Posts Tagged ‘F:ARİSTOTELES’

SİYASİ

Pazar, Ağustos 31st, 2014

-Biz Amerika olarak neden güçlüyüz, biliyor musunuz? Bizler içimizdeki hainleri hemen öldürürüz. Dünyanın birçok ülkesindeki hainleri ise önce kahraman yapar sonra da önemli yerlere getiririz.

HENRY KİSSİNGER

– Daha azını alabilmek için, daha fazlasını istemek gerekir.

KIZIL TUGAYLAR

– Yaşama hakkın, mücadele gücün kadardır.

“BARBOROS” ORUÇ REİS (Barbaros = Barba Rossa; kızıl sakal)

– Beylik makamı, ihtiras makamı değil, yüce Rabbimin ademoğluna verdiği ağır bir yüktür.

ARTUK BEY(“Diriliş” filminden)

– Hayali olmayanın, istikbali de yoktur.

– Cenk, ölmekle değil, düşmanlarımıza benzediğimiz gün kaybedilir.

ERTUĞRUL (“Diriliş” filminden)

– Aklı öldürürsen, ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde, millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün, adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün, devlet  de ölür.

FATİH SULTAN MEHMET

– En büyük suçlar, zorunlu olanı değil de fazlasını elde etmek için işlenir.

ARİSTOTELES

– Geleceğe güven, geçmişten kopmayı gerektirir.

– İnsanın gelişimi, tanrının yerine kendisini koyabilme çizgisindedir.

– Tanrı, sıradan insan entellektüelizminin göğe yansımasıdır.

– Tanrı, insan yaratılarının en kutsal olanıdır.

YALÇIN KÜÇÜK

 – Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik ama çok basit bir şeyi, kardeşçesine yaşamayı unuttuk.

– Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michalengelo’nun resim yaptığı, Bethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürülsün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, “burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş” desin.

MARTİN LUTHER KİNG

 – Bizler önemli işler yapmak için uğraşırken, şimdikiler sadece önemli olmak için çalışıyorlar.

MARGARET THATCHER

– Mutlu ülkelerde hükümet halktan korkar, mutsuz ülkeler de ise halk hükümetten korkar.

POPOVİC (“CANVAS” Lideri)

Minnettarlık, köpeklerin alışkanlığıdır.

– İki şeyden taviz verilmez; Moscova ve ordu.

– En büyük hatalarımdan birisi; imzaladığımız “Güvenlik İşbirliği Antlaşması”na Hitler’in sadık kalacağını düşünmemdir.

– Bir insanın ölümü dramatik, binlercesinin ki trajik, bir milyonun ölümü ise istatistiktir.

– Sovyet ordusunda geri çekilmek, ileri gitmekten daha çok yürek ister.

STALİN

– Düşmanını tamamen yok edersen, gün gelir kendi ellerinle yeniden yaratmak zorunda kalırsın.

– Kibir ve aptallık, aynı ağacın meyvesidir.

Atatürk, bir ulusun bütün araçlarından yoksun bırakılsa bile kendini kurtaracak araçları yaratabileceğini öğreten bir liderdir. Onun ilk talebesi Mussolini‘dir, ikinci talebesi de benim.

– İnsafsız olabiliriz ama Almanya’yı kurtardığımızda, dünya insaflı bir yer olacak.

Adaletsiz olabiliriz ama Almanya’yı kurtardığımızda, dünyaya adalet gelecek.

Ahlaksız olabiliriz ama Alman vatandaşlarını kurtardığımızda, dünya daha ahlaklı bir yer olacak.

HİTLER

– Bir yalanı ne kadar çok söylerseniz, gerçeğe dönüşür.

JOSPEH GOEBBELS

– Kriz anında “politik doğruculuk” yapılmaz. Ya bizdensin ya onlardan. Bu kadar basit.

ABDURRAHİM BOYNUKALIN (AKP M.V.)

Gerçek bir taş kadar sert, bir gonca kadar yumuşaktır.

