SUNA KIRAÇ”

 Vehbi Koç’un kızı Suna Kıraç, hastalığı ile ilgili bazı belirtiler ortaya çıkınca, Houston Methodist Hastanesi Nöroloji Bölümü’nün başındaki, Prof. Dr. Y. Harati’ye gider. Tetkikler sonucunda doktor Harati, “hastalığınız ne yazık ki ALS!. Kötü bir hastalık ve bir  ilacı yok. Hastalığın nedenini de bilmiyoruz’ der.

 Bir gün, Suna hanım eşi İnan Kıraç’a “İnan senden bir isteğim olacak, bunun sonu makine ama ben makineli bir hayatı istemiyorum. O gün geldiğinde sana soracaklar ve sen muhakkak hayır diyeceksin. Ölümü öp bunu yapacaksın” der. İnan bey ise bir şey söyleyemez.

 14 Ağustos 2000’de yeniden hastaneye kaldırıldığında doktorlar onu hızla yaşatmak için makinelere bağlamaya çalışırlar. O ise makineye bağlanmamakta kesin kararlıdır. Evlatlığı İpek de sadece 13 yaşındadır. Çaresizlik içindeki İnan bey, kızı İpek’in annesiyle konuşmasını şöyle anlatır: “Anne ben daha çok gencim ve benim sana ihtiyacım var. Beni evlat olarak aldığında anne olmaya karar verdin. Bu sorumluluğun, bana karşı görevlerin henüz bitmedi. Beni üniversiteye sokacak, evlendireceksin. Anneme çok ihtiyacım var”.

 İpek’in bu sözlerinden sonra Suna Kıraç, suskunluğunu bozup,  yaşamak için “tamam” der. İnan beyin de üzerinden böylece büyük bir yük kalkar.

 MARKA DEĞERİ

  Ünlü bir markanın ceosu, pek çok kişide kendi ürünleri olan ayakkabıyı görünce, telaşa kapılır. Satış bölümüne, “neden bu ürün daha çok satılıyor?” diye sorduğunda da “depoları boşaltmak için fiyat indirimi yaptıkları” cevabını alır.

  Ceo, bu cevaba daha da sinirlerek şöyle der; “derhal fiyatı yükseltin, bizim markamız herkesin alabileceği ürünler değildir. Fiyat indirerek marka değerimizi düşürüyorsunuz” der.

GÖRME ENGELLİLERDE YÖNELİM VE BAĞIMSIZ HAREKET EĞİTİMİ

Pazartesi, Şubat 19th, 2018

 BAĞIMSIZ HAREKET ve YÖNELİM BECERİLERİ

 (AHMET AĞI) 

Bağımsız hareket; bir başkasına bağımlı olmadan ya da en az yardımla kendi başına istenilen yere gidip gelebilme yeteneğidir. Bu yeteneği açığa çıkarmak için, geliştirilen tekniklerin tümüne birden, “Bağımsız Hareket Eğitimi” diyoruz.

Bağımsız hareket eğitiminde öğretilen tüm davranış ve teknikler, görme engelliler gözlemlenerek, en güvenli ve kolaylık sağlayanın seçilmesi sonucu belirlenmiştir.

Akla ve mantığa aykırı olan, “Bağımsız Hareket” eğitimine de aykırıdır.

İki ana konudan oluşur:

1-Güvenli yürüyüş teknikleri; zamana zemine göre, rehber eşliğinde kenar takibi yaparak yürümektir.

2-Yön bulma (yönelim/oryantasyon/konumlama); zihinsel harita oluşturup, rota belirleyebilmektir.

-GEB (Görme Engelli Birey); daima kendini koruyacak ve yol gösterecek, bir rehberin arkasında yürümelidir.

Rehber, yol göstermesinin yanında, tehlike karşısında da koruyarak yardımcı olmalıdır. Görenler, GEB’e nasıl yardımcı olacağını bilmediği için, onu da yönlendirecek olan, GEB’dir.

GEB için rehber, başkasının gözünden ya da göz gibi kullanabileceği bir şeyden yararlanmasıdır.

-Rehber, GEB’i bırakmadan, GEB onu bırakmamalıdır.

Rehber; gören kişi, klavuz köpek, baston, eller, navigasyon cihazları v.s.

Yön bulmak, kendini konumlandırabilmektir. Bulunduğu yer ile etrafında olanların mesafe ve yönlerini tahmin edebilmektir. Zihinsel haritayla, rota oluşturabilmektir.

Zihinsel harita; kenar takibi yaparak ipuçlarını değerlendirmek ve işaretleri sıraya koymaktır. Bütünü oluşturan parçaların, birbirleriyle olan bağlantısını kurmaktır. Bir tür “puzzle” yapmaktır. Parçaların birleşimiyle birlikte, bütün hakkında bir imaja sahip olunur.

Dersin amacı:

Yakın hedefler; GEB’i (Görme Engelli Birey) evde ve bahçede ihtiyaç duyduğu yerlere erişebilir hale getirmek.

Orta hedefler; GEB’i evinin caddesi, sokağı ve mahallesinde ihtiyaç duyduğu yerlere erişebilir hale getirmek.

Uzak hedefler; GEB’i ihtiyaç duyduğu her mesafedeki yere erişebilir hale getirmek.

***

Göz; rehberdir, bütünlük algısıyla beraber kendimizi ortamda konumlandırmamızı sağlar. Oryantasyonla (konumlama) beraber stres/kaygı azalır, özgüven artar.

Görmemek her şeyden önce, güvenli yürüme ve yön bulma kabiliyetini sınırlayan hatta ortadan kaldıran bir durumdur. Bu durum, kaygı bozukluğu ile başlayan psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Kendini konumlandıramayan, kendini güvende de hissetmez.

Bütün GEB’ler, tamamen görmez değildir.

Görme engelliler; hiç görüşü olmayanlar, ışığı hissedenler ve az görenler olmak üzere üçe ayrılabilir.

-Işığı hissetmek bile, engeller ve mesafeler hakkında bilgi verir.

-Tamamen görmezler, bütünlük algısından yoksun oldukları için, tümevarım yöntemi kullanırlar.

-Az görenler, görüşleri oranında tümdengelim de kullanırlar.

-En çok kazayı az görenler yapar. Az görmek, çoğu kez aldatıcıdır.

-Hareket eksikliği nedeniyle görmezlerde, vücut tembelliği olabilir. Bol bol yürüyüş egzersizi yapmalıdırlar.

-Gözlerini sonradan kaybedenlerin, körlüğünü kabullenmeleri için zamana, bazen de psikolojik desteğe ihtiyaçları vardır. Avantajları ise, geçmiş tecrübeleri ve imajlarından yararlanmaktır.

-Görmezlerin acelesi, varsa da yoktur! Daima kontrollü olmalı, yürüyüş hızının üstüne çıkmamalıdır. Sadece, güvenli yerlerde ve gören birisi varsa daha hızlı olabilirler.

-Kalabalık ve tehlikeli yerlerde, yürüyüş hızlarını bile yavaşlatmalıdırlar.

-Baş, baston gibi önde ya da yere doğru olmamalı daima görmese de ileri bakmalı, tek bir noktaya değil ortama odaklanmalıdır.

-GEB’lerde, geri vites yoktur. Düşmeleri halinde kendilerini koruyamazlar. Düşmeyi de öğrenmeli, son tahlilde güvenli yere doğru, eller önde hamle yapmalıdır.

-Korunma yöntemlerini kullanmalı. Küçük önlemlerle büyük kazaların önüne geçebileceğini bilmeli. Tedbiri, başkasına bırakmadan kendisi almalıdır.

Yüksek kolu, refleks haline getirmeli, belli işaret ve sesler karşısında derhal yüksek kola geçmelidir.

-Bağımsız harekette ilk kural; can güvenliği, ikinci kuralsa; “kenar takibi”dir.

-İnsanın yaşadığı her yerde, bir plan vardır. GEB ise bu planı, zihinsel haritaya dönüştürür.

Kenar takibi, bina içinde; duvarlar, pencereler, korkuluklardır. Bina dışında; kaldırımlar, yol kenarları ve klavuz yollardır.

Kenar takibi; emniyet, işaret ve istikamettir. Kenardan gitmek, ortadan gitmeye göre daha güvenlidir . Kenar takibi sayesinde işaretler bulunur. İşaretleri sıralı olarak bilmekse, kendini yönlere göre konumlandırmayı sağlar.

-Bina içi ve dışı birbirine benzerdir. Bina içinde katlar, ana koridorlar, yan koridorlar ve odalar (yaşam alanları) vardır. Bina dışında da buna karşılık gelen; kavşaklar, ana caddeler, yan yollar ve adalar (yaşam alanları) vardır.

-Bina içinde öncelik; sağ kenarı takiptir, sağ takip edilemiyorsa, sol. Bina dışında öncelik kaldırım üstünden yürümek hatta varsa klavuz yolları takip etmek. Zorunlu hallerde yol içinden kaldırıma paralel yürümeli. Tehlike karşısında da yardım almalıdır.

-Önceliği, içeride duvar kenarları, dışarıda ise yol kenarları olmalıdır. Klavuz yolların haricinde, mecbur kalmadıkça orta yerden gitmemelidir. Yol kenarı takibinde de öncelik, kaldırım üstünden yola bakan tarafa baston düşürülerek takip yapılmalıdır. Kaldırım üstünden yürüme imkanın olmadığı zorunlu hallerde, trafik akışının aksi istikamette yani araçların baston kullanımını göreceği şekilde, yol içinden kaldırım kenarına paralel şekilde baston vurarak takip yapmalı,  yaklaşan tehlikeyi hissettiği anda da güvenli yere geçmelidir.  Ne kendisinin ne de başkasının can güvenliğini tehlikeye sokacak hal ve hareketlerden kaçınmalı, gerektiğinde de yardım almalıdır. Özetle birinci öncelik;  varsa klavuz yollar olmalı yoksa kaldırım üstünden yola bakan kenar takip edilmeli, ikisini de takip etme imkanı yoksa, can güvenliğini tehlikeye atmadan,  güvenli bir yol buluncaya kadar, yol içinden kaldırıma paralel  kenarı takibi yapılmalıdır.

-Dar yerlerde yan yana yürümemeli, sürekli olarak, ortam analizi yapmalıdır.

-Tehlikeli yerlerde, yürüyüş güzergahlarında bekleme yapmamalı, ihtiyaç halinde çarpmalardan korunmak amacıyla güvenli bir yere geçmelidir.

-Sese göre, mesafe ve yön tayini yapabilmelidir.

-Düz zeminlerden, hiza almalıdır.

– Seslerden yararlanarak, trafiğe paralel yürümeyi öğrenmelidir.

Trafikte en tehlikeli yerler, karşıdan karşıya geçişlerdir. Geçişler, trafiği kollayarak yol içine doğru yürüdüğümüz tek durumdur. Güvenli anı yakalamadan geçmek, hayati sonuçlara neden olabilir.

Geçişlerde, hiçbir zaman tam köşeden geçilmemelidir. Köşelerden, en az üç dört adım kadar uzaklaşmalı, dik durup dinlemeli ve baston gösterip sarkaçla geçmelidir.

– Kulağımızı; ne sesi, ne taraftan geliyor ve sesin bize olan mesafesini tahmin ederek eğitebiliriz.

-Fırtınamsı havalar, şiddetli yağışlar, iş makinelerinin çıkardığı sesler, çok fazla sesin üst üste binmesi, sesleri ayırt etmeyi, algıda seçiciliği zorlaştırır hatta imkansız kılar. Bu durumda yardım almaktan çekinilmemelidir.

-İpuçlarına erişimde, uzaktan algıyı sağlayan duyularımız; görmek, duymak ve koku almaktır. Görme kaybına, duymanın da eklenmesi GEB’in kendini konumlandırmada ortamla ilişkisini iki kat zorlaştırır.

– Geçiş yapmadan önce, trafiği dinlemede iki duruma çok dikkat edilmelidir. Birincisi; araçlar yaklaşıyor mu yoksa uzaklaşıyor mu? İkinci olarak da yaklaşmakta olan araç, büyük mü yoksa küçük mü? Zira büyük olan araçların sesleri arkalarından gelen küçük araçların sesini bastırır. Bu nedenle, arkasından gelen küçük bir araç olmadığından emin oluncaya kadar uzaklaşmalarını beklemek gerekir.

– Az görenler trafikte görüşlerinden ziyade kulaklarına güvenmelidir. Öncelikle, araçların motor seslerine odaklanmalıdır.

– Beklemede olan ancak motoru çalışan araçların arasına girmemeli, arkasından geçmeye çalışmamalıdır.

-Bölünmemiş yollarda çift taraflı dinleme yapılmalıdır. Bağlantılı olan tali yolları da dinlemelidir. Bir şeritteki araç  GEB için dursa, hatta geçmesi için korna da çalsa, hemen geçmemeli, diğer şeritten gelen olup olmadığından da emin olmalıdır.

-Geçmek için acele etmemeli, emin olmadan asla geçmemelidir. Geçmeye karar verdiğinde de geçeceğini el ya da bastonuyla belli etmeli, oyalanmadan seri bir şekilde, yolu uzatmadan direkt kaşıya geçmelidir. Tehlike seviyesinin yüksek olduğu yerlerde de yardım almaktan çekinmemelidir.

-Her an bir engel çıkacakmış gibi tetikte yürümelidir. Her türlü engelin yanından ya da etrafını kontrol ederek dolaşmalı ama uzaklaşmamalıdır.

-Dönüşleri açılara göre yapmalı, pozisyonunu kaybetmemelidir.

-Yerde bir cisim ararken, saat yönünde, 90 derecelik açılarla  360 dereceye tamamlayarak yapmalıdır.

-Merdiven inerken, tırabzan tarafında, aşağı doğru alçak kol veya baston uzatarak, çıkarken de duvar kenarından yüksek kol veya bastonu yüksek tutarak çıkmalıdır. Dönerli merdivenlerde ise daha geniş olan, iç kısım takip edilmelidir.

-Eğilirken, aşağıdaki nesnelerden korunabilmek için, mutlaka alçak kol ve yüksek kolda eğilmelidir.

-Ellerden, hiç değilse biri serbest olmalıdır. Eller cepte, arkada olmamalı. Kafayı da baston gibi uzatmamalıdır.

-Çanta, sırtta ya da posta çantası gibi çapraz taşınmalıdır.

-Her şeyi sıralı düşünmeli ve sıralı yapmalı. Düzensiz ve dağınık olmamalıdır.

– Başı adeta “radar” gibi olmalı; sürekli etrafı tarayarak ortam ve risk analizi yapmalıdır.

– Ayakları adeta “sonar” gibi olmalı; daima bastığı yerin/zeminin  özelliklerini değerlendirerek yürümelidir.

-Bastonu  adeta kenara yapışmalı; “kenar takibi”  her zaman önceliği olmalı, gerekmedikçe kenardan ayrılmamalıdır.

-GEB  adeta “yarasa” gibi iyi bir ses analizcisidir. Her türlü ses ve yankısını değerlendirerek hareket etmelidir.

“İnnovatif” olmalı; her konuda olduğu gibi etrafını araştırmada da meraklı ve keşifçi olmalıdır.

“Kreatif” olmalı; engeller ve sorunlar karşısında yaratıcı çözümler geliştirmelidir.

-İletişim becerilerini sürekli geliştirmeli, çekingen/utangaç olmamalı, yardım almayı ve kendini korumayı öğrenmelidir.

-GEB’in hareketleri rehberle uyumlu olmalı, kendini “çanta” gibi taşıtmamalıdır.

-GEB; gören rehberle hareketlerinde, seri ve yumuşak olmalıdır, sert ve abartılı davranışlardan kaçınmalıdır.

***

-GEB’lerde, postür bozukluğu ve uyaran eksikliği nedeniyle de tikler olabilir. Bunların daha da artmaması için, uyarıcı olunmalıdır.

***

GEB ile ilk ders; tanışmak ve ders hakkında genel bilgi vermektir. İkinci ders, rehberle hareket edebilmektir.

-GEB’in özgeçmişini, sosyo-ekonomik, mental durumu ve biyopsişik özelliklerini bilmek hayati derecede önemlidir. Sağlık şartlarını zorlamak, istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

GEB’e ilk olarak kaldığı yer ve temel ihtiyaçlarını karşılayacağı yerler, uygulamalı olarak gösterilmelidir.

***

Öğrenme yöntemleri:

-Basitten karmaşığa,

-Parçadan bütüne (tümevarım),

-Yakından uzağa,

-Güvenli yerlerden daha az güvenli yerlere (riskli) yerlere doğru olmalıdır.

-Önce tam fiziksel yardımla, sonra yarı fiziksel yardımla, en son olarak da rota vererek kendi başına bırakılmalıdır.

Kullanılan Materyaller:

Baston, maske, kabartma harita, kroki, maketler, navigasyon programları v.s.

Eğitim Alanı; bina içi, bahçe, cadde, sokak, kavşaklar…

***

-İşaretlerden önce, ipuçları gelir.

İpucu, kaynağına götüren duyusal verilerdir:

*Işık, gölge, karanlık, loşluk

*Ses, yankı, gürültü, sessizlik, uğultu

*Sıcak, soğuk, ılık, serin, esintili

*Mesafe, zaman

*Alçak, yüksek, engebeli, çukur

*Açık, kapalı, dar, geniş, bol, hacimli

*Ağır, hafif, yumuşak, sert

*Renk, parlaklık, kontrast renkler

*Her türlü kokular

İşaret; ana ve yardımcı işaretler:

Ana işaretler; bulunduğu yerde sabit, belirgin herhangi bir nesne, ses, koku, ısı ya da dokunsal bilgi kaynağı.

Yardımcı işaretler; sabit ve belirgin olmasa da ana işaretleri destekleyen her türlü nesne.

İyi bir “bağımsızcı”:

-İyi bir, kenar takipçisidir.

-İşaretlerden önce, ipuçlarını değerlendirir.

– Trafiğe güvenli mesafede paralel yürür.

– Yanında akan sesleri duvar takibi gibi kullanır.

– Ekolokasyon ve hava akımlarını hesap eder.

-Haritacıdır, ezbere gitmez.

-Radar gibidir, etraftaki bütün hareketleri takip eder.

Sonar gibidir, zemin farklarını dikkate alarak yürür.

– Etrafında olup biteni merak eder, keşfetmeyi sever, sorunlar karşısında çözüm odaklıdır.

-Zamana ve zemine göre, güvenli yürüyüş tekniklerini uygular.

-Risk analizine göre, rota belirler.

-Açının mesafe, mesafenin de zaman olduğunu bilir.

-Tecrübenin performansına bağlı olduğunu, reflekslerin de tecrübeyle geliştiğini bilir.

Bağımsız hareket; zeka, performans, tecrübe ve özgüvendir.

***

Varolan her şey “sanat eseri” gibi tektir. Birbirinin benzeri çoktur ama aynısı olan hiçbir şey yoktur. Bu da GEB için, işaretlerin ayırıcı özellikleridir.

Her şey “matruşka” gibi iç içe geçmiştir (odalar, katlar binada, bina bahçede, bahçe mahallede…). Bu da yöntem verir; merkezden dışarı, dışarıdan merkeze.

BASTON

Baston, en kolay erişilebilir olan rehberdir. GEB’in yerdeki gözüdür.

Rehberden iki şey bekliyoruz; yol göstermesi ve tehlike karşısında koruması. Baston da aynı şeyleri yapar; önde gidip çukur ve yüksek engelleri bulur, kenar takibiyle de yön bulmamıza yardımcı olur.

Baston; ergonomik ağırlıkta, sağlam ve esnek olmalı yolda bırakmamalıdır.

Baston her GEB’in boy ölçüsüne göre, göğüs hizasından daha kısa olmamalıdır.

Göğüs hizasındaki bastonların zaafı, göğüs hizasının üstündeki engeller için koruma sağlamamasıdır. Baş hizasındaki bastonu  ise dar ve alçak yerlerde kontrol etmek zor olabilir.

Duruma, zemine göre baston teknikleri uygulanmalıdır. İç mekanlarda, mekanın büyüklüğüne göre hem çapraz hem de sarkaç teknik uygulanabilir. Dış mekanlarda, sarkaç teknik, kalabalık ve tehlikeli yerlerde (sulu, karlı yerler) ise kalem / mum tutuşu uygulanmalıdır.

 Doğru baston tutuşu = Doğru sarkaç = Doğru adım.

 Doğru baston tutuşu; dirsek karın boşluğuna sabitlenir, kol bel üstü yüksekliğe alınır ve baston sadece el bileği ile hareket ettirilir.

 Doğru sarkaç; “sarkaç mesafesi” omuzları dört parmak (10 cm) aşacak şekilde yapılır.

 Doğru adım; baston sağda ise “sol ayak” ileri atılacak eğer baston sola geçmiş ise “sağ ayak” ileri atılacak.

***

Mental olarak kapasitesi sınırlı olan GEB’in, karmaşık ve kazaya uğrama riski yüksek yerlerde, tek başına trafiğe çıkması sakıncalıdır.

*********

*********

İSTANBUL GÖRME ENGELLİLERDE 

BAĞIMSIZ HAREKET VE YÖN BULMA EĞİTİMİ – (AHMET AĞI, CANAN ÇAMYÜCEL)

Bağımsız Hareket Becerilerinde Temel İlkeler:
*Bağımsız Hareket becerilerinde önemli olan, güvenli yürüyüş tekniklerini bilmektir.
*Rehber, baston, rehber köpek, bağımsız hareket için kullanılan yöntemlerdendir.
*Amaç, bir başkasına bağımlı olmadan hareket etmektir. Her bireyi, kendi potansiyeli doğrultusunda bir yere getirmektir.
*İlk önce, oryantasyon çalışması yapılır.
*Engelle uyumlu bir şekilde yaşamak amaçlanmaktadır.
*Görme engelli birey, her zaman temkinli ve tedbirli olmalıdır. Kendi hayatının sorumluluğunu almalıdır.
*Görme engelli birey, keşifçi ve yaratıcı olmalıdır.
*Körlerin geri vitesi olmaz. Geri geri yürümemeye dikkat etmelidir.
*En, boy,  derinlik, mesafe, açı, zaman bilinmesi gereken önemli kavramlardır.
*Yankı, ışık, ses, gölge, önemli ipuçlarıdır.
*Bağımsız hareket öğretimi düzenli ve sıralı, kısacası sistematik olmalıdır.
NOT: Rehabilitasyonda 1,5 ay bina içi çalışmalar yapılırken, geriye kalan yaklaşık 4 ayda bina dışı çalışmalar yapılmaktadır. Bina içinde rehberli yürüme, rehbersiz yürüme, çapraz baston teknikleri öğretilirken, bina dışında sarkaç baston tekniği öğretilir.

Becerilerin Öğretim Sıralaması:
-Rehberli teknikler (Rehberle yürüme, rehberle merdiven inme çıkma, rehberle dar yerden geçme -dar geçit-, rehberle yürürken taraf değiştirme, rehberle yürürken 180 derece tersine -geriye- dönme, rehberle kapı açma -kapama, rehberle sandalyeye oturma, rehberle temas kurup ayağa kalkma, yanlış rehber tutuşlarının düzeltilmesi.)
-Korunma teknikleri (alçak kol korunma tekniği ve yüksek kol korunma tekniği)
-Elle duvar takibi yapma
-Odayı veya sınıfı tanıma
-Güneşe göre yön bulma
-Arama teknikleri (paralel arama tekniği ve dairesel arama tekniği)
-Sese göre yön bulma, mesafe tahmini yapma (Örneğin; yere düşen bir nesnenin sesinin geldiği yönü tespit etme ve mesafesini tahmin etme, nesneyi gidip dairesel arama yöntemiyle el veya ayakla arayıp bulma ve alma)

Baston teknikleri:
1-Çapraz baston tekniği (genelde bina içinde kullanılır.)
-Merdiven inme-çıkma
-Çapraz baston tekniği ile binayı tanıma
2-Sarkaç baston tekniği (genelde bina dışında kullanılır.)
-Bina dışında bastonla ritm çalışması yapma
-Bastonla kenar takibi yapma
-Bastonla ortadan yürüme çalışması yapma (kenar olmayan yerlerde)
-Yol içi çalışması yapma
*İlk önce, kılavuz yol tercih edilmeli, kılavuz yol yoksa kaldırım kenarı takip edilmeli, en son yol içinden yürümek tercih edilmelidir.
-Ada çalışması yapma (İlk önce bahçe içinde, bina içinden bahçeye çıkılır. En son, bahçeden dışarıya çıkılır.)
*Karşıdan karşıya geçme, ada çalışması esnasında da gösterilir.

*Dışarıya çıkıldığında, öğretim aşamaları şu şekildedir:

-İlk önce, etaplar çalışılır.
-Adalar çalışılır.
-Karışık rota çalışması yapılır.
-Taşıtlara binme-inme çalışması yapılır.

Rehberle Yürüme Çalışmaları
Rehberli Tekniklerin Öğretim Sıralaması:
-Rehberle yürüme
-Dargeçit tekniği
-Rehberle taraf değiştirme
-Rehberle merdiven inme-çıkma
-Rehberle 180 derece geriye dönme
-Rehberle kapı açma-kapama
-Rehberle sandalyeye oturma
-Yanlış rehber tutuşlarının düzeltilmesi
*İlk önce, rehberle yürüme teknikleri öğretilmektedir. Rehber, görme engelli bireye yolda yürürken eşlik eden kişidir. Rehber, görme engelli kişinin bir adım önünde yürür.
Bunun nedeni, görme engelli kişinin, rehberin hareketlerini daha kolay takip
edebilmesi (örneğin; merdiven iniş-çıkışlarının anlaşılması gibi…) ve herhangi bir şekilde ani duruşlarda görme engelli kişinin, en fazla gören rehberin yanına gelmesidir.
Görme engelli kişi, hiçbir zaman rehberin yanında veya önünde yürümemelidir. Eğer  böyle bir durum gerçekleşiyorsa, burada yanlış rehber tutuşları söz konusudur. Bu tür durumlarda yanlış rehber tutuşlarının hemen düzeltilmesi ve sonra yola devam
edilmesi gerekmektedir. Rehberle yürürken, doğru rehber tutuşu önemlidir. Doğru rehber tutuşunda rehber, görme engelli bireyin bir adım önündedir. Görme engelli, rehberin dirseğinin üzerinden dört parmağı içeride, baş parmağı dışarıda olacak şekilde tutar. Bu tutuş sırasında rehberin kolunu çok gevşek tutmamalı veya çok sıkmamalıdır.

1-Dar geçit tekniği :
*Bu teknik, görme engelli birey ile gören rehberin aynı anda geçemeyeceği kadar dar, tehlikeli ve kalabalık alanlarda kullanılır.
*Rehberin arkasına geçerken görmeyen kişi, kolunu dümdüz tutmalı iki adım tam arkasından yürümelidir.

2-Rehberle taraf değiştirme:
*Görme engelli birey, bulunduğu konumdan rehberin diğer tarafına geçerken önce rehberin geçmek istediği koluna dokunur. Rehberle teması kesmeden, rehberin arkasından yavaşça geçerek diğer koluna geçer ve hemen daha önce tuttuğu kolunu bırakır.
*Rehberle taraf değiştirirken, rehberle temas kesilmeden ve topuklarına basmadan geçilmelidir.

3-Rehberle kapı açma-kapama:
*Rehberle kapı açılırken, kapının kolunun her zaman rehberin tarafında olmasına dikkat edilmelidir. Kapıyı daima rehber açar, görme engelli kapatır.
*Eğer kapının açılacağı tarafta görme engelli birey bulunuyorsa, mutlaka rehberle taraf değiştirdikten sonra kapı açılmalıdır.
4-Rehberle sandalyeye oturma:
*Rehberle sandalyeye oturma çalışılırken, önce rehber sandalyenin arkalığına vurur, görme engelli sandalyenin arkalığını bulur ve tutar. Sandalyenin arkası tutulduktan hemen sonra rehber bırakılmalıdır.

-Sandalye dönen bir sandalye ise, oturulacak yerini bulmak için diz değdirilip çekilir.

-Sandalyenin oturulacak kısmında bir şey olup olmadığı (oturmaya uygun olup
olmadığı) kontrol edilir. (Elin dış kısmıyla dairesel arama yöntemi kullanılarak, tam ortadan başlayıp soldan sağa, küçükten büyüğe daireler çizerek kontrol edilir.)
-Sandalyenin arka kısmı (sırtın yaslanacağı kısım) aynı şekilde dairesel arama yöntemi kullanılarak kontrol edilir.
-Sandalye, oturmaya uygun görüldüğünde, sandalyeye oturulur.
*Sandalyeden kalkarken, rehberle temas kurulmalıdır. Bu temasın kurulması için önce rehber, kolunu uzatır. Görme engelli, rehberin bileğine dokunarak ayağa kalkar ve kalktığında doğru rehber tutuşuna geçer.