– Uğrunda ölebileceğim pek çok dava var ama uğrunda insan öldürebileceğim tek bir dava bile yok.

– Önce seni görmezden gelirler, sonra alay ederler sonra seninle savaşırlar, sonunda sen kazanırsın.

– Zayıf insanlar affedemezler. Affetmek güçlülere has bir özelliktir.

GANDİ

– Hiçbir şey, gerçeğin ötesine geçemez.

GENERAL MacARTUR

– Dünyayı büyüsünden kurtarmak gerekir.

MAX WEBER

– Kendimizi bilmediğimiz için, dünyayı da anlamıyoruz.

AHMET HAMDİ TANPINAR

Kurtlarla beraber parçalayıp, kuzuyla ağlıyorlar.

ASLI KAZAN

İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır.

LORD ACTON

-Demokrasi, iki kurtla bir kuzunun öğle yemeğinde ne yeneceğini oylamasıdır. Özgürlük ise tam teçhizatlı bir kuzunun oylamaya karşı çıkmasıdır.

– Bütün insanlar üç sınıfa ayrılmıştır; hareket ettirilemeyenler, hareket ettirilebilenler ve hareket edenler.

– Küçük işlerle uğraşanlar, çoğu zaman büyük işleri göremeyecek hale gelirler.

BENJAMİN FRANKLİN

– Hukuk, iktidarın fahişesidir.

M.A.BAKUNİN

– Bu kadar cehalet, ancak tahsille mümkün olur.

– Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir.

Türkiye’de aydın geçinenler, “doğuya doğru” seyreden bir geminin güvertesinde, “batı yönünde” koşturarak batılılaştıklarını sanırlar.

CELAL YALINIZ (SAKALLI CELAL)

– Demokrasilerde halk, bütün yanlışları denedikten sonra doğruyu bulur.

-Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.

– Dün ile bugün arasında bir kavga çıkarsa, yarını kaybederiz.

-Türkiye, bir güç tespit edilerek hristiyan batının emrinde kullanılmalıdır. Ortadoğuda ve islam dünyasında Osmanlının boşluğunu doldurmasına asla izin verilmemelidir. Güçlenince ekonomik krizler, iç siyasi kavgalar hatta iç savaşlarla, bütün çareler tükenirse komşularıyla savaşa iterek güçlenmesi önlenmelidir.

– Dehalar yüzyılda bir gelir, o da (M.Kemal) maalesef Türklere nasib olmuştur.

– Bugün size kan, gözyaşı ve alın terinden başka birşey vaat edemem ancak bunları göze alırsak sonunda zafer bizim olacaktır.

– Yangınla itfaiyeci karşı karşıya geldiğinde, ben her zaman itfaiyecinin yanında taraf olurum.

W. CHURCHİLL

– Savaşın galibi yoktur, meydanı en son kim terk ederse o galiptir…

– Büyük devletlerle ilişki içinde olmak, ayıyla yatağa girmeye benzer. Uyurken bile gözünün biri açık olacak.

– Küçükler “emir aldık” der, büyükler “disiplin kalmadı” der.

– Devlet meseleleri, rakı masasında konuşulmaz.

– Eğer bir memlekette namuslular, namussuzlar kadar cesaret sahibi değiller ise o memleketin kurtulma ümidi yoktur.

– Biri kızınca diğeri susuyorsa, o evlilik devam eder.

– Ben, sizi belki aç bıraktım ama babasız bırakmadım.

– Yaşlanınca hafıza yavaşlar ama kavrayış da artar.

– Sizin için “istikbal” olan şeyler, benim için “mazi”dir.

İSMET İNÖNÜ

– Ölümlü bir kader paylaşan insanların, birbirlerine fazla kızmalarının bir anlamı yoktur.

– Negatif konularda demokratik hak olmaz, oylama da yapılmaz.

ERDAL İNÖNÜ

– Siyaset, hayattır.

– Şark, oturup beklemenin yeridir.

PEYAMİ SAFA

– En çok istediğinden vazgeçersen uzlaşmak istiyorsun, vazgeçemezsen uzlaşmak istemiyorsun demektir.

MUHARREM İNCE

– Bizdeki muhalefet, hükümeti düşürmek için, “vatan”ı bile düşürür.

NECİP FAZIL

– Parayı kontrol eden “din”i, her ikisini de kontrol eden “siyaset”i belirler.

RAMAZAN KURTOĞLU

– Sıkıp içinizi boşaltacağız, sonra da kendimizle dolduracağız.

– Medyayı kontrol eden, beyni de kontrol eder.

GEORGE ORWELL

– Zihinleri kontrol eden, dünyayı kontrol eder.

JİM KEİTH

– Vatanseverlik, alçakların son kalesidir.

SAMUEL JOHNSON

– Savaş, generallere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir.

GEORGES CLEMENCEAU

– Bir ülkeye diktayı yapanlar değil, “boyun eğenler” getirir.

BÜLENT ECEVİT

– İşinize dans ederek gitmiyorsanız, o işte başarılı olmanız mümkün değildir.

– İtibar; yirmi yılda kazanılır, beş dakikada kaybedilir.

WARREN BUFFET

– Önemli olan kedinin ak ya da kara olması değil, fareyi yakalamasıdır.

– İnsanların sosyal varlığı, düşüncelerini tayin eder. Öncü sınıfı temsil eden doğru düşünceler, yığınların içine girer girmez toplumu ve dünyayı değiştiren maddi bir kuvvet olabilirler.

– Herşeyi değiştiren, acıdan ve ölümden korkmayan bir nesil yetişecek.

– İktidar, silahların gölgesinde yeşerir.

MAO

– Dünya, iki hükümdar için küçüktür. Gökte nasıl bir tek tanrı varsa yerde de tek bir hükümdar olmalıdır.

TİMUR

– Herkes güçlüklere karşı göğüs gerebilir ancak, eline güç geçirdiğinde ne yapacağı o insanın karakterini gösterir.

– Bazı insanları her zaman kandırabilirsiniz. Herkesi bazen kandırabilirsiniz ama herkesi, her zaman kandıramazsınız.

ABRAHAM LİNCOLN

 – Bilmek, karşılaştırmak (mukayese etmek) demektir.

-…Kötülüklerin asıl kaynağı, yenileşme ve ilerlemenin yabancı yasa ve kurumları kabul ve ithal etmeye bağlı olduğuna inanmaktır.

– Bizde yeniden kurmak için yıkmaya, Batı da ise yıkılmaktan korumak için onarmaya çalışılır.

– Dinsizlik denilen şey, Latin dünyasının bir sapkınlığıdır.

– Başka ulusların egemenliği altına giren bir toplum toprağını değil, yasa ve geleneklerini yitirdiği için tutsaktır.

– Batı ülkelerinin toplumsal rahatsızlığı eşitsizlikten, Doğu islam ülkelerininki ise eşitlikten kaynaklanmaktadır.

– İslam toplumunda yüksek tabakalar demokrasiye, alt tabakalar ise aristokrasiye eğilim göstermektedirler.

Prens SAİD HALİM PAŞA (“Toplumsal Çözülme”)

– Bir köle olarak yaşamaktansa, bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir.

YILMAZ GÜNEY

– Burjuva kültürünün demokratlaşmasıyla, niteliği değişmeden çok sayıda insana ulaşıp yaygınlaşmasıyla, “mutlu azınlık kültürü” olmaktan çıkıp, “mutlu çoğunluk” kültürüne dönüşebilir.

T.S. ELİOT

– Dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendilerinde görmesiyle başlar.

– Başarılı bir liderin en önemli işlerinden biri, taraftarlarında muhteşem bir görev yaptıkları hayalini yaratmak suretiyle ölmenin ve öldürmenin acı gerçeğini perdelemektir.

ERİC HOFFER

– Okyanuslar tanrısı Neptün’dür; onun peygamberi Alfred Mahan’dır ve yeryüzündeki gerçek tek kilise Amerikan Donanması’dır.