5-Rehberle merdiven inme-çıkma:
*Her zaman güvenli tarafta görme engelli kişi olmalıdır. Merdiven inerken görme engelli, trabzan tarafında, çıkarken de duvar tarafında olacaktır. Gerektiği durumlarda, rehberle taraf değiştirildikten sonra, merdiven inilip çıkılabilir.
*Merdiven inilip çıkılırken güvenli olması halinde sağdan inilip sağdan çıkılmaya dikkat edilmelidir. Korkuluksuz ve daralan sarmal merdivenlerde güvenli iç kısımlar tercih edilmeli.

Korunma Teknikleri:

Yüksek kol korunma tekniği: Özellikle, gövdeyi ve başı korumak için kullanılır. Önce kol, dümdüz uzatılır, sonra 90 derece bükülür ve yüzü koruyacak şekilde biraz çapraz tutularak avuç içi karşıya bakacak şekilde yürünür.
Alçak kol korunma tekniği: Vücudun alt kısmını aşağıdan gelecek tehlikelere karşı korumak için kullanılır. Kol, göbek hizasında, avuç içi vücuda dönük olarak tutularak yürünür.
*Herhangi bir kenar takip edilmediğinde, bir elle yüksek kol korunma tekniği kullanılırken, diğer elle alçak kol korunma tekniği kullanılarak yürünür. Bunun amacı, boşlukta yürünürken görme engelli bireyin kendisini tüm tehlikelere karşı koruyabilmesidir.

Elle Duvar Takibi Yapma:
*Görme engelli bireyler açısından kenar takibi yapmak çok önemlidir.
*Elle duvar takibi yapılırken, elin dış yüzeyi duvara dönük şekilde, parmaklar hafifçe bükülerek, omuzla duvar arasında dört parmak genişliğinde boşluk bırakılarak yürünür.
*Elle duvar takibi yapılırken, kolun mümkün olduğunca düz uzatılması önemlidir.
*Duvar takibi yapılırken, köşeye gelindiğinde, önce kolun dönmesiyle, vücut uygun pozisyonda hareket ettirilir ve dönülür.
*Duvar takibi esnasında, camın açık olması, kalorifer petekleri gibi engellerle karşılaşıldığında, duvardan biraz daha uzaklaşılarak ve kol daha geniş açıyla açılarak yürünmeye devam edilir. Tehlike geçtikten sonra, tekrar uygun pozisyonda yürünür.

Sınıfı veya odayı tanıma:
*Bir mekanı tanırken, zorunlu olmadıkça o mekanı, sağdan sola doğru incelemek gerekir. Bu sıralı öğrenmeyi sağlar. Son olarak da orta kısımlara bakılmalıdır.
*Bir mekanı incelerken, elin dış yüzeyi ile inceleme yapılmalıdır.
*Bir mekanı tanırken ayrıntılı inceleme yapmak gerekir. Görme engelli bireylerde bütüne ulaşma, parçaları birleştirme yoluyla gerçekleşir. Bu şekilde, mekan algısı oluşur.

Güneşe Göre Yönleri Bulma:

*İlk önce, yönler hakkında konuşulur. İçinde bulunulan odada, yüzümüz saat 12’den önce güneşe döndüğümüzde yüzümüz doğuyu sırtımızda batıyı gösterir. Buna göre sağ tarafımız güney, sol tarafımız da kuzeyi gösterir. En son olarak da ara yönler hakkında konuşulur.
*Dönüşler, 90 derecelik açıyla soldan sağa doğru yapılır. Kollarımızla ve ayaklarımızla 90 derecelik açı oluşturulur ve sonra dönüşler yapılır.
*Ayaklarla 90 derecelik açı oluşturmak için önce ayaklar bitişik ve karşıya doğrudur.
Daha sonra, sağ ayak sağa doğru çevrilerek topuklar birbirinden ayrılmadan 90 derecelik açı oluşturulur. Arada kalan (yüzümüzün baktığı) yön hakkında da konuşularak istenilen yöne doğru dönülür. *Dönüşler yapılırken ve istenilen yöne doğru dönülürken, mutlaka bulunduğumuz odada baktığımız yönde, doğuda, batıda,
kuzeyde ve güneyde nereler olduğu hakkında konuşulur. Daha sonra bulunduğumuz ilçenin, İstanbul’un ve hatta Türkiye’nin doğusunda, batısında, kuzeyinde ve güneyinde nereler olduğu hakkında konuşularak yönler anlatılmaya çalışılır.

Binayı Tanıma:
*Bina içinde bulunulan kattan başlanarak tüm sınıfların yerleri, birbirlerine göre konumları çalışılır. İlk önce hangi odanın veya sınıfın yanında hangi oda veya sınıf olduğu üzerine konuşularak çalışılır. Daha sonra hangi sınıfın karşısında hangi sınıfın veya odanın olduğu da gösterilir.
*Bulunulan kat iyice kavrandıktan sonra, bir alt kat ve bir üst katta da hangi odalar olduğu üzerine çalışılır. Katlarda çalışılırken, bulunulan konuma göre, belirtilen sınıf veya odanın altında veya üstünde hangi odanın olduğu da konuşulur.
*Öğrencilerde, bulunulan binanın tamamının zihinsel haritası çıkarılmaya çalışılır.
*Öğrencilerde zihinsel haritanın ve mekansal algının oluşturulmasının ardından, karışık rota çalışması yapılır. Bu çalışmada eğitimci, öğrenciden belirtilen bir odayı veya sınıfı bulmasını ister. Öğrenci, zihninde oluşturduğu harita sayesinde, istenilen odayı bulur.
*Binayı tanıma çalışması yapılırken, bir elle mutlaka duvar takibi yapılır. Duvar takibinin yapılamadığı durumlarda (karşıdan karşıya geçişlerde), bir elle yüksek kol yapılırken, diğer elle alçak kol tekniğine geçilir. Katlar arasında merdiven inerken alçak kol korunma tekniği, merdiven çıkarken ise yüksek kol korunma tekniği kullanılır.
*Bina tanıma çalışması yapılırken, öğrenciler yönler hakkında da konuşulabilir.
Gidilen yönün hangi yön olduğu, herhangi bir oda veya sınıfın hangi yönde bulunduğu gibi konular, öğrencilere düşündürülerek yönlerin daha iyi kavranması sağlanabilir.

Arama Yöntemleri:
*Arama yöntemlerini kullanmaktaki amaç, sıralı ve düzenli bir şekilde arama yapabilmektir. Sıralı ve düzenli arama, sistematik olması bakımından aranan nesneye daha kolay ulaşmayı sağlar.
*Arama yöntemlerini üç grupta toplamak gerekir:
1-Paralel arama yöntemi
2-Izgara arama yöntemi
3-Dairesel arama yöntemi
Arama yöntemleri öğretilirken dikkat edilmesi gerekenler:
*Öncelikli olan her zaman iki elimizi masanın kendimize yakın olan kenarında tam  ortada yan yana getirip baş parmaklarımız masanın üstünde, diğer parmaklar masanın altında olacak şekilde koyup masanın tüm çevresinde elimizi gezdirmektir.
Böylece, hem masanın şekli hem de masanın tüm kenarlarında bir şey olup olmadığı  kontrol edilmiş olur.

*Dikdörtgen ya da kare masada ya da zeminde ilk tercih edilen paralel arama yöntemi olmalıdır. Eğer bir elimiz yaralı, kirli, dolu vb. müsait değilse ya da iki elimizi birden kirletmek istemiyorsak ızgara arama yöntemi tercih edilmelidir.
*Elimizi bir el boyu ilerletirken parmaklarımızı büküp bileğimizi parmaklarımızın olduğu yere getirdikten sonra elimizi ilerletiriz.
*Masanın şekline göre, arama yöntemine karar verilir. Kare ve dikdörtgen şeklindeki masalarda paralel ve ızgara, yuvarlak masalarda, sandalyede ve yerde ise dairesel arama yöntemi ile arama yapılır.
*Dairesel arama yöntemiyle masada arama yapılırken, tek elle ya da iki elle arama yapılabilir.
*Masanın üzeri çok dolu ise, dairesel hareketlerle ızgara arama yöntemi ile arama yapılır. Bunun sebebi, hem masanın üzerindeki eşyalara zarar vermemek hem de aranan nesneyi daha kolay bulabilmektir.
*Ayakla bir nesne aranırken, sol ayak sabit kalır, sağ ayak sol ayağın önüne getirilerek sol ayağın önünden başlayarak soldan sağa, küçükten büyüğe ayağımızın ulaşabildiği noktaya kadar dairesel hareketler yapılarak arama yapılır.
*Ayakla yerde arama yapmayacağımız durumlarda, yine bir elle dairesel arama yapılır.
*Yerde elle arama yapacağımız durumlarda, yere çömelirken mutlaka yüksek kol korunma tekniği kullanılır. Bunun sebebi, yere çömelirken ya da çömeldiğimiz yerden kalkarken, başımızı herhangi bir yere çarpmamaktır.

Ses takibi yapma:
*Ses takibi çalışmalarına başlamadan önce, çevremizde, doğamızda bulunan nesnelerin farklı malzemeleri hakkında konuşulabilir. Örneğin; tahta, plastik, cam, ahşap gibi malzemelerin özellikleri ve bu malzemelerden yapılmış nesnelerin yere düştüklerinde çıkardıkları sesler hakkında konuşulabilir.
*Farklı malzemelerden yapılmış farklı nesneler yere atılarak, görme engelli bireylerden yere düşen nesnenin ne olduğunu tahmin etmeleri ve ismini söylemeleri istenir.
*Ses takibi yapma çalışmalarında ilk önce, sesin geldiği yön elle gösterilir.
*Sonra, adım tahmini yapılır.
*Nesnenin bulunduğu düşünülen yere bir elle gösterilip diğer elle yüksek kolla
gidilerek ve yine yüksek kolla çömelerek dairesel arama yöntemiyle nesne aranır.
*Eğer tahmin edilen yerde nesneye ulaşılamazsa, arama açısı genişletilerek yani biraz daha ilerlenerek yere çömelip aynı aşamalar nesneyi buluncaya kadar tekrar edilir.

Çapraz baston tekniği ile yürüme:
*Çapraz baston tekniği, daha çok kapalı mekanlarda kullanılır.
*Çapraz baston tekniğinde baston, sol elle işaret parmağı bastonun üzerinde diğer parmaklar bastonu kavrayacak şekilde tutulur. Bastonu tutarken kol, öne doğru düz uzatılır ve hiçbir şekilde bükülmeden gergin tutulur.
*Bastonun çapraz tutulması nedeniyle, bu tekniğe, çapraz baston tekniği denmiştir.
*Baston ucu duvarın kenarına dayanır ve yerden kaldırılmadan kullanılır.
Çapraz bastonla aynı anda sağ elle de duvar takibi yapılır.
*Çapraz bastonla yürünürken, nerelerde hangi odaların olduğu hakkında öğrencilerle konuşulur.
*Çapraz bastonla yürünürken, baston hiçbir zaman duvar kenarından uzaklaştırılmaz.
Eğer bir engel varsa, duvar kenarı takip ediliyormuş gibi engelin etrafından geçilir ve tekrar duvar kenarında yürünmeye devam edilir.

*Eğer bir boşlukta yürünecek ise yani bir duvar takip edilemeyecekse, duvara topuklar
yaslanarak ayaklar karşıya bakacak şekilde durulur, sağ elle yüksek kola geçilir ve daha sonra sol elle çapraz baston yapılıp karşı duvara geçilerek tekrar duvar kenarından yürünmeye devam edilir.
*Çapraz baston tekniği kullanarak yürürken, duvara yakın  mesafede olmalıdır.
*Elle duvar takibi yaparken omuzla duvar arasında dört parmak mesafe olmalı, kol dümdüz tutulmalıdır.

Çapraz bastonla merdiven çıkma:
*Çapraz bastonla merdiven çıkarken bastonun ucu, merdivenin ikinci basamağının sağ köşesine gelmelidir.
*Başparmak aşağı bakacak, diğer parmaklar bastonu kavrayacak şekilde tutulur ve bastonu tutan kol dümdüz olur. Çıkarken hiçbir şekilde bükülmez.
*Önce baston sonra görme engelli aynı anda merdiveni çıkar.(Bir baston- bir ayak şeklinde)
*Çıkarken bastonla aramızda iki basamak olmalıdır.
*Merdivenin bir kısmını çıktıktan sonra, düzlüğe gelindiğinde baston, kesinlikle kenardan ayrılmaz, kenarı takip eder, önce baston döner, bastonun hareketine göre de görme engelli birey döner, uygun pozisyonda bastonu merdiven basamağına yerleştirir ve merdiveni çıkmaya devam eder.

Çapraz bastonla merdiven inme:
*Çapraz bastonla merdiven inerken, merdivenin ilk basamağı tespit edildikten sonra  baston göbek hizasından, işaret parmağı yanda tutularak uzatılır ve basamaklardan yaklaşık 5 cm (iki parmak) yukarıda olacak şekilde inilir.
*Merdiven dönüşleri dar bir açıyla baston çok fazla uzatılmadan yapılmalıdır.

Sarkaç baston tekniğini kullanma:
*Sarkaç baston tekniği daha çok bina dışında kullanılır.
*İlk önce, baston tutuş tekniği gösterilir ve sonra bastonla ritm çalışmaları yapılır.
*Ritm çalışmasında amaç, kolu asla hareket ettirmeden, sadece bileği hareket ettirerek ritm tutmaktır. Ritm tutulurken baston, omuzları dört parmak geçecek şekilde yürüme hızında hareket ettirilir.
*Bastonu tutan kolun dirseği, karın boşluğuna yaslanarak sabitlenir. Baston vücudun tam ortasında tutulur ki, sağa sola eşit bir şekilde hareket etsin. Bastonu tutan kol da omuz da hareket ettirilmez. Hareketler sadece bilekten yapılır. Yani, sadece bilek oynatılır.
*Sarkaç baston tutuşunda baskın olan el tercih edilir. Ancak, ihtiyaç duyulan durumlarda el değiştirebilmek açısından, baskın olmayan elle de sarkaç baston kullanma çalışılmalıdır.
*Sarkaç baston tekniği ile yürümeye başlamadan önce, sadece sol kenara yaklaşarak bilek hareketleri çalışılır. Eğer öğrenci, bilek hareketini doğru bir şekilde yapabiliyorsa ve uygun ritmi tutturabildiyse, sarkaç bastonla yürümeye geçilebilir. Öğrencinin ihtiyacına göre, bilek hareketi ve ritim çalışmalarının süresi değişebilir.

Sarkaç baston tekniği ile yürüme:

*Sarkaç bastonla ritim çalışmaları tamamlandıktan sonra, yürümeye geçilir. İlk önce, herhangi bir şekilde kenarı takip etmeden, ortadan yürünür. Amaç, doğru baston tutuşu, doğru sarkaç ve doru adımdır.
*Baston sağa getirildiğinde eş zamanlı olarak sol ayakla adım atılırken, baston sola getirildiğinde yine eş zamanlı olarak sağ ayakla (bir baston-bir ayak şeklinde) adım atılmalıdır. Bastonu sağa aldığımızda sol, sola aldığımızda sağ adımın atılmasının sebebi; bastonun adımı atmadan önce basacağımız alanı tarayıp güvenli olduğundan ve hiçbir engel bulunmadığından bizi haberdar ederek rahat hareket etmemizi sağlamasıdır.
*Bastonla adımlarını uyum içinde atabiliyorsa, artık sarkaç bastonla sol kenarı takip ederek yürünmeye geçilir.
*Sarkaç bastonla zorunlu hallerde sol kenarı takip sebebi, karşıdan gelen aracın, görme engelliyi farketmesi içindir.
*Bastonu sağa veya sola hareket ettirirken, yoldaki çukur ve engebeleri atlamamak için mümkün olduğunca bastonu yerden kaldırmayıp sürükleyerek kullanılmalıdır. Baston, yerden kaldırılmadan sürüklenerek kullanıldığında, engelleri farketmek, daha hızlı ve kolay olacaktır. Ancak bazen zeminin, bastonu sürüklemeye uygun olmadığı durumlarda, bastonu hafifçe kaldırmak ve yine doğru ritim içinde bir sağa bir sola vurmak gerekebilir.

*Bahçe içinde sarkaç baston çalışması yapılırken, sol kenarın takip edilmesine,  adımlarla bastonun uygun ritimde olmasına ve kenarda karşılaşılan yol ayrımlarına da dikkat çekilir. 1.yol ayrımı, 2.yol ayrımı şeklinde öğrencinin de dikkat etmesi sağlanır.
NOT: Sarkaç baston tekniğiyle yürürken ilk önce kılavuz yolu takip etmek, kılavuz yol yoksa kaldırım üstü kenar takibi yapmak, zorunlu hallerde yol içinden kenar takibi yapmalıdır.

Ada çalışmaları (Bahçe içinde);
*Ada çalışması, yön bulma çalışmasıdır ve adayı konumlarken adanın; yönüne, sırasına, ipuçları ve işaretlerine dikkat etmek gerekir.

*Ada çalışmalarında temel kural, yolu önümüze alarak adaları tanıtmaktır. 1.adanın 1. köşesinden başlanarak adanın tüm köşeleri sırayla öğrencilere tanıtılır. Binadan çıkıp sola döndüğümüzde, yolu önümüze aldığımızda, soldaki ilk ada 1., onun sonrasında 2., 1.adanın sağında 3. ada, 3. adanın arkasında4, 3. adanın sağında ise 5. ve 6.adalar  olduğu, zamanı geldikçe anlatılmalıdır. 1.Adadan itibaren çalışılmaya başlandığında, yolu önümüze aldığımızda sağ alt köşe 1, sol alt köşe 4, sağ üst köşe 2 ve sol üst köşe 3 şeklinde sistematik bir sırayla öğretilmelidir.
*Ada çalışmaları yapılırken, köşelerde neler olduğu mutlaka konuşulmalı, mümkün olduğunca öğrenciye dokundurarak inceletilmeli ve ipuçları yakalanmaya çalışılmalıdır.
*Ana işaretler ve yardımcı işaretler hakkında mutlaka bilgi verilmelidir. Ana işaretler, sabit ve belirgin işaretlerdir. Örneğin;  yoldaki cep, bina, duvar, büyükçe ağaç gibi. Yardımcı işaretler ise, değişebilen ya da fabrikasyon olan işaretlerdir. Örneğin; bir araç, bağlı bir köpek, elektrik direkleri gibi. Ayrıca, köşelerde neler olduğu çalışılırken, bulunulan köşeden sağa doğru gidildiğinde neler olduğu hakkında da bilgi verilmelidir. Örneğin,1. köşeden sağa doğru gidildiğinde, bahçe duvarının  olduğu gibi bilgiler, öğrencilere bastonlarıyla dokundurularak gösterilmelidir.

*Ada çalışması yapılırken, köşelerin birbirlerine olan konumları da mutlaka
konuşulmalıdır. Örneğin;1.adanın 2.köşesinden karşıya geçilirse, hangi köşeye geçilmiş olur?
*Adanın etrafında yürünürken, baston farklı bir malzemeye değdiyse (ağaç gibi…), mutlaka baston kullanılmayan elle yüksek kol korunma tekniğine geçilmelidir. Böylece yüz ve baş kısmı korunmuş olacaktır.
*Eğer bir köşeden karşıdaki diğer bir köşeye geçilecekse, köşeden birkaç adım içeriye girildikten sonra, pozisyon alınarak karşıya geçilmelidir.
*Karşıdan karşıya geçme pozisyonunda ilk önce topuklar kenara yaslanır, baston, başparmak aşağıda, dik şekilde, merdiven çıkma pozisyonunda, ayakların arasında tutulur ve yol dinlenir. Eğer araç, insan, hayvan vb. herhangi birşey gelip gitmiyorsa, baston “ben geçeceğim” anlamında hafifçe uzatılır, sarkaca getirilir ve güvenli bir şekilde karşıya geçilir.

*Karşıdan karşıya geçilirken, yolun sağından ve solundan sesler geçmek için güvenli mesafeye uzaklaşıncaya  kadar beklenir ve daha sonra geçilir.
*Ada çalışmaları esnasında, kenar takibi yapılırken, eğer herhangi bir adanın içinde bir cep varsa, kenar bırakılmadan cebe girilir, kenar takip edilerek cepten çıkılır ve tekrar adanın diğer köşesine doğru ilerlenir.
*Eğer bir adanın içinde girilen cepte incelenecek bir yer varsa(Atatürk köşesi gibi), gerekli incelemeler yapıldıktan sonra cepten çıkılarak yürünmeye devam edilir.
*Ada çalışmaları esnasında, merdiven çıkma çalışması da yapılır. Merdiven çıkılırken, baston, sol ele alınır, çapraz biçimde tutulur, merdiven bitince (düz alana gelindiğinde), tekrar sarkaca geçilir ve yürünmeye devam edilir.
*Ada çalışmaları içinde, yüksek bir platformda (bir kenarı boş olan alanda) yürüme çalışması da yapılır. Bu aynı zamanda kaldırım üzerinde yürüme çalışmasıdır. Bu çalışmada, bastonla sol kenar takip edilir. Baston yine sarkaç biçimde kullanılır.
Yüksek zeminlerde bastonun uç kısmı hafifçe düşürülmeli ve baston çok geniş açıyla açılmamalıdır. Buradaki amaç, kenara yakınlığı kontrol ederek, bastonun kontrolünü kaybetmemek ve güvenli bir biçimde tehlikeli alanı geçmeyi öğrenmektir.
*Ada çalışılırken karşıdan karşıya geçilecekse ve eğer kenara park etmiş bir araç varsa ya da tam kenarda duran ve yerinden oynatılamayacak bir nesne varsa arabaya ya da nesneye kenar muamelesi yapılır. Arabanın/nesnenin ucuna kadar gelinir. Baş, hafifçe yola doğru uzatılarak baston dik tutulur, dinleme yapılır, yol müsaitse karşıdan karşıya geçilir.
*Ada çalışmasının en sonunda karışık rota çalışmaları yapılır. Bu çalışmada öğrencilere, öğrenilen tüm adalarla ilgili karışık rotalar verilir. Öğrencilerden, bulundukları noktadan, verilen rotaya gitmeleri istenir. Örneğin, 1.adanın 1.
köşesinde bulunan bir öğrencinin, 3.adanın 4.köşesine en kısa yoldan gitmesi istenebilir.
*Ön bahçedeki adalar tamamlandıktan sonra, arka bahçedeki adalar çalışılmaya başlanır.
*Arka bahçeye geçilirken, binanın duvarı takip edilir, yürüme esnasında geçilen odaların hangi odalar olduğu konuşularak arka bahçeye geçilir.
*Arka bahçedeki adalar da aynen ön bahçedeki gibi sırayla çalışılır. Adaların birbirlerine göre konumları, hangi adanın hangi köşesinde olunduğu gibi çalışmalar yapıldıktan sonra, bahçe içinde ada çalışmaları sona erer.

Bahçe dışına çıkma:
*Bahçe içinde ada çalışmaları tamamlandıktan sonra artık bahçenin dışına çıkılır.
Bahçeden dışarıya çıkılır çıkılmaz ilk önce topuklar duvara yaslanır ve daha sonra baston uygun pozisyonda tutularak karşıya geçilir.
*Karşıdan karşıya geçilirken, çapraz bir biçimde geçilmemesine, yolu uzatmamaya dikkat edilmelidir.
Otopark giriş ve çıkışı olması nedeniyle, karşıdan karşıya geçiş kuralları aynen geçerlidir ve mutlaka karşıya düz bir şekilde geçilmeye çalışılmalıdır. Önce karşı duvar bulunmalı ve daha sonra kılavuz yol takip edilmeye başlanmalıdır.
*Her zaman önce kılavuz yoldan yürünmesi, sonra kaldırım kenarının takip edilmesi, en son mecbur kalındığında yol içinden yürünmesi gerektiği mutlaka hatırlatılmalıdır.
*Okul bahçesinden çıktıktan sonra kılavuz yol takip edilerek ilk yol ayrımına kadar gidilir. Bu sırada, sağda ve solda yol üzerinde nelerin bulunduğu hakkında da konuşulur.

Etaplar Çalışması:
*Bahçe dışına çıkıldıktan sonra çalışılacak güzergah ilk önce, etaplara bölünür ve öğrencilerle etap etap çalışılır. Örneğin, manavın önü birinci etap, daha sonraki kahvehane ikinci etap olarak kabul edilir. Böylece öğretim parçalara bölünmüş olacağından güzergahın öğrenilmesi daha kolay olacaktır.
*Kaldırımda yürünürken öğrencilere mutlaka yürünülen kaldırım üzerinde bulunan mekanlar (market, kasap, postane…) hakkında bilgi verilmelidir. Hatta yürünülen kaldırımın karşısındaki kaldırımda da neler olduğu betimlenmeli ve öğrencide zihinsel bir harita oluşturulmaya çalışılmalıdır.

*Kaldırım üzerinde yürünürken özellikle otobüs duraklarının yeri, yanından geçilen tüm iş yerleri, ışıkların yeri, sesli ışıkların kullanımı konularında da bilgi verilmelidir.
*Kaldırım üzerinde ilerlenirken kılavuz yoldaki uyarıcı işaretlerin ne işe yaradığı da anlatılmalıdır. Uyarıcı zemin, kaldırımın sonuna gelindiği, yol ayrımına gelindiği sağa veya sola dönüleceği ya da merdiven basamaklarının başlayacağı gibi anlamlar içermektedir.
*Kılavuz yol üzerindeki düz çizgiler, yolun düz devam ettiği anlamına gelirken; yuvarlak noktalar, uyarıcı zemin olduğunu göstermektedir.
*Kaldırımın sonuna gelindiğinde hemen karşıya geçilmemelidir. Önce köşeden birkaç adım içeriye girilir, yol iyice dinlenir, herhangi bir tehlike görülmediğinde uygun pozisyonda karşıya geçilir.
*Eğer kaldırımın hemen bitiminde köşede bir araba varsa, arabanın uç kısmına kadar gelinerek uygun pozisyonda karşıya geçilmelidir. Bunun temel sebebi, yoldan gelmekte olan diğer arabaların görme engelli bireyi farketmesini sağlamak ve yolu daha dikkatli dinleyerek güvenli bir şekilde karşıdan karşıya geçebilmektir.
*Kaldırım kenarı takip edilerek yürünürken, bastonun ucu hafifçe kaldırımın kenarından düşürülerek kullanılır. Baston bu şekilde kullanıldığında, ucunun yere çok fazla düşmemesine dikkat edilmelidir. Bastonun ucu çok fazla düşürülürse, bastonun sağa sola hareketi yavaşlayacağından yürüme esnasında görme engelli birey önündeki engelleri taramakta geç kalabilir.
*Kaldırımın kenarından yürünürken dönüşlerde de kenar takip edilerek gidilecek yere ulaşılır.

*Yol içinden yürünürken, kaldırımla aramızda 10 cm kadar mesafe  olmalıdır.
Eğer önümüze bir engel çıkarsa engelin kenarı takip edilerek yürünmeye devam edilir ve engel geçildikten sonra tekrar kaldırımın yanından yürünmeye devam edilir. Eğer yol içinden yürürken önümüze bir araba çıkarsa, arabanın yol tarafındaki uç kısmına kadar gelinir, herhangi bir tehlike gözlenmediğinde aracın yan tarafından elle takip
edilerek yürünür ve tekrar kaldırıma yaklaşılır. Eğer yol içinden yürünürken bir cebe rastlanırsa, cebin içine girilerek takip edilir ve cep bittiğinde cepten çıkılarak tekrar aynı güzergahta yürünmeye devam edilir.

Kavşak çalışması:
*Trafik ışıklarının ilerisinde yol bitiminde bulunan kavşaktaki yollar tek tek öğrencilere anlatılarak tanıtılır .Daha sonra da kavşaktaki yolların tamamı sırayla çalışılarak öğrencilere gösterilir. Bu şekilde, parçadan bütüne gidilerek kavşağın tamamının kavranması sağlanır ve bütünün zihin haritasına ulaşılmış olur. Kavşağı oluşturan yollar tek tek çalışılırken, yol güzergahında bulunan merkezi yerler; market, sağlık ocağı, eczane, camii gibi yerlerin konumları mutlaka öğrencilere tanıtılır.
*Kavşak çalışması sona erdiğinde, ada çalışmalarına geçilir.

Ada Çalışmaları:
*Üçüncü etabın sonunda bulunan ve önemli bir işaret olarak alınan kör ağacından karşıya geçildiğinde adalar başlamaktadır.
*Adaları önümüze aldığımızda, ağacın karşısındaki ilk ada birinci, onun arkasındaki ada ikinci, birinci adanın sağında üçüncü ve dördüncü adalar, ikinci adanın sağında beşinci ve altıncı adalar, üçüncü adanın sağında yedinci, dördüncü adanın sağında sekizinci, beşinci adanın sağında dokuzuncu ve altıncı adanın sağında ise onuncu adalar bulunmaktadır. Kısaca, soldan itibaren 1 ve 2, ortada 3, 4, 5, 6 ve en sağda ise 7, 8, 9, 10. adalar bulunmaktadır.