HANRY L. STİMSON

– Beşikten mezara niçin gittiğimizi bilseydik, mektepden azad olmuş çocuklar gibi mutlu olurduk.

METTERLİNCH

– Başkalarını yargılamaya başlamadan önce, bazılarının hayata başlarken senin kadar talihli olmadığını unutma

SCOTT FİTZGERALD

– Daha önce hiç olmadığı kadar birinden etkilenmiş olabilirim. Bunu ilk ben söylerim, ilk de senden duymak isterim.

– Türkiye’nin geleceği “Avrupa Birliği” değil, Rusya, Çin ve Hindistan’ın üye olduğu “Şangay İşbirliği Örgütü” yani “Avrasya Topluluğu”dur.

– Kalkınmış ülkeler arasına girmek için, zaman kaybetmeden nükleer enerjiye de geçmeliyiz. Kalkınmış bütün ülkeler, nükleer enerjiye sahiptir.

ATİLLA İLHAN

Marxizm, toplumumuzun gerçeklerine uydurulacak yerde, toplumumuzu kafamızdaki yarım yırtık yani aptallığımızın marxizmine uydurmak istemişizdir…Memleketimizde, 50 yıllık Marxizm çabalamalarının içine düşürüldüğü durum, marxizmi tersine çevirdiğimizden ileri gelir…Değişen şartlara göre değişen tedbirler gerekir. Dogmatizm, değişen durumların karşısına eski gerçeklere göre alınmış tedbirlerle çıkmaktır. Dünyada değişmez gerçek yoktur…Batılı toplumlara benzemeyen doğulu toplumlarda durum daha da çapraşık sayılmalı, kesinliklerden, genellemelerden büsbütün kaçınılmalıdır. Bir durumun değiştirilebilmesi için onun genel gerçeklerini bilmek hiçbir işe yaramaz, özelliklerinden yola çıkılmadıkça hiçbir durum işe yaramaz.

Her ülkenin sosyalistleri, kendi yollarını kendileri bulmak daha açıkçası, kendi sosyalizmlerini kendileri yaratmak zorundadırlar.

KEMAL TAHİR

– Türkiye’de sağ soldur, sol da sağdır.

Kurtuluş savaşı, emperyalizme karşı kazanılmış bir savaş değildir.

İDRİS KÜÇÜKÖMER

Sol; ilericidir, enternasyonaldir, devrimcidir, hümanisttir. Bizde ise kendisi gibi düşünmeyene, yaşamayana tahammül edemeyen, “faşist solcular” var.

– Türkiye’nin koskoca bir tarihten, Osmanlıdan koparılarak sadece 80 yıllık bir Cumhuriyet tarihine mahkum edilmesi, herşeyden önce bu ülke insanına haksızlıktır.

– İnsanın istemediği birşeyi yapmaya zorlanmaması, kimseden birşey istiyor durumda olmaması, insana huzur veren, dünyadaki en güzel duygu.

SİNAN ÇETİN

İhtiyaçlar sınırlı, kaynaklar ise sınırsızdır. İhtiraslar, ihtiyaç değildir.

HAYDAR BAŞ (YTP BAŞKANI)

– İnsanları; ekmek, hürriyet ve emniyet arasında tercih yapmak zorunda bırakmamalı.

RIFAT HİSARCIKLIOĞLU

– Batı, monobilok bir yapı değildir. Birçok katmanlardan oluşmaktadır.

Uluslarüstü olarak, Batıdan daha iyi bir model yok. Her şeye rağmen demokratik, özgür ve örgütlü yapıların en çok geliştiği yapılar, Batıda bulunmaktadır.

AYŞE HÜR

Diktatörlük, günahı yasaklasa bile ahlaksızlıktır. Demokrasi, günaha izin verse bile ahlaklıdır. Ancak özgürce yapılan eylem, ahlaklıdır.

– “İyi insan olmak için, müslüman olmak gerekir” değil, “müslüman olabilmek için iyi insan olmak gerekir”.

– Geleceğimizi, geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız.

– Savaşa, büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip etmemekte serbestsiniz ama soykırımı unutmayın. Çünkü, unutulan soykırım tekrarlanır.

Kuran, “edebiyat” değil “hayat”tır. Ona bir “düşünme tarzı” değil, “yaşama tarzı” olarak bakılır.

– Öyle hareket et ki, davranışların herkes için geçerli olsun, ne sana göre ne de başkasına göre.

– Düşmana benzediğin an, savaşmanın anlamı kalmaz.

– Anlayış eksikliğinden, saldırganlığa sadece bir adım vardır.

– Kuran ve İslam, sadece hocalara bırakılamayacak kadar önemlidir.

– Her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey, düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.

– “Sırpların yaptığı katliam ve tecavüzlere sessiz kalmamalıyız” diyenlere; ” onlar bizim öğretmenlerimiz değiller” demiştir.

ALİYA İZZETBEGOVİÇ

– Kiminle savaşıyorsanız, onunla barışırsınız

ALEV ER

– İnsanların çoğunluğu, kendi yeteneklerini abartarak böbürlenirler…Her insan, kazanma şansını olduğundan büyük, kaybetme şansını ise olduğundan küçük görür.

ADAM SMİTH

Tam bağımsızlık, tam barbarlıktır. Çünkü; güçler dengesi gözetilmez.

– Bireysel özgürlük yoksa tam bağımsızlık da yoktur.

– Hem milliyetçi olacaksınız hem de antiemperyalist bu mümkün değil.

– Batı dışı dünya hakkında Marx ve Engels’in düşünceleri bütünüyle emperyalisttir…ABD’nin, Meksika’nın epeyce toprağını ilhak etmesiyle sonuçlanan savaşı Marx kendi cümleleriyle, “tembel ve çaresiz Meksikalılara karşı uygarlaşmanın lehine bir netice” olarak nitelemiş ve desteklemiştir.

Fransa’nın Cezayir’i işgali de “ilerleme ve uygarlık için önemli ve talihli bir olay”dı. Çünkü, “Bedeviler bir haydutlar ulusu” idi.

Marx, İngilizlerin Hindistan’ı işgalini de aynı mantıkla desteklemiştir. Çünkü Hint toplumsal hayatı, Marx’ın tabiriyle “değersiz, durağan ve bitkisel” idi.

RASİM OZAN KÜTAHYALI

ARİSTOTELES

Salı, Haziran 2nd, 2009

  ARİSTOTELES (İ.Ö. 384 – 322) :

 

ESERLERİ:

1-Organon, 2. Fizik, 3. Metafizik, 4. Nikhomakhosa ethik, 5. Politika,  6. Poetika,   7. Retorika

 

VARLIĞA ONTOLOJİK YAKLAŞIMI:

 

1-Harmonim; adları aynı özleri farklıdır. Örneğin iki insanın adları aynı olabilir ama özleri farklıdır.

2-Simonimler; hem adları hem de özlerinin tanımı ortak. Örneğin:

Hayvan; a) insan b)öküz, her ikisinin de adları ve tanımları aynıdır. Aynı türdendirler fakat faklı cinstendirler.

3-Paranim; isme dayanan, isimden türetilenlerdir. Örneğin; gramerden, gramerci.

 

Formları aynı olup, anlamları faklı olanlar da 3’e ayrılır:

 1. Varlıkların kimi bir özneye yüklenir. Fakat yüklenen, hiçbir zaman öznede bulunmaz.

Örneğin; ‘Ahmet insandır’. Burada özneye insanı yüklüyoruz. Ancak onda bu bulunmaz yani, hiçbir zaman ‘insan Ahmet’dir olmaz. Özneden ayrı olarak varolmayan ‘insan’ şeydir. Beyaz kendi başına beyaz değildir, özneye bağlıdır.

‘Ahmet beyazdır’ ama ‘beyaz Ahmet’ değildir.

 

 2. Kimileri de bir öznede bulunur hem de özneye yüklenir.

Örneğin, ‘Tebeşir beyazdır’ tebeşire beyazlığı yüklüyoruz.