*Adaları önümüze aldığımızda, sahil önümüzde kalmaktadır. Adaların köşe numaralarını belirtirken her zaman yolu önümüze alarak düşünmemiz gerekmektedir.
*Adaların köşe numaralarının belirlenme biçimi, aynen bahçe içindeki ada çalışmalarında olduğu gibidir. Adayı önümüze aldığımızda, adanın sağ alt köşesi 1,sol alt köşesi 4, sağ üst köşesi 2 ve sol üst köşesi ise 3. köşelerdir.
*Adanın çalışılmasına her zaman 1.köşeden başlanır, sonra 2., 3. ve 4. köşeler çalışılır. En son mutlaka 1.köşeye gelinerek ada çalışması tamamlanmalıdır.
*Ada çalışması esnasında, her köşedeki işaretler ayrıntılı olarak incelenmelidir. Ana işaretler ve yardımcı işaretler, zihin haritasına yerleştirilmeye çalışılmalıdır.
*Adanın etrafında dolaşılırken, köşedeki işaretler dışında yürüme esnasında karşılaşılan belirleyici işaretlere de dikkat edilmelidir. Örneğin, bahçe kapısı, otopark girişi gibi yerler, belirleyici işaretlerdir.

*******

*******

 BAĞIMSIZ HAREKET EĞİTİMİ” SERTİFİKASYON SORULARI (AHMET AĞI)

A1-EĞİTİM ÖNCESİ ÖĞRETİM PLANI VE MESLEKİ GELİŞİM 

1-GEB ile iletişim kurmada, doğru uygulamalar nelerdir?

a)Konuşarak ve koklaşarak.

b)Teknolojik aletler yardımıyla.

c)Konuşarak ve bazı işaretler yardımıyla.

d)İnternet üzerinden.

e)Sadece komutlarla.

2-GEB’in sağlık durumunu gözlemleyerek bilgi formu oluşturmak neden gereklidir?

a)GEB’i sağlık yönünden tanımak.

b)Eğitime engel olabilecek bir durumu olabilir.

c)Sağlık sorunlarına göre öğretim hedefleri belirlenir.

d)Tedavi ve destek hizmeti için veri sağlar.

e)Hepsi gereklidir.

3-GEB’in ihtiyaç duyduğu, eğitim gereksinimleri nasıl belirlenir?

a)Gözlem yoluyla.
b)Kendi ifadesiyle.

c)Deneme yanılma.

d)Performans İhtiyaç Listesi oluşturarak.

e)GEB her türlü eğitime ihtiyaç duyar.

4-“Performans Değerlendirme Sonucu”na göre eğitim ihtiyacı ile ilgili öncelikler neden önemlidir?

a)Dinlenmeye daha çok zaman ayırabilmek.

b)Konuların bağlantılı olması.

c)İhtiyaçtan fazlasını öğrenmemek.

d)Eğitim ihtiyacıyla ilgili öncelikler yoktur.

e)GEB’İ kendi koşullarında hayata daha iyi hazırlayabilmek için.

5-Kazandırılacak beceriler için, kısa ve uzun dönemli olarak, öğretim amaç ve yöntemleri GEB’e göre farklılık gösterir mi?

a)Amaç değişmez ama yöntem değişikliği olabilir.

b)Amaç da yöntem de değişmez.

c)GEB’e göre, öğretim amaç ve yöntemleri farklılık gösterir.

d)Yöntem değişmez, amaçlar değişir.

e)Amaç değişir, yöntem değişmez.

6-Öğretim süreçleriyle ilgili hangisi yanlıştır?

a)Önce rehberli sonra tek başına uygulanır.

b)Parçadan bütüne doğrudur.

c)Öğretimde süreç yoktur.

d)Kolaydan zora doğrudur.

e)Yakından uzağa doğrudur.

7- GEB’in eğitim programlarına katılımıyla ilgili hangisi söylenemez?

a)Ne zaman isterse o zaman katılır.

b)Mazeret harici eğitime katılım tam olmalıdır.

c)Sürekli tekrarlarla pekiştirilmelidir.

d)Eğitim programıyla ilgili materyaller kullanır.

e)Eğitim programının amaç ve hedefleri dışına çıkılmaz.

8- Yeni yöntem, yeni sistem, yeni teknolojik gelişmeleri nasıl takip edebileceğini öğretmek, eğitim açısından önemli midir?

a)Önemli değildir, kafa karıştırır.

b)Önemlidir, nasıl takip edebileceğini öğrenen, engelleri aşmayı da öğrenir.

c)Bazen önemlidir.

d)Olsa da olur olmasa da.

e)Herkes yenilikleri takip edemez.

9- Bilgi ve deneyimlerinizi birlikte çalıştığınız kişilerle paylaşır mısınız, neden?

a)Paylaşmayı gerekli bulmam.

b)Zorunlu hallerde paylaşırım.

c)Karşı tarafın tutumunu dikkate alırım.

d)Samimi olduklarımla paylaşırım.

e)Paylaşırım, karşılıklı fikir alışverişi gelişim sağlar.

10- Mesleğinizle ilgili yasal düzenlemeler ve yenilikleri takip etmenin önemi nedir?

a)Hak arayabilmek için, haklarını bilmek gerekir.

b)Yenilikleri takip etmek, hayatı kolaylaştırır.

c)Kendini güncellemek, modern dünya ile uyumlu olmayı sağlar.

d)Donanımlı olmak, problem çözme becerisini geliştirir.

e)Hepsi önemlidir.

11- Mesleğinizle ilgili etkinlikleri yerine getirirken, yasal mevzuata ve kalite sistemlerine uygun olmasına dikkat eder misiniz?

a)Evet, mevzuata uygunluğu ve standartların altında olmaması yapılan işin değerini gösterir.

b)Kalite standartlarına uygunluk, yapılan işin sonuçları bakımından ölçülebilir olmasını sağlar.

c)Yasal mevzuata uygun olması, doğacak problemleri ortadan kaldırır.

d)Kalite standartlarına uygunluk aynı işin her zaman aynı seviyede uygulanmasını sağlar.

e)Hepsi doğru.

12- Verdiğiniz eğitimle ilgili talep edilen tüm belgeleri hazırlamak ve kaydetmek işinizin bir gereği midir?

a)Evet, yapılan her işi belgelemek hem denetimi sağlar hem de veri tabanı oluşturur.

b)Hayır, gerekli değildir.

c)Uygun gördüklerimi hazırlar ve kaydederim.

d)Her şeyi aklımda tutarım.

e)Her şeyi kaydeder sonra da imha ederim.

13-GEB’in eğitiminde ”tümevarım yöntemi” için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

a)Tümevarım yöntemi ”bütünlük algısı” sağlar.

b)GEB’in kendisini konumlandırmasını sağlar.

c)Total GEB’lerde zorunlu bir yöntemdir.

d)Tümevarım yöntemi, zihinsel harita becerisini destekler.

e)Hepsi doğru

14-GEB’in eğitimiyle ilgili hangi yaklaşım yanlıştır?

a)GEB’in daha kreatif (yaratıcı) ve inovatif (yenilikçi) olmasını destekleyen yaklaşımlara açık olunmalıdır.

b)Yeni teknik ve sistemleri takip edip uygulamak.

c)Başarısı belli denenmiş geleneksel yöntemlerin dışına çıkılmamalı.

d)Gelişimi engelleyen önyargılar ve dogmatik tutumdan vazgeçilmeli.

e)Akılcı, eleştirel ve gerçekçi çözümlerin yanında yer almalı.

15-Total GEB’lerde hangi öğretim yöntemi etkin değildir?

a)Tümdengelim

b)Tümevarım

c)Basitten karmaşığa

d)Yakından uzağa

e)Önce rehberli sonra rehbersiz uygulama

16-Bir eğitimci olarak, kendinizi daha donanımlı hale nasıl getirirsiniz?

a)Alanımla ilgili kaynakları araştırarak

b)Yeni teknik ve sistemleri takip ederek

c)İlgili etkinliklere katılarak

d)Çözüm aşamasında sorunlara önyargısız ve eleştirel yaklaşarak

e)Hepsi doğru

17-GEB’in öğretim süreçleriyle ilgili hangisi doğru bir yöntemdir?

a)Yapamadığında yüksek sesle ikaz ederim.

b)Bir sonraki derse almayarak cezalandırırım.

c)Hiçbir şey söylemeden sürekli tekrarlar yaparım.

d)Yapabildiği kısımları pekiştirir, yapamadığı yerlerde de nerede sorun yaşadığını birlikte değerlendiririm.

e)Başaramazsa programdan çıkarırım.

18-Eğitimde İSG (İş Sağlığı ve Güvenliği) konusunda, aşağıdakilerden hangisi etkili olmayan bir tutumdur?

a)Risk analizi yaparım, başlangıçta en az riskli yerleri tercih ederim.

b)Tehlikeli yerlerden uzak durmasını söylerim.

c)GEB’e tehlikeli yerler hakkında bilgi veririm.

d)Tehlike anında ne yapmaları ve nasıl yardım alabilecekleri hususunda bilgilendirip, uygulamalarla desteklerim.

e)Tehlikeli yerlere karşı önlem alınmış, güvenli yürüyüş  alanları belirlerim.

19-GEB’in bağımsız hareket becerilerine yönelik performans değerlendirmesi yaparken, nelere dikkat edersiniz?

a) Öğrendiklerini tek başına iken nasıl uyguladığına,

b)Farklı problemler karşısında çözüm üretmesine,

c)Kreatif ve inovatif olmasına,

d)Azimli ve gayretli oluşuna,

e)Hepsi

20-Eğitim gruplarıyla ilgili hangisi yanlıştır?

a)Seviye grupları yaparım.

b)Sadece sayısal olarak bölüp, karma gruplar yaparım.

c)Başka bir engeli ya da sağlık problemi olup olmadığına bakarım.

d)Kavrayış ve beceri performansına bakarım.

e)Yaş durumlarına bakarım.

A-1  AÇIK UÇLU SORULAR:

  • Kazandırılacak becerilerde amaç ve yöntemleri önceden belirlemek neden gereklidir, kısaca açıklayınız.
  • Belirlenen amaç doğrultusunda, eğitim süreçlerinin belirlenmesi ve GEB’e anlatılmasının önemini açıklayınız.
  • Performans İhtiyaç Listesinin, GEB’in eğitimdeki ihtiyacı açısından önemini açıklayınız.
  • Verdiğiniz eğitimin kalite standartlarına ve mevzuata uygun olmaması sonucunda, doğabilecek olası sonuçlar nelerdir kısaca açıklayınız.
  • Verdiğiniz eğitimle ilgili, ne tür belgeler hazırlamanız gereklidir, kısaca açıklayınız.
  • Teknolojinin, bağımsız hareket açısından olumlu etkilerini kısaca açıklayınız.

A2- YÖNELİM BECERİLERİNİ ÖĞRETME:

 1-Öğretim planına uygun materyalleri hazırlamak ve ortam düzenlemesi ile ilgili liste yapar mısınız?

a)Listeye gerek yok aklımda tutarım.

b)Evet materyalleri hazırlar, ortam düzenlemesi ile ilgili liste de yaparım.

c)Ortam düzenlemesine gerek yok, her şey doğal olmalı.

d)Sadece materyalleri hazırlarım.

e)Ortam düzenlemesi ile ilgili listeye bağlı kalmam.

2-GEB’e kazandırılacak becerilerin amaç ve gerekçelerini de açıklamak gerekir mi?

a)Hayır gerekmez, öğrenmesi yeterli.

b)Açıklanırsa iyidir açıklanmazsa da olumsuz bir etkisi olmaz.

c)İstemiyorsa açıklanmamalı.

d)Evet gerekir, amaç ve gerekçelerini bilmek, başarıyı artırır.

e)Kafası karışabilir, uygulama yeterlidir.

3-Eğitimde çevre güvenliğini tanımlar mısınız?

a)GEB, çevre güvenliğini kendisi test etmeli.

b)Hayat nasılsa, eğitim için de her şey kendi doğallığında olmalı.

c) Güvenlik tedbirlerinin alınması ve tehlike yaratan örnekleri uygulama eğitimin yapılabilmesinin ön şartıdır.

d)Eğitimde güvenlik, motivasyonu düşürür.

e)Çevrenin riskleri konusunda, örnek uygulamalar yapılmalıdır.

4-GEB’e eğitim verilen yerde, kaynak israfıyla ilgili önleyici tedbirlerden bahsetmek farkındalık yaratır mı?

a) Evet yaratır, eğitimde verimlilik sağlar.

b)Önleyici tedbirlerin farkında olmak, yanlış kullanımın farkında olmaktır

c)Kaynakların yanlış kullanımı, yanlış davranışların alışkanlığa dönüşmesidir.

d)Önleyici tedbirlerin, kaynakları tasarruflu kullanmada önemini kavramak, eğitimde pozitif yönde motivasyonu artırır.

e)Hepsi doğru.

5- GEB’e duyusal beceriler kazandırmada, izlenecek eğitim yöntemlerini belirlemede hangisi söylenemez?

a)Eğitim yöntemleri doğru öğrenmeyi sağlar.

b)Eğitim yöntemlerini belirlemek, davranışı denetleme olanağı verir.

c)Eğitim yöntemlerini belirlemek, öğrenmeyi kolaylaştırır.

d)GEB, duyusal becerilerini nasıl geliştirebileceğini öğrenir.

e)İzlenecek eğitim yöntemlerini belirlemek, gerekli değildir.

6-“Bina içi ve dışı ortamlarda nesnelerin kavramsal ve bilişsel süreçlerinin öğretimi, eğitimde en temel unsurdur” ifadesi için hangisi söylenemez?

a) Doğru değildir, başka değişkenler de vardır.

b)Nesnelerin kavramsal ve bilişsel süreçlerinin öğretimi, eğitimin temelini oluşturur.

c)GEB’in kavramsal ve bilişsel seviyesi, öğretim planınızı belirler

d)Kavramsal ve bilişsel süreçlerin öğretimi birebir eğitimle olmalıdır.

e)Kavramsal ve bilişsel süreçlerin öğretimi, sonraki konuların eğitiminde belirleyicidir.

7-“Ses, ışık, koku gibi uyaranların, ortam içerisindeki doğru analizi engelleri fark etme ve yön bulmada oldukça önemlidir” ifadesi doğru mudur?

a)Engel ve yön bulmada, ses kadar sesin “yankı”sı da önemlidir.

b)Engel ve yön bulmada, ışık kadar ışığın “gölge”si de önemlidir.

c)Uyaranlar ne kadar iyi analiz edilirse, engel ve yön bulmadaki risk yönetimini de o kadar kolay olur.

d)Kokunun kaynağı, mesafe ve yön tahminine yardımcı olur.

e)Hepsi doğru.

8-Bağımsız hareket eğitiminde işaret nedir, kaça ayrılır?

a) İşaret, kolayca tanınan, sabit yerleşimi olan nesne, ses, koku ısı ya da dokunsal bilgi kaynağıdır.

b)İşaretler, ana ve yardımcı işaretler diye ikiye ayrılır.

c)İşaretlerin sırası, yön bulmaya yardımcı olur.

d)Her yerin işaretleri, kendine özgüdür.

e)Hepsi doğru.

9-Bina içi ve dışı numaralandırma sistematiği için en doğru ifade hangisidir?

a)Numaralandırma gerekli değildir.
b)Kendini konumlandırma ve yön bulma için önemlidir.

c)İşaretleme yeterlidir.

d)Numaralandırma tekniğini herkes kullanamaz.

e)Numaralar çoğaldıkça akıl karışıklığına yol açar.

10-“Mesafe, hız ve yükseklik gibi kavramları nasıl ölçümleyebileceğinin yöntemlerini öğretmek, GEB’e öğrendiğini uygulayabilme imkanı verir” ifadesi doğru mudur?

a)Yöntemi bilmek, problem farklılaşsa da çözümü bilmeyi sağlar.

b)Bu kavramları ölçümlemeyi bilmek, engelleri daha kolay bulmasını sağlar.

c)GEB’in kendisini ortamda daha kolay konumlandırmasını sağlar.

d)Problem çözme yeteneğini geliştirir.

e)Hepsi doğru.

11-Bina içi ve dışı “yön tayininde” en önemli unsur nedir?

a)Zihinsel harita oluşturmaktır.

b)Baston kullanmak.

c)Rehber kullanmak.

d)Duvar takibi yapmak.

e)İşaret bulmak.

12-Yönelim becerilerinin kazanılması amacıyla verdiğiniz eğitimin, “Öğretim Sonu Değerlendirmesi”ni nasıl yapacağınızı belirtir misiniz?

a)GEB’in bilmesi gerekmez.

b)GEB’in başarı ölçütlerini bilmesi, merakını giderir.

c)GEB’in “Öğretim Sonu Değerlendirmesi”nin nasıl yapılacağını bilmesi, konulara hazırlığını da etkileyerek daha başarılı olmasını sağlar.

d)İhtiyaç duyarsam açıklarım.

e)Sadece değerlendirme sonucunu belirtirim.

13-Arama tekniklerinde hangisi yanlıştır?

a)Arama yaptığımız yüzeye göre arama tekniği uygulamalı.

b)Her yere sırayla bakılmalı.

c)Arama yapmadan önce zarar verememek için önlem almalı

d)Tek elle ya da çift elle aramaya karar vermeli.

e)Hızlı aramalı.

14-Numaralandırma sistematiğinde hangisi doğrudur?

a)Her işarete bir numara verilmeli.

b)Belirgin ana işaretleri belli bir sıraya göre numaralandırmak yön bulmaya yardımcı olur.

c)Numaralandırmada bir sistematiğe gerek yoktur.

d)Çift numaralar kullanılmalıdır.

e)Numaralandırma sağdan sola doğru olmalıdır.

15-Hissedilebilir kabartma yüzeyler için hangisi söylenemez?

a)GEB’in takılıp düşmesine neden olabilir.

b)Zihinsel olarak harita çıkarmaya yarar.

c)Yön bulmaya yardımcı olur.

d)Erişimi kolaylaştırır.

e)Güvenli yürüyüş sağlar.

16-“Pusula yönlerini bilmek……..önemlidir”, ifadesindeki boşluğu doldurunuz.

a)Ara yönler için

b)Eğitim için

c)Gerçek yönlere göre zihinsel harita oluşturabilmek için

d)Dış dünyanın imajı için

e)Kıbleyi bulmak için

17-Teknolojiden yararlanmada hangisi GEB için geçerli değildir?

a)Yön bulmak

b)Bilgiye daha kolay erişim sağlamak

c)Araçların daha sessiz çalışması

d)Güvenli yürüyüşe yardımcı olmaları

e)Çabuk ve kolay iletişim kurabilmek

18-Bir sesin diğer sesleri maskelemesinin/bastırmasının olumsuz sonuçları nelerdir?

a)Ortamdaki diğer sesleri ayırt edemeyiz.

b)Önlem almayı engeller.

c)Yanlış karar vermeye neden olabilir.

d)Tehlike riski yüksektir.

e)Hepsi doğru.

19-Arama yapılan yüzey, arama tekniğini etkiler mi?

a)Etkilemez.

b)Etkiler, yüzeye göre teknik uygulanır.

c)Önemli olan aradığını bulmaktır.

d)Her zaman gören birinden yardım almalı.

e)Yüzey bozuksa arama yapılmaz.

20-Yön bulmada etkin olamayan yöntem hangisidir?

a)Navigasyon kullanma.

b)Her zaman başkalarından yardım almak.

c)Rota analizi yaparak, zihinsel harita oluşturma.

d)Bastonla kılavuz yol ya da kenar takibi yapmak.

e) Krokisini çıkarma.

 

A-2 AÇIK UÇLU SORULAR:

1-GEB’e pusula yönlerinin kazandırılmasının Bağımsız Hareket eğitiminde önemini kısaca açıklayınız.

2-Bağımsız hareket eğitiminde işaretler ve numaralandırma sistematiğinin önemini gerekçeleri ile kısaca açıklayınız.

3-Bağımsız hareket eğitiminde kaynak israfının önüne sizce nasıl geçilir, açıklayınız.

BECERİ VE YETKİNLİKLER    (P-1))

1-Eğitime başlamadan önce hazır hale getirdiğiniz materyaller nelerdir?

2-Eğitime başlamadan önce eğitim alanını İSG ve Kalite standartlarına nasıl uygun hale getirirsiniz?

3-Eğitime özel acil durum kural ve yöntemleri nelerdir?

4-GEB’in bina içi ve dışı ortamlarda çevresel kavramları ayırt etme becerisi kazanmasına yönelik bilişsel yöntemler nelerdir?

5-Arama tekniklerinin, öğretim süreçleri nelerdir?

6-Bina içi numaralandırma sistemini, kabartma kroki ya da plan üzerinde gösteriniz.

7-Bina dışı numaralandırma sistematiğini açıklayınız.

8-Ölçümleme gerektiren mesafe, hız ve yükseklik gibi kavramları GEB’e nasıl tanımlarsınız?

9-Sese göre mesafe ve yön tayinini, farklı trafik ortamlarında uygulayanız.

10-Bina içi ve dışında pusula yönlerini nasıl uygularsınız?

11-Farklı ortam ve koşullarda teknolojik cihazlarla (Kabartma pusula, navigasyon cihazı vb.) yön tayini nasıl yapılır gösteriniz.

 A-3 BAĞIMSIZ HAREKET BECERİLERİNİ ÖĞRETME:

1-Öğretim planına göre kullanılan materyalleri hazırlamak neden önemlidir?

a)Öğretim planına göre materyallerden yararlanmak, öğrenmeyi pekiştirir.
b)Öğretim planına göre materyallerden yararlanmamak öğrenimde başarısızlığa yol açar.

c)GEB için materyal kullanımı zorunludur.

d)Bazı konular, materyal olmadan işlenemez.

e)Hepsi doğru.

2-Ortam düzenlemesi ile ilgili yapılacak işlemler için hangisi söylenemez?

a)Ortam düzenlemesi, öğretimde verimliliği sağlar.

b)Hayır, her şey doğal haliyle kalmalı.

c)Ortam düzenleme işlemleri, İSG koşullarını da içerir.

d)Eğitimde öncelik, “basitten karmaşığa” doğrudur, bu nedenle düzenlemeler önemlidir.

e)Ortam düzenlemesi ile ilgili düzenlemeler kazandırılacak becerilerin ölçme değerlendirmesini de sağlar.

3-GEB’e öğretilecek becerilerin amaçlarını, gerekçeleri ile birlikte açıklar mısınız?

a)Evet açıklarım, istenilen hedeflere ulaşmada bilişsel süreçler önce gelir.

b)Hayır açıklamam, davranışları öğrenmesi yeterlidir.

c)Duruma göre açıklarım.

d)İstenmedikçe açıklanmamalı.

e)Açıklanırsa iyidir, açıklanmasa da olumsuz bir etkisi yoktur.

4-Eğitim verilen yerde kaynakları tasarruflu kullanmak için nelere dikkat edersiniz?

a)Öğretilecek becerilerin amaç ve gerekçelerini birlikte açıklarım.

b)Kullanılan kaynak ve malzemelerin özellikleri hakkında bilgilendiririm.

c)Kaynak israfı, eğitimde süreklilik ve verimliliği olumsuz etkiler.

d)Önleyici tedbirlerin alınmaması yanlış davranışları pekiştirir.

e)Hepsi doğru.

5-Elle duvar takibi yaparak yürümenin amacı nedir?

a)Duvarın kalitesini anlamak.

b)Duvardaki şekilleri hissetmek.

c)Kenarda güvenli yürümek ve işaretler yardımıyla yön bulmak.

d)Duvarın boyutlarını anlamak.

e)Duvara yaslanmak.

6-Hatalı duvar takibi sonuçları nelerdir?

a)Takip yaptığı eline zarar verebilir.

b)Başkalarının önüne geçerek zarara sebebiyet verebilir.

c)Yönünü kaybedebilir.

d)İşaretlerin sırasını şaşırır.

e)Hepsi doğru

7-Farklı duvar yapılarında “farklı duvar takibi” uyarlamaları yapılabilir mi?

a)Evet yapılabilir, önemli olan kendine zarar vermeden takip yapabilmektir.

b)Hayır yapılamaz.

c)Farklı uygulamalar kafasını karıştırır.

d)Takibi zor olan duvarlarda uygulama yapılmaz.

e)Arada bir takip etmek yeterlidir.

8-“Yüksek kol” ve “alçak kol” korunma tekniğinin hatalı kullanımının olumsuz sonuçları nelerdir?

a)Kendine gelecek zararlardan korunamaz

b)Başkalarına zarar verebilir.

c)Hiçbir koruma sağlamaz.

d)Boş yere kendini yormuş olur.

e)Hepsi doğru

9-Deneyimsiz rehberlerden yardım istenir mi?

a)Hayır istenmez.

b)Zorunlu hallerde istenebilir, GEB yönlendirmelidir.

c)Rehber yardım etmek istiyorsa her zaman kabul edilmeli.

d)Rehber ayrımı yapılmaz.

e)Deneyim kazanmaları için her zaman rehberlerden yardım istenmeli

10-GEB, rehberin yardımını istemediği durumlarda nasıl reddetmelidir?

a)Sert ifadelerle uyarmalıdır.

b)Kibarca teşekkür edip, kendisinin yapabileceğini söylemelidir.

c)Başkaları aracılığı ile uyarmalıdır.

d)Arkasını dönmelidir.

e)Duymazlığa verip, hızla uzaklaşmalıdır.

11-GEB’in fiziksel yapısına göre baston nasıl olmalıdır?

a)GEB’in boyuna göre göğüs hizasında, ergonomik ağırlıkta esnek ve sağlam olmalıdır.

b)Uzun bir cisim olması yeterlidir

c)Bel hizasında, kısa olmalıdır.

d)Sert ve ağır olmalıdır.

e)Mutlaka ucu tekerlekli ve kırmalı olmalıdır.

12-Farklı ortam ve koşullarda baston kullanma tekniği de farklı mıdır?

a)Hayır, her yerde aynı teknik uygulanır.

b)Farklı baston kullanılır.

c)Farklı teknikler için, ortamın ve koşulların farklı olması gerekmez.

d)Farklı baston teknikleri diye bir şey yoktur.

e)Evet, farklı ortam ve koşullarda, farklı baston kullanma teknikleri uygulanır.

13-Hissedilebilir yüzeylerde, baston kullanımı için hangisi doğrudur?

a)Hissedilebilir yüzeye, paralel yürümelidir.

b)Hissedilebilir yüzey üzerinde, çapraz teknikte yürümelidir.

c)Hissedilebilir yüzey üzerinde, sarkaç yapılmalıdır.

d)Hissedilebilir yüzeylerde baston kullanılmaz.

e)Hissedilebilir yüzeylerde baston kullanmak yorucu olduğundan her zaman kullanılmaz.

14-“Elle duvar takibi……..için önemlidir” ifadesindeki boşluk için en doğru  seçenek hangisidir?

a)Yaslanmak

b)Duvarların kalitesini anlamak

c)Ortada olmamak için

d)Yön bulmak ve güvenli yürüyüş

e)Kenarda beklemek için

15-Hatalı duvar takibi için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

a)İşaretleri karıştırır.

b)Başkasına zarar verilebilir,

c)Kendisine zarar verebilir.

d)Gideceği yeri karıştırır.

e)Hepsi doğru.

16-“Alçak kol………önemlidir”, ifadesini tamamlayınız.

a)Çarpmalara karşı, vücudumuzun alt kısmını korumak için

b)Vücudumuzun üst kısmını korumak için

c)Yön bulmak için

d)El sıkışmak için

e)Dengede olmak için

17-“Yüksek kol…………önemlidir”, ifadesini tamamlayınız.

a)Gözlerimizi kapatmak için

b)Yön bulmak için

c)Çarpmalara karşı başımızı korumak için

d)Vücudumuzun alt kısmını korumak için

e)Denge için

18-“Bastonun boyu, GEB’in……… göre olmalıdır”, ifadesini tamamlayınız.

a)Bacak boyuna

b)Göğüs hizasına

c)Alın hizasına

d)Kilosuna

e)İsteğine

19-“Bastonla yürümede, farklı ortam ve koşullarda……………teknikleri uygulanır”, ifadesini en doğru seçenekle tamamlayınız.

a)Güvenli yürüyüş

b)Bastonu zıplatma

c)Bastonu yere bastırma

d)Bastonu yukardan kullanma

e)Bastonu yavaş kullanma

20-“Hissedilebilir yüzeyler için aşağıdakilerin hangisi doğrudur?

a)Adres bulmaya

b)Çabuk ve kolay erişime

c)Güvenli yürüyüşe

d)Yön bulmaya

e)Hepsi doğru.

A-3 AÇIK UÇLU SORULAR:

1-Elle duvar takibi yaparak yürümenin öğretim süreçlerini gerekçeleriyle kısaca açıklayınız.

2-Yüksek kol ve alçak kol yaparak yürümenin öğretim süreçlerini gerekçeleriyle kısaca açıklayınız.

3-Bastonda aranılan özellikler, bastonun işlevi ve baston boyu nasıl olmalı gerekçeleriyle kısaca açıklayınız.

4-Bastonu, rehberin görevleri bakımından tanımlayınız.

5-Farklı ortam ve koşullarda, farklı baston tekniklerini uygulamanın gerekçelerini kısaca açıklayınız.

6-Hatalı duvar takibinin (el ya da bastonla) yol açtığı olumsuz durumlar neler olabilir kısaca açıklayınız.

BECERİ VE YETKİNLİKLER (P-1)

1-Eğitime başlamadan önce hazır etmeniz gereken materyaller nelerdir?

2-Eğitim yapılacak mekanın İSG ve kalite standartlarına göre uygun hale nasıl getirirsiniz?

3-Eğitime özel acil durum kural ve yöntemleriyle ilgili önlemler nelerdir?

4-Duvar/eşya takibini, bir mekan içerisinde gösteriniz.

5-Farklı duvar yapılarında, takip uygulamasını gösteriniz.

6-Yüksek kol, alçak kol uygulamasını bina içinde gösteriniz.

7-Rehberle yürüme tekniğini gösteriniz.

8-Yanlış rehber tutuşları nasıl düzeltilir ve yanlış rehber tutuşlarının neden olduğu tehlikeli durumlara örnek veriniz.

9-Taraf değiştirme ve dar geçit tekniğini uygulayınız.

10-Rehberle yürürken, 90 ve 180 derecelik dönüşleri gösteriniz.

11-Rehberle oturacağı yeri bulma ve oturacağı yeri kontrol etme tekniklerini uygulayınız.

12-Rehberle merdiven inip-çıkmayı gösteriniz.

13-Çapraz baston ve sarkaç baston tekniğini uygulayınız.

14-Bastonla nesneleri inceleme ve tehlikeli olabilecek durumlarda önlem almayı gösteriniz.

15-Rehberle birlikte yürürken baston kullanma tekniklerini gösteriniz.

16-Bastonlu olarak farklı mimari özelliği olan yerlerde (metro ve AVM vb.) kapı geçişleri (döner kapı, turnike vb.) ve yürüme tekniklerini (yürüyen merdiven ve zeminler, klavuz ve uyarıcı zemin takipleri vb.) gösteriniz.

17-Farklı ortam ve koşullarda uygulanan farklı baston kullanma tekniklerine örnek veriniz.

 

A-4-ROTA ÖĞRETME:

1-GEB’e uygulanacak, öğretim planına göre kullanılacak materyalleri hazır edip, ortam düzenlemesi ile ilgili işlemleri listeleme yapmak neden önemlidir?

a)Materyalleri hazır edip, ortam düzenlemesiyle ilgili işlemleri listelemek, öğretimde disiplini ve başarıyı sağlar.
b)Öğretim planına göre materyalleri hazır etmeli ancak listelemeye gerek yoktur.

c)GEB için materyal kullanımı zorunludur.

d)Bazı konular, materyal olmadan işlenemez.

e)Ortam düzenlemesine gerek yoktur, her şey doğal haliyle kalmalıdır.

2-Öğretilecek becerilerin amaçlarını gerekçeleri ile açıklar mısınız?

a)Evet açıklarım, istenilen hedeflere ulaşmada bilişsel süreçler önce gelir.

b)Hayır açıklamam, davranışları öğrenmesi yeterlidir.

c)Duruma göre açıklarım.

d)İstenmedikçe açıklanmamalı.

e)Açıklanırsa iyidir, açıklanmasa da olumsuz bir etkisi yoktur.

3-Eğitim verilecek mekanda, çevre güvenliği neden önemlidir?

a)Olabilecek kazalara karşı önlem almak için.

b)Çevrenin güvensiz oluşu, GEB’in bağımsız hareket eğitimi açısından güvenini sarsar.

c)Çevrede olabilecek tehlikelere karşı, örnekleme yöntemiyle paniklemesinin önüne geçilmelidir.

d)Güvensiz ortamlarda, GEB’in, ne tür yöntemlere başvurabileceği açıklanmalıdır.

e)Hepsi doğru

4-Eğitim verilen mekanda, kaynak israfının önlenmesine yönelik tedbirler alır mısınız?

a)Öğretilecek becerilerin amaç ve gerekçelerini açıklarken, kaynakların da nasıl kullanılması konusunda bilgilendiririm.

b)Kullanılan kaynak ve malzemelerin özellikleri hakkında bilgilendiririm.

c)Kaynak israfı, eğitimde süreklilik ve verimliliği olumsuz etkiler.

d)Önleyici tedbirlerin alınmaması, yanlış davranışları pekiştirir.

e)Hepsi doğru.

5-Bir güzergahla ilgili rota analizinde hangisi söylenemez?

a)Güzergah öncesi, kendini konumlandırması gerekir.

b)Kenar takibi yapması gerekir.

c)Klavuz yolları takip etmesi yeterlidir.

d)İşaretleri numaralandırmalıdır.

e)Zihinsel harita oluşturmalıdır.

6-Bir adresle ilgili yön tayini, GEB için nasıl yapılabilir?

a)GEB’in yanlış yöne gitmemesi için, kendi yönüne göre yapılabilir.

b)Pusula yönlerine göre yapılabilir.

c)Kroki üzerinde yapılabilir.

d)Navigasyon kullanarak yapılabilir.

e)Hepsi doğru.

7-GEB’in bağımsız hareket açısından hava koşullarına göre giyinmelerini gerekçeleri ile açıklar mısınız?

a)Hayır açıklamam, kendisi tecrübe etmelidir.

b)GEB için hava koşulları, önemli değildir.

c)Evet açıklarım, hangi hava koşullarında nasıl giyineceğini bilmesi, zor durumda kalmasını engeller.

d)Nasıl rahat ediyorsa, öyle giyinmelidir.

e)Giyim kuşama karışmak, doğru değildir.
8-Farklı hava koşullarına göre baston kullanma ve güvenli yürüyüş teknikleri için hangisi söylenemez?

a)Her türlü hava koşullarında aynı teknikler uygulanır.

b)Rüzgarlı, fırtınamsı havalarda güvenli yürüyüş teknikleri uygulanır.

c)Karlı ve buzlu havalarda güvenli yürüyüş tekniği uygulanır.

d)Yağmurlu havalarda, su birikintilerinden geçişte, güvenli yürüyüş tekniği uygulanır.

e)Karanlık ve sisli havalarda, güvenli yürüyüş teknikleri uygulanır.

9-Taşıt, kavşak, üst geçiş, yaya geçidi, trafik işaret ve sinyallerini farklı ortam ve koşullarda öğretimi neden önemlidir?

a)Her durum ve koşulda, trafikte uygun davranmayı sağlar.

b)Farklı ortam ve koşullarda farklı uygulamalara hazırlıklı olmayı sağlar.

c)Her durumda, tehlikelere karşı tedbirli olmasını sağlar.

d)Farklı durum ve koşullarda en az yardımla, hareket etmeyi sağlar.

e)Hepsi doğru.

10-Trafikteki sesleri iyi analiz edebilmek için, ses eğitimi gerekli midir?

a)Kesinlikle gereklidir.

b)Sesleri iyi analiz etmek, doğru mesafe ve yön tahmini sağlar.

c)Sesleri iyi analiz edememek, özellikle trafikte tehlikeli durumlara yol açar.

d)Sesleri ve yankılarını iyi analiz etmek, tehlikelerden önce önlem alma refleksini geliştirir.

e)Hepsi doğru.

11-“Trafikteki tehlikelerden korunmayı örneklerle göstermek, doğru bir yöntemdir” ifadesi için hangisi söylenemez?

a)Örnekleme yöntemi, GEB’in tehlikelere karşı reflekslerini de geliştirir.

b)Örnekleme yapmak, tehlikeler karşısında, panik olmasını engeller.

c)Örnekleme yöntemi, problem çözme yeteneğini geliştirir.

d)Örnekler de tehlikeli olabileceğinden doğru bir yöntem değildir.

e)Örnekleme yapmak, öğretimde etkin bir yöntemdir.

12-“Adres ve yön tarifi GEB’e nasıl yapılmalıdır?

a)Kabartma haritalar yardımıyla yapılmalıdır.

b)Kroki üzerinde anlatılmalıdır.

c)Kendi yönüne göre yapılmalıdır.

d)İşaret ve numaralandırma sistemine göre yapılmalıdır.

e)Hepsi doğru.

13-“GEB’in hava koşullarına uygun giyinmesi…….”, ifadesini en doğru seçenekle tamamlayınız.

a)İyi görünmesini sağlar.

b)Başkalarının takdirini alır.

c)Bağımsız hareket etmesini sağlar.

d)Mutlu olmasını sağlar.

e)Hiçbiri

14-Park etmiş araçların arkasından çıkarken…………”, ifadesini tamamlayınız.

a)Aracın hemen arkasından kenara gelmemeliyiz.

b)Durup, dinleyip, uygun zamanda, aracı takip ederek yürümeliyiz.

c)Çok hızlı çıkmalıyız.

d)Yavaş yürümeliyiz.

e)Aracı temas etmeden yürümeliyiz.

15-Kavşak geçişlerinde geçiş noktası……..yerdir”, ifadesini tamamlayınız.

a)Kavşağın ortası olan

b)Kavşaktaki en sessiz olan

c)Kavşağın sağındaki

d)Kenarın düzeldiği ve ya varsa uyarıcı zeminin olduğu

e) Kenarın dönmeye başladığı ilk

16-Sesli trafik işaretlerinin olduğu yerlerde………….. geçmeliyiz”, ifadesini tamamlayınız.

a)”Geçebilirsiniz” dedikten  hemen sonra

b)”Geçebilirsiniz” dedikten sonra araçların durmasını bekleyip

c)Yanımızdaki insanlar geçiyorsa

d)Herkes geçtikten sonra

e)Tek başımıza

17-Yaya geçidinin olmadığı yerlerde ne yapmalıyız?

a)Geçemiyorsak, gören birisinden yardım almalıyız.

b)Üst geçit varsa onu kullanmalıyız.

c)En uygun yere ilerleyip, trafiği dinleyerek

d)Geçemiyorsak yardım gelinceye kadar beklemek

e)Hepsi doğru.

18-Trafik kazalarına karşı her zaman ……….”, ifadesini en doğru seçenekle tamamlayınız.

a)Yanımızda yara bandı bulundurmalıyız.

b)Yüksek kolda yürümeliyiz.

c)Güvenli yürüyüş tekniklerini uygulayarak önlem almalıyız.

d)Kimliğimiz yanımızda olmalıdır.

e)Kılavuz yolları takip etmeliyiz.

19-Yol içinden yürümek zorunda kalındığında, nelere dikkat etmeliyiz?

a)Tehlike anında kaldırıma çıkmaya

b)Otobüs, kamyon, iş makinesi gibi büyük ve uzun araçlara

c)Trafiğin yoğunluğuna

d)Kenardan uzaklaşmamaya

e)Hepsi doğru

20-“Yan yol geçişlerinde köşelerden………..”, ifadesini en doğru seçenekle tamamlayınız.

a)4-5 adım içeri girip, dinleyip en uygun zamanda geçmeliyiz..

b)Onbeş metre uzaklaşmalıyız.

c)Çok çabuk geçmeliyiz.

d)Uzaklaşmadan geçmeliyiz.

e) Köşelere geçmeliyiz.

A-4 AÇIK UÇLU SORULAR:

 1-Rota analizinde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir, kısaca açıklayınız.

2-GEB’in hava koşullarına uygun giyinmesinin önemini kısaca açıklayınız.

3-Farklı ortam ve hava koşullarında uygun güvenli yürüyüş tekniklerini uygulamanın önemini gerekçeleri ile açıklayınız.

4-Trafikte dinleme yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli hususlar nelerdir?

5-Karşıdan karşıya geçişlerde, geçiş noktalarını belirlemenin ve trafiğe paralel yürümenin önemini kısaca açıklayınız.

6-Trafikte engelleri geçerken nelere dikkat etmeliyiz, kısaca açıklayınız.

 BECERİ VE YETKİNLİKLER (P-1)

1-Eğitime başlamadan önce, ne tür materyalleri hazır hale getirirsiniz?

2-Eğitime başlamadan önce, eğitim yapılacak mekanın İSG ve kalite standartlarına uygun olmasının gerekçeleri nelerdir?

3-Eğitime özel acil durum, kural ve yöntemlerine göre gerekli önlemleri nasıl alırsınız?

4-Güvenli rota takibinde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

5-Farklı ortamlarla ilgili bilgilendirmede kabartma harita, kroki ve planların eğitimdeki önemini nasıl açıklarsınız?

6-Farklı taşıtları güvenli bir biçimde kullanmada, dikkat edilecek hususlar nelerdir?

7-Trafikte karşılaşılan farklı durumlar (yan yol geçişi, farklı kavşak geçişleri, bölünmüş ya da bölünmemiş yollar, sesli sinyaller vb.) karşısında nasıl hareket edileceğini birer örnekle gösteriniz.

PERFORMANS SORULARI: (Pratik sınav)

1-Rehberli hareketlerden; doğru rehber tutuşu, yanlış rehber tutuşlarının düzeltilmesi, dar geçit, taraf değiştirme, merdiven inip – çıkma, kapı açıp – kapama davranışlarını gösteriniz.

2-Rehbersiz hareketlerden; yüksek kol, alçak kol ve duvar takibini hangi durumda nasıl uygularsınız.

3-Çapraz bastonla yürüme ve merdiven inip çıkmayı gösteriniz.

4-Sarkaç bastonda klavuz yol, kaldırım üstü ve yol içi kenar takibi ile karşıdan karşıya geçişi teknikleri uygulayarak gösteriniz.

5-Kavşak geçişini tekniklere uygun olarak gösteriniz.

6-Bina içi çapraz bastonla verilen adresi, rota takibi yaparak bulunuz.

7-Sarkaç baston yaparak, verilen rotayı uygulayınız.

A-1 CEVAP ANAHTARI:

1- a 2- e 3- d 4- e 5- c 6- c 7- a 8- b 9-e 10-e  11-e 12-a 13-e14-c15-a16-a17-d18-b19-e20-b

A-2 CEVAP ANAHTARI:

1-b 2-d 3-c 4-e 5-e 6-a 7-e 8-e 9-b 10-e  11-a 12-c 13-e14-b15-a16-c17-c18-e19-b20-b

A-3 CEVAP ANAHTARI:

1-e 2-b 3-a 4-e 5-c 6-e 7-a 8-e 9-b 10-b  11-a 12-e 13-c 14-e15-e16-a17-c18-e19-a20-e

A-4 CEVAP ANAHTARI:

1-a 2-a 3-e 4-e 5-c 6-e 7c -8-a 9-e 10-e  11-d 12-e13-e14-b15-d16-b17-e18-c19-e20-a

ATEİZM

Çarşamba, Nisan 5th, 2017

– Din kitaplarını okuyup anlayana “ateist”, okuyup anlamayana “dindar”, hem okumayıp hem de anlamayana “yobaz” denir.

Nicola Tesla

– Din, sıradan insanları sessiz tutmak için mükemmel bir araçtır.

Napolyon

 – Dünyada iki çeşit insan var: Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar.

– Abu’l-AlaAl-Ma’arri

****

Kılavuz, öğrencisine bütün izleri göstermeli ama gideceği yolu seçmemelidir.

– Bana yalan söylemiş olman değil, artık sana inanmamam sarsıyor beni.

Tanrı olamaz, eğer tanrı varsa, ben tanrı olmamayı kabul edemem.

Şimşeklerle düşündüm, fırtınayla yazdım, kendi ateşimde yandım.

– Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumda seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama, hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir!”

Kimine göre yalnızlık, hasta kişinin kaçışıdır; kimine göre de, hasta kişilerden kaçıştır.

– İnsan en acımasız hayvandır. Trajedilerde, boğa güreşlerinde ve haça germelerde şu güne kadar kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi için cehennemi icat ettiğinde, sıkı durun, bu aslında en iyi cennetiydi.

Tanrı var olamaz çünkü, var olsaydı onun ben olmadığıma inanamazdım.

Ruhunda sukunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidirler. Ama hakikatın peşindeki insanlar iç huzurundan feragat etmeli ve yaşamlarını bu sorgulamaya adamak; kendisi ve hayatla yüz yüze gelmekten korkmamak zorundadır.

İman, gerçeği bilmek istememektir.

– “İnsanı yaratmak mı” tanrının büyük hatası; “tanrıyı yaratmak mı” insanın büyük hatası?

– Her dakika övülmek isteyen bir Tanrıya inanamam.

Gerçeğin düşmanı, tabular ve inançlardır.
Friedrich Nietzsche

 ******

 – Din, insanın alt üst olmuş, kendi hayal gücüyle yarattığı var olmayan yaratıkların korkusuyla, insanın yargılama yeteneğini yok ederek, bütün akli yeteneklerini kaybettirdi ve insanı en sefil, acınası köle haline getirdi.

 — Robert Owen

 – Bilim adamlarının kesinliği yok ama delilleri var. Yaratılışçıların delilleri yok ama kesinliği var!

 – Ashley Montagu

 – Tarihte hiçbir din, hiçbir dönemde rasyonel bir temele sahip olmadı. Din, yardım olmadan bilinmeyenle başa çıkamayacak kadar zayıf insanların koltuk değneğidir.

  -Robert Heinlein

 ***

– En başta, ilâhiyatın ilâhî zorbalığına, Tanrı’nın hayaline, başkaldırmak gerekir. Gökyüzünde bir efendimiz bulunduğu sürece, yeryüzünde kölelikten kurtulamayız.

Eğer Tanrı gerçekten varsa, onu yok etmemiz gerekir.

– Şeytan, ilk özgür düşünürdür.

– Mikhail Bakhunin

 ***

– Dindar insanlar, tanrılarının sevgisi veya dinlerinin emirlerinin güzelliği hakkında ne söylerse söylesin, eğer davranışları başkalarına karşı yıkıcıysa ve şiddet doluysa, eğer başkalarına acı çektiriyorsa, biliniz ki o din yozlaşmıştır ve reform ciddi bir şekilde gereklidir.

– Charles Kimball

– Dini inançlar, insanlık tarihi boyuncu güçlü bir negatif güç oldu. Çok acı çektirip, sorun çıkardılar ve ilerlemek, gelişmek, özgürleşmek isteyen insanların yoluna çıktılar.

– A. C. Grayling

 *****

– Din . . . temel olarak korkuya dayanır … bilinmeye karşı duyulan korku, yenilgi korkusu, ölüm korkusu. Korku her acımasızlığın anasıdır ve o yüzden acımasızlık ve dinin el ele gitmesine şaşılmamalı. Benim din hakkındaki görüşüm Lucretius’la aynı. Onu korkudan doğan bir hastalık ve insan ırkına büyük bir mutsuzluk kaynağı olarak görüyorum.

– Vatanseverlik, boş sebepler için ölmeye ve öldürmeye gönüllü olmaktır.

– “Günümüzde, dünyadaki temel sorun, aptalların kendilerinden son derece emin, akıllıların ise devamlı şüphe içinde olmalarıdır.”

– “İnsan kolay inanan bir canlıdır. Bir şeylere inanmak zorundadır. İnanmak için iyi bir sebep bulamadığında, elindeki kötü sebeplerle yetinir.”

– Bilim bize öğretebilir ve sanırım kendi kalplerimiz de bize artık etrafta hayali destekler aramamamızı, göklerde müttefikler yaratmamamızı ama bunun yerine bu dünyayı, kilisenin yüzlerce yıldır yaptığı yer yerine, yaşamak için uygun bir yer haline getirmek amacıyla kendi çabalarımızı kullanmamız gerektiğini artık öğretebilir.

– Kollektif korku, “sürü psikolojisini” arttırır ve bu sürüye ait olmadığı düşünülenlere karşı şiddet yaratır.
Bertrand Russell

 *****

– Din ve milliyetçilik, bunların yanında gelenekler ve ne kadar saçma olursa olsun herhangi bir inanç, sadece bireyi diğer insanlara bağlar ve bütün insanların en çok korktuğu şeyden kaçıştır: yalnızlıktan.

– Erich Fromm

– Evrenin sırlarının kabul edilebilir bir açıklamasının olmaması, bir tane yaratmamızı gerektirmez.

– J. Benbasset

 “Din, sıradan basit insanlar için gerçek, aydınlar için saçma, iktidarlar içinse kullanışlıdır.”
  – Seneca

– İnanmak, düşünmekten kolay. Bu yüzden, düşünenden çok inanan var.

– Bruce Calvert

– Eğer Tanrı konuştuysa, niye herkes ikna olmadı?

 Percy Bysshe Shelley

– Bilginin kısa yolu olduğu iddia edilen iman, sadece aklı yok etmenin kısa yoludur.

Ayn Rand

 – Din, kendilerinin de zarar görebileceği kötü eylemleri yapan insanlara rasyonel bir taban ve teşvik sağlar. Din basitleştirir, din insanı şeytanlaştırır. Din insanlık dışı davranışları teşvik eder. Din gerçeğin ötesinde umutlar vadeder. Yüksek oranda dine maruz kalmış iyi bir insan, iyi niyetle, kendisinin öteki dünyadaki kurtuluşu ve tanrısının büyük zaferi için başka insanları öldürebilir.

– Kenneth Humphreys

 *****

– Bir insanın ahlaki davranışları, anlayışa, eğitime ve sosyal bağlara dayanmalıdır. Hiçbir dini temel gerekmez. İnsan, eğer ölümden sonra ceza korkusuyla ve ödül umuduyla kontrol altına alınmak zorundaysa, şüphesiz kötü bir yoldadır.

  Ben Spinoza’nın Tanrısına inanıyorum. Kendisini tüm varlıkların uyumluluğunda gösteren tanrıya inanıyorum; insanın yazgısı ve eylemleri ile ilgilenen tanrıya değil.

– Eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ya da ödüllendirileceğini umut ettikleri için iyi kalplilerse, o halde gerçekten çok acınacak haldeyiz

– Yarattıklarını cezalandıran ve ödüllendiren ya da bizim yaşayacağımız bir irade türüne sahip bir tanrı düşünemiyorum. Bedensel ölümden sonra kişinin yaşamını sürdürdüğüne ne inanırım, ne de inanacağım…

Bedenden bağımsız bir ruh fikri, anlamsız ve boştur.
Albert Einstein–

 *******

– Korku beyni felce uğratır. İlerleme cesaretten doğar. Korku inanır, cesaret şüphe eder. Korku yere düşer ve dua eder. Cesaret ayakta durur ve düşünür. Korku kaçar, cesaret ilerler.

Korku barbarlıktır, cesaret uygarlık. Korku tanrılara, şeytanlara, ruhlara inanır. Korku dindir, cesaret bilim.

İncilin etkisi, okuyan kişinin cahilliği ile doğru orantılıdır.

– İnsanlar gökte bir diktatöre taparken dünyada çok az özgürlük olabilir.

– Büyük Angelo’nun, bir kiliseyi dekore ederken, terlik giymiş birkaç melek çizdiği söylenir. Bir kardinal, resme bakıp sanatçıya sormuş: “Kim şu güne kadar terlikli melek görmüş?” Angelo, başka bir soruyla cevap vermiş: “Kim şu güne kadar çıplak ayaklı melek görmüş?”

Robert ingersoll

 *******

 – Ahlak, size ne söylenirse söylensin doğru olanı; din, doğru ne olursa olsun, size söyleneni yapmaktır.

– İnsanın, laneti ve neredeyse yaşadığı tüm trajedilerin sebebi, onun muazzam, inanılmaza inanabilme kapasitesidir.

Bana öyle görünüyor ki herkesin bilinen tüm dinlerden ayrılma görevlerini yerine getirmenin zamanı geldi.
John Stuart Mill

 ******

– Tanrı ve kul arasına neden peygamber ve kitap girsin ki, kul Tanrısını kendi bulmalı…
Martin Luther

Ben bir ateistim ve eğer bir gün tanrıya inandığımı söylediğimi duyarsanız ciddiye almayın. Bunamışımdır.
Aziz Nesin

Hiç bir şey bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar. Şu cahillere bak, dünyaya egemen onlar. Onlardan değilsen eğer, sana kâfir derler. Onlara aldırma Hayyam, yoluna devam et.
Ömer Hayyam

– Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa, belki o zaman ona umut besleyebiliriz.

– Dinler ateşböcekleri gibidir: Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar. Tüm dinlerin koşulu yaygın olan belirli bir derecede cehalettir ki sadece bu havada yaşayabilirler ancak.
Arthur Schopenhauer

 ***

Yaşamanın tadını çıkarmaktan korkana, “aptal” derim.

– Hayat bir şey değildir. İtinayla yaşayınız.
Albert Camus

 ***

Milliyetçilik, vatanseverlik ve din osuruk gibidirler. Herkes kendisininkinin iyi, kendisinden başka herkesinkinin kötü koktuğunu sanır.
Piotr Alekseyeviç Kropotkin

– Bir adam bir nehirin öteki tarafında yaşıyor ve onun lideri, benim liderimle kavga etti diye, biz aramızda kavga etmediğimiz halde, kalkıp birbirimizi öldürmeye kalkışmamızdan daha aptalca bir şey olabilir mi?
Blaise Pascal

Siperlerde, ateist olmaz.
Peder William Thomas Cummings

“Tanrı, zalim olan; Tanrı, intikamcı olan; Tanrı, kıskanç olan; Tanrı, soykırımcı olan onun tek özrü var olmaması, olabilir.”
Stendhal

***

– Sana göre ben bir ateistim; Tanrıya göre, soylu muhalif.

– Var olmayan yalnızca Tanrı da değil, bir de hafta sonları tesisatçı bulmaya çalışın bakalım.
Woody Allen

****

Din kemoterapi gibidir, bir sorunu çözebilir, ama arkasından bir milyon tane daha yaratabilir.
John Bledsoe

***

– Daha dün iman esasları olarak kabul ettiğimiz birçok şeyi bugün fabl diye anlatıyoruz.

– Ey Aptal insan! Daha bir solucan bile yapamayan ama Tanrıları düzinelerce yapan!
Michel Montaigne

***

İnsanlığın en büyük trajedilerinden biri din tarafından vicdanlarının yoldan çıkarılmasıdır.
Arthur C. Clarke

Din, yaygın görülen, bir tür ruh hastalığıdır.
Sigmund Freud

– Kuzey İrlandalılara ateist olduğum söylendiği zaman dinleyicilerden yaşlı bir kadın ayağa kalkıp sordu: Tamam ama inanmadığınız Katoliklerin Tanrısı mı yoksa Protestanların Tanrısı mı?
Quentin Crisp

 ****

– Herhangi bir hükümet için en tehlikeli insan, olayları, egemen tabuları ve yanlış inançları umursamadan düşünebilen insandır. Neredeyse kaçınılmaz olarak hükümetin sahtekar, manyak ve tahammül edilemez olduğu sonucuna varır.

– Peki iyi bir vatandaş kimdir? Sadece sıra dışı, hiçbir şey yapmayan, düşünmeyen ve söylemeyen kişidir. Okullar bu tek tipliliği olabilecek en yüksek noktaya çıkarmaları için korunur. Okul çocukların hala genç ve toyken atıldıkları baskı makineleri gibidir; çocuklar orada belirli standartlara preslenirler ve kafalarından topuklarına kadar damga pullarıyla kaplanırlar.

– Din adamları ne yapar? Ortalıktaki beyinsizleri hayali bir cehennemden kurtarabileceğine inandırarak hayatını kazanır. Bu romatizma için yılan-yağı satan bir satıcının yaptığı işten neredeyse farksız bir iş.

– Emirle gelen kahramanlıktan, bilinçli ve bilinçsiz şiddetten, aptalca yurtseverlikten, tüm bunlardan nefret ediyorum. Ben savaşı öylesine tiksindirici ve aşağılayıcı buluyorum ki böyle iğrenç bir eyleme katılmaktansa kendimi yok ederim daha iyi… Benim anlayışıma göre sıradan bir cinayet, savaşta adam öldürmekten daha kötü değildir.

– İman dolu bir insan, basitçe net ve gerçekçi düşünme yeteneğine kaybetmiş (veya hiç sahip olmamış) kişidir. Sadece aptal değildir; aslında hastadır. Daha da kötüsü tedavi edilemez.

– Henry Mencken

 ****

Kanıt gösterilmeden yapılmış bir iddiayı çürütmek için, kanıta ihtiyaç yoktur.
Christopher Hitchens

İsa’nın masalları bizim için çok kârlı oldu.
Papa 5. Leo

“Oy vermek”, bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı.
Emma Goldman

Sizi tanımıyorum! Sizin yasalarınızı, nizamınızı, kuvvete dayanan yetkinizi tanımıyorum! Bu yüzden asın beni! (1870-1887)
Louis Lingg

****

– Ne zaman kendinizi çoğunlukla aynı tarafta bulursanız, durup düşünmenin zamanıdır.

– Benim inanmadığım bir dine, inananları kafir saymanın rahatlığı, beni de kendi dinimi sorgulamaya götürdü.

“Gelişmiş toplumlar dindar oldukları için değil, dine rağmen gelişmiştir.”
Mark Twain

*****

– Önce sizi umursamazlar, sonra size gülerler, sonra sizinle kavga ederler, sonra siz kazanırsınız.