 

3.Kimi varolanlar ise, ne bir özne de bulunur ne de yüklenir.

     Örneğin, Sokrates’e ne kendinden başka bir şey yükleyebiliriz ne de                   

    Sokrates’i bir başka şeye yükleyebiliriz.

    ‘Sokrates insandır’ dediğimizde ‘insan’ Sokrates’de bulunmadığı gibi ona insanı yükleyemeyiz de. Çünkü; ‘insan’ı ancak ‘hayvan’a yükleyebiliriz, insan da bir hayvandır:

    Hayvan-İnsan-Bir insan (Sokrates). Bir insan, hem insan hem de hayvandır.

 

    Aristoteles, hiçbir bağlantıya göre söylenmeyen, yalnız başına varolan şeylere de Kategori/ Ousia diyor. Bunlar da 10 tanedir.

   Ousia; hiçbir bağlantıya göre söylenmeyen şeylerin her biri. Ya bir öz, nicelik, nitelik, etkinlik, edilginlik, sahip olmak, zaman, yer, ilişki ya da bir durum. Ousia, bir insan, bir addır. Ousialar, yalnız başına kendi kendilerine varolanlardır. Sayı olarak bir ve aynı kalırken, karşıt nitelikler alabilirler. Bir şey bir zaman sıcak, bir zaman da soğuk olabilir.

  Birinci ousialar; ne bir özneye yüklenir ne de bir özne de bulunur.

  İkinci ousialar; bir insan ya da bir hayvanın türü.

 

 Ousia, 1. Varlık; varolmaya ait sorular:

                          a)Varolma nedir?

                        b)Bir şeyin varolması nedir?

                        Varolana ait sorular:

                        a)Varolanın yapısı nedir?

                        b)Bir varolanın, o varolan olması ne demektir?

         2. Nelik; bir şeyin ne olduğu.

 

Varolma nedir? Sorusu 3 ayrı varlık tarzını ifade ediyor:

1-Dynomia; olnak halinde varolma. Madde; olanak halinde varolmadır.

2-Entelegheia; amacını kendi içinde taşıyan varolma. Eidos; biçim, tür,nelik.

3-Energia; etkin halde varolma. Snylon; cisimler, bütünsel tekler.

 

Bir şeyin varolması/ yapısı; madde ve eidostur.

 

Ousialar nedir?

*Teklerdir; tek olarak varolan 1. ousialar(kendisine yükleniyor)

*Eidos; 2. ousialar (canlı gösterdiği bir şey var).

*Genus; cinsler ve genel kavramlar (gösterdiği sadece kavramlar).

 

İki tür akıl yürütme vardır:

1-Diyalektik; temelinde kavramlar var onun için bizi doğru yola götürmez.

2-Apodietektik; temelinde ousialar var. Bizi doğru yola bu götürür.

 

VARLIK GÖRÜŞÜ YA DA METAFİZİĞİ:

 

 Deney; aynı çeşit şeylerin kişideki kalıntısıdır. Sanatsa, deneyin üstüne çıkmaktır. Deney; tekin bilgisi, sanatsa; genelin bilgisidir.

Deney sahibi, bir şeyin ne olduğunu bilir ama neden ve niçinini bilmez.

Sanat erbabı, bir şeyin ne olduğunu da, neden olduğunu da bilir. Sanatçı, işçiden bu fark nedeniyle üstündür.

 Bilgelik; bazı nedenleri (episteme) ve bazı ilkeleri (arkhe) konu alan bir bilimdir.

Her şeyin tek tek ne olduğunu bilmez ama o teklerin nedenlerini ve ilkelerini bilir.   Bilge kişi, kendisine yasalar konulan değil, kendisi yasalar koyan, buyuran kişidir.

Öğrenmek, her şeyin nedenlerini belirtmektir.

Bilmek, kendileri için bilmek ve anlamaktır. Bir şey de kullanmak için, işe yarasın diye bilmektir.

Töz, bir şeyde sürekli bulunandır.