– Bu dünyada öylesi aç yaşayan insanlar var ki, Tanrı onlara ancak bir somun ekmek suretinde görünebilir.
Mahatma Gandhi

****

 – Komik olan şudur ki; bir kişi çıkıp, “öldükten sonra cennette gideceksiniz” dediğinde bunu duyanlar, hayatları pahasına bu hayali kovalar. Fakat benim gibi birisi gelip, “neden kendi dünyamızı cennete çevirmiyoruz” dediğinde, ona deli muamelesi yaparlar.
Ersun Seyhan 

Düşmanlarınızı sevin çünkü, kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir.
Benjamin Franklin

Dünyada bilinen tüm tanrısal inançları inceledim, hepsi masallara ve mitolojilere dayanıyor.
Thomas Jefferson

Böyle bir tanrı varken, şeytana ne gerek var?
Robert M. Price

Herşeye gücü yeten Tanrı’nın neden Şeytan’ı yaratmasına ve daha sonra da onunla mücadele edilmesine gerek var ki? Bana göre dinler çelişkilerle dolu ve benim mantığıma aykırı.
Gene Roddenberry

   *****

Din ve mantık kadar birbiriyle çelişen başka iki şey yoktur.
– Her köyde bir meşale olur, o öğretmendir ve her köyde bir söndürücü olur, o papazdır.
– İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.

Eğer Tanrı gerçekten yoksa, onu yaratmamız gerekir.

– Cennet, olduğum yerdir.

Sizi saçmalıklara inandırabilenler, size katliam yaptırabilirler.
Voltaire

 ****

Din alışkanlığı, düşünmekten kaçmanın kolay yoludur.
Peter Ustinov

Bilinmeyen bir şeyi, bilinenlerle açıklamak mantıksal yordamadır. Bilinen bir şeyi, bilinmeyenlerle açıklamak ise teolojik tuhaflıktır.
David Brooks

Din insanın ciddiyetine ve saygınlığına bir hakarettir. Onunla veya onsuz, iyi insanlar iyi işler, kötü insanlar kötü işler yapabilirler. Ama iyi insanlara kötü işler yaptırmak dinin işidir.
Steven Weinberg

 *****

– Din, saçmalıktır.

– Amerika’da, devlet okullarında hiçbir dinin öğretilmesi gerektiğine inanmıyorum.
Thomas Edison

 *****

 – Din, gerçek sefaletin ifadesi, gerçek sefalete karşı protesto, ezilen yaratıkların iç geçirmesi, kalpsiz bir dünyanın duygusu, ruhsuz koşulların ruhu… İnsanların afyonudur.

– “Her kim için dünya, nedensiz olarak görünüyorsa ve bu yüzden, onun kendisi de nedensiz olarak var oluyorsa, işte onun için Tanrı mevcuttur.”
Karl Marx

******

“Eğer Tanrı konuştuysa, niye herkes ikna olmadı?”
Percy Bysshe Shelley

Kişi incelerse imanın her savunuluşunda mantığa bir saldırı bulur. İmanı kucaklamak, aklı terk etmektir.
George Smith

Hatalı insanları yaratıp, sonra onları kendi hataları yüzünden suçlayan her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir Tanrı hikayesinin mantığını sorgulamamız gerekir.
Gene Roddenberry

– Dünyadaki bütün dinler içinde, esrarengiz bir rastlantıyı görüyoruz: ezici bir çoğunluk sadece ailesinin ait olduğu dini seçiyor. En iyi delile, en iyi mucizelere, en iyi ahlaki yapıya, en iyi ibadethaneye, en iyi müziğe sahip olanı değil: iş tezgahdaki dinlerden bir tanesini seçmeye gelince, dinlerin potansiyel erdemleri, aile etkisinin yanında hiçbir şey ifade etmiyor. Bu açık bir gerçek ve kimse de inkar edemez. Ama bunun nedensiz doğasını çok iyi bilen biri, bir şekilde dinine sıkıca bağlanıyor, hem de öyle bir fanatiklikle ki, başka bir dine inananı öldürmeye hazır olarak.
Richard Dawkins

Bilimde sıklıkla bir bilim adamı “Evet, bu gerçekten güzel bir argüman, ben hatalıyım” deyip sonra kendi fikrini değiştirir ve eski fikrini ondan bir daha asla duyamazsınız. Bilim adamları bunu gerçekten yapar. Olması gerektiği kadar sık olmaz, çünkü bilim adamları da insan ve değişim bazen acı çektiricidir. Ama her gün olur. Bunun gibi bir şeyin siyasette veya dinde en son ne zaman gerçekleştiğini hatırlamıyorum.
Carl Sagan

Ahlak, size ne söylenirse söylensin doğru olanı; din, doğru ne olursa olsun, size söyleneni yapmaktır.
Anonim

Bir zamanlar dünyayı din yönetiyordu. Şimdi o zamanlara “Karanlık Çağlar” deniyor.
Ruth Hurmence Green

Irkımızın en uygar kesiminde din inancının kaybolması, çocukluktan olgunluğa doğru atılan bir adım.
Charles Eliot Norton

İnsanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar.
Jül Sezar

   ****

 – “Tanrı kötülüğü durdurmak istiyor da gücü mü yetmiyor, o zaman her şeye gücü yeten değil.
Gücü yetiyor da durdurmak mı istemiyor, o zaman kötü niyetli.
Hem gücü yetiyor hem de durdurmak mı istiyor, o zaman kötülük nerden çıktı?
Hem gücü yetmiyor hem de durdurmak istemiyor mu, o zaman ona neden Tanrı diyoruz?”

Gerçek kafir, kitlelerin tapındıkları tanrıları inkar eden değil; asıl, kitlelerin inandıkları tanrıları doğrulayan kişidir.
Epikuros

********

– Bir şeye anlam veremiyor olmak, tanrının kanıtı değildir. Anlayış eksikliğinin kanıtıdır.

   Lawrence Krauss

Düzgün okunduğunda İncil, ateizm için en büyük güçtür.
Isaac Asimov

Aydınlatan tek kilise, yanan bir kilisedir.
Buenaventura Durruti

Bilim tanrıyı yok saymıyor daha iyisini yapıyor; onu gereksiz kılıyor.
P.Lafargue

Eğer Tanrının yokluğunda, “hırsızlık, tecavüz ve cinayet suçlarını işleyeceğinizi” onaylıyorsanız, ahlaksız bir insan olduğunuzu ifşa etmiş olursunuz ‘ ve sizi gördüğümüzde yönümüzü değiştirmemiz konusunda oldukça tedbirli davranırız. Diğer yandan, eğer ilahi gözetim altında değilken dahi iyi bir insan olmayı sürdüreceğinizi söylerseniz, Tanrının varlığının iyi bireyler olmamız için zorunlu olduğu iddianızı kaçınılmazca sarsmış olursunuz.
Michael Shermer ( İyi ve Kötünün Bilimselliği)

Tanrı her şeydir ve her şey Tanrıdır.
Spinoza

 “Başkalarının zavallılığına bakıp kendi haline şükredenlerden tiksiniyorum.”
Dostoyevski

– Tanrı’ya itaat ettiğimizi sanırken aslında insanlara itaat ediyoruz
Albert Caroco (Kaos’ın Kutsal Kitabı)

– “Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.”
Anatole France

 “Kesin bilgi ancak çok az bildiğimiz zaman mümkündür. Bilgi miktarımız arttığında şüphemiz de artar.”
Goethe

“Eğer bir insan kesin bilgiden yola çıkarsa, şüphelere ulaşır. Şüpheden başlamayı becerebildiğinde ise, kesin bilgiye ulaşır.”
Sir Francis Bacon

  ***

“İnançlı bir insanın şüpheci bir insandan daha mutlu olması, sarhoş bir insanın ayık birinden daha mutlu olmasından farklı değildir.”

“Toplum için tehlikeli olan, inançsızlık değil, inançtır.”
George Bernard Shaw

  ****

 “Epiküros’ un sorduğu sorular hala cevaplanmamıştır: Tanrılık kötülüğü ortadan kaldırmayı istiyor mu, yoksa buna gücü mü yok? Gücü var da niyeti mi yok? O zaman kötü niyetli midir? Tanrı kötülüğü kaldırmak için hem güce sahiptir hem de istekli midir? O zaman kötülük niye vardır?”
David Hume

“Tanrı dünyamızdan kötülükleri ya atmak istiyor da atamıyor, ya atabilir ama atmak istemiyor, ya ne atabiliyor ve atmak istiyor.”
Papaz Lactantius

“ATEİST CANAVAR” adlı siteden alınmıştır.

***********

***********

 DEİZM  (SÖZCÜ GAZETESİNDEN)

 Diğer bir adı “Yaradancılık” olan deizm, temelde tüm dinleri reddeder ve tek tanrıya inanır. Dinsel bilgiye akıl yoluyla ulaşılabileceğini savunur. Vahiy gibi konular reddeder. Tanrı dünya hayatına ve evrene müdahale etmez.

  DEİZM: AKIL YOLUYLA KAVRANAN TANRI

İnanışın tanımlanmasında kullanılan doğal din ya da doğal inanç kavramları, hiçbir aracı olmaksızın sadece akıl yoluyla kavranabilecek yalın bir Tanrı inancını belirtir. Bu inancı benimseyen kişiye “Deist” denir. Terim Lâtince Tanrı anlamındaki “Déus” sözcüğünden türetilmiş ve özgür düşüncelilerin Tanrı inancını belirtmede kullanılmıştır.

 “İNSANLARA AKIL VEREN TANRI”

 Evreni yaratan, işleyişi için doğa kanunlarını koyan, ayrıca insanlığa ve evrene müdahalede bulunmayan; doğruları keşfetmeleri için insanlara akıl veren bir Tanrıya duyulan inanç, deizmi ifade etmektedir. Deistler genellikle bu doğrultuda evreni Tanrı tarafından tasarlanan, hareketi başlatılan; dışarıdan müdahale olmadan, doğa kanunlarına uygun şekilde işleyen bir bütünlük olarak görme eğilimindedir.

 Kehanetlerin, mucizelerin, dinsel dogmaların, demagojilerin ve kaynağı ilahi ilan edilen dinlerin reddinden dolayı peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günâh, ibâdet, dua, vahiy, melek, cin, şeytan, cennet, cehennem, ahiret ve kader gibi kavramların bu inanışta yeri yoktur. Belirli bir öncüsü, merkezi bulunmaması sebebiyle deizmde ihtiyaç duyulan tek şey, sağduyulu olmak ve her şeyi akıl süzgecinden geçirmektir.

 EVRİM OLABİLİR DE OLMAYABİLİR DE…

 Deizmin temel inançları dışında bazı deistler. ölümden sonra yaşama veya reenkarnasyona inanabilir. Bununla birlikte deistlerin ruhun ölümsüzlüğüne dair inançları hayli çeşitlidir. Ruhların, Tanrı tarafından ölümden önceki hayatlarındaki davranışlarına göre ödüllendirileceğine ya da cezalandırılacağına veya sadece ruhun ölümsüzlüğüne inanan, ruhun ölümsüzlüğü konusunda agnostik yaklaşım sergileyen ve ruhun ölümsüz olmadığını düşünen deistler vardır.

 Deist yazarlar Yüce Varlık, İlahi Saatçi, Evrenin Büyük Mimarı ve Doğanın Tanrısı gibi ifadeler kullanarak çeşitli şekillerde Tanrıya atıfta bulunmuştur.

 Deizm, evrim teorisine karşı değildir. Deizme göre insan, Tanrı’nın oluşturduğu kurallar çerçevesinde, daha ilkel canlıların evrimleşmesi sonucu oluşmuş olabilir. Bir Yaratıcıya inanmak, o Yaratıcının, insanı aşama geçirmeksizin bir anda yarattığı fikrine inanmayı gerektirmez.

 Evrim teorisine karşı ortaya atılan “akıllı tasarım” görüşü, deizmde bulunmak zorunda değildir.

S. FREUD

Pazartesi, Ekim 3rd, 2016

– İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi ve sevmemeyi öğrenirler. Bu gerçekleştiğinde, artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların “tecrübe” dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insana, “tecrübeli” denir.

-Evrendeki en büyük gösteri, sen aklını keşfettiğin an başlar.

– Özür dilemek, sizin haksız olduğunuz manasına gelmez. Karşınızdaki insana verdiğiniz değerin, egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.

– Birine duyduğunuz sevgi ve kızgınlık, doğru orantılıdır. En çok sevdiğiniz insana, herkesten çok sinirlenirsiniz.

– Mutluluk dediğimiz şey, yoğun bir şekilde bastırılmış ve engellenmiş olan ihtiyaçların kısa süreliğine tatmin edilmesinden başka bir şey değildir.

– Yaşamın amacı, ölümdür.

– Köpekler arkadaşlarını sever, düşmanlarını ısırırlar. İnsanlar ise tamamen farklıdır: Saf ve karşılıksız sevgiyi beceremezler. Kişisel ilişkilerindeyse, sevgi ve nefreti karıştırıp dururlar.

– Vicdan dediğimiz şey, içimizde alevlenen belli bir arzunun, dış dünya tarafından reddedildiğinin, iç dünyamız tarafından algılanmasıdır.

– İnsanların çoğu, özgürlüğü gerçekten istemezler. Çünkü özgürlük, sorumluluk gerektirir ve insanların çoğu da bundan korkar.

– Özgürlük insanlara medeniyetin bir armağanı değildir. Hiç medeniyet yokken insanoğlu çok daha özgürdür.

– Ruhunun derinliklerine in ve ilk önce kendini tanımayı öğren. Bunu yaptıktan sonra, bu hastalığa neden yakalandığını anlayacak ve belki de bir daha hastalanmayacaksın.

– Güçsüz olduğumuz noktayı kabullenerek, kendimizi güçlü kılabiliriz.

– Yetişkinlik, ergenliğin bir fantezisidir.

– İnsan, doğuştan antisosyaldir. Toplum, fizyolojik ihtiyaçlarını karşıladığı oranda sosyalleşir.

KISSADAN / 4

Çarşamba, Ekim 8th, 2014

 HACI ÖKKEŞ

Maraş ve yöresinde “Ökkeş” ismi çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Trafikte kimlik kontrolü yapan polis, bir minübüsü durdurup ve kimliklerine bakar. Polis kime baktıysa ismi “Ökkeş”tir. Bunun üzerine, “ismi Ökkeş olanlar, aşağı insin” der. Herkes iner, sadece bir kişi kalır.

Polis, “sizin isminiz ne?” diye sorar. Yaşlıca olan adam, “Hacı Ökkeş” der. Polis kimliğine bakar ve “sadece Ökkeş yazıyor” der.

Yaşlı amca, “geçen yıl hacca gitmiştim” der.

  ÜNLÜ ŞAİRİN TUTTUĞU TAKIM

Ünlü bir şairimize, “hangi takımı tutuyorsunuz?” diye sormuşlar. O da “ben kendimi bildim bileli kendi takımımı tutarım” demiş. Bu kez eşine, “siz hangi takımı tutuyorsunuz?” diye sormuşlar. O da “evlendiğimizden günden beri, eşimin takımını tutuyorum” demiş.

Aynı şairimizin, içkiye düşkünlüğü bilinen bir gerçektir. Her gün dört şişe şarap, dört paket sigara ve bir oksijen tüpü sipariş ettiği söylenir. Nitekim ölümü de siroz ve bademcik kanserinden olmuştur. Kendisine de yaşamı itibariyle, ancak böylesi bir illetin uygun düştüğünü belirtmiştir.

Sağlığı kötü olduğundan eşi, içki içmemesi için büyük uğraş vermektedir. Bir gün felsefe hocası Salim Bey, röportaj için evine gider. Eşi, “sakın bir şeyler içmesin” diye tembihler ve çıkar. Ancak zaman ilerledikçe şair, eşinin yokluğundan istifade, şişeleri birer birer devirmeye, galiz küfürler de havada uçmaya başlar.

Nihayet eşi geldiğinde, bizim şair çoktan kafayı bulmuştur. Eşi, şairin durumunu görünce, başlar bizim hocaya çıkışmaya, “ben size, bir şey içmesine müsaade etmeyin demedim mi?” diye. Salim hoca, ne diyeceğini bilmez bir halde, suç işlemiş çocuklar gibi evden çıkar.

   ORHAN VELİ’NİN SON ÜÇ GÜNÜ

  Orhan Veli, ablası ile sohbet ederken bir sigara yakar. Ablası da onun tiryaki olduğunu bildiği için, “Orhancım sigaranı artık babamın  yanında da iç, o böyle şeylere önem vermez bilirsin” der. Orhan Veli de “olur mu abla ya, yaşlı adamı şu üç günlük ömründe üzmeye gerek var mı?” der.

  Kısacık hayatında iki dünya savaşı gören (1914-1950) bu büyük şairimiz, Ankara’da gece yürürken,  belediyenin açtığı bir çukura düşer ve başından yaralanır. İki gün Ankara’da dinlendikten sonra İstanbul’a gelir ve aynı gün komaya girerek ölür (14 Kasım 1950). Sonradan beyin kanaması geçirdiği anlaşılır.

  Ablası, “babam için söylediği o üç gün, meğerse kendi hayatı içinmiş” der.

   CEMAL SÜREYA VE TOMRİS UYAR

  Cemal Süreya, evine bağlı, evinde olmayı seven,  karısı Tomris Uyar’a da aşık bir adamdır. İşten çıkar çıkmaz evine gelirmiş. Tomris Uyar, o günleri şöyle anlatıyor:

 “Akşamları eve biraz geç gel yahu, bir erkek hiç dolaşmaz mı”, dedim, ertesi gün altıyı çeyrek geçe geldi, sonraki gün altı buçukta, normalde altıda gelirdi. Bir gün toz aldım, bezi silkelemek için pencereden eğildim ki, kapının önünde oturmuş saatin dolmasını bekliyor”.

  Ancak gelin görün ki, bu ilişkiyi bitiren de Cemal Süreya olur. Bu konuyla ilgili de Tomris Uyar şöyle diyor:

 “Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı. Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikayen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim, benim ağzımdan kimse duymayacak, dedi ve doğrusu hiç yazmadı.”

 BİR BİSİKLETTE ÜÇ KİŞİ

Trafik polislerine amirleri, birer koçan ceza makbuzu verip, “bunların hepsi, akşama kadar kesilecek” diye talimat vermişler.

Bizim polislerden biri, koçanın hepsine cezayı yazmış sadece son sayfası kalmış, fakat o son sayfayı yazacak kimseyi bulamıyor. Akşam olmuş, mesai bitmek üzere, yaşlıca bir amca, bisikletle kendisine doğru gelmektedir.

Polis, yaşlı adamı durdurup “merhaba, nereye gidiyorsunuz?” diye sorar. Yaşlı adam da, “vallahi oğul, peygamber önde Rabbim arkamda eve gidiyorum” demiş.

Polis sevinçle, “demek bir bisiklete üç kişi bindiniz” diyerek son ceza makbuzunu da böylece keser.

 ANANINKİNDEN SAAT OLURSA

Adam ve oğlu erkenden tarlaya çalışmaya gidecektir. Adam saati kurmak ister ama karısı, “gerek yok, ben zaten her gün o saatte helâya çıkıyorum” der. İyi o zaman, “uyandığında kaldırırsın” deyip, yatarlar.

Kadıncağız karpuzu fazla kaçırmış olacak ki, her zamankinden daha erken kalkıp, oğluyla kocasını da uyandırır. Baba oğul, çıkınlarını alıp, gün doğmadan yola revan olurlar. Gecenin kör karanlığında düşe kalka giderler. Güneş de bir türlü doğmaz.

Oğlan, “baba ya, güneş şimdiye kadar doğmuş olmalıydı” der. Babası da kaşlarını çatarak, “ ananın şeyinden saat olursa, güneşin ne zaman doğacağını da Allah bilir” der.

 BEY KALK, SAAT ALTI

Karı koca birlerine küsmüş, konuşmuyorlarmış. Adam, yarın için önemli bir işi olduğundan geç kalmak istememektedir. Ancak eşiyle de konuşmadığından, “hanım, beni saat altıda kaldır” diye bir not yazıp, karısının yastığına koyar.

Sabah saat altı olunca, hanımı kalkar ve “bey kalk, saat altı” diye, o da bir not yazıp kocasının yastığına bırakır ve uyumaya devam eder.

  TİMUR’UN FİLLERİ

Timur Anadoluyu fetheddiğinde ordusundaki atların, fillerin bakım ve tımarını yerli halkın yapmasını emreder.

Nasreddin hocanın bölgesine ise bakmaları için bir “fil” verilir. Beş gün on gün derken, yöre halkı fili doyurmakta zorlanmaya başlar. Nasreddin hocaya gelip, “Timur seni dinler, söyle de bu fili bizden alsın” derler. Hoca, “söylerim ama siz de geleceksiniz” der. Köylülerin hoşuna gitmez ama “tamam” derler. Hoca önde, köylüler arkada yola çıkarlar. Hoca, Timur’un otağına yaklaştıkça, köylülerin birer ikişer sıvıştığını görür. Tam çadırın önüne geldiklerinde ise kimsenin kalmadığını görür. Askerler hocayı alıp, yaka paça Timur’un huzuruna çıkarırlar. Timur bütün azametiyle oturduğu yerden gürler, “söyle bakalım hoca efendi, benden ne istiyorsun?”

Hoca, Timur’un hoşuna gitmeyen bir şey söylemesi halinde kellesinin gideceğinden korkarak, “efendim bize bir fil vermiştiniz bakmamız için ama yalnızlıktan olacak bir şey yemiyor, bir fil daha istiyoruz” der.

 NASREDDİN HOCA, TORUN VE EŞEK

Nasreddin hoca küçük torununu eşeğine bindirmiş, pazara gidiyorlarmış. Bunları gören bir adam, “ayıptır yahu, yaşlı adam yürüyor delikanlı çocuk eşeğin üstünde…” Bunun üzerine hoca çocuğu indirip, kendisi eşeğe binip tekrar yola koyulmuşlar.

Biraz yol aldıktan sonra yine bunları gören bir başkası, “ayıptır yahu, parmak kadar çocuk yürüyor, koskoca adam da eşeğin üstünde…” Hoca bakmış olacak gibi değil, çocuğu da eşeğin üzerine alır ve yola koyulurlar. Çok geçmez başka birisi, “insaf yahu, yazık değil mi hayvana, iki kişi birden binmişsiniz…”

Hoca bakmış yine olmuyor, ikisi de eşekten inmiş, onlar önde eşek arkada yürümeye başlamışlar. Çok geçmeden yine bir başkasıyla karşılaşırlar. Adam basmış kahkahayı, “oldu olacak eşeği de sırtınıza alsaydınız bari…”

Nasreddin hoca, “evet yapmadığımız bir o kalmıştı, onu da yaparsak tam olacak” der.

 KIRMIZI BENEKLİ PİNPON TOPU

Babası, ilkokula başlayacak oğluna bir hediye almak için sorar:

– Oğlum, bugüne kadar sana hiç hediye almadım. Söyle sana bir hediye alıyım.

– Al babacığım.

– Ne alıyım oğlum?

Kırmızı benekli pinpon topu al babacığım.

– Ne yapacaksın oğlum?

– Söylemem.

– Söylemezsen almam.

– Almazsan alma.

Aradan zaman geçer, çocuk liseye başlayacaktır. Babası yine sorar:

– Oğlum ne olursun söyle, sana bir hediye alıyım. Bugüne kadar bir şey almamanın ızdırabı içindeyim.

– Tabi, al babacığım.

– Ne alıyım oğlum?

Kırmızı benekli pinpon topu al babacığım.

– Ne yapacaksın oğlum?

– Söylemem.

– Söylemezsen almam.

– Almazsan alma.

Aradan yıllar geçer, çocuk büyümüş üniversiteli olmuştur. Babası yine sorar:

– Oğlum ne olursun, artık söyle sana bir hediye alıyım.

– Al babacığım.

– Ne alıyım oğlum?

Kırmızı benekli pinpon topu al babacığım.

– Ne yapacaksın oğlum?

– Söylemem,

– Söylemezsen almam.

– Almazsan alma.

Aradan yine yıllar geçer, oğlu evlenmek üzeredir, babası ise derin bir keder içinde:

– Oğlum, evlenip bizden ayrılıyorsun ne olur söyle sana bir hediye alıyım, beni de iki kez mutlu etmiş olursun.

– Tabi babacığım al.

– Ne alıyım oğlum?

Kırmızı benekli pinpon topu al babacığım.

– Ne yapacaksın oğlum?

– Söylemem.

– Söylemezsen almam.

– Almazsan alma.

Aradan yine yıllar geçer. Baba, oğluna bir hediye almamanın ızdırabı içinde yaşlanırken, oğlu ise amansız bir hastalığa yakalanmış, ölüm döşeğinde günleri sayılıdır. Babası oğlunun başucunda yine sorar:

– Oğlum, sen hastalıktan ben kahırdan ölmeden söyle, şu dünya gözüyle sana bir hediye alıyım. Oğlu ter içinde:

– Al babacığım.

– Ne alıyım oğlum?

Kırmızı benekli pinpon topu al babacığım.

– Ne yapacaksın oğlum.

– Söylemem.

– Söylemezsen almam.

– Almazsan alma.

Aradan üç beş gün geçer, oğlu iyice ağırlaşmış artık son saatleridir. Baba büyük bir kahırla gözyaşları içinde, oğlunu öper ve yine sorar:

– Oğlum, belki bir daha hiç şansımız olmayacak, ne olursun söyle sana bir hediye alıyım.

Oğlu inleyerek konuşmaktadır:

– Al babacığım.

– Ne alıyım oğlum?

Kırmızı benekli pinpon topu al.

– Ne yapacaksın oğlum?

– Söylemem.

– Söylemezsen almam.

Adam, gözyaşları içinde “ne olursun söyle” diye yalvarır.

Oğlu gözlerini aralayıp babasına bakar:

– Baba ben, kırmızı benekli pinpon topunu…

Dedikten sonra, tam da açıklayacağı sırada son nefesini verir.

  DELİLERİN DÖNÜŞÜ

Akıl hastanesinin birinde, kafalarının neye bozulduğu anlaşılamayan deliler, hastaneyi terk ederek tren istasyonuna gelirler. İçlerinden sadece biri, onlara katılmayıp hastanede kalır. Yöneticiler ne yaptılarsa ikna edip geri getiremezler. İçerde kalan deli, “isterseniz onları geri getirebilirim” der. Önce yöneticiler, onun da diğerlerine katılacağını düşünüp, bu teklife sıcak bakmazlar. Ancak gidenleri ikna etmekte çaresiz kalınca, “pekâlâ nasıl getireceksin bir görelim” derler.

Bizim deli, tren yolundan “çuf çuf” diyerek gelir ve arkadaşlarının bulunduğu istasyonda durur. Yüksek sesle, “herkes binsin tren kalkıyor” diye bağırır. Bunun üzerine, bütün deliler onun arkasında sıralanır. O da “çuf çuf” diye diye gelip hastane bahçesinden içeri girerler.

   ARTHUR ASHE

“Zenci olmak, ‘aids’ olmaktan daha zor” diye hayatını özetleyen, efsane Wimbledon şampiyonu, zenci tenisçi Arthur Ashe, aids hastalığına yakalandığında dünyanın her yerindeki hayranlarından mektup alır. Bunlardan bir tanesi şöyle sormaktadır:

“Tanrı neden böylesi kötü bir hastalık için seni seçti?” Arthur Ashe ise buna şöyle cevap verir:

“Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir. 500.000’i profesyonel tenisçi olur. 50.000’i yarışmalara girer ve 5.000’i büyük turnuvalara erişir. 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kalır.

Elimde şampiyonluk kupasını tutarken tanrıya, “neden ben?” diye hiç sormadım. Ve bugün acı çektiğim için, “niye ben?” mi diye sormalıyım.

   MEVLANA İLE SARHOŞ GENÇ

Gece yarısından sonra dergahın kapısı, şiddetli bir şekilde yumruklanır. Talebeler koşup kapıyı açtıklarında, sarhoş bir gençle karşılaşırlar.

“ Bu saatte derdin nedir?” diye sorarlar. O da “Mevlana hazretlerinin elini öpüp, hayır duasını almaya geldim” der. Talebeler “şimdi olmaz” diye kovmaya kalkarlar fakat sarhoş genç gitmemekte diretir. Çıkan gürültü üzerine de Mevlana kalkıp gelir. Mevzuyu öğrenince “o, sarhoş kafayla bu saatte bizi bulabilmiş, siz ayık kafayla içeri almıyorsunuz. Belki samimidir, ihlasla arayanı kovma yetkimiz yok, ateşten çıkıp gelene ateşe geri dön denmez” der. Bunun üzerine sarhoş genç, Mevlana’nın ellerine sarılıp, “onlara kızmayın, benim edepsizliğim, lütfen beni de talebeliğe kabul edin” der.

   B. SHAW İLE CHURCHİLL

İrlandalı yazar George Bernard Shaw ile İngiliz devlet adamı Winston Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill’i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:

– “Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa.”

  Churchill, hemen cevap göndermiş; “maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa.”

 KİMSENİN ETKİSİ ALTINDA KALMA

Adam, psikiyatriste “doktor bey ben kendimden şikayetçiyim, kim ne söylerse onun etkisi altında kalıyorum, ne olur bana bir reçete yaz” demiş.

Doktor da reçete kağıdını almış, “kimsenin etkisi altında kalma” diye yazmış.

 KIRK DOUGLAS’IN İNTİHAR GİRİŞİMİ

1916 doğumlu ünlü oyuncu, helikopter kazası sonucu bir süre felç ve konuşamaz olduğunda, intihar etmeyi düşünür.

Tabancanın namlusunu ağzına sokup, ateş edecektir. Ancak bunu yaparken, namlunun dişine çarpması canını  o kadar çok acıtır ki, ” iyi ki tetiğe basmamışım, nasıl bir acı vereceğini düşünemiyorum bile” der.

 SARI SAÇLI MAVİ GÖZLÜ ÇOCUK

İki kafadar biraz kafayı bulmuşlar ve kara kuru olan, yanındakine “biliyor musun dostum, annem beni doğurduğunda ben sarı saçlı mavi gözlü bir çocukmuşum” der. Arkadaşı şaşkınlık içinde “nasıl bu kadar değiştin” diye sorar. O da “hiç sorma, hemşire çocukları karıştırmış, ben yanlış çocuğum” der.

  İYİ BİR DERS

Adamı idam etmeden önce “son sözün nedir?” diye sorarlar. O da herkesi bir süzdükten sonra:

“Bu bana iyi bir ders olacak” demiş.

  SORUN NE?

Hasta, “doktor bey ben herşeyi unutuyorum” demiş. Doktor da “sorun ne?” demiş.

Hasta, “ne sorunu?” demiş.

 İDDİACI

Adamın biri çok iddiacıymış, yanındaki safça olana “gel seninle bir iddiaya girelim, sen kazanırsan iki katı ben kazanırsam bir katı, var mısın?” demiş.

Yanındaki “tamam nesine?” demiş.

İddiacı “ben kulağımı ısırırım” demiş.

Safça olan “ısıramazsan iki katını alırım” demiş.

İddiacı “tamam” demiş ve takma dişlerini çıkarıp, kulağını ısırmış, safça olana da “üzülme bir iddiaya daha girelim sen kazanırsan bu kez dört katı” demiş.

Safça olan “tamam” demiş.

İddiacı “ben gözümü ısırırım” demiş.

Safça olan “dişlerini çıkarıp ısırmayacaksın ama” demiş.

İddiacı “tamam” demiş ve bu kez de gözünü çıkarıp ısırmış.

 ZAMPARA CENAZECİ

Adam cenaze arabasıyla zamparalığa çıkmış, gördüğü ilk güzel bayana da “gezdirmemi ister misin?” diye sormuş.

Güzel bayan “hadi oradan terbiyesiz, senin arabana mı kaldım” demiş.

Cenazeci “hanımefendi, insanlar bu arabaya binmek için ölüyor biliyor musun?” demiş.

  HOŞT DİYEMEDİN Mİ?

Kadının biri, yeni aldığı küpelerini arkadaşına gösterebilmek için, “ ayol gelirken köpek, bir havladı, bir havladı sorma” dedikçe, başını da sağa sola sallayarak küpelerini şıkırdatıyormuş.

Arkadaşı da yeni yüzük almış onu gösterebilmek için,  yüzük olan elini “hoşt diyemedin mi, hoşt diyemedin mi?” diye, başlamış ona doğru sallamaya…

  CEMO İLE MEMO

Hava çok soğuk olunca, Memo ile Cemo birlikte yatmışlar. Bir süre sonra Memo, daha sıkı sarılmaya başlar. Bunun üzerine Cemo, “ Memo napisan” der.

Memo, “hiç üşüdüm ısınirem” der.

Cemo, “ısınirsen bir şey demirem ama başka bir şey yapirsen çok ayıp edirsen” der.

 YANİ Kİ OLSA

Memo, hastanede yatan yakın arkadaşı Cemo’yu ziyaret edecek ama hiç parası olmadığından eli boş gidecektir. Aklına şöyle bir çözüm gelir, “ben bir şey yer misin” diye sorarım, O da “yemem” der, ben de “yemezsin diye almadım” derim.

Cemo’nun yanına gelir, “Cemo elma yersin” diye sorar. Cemo da hemen, “yerim” der.

Bu beklenmedik cevap karşısında Memo, “yani ki olsa” der.

 HER İŞTE BİR HAYIR VARDIR

 Yerlilerin kralı, veziriyle avlanmaya çıkar. Ok ve yayı, atış için vezir hazırlamaktadır. Kral, yayı iyice gerip oku fırlattığı esnada, parmağı yaya takılıp kopar. Kral acıyla, vezire söylemediğini bırakmaz. Vezir, “her işte bir hayır vardır kralım” der.

 Kral, “parmağım kopmuş sen hayırdan bahsediyorsun. Muhafızlar alın bunu zindana atın” der.

 Aradan epey bir zaman geçer ve bizim kral yine ava çıkar. Bu kez, av peşindeyken yolunu kaybeder ve yamyamlara yakalanır. Yamyamlar, tam bizim kralı kurban edecek iken, bir parmağının olmadığını görürler ve “sakat olandan kurban olmaz” deyip, kralı serbest bırakırlar.

 Kral kurtulur kurtulmaz doğruca, eski vezirinin bulunduğu zindana gelir. Kral, “o gün sen her işte bir hayır vardır dedin ama ben kızgınlıkla seni dinlemedim. Bugün ben, bu kaza sayesinde hayatta kaldım. Parmağım olmadığı için yamyamlar beni kurban etmedi, ne olur sana yaptığım haksızlıklar için, beni bağışla” der.

 Vezir, “Kralım bunda da bir hayır vardır” der.

 Kral, “daha ne hayırı olacak” der.

 Vezir, “Ben zindan da olmayıp sizin yanınızda olsaydım, sizi bıraktıklarında sakatlığım olmadığı için, beni kurban edeceklerdi” der.

  YAMYAM

  Beyaz adam Afrikalı kabile reisine, “sizin buralarda yamyamlar varmış doğru mu?” diye sorar.

  Reis, “yooo bir tane vardı, onu da dün yedik” der.

  FAKİRLİK

 Zengin bir muhitte sınıf öğretmeni, çocuklardan “fakirlik” hakkında bir kompozisyon yazmalarını ister.

 Çocuklardan birinin yazdığı kompozisyon:

 “Ben, fakir bir aile tanıyorum. Onların çiftlikleri fakir, evleri fakir, dükkanları fakir, arabaları fakir, hizmetçileri fakir….”

  MAYMUN KARDEŞ

  Ormanda kim, “maymun kardeş nasılsın?” diye sorsa, maymun “valla yiyip içip geziyorum. Kafayı bulunca da keyfimiz yerine gelsin diye, aslanı pataklıyorum” diyormuş.

  Sonunda bu söyledikleri, aslanın kulağına gitmiş. Aslan da ilk fırsatta sormuş, “maymun kardeş nasılsın?” diye.

  Maymun, “hiç sorma bu aralar çok içiyorum, kafayı bulunca da saçma sapan konuşuyorum” demiş.

  MÜSLÜMAN OLMAK 

 Almanın biri, “müslüman olmak istiyorum, ne yapmalıyım?” diye imama sormuş. İmam da “kelime-i şehadet getirmen halinde müslüman olursun” demiş. O da şehadet getirip, müslüman olmuş.

  Sonra imam, “sünnet de olman lazım” demiş. Alman, “sünnet olmam şartsa, müslümanlıktan çıkıyorum” demiş.  Bunun üzerine imam, “dinden çıkan mürted olur, onun da cezası kafasının kesilmesidir” demiş.

Alman, “bu nasıl din yahu, girerken aşağıdan, çıkarken yukardan kesiyorsunuz” demiş.

  ZEKA VERGİSİ

  Adama sormuşlar “niye çalışmıyorsun?” O da “çalışıyorum, hatta kutsal bir görev ifa ediyorum, kendi payıma düşen enayilerin ufkunu genişletiyorum, karşılığında da zeka vergisi alıyorum” demiş.

  Bunu nasıl yapıyorsun? diye sormuşlar:

  “Vur kafasına bin sırtına, başka şeyle uğraşmasına, düşünmesine izin verme. O seni sırtından atmaya çalışırken, sen ondan geçinmeye devam edersin. Olmadı, vicdan yaparsın, “küçük şeylerin hesabını yapan ahlaksız” olarak gösterirsin. Bu işteki başarın, buna kendisinin bile inanmasıdır. Arkadaşlarına ihanet eden birkaç kişiyi de kendi yanına çekersen, zayıfların tek silahı olan, birlikte hareket etmelerini engellemiş olursun, sonra da yürü ya kulum…

GİTTİ HAYATININ HEPSİ

 “Yaşlı sandalcı, profesörü azgın nehrin karşısına geçirmektedir.
Profesör, yaşlı sandalcıya sorar, “Sanskritçe biliyor musun?”
“Hayır” der sandalcı.
“Sanskritçe bilmiyorsan, hayatının dörtte biri yok sayılır” der profesör.
“Hiç olmazsa klasik edebiyatı biliyor musun?” diye sorar yine.
“Hayır” cevabını alır.
“Hayatının dörtte biri daha gitti. Bu konuda, öyle güzel kitaplar var ki, okumak insana büyük mutluluk verir. Hiç olmazsa okuma yazma biliyor musun” der.
“Hayır” der sandalcı.
“Hayatının dörtte biri daha gitti” derken profesör, sandalın su aldığını ve ayaklarından yukarıya doğru yükselmekte olduğunu fark eder.
Sandalcı deliği tıkamaya uğraşır, ama başaramaz. Su yükselmeye devam ederken, sandal da batmaya başlar.
Sandalcı profesöre, “yüzme biliyor musun?” diye sorar.
“Hayır” der korkuyla profesör.
“Gitti hayatının hepsi” der sandalcı ve suya atlayarak, yüzmeye başlar…

 MEVLA VE LEYLA

 Mecnun, dalgınlıkla namaz kılan birinin önünden geçer. Adam, hemen namazını bozup Mecnun’a, “ne yapıyorsun?” diye çıkışır.

 Mecnun, “Leyla’nın aşkından seni göremedim. Peki sen beni nasıl gördün, sen de hiç mi Mevla aşkı yok?” der.

                      ***

 Padişah, Mecnun’un Leyla için duyduğu dillere destan aşkı merak edip, ikisini de huzura çağırmış. Bakmış, Leyla hiç de ahım şahım bir kız değil. Mecnun’a dönüp “bu kız yüzünden mi yollara düştün?” diye sorar.

 Mecnun, “padişahım ona bir de benim gözümle bakın, o zaman anlarsınız” der.

 HESABI TORUNLARINIZ ÖDESİN

 Lokantanın camında, “istediğiniz kadar yiyin, hesabı torunlarınız ödesin” yazmaktadır.

 Yazıyı gören, içeri girip doyasıya yemek yemekte ancak çıkarken ellerine hesap pusulası tutuşturulmaktadır.

 “Hani hesabı torunlarımız ödeyecekti” diye itiraz ettiklerinde de “evet çok haklısınız ama bu dedenizin hesabı” derler.

 YAŞLI KURT VE ÜÇ İNEK

Yaşlı kurt, arkadaş olan üç ineğe yaklaşıp, “beni aranıza kabul ederseniz, sizinle dost olmak istiyorum hem sizi diğer kurtlara karşı korurum” demiş. “kurtlardan korunma” teklifi, ineklere iyi bir fikir gibi gelmiş ve “tamam” demişler.

Gel zaman git zaman yaşlı kurt, ineklerin iyice güvenini kazandıktan sonra alaca inek ayrı otlarken, diğer ikisine yaklaşmış:

“Valla sizin aranıza katıldığım günden beri, bu alaca ineği gözüm tutmadı, anladım ki, gerçek dostlarım sizsiniz, izin verirseniz ben bu haini yiyeceğim” demiş.

İki inek, “madem gerçek dostların biziz, tamam öyleyse” demişler. İzni alan yaşlı kurt, alaca ineği yer. Aradan biraz zaman geçer ve yaşlı kurt ayrı otlayan sarı ineğin yanına yaklaşıp:

“Şu boz inek de bana hain görünüyor, anladım ki, benim gerçek dostum sadece sensin. İzin verirsen onu da yiyeceğim” der. Sarı inek, “madem gerçek dostun benim, tam o zaman” der.

İzni alan yaşlı kurt, boz ineği de yer. Aradan biraz zaman geçince, sarı ineğe yaklaşıp:

“Valla ben seni de yiyeceğim” der. Sarı inek, “hani tek dostun bendim” der.

Yaşlı kurt, “ben onu diğerlerini yiyebilmek için söyledim ve ben bir kurdum” der.

FİTNAT HANIM VE GÖBEĞİ

 Fitnat hanım kilolu olduğu için, mahalleli takılmış:

“Fitnat hanım, o göbek mi, bebek mi?” diye, Fitnat hanım da:

“Eniştenizdekinin, top mu tüfek mi olduğunu bilen, onu da bilir” demiş.

 ALFRED HİTCHCOCK VE DİN ADAMI

 Ünlü korku filmlerinin yönetmeni Alfred Hitchcock”a sormuşlar:

“Hayatınızda karşılaştığınız en korkunç an nedir?” diye, o da aşağıdaki anısını anlatır:

 “Birgün arabayla giderken, kaldırımda bir din adamının küçük bir çocukla konuştuğunu gördüm. Aklım başımdan gitti. Korkunç bir manzaraydı. Arabayı durdurup bağırdım:

 – Çocuk kaç çabuk, uzaklaş oradan, kurtar kendini!”

ANONİM – 2

Perşembe, Eylül 4th, 2014

– Dinlemek, sevmektir.

– İyi insanın içinde, kötü şey durmaz.

– Kötü insanlarla arkadaşlık edenler, iyi insanlar hakkında kötü düşünmeye başlar.

– Çileye talibiz, ona bile bırakmıyorlar yaşayalım.

– Ölümü gösteriyorlar, sıtmaya razı ediyorlar.

– Arefeyi yaptırıyorlar, bayramı göstermiyorlar.

– Dünyada en çok acı çekenler, birbirine katlanmak zorunda kalanlardır.

– Dereyi görmeden paçaları sıvama!

– Siyasetçi gelecek seçimleri, devlet adamı ise gelecek nesilleri düşünür.

– En başarılı komutan, savaşmadan zafer kazanandır.

– Gerçekte herkes ölür ama herkes yaşamaz.

– Önemli olan senin inanman değil, Onun sana ne kadar inandığıdır.

– Koşulsuz olarak iyiyi isteyen, başkası için iyi olandan – tanrı için bile olsa – daha muteberdir.

– Sizin yüksekliğiniz, bizim eğilmişliğimizdendir.

– Üzülmek, pişman olmaktan iyidir.

– Hata yapmaktan korkan, doğrusunu öğrenemez.

– Öfke gelince göz kızarır, öfke geçince yüz kızarır.

– Dostunu yüzünden, düşmanını gözünden tanırsın.

– Dost başa, düşman ayağa bakar.

– Hayat, çok kısa olabilir ama bu onun ilginç ve eğlenceli olmayacağı anlamına gelmez.

– Aklına kötü şeyler getirmezsen, kötü şeyler olmaz.

– Bugün dünden iyi, sadece yarından daha kötüdür.

– Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.

– Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

– Aslolan başkasını değil, kendini değiştirmektir.

– Danışan dağ aşar, danismayan düz ovada şaşırır.

– Birinin seni anlayabilmesi için, senin düşündüklerini daha önce, en az bir kere onun da düşünmüş olması gerekir.

Güce tapan, kana susar.

– Kanı kanla değil, suyla yıkarlar.

-Şiddet, şiddeti doğurur.

Her şeyin aşırısı, tersini besler.

– Her zaman alttan alırsan, altta kalırsın.

– Kötülerin kazanması için, iyilerin seyirci kalması gerekir.

– Her şerde bir hayır, her hayırda da bir şer vardır.

– Dut ağacından oklava, darı unundan baklava olmaz.

– Papaza kızıp, dinden çıkılmaz.

– Kaş yapayım derken, göz çıkarılmaz.

– Bundan iyisi, Şam’da kayısı.

– Yanlışta ısrar edilmez, o yanlışı bir yerden çevirmek lazım.

– Affedememek; affedilemeyene bağlılıktır, bir yüktür, ömür boyu taşınmaz.

– Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

– Keskin sirke, küpüne zarar.

– Öfke ile kalkan, zararla oturur.

Dünyada en güzel şey, olmasını en çok istediğin şeydir.

Tarih; insanın bozduklarıdır.

Tarih: kazananların kaybedenler için yazdığı, menkıbelerdir.

İnsanlık tarihi; kurallarını tanrının koyduğu, “medeniyet kurmaca oyunu”dur.

Tarih; eserlerini iki defa oynarmış, önce trajedi sonra da komedi olarak.

– Aptallar konuşur, akıllılar dinler.

– Abdala malum olur.

– Güç, sabrın içindedir.

– Öyle insanlar var ki; konuşur, konuşur, konuşur… tâ ki söyleyecek bir şey buluncaya kadar.

– Sevmek, ihtiyaç duyulduğunda bulunman gereken yerde olmaktır.

Aşk, birinin sahip olmak istediği diğerininse köle olmak istemediği ilişkinin adıdır.

Aşk, patolojik bir durumdur.

Evlilik, cinselliğin meşru halidir.

– Kız evden gider, oğlan elden gider.

– Erken kalkan “yol” alır, erken evlenen “döl” alır.

– Büyük şeylerin, küçük başlangıcı olur.

– Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse!

– Gençler ümitle, yaşlılar hatıralarıyla yaşar.

– İnsan, ne kadar reddetse de bir şeylere inanma ihtiyacı duyar.

– Yarınlar, rahatlarına kıyabilenlerindir.

– Sarraf olmayan ne bilsin, zanneder her taş incidir.

– Tanrım! Bende düşmanlarımı altedecek cesaret var, sen beni dostlarımdan koru!

– Her daim, mutlu bir azınlığa hizmet eden, mutsuz bir çoğunluk olmuştur.

Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır.

– Göz görmeyince, gönül katlanırmış.

– Gözden ırak olan, gönülden de ırak (uzak) olur.

– Göz olanı, akıl olacak olanı görür.

– Her şey olacağına varır. Sadece, olmuşla ölmüşe çare yok.

– Dünya hayatı; hesaplaşma değil helalleşme, darılma değil dayanma yeridir.

– İki gün yatak, üçüncü gün toprak, misafirlik üç gün…

– Eğitim; kökleri acı, meyvaları tatlı bir ağaçtır.

– Dil dile değmeden, dil öğrenilmez.

– Bataklığı kurutmadığınız sürece, sivrisinekler olacaktır.

– İnsanlarla ilişkin, ateşle olduğu gibi olsun! Çok yaklaşma yanarsın, uzaklaşma donarsın.

– Uluslararası ilişkilerde; haklının gücünden değil, güçlünün haklılığından bahsedilir.

– Her millet, layık olduğu şekilde yönetilir.

– Su uyur, düşman uyumaz.

– Ayıdan post, düşmandan dost olmaz.

– Zirveye çıkarken, yanından geçtiğin insanların yüzüne iyi bak, çünkü dönüşte tekrar karşılaşacaksın!

– Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.

– Boynuz, kulağı geçer.

– Ağlamayan çocuğa, meme verilmez.

– Doğmamış çocuğa, don biçilmez.

– Alışmamış götte, don durmaz.

– Alışmış, kudurmuştan beterdir.

– Aç köpek, kudurur.

– Görmemişin oğlu olmuş, çekince çükünü koparmış!

– Kendini geliştirmek, mukayese etmektir.

– Bir fikri herkes paylaşıyorsa, o fikrin doğruluğundan şüphe ederim.

– Burjuva olmanın önemli kriterlerinden biri, en az üç nesil üniversiteli olmakmış!

– Küçükken ele alırsanız, olanaklar sınırsızdır.

– Ağaç, yaşken eğilir.

– Hiç kimse, vazgeçilmez değildir.

– İyiler, mutlaka kazanır.

– Son gülen, iyi güler!

– Düşenin, dostu olmaz.

– Attığın taş, ürküttüğün kurbağaya değsin.

– Ayağına değmedik taş, başa gelmedik iş kalmaz.

– Yuvarlanan taş, yosun tutmaz.

– Taş ol da baş yar!

– Ummadık taş, baş yarar.

– Taş yerinde ağırdır.

– Meyve veren ağaç, taşlanır.

….

– Mal, canın yongasıdır.

– Cana gelen, mala gelsin.

– Az veren candan, çok veren maldan.

– Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.

– Yemeyenin malını yerler.

– Fazla mal göz çıkarmaz.

– Mal mülkle fazla uğraşmaya gelmez, ya mal olursun ya da zürriyetten!

– Dünya malı, dünyada kalır, kefenin cebi yok!

– Otuzuna kadar çocuk sahibi, kırkına kadar mal sahibi olamayandan hayır gelmez.

– Fakirlik kayıptır, fakirin sahibi olmaz.

….

Mal sahibi mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Mal da yalan mülk de yalan

Var biraz da sen oyalan

YUNUS EMRE

……….

– Minareyi çalan, kılıfını hazırlar.

– Devişin fikri neyse zikri de odur.

– Perşembenin gelişi, çarşambadan belli olur.

Korkulu rüya görmektense, uykusuz kalmak iyidir.

– Tencere dibin kara, seninki benden kara!

– Terzi kendi söküğünü dikemezmiş.

– Dost başa, düşman ayağa bakar.

– Çok muhabbet, tez ayrılık getirir.

– Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!

– Çiğ yemedim ki, karnım ağrısın!

– Namazda gözü olmayanın, ezanda kulağı olmaz.

Abdestimden şüphem yok ki, namazımdan olsun!

– Yarası olan gocunur.

– Bir ipte iki cambaz oynamaz.

– Su testisi su yolunda kırılır.

– Armut dibine düşer.

***

– Derdini söylemeyen, derman bulamaz.

– İyi olacak hastanın, doktor ayağına gelirmiş.

– Güneş girmeyen yere, doktor girer.

– Ev alma, komşu al.

– Borç yiğidin kamçısıdır.

– Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmektir.

– Kurt ol da gel beni ye!

– Aç tavuk rüyasında, kendini “darı ambarında” görürmüş!

İnsan eti, ağırdır.

– Et girmeyen yere, dert girer.

– Bir dirhem et, bin ayıp örter.

– Ananız dert yesin, yarım yarım dört yesin!

– Pişmiş aşa, su katılmaz.

– Azıcık aşım, kaygısız başım…

– Tok, açın halinden anlamaz.

– Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.

– Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yermiş!

– Her yiğidin, bir yoğurt yiğişi vardır.

– Boğaz, dokuz boğumdur.

– Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.

– Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

*

– Aslan yattığı, yerden belli olur.

– Elin yumruğunu yemeden, kahraman olunmaz.

– Davul bile, dengi dengine vurur.

– Uzaktan davulun sesi, hoş gelir.

– Deliye hergün bayram.

– Kızını dövmeyen dizini döver.

– Kızı başıboş bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya gider.

– Taşıma suyuyla, değirmen dönmez.

– Sel gider, kum kalır.

– Üzüm üzüme baka baka kararır.

– Her şeyin azı karar, çoğu zarar.

– Zorla güzellik olmaz.

– Kadının fendi, erkeği yendi.

– Geline “oyna” demişler, “yerim dar” demiş!

– Bekara, “karı boşamak” kolaydır.

– Ya çekiç olursun ya da örs.

– İşleyen demir ışıldar.

– Takke düştü kel göründü.

– Ser verir, sır vermez.

– Dost acı söyler.

– Ne yardan geçerim ne de serden!

– Birini sevmek, ona benzeme eğilimi göstermektir.

– Birinden nefret etmek, onu öldürmeyi istemektir.

– Sövene dilsiz, dövene elsiz olmalı.

DUVAR – 3

Çarşamba, Eylül 3rd, 2014

– Bazı insanlar vardır; konuşur, konuşur, konuşur, ta ki, söyleyecek bir şey buluncaya kadar!

– Açtırma bayramlık ağzımı, söyletme kötüyü!

Senden gelecek iyilik, Allah’tan gelsin!

Al atını ver tımarımı, senden korkan senin gibi olsun!

– Kiminin ağzından laf alamazsın, kimini de parayla susturamazsın!

*

– Bir yalan söylediğinde, daha fazlasına hazır ol!

– Aşağı indim bir yalan söyledim, yukarı çıktım kendim de inandım!

– Bir yalanı yüz kere söylersen, gerçek gibi gelir.

– Erkeğe maaşı, kadına yaşı sorulmaz!

– Giritlinin biri kalkmış, “bütün Giritliler yalancıdır” demiş!

– Yalandan kim ölmüş!

– Yalancının mumu, mum bitince söner!

– Allahın bildiği kuldan saklanmaz. (İyi, söyle rezil ol.)

– Ateş olmayan yerden, duman çıkmaz!

– Bozacının şahidi şıracı! (Al birini, vur ötekine!)

– Üzümünü ye bağını sorma, bağcıyla da uğraşma…

– Gelene ev önünde, gidene yol önünde…

– Yılandan korkmam, yalandan koktuğum kadar!

(Her sene yılandan kaç kişi ölüyor, haberin var mı senin!)

– Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın! (Zaman uzun, dokunur!)

– Yılanın başını küçükken ez, sonra başına bela olmasın!

– Elin ağzı torba değil ki, büzesin!

*

İdeolojiler, deli gömleğidir.

*

– Değişime ayak uydur ama değişmeyecek olan ilkelerine de sımsıkı sarıl.

– Düşmanı olmayan adam, değersiz adamdır.

– Sahip olduğun en büyük servet, sana en yakın olanlardır.

– Kalbin neredeyse, evin orasıdır.

– Başkasını anlamak, acısını yüklenmektir.

– Eskiden kendimi iyi sanıyordum, şimdi bunları görünce anladım ki, kesinlikle mükemmelim!

*

– Herkese şapur şupur, bize gelince yarabbi şükür!

– Gökten altın yağsa, bizim başımıza taş düşer.

“Düşmedi” diye tam sevinirken, seker gelir yine bulur.

– Gülme komşuna gelir başına!

– Herkes geçer sen takılırsın!

– Av gibi davranırsan, av olursun.

– Denize düşen yılana sarılır.

– Ne kadar çok güldüysen, ağlamaya, kusmaya hazır ol!

– Kaçırdığın şeylere ağlama,, karşılığında ne aldığına bak.

– Kaybettiklerine üzülmeyi bırak, sahip olduklarına şükretmeyi öğren!

– Bir şey olmaz deme, yerin altı onlarla dolu!

– Bir şeyin altını üstüne getirmeye çalışma, üstünün iyi olmadığını kim söylüyor!

– Aklına kötü şeyler getirmezsen, kötü bir şey olmaz! (Zaten, kötüye bir şey olmaz!)

– En çok neyi istersen, o olur!

– Hayatta en güzel şey, olmasını en çok istediğin şeydir.

– Yaşamak seyahate çıkmak, ölmekse eve dönmektir.

– İnsan düşüncedir, ne düşünüyorsa onu yaşar.

– Çocuklar ne kadar karanlıktan korkuyorsa, yetişkinlerin pek çoğu da aydınlıktan korkuyor.

– Gençler maziden, yaşlılar bugünden kaçıyor.

– Hayattaki üç güzel ses; “kadın sesi, su sesi, para sesi”!

– Mutluluk; koşulların değil, tercihlerimizin bir sonucudur. Tercihlerini düşür garanti olsun!

– Yüzüne tükürsen, yağmur zannediyor, bağırınca da gök gürültüsü…

– Sizde yiyip içelim, bizde gülüp oynayalım!

– Bir şeyin oyuncak olmadığını anlamak için, üzerine oturmak mı lazım?

– Bokunu çıkarmak istemiyorsan, fazla kurcalama!

– Görmemişin oğlu olmuş, çekince çükünü koparmış! (Görgüsüzlüğün de bu kadarına pes…)

– İnsanlar birbirine, “dünyanın en ayıp şeyini” yaptıktan sonra daha ne yapmazlar ki?

– Can çıkar huy çıkmaz, canla beraber gider!

– Tembele iş buyur ki, sana akıl öğretsin.

– Cenabetten keramet beklenmez.

– Meyhane iskemlesinde oturmayan, dünyanın kaç bucak olduğunu göremez.

– İşte kapı işte sapı, ister sarıl ister darıl!

– Dediğim düdük, öttürdüğüm düdük. Hem suçlu hem güçlü…

– Ne kadar sallarsan salla, donuna düşer son damla! (Sallama hepsi düşşün!)

*

“Komutan her zaman haklıdır.”

(Komutan haksız olduğunda, yukarıdaki madde geçerlidir. Ya seve seve ya söve söve!)

– Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete!

– Kılıcımız kesmiyorsa onu bileriz ama daha fazla bilenmiyorsa, yenisini yaparız. (Vikingler)

– Yenisi, orjinali bile arıza çıkarırken, eskisiyle, taklidiyle uğraşma!