Proto philisophia (ilk felsefe/ metafizik); bu bilim ilk nedenleri ve arkheleri birleştirir. Bunları bilen neden ve niçinleri de bilir. Tek teklere değil genelin bilgisine sahip olur.

 Bu bilim; 1. varlık olmak bakımından varlığı inceliyor. Varlığı parçalamadan bir bütün olarak ele alıyor.

               2.Varlığın ana özelliklerini, onda özü gereği öyle yapan şeyleri inceliyor.

 Özetle bu bilim (ilk felsefe); varolmak bakımından varlığı ve onda sürekli bulunan ana özellikleri inceliyor.

 

Aristoteles’e göre bir şey var dediğimizde 3 şey akla gelir:

1-Bazı şeyler ousia oldukları için vardır.

2-Bazıları ousialara maruz kaldıkları için vardır.

3-Bazı şeyler ise ousialara götüren yol oldukları vardır.

 

Arstoteles’de, ‘arkhenin’ anlamları:

-İlke; bir şeyin kendisinden hareket etmeye başlayan ilk noktasıdır. Örneğin, bir doğrunun başlangıcı gibi.

-Bir işe başlanırken, o iş en iyi nasıl yapılır.

-İlk şey; bir evin temeli, insanın kalbi gibi. Baba ve anne çocuğun arkhesidir.

-İradesiyle bir şeyi değiştirip yeni bir şey başlatmak.

-İlk önermelerde bir şeyin bilgisinin kendisinden başladığı şey. Bilgilerin dayandığı ilkler, ilk önermeler vardır.

 

Arkheler, bir şeyin olduğu, geldiği ya da bilindiği ilktirler.

Her neden bir arkhedir. Yukarıdakilerin diğerlerinden tek farkı ilk olmalarıdır.

Neden; bir şeyin bir parçası, ondan yapılan şey. Örneğin, heykelin nedeni, bir madeni tunçtur.

Ereksel neden; heykelin niçin yapıldığı.

Neden çeşitleri, 1-Formel neden

                          2-Maddesel neden

                          3-Hareket ettirici neden

                          4-Ereksel neden

Aristoteles’in yaptığı iş; kavramları kritik etmesidir.

 

ETİK GÖRÜŞÜ

 

Nikhamakhosa Etiği:

 

 Her eylem, her sanat ulaşmak istediği bir hedefe  doğru gider. Bu hedefte ‘iyi’nin ta kendisidir. Mutluluk bu hedefe ulaşmakla ortaya çıkar.

  O halde mutluluk ne? Ona göre ruhun tam erdeme göre etkinliğidir.

 Peki erdem ne? Ruhun akla göre etkinliğidir.

 Peki, ruh ne, akıl ne?

Aristoteles’e göre insan; 1. Beden 2. Ruh

Ruh, 1.  Akıldan yoksun yan, a) Arzulayan yan, b) Bitkisel yan

      2. Akla sahip olan yan, a) Geleceğe ait çıkarımlar yapan, başka türlü olamayacak olanları bilen yan (episteme).

          b) Başka türlü olabilecek olanları bilen yan.

 

Erdemler:

a)     Dionaronun/ düşünce yetisinin, zihinsel erdemleri.

b)    Ethosun/ moralin, karakterin erdemleri.

 Huylar, alışkanlıklarla edinilir. Erdemler de böyle edinilir. Erdem, orta olandır. Erdemli olmak da ethos da ortayı bulmaktır. İki uç arasında orta/ mezotesdir.

     Entelektüel erdemler:

1-Sanat; meydana gelme, yeni bir şey yapmakla ilgili. Objesi raslantısal yani başka türlü olabilendir.

2-Episteme; Aristo’da kanıtlama yapabilmedir. Objesi zorunludur.

3-Pratik bilgelik (phoronesis); eylemde olmayla ilgilidir, öğretilemez.

4-Felsefi bilgelik (sophia); nous ile birleşmiş epistemedir.

5-Sezgisel akıl (nous); arkheleri obje edinmiştir. Herşeyin ilki ne onu bilir.

 

Bunlar yeti sonucu ortaya çıkan şeylerdir.