*

– Kendisi namussuzun önde gidenidir, başkasına gelince “namus bekçisi” kesilir.

– Güzel birini öpmek istiyorsan, onlarca çirkine hazır ol!

Evlilik, cinselliğin meşru halidir.

Evlilik; dışarıdakilerin içeri girmeye, içeridekilerin de dışarı çıkmaya çalıştığı bir müessesedir.

– Adama “nerelisin?” diye sormuşlar, “daha evlenmedim” demiş!

– Bekara, karı boşamak kolaydır.

– Bekarın parasını it yer, yakasını bit.

– Üşengecin çocuğu olmazmış.

– Ömrün uzun olsun, düğünün güzün olsun, iki kız bir oğlun olsun!

– On tane eşşeğin olacağına, adam gibi bir enişten olsun!

“Fındık” gibi karım olsun, bir trilyon borcum olsun!

– İnsan ayakkabı alırken bile deniyor, kaldı ki evleniyorsun!

– Ayağına oluyorsa, giy gitsin!

– Ne giyersen, osun!

– Diri yersen diri, ölü yersen ölü gibi olursun!

Yakacakla, seveceğin kötüsü olmaz! (Külliyen yalan)

– En iyi odun(!), çabuk yanıp geç sönendir!

– Orospuyu mezara koymuşlar, “tek mi yatacam?” demiş.

– Hem uzun olsun hem kalın olsun hem de sulu olsun… başka emrin?

– Nazar etme ne olur, çal-ış senin de olur!

– Atın ölümü arpadan olsun muş! (Sen at mısın?)

– Dere geçerken, at değiştirilmez. (Niye yasak mı?)

– Dereyi görmeden paça sıvanmaz! (Olur…)

– Filler tepişir, çimenler ezilir. (Lafa bak, çimenler eziliyormuş!)

– Eceli gelen köpek, cami duvarına işermiş.

– Allah bir garibi sevindirmek isterse, önce eşşeğini kaybeder sonra da buldururmuş!

– Ayı yavrusunu severken, duvardan duvara vururmuş!

– Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!

– Seviyorsan bırak gitsin, dönerse senindir dönmezse,

zaten senin değildi! (Yaa yürü git…)

– Ya sev ya terket! (Ortası yok mu?)

– Ne istiyorlarsa ver, ne veriyorlarsa al, kafan rahat olsun!

– Önce “öl”, sonra “öde!” ( Emrin olur…)

– “Sevmek”; gözünün içine bakmak değil, birlikte aynı noktaya bakabilmektir.

– Ossuruktan teyyare, selam söyle o yare!

– Osurmak, dokuz doktora bedeldir.

– Kadın yok, çocuk yok, para yok, sorun yok!

– Ucuz olan “iyi” değildir. İyi olan da “ucuz” değildir.

*

“Mutsuzsan geçmişte,

endişeliysen gelecekte,

huzurluysan anı yaşarsın”.

LAO TZO

*

– Az ye, az konuş, çokça sev!

– Ne yardan geçerim ne serden! Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük.

“Sen haklısın” deyince kavga olmazmış!

– Yenilen pehlivan, güreşe doymazmış!

– Ne kadar yavaş gidersen, o kadar hızlı varırsın!

– Şüphe öldürür.

– Fazla tevazu gösterirsen, gerçek zannederler. (Ezik sanırlar..)

– Aşırı tevazu, başkalarına çalışmayı gerektirir. (T.BUĞRA)

– Unutmak, tükenmektir.

Beklemek kavuşmaktan iyidir.

– Çok uzun beklersen, işkenceye dönüşür.

– Eğer bir tanrı varsa, ayaklarıma kapanıp benden özür dilemeli. (Gestapo kampında duvar yazısı)

– Dindar ol, “dinidar” olma!

– Allah, insanı kendi ruhundan üfleyip halife olarak yaratmış, cahiller, şarlatanlara mürid olmak, onlara  üfletmek için sıraya giriyorlar.

İnsani evrenseli bile yakalayamamış, zamana karşı fikirlerle restore edilen inançların, ilahi olmasından sözedilemez.

Peygamberler bile tökezler.

– Başkasına “din-iman”, kendilerine gelince “han-hamam!”. Kendine müslüman olma!

– Mücahidden müteahhit olmaz!

– Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim?

– Eski dost düşman olmazmış. (Allahım sen beni dostlarımdan koru!)

***

Vuslat ertelendikçe, şehvet artar.

Kaza geliyorum, namus gidiyorum demez.

– Küçük kafa, büyük kafayı yer!

Kaderde varsa düzülmek, neye yarar üzülmek!

– Düzülen hep biz olduktan sonra, “düzen” değişse ne olur?

Tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak!

– Bir yaprak bir mızrak, gerisi teferruat!

– Çadırı kur, tavşanı vur!

– Dünya delikanlı olsaydı, yuvarlak olmazdı!

– Yüze gülücü, arkadan gömücülere dikkat et!

– Kart kedi, taze sıçandan hoşlanır!

– Gönül bu, ota da konar, boka da!

Genç geriyorsa, yaşlı sevindir daha iyi!

(Küçükten yar seveni, cennete gönderiyorlar ya belki seni de alırlar!)

Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse!

– Gençler ümitle, yaşlılar hatıralarıyla yaşar.

– Yaşlanmak, yavaşlamaktır.

– Yaşlandıkça hafıza zayıflar, kavrayış artar.

– Yaşlanmanın en kötü hali, genç kalmaktır.

*

“Delikli taş” bile yerde durmaz, illâ ki biri alır bir çiviye takar!

– Allah delmiş, koyvermiş!

– Azıcık daha akıllı olsa, aptal olduğunu anlayacak.

– Ayranı yok içmeye, atla gider çeşmeye!

– İlaç için sürüyüm desen, sürmeye “akıl” yok, bir de herkese akıl vermeye kalkar!

– Kendinde “akıl” yok, herkese akıl vermeye kalkar!

– Kendini değiştirmeden, tüm insanlara ayar vermeye kalkıyor!

– Güt diye “üç kaz” versen, ikisini kaybeder gelir!

– Şakülsüz deliği tutturamaz, kendini idare etmekten acizdir, bir de aleme nizam vermeye kalkar!

– Deliye dert anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

– Deliye “dert” anlatıncaya kadar, akıllıya ne verirsen ver!

– Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun daha iyi!

– Elalem deliye hasret, biz akıllıya!

– Millet de aramayla, biz de arabayla!

– Dertleri, “ben söyleyim sen yap!”

– Allahım, sen aklıma mukayyed ol!

– Akıllısı beni bulmaz, delisi peşimi bırakmaz.

– Yüz verdik deliye, sıçtı geldi halıya!

– Akıllı olduğunu söyleyenden daha delisini, deli olduğunu söyleyenden de daha akıllısını görmedim!

– Bir deli, bir kuyuya taş atarsa, çıkarmak için en az kırk akıllı lazım!

– Birine kırk gün “deli” dersen, “deli” olur! (Lütfen dikkat edelim!)

– Deliye her gün bayram!

– Gafile kelam, nafile kelamdır.

– Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin!

“Şans” diye birşey olmasa, bu gerizekalıların onca akıllıdan daha iyi durumda olmasını açıklayamazdık!

– Bazı insanlar, bazen insanlardır.

– Bazı insanların sadakatleri, ihtiyaçlarındandır.

– Yalnız kalmayı iyi beceren insanlar, mutsuz kalabalıklardan uzak dururlar.

– Okulu bitirinceye kadar ailesine, iş hayatında patronuna, emekli olduğunda da tabiata teslimdir.

– Kontrolsüz güç, güç değildir.

– Kaçacağı yerde, sıçacağı geliyor.

– İki yüzlülüğün daha kötüsü yüzsüzlüktür.

– Aklına ne geliyorsa, ya kaçarken ya sıçarken geliyor!

– Akılsız başın cezasını, ayaklar çeker.

– Kız nişanlı, gelin iki canlı, kocakarının hali belli…

– Hem her gün aynı şeyleri tekrar ediyorlar hem de hayatlarının değişeceğini bekliyorlar…ya sabır!

– Hayat, aynı şeyleri tekrar edecek kadar uzun değildir.

– Bizimki yaşamak değil, ölüm nöbeti. (Bitmiş, okeye dönüyor)

– Aşk yok, düş yok, umut yok. (Ölmüşsün haberin yok)

*

– Bahçıvansın biberin yok

Hıyarsın haberin yok

*

– Olmayacak duaya, “amin” denmez.

“Olmuşla ölmüşe” çare yok!

*

– Misafirlik üç gündür:

-İki gün yatak, üçüncü gün toprak!

– Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.

– Çağrılırsan erinme, çağrılmazsan görünme.

– Ayrılamadığın her yer, senin için hapishanedir.

*

– Misafir tanrıdır. (Hint Atasözü)

*

– Işığın gölgeyle

geçmişin gelecekle

öfkenin sevgiyle

umudun gerçekle

barıştığı gün

güzel günler göreceğiz.

*

– İzahı olmayanın, mizahı olur.

– Kayıt yapmıyorsa, intikal zayıftır.

– Conta yakıyorsa, sigorta atacak demektir.

– Armut piş, ağzıma düş!

– Aç ayı oynamaz.

– Benim kilo problemim yok, sadece boyum kısa…

– Kural, bir lokma eksik, bir adım fazla…

– Gak deyince “et”, guk deyince “süt”. Hayat sana güzel, cennet sana var!

– Yolcudur Abbas, yolda durmaz.

– Yollar yürümekle aşınmaz.

– Herşey olacağına varır, sadece olmuşla ölmüşe çare yok!

– Olacak oğlak, bokundan belli olur.

– Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

– Yedisinde neyse, yetmişinde de odur.

– Kan kusarım, kızılcık şerbeti içtim derim!

– Damar olmayan yerde, kan dolaşmaz.

– Soğanın acısını yiyen değil, doğrayan bilir.

– İktidar gelin gibidir, kendine ortak istemez.

– Şeytan taşlamaktan, tavaf etmeye fırsat bulamıyoruz.

Şeytanla uzun süre dans edersen, eninde sonunda ayağına basar.

– Şeytan ayrıntıda gizlidir.

– Şeytan azapta gerek.

– “Titanik” bile battıktan sonra…

– Altı kaval üstü şişhane…

– Ön teker nereye, arka teker oraya…

– Hiçbir şey yapmamak, seçim yapmaktır, tarafsız olmak değil.

– Cinayete sessiz kalmak, ona ortak olmaktır.

– Kalkmasını biliyorsan, düşmekten korkma!

– Geç olsun, güç olmasın.

– Geç geldi desinler, geçmiş olsun demesinler.

– Namazda gözü olmayanın, ezanda kulağı olmaz.

– Yaz var kış var ne acele iş var.

– Ölme eşşeğim ölme, yaz gelsin de yonca biçiyim!

– Eşşeğe rakı içirmişler, çulunu bahşiş vermiş!

– Atın ölümü, itin bayramıdır!

– Kıyıdan uzaklaşma riskini alamayan, okyanus geçemez.

– Darılma dayan, sövene dilsiz dövene elsiz ol.

– Deveye diken, insana söven yaraşır!

– Bir hatır, iki hatır, üçüncüye vur yatır!

– Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?

– Baldız, baldan tatlıdır!

*

– Hadi yavrum, hadi çocuğum, kumda oyna gözüne çöp batmasın!

– Darpa, gaspa, fuhşa karışma ne yaparsan yap!

*

“Hasan” almaz, “basan” alır.

– Kadın serçe gibidir; çok sıkarsan ölür, gevşek bırakırsan uçar!

– Çiçeklere her gün aynı miktarda su ver! Çok verirsen soldurursun, az verirsen öldürürsün…

– Ziyan olacağına, ver bir fakir sebeplensin!

– Bizde yüz yok istemeye, sizde de insanlık yok vermeye, namerde muhtaçlığımız hep bundandır!

– Onca kadın bir adamı namerde muhtaç ediyorsa, bu ayıp onlara yeter!

***

– Amerikan tarihini öğrenmek istiyorsan, bir kitap al. Rus tarihini öğrenmek istiyorsan, bir kürek al!

***

“Hepimiz kızgın tavaya düşmeye, can atan damlalarız.”

CHİCAGO MÜZİKALİNDEN

***

– Odun alırsan meşeden,

dükkan alırsan köşeden,

kız alırsan Ayşe’den

gir oyna, çık oyna, çal oyna…

*

– Ananız koca yüzü mü gördü

Recep, Şaban, Ramazan

Rahmetlik baban

Üç de ondan evveli

*

Az para dövüştürür, çok para seviştirir!

– Zengin parasıyla, fakir karısıyla oynarmış!

– Para isteme benden, buz gibi soğurum senden!

– Parayı ayağının altına alırsan seni yükseltir, başının üstüne alırsan alçaltır.

– Paradan başka kaybedecek birşeyi olmayan insan, fakirdir.

– Para dediğin nedir ki, itin önüne atsan yemiyor!

– Onuru olan biri asla yoksul değildir.

– Burası borsa, kim kime korsa!

***

“Cinsellik” olmasa, “dinsellik” de olmazdı.

– Erkek yapacak “yer”, kadınsa yapacak “bahane” arar!

– Evliler balayına, bekârlar alayına gider!

Edebsizlikten değil, ihtiyaçtan bu hale geldik!

– Biz artık bundan sonra ekmeğin içinden, gençlerin kıçından geçineceğiz!

– Bize bundan sonra yolun inişi, her şeyin genişi lazım!

– Et ile ekmek, eti ete sürtmek, gerisi köpek tüfek!

– Erkeğin kıllısı “Ali”den, kadının kıllısı “ayı”dan!

– Kadın bulmuş, kıllısını arıyor!

– Siyasetin işine, kadının işvesine güven olmaz!

– Ha “kel Ali”  ha “Ali kel!”

***

– İlişkinin 5 aşaması:

“Göz göze, el ele, et ete, göt göte, git öte!”

***

– Masajın 5 aşaması:

“Ovalama, sıvazlama, itme, çekme, dürtme!”

KARIŞIK

Pazar, Ağustos 31st, 2014

– Bizler, olduğumuza inandığımız şeyizdir.

KEVIN (Canavar Alt Ego)

– Baktın hayatın tadını çıkaramıyorsun, tadını kaçıranı hayatından çıkar.

BOB MARLEY

– Nasip, niyete vurgundur.

 E. EMİN NEMUTLU

– Şeytanın en büyük kurnazlığı, tüm dünyayı var olmadığına inandırabilmesidir.

– Güçlü olmak, diğerlerinin yapamadığını yapma arzusuna sahip olmaktır.

(OLAĞAN ŞÜPHELİLER Filminden)

– Sonunu düşünen kahraman olamaz.

POLAT ALEMDAR (KURTLAR VADİSİ)

– Hayattaki en zor dört durum; (1) genç yaştaki karamsarlık, (2) ileri yaştaki karamsarlık, (3) ertelenmiş ve anlamsız bir yaşam, (4) kabullenilen çaresizlik.

YUSUF DURDURMUŞ

– Yükselirken kaliten, düşerken karakterin ortaya çıkar.

 SOMER SİVRİOĞLU

– Başarısızlığa tahammül edebilirim ama denememeye asla.

MİCHAEL JORDAN

– Hayatını başkalarıyla paylaşmayı seçen hiç kimse, yalnız yürümez.

H. SARNOFF SCHİFF

– İnançlı bir kişi, kendi çıkarını düşünen yüz kişiden daha etkilidir.

J. STUART MİLL

 – Birlik; akıl, aşk, ilim ve sezgi birliği halinde belirebilir.

SCHİMMEL

 – Hayat abartıldığı kadar zor, yaşanıldığı kadar basit değildir.

– Çok düşünürsen, çok düşünürsün!

MEHMET EMİN AVANAŞ

 – Bazen yürekli kayıplar, korkak zaferlerden daha önemlidir.

FATİH TERİM

 – Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığın zamana çok şey sığdırmaktır.

DENİZ GEZMİŞ

 – Çocuklar hiçbir şeyde herşeyi bulurlar, yetişkinler herşeyde hiçbir şey bulamazlar.

GİOCOMO LEOPARDİ

– Ölümden korkmuyorum, sadece o varken ben orada olmak istemiyorum.

WOODY ALLEN

Bilinç, baskıdan doğar.

Her son, başka bir sonla sonsuzluğa açılır.

– Her özgürlüğü belirleyen, bir “kader” vardır.

– Sonuçlarında olanın, nedenlerinde olmaması düşünülemez.

AHMET AĞI

– Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.

UĞUR MUMCU

– Çok merhametli olandan, “lider” olmaz.

ERHAN AFYONCU

– Ele geçen hiçbir şey, hayaldeki kadar güzel kalmaz.

N.R. NASH

– Eğer bütün insanlar doğuştan özgürse, nasıl oluyor da “kadınlar” köle doğuyorlar.

M. ASTELL

– İnsan, acı çekerek öğrenir.

AESCHYLUS

– Başkaları hakkında kötü sözler söylemek, kendimizi övmenin onursuz bir yoludur.

WİLL DURANT

– İnsan; tarihin, toplumun ve doğanın zindanından kurtulabilir ama kendi zindanından asla.

ALİ ŞERİATİ

– İbret alınsaydı, tarih tekerrür eder miydi hiç?

– Batı kalbi, Doğu aklı öldürmüştür.

– Bugün İslama yapabileceğimiz en büyük iyilik,  bizim onu temsil etmediğimizi söylemektir.

– Mısır’da onbir yıl kaldım. Fakat onbir saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane bir fikrimi söyleyeyim mi: İnsanlık da Türkiye’de, milliyetçilik de Türkiye’de, Müslümanlık da Türkiye’de, hürriyetçilik de Türkiye’de. Allah benim ömrümden alıp o’na (Mustafa Kemal’e) versin.

M.AKİF ERSOY

– İnsanlar, olumludan çok olumsuz uyaranlara karşı daha duyarlıdır…Bizi mutlu edecek birkaç şey varken, kendimizi kötü hissettirecek sayısız etkenlere yöneliriz.

AMOS TVERSKY

Sadakat, insanı her gün doğru karar vermek zahmetinden kurtarır.

THOMAS WATSON

Disiplin, kişinin kendisini cezalandırmasıdır.

M. FOUCOULT

– Kendimizden bir şey üretememek, ne büyük zavallılıktır.

PİCO DELLA MİRANDOLA

– Kimse kendisine ayırdığı zamandan daha fazlasını, başkasına ayırmaz.

– İnsan, önüne çıkan herkes ve her şeyle iyi geçinmeli.

– Değişik bilinç durumlarını yaşamakta fayda var.

– İslâm, insanların tarihinden ibaret değildir.

EBUBEKİR KURBAN

ZİG ZİGLAR:

– Herkes evliliğe gözleri açık girer ancak gözlerini kısarsa devam eder.

– Önce gözünün nuru olur sonra gözüne batan bir nokta.

– Aşkını gösteremeyen, aşık değildir.

– Kimin haklı olduğu değil, neyin doğru olduğudur önemli olan.

– Önemli olan birlikte yaşayabileceğimiz biriyle değil, onsuz yaşayamayacağımız biriyle evlenmektir.

Seks, tanrının fikridir. Yalnız ve mutsuz Adem için, Havva’yı yaratmıştır.

Seksin amacı, yalnızca haz duymak değildir, eşlerin birbirine bağlanıp tek vücut olmalarıdır.

Haz peşinde koşanlar, sonunda mutluluklarını yitirirler.

…/…

– Kaliteli bir yaşam için illa para gerekmiyor, doğa bize her şeyi sunuyor. Kendine, dünya varlıklarına ve doğaya sonsuz bir saygın olması lazım. Sevgi, şefkat, aşk, sevişmek, paylaşmak ve arada kaliteli bir şarap içmek, kısacası hedonistik bir yaşam tarzıdır.

BENNU GEREDE

– Şöhret, para, pul, han, hamam, apartman geçici. Keşke bir adam olsaydı hayatımda da onunla birlikte yaşlanabilseydim.

MÜZEYYEN SENAR

– Vasiyetimdir; hayvan mezarlığına gömün beni. Bu ülkeye ve bu hayata dair hiçbir şeyin, hiçbir zaman benim dilediğim gibi olmayacağını biliyor, artık bundan acı duymuyorum. İyi, güzel ve doğru da olsa benim istediğim birşey size rağmen olacağına bana rağmen olmasın daha iyi.

ZEKİ DEMİRKUBUZ

– Evde biftek varken, hamburger yemeye dışarı çıkmam.

PAUL NEWMAN

– Mutlu olmak için değil, birbirimizi mutlu etmek için evleniriz.

ROY SMİTH

Mutluluk koşulların değil, tercihlerimizin bir sonucudur.

– Yarından korkma, dünden utanma.

DORİS SWANN

Farkındalık, önce ayrıcalığa sonra acıya dönüşür.

– Dilinde olanın, yaşamında yoktur.

– Neden ne kadar şikayet ediyorsanız, o kadar önemsiyorsunuz demektir.

– Dünyanın başına ne bela geliyorsa, dünya görüşü olanlardan geliyor!

Asıl trajedi, kimse böyle olsun istemezken, böyle olmasıdır.

Dram, yaşayan hariç herkesi zengin eder.

Alçağın sesi, yüksek çıkar.

Ruhun tembelliği, dili çalıştırır.

– Alçakgönüllü olacağız diye, alçakların içinde kaldık.

MEHTAP TERZİOĞLU

Manzaranın güzelliği, onun hüznünde saklıdır

AHMET RASİM

İnsanın hayatta yaptığı üç önemli şey vardır; doğmak, yaşamak ve ölmek. Doğumundan habersizdir, ölmeyi ızdırap haline getirir, yaşamayı ise unutur.

JEAN DE LA BRUYERE

Futbol, basit bir oyundur. Zor olan, basit oynamaktır.

JOHAN CRUYFF

Çanların, kimin için çalıyor olduğunu öğrenmeye çalışma hiç. Onlar senin için çalıyor!

JOHN DONNE

– Yolda kal, yoldaşsız kalma.

– Arayanlar bulamaz, bulanlar da aramaya devam eder.

Her iş, öncesinde düştür.

CUMA GÜMRÜK

– Verileri yorumlamak; bilgi. Bilginin; moral, ahlak, vicdan gibi sunulması ise bilgeliktir.

– Çocuk yapmak kolay, baba olmak zordur.

ALİ SAYDAM

– Her hatıra, aynı zamanda şiir ve hakikattir.

ERNST MACH

– Paranı yediriyorsan enayisin, yedirmiyorsan şerefsizsin, paran yok adam değilsin.

MEHMET İŞCEN

– Bazı insanlar tanıdıkça büyür, bazıları da tanıdıkça küçülür.

– Yalnız iyilik yapmak yetmez, iyiliği zerafetle yapmak da önemlidir.

DİDEROT

– Belki de bu dünya, başka bir gezegenin cehennemidir.

ALDOUS HUXLEY

– Ya “intihar” etmekten vazgeçmeli ya da yaşamaktan.

– Yapacak hiçbir şeyin kalmamışsa, ne yaparsan yap.

KING PURPLE

– Kalmak katlanmaktır, kabuslar ortasında gülümsemek ve iyiyim demek.

– Önemli olan hayatı uzatmak değil, derinleştirmektir.

HAKAN ALBAYRAK

– Suçluyu affeden hakim, kendini mahkum etmiş olur.

PUBLİUS SYRUS

– Tatmin edilemeyen tek şehvet, “bilgi şehveti”dir.

FATİH ALTAYLI

– İnsanlar, sınırlardan önemlidir.

V. HAVEL

– Varlıklı olmak, varolmak değildir.

ÇETİN ALTAN

– Her hatıra, aynı zamanda şiir ve hakikattir.

ERNST MACH

– Hiçbir şey, gerçeğin kendisinden daha şaşırtıcı değildir.

ERWİN KİRC

Aşk, imkansızın zaferi olduğunda doruğa ulaşır.

Aşk, insanı teyakkuzda tutmadığı vakit tavsamaya başlamıştır.

Aşk, sevgiliyi her gördüğünde yeniden doğmak sevincidir.

– Aşk anarşisttir, özgürlük ister.

BUKET UZUNER

– Kendine bir hoşça bak. Alemin özü, varlıkların gözbebeği olan insansın!

ŞEYH GALİP

– Yaşlanmaktan değil, yavaşlamaktan korkmalı.

NİLÜFER GÖLE

– Durmadan gideceksin, ne varsa bundandır. Bir yerde uzun süre kalma. Gece ile gündüz birbirini nasıl kovalıyorsa, sen de hayattan soğumamak için düşüncelerini onun üzerinde toplamaktan kaçın. Hayat üzerinde düşünmeye başladın mı bil ki, soğursun ondan.

MAKSİM GORKİ

– Hayat, küçük ölçeklerde de mükemmel olabilir.

L. JOHNSON

– Seni sürekli diğerlerinden farksız kılmaya çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermektir. Bu savaş bir kez başladı mı hiç bitmez.

E.H.CUMMING

“Seni seviyorum” demek, bazen bir vaat bazen de bir vedadır.

– İtiraf; daha suçlu olunan bir şeyi itiraf etmemek, gözden kaçırmak için yapılır.

DORİAN LEADER

Dualite; ontolojik değil, epistemolojiktir.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK

– Hep aç kalacağımızdan korktuğumuz için, aç kaldık.

Bir İran Filminden

– Kimse, hayat kadar sert vuramaz.

ROCKY BALBAO (“Rocky” filminden)

– İstesem de dört öğün yiyemem.

“BABA” Filminden

-İnsanı yaşlandıran geçip giden zamanın çokluğu değil, ideal yokluğudur. Yıllar cildi buruşturur fakat idealsizlik ruhu öldürür.

General MC ARTHUR

– Sahip olamayacakları şeyleri, yalnızca aptallar hayal eder.

KRAL ARTHUR 

– Bir konuda her şeyi, her konu da ise bir şeyler öğrenin.

Prof. Van DYKE

– İnsanlar ne kadar zeki olurlarsa olsun, sevdiği birinin sözüne aldanacak kadar, aptaldır aslında.

J. CHRİSTOPHE

– İnsanın öğretmeninin doğa, kitabının insanlık, okulunun yaşam olduğu birgün gelecek mi?

HALİL CİBRAN

– Savaş, büyük bir rant oluşturduğundan, barışı korumak da o denli zor olmaktadır.

TAYFUN TALİPOĞLU

– Sevgi ve bilgi, paylaşılarak büyür.

EMİNE ŞEN

– Huzur, vahdet sırrına erenindir.

UPANİŞADLAR

-Aydın ile sokak adamının inançları bir olabilir mi? Vedaların dışında, öteki dinlerin büyük hatası, bu gerçeği anlamamış olmalarıdır.

MAX MÜLLER

Düşünmeden okumak körletir, okumadan düşünmek yanıltır.

CLAİRVANY

-Yaşamak, gecenin tüm karanlığına rağmen buğulu bir cama güneşi çizebilmektir.

ÜLKÜ AKVARUP

– Avrupa’da insanlar tesadüfen ölür, biz de ise tesadüfen yaşarlar.

HASAN PULUR

– Hayal gücü olmayan insanın, kanatları yoktur.

– Siyah tenli olduğum için kendi ülkemde bu kadar aşağılanırken, bana hiçbir kötülüğü dokunmamış insanları (Wietnamlıları) neden öldüreyim ki!

MUHAMMED ALİ

– Ömür dediğin şey, yaştan ibaret değil, yaşadıklarından ibarettir.

İSHAK ALATON

– En büyük banka hesabın, yaptığın iyiliklerdir.

-İyilik bankası, insanın okyanusa attığı iyilikler toplamıdır.

– Oğlum sana bırakacağım en büyük miras, tavsiyelerimdir.

– Para, alkol gibidir, kazandıkça insanı şımartabilir, sarhoş edebilir. Aynı zamanda büyük para kaybı, insanı depresyona sokabilir. Bir işten para kazanınca hemen başka bir işe yatırma, parayı dinlendirmek gerekir.

– Kazandığın paranın gereken miktarını, yoksullara ver, yoksa sistem seni beslemez.

– Dürüstsen, projen doğruysa para gelir seni bulur. Çünkü, para da park edecek, güvenli bir yer arar.

– En büyük güç, para değildir. En güçlü olan, en çok dostu olandır.

– Senin gücün, seni seven dostlarının, enerjisinin toplamı kadardır.

UZEYİR GARİH

– Kuşkusuz en büyük önyargı, etrafımızdaki herkesi insan sanmamızdır.

– Önemli olan “iç güzelliği” deriz ama dışı lekeli karpuzu bile almayız.

CHARLES BUKOWSKİ

İLMİ

Pazar, Ağustos 31st, 2014

– Benim için küçük, insanlık için dev bir adım. (Aydaki ilk adımı için söylemiştir.)

NEİL ARMSTRONG

– Algılayan insana karşı, bağımsız bir dış dünyanın varlığı, bütün bilimlerin temelidir.

Kütle, yoğunlaşmış enerjiden başka birşey değildir.

– Hareketli bir cismin kütlesi, hareketiyle birlikte arttığına ve hareket bir enerji biçimi olduğuna göre, hareketli bir cismin kütle artışı, o cismin artan enerjisinden gelir. Açıkçası enerjinin kütlesi vardır:  “E = mc²”

Özdek; hareket, zaman ve mekandan ayrılamaz, o kendiliğinden devingen ve gelişkendir.

– Dünya ona zarar verenler yüzünden değil, buna hiçbir şey yapmadan bakanlar yüzünden, tehlikeli bir yerdir.

 ALBERT EINSTEIN

– İnsan yok olurmuş, olabilir ama dayanarak yok olalım. Yazgımız hiçlikse bile, bunu kendimiz haketmiş olmayalım.

OBERMAN

– Bütün savaşların sonunu getirecek silah bulundu (atom bombası).Bundan sonra kimse savaş açmaya cesaret edemez.

– Atom bombasını imal etmekle, bilim adamları günahkarlığı öğrendiler.

 OPPENHEİMER

– Her sorunun basit bir çözümü vardır, o da “yanlış”tır.

KARL POPER

 G.V.PLEKHANOV:

Formel mantık, realitede geçer değildir. Hareket, ayniyet ve çelişmezlik prensibine tabi değildir.Çünkü; madde hareketsiz, hareketsiz de madde olmaz. Bütün alemin esası bu hareketli maddedir. Hareket halindeki bir cisim, aynı zamanda hem burada hem de başka yerdedir..Hem vardır hem de yoktur. Bizzat bu değişmenin varlığı, gerçekte “çelişmezlik mantığı yerine”, “çelişme mantığı” veya diyalektiğin cari olduğunu gösterir.

Ya formel mantık doğrudur, o zaman realiteyi inkar etmeli ya da realite doğrudur, o zaman da formel mantık ilkelerinin geçerliliği yoktur.

Eğer mantığımız doğruysa, Zenon gibi hareketi inkar etmemiz gerekir.

———–***——–

– Teknoloji, sosyolojiyi değiştirir.

ABDULLAH ÇİFTÇİ

———-***————

-Eğer tüm evrende yaşam sadece dünyada varsa, bu çok büyük bir yer israfı olurdu.

– Yaşamın başlangıcını bir milyon yıl kabul edersek, insanlık tarihi sadece son bir kaç saniyeden ibaret olurdu.

– DNA’mızdaki nitrojen, dişlerimizdeki kalsiyum, kanımızdaki demir, elmalı turtamızdaki karbon çöken yıldızların içlerinde yapıldı. Bizler  yıldızların malzemesinden yapıldık.

– Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz zerresinin bir anlık efendileri oldular.

– Herşey, bir gün ışığı huzmesinin üzerinde asılı duran  o toz zerresinde (dünya) duruyor.

– Kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir.

Bizler evrenin kendisini düşünmesiyiz.

– İnanmak değil bilmek istiyorum.

CARL SAGAN

– Fizik tek başına “neden hiçbirşey değil de birşeyler var?” sorusuna yanıt bulamaz.

ROWAN WİLLİAMS

Ben, bilimi giderek daha iyi anladıkça, tanrıya daha fazla inanıyorum.

Prof. JOHN LENNOX

HEISENBERG İLKESİ (Belirsizlik İlkesi):

Kuantum fiziğinde, bir parçacığın yerini tespit ettiğimizde hızını, hızını tespit ettiğimiz de ise yerini tespit edemiyoruz.

***

– Evrim, tanrının yaratma biçimidir.

– Tabiat, çeşitlilik üretir.

– Kadınların trafikte iyi olmamaları,  trafiğin sadece erkek aklı ve davranışına göre yanlış dizayn edilmesindendir.

– Beynimizin tamamı çalışıyor ama potansiyelinin çok azını kullanıyoruz.

– Herşeyin nasıl olduğunu anlamak için, tanrının zihnini okumamız gerekir.

SİNAN CANAN

– Sizi mutsuz eden olayın kendisi değil, ona verdiğimiz tepkidir.

– Sizi uçuran rüzgar değil, ona karşı aldığınız pozisyondur.

– Kişi kendisi yapamadığında, başkasını eleştirerek kendisini iyi hisseder. Ebevenyler, çocuk başını masaya vurduğunda “tu kaka, pis masa” diye masayı suçlar. Bu aslında eğitim hatasıdır, bunun düzeltilmesi lazım.

NEVZAT TARHAN

—*—

 – Coğrafya kaderdir.

İBN-İ HALDUN

– İyiyi ve doğruyu düşünmek; insanlığın mutluluğu, barışı, özgürlüğü, mutlak ve değişmez gerçeklik değilse, kurtuluşa götüren yol değilse düşünceleriyle başka bir sonuca varmış olanlarla savaşmanın hiçbir anlamı yoktur.

– İtaatsizlik için bir insanın yalnızlığa, yanılgıya ve suça yönelik cesaretinin olması gerekir.

“Çocuksu aşk” sevildiğim için seviyorum, “olgun aşk” ise sevdiğim için seviliyorum.

-Kendilerine güvenmeyen insanlar, başkalarına güvenirler.

E. FROMM

– Yetişkinlik, ergenliğin bir fantezisidir.

– İnsan, doğuştan antisosyaldir. Toplum, fizyolojik ihtiyaçlarını karşıladığı oranda sosyalleşir.

-İnsan, “haz” arayışındadır.

FREUD

-İnsan, “üstünlük” arayışı içindedir.

ALFRED ADLER

-İnsan, “anlam” arayışı içindedir.

VİCTOR FRANKL

– İnsan, yediği şeydir.

L.FEURBACH

-Yediklerin ilacın, ilacın yediklerin olsun.

HİPPOCRATES

 – Yeterince ileri olan herhangi bir teknoloji, sihirden ayırdedilemez.

C. CLARKE

 – Sonsuzlukta her şey, başlangıçtır.

– Tanrıya inanmayan, dünyanın tüm suçunu üstlenmiş olur.

   ELİAS CANETTİ

 – Büyük patlamadan sonraki yarım saniye kimin umurunda!..Asıl çıldırtıcı olan, patlamadan yarım saniye öncesi…

FAY WELDON

– Robotlar o kadar akıllı olacak ki, doğaya hükmetmeye başlayacak. Sonunda insanlar, robotların bakıma muhtaç evcil hayvanları haline gelecek.

STEVE WOZNİAK (Apple ceosu)

 – Uzayda duran bir cisim, harekete geçirilmediği sürece, devinimsiz  olarak durur. Hareket halindeki bir cisim de, durdurulmadığı sürece devinime devam eder (atalet / eylemsizlik yasası).

 – Kütleler merkezkaç kuvveti nedeniyle birbirlerini hem çekerler hem de iterler.

 – İnsanlar köprü kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar.

NEWTON

– Hayallerini kendi gücüyle gerçekleştireceğine inanan insan; şevklidir, inançlıdır ve yaşama sevinci vardır.

Kişinin gelecekteki umudu, onun şimdiki gücünün kaynağıdır.

– İnsan, her zaman kendisinden daha güçlü bir bütünün parçası olmak ister.

– Canda özür yoktur, canın küçüğü büyüğü de olmaz.

– İnsanın eşi, hayatının en mahrem tanığıdır.

– İnsanların çoğu hayatı, “elalem ne der?” diye sürdüren, yaşamını sürekli başkası için tekrar eden, “kültür robotudur”.

– Sonsuz bir geçmişle, sonsuz bir geleceğin kesiştiği, tekrarı olmayacak olan “şu an”da bir arada bulunuyoruz. Öncelikle bu kıymetli anın kavranması, hayatı değerli kılar.

– Güçlü değilsen, güvensiz biri olarak görülüyorsun. Toplumda “güçlü olmak” daha önemli algılanıyor.

– Kim daha asık suratlı, gülmüyor, sert görünüyor, o, en yukarıda bulunuyor. Mevki sahibi olunca, böyle olmak gerekiyormuş gibi.

“Komşular ne der?” aşaması; ben düşünmem, sen ne karar verirsen ben onu yaparım. Birey aşaması; hiç tartışmam, ben karar veririm ve sen uygularsın. Biz aşaması; birlikte karar verir, birlikte yaşama geçirir ve uygularız.

DOĞAN CÜCELOĞLU

-Birçok şeyi düşünüp de bir hedefe yönelmemek, enerjisini boşa harcamaktır.

“Başkası ne der?” aşamasından, “ben” aşamasına doğru bir geçiş olmakta ancak birlikte bir şeyler başarabilmek için, “biz” olmamız gerekir.

– “Ben” aşamasında artan boşanmaların, azalması için de “biz” aşamasına geçmek gerekir.

Büyük liderler, başkalarının göremediğini gören ve diğerlerine de gösterebilen kişilerdir.

İnavasyon demek; zaman, bilgi ve enerjiyi yönetebilmek demektir. Özellikle enerji yönetimi, zamana yön vermektir.

“Kendine güvenen insan” değil, “özgüvenli olmak” önemlidir. Özgüvenli insan, içsel yolculuk yapan, kendinin farkında olan insandır.

Başarı, birlikte başarmayı başarmaktır. Özgüvenli insanlar, birlikte başarmayı, başaran insanlardır. İnsanlar; güvensiz olanlar, birey olanlar ve birlikte iş yapanlar olarak üçe ayrılırlar.

SİNAN YAMAN (YGA KURUCUSU)

– İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim.

ROBERT BOSCH

– Anlam, anlamlı etkinlikler sonucu oluşur.

– Hayatta 4 şey kaçınılmazdır:

– Her birimiz ve sevdiklerimiz adına ölümün kaçınılmazlığı,

– Yaşamımızı kendi irademizle biçimlendirme özgürlüğümüz,

– Nihai yalnızlığımız,

– Yaşamın belirgin bir anlamdan yoksun oluşu.

       IRVIN YALOM

– Her şey değişebilir, her şey tartışmaya açıktır. Ancak dinler, Marksistler, Stalin, Hitler bunu kabul etmiyor. Bir tek bilim her şeyi tartışmaya açar. Üstelik onda da amaç, tartışmanın sonucunda doğruyu bulmak değil, ona yaklaşmaktır. Bunu da yanlışları eleyerek yapar.

Porno sitelerinin ve filmlerinin ilk ve en önemli faydası, cinsellik konusunda bu eğitimi bireye görsel olarak vermesidir. Bu eğitimi almayanların, ne haltlar ettiklerini her gün gazetelerde okuyoruz; ırza geçme, namus cinayetleri, çocuklarla cinsel ilişkiye girme gibi sapıklıklar, adam gibi cinsel eğitim almamış ve bu nedenle tabiatın kendisine verdiği çiftleşme dürtüsünü kontrolden aciz erkeklerin yarattığı vahşet örnekleridir.

CELAL ŞENGÖR

– Çağdaş toplum, tek erkek ve tek kadın diye bir düzen icat etmiş. Monogami de insan icadıdır. Günlük yaşamda, tarih boyunca monogami olmamıştır. Monogaminin Grekçe kökeni, yaşam boyunca bir kez evlenmek anlamına geliyor. Kadın ve erkeğin evlilik dışında seksüel davranışlarına ilişkin bir şey içermiyor…

Ne tarihte ne doğada, ne erkek ne de kadın için tekeşlilik yok…Aslında gerçek tek eşliliğin aşkla, sevgiyle, toplumsal ahlak kurallarıyla ilgisi olabilececeğini fakat doğada olmadığını gösteriyor, gerisi söz.

DOĞAN KUBAN

– Usül bilmeden, vüsule erilmez (bir yere varılmaz).

ANONİM

“Kasabalılık” en berbat şeydir. Ne tam köylü ne de şehirli, ne olduğu belli değil. İstanbul da giderek “kasabalılaşıyor”.

İLBER ORTAYLI

SİYASİ

Pazar, Ağustos 31st, 2014

– Daha azını alabilmek için, daha fazlasını istemek gerekir.

KIZIL TUGAYLAR

– Yaşama hakkın, mücadele gücün kadardır.

“BARBOROS” ORUÇ REİS (Barbaros = Barba Rossa; kızıl sakal)

– Beylik makamı, ihtiras makamı değil, yüce Rabbimin ademoğluna verdiği ağır bir yüktür.

ARTUK BEY(“Diriliş” filminden)

– Hayali olmayanın, istikbali de yoktur.

– Cenk, ölmekle değil, düşmanlarımıza benzediğimiz gün kaybedilir.

ERTUĞRUL (“Diriliş” filminden)

– Aklı öldürürsen, ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde, millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün, adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün, devlet  de ölür.

FATİH SULTAN MEHMET

– En büyük suçlar, zorunlu olanı değil de fazlasını elde etmek için işlenir.

ARİSTOTELES

– Geleceğe güven, geçmişten kopmayı gerektirir.

– İnsanın gelişimi, tanrının yerine kendisini koyabilme çizgisindedir.

– Tanrı, sıradan insan entellektüelizminin göğe yansımasıdır.

– Tanrı, insan yaratılarının en kutsal olanıdır.

YALÇIN KÜÇÜK

 – Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik ama çok basit bir şeyi, kardeşçesine yaşamayı unuttuk.

– Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michalengelo’nun resim yaptığı, Bethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürülsün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, “burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş” desin.

MARTİN LUTHER KİNG

 – Bizler önemli işler yapmak için uğraşırken, şimdikiler sadece önemli olmak için çalışıyorlar.

MARGARET THATCHER

– Mutlu ülkelerde hükümet halktan korkar, mutsuz ülkeler de ise halk hükümetten korkar.

POPOVİC (“CANVAS” Lideri)

Minnettarlık, köpeklerin alışkanlığıdır.

– İki şeyden taviz verilmez; Moscova ve ordu.

– En büyük hatalarımdan birisi; imzaladığımız “Güvenlik İşbirliği Antlaşması”na Hitler’in sadık kalacağını düşünmemdir.

– Bir insanın ölümü dramatik, binlercesinin ki trajik, bir milyonun ölümü ise istatistiktir.

– Sovyet ordusunda geri çekilmek, ileri gitmekten daha çok yürek ister.

STALİN

– Düşmanını tamamen yok edersen, gün gelir kendi ellerinle yeniden yaratmak zorunda kalırsın.

– Kibir ve aptallık, aynı ağacın meyvesidir.

Atatürk, bir ulusun bütün araçlarından yoksun bırakılsa bile kendini kurtaracak araçları yaratabileceğini öğreten bir liderdir. Onun ilk talebesi Mussolini‘dir, ikinci talebesi de benim.

– İnsafsız olabiliriz ama Almanya’yı kurtardığımızda, dünya insaflı bir yer olacak.

Adaletsiz olabiliriz ama Almanya’yı kurtardığımızda, dünyaya adalet gelecek.

Ahlaksız olabiliriz ama Alman vatandaşlarını kurtardığımızda, dünya daha ahlaklı bir yer olacak.

HİTLER

– Bir yalanı ne kadar çok söylerseniz, gerçeğe dönüşür.

JOSPEH GOEBBELS

– Kriz anında “politik doğruculuk” yapılmaz. Ya bizdensin ya onlardan. Bu kadar basit.

ABDURRAHİM BOYNUKALIN (AKP M.V.)

Gerçek bir taş kadar sert, bir gonca kadar yumuşaktır.

– Uğrunda ölebileceğim pek çok dava var ama uğrunda insan öldürebileceğim tek bir dava bile yok.

– Önce seni görmezden gelirler, sonra alay ederler sonra seninle savaşırlar, sonunda sen kazanırsın.

– Zayıf insanlar affedemezler. Affetmek güçlülere has bir özelliktir.

GANDİ

– Hiçbir şey, gerçeğin ötesine geçemez.

GENERAL MacARTUR

– Dünyayı büyüsünden kurtarmak gerekir.

MAX WEBER

– Kendimizi bilmediğimiz için, dünyayı da anlamıyoruz.

AHMET HAMDİ TANPINAR

Kurtlarla beraber parçalayıp, kuzuyla ağlıyorlar.

ASLI KAZAN

İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır.

LORD ACTON

-Demokrasi, iki kurtla bir kuzunun öğle yemeğinde ne yeneceğini oylamasıdır. Özgürlük ise tam teçhizatlı bir kuzunun oylamaya karşı çıkmasıdır.

– Bütün insanlar üç sınıfa ayrılmıştır; hareket ettirilemeyenler, hareket ettirilebilenler ve hareket edenler.

– Küçük işlerle uğraşanlar, çoğu zaman büyük işleri göremeyecek hale gelirler.

BENJAMİN FRANKLİN

– Hukuk, iktidarın fahişesidir.

M.A.BAKUNİN

– Bu kadar cehalet, ancak tahsille mümkün olur.

– Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir.

Türkiye’de aydın geçinenler, “doğuya doğru” seyreden bir geminin güvertesinde, “batı yönünde” koşturarak batılılaştıklarını sanırlar.

CELAL YALINIZ (SAKALLI CELAL)

– Demokrasilerde halk, bütün yanlışları denedikten sonra doğruyu bulur.

-Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.

– Dün ile bugün arasında bir kavga çıkarsa, yarını kaybederiz.

-Türkiye, bir güç tespit edilerek hristiyan batının emrinde kullanılmalıdır. Ortadoğuda ve islam dünyasında Osmanlının boşluğunu doldurmasına asla izin verilmemelidir. Güçlenince ekonomik krizler, iç siyasi kavgalar hatta iç savaşlarla, bütün çareler tükenirse komşularıyla savaşa iterek güçlenmesi önlenmelidir.

– Dehalar yüzyılda bir gelir, o da (M.Kemal) maalesef Türklere nasib olmuştur.

– Bugün size kan, gözyaşı ve alın terinden başka birşey vaat edemem ancak bunları göze alırsak sonunda zafer bizim olacaktır.

– Yangınla itfaiyeci karşı karşıya geldiğinde, ben her zaman itfaiyecinin yanında taraf olurum.

W. CHURCHİLL

– Savaşın galibi yoktur, meydanı en son kim terk ederse o galiptir…

– Büyük devletlerle ilişki içinde olmak, ayıyla yatağa girmeye benzer. Uyurken bile gözünün biri açık olacak.

– Küçükler “emir aldık” der, büyükler “disiplin kalmadı” der.

– Devlet meseleleri, rakı masasında konuşulmaz.

– Eğer bir memlekette namuslular, namussuzlar kadar cesaret sahibi değiller ise o memleketin kurtulma ümidi yoktur.

– Biri kızınca diğeri susuyorsa, o evlilik devam eder.

– Ben, sizi belki aç bıraktım ama babasız bırakmadım.

– Yaşlanınca hafıza yavaşlar ama kavrayış da artar.

– Sizin için “istikbal” olan şeyler, benim için “mazi”dir.

İSMET İNÖNÜ

– Ölümlü bir kader paylaşan insanların, birbirlerine fazla kızmalarının bir anlamı yoktur.

– Negatif konularda demokratik hak olmaz, oylama da yapılmaz.

ERDAL İNÖNÜ

– Siyaset, hayattır.

– Şark, oturup beklemenin yeridir.

PEYAMİ SAFA

– En çok istediğinden vazgeçersen uzlaşmak istiyorsun, vazgeçemezsen uzlaşmak istemiyorsun demektir.

MUHARREM İNCE

– Bizdeki muhalefet, hükümeti düşürmek için, “vatan”ı bile düşürür.

NECİP FAZIL

– Parayı kontrol eden “din”i, her ikisini de kontrol eden “siyaset”i belirler.

RAMAZAN KURTOĞLU

– Sıkıp içinizi boşaltacağız, sonra da kendimizle dolduracağız.

– Medyayı kontrol eden, beyni de kontrol eder.

GEORGE ORWELL

– Zihinleri kontrol eden, dünyayı kontrol eder.

JİM KEİTH

– Vatanseverlik, alçakların son kalesidir.

SAMUEL JOHNSON

– Savaş, generallere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir.

GEORGES CLEMENCEAU

– Bir ülkeye diktayı yapanlar değil, “boyun eğenler” getirir.

BÜLENT ECEVİT

– İşinize dans ederek gitmiyorsanız, o işte başarılı olmanız mümkün değildir.

– İtibar; yirmi yılda kazanılır, beş dakikada kaybedilir.

WARREN BUFFET

– Önemli olan kedinin ak ya da kara olması değil, fareyi yakalamasıdır.

– İnsanların sosyal varlığı, düşüncelerini tayin eder. Öncü sınıfı temsil eden doğru düşünceler, yığınların içine girer girmez toplumu ve dünyayı değiştiren maddi bir kuvvet olabilirler.

– Herşeyi değiştiren, acıdan ve ölümden korkmayan bir nesil yetişecek.

– İktidar, silahların gölgesinde yeşerir.

MAO

– Dünya, iki hükümdar için küçüktür. Gökte nasıl bir tek tanrı varsa yerde de tek bir hükümdar olmalıdır.

TİMUR

– Herkes güçlüklere karşı göğüs gerebilir ancak, eline güç geçirdiğinde ne yapacağı o insanın karakterini gösterir.

– Bazı insanları her zaman kandırabilirsiniz. Herkesi bazen kandırabilirsiniz ama herkesi, her zaman kandıramazsınız.

ABRAHAM LİNCOLN

 – Bilmek, karşılaştırmak (mukayese etmek) demektir.

-…Kötülüklerin asıl kaynağı, yenileşme ve ilerlemenin yabancı yasa ve kurumları kabul ve ithal etmeye bağlı olduğuna inanmaktır.

– Bizde yeniden kurmak için yıkmaya, Batı da ise yıkılmaktan korumak için onarmaya çalışılır.

– Dinsizlik denilen şey, Latin dünyasının bir sapkınlığıdır.

– Başka ulusların egemenliği altına giren bir toplum toprağını değil, yasa ve geleneklerini yitirdiği için tutsaktır.

– Batı ülkelerinin toplumsal rahatsızlığı eşitsizlikten, Doğu islam ülkelerininki ise eşitlikten kaynaklanmaktadır.

– İslam toplumunda yüksek tabakalar demokrasiye, alt tabakalar ise aristokrasiye eğilim göstermektedirler.

Prens SAİD HALİM PAŞA (“Toplumsal Çözülme”)

– Bir köle olarak yaşamaktansa, bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir.

YILMAZ GÜNEY

– Burjuva kültürünün demokratlaşmasıyla, niteliği değişmeden çok sayıda insana ulaşıp yaygınlaşmasıyla, “mutlu azınlık kültürü” olmaktan çıkıp, “mutlu çoğunluk” kültürüne dönüşebilir.

T.S. ELİOT

– Dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendilerinde görmesiyle başlar.

– Başarılı bir liderin en önemli işlerinden biri, taraftarlarında muhteşem bir görev yaptıkları hayalini yaratmak suretiyle ölmenin ve öldürmenin acı gerçeğini perdelemektir.

ERİC HOFFER

– Okyanuslar tanrısı Neptün’dür; onun peygamberi Alfred Mahan’dır ve yeryüzündeki gerçek tek kilise Amerikan Donanması’dır.

HANRY L. STİMSON

– Beşikten mezara niçin gittiğimizi bilseydik, mektepden azad olmuş çocuklar gibi mutlu olurduk.

METTERLİNCH

– Başkalarını yargılamaya başlamadan önce, bazılarının hayata başlarken senin kadar talihli olmadığını unutma

SCOTT FİTZGERALD

– Daha önce hiç olmadığı kadar birinden etkilenmiş olabilirim. Bunu ilk ben söylerim, ilk de senden duymak isterim.

– Türkiye’nin geleceği “Avrupa Birliği” değil, Rusya, Çin ve Hindistan’ın üye olduğu “Şangay İşbirliği Örgütü” yani “Avrasya Topluluğu”dur.

– Kalkınmış ülkeler arasına girmek için, zaman kaybetmeden nükleer enerjiye de geçmeliyiz. Kalkınmış bütün ülkeler, nükleer enerjiye sahiptir.

ATİLLA İLHAN

Marxizm, toplumumuzun gerçeklerine uydurulacak yerde, toplumumuzu kafamızdaki yarım yırtık yani aptallığımızın marxizmine uydurmak istemişizdir…Memleketimizde, 50 yıllık Marxizm çabalamalarının içine düşürüldüğü durum, marxizmi tersine çevirdiğimizden ileri gelir…Değişen şartlara göre değişen tedbirler gerekir. Dogmatizm, değişen durumların karşısına eski gerçeklere göre alınmış tedbirlerle çıkmaktır. Dünyada değişmez gerçek yoktur…Batılı toplumlara benzemeyen doğulu toplumlarda durum daha da çapraşık sayılmalı, kesinliklerden, genellemelerden büsbütün kaçınılmalıdır. Bir durumun değiştirilebilmesi için onun genel gerçeklerini bilmek hiçbir işe yaramaz, özelliklerinden yola çıkılmadıkça hiçbir durum işe yaramaz.

Her ülkenin sosyalistleri, kendi yollarını kendileri bulmak daha açıkçası, kendi sosyalizmlerini kendileri yaratmak zorundadırlar.

KEMAL TAHİR

– Türkiye’de sağ soldur, sol da sağdır.

Kurtuluş savaşı, emperyalizme karşı kazanılmış bir savaş değildir.

İDRİS KÜÇÜKÖMER

Sol; ilericidir, enternasyonaldir, devrimcidir, hümanisttir. Bizde ise kendisi gibi düşünmeyene, yaşamayana tahammül edemeyen, “faşist solcular” var.

– Türkiye’nin koskoca bir tarihten, Osmanlıdan koparılarak sadece 80 yıllık bir Cumhuriyet tarihine mahkum edilmesi, herşeyden önce bu ülke insanına haksızlıktır.

– İnsanın istemediği birşeyi yapmaya zorlanmaması, kimseden birşey istiyor durumda olmaması, insana huzur veren, dünyadaki en güzel duygu.

SİNAN ÇETİN

İhtiyaçlar sınırlı, kaynaklar ise sınırsızdır. İhtiraslar, ihtiyaç değildir.

HAYDAR BAŞ (YTP BAŞKANI)

– İnsanları; ekmek, hürriyet ve emniyet arasında tercih yapmak zorunda bırakmamalı.

RIFAT HİSARCIKLIOĞLU

– Batı, monobilok bir yapı değildir. Birçok katmanlardan oluşmaktadır.

Uluslarüstü olarak, Batıdan daha iyi bir model yok. Her şeye rağmen demokratik, özgür ve örgütlü yapıların en çok geliştiği yapılar, Batıda bulunmaktadır.

AYŞE HÜR

Diktatörlük, günahı yasaklasa bile ahlaksızlıktır. Demokrasi, günaha izin verse bile ahlaklıdır. Ancak özgürce yapılan eylem, ahlaklıdır.

– “İyi insan olmak için, müslüman olmak gerekir” değil, “müslüman olabilmek için iyi insan olmak gerekir”.

– Geleceğimizi, geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız.

– Savaşa, büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip etmemekte serbestsiniz ama soykırımı unutmayın. Çünkü, unutulan soykırım tekrarlanır.

Kuran, “edebiyat” değil “hayat”tır. Ona bir “düşünme tarzı” değil, “yaşama tarzı” olarak bakılır.

– Öyle hareket et ki, davranışların herkes için geçerli olsun, ne sana göre ne de başkasına göre.

– Düşmana benzediğin an, savaşmanın anlamı kalmaz.

– Anlayış eksikliğinden, saldırganlığa sadece bir adım vardır.

– Kuran ve İslam, sadece hocalara bırakılamayacak kadar önemlidir.

– Her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey, düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.

– “Sırpların yaptığı katliam ve tecavüzlere sessiz kalmamalıyız” diyenlere; ” onlar bizim öğretmenlerimiz değiller” demiştir.

ALİYA İZZETBEGOVİÇ

– Kiminle savaşıyorsanız, onunla barışırsınız

ALEV ER

– İnsanların çoğunluğu, kendi yeteneklerini abartarak böbürlenirler…Her insan, kazanma şansını olduğundan büyük, kaybetme şansını ise olduğundan küçük görür.

ADAM SMİTH

Tam bağımsızlık, tam barbarlıktır. Çünkü; güçler dengesi gözetilmez.

– Bireysel özgürlük yoksa tam bağımsızlık da yoktur.

– Hem milliyetçi olacaksınız hem de antiemperyalist bu mümkün değil.

– Batı dışı dünya hakkında Marx ve Engels’in düşünceleri bütünüyle emperyalisttir…ABD’nin, Meksika’nın epeyce toprağını ilhak etmesiyle sonuçlanan savaşı Marx kendi cümleleriyle, “tembel ve çaresiz Meksikalılara karşı uygarlaşmanın lehine bir netice” olarak nitelemiş ve desteklemiştir.

Fransa’nın Cezayir’i işgali de “ilerleme ve uygarlık için önemli ve talihli bir olay”dı. Çünkü, “Bedeviler bir haydutlar ulusu” idi.

Marx, İngilizlerin Hindistan’ı işgalini de aynı mantıkla desteklemiştir. Çünkü Hint toplumsal hayatı, Marx’ın tabiriyle “değersiz, durağan ve bitkisel” idi.

RASİM OZAN KÜTAHYALI